SON DAKİKA

#Sağlik Bakanliği

HABER DEĞER - Sağlik Bakanliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlik Bakanliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sofralarda devrim başlıyor: Ekmekte tarihi zorunluluk geliyor Haber

Sofralarda devrim başlıyor: Ekmekte tarihi zorunluluk geliyor

Türkiye’de ekmek üretiminde köklü bir değişiklik başlatılıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı ortaklığında yürütülen “Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma Kampanyası” kapsamında, ülke genelinde üretilecek ekmeklerde tam buğday unu oranı en az yüzde 70 olacak. Yeni düzenleme ile ekmeğe yapay koyu renk vermek için kullanılan kavrulmuş malt unu tamamen yasaklanıyor. Yeni standart tüm Türkiye’de uygulanacak Türkiye Gazetesi’nin aktardığı bilgilere göre düzenleme ilk etapta kamu kurumlarında devreye alınacak, ardından ülke genelindeki fırın ve işletmeleri kapsayacak. Planlamaya göre kamu yemekhanelerinde sunulan ekmeklerin yüzde 80’i yeni standarttaki tam buğday ekmeklerinden oluşacak. Beyaz ve kepekli ekmek seçenekleri ise sınırlı tutulacak. Pilot uygulama Konya’da başladı Proje, geçtiğimiz yıl ağustos ayında Konya’da pilot olarak hayata geçirildi. Elde edilen sonuçların ardından uygulamanın tüm yurda yayılması kararlaştırıldı. Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu tarafından düzenlenen uluslararası kongrede detayları paylaşılan düzenlemenin, sürdürülebilirlik ve iklim dayanıklılığı hedefleriyle de örtüştüğü belirtildi. Beyaz ekmek tüketimi yüzde 95 seviyesinde Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü yetkilileri, Türkiye’de günlük enerjinin yaklaşık yüzde 50’sinin ekmek ve tahıl ürünlerinden sağlandığını vurguladı. Kişi başı yıllık ekmek tüketiminin yaklaşık 200 kilograma yaklaştığı ifade edilirken, mevcut tüketimin yüzde 95’inin beyaz undan yapılan ekmeklerden oluştuğu kaydedildi. 1940’lara kadar yaygın olan tam buğday ekmeği tüketiminin ise bugün yüzde 5 ila 10 seviyelerine gerilediği belirtiliyor. Hedef kronik hastalıkların azaltılması Yetkililer, günlük beslenmeye eklenecek küçük miktarda tam buğday ekmeğinin bile kronik hastalık riskini azaltabileceğini ve uzun vadede sağlık harcamalarında ciddi tasarruf sağlayabileceğini ifade ediyor. Çin ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerin benzer stratejilerle hem sağlık giderlerini düşürmeyi hem de karbon ayak izini azaltmayı hedeflediği belirtilirken, Türkiye’de de bu adımın kapsamlı bir gıda reformu niteliği taşıdığı değerlendiriliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

“Cenazeleri dahi yok”: Gazze’de 3 bine yakın kişinin ‘buharlaştığı’ iddiası Haber

“Cenazeleri dahi yok”: Gazze’de 3 bine yakın kişinin ‘buharlaştığı’ iddiası

Gazeteci Fethi Yılmaz, Al Jazeera Arabic’te yayımlanan bir araştırmaya dayanarak, Gazze’de gerçekleştirilen saldırılar sonrası yaklaşık 3 bine yakın kişinin akıbetinin belirlenemediğini aktardı. İddiaya göre yüksek ısı üreten mühimmatlar nedeniyle bazı kayıpların bedenlerine ulaşılamadı. Araştırma kayıp vakalara dikkat çekti “ Hikâyenin geri kalanı” başlıklı araştırmada, 10 Ağustos 2024’te Gazze kentindeki El-Tabiin okuluna düzenlenen saldırı sonrası oğlunu arayan bir annenin günler süren çabası anlatıldı. Hastaneler ve morglarda yapılan aramalara rağmen herhangi bir iz bulunamazken, benzer durumda binlerce kayıp olduğu ifade edildi. “Yalnızca kan izleri ve doku parçaları kaldı” Araştırmaya göre Ekim 2023’ten bu yana 2 bin 842 Filistinliye sadece kan izleri veya küçük doku parçaları üzerinden ulaşılabildiği, bu vakaların fiilen “buharlaşmış” olarak kayda geçtiği öne sürüldü. Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı yetkilileri de saldırıların fiziksel etkilerine dikkat çekti. Termal silah iddiaları gündemde İddiaya konu mühimmatın 2 bin 500 ila 3 bin dereceyi bulan ısı ve yüksek basınç üreterek insan bedenindeki suyu anında kaynatabildiği, dokuların ise küle dönüşebildiği belirtildi. Kullanıldığı ileri sürülen silahların büyük bölümünün ABD menşeli olduğu da araştırmada yer aldı. Uluslararası hukuk tartışması büyüyor Söz konusu iddiaların açık bir uluslararası suç teşkil edebileceği vurgulanırken, sahada bu kuralları uygulayacak etkili bir mekanizmanın bulunmadığı eleştirileri dile getirildi. Ateşkes açıklamalarına rağmen saldırıların sürdüğü yönündeki değerlendirmeler, bölgedeki insani krizin derinleştiğine işaret ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dehşet evi ortaya çıktı! Haber

