SON DAKİKA

#Risk

HABER DEĞER - Risk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Risk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TOKİ’de peşinat takvimi netleşti: %10 ödeme sözleşme anında yapılacak Haber

TOKİ’de peşinat takvimi netleşti: %10 ödeme sözleşme anında yapılacak

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından hayata geçirilen “Yüzyılın Konut Projesi” kapsamında kura çekimlerinin tamamlanmasıyla birlikte yeni bir aşamaya geçiliyor. Türkiye genelinde hak sahibi olan yurttaşlar için sözleşme ve peşinat süreci başlarken, ödeme detayları da netlik kazandı. Peşinat ödemesi sözleşme aşamasında yapılacak TOKİ’nin 500 bin sosyal konut projesi kapsamında hak kazanan yurttaşlar, konut sözleşmesini imzaladıkları anda %10 oranındaki peşinatı ödemekle yükümlü olacak. Ayrı bir tarih beklenmeyecek; ödeme, doğrudan sözleşme sürecine entegre şekilde gerçekleştirilecek. Konut fiyatlarına göre peşinat tutarları değişiyor Proje kapsamında satışa sunulan konutlar; 55 metrekare 1+1 ve 65 ile 80 metrekarelik 2+1 seçeneklerinden oluşuyor. Fiyatlar ise il bazında farklılık gösteriyor. Anadolu illerinde 1+1 konutlar yaklaşık 1 milyon 800 bin TL’den başlarken, 2+1 konutlar 2 milyon 200 bin TL ile 2 milyon 650 bin TL arasında değişiyor. Bu durumda %10 peşinat tutarları 180 bin TL ile 265 bin TL aralığında hesaplanıyor. İstanbul’da ise 1+1 konutlar 1 milyon 950 bin TL, 2+1 konutlar ise yaklaşık 2 milyon 450 bin TL seviyesinde. Buna göre peşinat tutarları 190 bin TL ile 245 bin TL arasında değişiyor. 81 ilde süreç tamamlanıyor Çorum ve İstanbul gibi büyük şehirlerde kura çekimlerinin tamamlanmasıyla birlikte proje, Türkiye genelinde 81 ilde sona ermiş olacak. Bu aşamadan sonra tüm hak sahipleri için sözleşme imzalama ve ödeme süreci başlatılacak. Hak sahipleri için kritik süreç başlıyor Kura sonuçlarının ardından en kritik aşama olan sözleşme sürecine girilirken, uzmanlar hak sahiplerinin ödeme planlarını önceden hazırlaması gerektiğine dikkat çekiyor. Peşinatın sözleşme anında talep edilmesi, finansal hazırlığı olmayan yurttaşlar açısından risk oluşturabiliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cenk Uygur: ABD ve Rusya yıpranıyor, Çin güçleniyor Haber

Cenk Uygur: ABD ve Rusya yıpranıyor, Çin güçleniyor

ABD-İran hattında sağlanan ateşkesle birlikte bölgedeki tansiyon geçici olarak düşerken, küresel güç dengelerine ilişkin tartışmalar da hız kazandı. ABD’de yayın yapan gazeteci Cenk Uygur, yaptığı değerlendirmelerde ABD ve Rusya’nın savaşlar nedeniyle yıprandığını, Çin’in ise bu süreçten güçlenerek çıktığını öne sürdü. Ateşkes sonrası gözler küresel dengelerde ABD ile İran arasında sağlanan geçici ateşkesin ardından, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması bölgedeki gerilimi kısmen azalttı. Ancak uzmanlar, bu sürecin küresel güç dengeleri üzerindeki etkisinin uzun vadede daha belirleyici olacağını vurguluyor. Uygur’dan sert Trump eleştirisi Cenk Uygur, değerlendirmesinde ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Trump yönetiminin Orta Doğu’daki hamlelerinin savaş riskini artırdığını savunan Uygur, bu yaklaşımın dünya genelinde daha büyük krizlere yol açabileceğini ifade etti. “ABD ve Rusya kendini tüketiyor” Uygur’a göre hem ABD hem de Rusya, farklı coğrafyalarda yürüttükleri savaşlar nedeniyle ciddi ekonomik ve askeri maliyetlerle karşı karşıya kalıyor. Bu durumun, iki ülkenin küresel güç kapasitesini zayıflattığını belirtti. Çin için fırsat penceresi Uygur, bu tablo karşısında Çin’in daha avantajlı bir konuma geldiğini savundu. “Hem Rusya hem ABD kendilerini tüketiyor. Çin ise sadece gülüyor” sözleriyle dikkat çeken Uygur, küresel rekabette yeni bir güç dengesinin oluştuğunu öne sürdü. Nükleer risk uyarısı Öte yandan Çinli yorumcu Victor Zhikai Gao da olası bir nükleer senaryoya ilişkin uyarılarda bulundu. Gao, İsrail’in nükleer silah kullanması durumunda bunun bölgesel değil küresel sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Kırılgan denge sürüyor Uzmanlara göre ateşkes süreci geçici bir rahatlama sağlasa da, İsrail’in süreci sabote edebileceği yönündeki ihtimaller ve bölgedeki askeri hareketlilik, kırılgan dengelerin devam ettiğini gösteriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump’ın “pilot kurtarma” operasyonu tartışma yarattı: Gerçek hedef uranyum muydu? Haber

