SON DAKİKA

#Risk

HABER DEĞER - Risk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Risk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İsrail basınında dikkat çeken analiz: Asıl stratejik risk Türkiye olabilir Haber

İsrail basınında dikkat çeken analiz: Asıl stratejik risk Türkiye olabilir

İsrail ile İran arasında devam eden savaşın gölgesinde İsrail basınında yayımlanan bir analiz dikkat çekti. İsrailli yazar ve eski general Yitzhak Brick tarafından kaleme alınan değerlendirmede, İsrail’in güvenlik stratejisinin ciddi zafiyetler içerdiği ileri sürülürken, bölgedeki güç dengelerinin değiştiği ve Türkiye’nin giderek daha etkili bir aktöre dönüştüğü ifade edildi. İsrail ordusunun stratejisi eleştirildi İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesindeki analizde, Tel Aviv yönetiminin askeri stratejisinin büyük ölçüde hava gücüne dayandığı belirtildi. Yazıda, İsrail Hava Kuvvetleri’ne aşırı güven duyulduğu, buna karşın kara kuvvetlerinin yeterince güçlendirilmediği savunuldu. Analizde bu yaklaşım için “gönüllü bir körlük” ifadesi kullanılırken, İsrail’in kapısındaki potansiyel tehditleri küçümsediği öne sürüldü. “İran savaşı bir uçak savaşı” Yazıya göre İran ile yaşanan çatışma büyük ölçüde “steril bir uçak savaşı” niteliği taşıyor. İsrail’in İran’a kara birlikleri göndermesinin coğrafi ve askeri nedenlerle mümkün olmadığı belirtilirken, İran’da rejim değişikliğinin ancak iç ayaklanma ile gerçekleşebileceği değerlendirmesine yer verildi. Bu nedenle Tel Aviv yönetiminin hava saldırılarına dayalı bir strateji izlediği ifade edildi. Çok cepheli savaş uyarısı Analizde İsrail’in gelecekte aynı anda birden fazla cephede savaşmak zorunda kalabileceği uyarısı da yapıldı. Kuzeyde Hizbullah, Suriye kaynaklı tehditler, Batı Şeria’daki olası ayaklanmalar ve Ürdün hattından gelebilecek sızmalar gibi senaryoların aynı anda ortaya çıkabileceği ifade edildi. Bu durumda yalnızca hava gücüne dayalı bir savunmanın yeterli olmayacağı savunuldu. Yazıda güçlü bir ordunun hava, kara ve deniz kuvvetlerinden oluşan “çelik üçgen” ile mümkün olduğu hatırlatıldı. “Türkiye giderek daha güçlü bir aktöre dönüşüyor” Maariv’de yayımlanan değerlendirmede, İsrail’in İran’a yoğunlaşırken bölgedeki başka gelişmeleri gözden kaçırdığı öne sürüldü. Analizde Türkiye’nin Orta Doğu’da etkisini artırdığı ve bölgesel güç olarak giderek daha belirgin bir rol üstlendiği ifade edildi. Yazıda Ankara’nın uzun vadede İran’dan daha büyük bir stratejik risk oluşturabilecek potansiyele sahip olabileceği ileri sürüldü. Değerlendirmede, İsrail yönetiminin geleceğin güvenlik tehditlerine karşı daha geniş bir stratejik perspektif geliştirmemesi halinde ülke güvenliğinin ciddi risklerle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuldu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İran’daki petrol tesisleri vuruldu: “Asit yağmuru Türkiye’ye ulaşır mı?” sorusu gündemde Haber

İran’daki petrol tesisleri vuruldu: “Asit yağmuru Türkiye’ye ulaşır mı?” sorusu gündemde

