SON DAKİKA

#Sağlık Sistemi

HABER DEĞER - Sağlık Sistemi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Sistemi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

85,5 yıllık rekor: Hong Kong’un uzun yaşam sırrı ne? Haber

85,5 yıllık rekor: Hong Kong’un uzun yaşam sırrı ne?

Çin’e bağlı özel idari bölge olan Hong Kong, yaklaşık 85,5 yıllık yaşam beklentisiyle dünyanın en uzun yaşam süresine sahip yerleri arasında gösteriliyor. Uzmanlar bu tabloyu tek bir faktörle açıklamak yerine sağlık sistemi, şehir planlaması, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzının birleşimiyle değerlendiriyor. Bölgedeki beslenme kültürü büyük ölçüde Kanton mutfağına dayanıyor. Sebze, deniz ürünleri, pirinç ve etin dengeli şekilde tüketildiği bu mutfakta porsiyonların küçük, pişirme yöntemlerinin ise çoğunlukla buharda veya kısa süreli olduğu dikkat çekiyor. Hong Kong’da et tüketiminin görece yüksek olmasına rağmen işlenmiş gıda, şekerli içecek ve aşırı yağ tüketiminin sınırlı olması, araştırmalarda sık vurgulanan unsurlar arasında yer alıyor. Uzun yaşamın bir diğer belirleyicisi güçlü sağlık altyapısı olarak öne çıkıyor. Evrensel sağlık hizmetlerine erişimin yüksek olması, erken teşhis oranlarının artması ve yaşlı nüfusa yönelik bakım sistemlerinin yaygınlığı, kronik hastalıkların yönetimini kolaylaştırıyor. Kentte düzenli yürüyüş, toplu taşıma kullanımı ve yoğun şehir yaşamı nedeniyle fiziksel hareketin gündelik hayatın parçası olması da yaşam süresini etkileyen faktörlerden biri kabul ediliyor. Araştırmalar, Hong Kong’daki uzun ömrün yalnızca beslenme tercihiyle açıklanamayacağını gösteriyor. Düşük sigara kullanımı, sosyal bağların güçlü olması, eğitim düzeyi ve gelir artışı gibi sosyoekonomik unsurların da belirleyici olduğu ifade ediliyor. Uzmanlara göre bölge, “mavi bölgeler” tartışmalarının ötesinde, modern kent yaşamında uzun ömrün nasıl mümkün olabileceğine dair önemli bir örnek sunuyor. Sonuç olarak Hong Kong modeli, yüksek yaşam beklentisinin tek bir diyet ya da tek bir alışkanlıktan değil; dengeli beslenme, erişilebilir sağlık hizmetleri ve aktif şehir yaşamının birleşiminden doğduğunu ortaya koyuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

AHESEN: 3 yıl geçti, sağlık hizmeti halen konteynerde Haber

AHESEN: 3 yıl geçti, sağlık hizmeti halen konteynerde

Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN) Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, 6 Şubat depremlerinden en ağır etkilenen Hatay ve Kahramanmaraş’ta birinci basamak sağlık hizmetlerinin hâlâ olağanüstü koşullarda yürütüldüğünü belirterek, sağlık çalışanlarının hem fiziki yetersizlikler hem de keyfi idari uygulamalarla karşı karşıya bırakıldığını söyledi. 6 Şubat 2023’te meydana gelen ve Türkiye tarihinin en büyük felaketleri arasında yer alan depremlerin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen, depremden en fazla etkilenen illerde birinci basamak sağlık hizmetleri hâlâ konteynerlerde veriliyor. Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN), bölgeden derlediği güncel verilerle sağlık sistemindeki aksaklıklara dikkat çekti. AHESEN Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, Hatay’da yaklaşık 100 Aile Sağlığı Merkezi’nin konteynerlerde hizmet verdiğini, bunun da 280 aile hekimliği biriminin geçici yapılarda çalışmak zorunda kaldığı anlamına geldiğini açıkladı. Ayrıca kentte 21 aile hekimliği biriminin hâlâ boş olduğunu belirten Kandemir, “Depremin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen Hatay’da sağlık hizmetinin konteynerlerde sürdürülmesi ciddi bir planlama ve yönetim sorunudur” dedi. Hatay’da hukuksuz denetimler ve keyfi cezalar iddiası Dr. Kandemir, Hatay’ın bazı ilçelerinde aile hekimlerinin hukuksuz denetimler ve keyfi cezalarla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Zaten zor koşullarda görev yapan sağlık çalışanlarının bu uygulamalarla psikolojik olarak yıpratıldığını vurgulayan Kandemir, bazı ilçe sağlık müdürlerinin kişisel tutumları nedeniyle hekimlere soruşturma ve kınama cezaları verildiğini söyledi. AHESEN’e ulaşan örneklerde; bir günlük istirahat raporu nedeniyle hem raporu yazan hekime hem de raporu alan hekime işlem yapılmaya çalışıldığı, mesai sonrası yapılan denetimlerin mesai içinde yapılmış gibi tutanak altına alındığı ve denetim evrakı sunulamamasına rağmen hekimlere ceza verildiği belirtildi. Kandemir, “Bu makamlar kimsenin egosunu tatmin edeceği yerler değildir. Bu keyfi uygulamalar halk sağlığını da tehdit etmektedir” ifadelerini kullandı. “Teşekkür bekleyen hekimlere kınama veriliyor” Depremin 3. yılında, konteynerlerde hizmet veren sağlık çalışanlarının takdir edilmesi gerekirken cezalandırıldığını dile getiren Kandemir, yaşananların İl Sağlık Müdürlüğü’ne iletilmesine rağmen ilçe düzeyindeki uygulamaların sürdüğünü belirterek, “Bu tabloyu kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz” dedi. Kahramanmaraş’ta da 10’dan fazla Aile Sağlığı Merkezi’nin hâlâ konteynerlerde hizmet verdiği bildirildi. Yanlış planlama, eksik kadro ve gelir kayıplarının sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini ifade eden Kandemir, kentte yaklaşık 60 aile hekimliği biriminde hemşire, 30 birimde ise hekim bulunmadığını açıkladı. “Sağlık sistemi çalışanını koruyarak ayakta kalır” AHESEN Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, deprem bölgesinde birinci basamak sağlık hizmetlerinin alarm verdiğini belirterek, merkezi ve yerel sağlık yönetimlerini hukuka, liyakate ve insani çalışma koşullarına uygun hareket etmeye çağırdı. Kandemir, “Depremin yükünü omuzlayan aile hekimleri, ebe ve hemşireler değil; bu süreci yönetemeyen anlayış sorgulanmalıdır. Sağlık sistemi ancak çalışanını koruyarak ayakta kalır” dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ankara'da  sağlıkçılardan ortak çağrı: Atama hakkı ertelenemez! Haber