Trump’ın “pilot kurtarma” operasyonu tartışma yarattı: Gerçek hedef uranyum muydu?

ABD ile İran arasındaki gerilim sürerken, Washington yönetiminin “pilot kurtarma” olarak duyurduğu operasyon uluslararası kamuoyunda tartışma yarattı. ABD Başkanı Donald Trump, düşürülen bir F-15E savaş uçağındaki iki pilotun kurtarıldığını açıklarken, sahadan gelen bilgiler ve bazı uzman değerlendirmeleri operasyonun farklı bir amaca hizmet etmiş olabileceğine işaret ediyor. Enkaz nükleer tesislere yakın bulundu Operasyona ilişkin en dikkat çekici detaylardan biri, düşen uçağın enkazının İran’daki İsfahan ve Natanz nükleer tesislerine oldukça yakın bir bölgede bulunması oldu. Bu durum, operasyonun yalnızca kurtarma amacıyla mı yapıldığı yoksa daha geniş bir hedef içerip içermediği sorularını beraberinde getirdi. Kullanılan uçaklar soru işaretlerini artırdı Operasyonda kullanılan askeri unsurlar da tartışmaların odağına yerleşti. Özellikle yüksek taşıma kapasitesine sahip C-130J tipi nakliye uçaklarının kullanılması, tek bir pilotu kurtarma operasyonu için olağan dışı bulundu. Ayrıca ikinci aşamada 155 uçağın görev aldığı bilgisi, operasyonun kapsamının resmi açıklamaların ötesinde olabileceği yönünde yorumlara yol açtı. Sahada çatışma görüntüleri paylaşıldı İran Devrim Muhafızları’na yakın kaynaklar, operasyon sırasında bölgeye takviye birlikler sevk edildiğini duyurdu. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde patlama ve füze atışlarına ait olduğu öne sürülen anlar yer aldı. Bu gelişmeler, operasyonun beklenenden daha yoğun bir çatışma ortamında gerçekleştiğini ortaya koydu. “Perdeleme operasyonu” iddiası Bazı uzmanlar, operasyonun kamuoyuna sunulduğu biçimiyle örtüşmediğini savunuyor. Russia Today’e konuşan eski CIA analisti Larry Johnson, yaşananları “perdeleme operasyonu” olarak nitelendirdi. Bu değerlendirme, operasyonun asıl amacının farklı olabileceği yönündeki tartışmaları güçlendirdi. Hedef uranyum muydu? İran Dışişleri Bakanlığı da operasyonun niteliğine ilişkin dikkat çekici bir açıklama yaptı. Bakanlık, İsfahan’daki operasyonun zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmeye yönelik olabileceği ihtimalini gündeme getirdi. Bu iddia, operasyonun nükleer programla bağlantılı olabileceği yönündeki şüpheleri artırdı. Trump: “155 uçak katıldı” ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun detaylarını aktarırken ilk aşamada 21 uçağın İran hava sahasına girdiğini ve sürecin 48 saat sürdüğünü belirtti. İkinci aşamada ise toplam 155 uçağın görev aldığını ifade eden Trump, operasyonun yüksek risk taşıdığını ve “zor bir karar” olduğunu söyledi. Ayrıca iki pilottan birinin yerinin gizli tutulduğunu ve bilginin sızmasının ulusal güvenlik riski oluşturduğunu vurguladı. Resmi anlatı ile sahadaki veriler örtüşmüyor Tüm bu gelişmeler, ABD’nin açıkladığı “pilot kurtarma” senaryosu ile sahadaki bulgular arasında önemli farklılıklar olduğunu ortaya koyuyor. Operasyonun gerçek amacına ilişkin netlik henüz sağlanmazken, ortaya atılan iddialar bölgedeki gerilimi daha da artırabilecek nitelik taşıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Hürmüz krizi tırmanıyor: İran’dan “mayın” resti Haber