ABD-İsrail ile İran arasında devam eden savaşta petrol depoları ve rafinerilerin vurulması, bölgede büyük yangınlara ve yoğun duman bulutlarına yol açtı. Atmosfere yayılan kimyasal gazlar nedeniyle “asit yağmuru” ve “siyah yağmur” ihtimali tartışılmaya başlandı. İran Kızılayı, petrol tesislerinde çıkan yangınların atmosfere çok miktarda kirletici gaz ve partikül yaydığını belirterek halka dikkatli olunması yönünde uyarı yaptı. İran basınında yer alan haberlerde, yangınlardan yükselen dumanın yağışla birleşmesi halinde zararlı kimyasal maddelerin yağmur damlalarıyla birlikte yere inebileceği ifade edildi. Uzmanlar: Türkiye için risk görünmüyor Meteoroloji Danışmanı Orhan Şen, kirletici gazların atmosferde yükselerek farklı bölgelere taşınabileceğini ancak mevcut hava koşullarında Türkiye için ciddi bir risk bulunmadığını söyledi. Şen, kirleticilerin genellikle bin ila 3 bin metre yüksekliğe kadar çıkabildiğini ve bulutlarla birleşmesi halinde asit yağışlarına neden olabileceğini belirtti. Ancak şu anki meteorolojik şartlara göre bu kirliliğin Türkiye’ye ulaşmasının beklenmediği ifade ediliyor. Siyah yağmur nasıl oluşuyor? Uzmanlara göre petrol ve yakıt depolarının yanması sırasında atmosfere sülfür dioksit (SO₂), azot oksitler (NOₓ), hidrokarbonlar ve kurum parçacıkları yayılıyor. Bu gazlar havadaki nemle birleştiğinde asidik bileşikler oluşabiliyor. Yağış gerçekleştiğinde bu maddeler yağmur damlalarıyla birlikte yere inerek asit yağmuruna neden olabiliyor. Kurum ve dumanın yoğun olduğu durumlarda ise yağmur damlalarının koyu renkli görünmesine yol açan “siyah yağmur” oluşabiliyor. İran Kızılayı halkı uyardı İran Kızılayı, böyle bir yağışın cilt tahrişi, gözlerde yanma ve solunum yolu problemlerine yol açabileceğini belirtti. Kurum, özellikle yağış sırasında mümkün olduğunca kapalı alanlarda kalınmasını, yağmur suyuna doğrudan temas edilmemesini ve açık su kaynaklarının kullanılmamasını tavsiye etti. Yetkililer ayrıca yoğun dumanın bulunduğu bölgelerde maske kullanılması, pencerelerin kapalı tutulması ve dışarıda kullanılan kıyafetlerin yıkanması gerektiğini vurguladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakan Fidan’a açıkça soruldu: İran Türkiye’ye saldırır mı? Haber

Bakan Fidan’a açıkça soruldu: İran Türkiye’ye saldırır mı?

Hakan Fidan, medya kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle bir araya geldiği iftar programında İran merkezli savaş gündemine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Bölgedeki gelişmelerin hem Orta Doğu’nun geleceğini hem de küresel istikrarı riske atabilecek nitelikte olduğunu belirten Fidan, Türkiye’nin önceliğinin karşılıklı saldırıların durması ve diplomasinin yeniden devreye girmesi olduğunu vurguladı. İran’ın Türkiye’ye saldırma ihtimali olup olmadığı yönündeki soruya yanıt veren Fidan, “İran konusundan bağımsız olarak söylüyorum: Türkiye kendini her zaman korur. Bunun için gerekli iradeye de yeteneğe de sahibiz” ifadelerini kullandı. Fidan, İran’ın bölgedeki ABD üslerini hedef almasının daha büyük bir güvenlik krizine yol açabileceğini dile getirirken, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel enerji ve finans piyasalarında ciddi dalgalanmalara neden olabileceğine dikkat çekti. Çatışmanın tırmanarak tüm bölgeyi içine çeken bir istikrarsızlığa dönüşmesinin en olumsuz senaryo olduğunu belirten Fidan, enerji arz güvenliğinin de risk altında olduğunu ifade etti. Savaşın süresine ilişkin değerlendirmede bulunan Fidan, İsrail ve ABD’nin İran’ı ileride tehdit oluşturamayacak bir noktaya getirmeyi hedeflediğini, İran’ın ise Körfez’deki enerji hedeflerini vurarak maliyet üretmeye çalıştığını söyledi. Çatışmanın en erken İran’ın askeri kabiliyetlerinin ciddi ölçüde etkisiz hale getirilmesiyle, en geç ise rejim değişikliğiyle sona erebileceğini dile getirdi. İran’daki PKK varlığına ilişkin soruya da yanıt veren Fidan, bölgedeki Kürt grupların hareketliliğini yakından takip ettiklerini belirtti. “Terörsüz Türkiye için terörsüz bölge gerekir” ifadesini kullanan Fidan, sürecin Meclis’teki siyasi uzlaşmalarla şekilleneceğini kaydetti. Kuzey Kıbrıs’a yönelik olası bir risk konusunda ise mevcut tabloda ciddi bir tehdit görmediklerini ifade eden Fidan, Körfez ülkelerinin İran’a karşılık verdiğine dair iddiaları da duyduklarını ancak resmi teyit bulunmadığını söyledi. Bölgedeki Türk vatandaşlarının durumuna ilişkin bilgi veren Fidan, İran’da çifte vatandaşlar dahil yaklaşık 20 bin Türk vatandaşı bulunduğunu, şu ana kadar yaralanan ya da hayatını kaybeden herhangi bir vatandaş olmadığını açıkladı. Türkiye’nin İran’la üç sınır kapısından geçişlerin sürdüğünü belirten Fidan, ilgili kurumlarla birlikte olası göç dalgasına karşı tüm planlamaların yapıldığını ifade etti. Fidan ayrıca İran’ın şu aşamada kendi vatandaşlarının sınırdan çıkışına izin vermediğini ve bu nedenle İran’dan Türkiye’ye yönelik bir göç hareketi yaşanmadığını söyledi. Türkiye’nin çok katmanlı diplomasi yürüttüğünü belirten Fidan, Avrupa Birliği ve Körfez ülkeleriyle yoğun temas halinde olduklarını, çatışmaların sona ermesi için girişimlerin sürdüğünü kaydetti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Resmi Gazete kararı: 3 elektronik para kuruluşunun faaliyet izni iptal edildi Haber

