SON DAKİKA

#Sağlik Bakanliği

HABER DEĞER - Sağlik Bakanliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlik Bakanliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sigara vitrine veda ediyor: Tütün ve e-sigaraya görünmezlik dönemi Haber

Sigara vitrine veda ediyor: Tütün ve e-sigaraya görünmezlik dönemi

Tütünle mücadelede yeni bir aşamaya geçiliyor Tütün bağımlılığıyla mücadele kapsamında hazırlanan ve son aşamaya gelen yeni düzenleme taslağı, tütün ve elektronik sigara ürünlerinin gündelik hayattaki görünürlüğünü azaltmayı hedefliyor. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmanın ayrıntılarını, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu kamuoyuyla paylaştı. Satış noktalarında tütün ürünleri göz önünden kaldırılacak Taslak düzenlemeye göre market, büfe ve benzeri satış yerlerinde tütün ürünleri artık kasa arkasında dahi görünür olmayacak. Sigara ve diğer tütün ürünlerine ait her türlü görsel unsurun yurttaşların görebileceği alanlardan kaldırılması planlanıyor. Bu adımla özellikle satın alma davranışını tetikleyen görsel etkenlerin ortadan kaldırılması amaçlanıyor. Çocukların sigara görüntüsüyle karşılaşması sınırlandırılacak Yeni düzenlemenin önemli başlıklarından biri de çocukların korunması. Parklar, bahçeler ve oyun alanlarında sigara içme görüntülerinin azaltılması hedefleniyor. Taslakta, çocukların tütün kullanan yetişkinleri sıkça görmesinin normalleştirici etki yarattığına dikkat çekiliyor ve bu alanlarda yeni kuralların devreye alınması öngörülüyor. Kapalı alanlarda denetimler sıkılaşacak Kapalı alanlarda sigara kullanımına ilişkin mevcut mevzuatta da değişikliğe gidilmesi planlanıyor. Denetimlerin artırılması ve caydırıcılığın güçlendirilmesiyle, dumansız hava sahası uygulamasının daha etkin hale getirilmesi hedefleniyor. Elektronik sigara algısına da müdahale edilecek Taslak çalışmada elektronik sigara ve benzeri yeni nesil tütün ürünleri özel olarak ele alınıyor. Bu ürünlerin “zararsız” ya da “masum” olduğu yönündeki algının ortadan kaldırılması amaçlanıyor. Sağlık otoriteleri, elektronik sigaranın da bağımlılık ve sağlık riski barındırdığına dikkat çekiyor. Yeni düzenlemenin yasalaşması halinde, Türkiye toplumunda tütün ürünlerinin gündelik hayattaki görünürlüğü önemli ölçüde azalacak ve özellikle çocuklar ile gençler için daha koruyucu bir kamusal alan hedeflenmiş olacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ankara'da  sağlıkçılardan ortak çağrı: Atama hakkı ertelenemez! Haber

Ankara'da sağlıkçılardan ortak çağrı: Atama hakkı ertelenemez!

