SON DAKİKA

#Rüşvet

HABER DEĞER - Rüşvet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rüşvet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aziz İhsan Aktaş davası başladı: 200 sanık, 7 belediye başkanı, tarihi yargılama Haber

Aziz İhsan Aktaş davası başladı: 200 sanık, 7 belediye başkanı, tarihi yargılama

İstanbul Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesi gereken dava, salon kapasitesinin yetersizliği nedeniyle Marmara Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 1 No’lu büyük duruşma salonuna alındı. Yaklaşık bir ay sürmesi beklenen yargılamada, haftanın beş günü duruşma yapılması planlanıyor. İlk duruşma sabah saatlerinde yoğun güvenlik önlemleri altında başladı. “Kaçmadım, buradayım” mesajı İddianamede “örgüt lideri” olarak adı geçen Aziz İhsan Aktaş, saat 10.30 sıralarında duruşma salonuna geldi. Salon girişinde basın mensuplarına kısa bir açıklama yapan Aktaş, “Adalet mülkün temelidir. Bugün adalete ilk gün söylediğim gibi söyleyeceklerimi tekrarlayacağım. Kaçmadım, buradayım” ifadelerini kullandı. Aktaş’ın tutuksuz yargılandığı davada, CHP’li seçilmiş 7 belediye başkanının tutuklu olması dikkat çekti. CHP heyeti salonda Duruşmayı izlemek üzere CHP Genel Başkan Yardımcıları, milletvekilleri, PM üyeleri, İstanbul İl Başkanı ve TBB Başkanvekili salona geldi. Tutuklu belediye başkanları ise saat 11.30’da alkışlar eşliğinde salona alındı. Mahkeme Başkanı, duruşma disiplinine ilişkin sert uyarılarda bulunarak, ses ve görüntü kaydının kesinlikle yasak olduğunu, kurallara uyulmaması halinde salonun izleyicilere kapatılabileceğini açıkladı. Duruşma takvimi açıklandı Mahkeme heyeti, yargılamanın haftanın beş günü yapılacağını ve duruşmaların yaklaşık bir ay süreceğini duyurdu. Savunmaların kurum bazlı alınacağı, önceliğin tutuklu sanıklara verileceği, süre sınırlaması uygulanmayacağı belirtildi. Tutukluluk değerlendirmelerinin duruşmanın ilerleyen aşamalarında yapılacağı açıklandı. Yetkisizlik ve tefrik talepleri Duruşmanın ilk saatlerinde avukatlar tarafından yetkisizlik ve dosyaların ayrılması (tefrik) talepleri gündeme getirildi. Belediye başkanlarının avukatları, bazı sanıkların dosyalarının ayrılması ve farklı mahkemelerde yargılanması gerektiğini savundu. Mahkeme bu taleplerin ardından duruşmaya bir saat ara verdi. İstenen cezalar: Yüzlerce yıl hapis talebi 578 sayfalık iddianamede çok sayıda ağır suçlama yer alıyor. Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat hakkında 133 yıldan 337 yıla kadar, Aziz İhsan Aktaş hakkında 450 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Diğer belediye başkanları ve sanıklar için de rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, suç örgütüne üyelik, resmi ve özel belgede sahtecilik, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama gibi suçlardan değişen oranlarda hapis cezaları isteniyor. Basına ve izleyiciye sıkı kısıtlama Mahkeme, duruşma öncesinde basın ve izleyici düzenine ilişkin sıkı kurallar getirdi. Basın için 25 kişilik kontenjan ayrılırken, telefon ve kayıt cihazları yasaklandı, her sanık için en fazla üç avukatla temsil sınırı getirildi. Türkiye gündeminin en büyük yargılamalarından biri olarak görülen Aziz İhsan Aktaş davasında ilk duruşma resmen başlamış oldu. Yargılamanın yaklaşık bir ay sürmesi beklenirken, dosya kapsamı, sanık sayısı ve istenen cezalar nedeniyle sürecin uzun yıllar sürebilecek bir hukuk sürecine dönüşmesi bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Tahliye tartışması yargıya sıçradı: Bu karar dosyanın yönünü değiştirir Haber