Dehşet evi ortaya çıktı!

İddiaya göre olay, mahalle sakinlerinin ihbarlarının ardından gündeme geldi. Geçtiğimiz hafta yaşamını yitiren Ünzile Mangaz’ın iki kızıyla birlikte yaşadığı evde insanlık dışı koşullar bulunduğu ileri sürüldü. Komşuların ifadeleri üzerine ekipler harekete geçerken, evde bulunan hasta genç kadın sağlık görevlilerince kurtarılarak hastaneye sevk edildi. “Bizi kurtarın, kızımı dövüyor” çığlıkları duyuldu iddiası Yaklaşık beş yıldır aynı binada yaşayan komşular, yaşlı kadının hayattayken sık sık yardım istediğini öne sürdü. İddialara göre Mangaz, büyük kızının yatağa bağımlı kardeşine şiddet uyguladığını söyleyerek defalarca yardım çağrısında bulundu. Annenin ölümünden sonra ise evden gelen seslerin tamamen kesildiği belirtildi. Anne için bakımsızlık iddiası Mahalle sakinleri, Mangaz’ın uzun süredir yeterli bakım ve beslenmeden yoksun kaldığını öne sürerken, ölümünde bu durumun etkili olabileceğini dile getirdi. Cenazenin polis ekiplerinin incelemesinin ardından kimsesizler mezarlığına defnedildiği aktarıldı. Genç kadın ağır koşullarda bulundu Eve girenlerin aktardığına göre dairenin camları kararmış, eşyalar son derece bakımsız durumdaydı. Hasta kadının yatak bulunmayan bir divan üzerinde çıplak halde yattığı, vücudunda morluklar ve darp izlerini andıran yaralar olduğu ifade edildi. Aşırı zayıf olduğu belirtilen kadının bitkin halde olduğu gözlendi. Apartmanı ağır koku sardı iddiası Apartman sakinleri, daireden yayılan keskin kokular nedeniyle evlerinde durmakta zorlandıklarını öne sürdü. Çamaşır suyu ve tineri andıran kokuların tüm binaya yayıldığı iddia edildi. Suçlamaların odağındaki kardeş iddiaları reddetti Annenin ölümü ve genç kadının ağır durumda bulunmasının ardından gözler evde yaşayan diğer kardeşe çevrildi. Muhabirlerin sorularına tepki gösteren kadın, iddiaları reddederek açıklama yapmayı kabul etmedi. Devlet kurumları harekete geçti Görüntüler ve ihbarların ardından Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile emniyet ekipleri adrese giderek inceleme yaptı. Evden çıkarılan genç kadıya olay yerinde ilk müdahale yapıldıktan sonra hastaneye kaldırıldığı, ilk kontrollerde darp izleri ve ileri derecede zayıflık tespit edildiği öğrenildi. Olayla ilgili inceleme ve soruşturmanın sürdüğü bildirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Sigara yasakları genişliyor: Yarı açık alanlar kapanıyor, 5 metre kuralı geliyor Haber