Ankara’da 10 Ocak 2026 Cumartesi günü saat 12.00’de, Ulus Atatürk Heykeli önünde düzenlenen basın açıklamasında atama bekleyen sağlıkçılar; Sağlıkçı Birliği, Türk Sağlık-Sen, Genç Sağlık Sendikası, Anadolu Ebeler Derneği, Anestezi Teknisyen ve Teknikerleri Derneği ile çok sayıda sağlık meslek örgütünün katılımıyla bir araya geldi. “Sağlıktan tasarruf olmaz, emekten vazgeçilmez, atama ertelenmez” sloganlarıyla yapılan açıklamada, sağlık sisteminin personel eksikliğiyle sürdürülemez noktaya geldiği vurgulandı. “Derneklerin ortak talebi: 2026’nın ilk yarısında en az 50 bin atama” Sağlıkçı Birliği öncülüğünde yapılan ortak açıklamada, 2024 KPSS puanının iki yıl geçerli olmasına rağmen atamaların 2026 KPSS sonrasına bırakılmasının kazanılmış hakkı fiilen ortadan kaldırdığı ifade edildi. Meslek örgütleri, bu talebin bir ayrıcalık değil; sağlık hizmetinin sürdürülebilirliği için zorunlu bir ihtiyaç olduğunun altını çizdi. “Diplomalar havaya kalktı: Bu emek boşa gitmeyecek” Basın açıklaması sırasında atama bekleyen sağlıkçılar diplomalarını yırtarak tepkilerini görünür kıldı. “Atama hakkı lütuf değildir” mesajı verilen eylemde, yıllarca süren eğitim ve sınav sürecinin belirsizlik nedeniyle değersizleştirildiği ifade edildi. “Yeni hastaneler açılıyor ama personel yok” Türk Sağlık-Sen ve Genç Sağlık Sendikası adına yapılan değerlendirmelerde, bir yandan yeni şehir hastaneleri ve sağlık tesislerinin duyurulduğu, diğer yandan atamaların ertelendiği hatırlatıldı. Sağlık hizmetinin betonla değil insan gücüyle üretildiği vurgulanarak, personel eksikliği giderilmeden yapılan yatırımların sahada karşılık bulamayacağı belirtildi. “Sağlıktan tasarrufun bedelini yurttaş ödüyor” Meslek örgütleri, hastanelerde artan iş yükünün yalnızca sağlık emekçilerini değil, nitelikli sağlık hizmeti almak isteyen yurttaşları da doğrudan etkilediğini ifade etti. Açıklamalarda, Türkiye’de hasta başına düşen sağlık personeli sayısının gelişmiş ülkelerin oldukça gerisinde olduğu, mevcut çalışanların ise tükenmişlik noktasına sürüklendiği vurgulandı. “Sağlık sistemi ekip işidir” Anadolu Ebeler Derneği ve Anestezi Teknisyen ve Teknikerleri Derneği adına yapılan açıklamalarda ise ebelik, anestezi ve yardımcı sağlık hizmetlerinde istihdamın güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Sağlık hizmetinin ekip işi olduğu belirtilerek, her branşın kendi alanında yeterli sayıda istihdam edilmesinin hizmet kalitesi için zorunlu olduğu ifade edildi. “Atama yok, belirsizlik var” Atanamayan sağlıkçı Melisa Demir (24), bir yıl boyunca KPSS puanını kullanamamanın hayatını durma noktasına getirdiğini söyledi. Sınava 13 ay boyunca hazırlandığını belirten Demir, sonuçların açıklanmasını beklerken kontenjan belirsizliği nedeniyle farklı işlerde çalışmak zorunda kaldığını ifade etti. Atamaların açıklanmasıyla birlikte atanamadığını öğrendiğini söyleyen Demir, yeniden sınav hazırlığına başlamanın hem psikolojik hem de mesleki açıdan yıpratıcı olduğunu dile getirdi. Kendi branşına dair bilgileri zamanla unutmaktan endişe ettiğini belirten Demir, “Hepimiz psikolojik, mental ve fiziksel olarak yoruluyoruz. Burada olmamızın tek sebebi mesleğimize kavuşmak” dedi. “Bu belirsizlik çocuklarımızı tüketti” Eyleme kızı için katılan Nurdane Demir, ailelerin de en az gençler kadar yıprandığını ifade etti. Sürekli ertelenen atama beklentisinin çocukları psikolojik olarak tükettiğini söyleyen Demir, “Olacak mı, olmayacak mı derken çok yıprandılar. Uyku uyuyamaz hale geldiler. Benim çocuğum da öyle” diyerek yaşanan belirsizliğin evlerin içine kadar taşındığını anlattı. “Bu tablo ciddi bir planlama sorunudur” Türk Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Kemal Kazak, atanamayan sağlıkçıların yaşadığı sorunun temelinde yanlış planlama olduğunu vurguladı. Her yıl binlerce sağlık emekçisinin eğitimini başarıyla tamamladığını ancak yeterli sayıda alım yapılmadığı için çok sayıda gencin boşta kaldığını söyledi. Kazak, bu durumun hem sağlık emekçileri hem de yurttaşlar açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirterek, “Gençlerimiz bir an önce işe başlatılmalı ki yurttaşlarımız daha etkin sağlık hizmeti alabilsin, sahadaki sağlık emekçilerinin iş yükü hafiflesin” dedi. Avrupa ülkeleriyle kıyaslama yapan Kazak, gelişmiş ülkelerde birden fazla sağlık çalışanının yaptığı işin Türkiye’de tek bir çalışana yüklendiğini, hekimlerin ve hemşirelerin çok daha fazla hasta baktığını söyledi. Sendika olarak bu durumu Sağlık Bakanlığı ve ilgili tüm kurumlara ilettiklerini belirten Kazak, atanamayan sağlıkçıların yanında olduklarını vurguladı. “Gençler motivasyon kaybı yaşıyor ama yalnız değiller” KPSS sürecinde öğrencilerin ders notları ve anlatımlarıyla yanında olan eğitimci Ramazan Yetgin, atama belirsizliğinin öğrencilerin motivasyonunu ciddi biçimde düşürdüğünü ifade etti. Öğrencilerin uzun süre “atama gelecek mi, kaç kişi alınacak, sıralamam yeter mi” sorularıyla arafta kaldığını belirten Yetgin, bu belirsizliğin çalışma düzenini de olumsuz etkilediğini söyledi. 2026 KPSS’ye kısa süre kalmasına rağmen öğrencilerin hâlâ atama ihtimaliyle bekletildiğini vurgulayan Yetgin, “Atama gelse de gelmese de yeniden çalışmak zorunda kalıyorlar. Bu çok ağır bir yük” dedi. Yetgin, yalnızca ders anlatımıyla değil, bu hak mücadelesinde de öğrencileri yalnız bırakmadıklarını ifade etti. Ulus Meydanı’ndan yapılan ortak çağrıda, “Atama hakkı lütuf değildir. Sağlık sistemi emek olmadan ayakta kalamaz” denildi. Sağlık emekçileri, talepleri karşılanana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı. HABER: Azra Yılmaz