Tahliye tartışması yargıya sıçradı: Bu karar dosyanın yönünü değiştirir

Yargıtay’da “rüşvete aracılık etme” suçlamasıyla yargılanan avukat Rezan Epözdemir, yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Tahliye kararının ardından Epözdemir, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, dinlenen mağdur ve tanık beyanları ile dosyaya giren HTS ve baz kayıtlarının hakkındaki suçlamaların gerçek dışı olduğunu ortaya koyduğunu savundu. “İsnatlar iftira çıktı” açıklaması yaptı Rezan Epözdemir, tahliye sonrası yaptığı paylaşımda, suçlamaların hukuka aykırı ve iftira niteliğinde olduğunu belirterek, destek mesajları için ailesine, sevdiklerine ve dostlarına teşekkür etti. Epözdemir, çok sayıda mesaj aldığı için herkese tek tek dönüş yapamadığını ifade etti. Ali Çağatay: Tahliye dosyanın seyrini değiştirir Gazeteci Ali Çağatay, Seyir Hali programında tahliye kararını değerlendirdi. Çağatay, Türkiye’de bazı avukatların yargı mensuplarıyla kurduğu ilişkiler üzerinden müvekkillerini koruyabildiğini öne sürerek, Rezan Epözdemir’in de bu çerçevede anılan bir isim olduğunu iddia etti. “Bu iddialarla ömür boyu hapis ihtimali vardı” Çağatay, dosyada yer alan iddiaların son derece ağır olduğuna dikkat çekerek, yargı mensuplarıyla kurulduğu öne sürülen rüşvet ilişkilerinin, Epözdemir açısından çok uzun süreli bir hapis ihtimali doğurabileceğini söyledi. Tahliye kararının bu nedenle sıradan bir adli işlem olmadığını vurgulayan Çağatay, “Bu tahliye, soruşturmanın bambaşka bir boyuta evrilmesine yol açacaktır” ifadelerini kullandı. Soruşturma yeni bir aşamaya mı giriyor? Rezan Epözdemir hakkında verilen tahliye kararı, yargı–siyaset–hukuk ilişkileri bağlamında Türkiye toplumunda yargı süreçlerinin şeffaflığı ve hesap verebilirliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Dosyanın bundan sonraki aşamasında hangi iddiaların derinleştirileceği ve soruşturmanın nasıl şekilleneceği merakla bekleniyor.