Hürmüz krizi tırmanıyor: İran’dan “mayın” resti

Orta Doğu’da gerilim yeni bir aşamaya geçti. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik 48 saatlik ültimatomunun ardından, Tahran yönetiminden dikkat çeken bir açıklama geldi. 23 Mart 2026 itibarıyla İran Savunma Konseyi, olası bir saldırı durumunda Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’na mayın döşenebileceğini duyurdu. ABD’nin, Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılmaması halinde İran’ın enerji altyapısını hedef alabileceği yönündeki açıklamaları sonrası, iki ülke arasındaki gerilim daha da yükseldi. İran tarafı ise bu tehdide karşı “yıkıcı” bir yanıt verileceğini belirtti. “Tüm geçişler durabilir” uyarısı İran Savunma Konseyi tarafından yapılan açıklamada, ülkenin kıyılarına veya adalarına yönelik bir saldırı girişimi olması halinde, yalnızca Hürmüz Boğazı’nın değil, tüm Basra Körfezi’nin deniz mayınlarıyla kapatılabileceği ifade edildi. Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde, uluslararası deniz ticaretinin büyük ölçüde durabileceği değerlendiriliyor. Küresel enerji hattı risk altında Hürmüz Boğazı, dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak biliniyor. Günlük 20 milyon varili aşan petrol ve petrol ürününün geçtiği bu hat, küresel tüketimin yaklaşık yüzde 20’sine karşılık geliyor. Bu nedenle bölgede yaşanacak bir kesinti, yalnızca bölgesel değil küresel ekonomik etkiler yaratabilecek potansiyele sahip. Deniz trafiği şimdiden azaldı Bölgede yaşanan gelişmelerin ardından tanker trafiğinde ciddi düşüş yaşandığı bildirildi. Uluslararası denizcilik verilerine göre, birçok tanker ya rotasını değiştirdi ya da açık sularda beklemeye başladı. Sigorta şirketlerinin risk nedeniyle poliçeleri gözden geçirdiği ve prim artışlarına gittiği de aktarıldı. Fiili kapanma tartışması İran tarafı resmi olarak Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapatıldığını ilan etmese de, Devrim Muhafızları’nın ticari gemilere geçiş izni vermediği yönünde bilgiler paylaşıldı. Bu durum, boğazın fiilen işlevsiz hale geldiği yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi. Yaşanan gelişmeler, küresel enerji piyasalarını doğrudan etkilerken, bölgedeki gerilimin daha da tırmanıp tırmanmayacağı ise belirsizliğini koruyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

UEFA’dan kritik soruşturma kararı Haber

UEFA’dan kritik soruşturma kararı

UEFA Şampiyonlar Ligi’nde Liverpool ile Galatasaray arasında oynanan karşılaşmada yaşanan sakatlık sonrası Avrupa futbolunun en üst kurumu harekete geçti. Galatasaraylı futbolcu Noa Lang’in maç sırasında reklam panolarına çarparak ciddi şekilde yaralanmasının ardından UEFA, olayla ilgili soruşturma başlattı. Karşılaşmada oyuna sonradan dahil olan Lang, saha kenarında yaşanan bir pozisyonda kontrolünü kaybederek reklam panolarına çarptı ve başparmağından ağır bir sakatlık geçirdi. Olayın ardından İngiltere’de ameliyat edilen futbolcunun durumu, hem kulüp yönetimini hem de futbol kamuoyunu harekete geçirdi. Reklam panoları tartışma yarattı Yaşanan sakatlık, saha kenarındaki LED reklam panolarının güvenliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurdu. Galatasaray yönetimi, olayın ardından UEFA’ya resmi başvuruda bulunarak benzer risklerin diğer karşılaşmalarda da yaşanabileceğine dikkat çekti. Bu başvuru, yalnızca bir sakatlık vakası olmaktan çıkarak, futbol sahalarında oyuncu güvenliği meselesini yeniden gündeme taşıdı. UEFA inceleme başlattı UEFA yetkilileri, olayın detaylı şekilde incelendiğini ve saha kenarı düzenlemelerinin kapsamlı bir şekilde gözden geçirileceğini açıkladı. Kurum, benzer kazaların yaşanmaması adına kulüplerden ek güvenlik önlemleri alınmasını talep etmeye hazırlanıyor. Açıklamada, LED panoların konumlandırılması ve fiziksel güvenlik standartlarının yeniden değerlendirileceği vurgulandı. Oyuncu güvenliği yeniden tartışılıyor Noa Lang’in yaşadığı sakatlık, modern futbolun ticari unsurlarından biri olan saha içi reklamların, oyuncu sağlığı üzerindeki etkisini yeniden gündeme getirdi. Uzmanlar, özellikle yüksek tempolu maçlarda saha kenarındaki sert yüzeylerin ciddi risk oluşturduğunu ifade ediyor. UEFA’nın başlattığı bu süreç, yalnızca Liverpool ve Galatasaray maçını değil, Avrupa genelindeki tüm stadyumları kapsayabilecek yeni düzenlemelerin habercisi olarak değerlendiriliyor. Yaşanan olay sonrası gözler, UEFA’nın alacağı kararların futbol sahalarındaki güvenlik standartlarını nasıl değiştireceğine çevrilmiş durumda. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Japonya’dan kritik hamle: Elektronik harp uçağı test edildi Haber

