SON DAKİKA

#Psikolojik Travma

HABER DEĞER - Psikolojik Travma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Psikolojik Travma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Suriye’de mezhep gerilimi: Alevi kadınlara yönelik kaçırma ve cinsel şiddet iddiaları Haber

Suriye’de mezhep gerilimi: Alevi kadınlara yönelik kaçırma ve cinsel şiddet iddiaları

Suriye’nin batısındaki Lazkiye vilayetinde ve çevresinde, çoğu Alevi mezhebine mensup kadınlara yönelik kaçırma ve cinsel şiddet iddiaları kamuoyunda derin endişe yaratıyor. BBC Dünya Servisi’ne konuşan mağdurlar ve aileleri, Aralık 2024’te Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından kaçırılma vakalarında artış yaşandığını öne sürüyor. Suriye İçişleri Bakanlığı ise bildirilen vakaların büyük bölümünün “gerçek kaçırma” olmadığını savunuyor. Kaçırma ve şiddet iddiaları art arda geldi Güvenlik gerekçesiyle adı değiştirilen Ramia, Lazkiye’de ailesiyle piknik hazırlığı yaparken silahlı kişiler tarafından zorla araca bindirildiğini anlattı. Kendilerini güvenlik güçleri olarak tanıtan kişilerin mezhebine ilişkin sorular sorduktan sonra kendisine şiddet uyguladığını ve iki gün boyunca alıkoyduğunu söyledi. Ramia, bu süreçte intihar girişiminde bulunduğunu ve ağır psikolojik travma yaşadığını belirtti. Benzer şekilde 30’lu yaşlarında bir anne olan Nesma da köyünden alınarak günlerce tutulduğunu ve cinsel saldırıya uğradığını iddia etti. Ailelerin anlatımlarına göre bazı kadınlar haftalarca alıkonuldu, bazıları ise kamuoyu baskısı sonrası serbest bırakıldı. Sivil toplum kuruluşları en az 80 kayıp ihbarı aldı Kadın hakları savunucusu Suriye Feminist Lobisi (SFL), ailelerden, medyadan ve diğer kaynaklardan 80’den fazla kayıp ihbarı aldıklarını, bunların 26’sını kaçırma olarak doğruladıklarını açıkladı. Kuruluşa göre kayıp bildirilen kadınların neredeyse tamamı, Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan Alevi mezhebine mensup. Uluslararası Af Örgütü de Temmuz ayında, yaşları üç ile 40 arasında değişen en az 36 Alevi kadın ve kız çocuğunun kaçırıldığına dair güvenilir ihbarlar aldığını duyurdu. Yetkililer iddiaların çoğunu reddediyor Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı Genel Güvenlik Servisi, Kasım ayında yaptığı açıklamada bildirilen 42 vakadan yalnızca birinin “gerçek kaçırma” olduğunu, diğerlerinin gönüllü kaçış, aile içi sorunlar veya asılsız iddialar olduğunu savundu. Bakanlık, ihbarları ciddiyetle ele aldığını belirtse de mağdur aileler soruşturmalarda ilerleme kaydedilmediğini söylüyor. İsminin açıklanmasını istemeyen bir güvenlik kaynağı ise bazı kaçırma vakalarına güvenlik birimlerinden kişilerin de karışmış olabileceğini ve bazı görevlilerin görevden alındığını iddia etti. Mezhep gerilimi ve cezasızlık endişesi Mart ayında batı Suriye’de yaşanan mezhep çatışmalarında 1400’den fazla kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti. İnsan hakları savunucuları, mevcut güvenlik ortamının ve cezasızlık algısının, özellikle Alevi kadınlar arasında korku yarattığını ifade ediyor. Almanya’da yaşayan Suriyeli insan hakları aktivisti Yamen Hüseyin, bazı vakaların “yenilmiş tarafın istismarı” anlayışıyla ideolojik bir zemine oturabileceğini, ancak genel cezasızlık ortamının farklı grupları da suça teşvik edebileceğini belirtiyor. Travma ve suskunluk sürüyor BBC’ye konuşan aileler, hem güvenlik gerekçesiyle hem de sosyal damgalanma korkusuyla yaşadıklarını kamuoyuna açıklamaktan çekindiklerini dile getiriyor. Bazı kadınların evliliklerinin sona erdiği, bazılarının ise okula ve gündelik yaşama dönmeye çalıştığı aktarılıyor. Ramia yaşadığı travmayı “Uykumda çığlık atıyorum” sözleriyle anlatırken, adalet aramanın kendilerini daha fazla tehlikeye atabileceğinden endişe ettiklerini ifade ediyorlar. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Müge Anlı’ya canlı yayında kan donduran itiraf: Ercan kızımı gözümün önünde öldürdü Haber