Gazze’de can kaybı 71 bin 395’e çıktı: Ateşkese rağmen saldırılar sürüyor Haber

Gazze’de can kaybı 71 bin 395’e çıktı: Ateşkese rağmen saldırılar sürüyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne Ekim 2023’ten bu yana sürdürdüğü saldırılarda can kayıpları artmaya devam ediyor. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, son 24 saatte hastanelere ulaştırılan cenazeler ve yaralı sayısına ilişkin güncel veriler paylaşıldı. Son 24 saatte 4 kişi yaşamını yitirdi Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre, İsrail saldırıları sonucu yaşamını yitiren 4 Filistinlinin naaşı hastanelere getirildi, 7 kişi ise yaralandı. Hayatını kaybedenlerden üçünün önceki saldırılarda enkaz altında kalan yurttaşlar olduğu, bir kişinin ise yeni bir saldırı sonucu öldüğü belirtildi. Ateşkes sonrası bilanço ağır Ateşkesin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana düzenlenen saldırılarda 424 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 1199 kişinin yaralandığı aktarıldı. Aynı süreçte enkaz altından 685 kişinin cenazesinin çıkarıldığı kaydedildi. Bakanlık verilerine göre İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında toplam can kaybı 71 bin 395’e, yaralı sayısı ise 171 bin 287’ye yükseldi. 11 yaşındaki kız çocuğu İsrail ateşiyle öldürüldü Hastane kaynaklarından alınan bilgilere göre İsrail ordusu, ateşkes kapsamında çekildiği Cibaliya Mülteci Kampı’nda rastgele ateş açtı. Açılan ateş sonucu 11 yaşındaki Hemse Nidal Husu yaşamını yitirdi. Ayrıca İsrail ordusu, ateşkes anlaşmasını ihlal ederek Gazze’nin doğusundaki Tuffah Mahallesi’nde bir eve hava saldırısı düzenledi. Saldırıda 2 kişi hayatını kaybetti. İsrail, çekildiği bölgelere de saldırıyor Gazze Şeridi’nde 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşması kapsamında İsrail ordusu “Sarı Hat”ın gerisine çekilmişti. Ancak İsrail, Gazze’nin yaklaşık yüzde 50’sindeki işgalini sürdürürken çekildiği bölgelere de sık sık saldırılar düzenliyor. İsrail ordu sözcülüğü, Gazze’den atıldığı iddia edilen bir roket gerekçesiyle belirli noktaların bombalandığını duyururken, Gazze’deki makamlardan saldırılara ilişkin ölü ya da yaralı bilgisi paylaşılmadı. Batı Şeria’da yıkımlar devam ediyor Öte yandan İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde Filistinlilere ait iki evi “ruhsatsız” olduğu gerekçesiyle yıktı. Yerel kaynaklar, askeri buldozerler eşliğinde gerçekleştirilen yıkımların Filistinli yurttaşların yaşam alanlarını hedef almaya devam ettiğini aktardı.