Resmi Gazete kararı: 3 elektronik para kuruluşunun faaliyet izni iptal edildi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) üç elektronik para ve ödeme kuruluşuna ilişkin kararı 21 Şubat 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Karara göre TTM Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş., Klon Ödeme Kuruluşu A.Ş. ve Fzypay Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş.’nin faaliyet izinleri iptal edildi. İptal gerekçeleri kuruluşlara göre farklılık gösterdi. TTM’nin faaliyet izni şartların kaybedilmesi nedeniyle iptal edildi Yayımlanan tebliğe göre TTM Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş.’nin faaliyet izni, verilen yetkinin bir yıl içinde kullanılmaması ve ilgili kanunda belirtilen faaliyet şartlarının kaybedildiğinin tespit edilmesi gerekçesiyle iptal edildi. Kararın dayanağını Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’un ilgili maddeleri oluşturdu. Klon Ödeme için güvenlik riski değerlendirmesi yapıldı Klon Ödeme Kuruluşu A.Ş.’nin faaliyet izni ise kanunda belirtilen şartların kaybedilmesi ve kurumun faaliyetlerine devam etmesinin ödemelerin güvenliği açısından risk oluşturduğunun değerlendirilmesi üzerine iptal edildi. Merkez Bankası’nın bu kararı, ödeme sistemlerinin güvenliğine ilişkin denetim çerçevesinde alındı. Fzypay faaliyetlerden feragat ettiğini bildirdi Fzypay Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş.’nin faaliyet izni ise kuruluşun yetkiden feragat ettiğini veya faaliyetlerini durdurduğunu Merkez Bankası’na bildirmesi nedeniyle iptal edildi. Bu karar, kanunun yetkiden açık feragat durumlarını düzenleyen maddesine dayandırıldı. Denetimler sürüyor Merkez Bankası’nın elektronik para ve ödeme kuruluşlarına yönelik denetimlerinin, finansal sistemin güvenliği ve tüketici haklarının korunması amacıyla sürdüğü belirtiliyor. Son karar, sektörde lisans şartlarının yerine getirilmesinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Çernobil’in sessiz mirası: Radyasyonun genetik izleri çocuklarda görüldü Haber