Şok iddia: En büyük tehlike Özgür Özel yönetimindeki CHP Haber

Şok iddia: En büyük tehlike Özgür Özel yönetimindeki CHP

Batı Asya Araştırmaları Enstitüsü (BAAE) Başkanı ve Büyük Birlik Partisi eski Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Yardımcıoğlu, Yeni Akit gazetesinde Muhammet Kutlu’ya verdiği röportajda, ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi ve parti yönetimi hakkında dikkat çekici iddialarda bulundu. Yardımcıoğlu, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası CHP içinde örgütlendiğini savunarak, partinin mevcut yönetiminin Türkiye için ciddi bir güvenlik riski oluşturduğunu ileri sürdü. “15 Temmuz’dan sonra CHP içinde örgütlendiler” iddiası Röportajda konuşan Prof. Dr. Yardımcıoğlu, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından FETÖ yapılanmasının yön değiştirdiğini öne sürdü. Bu süreçte örgüt üyelerinin CHP çatısı altında toparlandığını iddia eden Yardımcıoğlu, ana muhalefet partisinin bu yapılanma tarafından ele geçirildiğini savundu. Yardımcıoğlu’na göre, söz konusu yapılanma CHP üzerinden yeniden devlet ve hükümet üzerinde etkili olmaya çalışıyor. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu hedefte Yardımcıoğlu, iddialarını daha da ileri taşıyarak, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı **Ekrem İmamoğlu**nu doğrudan hedef aldı. FETÖ’nün bu iki isim üzerinden siyasi bir yapılanma kurduğunu iddia eden Yardımcıoğlu, Özgür Özel’in parti içindeki konumunun “örgütsel bir planın parçası” olduğunu öne sürdü. “Kılıçdaroğlu hançerlenerek saf dışı bırakıldı” savı CHP’nin önceki Genel Başkanı **Kemal Kılıçdaroğlu**na ilişkin de iddialarda bulunan Yardımcıoğlu, kurultay sürecinde şaibe yaşandığını savundu. Kılıçdaroğlu’nun “arkasından hançerlenerek” parti yönetiminden uzaklaştırıldığını öne süren Yardımcıoğlu, kongrede rüşvet dağıtıldığı ve bu süreçte CHP’nin FETÖ bağlantılı yapılara teslim edildiğini iddia etti. “Kayyum atansın, kongre iptal edilsin” çağrısı Yardımcıoğlu, CHP’ye yönelik eleştirilerini kurumsal düzeye taşıyarak radikal bir müdahale çağrısında bulundu. Parti kongresinin “mutlak butlan” kararıyla iptal edilmesi gerektiğini savunan Yardımcıoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye kayyum olarak atanmasını önerdi. Bu adımın, partinin mevcut yönetimden kurtarılması için zorunlu olduğunu ileri sürdü. “CHP dış güçlerin aparatı haline geldi” iddiası Röportajın ilerleyen bölümünde CHP yönetiminin dış bağlantılarla hareket ettiğini öne süren Yardımcıoğlu, Özgür Özel’in Avrupa’daki temaslarını da bu çerçevede değerlendirdi. Özel’in Avrupa’daki sosyal demokrat çevrelerle kurduğu ilişkilerin arkasında FETÖ etkisi olduğunu iddia eden Yardımcıoğlu, CHP’nin “küreselci yapılar tarafından yönlendirilen bir aparat” haline getirildiğini savundu. “Silivri” çıkışıyla gerilim tırmandı Yardımcıoğlu’nun en sert açıklamaları ise röportajın son bölümünde geldi. CHP’yi “devlet ve millet için en büyük beka meselesi” olarak tanımlayan Yardımcıoğlu, Özgür Özel ve parti yönetimine yönelik tutuklama çağrısında bulundu. Dokunulmazlıkların kaldırılması gerektiğini savunan Yardımcıoğlu, CHP yönetiminin yargı önüne çıkarılmasını talep etti. Siyasi tartışmalar yeniden alevlenebilir Prof. Dr. Mahmut Yardımcıoğlu’nun bu açıklamaları, ana muhalefet partisi CHP ve özellikle Özgür Özel liderliğindeki yönetimi doğrudan hedef alması nedeniyle kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya aday. İddiaların siyasi arenada yeni tartışmaları beraberinde getirmesi bekleniyor.

CHP’li Şile Belediyesi’ne 2. dalga operasyon: 22 kişi gözaltında Haber

CHP’li Şile Belediyesi’ne 2. dalga operasyon: 22 kişi gözaltında

İstanbul’da CHP’li belediyelere yönelik soruşturmalar kapsamında Şile Belediyesi bir kez daha gündemde. Daha önce belediye başkanının da aralarında bulunduğu isimlerin tutuklandığı dosyada bu sabah ikinci dalga operasyon gerçekleştirildi. İkinci dalga operasyon sabah saatlerinde yapıldı İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Şile Belediyesi’ne yönelik operasyon düzenledi. Operasyonda 23 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. 22 kişi gözaltına alındı, biri zaten tutukluydu Yetkililerden edinilen bilgilere göre, gözaltı kararı verilen kişilerden birinin başka bir dosya kapsamında halen tutuklu olduğu belirtildi. Kalan 22 kişi ise polis ekiplerince gözaltına alındı. İlk operasyonda belediye başkanı tutuklanmıştı Şile Belediyesi’ne yönelik soruşturmanın ilk ayağı 10 Temmuz’da yapılmıştı. Bu kapsamda “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “irtikap”, “rüşvet” ve “ihaleye fesat karıştırma” iddialarıyla aralarında Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı’nın da bulunduğu 6 kişi gözaltına alınmış, ardından tutuklanmıştı. Soruşturma çok yönlü sürdürülüyor Savcılık kaynakları, dosyanın kapsamının genişletildiğini ve yeni deliller doğrultusunda soruşturmanın derinleştirildiğini bildirdi. Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri devam ederken, yeni adli adımların da gündeme gelebileceği ifade ediliyor. Şile Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma, ikinci dalga operasyonla birlikte daha da genişlerken, sürecin siyasi ve hukuki yansımalarının önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