Sigara yasakları genişliyor: Yarı açık alanlar kapanıyor, 5 metre kuralı geliyor

Türkiye’de sigarayla mücadelede yeni bir dönemin eşiğine gelindi. Sağlık Bakanlığı, tütün kullanımını azaltmak ve pasif içiciliği önlemek amacıyla mevcut mevzuatta kapsamlı değişiklikler içeren bir düzenleme üzerinde çalışıyor. Hazırlanan yeni strateji, kapalı ve yarı açık alanların tanımından kamuya açık mekânlardaki mesafelere kadar birçok başlıkta sigara yasağını daha net ve bağlayıcı hâle getirmeyi hedefliyor. Yarı açık alanlar artık kapalı sayılacak Yeni düzenlemeyle birlikte bugüne kadar “yarı açık” kabul edilen pek çok mekân, sigara yasağı kapsamına alınacak. Üstü açılır-kapanır tenteyle kapatılan alanlar, kış bahçeleri ve benzeri bölümler tamamen kapalı alan statüsüne sokulacak. Bu alanlarda sigara içilmesi yasaklanarak, dumanın mekân içinde yayılmasının ve yurttaşların sağlığının olumsuz etkilenmesinin önüne geçilmesi amaçlanıyor. Bina girişlerinde 5 metre sınırı Düzenlemenin en dikkat çeken başlıklarından biri de “5 metre kuralı” oldu. Buna göre kamu binaları, alışveriş merkezleri ve restoranların ana giriş kapılarının en az 5 metre çevresinde sigara içilmesi yasaklanacak. Amaç, sigara dumanının kapalı alanlara taşınmasını engellemek ve içeri giren yurttaşların temiz hava hakkını korumak. Çocuk parkları tamamen dumansız olacak Yeni yol haritasında çocuklara yönelik alanlar özel olarak ele alınıyor. Çocuk parkları bütünüyle sigarasız bölge ilan edilecek ve bu alanlarda tütün ürünlerinin kullanımına kesin yasak getirilecek. Böylece çocukların oyun oynadığı alanlarda sağlıklı ve temiz bir ortam sağlanması hedefleniyor. Plajlarda ‘mavi bölgeler’ dönemi Plajlar için ise farklı bir model planlanıyor. Sahillerde sigara içilmesi tamamen yasaklanmayacak; bunun yerine “mavi bölgeler” adı verilen, plajın geri kalanından fiziksel olarak ayrılmış özel alanlar oluşturulacak. Sigara içmek isteyenlerin bu alanları kullanması, sigara içmeyen yurttaşların ve çocukların ise dumandan uzak tutulması amaçlanıyor. Hazırlanan düzenleme hayata geçtiğinde, sigarayla mücadelede yalnızca kapalı alanlar değil, günlük yaşamın birçok noktası yeniden tanımlanmış olacak. Sağlık otoriteleri, bu adımların uzun vadede toplum sağlığını güçlendireceğini ve dumansız yaşam alanlarını yaygınlaştıracağını vurguluyor.

Sigara vitrine veda ediyor: Tütün ve e-sigaraya görünmezlik dönemi Haber

Sigara vitrine veda ediyor: Tütün ve e-sigaraya görünmezlik dönemi

Tütünle mücadelede yeni bir aşamaya geçiliyor Tütün bağımlılığıyla mücadele kapsamında hazırlanan ve son aşamaya gelen yeni düzenleme taslağı, tütün ve elektronik sigara ürünlerinin gündelik hayattaki görünürlüğünü azaltmayı hedefliyor. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmanın ayrıntılarını, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu kamuoyuyla paylaştı. Satış noktalarında tütün ürünleri göz önünden kaldırılacak Taslak düzenlemeye göre market, büfe ve benzeri satış yerlerinde tütün ürünleri artık kasa arkasında dahi görünür olmayacak. Sigara ve diğer tütün ürünlerine ait her türlü görsel unsurun yurttaşların görebileceği alanlardan kaldırılması planlanıyor. Bu adımla özellikle satın alma davranışını tetikleyen görsel etkenlerin ortadan kaldırılması amaçlanıyor. Çocukların sigara görüntüsüyle karşılaşması sınırlandırılacak Yeni düzenlemenin önemli başlıklarından biri de çocukların korunması. Parklar, bahçeler ve oyun alanlarında sigara içme görüntülerinin azaltılması hedefleniyor. Taslakta, çocukların tütün kullanan yetişkinleri sıkça görmesinin normalleştirici etki yarattığına dikkat çekiliyor ve bu alanlarda yeni kuralların devreye alınması öngörülüyor. Kapalı alanlarda denetimler sıkılaşacak Kapalı alanlarda sigara kullanımına ilişkin mevcut mevzuatta da değişikliğe gidilmesi planlanıyor. Denetimlerin artırılması ve caydırıcılığın güçlendirilmesiyle, dumansız hava sahası uygulamasının daha etkin hale getirilmesi hedefleniyor. Elektronik sigara algısına da müdahale edilecek Taslak çalışmada elektronik sigara ve benzeri yeni nesil tütün ürünleri özel olarak ele alınıyor. Bu ürünlerin “zararsız” ya da “masum” olduğu yönündeki algının ortadan kaldırılması amaçlanıyor. Sağlık otoriteleri, elektronik sigaranın da bağımlılık ve sağlık riski barındırdığına dikkat çekiyor. Yeni düzenlemenin yasalaşması halinde, Türkiye toplumunda tütün ürünlerinin gündelik hayattaki görünürlüğü önemli ölçüde azalacak ve özellikle çocuklar ile gençler için daha koruyucu bir kamusal alan hedeflenmiş olacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ankara'da  sağlıkçılardan ortak çağrı: Atama hakkı ertelenemez! Haber