SDG saldırılarında Halep’te 4 sivil hayatını kaybetti, 18 kişi yaralandı Haber

SDG saldırılarında Halep’te 4 sivil hayatını kaybetti, 18 kişi yaralandı

Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, SDG’nin özellikle Halep İç Hastanesi’ni hedef almasının uluslararası insancıl hukuk ve sağlık kuruluşlarını koruyan normların açık ihlali olduğu vurgulandı. Açıklamada, devam eden askeri tırmanış ve sivil yerleşim alanlarının hedef alınması nedeniyle ciddi endişe duyulduğu ifade edildi. Sağlık Bakanlığı, yaralıların derhal hastanelere sevk edilerek gerekli tıbbi ve cerrahi müdahalelerin yapıldığını, sağlık personelinin hayat kurtarmak için yoğun çaba sarf ettiğini bildirdi. Kent genelindeki tüm hastanelerin tam alarm durumunda olduğu, ilaç, tıbbi malzeme ve kan stoklarının hazır tutulduğu kaydedildi. Vatandaşlara uyarı Bakanlık, saldırıların sürdüğü bölgelerde yaşayan yurttaşlara şu çağrılarda bulundu: Azami dikkat gösterilmesi, Güvenli alanlarda kalınması, balkon ve pencerelerden uzak durulması, Yaralanma durumunda 110 Acil Yardım Hattı ile derhal iletişime geçilmesi. Ayrıca, söylentilere itibar edilmemesi ve doğru bilgilere yalnızca resmi kaynaklardan ulaşılması gerektiği vurgulandı. Çatışmalar sürüyor Dün Şeyh Maksud Mahallesi çevresinde Suriye Arap Ordusu birliklerinin bulunduğu noktalara SDG tarafından insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlendiği, bir askerin hayatını kaybettiği, diğer askerlerin yaralandığı bildirildi. Yerleşim alanlarına yönelik bombardımanda ise iki kadın ve iki küçük kız çocuğunun da aralarında bulunduğu sivillerin yaşamını yitirdiği, çok sayıda kişinin yaralandığı belirtildi. Bugün de Süryani Mahallesi’nin topçu atışlarıyla hedef alındığı, Suriye Arap Ordusu’nun ateş noktalarına karşılık verdiği aktarıldı. Suriye Arap Ordusu Operasyonlar Heyeti, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerindeki SDG askeri noktalarının meşru hedefler olduğunu duyurdu. İç Güvenlik Güçleri, ordu ve Sivil Savunma ekipleri sivilleri tehlikeli bölgelerden tahliye etmeye çalışırken, SDG’nin mahallelerden çıkışları engellediği ve ilan edilen iki insani koridora yönelen sivilleri ateş altına aldığı iddia edildi. Kentteki insani durum yakından izleniyor.

Sağlık Bakanlığı’ndan grip açıklaması: Mutasyonlu virüs Türkiye için tehdit değil Haber

Sağlık Bakanlığı’ndan grip açıklaması: Mutasyonlu virüs Türkiye için tehdit değil