Japonya’dan kritik hamle: Elektronik harp uçağı test edildi

Japonya, savunma teknolojilerinde yeni bir aşamaya geçti. Kawasaki EC-2 SOJ adlı elektronik harp uçağı ilk uçuşunu gerçekleştirirken, bu gelişme hem askeri kapasite hem de bölgesel dengeler açısından dikkat çekti. Ancak test süreciyle birlikte bazı teknik tartışmalar da gündeme geldi. Elektronik harp kapasitesi dikkat çekti Yeni nesil uçak, düşman radarlarını ve elektronik sistemleri doğrudan çatışma alanına girmeden devre dışı bırakma özelliğine sahip. Bu teknoloji sayesinde Japonya’nın yüksek riskli bölgelerde daha düşük kayıpla operasyon yürütebileceği belirtiliyor. Uzmanlar, elektronik harp sistemlerinin modern savaşın en kritik unsurlarından biri haline geldiğini vurguluyor. Modern savaşın yeni aracı EC-2 SOJ’un, Japonya’nın savunma stratejisinde caydırıcılığı artırması bekleniyor. Elektronik sistemleri hedef alabilen bu tür platformlar, klasik askeri güçten ziyade teknolojik üstünlüğü ön plana çıkarıyor. Bu gelişme, Japonya’nın askeri doktrininde de önemli bir dönüşümün işareti olarak değerlendiriliyor. Zayıf noktası tartışma yarattı Uçağın ilk testinin ardından en çok konuşulan konu ise ağırlığı oldu. Bazı savunma uzmanları, yüksek ağırlığın uçağı düşük maliyetli insansız hava araçlarına karşı savunmasız hale getirebileceğini belirtti. Bu durum, modern savaşta giderek daha fazla kullanılan ucuz ve sürü halinde hareket eden İHA’lara karşı risk oluşturabileceği gerekçesiyle eleştiriliyor. Bölgesel dengelere mesaj Japonya’nın bu hamlesi, yalnızca savunma kapasitesini artırmakla sınırlı görülmüyor. Uzmanlara göre bu adım, aynı zamanda bölgedeki güç dengelerine yönelik stratejik bir mesaj taşıyor. Özellikle Çin’in son yıllarda elektronik harp ve füze sistemlerine yaptığı yatırımlar dikkate alındığında, Tokyo’nun bu testle caydırıcılığını artırmayı hedeflediği ifade ediliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İsrail basınında dikkat çeken analiz: Asıl stratejik risk Türkiye olabilir Haber