Ankara'da sağlıkçılardan ortak çağrı: Atama hakkı ertelenemez!

Ankara’da 10 Ocak 2026 Cumartesi günü saat 12.00’de, Ulus Atatürk Heykeli önünde düzenlenen basın açıklamasında atama bekleyen sağlıkçılar; Sağlıkçı Birliği, Türk Sağlık-Sen, Genç Sağlık Sendikası, Anadolu Ebeler Derneği, Anestezi Teknisyen ve Teknikerleri Derneği ile çok sayıda sağlık meslek örgütünün katılımıyla bir araya geldi. “Sağlıktan tasarruf olmaz, emekten vazgeçilmez, atama ertelenmez” sloganlarıyla yapılan açıklamada, sağlık sisteminin personel eksikliğiyle sürdürülemez noktaya geldiği vurgulandı. “Derneklerin ortak talebi: 2026’nın ilk yarısında en az 50 bin atama” Sağlıkçı Birliği öncülüğünde yapılan ortak açıklamada, 2024 KPSS puanının iki yıl geçerli olmasına rağmen atamaların 2026 KPSS sonrasına bırakılmasının kazanılmış hakkı fiilen ortadan kaldırdığı ifade edildi. Meslek örgütleri, bu talebin bir ayrıcalık değil; sağlık hizmetinin sürdürülebilirliği için zorunlu bir ihtiyaç olduğunun altını çizdi. “Diplomalar havaya kalktı: Bu emek boşa gitmeyecek” Basın açıklaması sırasında atama bekleyen sağlıkçılar diplomalarını yırtarak tepkilerini görünür kıldı. “Atama hakkı lütuf değildir” mesajı verilen eylemde, yıllarca süren eğitim ve sınav sürecinin belirsizlik nedeniyle değersizleştirildiği ifade edildi. “Yeni hastaneler açılıyor ama personel yok” Türk Sağlık-Sen ve Genç Sağlık Sendikası adına yapılan değerlendirmelerde, bir yandan yeni şehir hastaneleri ve sağlık tesislerinin duyurulduğu, diğer yandan atamaların ertelendiği hatırlatıldı. Sağlık hizmetinin betonla değil insan gücüyle üretildiği vurgulanarak, personel eksikliği giderilmeden yapılan yatırımların sahada karşılık bulamayacağı belirtildi. “Sağlıktan tasarrufun bedelini yurttaş ödüyor” Meslek örgütleri, hastanelerde artan iş yükünün yalnızca sağlık emekçilerini değil, nitelikli sağlık hizmeti almak isteyen yurttaşları da doğrudan etkilediğini ifade etti. Açıklamalarda, Türkiye’de hasta başına düşen sağlık personeli sayısının gelişmiş ülkelerin oldukça gerisinde olduğu, mevcut çalışanların ise tükenmişlik noktasına sürüklendiği vurgulandı. “Sağlık sistemi ekip işidir” Anadolu Ebeler Derneği ve Anestezi Teknisyen ve Teknikerleri Derneği adına yapılan açıklamalarda ise ebelik, anestezi ve yardımcı sağlık hizmetlerinde istihdamın güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Sağlık hizmetinin ekip işi olduğu belirtilerek, her branşın kendi alanında yeterli sayıda istihdam edilmesinin hizmet kalitesi için zorunlu olduğu ifade edildi. “Atama yok, belirsizlik var” Atanamayan sağlıkçı Melisa Demir (24), bir yıl boyunca KPSS puanını kullanamamanın hayatını durma noktasına getirdiğini söyledi. Sınava 13 ay boyunca hazırlandığını belirten Demir, sonuçların açıklanmasını beklerken kontenjan belirsizliği nedeniyle farklı işlerde