Müge Anlı’ya canlı yayında kan donduran itiraf: Ercan kızımı gözümün önünde öldürdü

1995 yılında henüz 4 yaşındayken kaybolan Emine Yıldırımcan’ın akıbeti, 30 yıl sonra televizyon ekranlarında yeniden gündeme geldi. Dosyanın ele alındığı programda yapılan açıklamalar, bugüne kadar bilinmeyen ağır suç iddialarını ve aile içi şiddeti ortaya koydu. “Öz kızını istismar ettiği iddia edilen üvey baba yıllar sonra yeniden gündemde” Programda konuşan Emine’nin kuzeni Aymila, küçük kızın kaybolmadan önce annesi Raziye Tanrıkulu’nun, Ercan Yılmaz ile dini nikâhla birlikte yaşamaya başladığını anlattı. Aileye göre Emine’nin ortadan kaybolması bu birliktelikten sonra gerçekleşti. Yıllar boyunca Emine’yle görüşmelerinin engellendiğini belirten Aymila, şüphelerin başından beri üvey baba üzerinde yoğunlaştığını ifade etti. “Tesbih makinesi” iddiası yayında dile getirildi Canlı yayına bağlanan Ercan Yılmaz’ın öz kızı Selin, babasının geçmişte cinsel istismar suçlamalarıyla cezaevine girdiğini hatırlatarak Emine’ye yönelik şiddet ve cinayet iddialarını detaylandırdı. Selin, Emine’nin öldürülmesinin ardından cesedin yok edilmesi için “tesbih makinesi” kullanıldığı yönünde anlatımlar yaptı. Bu iddia stüdyoda ve kamuoyunda büyük infial yarattı. Anne Raziye Tanrıkulu: “Her şeyi gözlerimle gördüm” Yayında ilk kez açıkça konuşan anne Raziye Tanrıkulu, kızının öldürülmesine tanık olduğunu belirterek yıllardır susmasının nedenini tehdit ve şiddetle açıkladı. Tanrıkulu, “Ercan, cinayeti benim üzerime yıkamakla ve ailemi öldürmekle tehdit etti. Korktum, kimseye anlatamadım” dedi. Yaşadıklarını anlatırken ağır psikolojik travma yaşadığını da dile getirdi. Soruşturma çağrısı güçlendi Programda yapılan itirafların ardından, kamuoyunda dosyanın yeniden açılması ve etkin bir soruşturma yürütülmesi çağrıları yükseldi. Emine Yıldırımcan’ın akıbetine ilişkin anlatımlar, Türkiye’de cezasızlık, çocuk istismarı ve aile içi şiddet tartışmalarını bir kez daha gündeme taşıdı.