İsrail basınında dikkat çeken analiz: Asıl stratejik risk Türkiye olabilir

İsrail ile İran arasında devam eden savaşın gölgesinde İsrail basınında yayımlanan bir analiz dikkat çekti. İsrailli yazar ve eski general Yitzhak Brick tarafından kaleme alınan değerlendirmede, İsrail’in güvenlik stratejisinin ciddi zafiyetler içerdiği ileri sürülürken, bölgedeki güç dengelerinin değiştiği ve Türkiye’nin giderek daha etkili bir aktöre dönüştüğü ifade edildi. İsrail ordusunun stratejisi eleştirildi İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesindeki analizde, Tel Aviv yönetiminin askeri stratejisinin büyük ölçüde hava gücüne dayandığı belirtildi. Yazıda, İsrail Hava Kuvvetleri’ne aşırı güven duyulduğu, buna karşın kara kuvvetlerinin yeterince güçlendirilmediği savunuldu. Analizde bu yaklaşım için “gönüllü bir körlük” ifadesi kullanılırken, İsrail’in kapısındaki potansiyel tehditleri küçümsediği öne sürüldü. “İran savaşı bir uçak savaşı” Yazıya göre İran ile yaşanan çatışma büyük ölçüde “steril bir uçak savaşı” niteliği taşıyor. İsrail’in İran’a kara birlikleri göndermesinin coğrafi ve askeri nedenlerle mümkün olmadığı belirtilirken, İran’da rejim değişikliğinin ancak iç ayaklanma ile gerçekleşebileceği değerlendirmesine yer verildi. Bu nedenle Tel Aviv yönetiminin hava saldırılarına dayalı bir strateji izlediği ifade edildi. Çok cepheli savaş uyarısı Analizde İsrail’in gelecekte aynı anda birden fazla cephede savaşmak zorunda kalabileceği uyarısı da yapıldı. Kuzeyde Hizbullah, Suriye kaynaklı tehditler, Batı Şeria’daki olası ayaklanmalar ve Ürdün hattından gelebilecek sızmalar gibi senaryoların aynı anda ortaya çıkabileceği ifade edildi. Bu durumda yalnızca hava gücüne dayalı bir savunmanın yeterli olmayacağı savunuldu. Yazıda güçlü bir ordunun hava, kara ve deniz kuvvetlerinden oluşan “çelik üçgen” ile mümkün olduğu hatırlatıldı. “Türkiye giderek daha güçlü bir aktöre dönüşüyor” Maariv’de yayımlanan değerlendirmede, İsrail’in İran’a yoğunlaşırken bölgedeki başka gelişmeleri gözden kaçırdığı öne sürüldü. Analizde Türkiye’nin Orta Doğu’da etkisini artırdığı ve bölgesel güç olarak giderek daha belirgin bir rol üstlendiği ifade edildi. Yazıda Ankara’nın uzun vadede İran’dan daha büyük bir stratejik risk oluşturabilecek potansiyele sahip olabileceği ileri sürüldü. Değerlendirmede, İsrail yönetiminin geleceğin güvenlik tehditlerine karşı daha geniş bir stratejik perspektif geliştirmemesi halinde ülke güvenliğinin ciddi risklerle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuldu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İran’daki petrol tesisleri vuruldu: “Asit yağmuru Türkiye’ye ulaşır mı?” sorusu gündemde Haber

İran’daki petrol tesisleri vuruldu: “Asit yağmuru Türkiye’ye ulaşır mı?” sorusu gündemde

ABD-İsrail ile İran arasında devam eden savaşta petrol depoları ve rafinerilerin vurulması, bölgede büyük yangınlara ve yoğun duman bulutlarına yol açtı. Atmosfere yayılan kimyasal gazlar nedeniyle “asit yağmuru” ve “siyah yağmur” ihtimali tartışılmaya başlandı. İran Kızılayı, petrol tesislerinde çıkan yangınların atmosfere çok miktarda kirletici gaz ve partikül yaydığını belirterek halka dikkatli olunması yönünde uyarı yaptı. İran basınında yer alan haberlerde, yangınlardan yükselen dumanın yağışla birleşmesi halinde zararlı kimyasal maddelerin yağmur damlalarıyla birlikte yere inebileceği ifade edildi. Uzmanlar: Türkiye için risk görünmüyor Meteoroloji Danışmanı Orhan Şen, kirletici gazların atmosferde yükselerek farklı bölgelere taşınabileceğini ancak mevcut hava koşullarında Türkiye için ciddi bir risk bulunmadığını söyledi. Şen, kirleticilerin genellikle bin ila 3 bin metre yüksekliğe kadar çıkabildiğini ve bulutlarla birleşmesi halinde asit yağışlarına neden olabileceğini belirtti. Ancak şu anki meteorolojik şartlara göre bu kirliliğin Türkiye’ye ulaşmasının beklenmediği ifade ediliyor. Siyah yağmur nasıl oluşuyor? Uzmanlara göre petrol ve yakıt depolarının yanması sırasında atmosfere sülfür dioksit (SO₂), azot oksitler (NOₓ), hidrokarbonlar ve kurum parçacıkları yayılıyor. Bu gazlar havadaki nemle birleştiğinde asidik bileşikler oluşabiliyor. Yağış gerçekleştiğinde bu maddeler yağmur damlalarıyla birlikte yere inerek asit yağmuruna neden olabiliyor. Kurum ve dumanın yoğun olduğu durumlarda ise yağmur damlalarının koyu renkli görünmesine yol açan “siyah yağmur” oluşabiliyor. İran Kızılayı halkı uyardı İran Kızılayı, böyle bir yağışın cilt tahrişi, gözlerde yanma ve solunum yolu problemlerine yol açabileceğini belirtti. Kurum, özellikle yağış sırasında mümkün olduğunca kapalı alanlarda kalınmasını, yağmur suyuna doğrudan temas edilmemesini ve açık su kaynaklarının kullanılmamasını tavsiye etti. Yetkililer ayrıca yoğun dumanın bulunduğu bölgelerde maske kullanılması, pencerelerin kapalı tutulması ve dışarıda kullanılan kıyafetlerin yıkanması gerektiğini vurguladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakan Fidan’a açıkça soruldu: İran Türkiye’ye saldırır mı? Haber