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, kamuoyunda “mutasyonlu grip” olarak anılan H3N2 virüsüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Demirkol, Avrupa’da etkili olan varyantın Türkiye için olağan dışı bir risk taşımadığını ve grip sezonunun rutin şekilde izlendiğini ifade etti. H3N2 varyantının mevsimsel bir grip türü olduğu vurgulandı Doç. Dr. Demirkol, H3N2 virüsünün her yıl mutasyona uğrayarak dolaşıma giren influenza virüslerinden biri olduğunu belirterek, bu durumun bilimsel olarak beklenen bir süreç olduğunu söyledi. Söz konusu varyantın Avustralya’dan başlayarak Avrupa’ya yayıldığını aktaran Demirkol, Türkiye’de görülen tablonun olağan grip sezonu çerçevesinde değerlendirildiğini dile getirdi. Türkiye’de grip sezonu ekim ayında başlıyor Türkiye’de her yıl ekim ayından itibaren mayıs ayına kadar süren bir grip sezonu yaşandığını hatırlatan Demirkol, havaların soğumasıyla birlikte vaka sayılarında artış görülmesinin doğal olduğunu ifade etti. Çalışma ortamları, okullar ve kapalı alanlarda bulaşıcılığın arttığını belirten Demirkol, bu durumun yurttaşlar arasında endişe yaratabildiğini ancak panik gerektiren bir tablo olmadığını söyledi. “Bu varyant şu an için risk oluşturmuyor” mesajı verildi Avrupa’da görülen H3N2’nin K tipi varyantına ilişkin de konuşan Demirkol, bu alt türün Türkiye’de şu aşamada ciddi bir tehlike oluşturmadığını vurguladı. İnfluenza virüsünün her yıl farklı varyantlarla dolaşımda olduğuna dikkat çeken Demirkol, mevcut durumun halk sağlığı açısından yakından takip edildiğini kaydetti. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü vaka takibini sürdürüyor Demirkol, Türkiye genelinde grip vakalarının anlık olarak izlendiğini belirterek, olası risklerin erken aşamada tespit edilmesi için gerekli tüm izleme mekanizmalarının devrede olduğunu söyledi. Endişe oluşturacak bir seviyeye ulaşmadan grip sezonunun atlatılmasının hedeflendiğini ifade etti. Korunma için hijyen ve dinlenme çağrısı yapıldı Gripten korunmada temel hijyen kurallarının önemine dikkat çeken Demirkol, özellikle yaşlı yurttaşların ve risk grubundakilerin kalabalık ortamlardan uzak durması gerektiğini belirtti. Gribal belirtileri olan kişilerin kalabalık alanlara girmemesi, bol sıvı tüketmesi ve mümkünse evde istirahat etmesinin hem bireysel sağlık hem de toplum sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi. “Yurttaşlarımızın içi rahat olsun” mesajı verildi Açıklamasının sonunda Demirkol, Türkiye toplumuna seslenerek, mevcut grip varyantının endişe edilecek bir düzeyde olmadığını yineledi. Tüm sürecin Sağlık Bakanlığı tarafından yakından takip edildiğini belirten Demirkol, yurttaşların resmî açıklamalara güvenmelerini istedi.

CHP’li İlgezdi: Sağlık emekçilerine giyim yardımı diye çorap parası veriliyor Haber

CHP’li İlgezdi: Sağlık emekçilerine giyim yardımı diye çorap parası veriliyor

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık emekçilerine yapılan giyim yardımlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. İlgezdi, branşlara göre değişen yardımların sembolik düzeyde kaldığını belirterek, uygulamanın sağlık çalışanlarının emeğini yok saydığını dile getirdi. Giyim yardımı tutarlarının piyasa gerçekleriyle bağdaşmadığı vurgulandı İlgezdi, sağlık emekçilerine yapılan giyim yardımının 66 lira ile 658 lira arasında değiştiğini hatırlatarak, bir adet önlüğün fiyatının bin liradan başladığını söyledi. Bu tablo karşısında verilen desteğin gerçek bir giyim yardımı olmaktan uzak olduğunu belirten İlgezdi, “Sağlık emekçilerine giyim yardımı adı altında çorap parası veriyorlar. Hatta bazı branşlara verilen yardımla çorap bile alınamıyor” ifadelerini kullandı. Branşlara göre yapılan ödemeler tek tek açıklandı Açıklamasında rakamları paylaşan İlgezdi, Toplum Sağlığı Merkezi veri hazırlama ve kontrol işletmenine 66 TL, tıbbi sekreter, diyetisyen ve teknikere 132 TL, sağlık memuruna 144,90 TL, memura 260,86 TL, TSM hemşiresine 568 TL, hemşireye 494–585 TL aralığında, ebeye ise 658 TL giyim yardımı yapıldığını aktardı. İlgezdi, en yüksek yardımı alan ebenin bile cebinden yüzlerce lira eklemeden bir önlük alamadığını söyledi. “Bakanlık bürokratlarını çarşıya pazara davet ediyorum” çağrısı yapıldı İlgezdi, verilen rakamların hayatın gerçekleriyle örtüşmediğini belirterek, “66 liralık yardımı uygun gördüğünüz emekçi bu parayla ne alacak? Bu rakamları belirleyenleri çarşıya, pazara davet ediyorum” dedi. Yardımların, sağlık emekçilerinin onurunu zedeleyen bir anlayışın ürünü olduğunu savundu. Bütçe tercihlerinin adaletsiz olduğu eleştirisi dile getirildi Sağlık Bakanlığı bütçesinin önemli bir bölümünün garantili hastanelere ayrıldığını söyleyen İlgezdi, buna karşın emekçilerin temel ihtiyaçlarının görmezden gelindiğini ifade etti. İlgezdi, “Kepçeyi yandaşa, kırık tası sağlıkçıya uzatan bir düzen kuruldu. Bu ülkeyi yönetmek değil, halkın alın teri üzerinden servet transferidir” sözleriyle iktidarın bütçe politikalarını eleştirdi. Sağlık sistemindeki sorunların sorumlusu olarak mevcut model gösterildi İlgezdi, sağlık emekçilerinin 5 dakikalık muayene dayatmasıyla çalıştığını, kamu hastanelerinin ödenek yetersizliği yaşadığını ve sağlıkta şiddetin arttığını belirterek, bu tablonun mevcut sağlık politikalarının sonucu olduğunu söyledi. Kamucu bir sağlık sistemi kurulmadan bu sorunların çözülemeyeceğini vurguladı. “Sağlık lütuf değil, halkın hakkıdır” vurgusu yapıldı Açıklamasının sonunda İlgezdi, CHP’nin yaklaşımını “Bütçe yandaşa değil, sağlık emekçisine akacak. Sağlık bir ayrıcalık değil, Türkiye toplumunun tamamı için temel bir haktır” sözleriyle özetledi.