Sakın bunu yapmayın: TCK 158 ile yargılanırsınız Haber

Sakın bunu yapmayın: TCK 158 ile yargılanırsınız

Türkiye’de nitelikli dolandırıcılıkla mücadele kapsamında uygulanan Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesi, son dönemde yeni bir tartışmanın merkezinde. Sosyal medyada paylaşılan çok sayıda yorum ve tanıklık, yalnızca IBAN ya da banka kartını kullandırdığı için, dolandırıcılık kastı bulunmayan yurttaşların da ağır ceza tehdidiyle karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor. Mağdurlar, bu durumun ciddi bir toplumsal mağduriyet yarattığını savunuyor. Kolay para vaadi, ağır ceza riski: Masum bahanelerle hesap tuzağı Dolandırıcılık şebekeleri, IBAN ve banka kartı kullandırma yöntemini çoğu zaman “hesabım bloke oldu”, “parayı senin hesabından geçirip hemen geri göndereceğiz”, “kısa süreli ödeme aracılığı” ya da “kolay komisyonlu iş” gibi masum görünen bahanelerle kuruyor. Hesabını ya da kartını veren kişiler, paranın kaynağını bilmediklerini düşünse bile, bu hesaplar dolandırıcılık, yasa dışı bahis veya kara para trafiğinde kullanıldığında soruşturmalarda ilk muhatap haline geliyor. Banka kayıtları, MASAK incelemeleri ve işlem geçmişi silinmediği için “haberim yoktu” savunması çoğu dosyada yeterli görülmüyor. Böylece dolandırıcılık kastı bulunmayan yurttaşlar, yalnızca bir günlüğüne bile olsa hesap kullandırdıkları gerekçesiyle TCK 158 kapsamında sanık olurken, asıl failler izlerini kaybettirerek çoğu zaman dosyanın dışında kalabiliyor. “Kandırıldık ama sanık olduk” Halktan gelen yorumlara göre, birçok kişi yakın çevresinden ya da sosyal medya üzerinden tanıştığı kişiler tarafından “emanet”, “geçici kullanım” veya “yardım” gerekçesiyle banka hesabını kullandırmaya ikna edildi. Ancak bu hesapların dolandırıcılık faaliyetlerinde kullanıldığının sonradan ortaya çıkmasıyla birlikte, hesap sahipleri de TCK 158 kapsamında yargılanmaya başladı. Yurttaşlar, “tek bir IBAN yüzünden hayatların karardığını”, ailelerin dağıldığını ve siciline dolandırıcılık suçu işlenen kişilerin iş bulamaz hale geldiğini dile getiriyor. Asıl dolandırıcılar serbest, kandırılanlar ceza korkusuyla yaşıyor Mağdurların en çok dile getirdiği eleştirilerden biri, asıl dolandırıcılık organizasyonlarını yöneten kişilerin hâlâ sosyal medya platformlarında reklam vererek yeni mağdurlara ulaşabilmesi. Buna karşın, yalnızca hesabını kullandıran yurttaşlar, “cezaevine girer miyiz” endişesiyle yaşamlarını sürdürüyor. Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda, “kasıt ile kandırılmanın aynı kefeye konulması”nın adalet duygusunu zedelediği vurgulanıyor. Zarar giderildi, şikâyet yok ama ceza var Tepkilerin yoğunlaştığı bir diğer nokta ise zarar giderilmiş olmasına rağmen ağır hapis cezalarının gündemde kalması. Bazı dosyalarda, mağdurun zararının tamamen karşılandığı ve şikâyetçi olmadığı belirtilirken, buna rağmen TCK 158 kapsamında yargılamaların sürmesi eleştiriliyor. Yurttaşlar, bu durumun cezanın amacıyla bağdaşmadığını savunuyor. Uzlaşma ve düzenleme çağrısı Halktan gelen yorumlarda ortaklaşan talep, TCK 158’in uzlaşma kapsamına alınması ve CMK 253’ün yeniden düzenlenmesi yönünde. Mağdurlar, dolandırıcılıkla mücadeleden vazgeçilmesini değil; kasıtlı suçlular ile kandırılarak sürece dâhil edilen yurttaşlar arasında net bir ayrım yapılmasını istiyor. “Kasıt yoksa ceza değil, hakkaniyet esas alınmalı” görüşü öne çıkıyor. Toplumsal adalet arayışı büyüyor Sosyal medya paylaşımları ve kamuoyuna yansıyan tepkiler, nitelikli dolandırıcılıkla mücadelede yeni bir denge arayışına işaret ediyor. Yurttaşlar, hem dolandırıcılık şebekelerinin etkin biçimde cezalandırılmasını hem de iyi niyetle kandırılan kişilerin ikinci kez mağdur edilmemesini talep ediyor. TCK 158 etrafında yükselen bu tartışma, ceza hukukunda kast, sorumluluk ve adalet kavramlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gözler önüne seriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.