KILIÇDAROĞLU: CHP devletin âli menfaatleri için risk almak zorundadır Haber

KILIÇDAROĞLU: CHP devletin âli menfaatleri için risk almak zorundadır

Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, X hesabından yayımladığı dikkat çekici mesajda Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel misyonuna ve Türkiye’nin dış politikadaki kritik konumuna dair dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, CHP’nin hem temiz siyaset hem de devletin ali menfaatlerini koruma görevi gereği, özellikle Orta Doğu’da Türkiye’yi hedef alan tehlikelere karşı sorumluluk almak zorunda olduğunu belirtti. “CHP sıradan bir parti değildir” Kılıçdaroğlu açıklamasında CHP’nin, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucu partisi olduğunun altını çizerek şunları söyledi: “Cumhuriyet Halk Partisi sıradan bir parti değildir. Partimizin kodları, geleneği ve iki büyük misyonu vardır. Birincisi siyaseti temiz tutmak ve hesap sormaktır. Hesap sorabilmek için de hesap vermekten kaçınmamak gerekir. Hesap vermek her CHP’linin namus borcudur.” Kılıçdaroğlu, CHP’nin rüşvet, yolsuzluk ve çıkar ağlarıyla yan yana gelmeyeceğini belirterek: “Cumhuriyet Halk Partisi rüşvetlerle, yolsuzluklarla ve rüşvet çarkının müteahhitleriyle anılmaz. Üzerine iftiralar ve yolsuzluk iddialarıyla yol alamaz. Derhal gereğini yapmalı ve yoluna devam etmelidir,” ifadelerini kullandı. “Devletin yönünü belirlemek CHP’nin görevidir” Kılıçdaroğlu konuşmasının ikinci bölümünde CHP’nin yalnızca iç siyasette değil, devletin dış politikadaki stratejik çizgisinde de sorumluluk sahibi olduğuna vurgu yaptı: “Cumhuriyet Halk Partisi devlete istikamet çizer. Türkiye Cumhuriyeti’nin Orta Doğu’dan Asya’ya, Kafkaslardan Avrupa’ya, Altaylardan Tuna’ya söyleyecek sözü vardır.” “Orta Doğu’da bizi tökezletmek isteyen İsrail ve Amerika belasını bertaraf etmek zorundayız” Kılıçdaroğlu’nun açıklamasındaki en dikkat çeken bölüm ise Türkiye’nin dış politikadaki konumuna ve CHP’nin rolüne ilişkin ifadeler oldu: “Cumhuriyet Halk Partisi, Orta Doğu’da tökezlememizi bekleyen İsrail ve Amerika belasını bertaraf etmek ve devletin âli menfaatleri için sürecin içinde olmak zorundadır. Risk almalıdır ve konuya siyaset üstü bakarak elini taşın altına koymalıdır.” Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin tarihsel olarak bağ kurduğu bölgelerde yalnızlaştırılamayacağını, CHP’nin de bu süreçlerde millet adına sorumluluk üstlenmekle yükümlü olduğunu söyledi. “Tarihin doğru tarafında yer almak cesaret ister” Kılıçdaroğlu açıklamasının sonunda CHP’nin demokrasi, kardeşlik ve adalet mücadelesine devam edeceğini belirterek: “Tarihin doğru tarafında yer almak çoğu zaman cesaret ve kararlılık gerektirir. Aziz milletimize hak, hukuk ve adalet yürüyüşümüze devam edeceğiz,” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu ailesine ‘yolsuzluk’ soruşturması: Baba ve oğul Emniyet’te ifade veriyor Haber