“BioNTech aşısı gelmedi” iddialarına yalanlama Haber

“BioNTech aşısı gelmedi” iddialarına yalanlama

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, bazı sosyal medya mecralarında dolaşıma sokulan “COVID-19 salgını sürecinde Türkiye’ye BioNTech aşısı gelmedi” iddialarına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, söz konusu iddiaların gerçek dışı olduğu ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik dezenformasyon içerdiği vurgulandı. BioNTech aşılarının doğrudan firmadan temin edildiği açıklandı Yapılan açıklamada, COVID-19’a karşı geliştirilen BioNTech mRNA aşılarının klinik kullanım amacıyla doğrudan BioNTech SE firmasından temin edildiği belirtildi. Aşıların, Mart 2021 tarihinden itibaren salgının son dönemlerine kadar mevzuata uygun şekilde tedarik edilerek Türkiye toplumunun kullanımına sunulduğu ifade edildi. Acil kullanım onayı uluslararası bilimsel kriterlere dayanıyor Açıklamada, salgın gibi küresel halk sağlığı acil durumlarında aşı ve ilaçların temininde “Acil Kullanım Ön Onayı” mekanizmasının dünya genelinde uygulandığı hatırlatıldı. BioNTech mRNA aşılarının da Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası bilimsel otoritelerin değerlendirmeleri esas alınarak, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından temin edildiği ve uygulandığı bilgisi paylaşıldı. Aşılama sürecinin bilimsel ve hukuki çerçevede yürütüldüğü vurgulandı Pandemi boyunca yürütülen tüm aşılama faaliyetlerinin, insan sağlığının korunması önceliğiyle, bilimsel kriterler, şeffaflık ilkesi ve hukuki mevzuat çerçevesinde titizlikle gerçekleştirildiği belirtildi. Yetkililer, sürecin ulusal ve uluslararası standartlara uygun şekilde yürütüldüğünün altını çizdi. Kamuoyuna dezenformasyon uyarısı yapıldı İletişim Başkanlığı, teknik ve hukuki bağlamından koparılarak dolaşıma sokulan, yanıltıcı ve gerçek dışı iddialara itibar edilmemesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, Türkiye toplumunun doğru ve güvenilir bilgiye erişiminin önemine dikkat çekildi ve yurttaşlara resmî kaynakları takip etme çağrısı yapıldı.