Çernobil’in sessiz mirası: Radyasyonun genetik izleri çocuklarda görüldü

1986’daki Çernobil nükleer felaketinin etkileri aradan geçen yıllara rağmen bilim dünyasının gündeminden düşmüyor. Bonn Üniversitesi öncülüğünde yürütülen yeni bir araştırma, felaket sonrası temizlik çalışmalarında görev alan işçilerin çocuklarında normalden daha fazla DNA mutasyonu saptandığını ortaya koydu. Çalışma, radyasyona maruz kalmanın genetik miras üzerindeki etkisini anlamaya yönelik en kapsamlı analizlerden biri olarak değerlendiriliyor. Araştırma DNA’daki “kümelenmiş mutasyonlara” odaklandı Bilim insanları, doğrudan tüm genetik değişimleri saymak yerine “kümelenmiş mutasyonlar” olarak adlandırılan özel bir yapıyı inceledi. Bu mutasyonlar, ebeveynlerde bulunmayan ancak çocukta birlikte ortaya çıkan genetik değişimleri ifade ediyor. Bulgular, DNA sarmalının belirli noktalarda hasar gördüğünü ve vücudun onarım sürecinde hatalar oluştuğunu gösterdi. Çalışmada Çernobil işçilerinin yanı sıra radar operatörlerinin çocuklarını da kapsayan 1500’den fazla kişinin genetik verileri analiz edildi. Radyasyon arttıkça mutasyon sayısı yükseliyor Elde edilen veriler, maruz kalınan radyasyon miktarı ile çocuklardaki mutasyon sayısı arasında doğrudan bir ilişki olduğunu ortaya koydu. Normal bireylerde düşük seviyede görülen bu mutasyonların, Çernobil temizlik işçilerinin çocuklarında yaklaşık üç kat arttığı belirlendi. Uzmanlar, radyasyonun hücrelerde dengesiz moleküller oluşturarak özellikle sperm hücrelerindeki DNA zincirlerini parçaladığını ve bu hasarın sonraki nesillere aktarılabildiğini değerlendiriyor. Mutasyonların büyük bölümü hastalık riski oluşturmuyor Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri ise tespit edilen genetik değişimlerin çoğunun DNA’nın protein üretimini doğrudan yönetmeyen bölgelerinde yoğunlaşması oldu. Bu nedenle mutasyonların çocuklarda ciddi hastalık riskini artırmadığı ifade edildi. Çalışma ayrıca babanın ileri yaşta çocuk sahibi olmasının, düşük doz radyasyona maruz kalmaktan daha yüksek genetik risk yaratabildiğini ortaya koydu. Bilim insanlarına göre Çernobil’in genetik etkisi şu aşamada doğrudan bir hastalık tetikleyicisinden çok hücrelerde kalıcı izler bırakan bir miras niteliği taşıyor. Ancak uzmanlar, radyasyonun nesiller arası etkisini anlamak için uzun vadeli araştırmaların sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dünyanın enerji kapısı kapanır mı? İran’dan Hürmüz çıkışı piyasaları tedirgin etti Haber

Dünyanın enerji kapısı kapanır mı? İran’dan Hürmüz çıkışı piyasaları tedirgin etti

ABD’nin bölgedeki askeri varlığını artırması ve İranlı yetkililerin savaş halinde Hürmüz Boğazı’nın kapatılabileceği yönündeki uyarıları, enerji piyasalarında endişeyi büyüttü. Küresel petrol akışının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu dar su yolunda yaşanabilecek bir aksamanın fiyatları hızla yukarı çekebileceği belirtiliyor. Hürmüz neden kritik bir boğaz Umman ile İran arasında yer alan Hürmüz Boğazı, dünyanın en önemli petrol “dar geçitlerinden” biri olarak kabul ediliyor. Günlük yaklaşık 17,8 ila 20,8 milyon varil petrol ve yakıtın bu hat üzerinden taşındığı, bunun da küresel enerji güvenliği açısından hayati olduğu ifade ediliyor. Kapanma ihtimali petrol fiyatlarını sıçratabilir Analizlere göre geçişin durması ya da yavaşlaması, enerji fiyatlarını hızla artırabilir ve küresel tedarik zincirlerinde gecikmelere yol açabilir. Uzmanlar, böylesi bir senaryoda petrolün varil fiyatının 100 doların üzerine çıkabileceğini öngörüyor. Asya ekonomileri en ağır darbeyi alabilir Boğazdan taşınan petrolün büyük bölümü Asya pazarlarına gidiyor ve özellikle Çin, Hindistan, Japonya ile Güney Kore en büyük ithalatçılar arasında yer alıyor. Bu nedenle su yolundaki bir kesintinin ekonomik güvenliği doğrudan etkileyebileceği değerlendiriliyor. İran tamamen kapatabilir mi tartışması sürüyor Uzmanlara göre İran ticari gemi trafiğini en azından geçici olarak aksatabilecek askeri kapasiteye sahip olsa da ABD donanmasının varlığı nedeniyle uzun süreli ve tam bir ablukanın sürdürülmesi zor görülüyor. Bununla birlikte mayınlar, füzeler ve deniz araçlarıyla geçişleri bozabilecek araçlara sahip olduğu belirtiliyor. Gerilim piyasaları anında etkiliyor ABD’nin ticari gemilere İran karasularından uzak durmaları yönünde uyarı yapmasının ardından petrol fiyatlarının kısa süreli yükselmesi, piyasanın bölgedeki risklere ne kadar hassas olduğunu gösterdi. Diplomasi sürerken risk masadan kalkmış değil ABD ile İran arasında dolaylı görüşmeler devam etse de tankerlerin alıkonulduğu olaylar ve sert açıklamalar, deniz ticaretinin güvenliğine dair kaygıları artırıyor. Washington yönetimi diplomasiye bağlı kalacağını belirtirken bölgedeki tansiyonun yüksek olduğu vurgulanıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yapay zekâ alarmı: Çok büyük bir şey oluyor Haber