İmamoğlu ailesine ‘yolsuzluk’ soruşturması: Baba ve oğul Emniyet’te ifade veriyor

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü “çıkar amaçlı suç örgütü” soruşturması kapsamında bugün yeni bir gelişme yaşandı. Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu, saat 10.15’te İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne giderek ifade işlemleri için hazır bulundu. İfade alma süreci 11.47’de resmen başladı. Soruşturmanın başlığı: ‘Rüşvet ve malvarlığı aklama’ iddiası Başsavcılık, iki ismin dosyada yer alan deliller nedeniyle ifadeye çağrıldığını açıklarken, şu bilgiyi paylaştı: “İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ne yönelik soruşturma kapsamında, şüpheliler Hasan İmamoğlu ve Selim İmamoğlu hakkında ‘rüşvet’ ve ‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’ suçlarından savunmaları alınmak üzere talimat verilmiştir.” Ekrem İmamoğlu hala tutuklu CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklu bulunuyor. Aynı zamanda kendisi hakkında “casusluk” başlığıyla yürütülen ayrı bir soruşturma kapsamında da tutuklama kararı verilmişti. Süreç nasıl ilerleyecek? Baba ve oğulun ifade işlemlerinin bugün tamamlanması bekleniyor. Savcılık, ek deliller doğrultusunda tutuklama ya da adli kontrol kararı talep edebilir. Soruşturmada yeni isimlerin ifadeye çağrılacağı iddia ediliyor

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü iddianamesinde çarpıcı detaylar ortaya çıktı! Haber

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü iddianamesinde çarpıcı detaylar ortaya çıktı!

Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini manipüle ettiği iddia edilen, liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı suç örgütüne ilişkin hazırlanan 579 sayfalık iddianamede dikkat çekici ayrıntılar ortaya çıktı. İddianameye göre örgüt, en fazla ihaleyi Beşiktaş Belediyesi’nden aldı ve kamu kurumlarında “yolsuzluk ağı” kurarak milyonlarca liralık usulsüz kazanç elde etti. İhale trafiği belediyeler üzerinden yürütüldü 200 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede, 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu kamu görevlilerine rüşvet verildiği, karşılığında ihale süreçlerinin örgüt lehine şekillendirildiği belirtildi. Savcılığa göre örgütün faaliyetleri, 2019 yerel seçimlerinden sonra hız kazandı. “Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesinin ardından, örgüt lideri Aktaş bu değişimi fırsat bilerek rotasını İstanbul’a çevirdi.” İddianamede, Aktaş’ın yönettiği ağın 2020 yılından itibaren İETT, İSFALT, İGDAŞ, Beşiktaş, Avcılar ve Esenyurt belediyeleri ile bağlantılı ihalelerde etkili olduğu ve bu dönemi “örgütün altın çağı” olarak değerlendirdiği yer aldı. Beşiktaş Belediyesi ön planda Örgütün en çok ihale aldığı kurumun Beşiktaş Belediyesi olduğu vurgulandı. İddianamede, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve bazı başkan yardımcılarının Aktaş ile “rüşvet ilişkisine girdiği” ve belediyenin ihale sisteminde örgütün fiili hakimiyet kurduğu ileri sürüldü. “Suç örgütü, belediye başkanlarına ve yöneticilere maddi imkanlar sağladı; seçim kampanyalarında kullanılmak üzere araç tahsis etti.” Sahte kaşe ve imza düzeni Soruşturma kapsamında yapılan aramalarda, örgüte ait firmaların adreslerinde başka şirketlere ait kaşeler ele geçirildi. Bu kaşelerin kullanılarak birçok ihaleye yaklaşık maliyet teklifleri verildiği, imzaların sahte olduğu ve firma yetkililerinin bu işlemlerden habersiz olduğu tespit edildi. “Suç örgütü lideri Aktaş, ortak ve yakın çevresine ait firmalardan temsili teklifler alarak ihaleleri kontrol etti. Pazarlık usulü ihalelerde bu firmalar ‘yan teklifçi’ olarak kullanıldı.” “En tepedeki benim” ifadesi iddianamede yer aldı Tanık A.O.’nun beyanlarına göre, Aziz İhsan Aktaş’ın bir görüşmede “En tepedeki benim” dediği kayda geçti. İddianameye göre Aktaş, örgüt üyelerini “emir-komuta zinciri” içinde yönetti, ihaleleri kimin alacağını bizzat belirledi ve elde edilen gelirleri örgüt üyeleri arasında paylaştırdı. Kardeşler ve akrabalar üzerinden şirket ağı Aktaş’ın ticari hayatına Diyarbakır’da başladığı, Harran Üniversitesi Kimya Bölümü mezunu olduğu ve kurduğu firmaları kendi adına değil, kardeşleri ve akrabaları üzerine kurduğu tespit edildi. Bu yöntemle hem hukuki sorumluluktan kaçındığı hem de firmalar arasındaki bağlantının gizlendiği belirtildi. Rüşvet, seçim desteği ve kamu zararları Savcılığa göre suç örgütü, bazı belediye başkanlarının seçim kampanyalarına araç ve nakit desteği sağlayarak ihalelerde öncelik kazandı. Usulsüz işlemler sonucu kamu kurumlarının milyonlarca lira zarara uğratıldığı ifade edildi. Sonraki süreç İddianamenin kabul edilmesinin ardından dava süreci başlayacak. 200 şüphelinin yargılanacağı dosyada, “çıkar amaçlı suç örgütü kurmak”, “rüşvet vermek ve almak”, “ihaleye fesat karıştırmak” ve “resmi belgede sahtecilik” gibi suçlardan ağır hapis cezaları talep ediliyor. Bu kapsamlı soruşturma, son yılların belediye bağlantılı en geniş kapsamlı rüşvet ve ihale yolsuzluğu dosyalarından biri olarak değerlendiriliyor.