çalışmak zorunda kaldığını ifade etti. Atamaların açıklanmasıyla birlikte atanamadığını öğrendiğini söyleyen Demir, yeniden sınav hazırlığına başlamanın hem psikolojik hem de mesleki açıdan yıpratıcı olduğunu dile getirdi. Kendi branşına dair bilgileri zamanla unutmaktan endişe ettiğini belirten Demir, “Hepimiz psikolojik, mental ve fiziksel olarak yoruluyoruz. Burada olmamızın tek sebebi mesleğimize kavuşmak” dedi. “Bu belirsizlik çocuklarımızı tüketti” Eyleme kızı için katılan Nurdane Demir, ailelerin de en az gençler kadar yıprandığını ifade etti. Sürekli ertelenen atama beklentisinin çocukları psikolojik olarak tükettiğini söyleyen Demir, “Olacak mı, olmayacak mı derken çok yıprandılar. Uyku uyuyamaz hale geldiler. Benim çocuğum da öyle” diyerek yaşanan belirsizliğin evlerin içine kadar taşındığını anlattı. “Bu tablo ciddi bir planlama sorunudur” Türk Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Kemal Kazak, atanamayan sağlıkçıların yaşadığı sorunun temelinde yanlış planlama olduğunu vurguladı. Her yıl binlerce sağlık emekçisinin eğitimini başarıyla tamamladığını ancak yeterli sayıda alım yapılmadığı için çok sayıda gencin boşta kaldığını söyledi. Kazak, bu durumun hem sağlık emekçileri hem de yurttaşlar açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirterek, “Gençlerimiz bir an önce işe başlatılmalı ki yurttaşlarımız daha etkin sağlık hizmeti alabilsin, sahadaki sağlık emekçilerinin iş yükü hafiflesin” dedi. Avrupa ülkeleriyle kıyaslama yapan Kazak, gelişmiş ülkelerde birden fazla sağlık çalışanının yaptığı işin Türkiye’de tek bir çalışana yüklendiğini, hekimlerin ve hemşirelerin çok daha fazla hasta baktığını söyledi. Sendika olarak bu durumu Sağlık Bakanlığı ve ilgili tüm kurumlara ilettiklerini belirten Kazak, atanamayan sağlıkçıların yanında olduklarını vurguladı. “Gençler motivasyon kaybı yaşıyor ama yalnız değiller” KPSS sürecinde öğrencilerin ders notları ve anlatımlarıyla yanında olan eğitimci Ramazan Yetgin, atama belirsizliğinin öğrencilerin motivasyonunu ciddi biçimde düşürdüğünü ifade etti. Öğrencilerin uzun süre “atama gelecek mi, kaç kişi alınacak, sıralamam yeter mi” sorularıyla arafta kaldığını belirten Yetgin, bu belirsizliğin çalışma düzenini de olumsuz etkilediğini söyledi. 2026 KPSS’ye kısa süre kalmasına rağmen öğrencilerin hâlâ atama ihtimaliyle bekletildiğini vurgulayan Yetgin, “Atama gelse de gelmese de yeniden çalışmak zorunda kalıyorlar. Bu çok ağır bir yük” dedi. Yetgin, yalnızca ders anlatımıyla değil, bu hak mücadelesinde de öğrencileri yalnız bırakmadıklarını ifade etti. Ulus Meydanı’ndan yapılan ortak çağrıda, “Atama hakkı lütuf değildir. Sağlık sistemi emek olmadan ayakta kalamaz” denildi. Sağlık emekçileri, talepleri karşılanana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı. HABER: Azra Yılmaz