Yapay zekâ alarmı: Çok büyük bir şey oluyor

Yapay zekâ alanında çalışan girişimci Matt Shumer, kamuoyuna yaptığı değerlendirmede teknolojinin etkisinin henüz tam kavranmadığını belirtti. Shumer’e göre dünya, 2020 başındaki pandemi sürecine benzer bir “hafife alma” döneminde ve yapay zekânın yaratacağı dönüşüm çok daha kapsamlı olabilir. “Şubat 2020’yi düşünün” benzetmesi Shumer, yazısında pandemi öncesi döneme atıf yaparak, ilk başta uzak görünen gelişmelerin kısa sürede küresel krize dönüştüğünü hatırlattı. Ona göre bugün de benzer bir eşikte bulunuluyor; ancak bu kez dönüşümün merkezinde biyolojik değil, dijital bir devrim var. Beyaz yakalı meslekler risk altında mı? Shumer’in değerlendirmesinde hukuk, finans, tıp, yazılım mühendisliği ve müşteri hizmetleri gibi alanlar özellikle vurgulandı. Sözleşme inceleme, veri analizi, raporlama, teşhis önerme ve kod geliştirme gibi birçok bilişsel görevin artık yapay zekâ sistemleri tarafından gerçekleştirilebildiği ifade ediliyor. Özellikle giriş seviyesi pozisyonların daha hızlı etkilenebileceği belirtiliyor. “İşlerin yüzde 50’si ortadan kalkabilir” iddiası Shumer’in aktardığına göre, Anthropic CEO’su Dario Amodei, yapay zekânın 1 ila 5 yıl içinde giriş seviyesi beyaz yaka işlerin yaklaşık yüzde 50’sini ortadan kaldırabileceğini öngörüyor. Ancak bu tür tahminlerin kesinlik içermediği ve teknolojik adaptasyon süreçlerinin ülkelere göre farklılık gösterebileceği de uzmanlar tarafından sıkça dile getiriliyor. Dönüşüm sadece istihdamla sınırlı değil Shumer, yapay zekânın yalnızca iş gücü piyasasını değil; eğitimden ulusal güvenliğe kadar geniş bir yelpazede etkili olabileceğini savundu. Ona göre bu süreçte erken adapte olan bireyler ve kurumlar avantaj sağlayacak. Teknoloji uzmanları ise yapay zekânın bir tehditten ziyade doğru düzenleme ve eğitim politikalarıyla fırsata dönüştürülebileceğini vurguluyor. Tartışmalar, önümüzdeki yıllarda küresel gündemin merkezinde kalmaya devam edecek gibi görünüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Şahan Gökbakar’dan dikkat çeken çıkışlar Haber