Bakan Fidan’a açıkça soruldu: İran Türkiye’ye saldırır mı?

Hakan Fidan, medya kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle bir araya geldiği iftar programında İran merkezli savaş gündemine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Bölgedeki gelişmelerin hem Orta Doğu’nun geleceğini hem de küresel istikrarı riske atabilecek nitelikte olduğunu belirten Fidan, Türkiye’nin önceliğinin karşılıklı saldırıların durması ve diplomasinin yeniden devreye girmesi olduğunu vurguladı. İran’ın Türkiye’ye saldırma ihtimali olup olmadığı yönündeki soruya yanıt veren Fidan, “İran konusundan bağımsız olarak söylüyorum: Türkiye kendini her zaman korur. Bunun için gerekli iradeye de yeteneğe de sahibiz” ifadelerini kullandı. Fidan, İran’ın bölgedeki ABD üslerini hedef almasının daha büyük bir güvenlik krizine yol açabileceğini dile getirirken, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel enerji ve finans piyasalarında ciddi dalgalanmalara neden olabileceğine dikkat çekti. Çatışmanın tırmanarak tüm bölgeyi içine çeken bir istikrarsızlığa dönüşmesinin en olumsuz senaryo olduğunu belirten Fidan, enerji arz güvenliğinin de risk altında olduğunu ifade etti. Savaşın süresine ilişkin değerlendirmede bulunan Fidan, İsrail ve ABD’nin İran’ı ileride tehdit oluşturamayacak bir noktaya getirmeyi hedeflediğini, İran’ın ise Körfez’deki enerji hedeflerini vurarak maliyet üretmeye çalıştığını söyledi. Çatışmanın en erken İran’ın askeri kabiliyetlerinin ciddi ölçüde etkisiz hale getirilmesiyle, en geç ise rejim değişikliğiyle sona erebileceğini dile getirdi. İran’daki PKK varlığına ilişkin soruya da yanıt veren Fidan, bölgedeki Kürt grupların hareketliliğini yakından takip ettiklerini belirtti. “Terörsüz Türkiye için terörsüz bölge gerekir” ifadesini kullanan Fidan, sürecin Meclis’teki siyasi uzlaşmalarla şekilleneceğini kaydetti. Kuzey Kıbrıs’a yönelik olası bir risk konusunda ise mevcut tabloda ciddi bir tehdit görmediklerini ifade eden Fidan, Körfez ülkelerinin İran’a karşılık verdiğine dair iddiaları da duyduklarını ancak resmi teyit bulunmadığını söyledi. Bölgedeki Türk vatandaşlarının durumuna ilişkin bilgi veren Fidan, İran’da çifte vatandaşlar dahil yaklaşık 20 bin Türk vatandaşı bulunduğunu, şu ana kadar yaralanan ya da hayatını kaybeden herhangi bir vatandaş olmadığını açıkladı. Türkiye’nin İran’la üç sınır kapısından geçişlerin sürdüğünü belirten Fidan, ilgili kurumlarla birlikte olası göç dalgasına karşı tüm planlamaların yapıldığını ifade etti. Fidan ayrıca İran’ın şu aşamada kendi vatandaşlarının sınırdan çıkışına izin vermediğini ve bu nedenle İran’dan Türkiye’ye yönelik bir göç hareketi yaşanmadığını söyledi. Türkiye’nin çok katmanlı diplomasi yürüttüğünü belirten Fidan, Avrupa Birliği ve Körfez ülkeleriyle yoğun temas halinde olduklarını, çatışmaların sona ermesi için girişimlerin sürdüğünü kaydetti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.