Gazze’de can kaybı 71 bin 395’e çıktı: Ateşkese rağmen saldırılar sürüyor Haber

Gazze’de can kaybı 71 bin 395’e çıktı: Ateşkese rağmen saldırılar sürüyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne Ekim 2023’ten bu yana sürdürdüğü saldırılarda can kayıpları artmaya devam ediyor. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, son 24 saatte hastanelere ulaştırılan cenazeler ve yaralı sayısına ilişkin güncel veriler paylaşıldı. Son 24 saatte 4 kişi yaşamını yitirdi Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre, İsrail saldırıları sonucu yaşamını yitiren 4 Filistinlinin naaşı hastanelere getirildi, 7 kişi ise yaralandı. Hayatını kaybedenlerden üçünün önceki saldırılarda enkaz altında kalan yurttaşlar olduğu, bir kişinin ise yeni bir saldırı sonucu öldüğü belirtildi. Ateşkes sonrası bilanço ağır Ateşkesin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana düzenlenen saldırılarda 424 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 1199 kişinin yaralandığı aktarıldı. Aynı süreçte enkaz altından 685 kişinin cenazesinin çıkarıldığı kaydedildi. Bakanlık verilerine göre İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında toplam can kaybı 71 bin 395’e, yaralı sayısı ise 171 bin 287’ye yükseldi. 11 yaşındaki kız çocuğu İsrail ateşiyle öldürüldü Hastane kaynaklarından alınan bilgilere göre İsrail ordusu, ateşkes kapsamında çekildiği Cibaliya Mülteci Kampı’nda rastgele ateş açtı. Açılan ateş sonucu 11 yaşındaki Hemse Nidal Husu yaşamını yitirdi. Ayrıca İsrail ordusu, ateşkes anlaşmasını ihlal ederek Gazze’nin doğusundaki Tuffah Mahallesi’nde bir eve hava saldırısı düzenledi. Saldırıda 2 kişi hayatını kaybetti. İsrail, çekildiği bölgelere de saldırıyor Gazze Şeridi’nde 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşması kapsamında İsrail ordusu “Sarı Hat”ın gerisine çekilmişti. Ancak İsrail, Gazze’nin yaklaşık yüzde 50’sindeki işgalini sürdürürken çekildiği bölgelere de sık sık saldırılar düzenliyor. İsrail ordu sözcülüğü, Gazze’den atıldığı iddia edilen bir roket gerekçesiyle belirli noktaların bombalandığını duyururken, Gazze’deki makamlardan saldırılara ilişkin ölü ya da yaralı bilgisi paylaşılmadı. Batı Şeria’da yıkımlar devam ediyor Öte yandan İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde Filistinlilere ait iki evi “ruhsatsız” olduğu gerekçesiyle yıktı. Yerel kaynaklar, askeri buldozerler eşliğinde gerçekleştirilen yıkımların Filistinli yurttaşların yaşam alanlarını hedef almaya devam ettiğini aktardı.

SDG saldırılarında Halep’te 4 sivil hayatını kaybetti, 18 kişi yaralandı Haber

SDG saldırılarında Halep’te 4 sivil hayatını kaybetti, 18 kişi yaralandı

Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, SDG’nin özellikle Halep İç Hastanesi’ni hedef almasının uluslararası insancıl hukuk ve sağlık kuruluşlarını koruyan normların açık ihlali olduğu vurgulandı. Açıklamada, devam eden askeri tırmanış ve sivil yerleşim alanlarının hedef alınması nedeniyle ciddi endişe duyulduğu ifade edildi. Sağlık Bakanlığı, yaralıların derhal hastanelere sevk edilerek gerekli tıbbi ve cerrahi müdahalelerin yapıldığını, sağlık personelinin hayat kurtarmak için yoğun çaba sarf ettiğini bildirdi. Kent genelindeki tüm hastanelerin tam alarm durumunda olduğu, ilaç, tıbbi malzeme ve kan stoklarının hazır tutulduğu kaydedildi. Vatandaşlara uyarı Bakanlık, saldırıların sürdüğü bölgelerde yaşayan yurttaşlara şu çağrılarda bulundu: Azami dikkat gösterilmesi, Güvenli alanlarda kalınması, balkon ve pencerelerden uzak durulması, Yaralanma durumunda 110 Acil Yardım Hattı ile derhal iletişime geçilmesi. Ayrıca, söylentilere itibar edilmemesi ve doğru bilgilere yalnızca resmi kaynaklardan ulaşılması gerektiği vurgulandı. Çatışmalar sürüyor Dün Şeyh Maksud Mahallesi çevresinde Suriye Arap Ordusu birliklerinin bulunduğu noktalara SDG tarafından insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlendiği, bir askerin hayatını kaybettiği, diğer askerlerin yaralandığı bildirildi. Yerleşim alanlarına yönelik bombardımanda ise iki kadın ve iki küçük kız çocuğunun da aralarında bulunduğu sivillerin yaşamını yitirdiği, çok sayıda kişinin yaralandığı belirtildi. Bugün de Süryani Mahallesi’nin topçu atışlarıyla hedef alındığı, Suriye Arap Ordusu’nun ateş noktalarına karşılık verdiği aktarıldı. Suriye Arap Ordusu Operasyonlar Heyeti, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerindeki SDG askeri noktalarının meşru hedefler olduğunu duyurdu. İç Güvenlik Güçleri, ordu ve Sivil Savunma ekipleri sivilleri tehlikeli bölgelerden tahliye etmeye çalışırken, SDG’nin mahallelerden çıkışları engellediği ve ilan edilen iki insani koridora yönelen sivilleri ateş altına aldığı iddia edildi. Kentteki insani durum yakından izleniyor.