Sağlık Bakanlığı'ndan dev kadro müjdesi Haber

Sağlık Bakanlığı'ndan dev kadro müjdesi

Sağlık sektöründe atama bekleyen binlerce adayın yüzünü güldüren haber geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, Sağlık Bakanlığı taşra teşkilatlarında istihdam edilmek üzere 26 bin 673 sözleşmeli personel alımı yapacak. 2026 yılı planlaması kapsamında atılacak bu dev adım için geri sayım başlarken, adaylar başvuru kılavuzunun yayımlanacağı tarihe kilitlendi. Başvurular ne zaman ve nasıl yapılacak? Atama izninin Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından gözler Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi'ne (ÖSYM) çevrildi. Bakanlık ve ÖSYM yetkililerinin hazırlıklarını sürdürdüğü belirtilirken, başvuru tarihlerinin önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor. Süreç, ÖSYM’nin internet sitesinde yayımlanacak KPSS Tercih Kılavuzu ile resmen başlayacak. Adaylar, nitelik kodlarına uygun kadroları belirleyerek tercihlerini ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi (AİS) üzerinden online olarak gerçekleştirecek. Hangi kadrolara alım yapılacak? Bakanlık, atamaların özellikle personel sıkıntısı çekilen bölgelerde sağlık hizmetlerinin aksamaması amacıyla yapılacağını vurguladı. Kesin branş dağılımı kılavuzla birlikte belli olacak ancak beklenen muhtemel kadrolar şunlar: Uzman Doktor Tabip (Pratisyen) Ebe ve Hemşire Sağlık Teknikeri Diyetisyen Diğer Sağlık Hizmetleri Personeli Şartlar kılavuzda netleşecek Adayların başvuru yapabilmesi için gerekli olan KPSS puan türü, yaş şartı ve mezuniyet durumları ÖSYM tarafından yayımlanacak kılavuzda detaylandırılacak. Yetkililer, bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi için adayların sadece Sağlık Bakanlığı ve ÖSYM’nin resmi duyurularını takip etmelerini öneriyor.

DMD Aileleri Derneği: Bağış kampanyaları yerine devlet güvencesi istiyoruz Haber

DMD Aileleri Derneği: Bağış kampanyaları yerine devlet güvencesi istiyoruz

Duchenne Musküler Distrofi (DMD) ile mücadele eden çocukların ve ailelerin sesi olan DMD Aileleri Derneği, son dönemde SMA ve DMD gibi hastalıklar için yürütülen yüksek maliyetli bireysel yardım kampanyalarına ilişkin önemli bir açıklama yaptı. Sosyal devlet ilkesinin gereği olarak tedavilerin devlet güvencesinde olması gerektiğini savunan dernek, mevcut kampanya sisteminin hem aileleri hem de çocukları ciddi risklerle karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Yapılan açıklamada, bireysel çabalarla yurt dışındaki merkezlere ulaşmaya çalışan ailelerin, ilacın etkinlik ve yan etki kriterlerine uymayan denetimsiz kurumların insafına terk edildiği belirtildi. Çocukların tedavi güvenliğinin sağlanamadığı bu merkezlere yönlendirilmelerinin kabul edilemez olduğunu belirten dernek yetkilileri, mevcut durumun kötü niyetli kişi ve organizasyonlar için de bir suistimal ortamı yarattığına dikkat çekti. Aileler, bu kaotik ortamdan kurtulmak ve onaylı tedavilere güvenli yollardan erişmek istediklerini dile getirdi. Dünya genelinde gen ve hücresel tedavilerin hızla geliştiğini ancak maliyetlerin çok yüksek olduğunu hatırlatan dernek, pek çok ülkenin bu sorunu "nadir hastalıklar için özel fon modelleri" oluşturarak çözdüğünü aktardı. Türkiye’nin de benzer bir yapıyı hayata geçirmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan DMD Aileleri Derneği, bu sayede hastaların tedavilere zamanında erişebileceğini, devletin ise bütçe yükünü öngörülebilir bir şekilde yönetebileceğini kaydetti. Dernek, Nadir Hastalıklar Tedavi Erişim Fonu’nun kurulması için gerekli yasal düzenlemelerin başlatılması ve başarılı yurt dışı örneklerinin incelenerek Türkiye’ye uygun modelin belirlenmesi konusunda yetkililere çağrıda bulundu. "Kimse geride kalmamalı" düsturuyla hareket ettiklerini belirten aileler, tedavilerin bağış kampanyalarıyla değil, Türk doktorların gözetiminde ve Türkiye Cumhuriyeti devleti güvencesiyle sağlanmasını talep etti. Konunun ivedilikle Meclis gündemine taşınması ve Sağlık Bakanlığı ile değerlendirilmesi gerektiğini belirten dernek, kalıcı ve kurumsal çözümün aciliyetini bir kez daha kamuoyunun bilgisine sundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.