Şahan Gökbakar’dan dikkat çeken çıkışlar

Kafa TV’de yayınlanan ve geniş bir izleyici kitlesine ulaşan programın son bölümünde Şahan Gökbakar konuk oldu. Programda kariyer yolculuğundan yaşadığı kırılma anlarına, mizahın toplumsal rolünden sansür ve baskı tartışmalarına kadar pek çok başlık ele alındı. Gökbakar’ın deşifre edilen konuşmaları, sanatçıların Türkiye’de üretim yaparken karşılaştığı sorunlara dair önemli ipuçları verdi. “Mizah, bu ülkede sadece güldürmek değildir” Programda mizahın toplumsal bir sorumluluk taşıdığına vurgu yapan Gökbakar, komedinin yalnızca eğlence aracı olarak görülmesini doğru bulmadığını ifade etti. Gökbakar, mizahın aynı zamanda itiraz etme, rahatsız etme ve düşündürme gücü taşıdığını belirterek, “Bazen bir espri, uzun bir konuşmadan daha etkili olabilir” dedi. “Ürettiğiniz şeyin yanlış anlaşılma ihtimali hep var” Sanat üretirken en çok zorlandığı noktalardan birinin yanlış anlaşılma kaygısı olduğunu dile getiren Gökbakar, özellikle son yıllarda mizahın daha kırılgan bir zeminde ilerlediğini söyledi. Toplumsal hassasiyetlerin arttığını belirten Gökbakar, “Niyetinizle algı arasındaki mesafe açıldıkça, risk de büyüyor” ifadelerini kullandı. “Her projede biraz daha yalnızlaşıyorsunuz” Kariyer sürecinde yaşadığı değişime de değinen Gökbakar, popülerliğin sanıldığı kadar kolay bir alan olmadığını vurguladı. Zamanla çevrenin daraldığını ve kararların daha bireysel hale geldiğini söyleyen sanatçı, “Her yeni işte biraz daha yalnızlaşıyorsunuz ama bu aynı zamanda sizi daha özgür kılıyor” değerlendirmesinde bulundu. “Geri çekilmek bazen bir tercihtir” Uzun süredir ekranlardan uzak olmasına da açıklık getiren Gökbakar, bunun bir kaçış değil bilinçli bir tercih olduğunu ifade etti. Sürekli üretme baskısının yaratıcılığı köreltebildiğini dile getiren Gökbakar, doğru zamanda durmanın da sanatın bir parçası olduğunu söyledi. Sosyal medyada geniş yankı uyandırdı Şahan Gökbakar’ın Kafa TV’deki açıklamaları, programın yayınlanmasının ardından sosyal medyada geniş yankı buldu. Pek çok kullanıcı, sanatçının sözlerini samimi ve cesur bulurken, mizahın Türkiye’deki sınırlarına dair tartışmalar yeniden gündeme taşındı.

Golan Tepeleri’nde nefes kesen operasyon: Kazak askerleri binin üzerinde patlayıcıyı imha etti! Haber

Golan Tepeleri’nde nefes kesen operasyon: Kazak askerleri binin üzerinde patlayıcıyı imha etti!

Sekiz ayda otuz iki kritik operasyon Kazakistan Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözetim Görev Gücü’nün bir parçası olarak sahada bulunan birlikler, bu yılın ilk sekiz ayında yoğun bir çalışma temposu sergiledi. Bölgedeki mayın ve patlayıcı tehdidini ortadan kaldırmak amacıyla otuz iki ayrı operasyon gerçekleştiren Kazak mühendisler, binin üzerinde patlayıcı maddeyi tespit ederek güvenli bir şekilde imha etti. Ölüm tuzakları yerleşim yerlerinin dibinde Sahada görev yapan uzman ekiplerin raporları, tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi. Tespit edilen patlamamış mühimmatın büyük çoğunluğunun sivil yerleşim yerlerine çok yakın noktalarda bulunduğu ve bölge halkı için ciddi bir hayati risk oluşturduğu belirtildi. Barış gücü askerlerinin en sık karşılaştığı tehditler arasında topçu ve tank mühimmatları, anti-personel ve anti-tank mayınları ile el yapımı patlayıcıların yer aldığı kaydedildi. Sivil yurttaşlar için hayati koruma Kazakistan kontenjanına bağlı mühendis ekibinin yürüttüğü bu titiz temizlik çalışmaları, bölgedeki sivil yurttaşların üzerindeki ölüm korkusunu azaltırken, Birleşmiş Milletler kontrolündeki alanlarda güvenliğin tahkim edilmesine büyük katkı sağlıyor. Ekiplerin bölgedeki tarama ve imha faaliyetlerine aralıksız devam edeceği bildirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.