Sağlık Bakanlığı’ndan grip açıklaması: Mutasyonlu virüs Türkiye için tehdit değil Haber

Sağlık Bakanlığı’ndan grip açıklaması: Mutasyonlu virüs Türkiye için tehdit değil

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, kamuoyunda “mutasyonlu grip” olarak anılan H3N2 virüsüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Demirkol, Avrupa’da etkili olan varyantın Türkiye için olağan dışı bir risk taşımadığını ve grip sezonunun rutin şekilde izlendiğini ifade etti. H3N2 varyantının mevsimsel bir grip türü olduğu vurgulandı Doç. Dr. Demirkol, H3N2 virüsünün her yıl mutasyona uğrayarak dolaşıma giren influenza virüslerinden biri olduğunu belirterek, bu durumun bilimsel olarak beklenen bir süreç olduğunu söyledi. Söz konusu varyantın Avustralya’dan başlayarak Avrupa’ya yayıldığını aktaran Demirkol, Türkiye’de görülen tablonun olağan grip sezonu çerçevesinde değerlendirildiğini dile getirdi. Türkiye’de grip sezonu ekim ayında başlıyor Türkiye’de her yıl ekim ayından itibaren mayıs ayına kadar süren bir grip sezonu yaşandığını hatırlatan Demirkol, havaların soğumasıyla birlikte vaka sayılarında artış görülmesinin doğal olduğunu ifade etti. Çalışma ortamları, okullar ve kapalı alanlarda bulaşıcılığın arttığını belirten Demirkol, bu durumun yurttaşlar arasında endişe yaratabildiğini ancak panik gerektiren bir tablo olmadığını söyledi. “Bu varyant şu an için risk oluşturmuyor” mesajı verildi Avrupa’da görülen H3N2’nin K tipi varyantına ilişkin de konuşan Demirkol, bu alt türün Türkiye’de şu aşamada ciddi bir tehlike oluşturmadığını vurguladı. İnfluenza virüsünün her yıl farklı varyantlarla dolaşımda olduğuna dikkat çeken Demirkol, mevcut durumun halk sağlığı açısından yakından takip edildiğini kaydetti. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü vaka takibini sürdürüyor Demirkol, Türkiye genelinde grip vakalarının anlık olarak izlendiğini belirterek, olası risklerin erken aşamada tespit edilmesi için gerekli tüm izleme mekanizmalarının devrede olduğunu söyledi. Endişe oluşturacak bir seviyeye ulaşmadan grip sezonunun atlatılmasının hedeflendiğini ifade etti. Korunma için hijyen ve dinlenme çağrısı yapıldı Gripten korunmada temel hijyen kurallarının önemine dikkat çeken Demirkol, özellikle yaşlı yurttaşların ve risk grubundakilerin kalabalık ortamlardan uzak durması gerektiğini belirtti. Gribal belirtileri olan kişilerin kalabalık alanlara girmemesi, bol sıvı tüketmesi ve mümkünse evde istirahat etmesinin hem bireysel sağlık hem de toplum sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi. “Yurttaşlarımızın içi rahat olsun” mesajı verildi Açıklamasının sonunda Demirkol, Türkiye toplumuna seslenerek, mevcut grip varyantının endişe edilecek bir düzeyde olmadığını yineledi. Tüm sürecin Sağlık Bakanlığı tarafından yakından takip edildiğini belirten Demirkol, yurttaşların resmî açıklamalara güvenmelerini istedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.