İmamoğlu’nun avukatı için flaş gelişme: Rüşvet iddiasıyla adliyede! Haber

İmamoğlu’nun avukatı için flaş gelişme: Rüşvet iddiasıyla adliyede!

İmamoğlu’nun avukatı Nusret Yılmaz adliyeye sevk edildi İBB’ye yönelik yürütülen geniş kapsamlı yolsuzluk soruşturmasında yeni adım: Ekrem İmamoğlu ve eşi Dilek İmamoğlu’nun avukatı Nusret Yılmaz, Trabzon’da "rüşvete aracılık etmek" suçlamasıyla gözaltına alınarak İstanbul'a sevk edildi. Sağlık işlemlerinin ardından Vatan Polis Merkezi’ndeki işlemleri tamamlandıktan sonra adliyeye götürüldü. Bu gelişme, soruşturmanın sadece idari ya da bürokratik değil, aynı zamanda hukuki savunmayı da hedef alan bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. İddiaların ardında siyasi hesaplar mı var? CHP’li İmamoğlu, tepkisini sosyal medya üzerinden şu sözlerle dile getirdi: “Savunma esir alınıyor. Avukatlarımız yalnızca görevlerini yaptıkları için iftira dosyalarıyla gözaltına alınıyor. Hukukkatledilmeye devam ediyor.” Bu tepki, sürecin yargısal değil siyasi bir boyut kazandığı algısını güçlendirdi. Soruşturmanın perde arkası giderek genişliyor Savcılığın sürdüğü dava, yalnızca “rüşvet” ile sınırlı kalmayıp, “suç örgütü kurma”, “ihaleye fesat karıştırma”, “nitelikli dolandırıcılık”, hatta “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme” gibi iddiaları da içeriyor. Nusret Yılmaz’ın gözaltına alınması, soruşturmanın İmamoğlu ailesine yakın isimlere yöneldiği anlamına geliyor. Öte yandan, daha önce İmamoğlu’nun bir başka avukatı Mehmet Pehlivan da benzer soruşturma gerekçesiyle tutuklanmıştı. Bu durum, iddiaların temelden çok daha derin ve örgütlü bir yapıdan beslenebileceğine işaret ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.