Ankara'da sağlıkçılardan ortak çağrı: Atama hakkı ertelenemez!

Ankara’da 10 Ocak 2026 Cumartesi günü saat 12.00’de, Ulus Atatürk Heykeli önünde düzenlenen basın açıklamasında atama bekleyen sağlıkçılar; Sağlıkçı Birliği, Türk Sağlık-Sen, Genç Sağlık Sendikası, Anadolu Ebeler Derneği, Anestezi Teknisyen ve Teknikerleri Derneği ile çok sayıda sağlık meslek örgütünün katılımıyla bir araya geldi. “Sağlıktan tasarruf olmaz, emekten vazgeçilmez, atama ertelenmez” sloganlarıyla yapılan açıklamada, sağlık sisteminin personel eksikliğiyle sürdürülemez noktaya geldiği vurgulandı. “Derneklerin ortak talebi: 2026’nın ilk yarısında en az 50 bin atama” Sağlıkçı Birliği öncülüğünde yapılan ortak açıklamada, 2024 KPSS puanının iki yıl geçerli olmasına rağmen atamaların 2026 KPSS sonrasına bırakılmasının kazanılmış hakkı fiilen ortadan kaldırdığı ifade edildi. Meslek örgütleri, bu talebin bir ayrıcalık değil; sağlık hizmetinin sürdürülebilirliği için zorunlu bir ihtiyaç olduğunun altını çizdi. “Diplomalar havaya kalktı: Bu emek boşa gitmeyecek” Basın açıklaması sırasında atama bekleyen sağlıkçılar diplomalarını yırtarak tepkilerini görünür kıldı. “Atama hakkı lütuf değildir” mesajı verilen eylemde, yıllarca süren eğitim ve sınav sürecinin belirsizlik nedeniyle değersizleştirildiği ifade edildi. “Yeni hastaneler açılıyor ama personel yok” Türk Sağlık-Sen ve Genç Sağlık Sendikası adına yapılan değerlendirmelerde, bir yandan yeni şehir hastaneleri ve sağlık tesislerinin duyurulduğu, diğer yandan atamaların ertelendiği hatırlatıldı. Sağlık hizmetinin betonla değil insan gücüyle üretildiği vurgulanarak, personel eksikliği giderilmeden yapılan yatırımların sahada karşılık bulamayacağı belirtildi. “Sağlıktan tasarrufun bedelini yurttaş ödüyor” Meslek örgütleri, hastanelerde artan iş yükünün yalnızca sağlık emekçilerini değil, nitelikli sağlık hizmeti almak isteyen yurttaşları da doğrudan etkilediğini ifade etti. Açıklamalarda, Türkiye’de hasta başına düşen sağlık personeli sayısının gelişmiş ülkelerin oldukça gerisinde olduğu, mevcut çalışanların ise tükenmişlik noktasına sürüklendiği vurgulandı. “Sağlık sistemi ekip işidir” Anadolu Ebeler Derneği ve Anestezi Teknisyen ve Teknikerleri Derneği adına yapılan açıklamalarda ise ebelik, anestezi ve yardımcı sağlık hizmetlerinde istihdamın güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Sağlık hizmetinin ekip işi olduğu belirtilerek, her branşın kendi alanında yeterli sayıda istihdam edilmesinin hizmet kalitesi için zorunlu olduğu ifade edildi. “Atama yok, belirsizlik var” Atanamayan sağlıkçı Melisa Demir (24), bir yıl boyunca KPSS puanını kullanamamanın hayatını durma noktasına getirdiğini söyledi. Sınava 13 ay boyunca hazırlandığını belirten Demir, sonuçların açıklanmasını beklerken kontenjan belirsizliği nedeniyle farklı işlerde çalışmak zorunda kaldığını ifade etti. Atamaların açıklanmasıyla birlikte atanamadığını öğrendiğini söyleyen Demir, yeniden sınav hazırlığına başlamanın hem psikolojik hem de mesleki açıdan yıpratıcı olduğunu dile getirdi. Kendi branşına dair bilgileri zamanla unutmaktan endişe ettiğini belirten Demir, “Hepimiz psikolojik, mental ve fiziksel olarak yoruluyoruz. Burada olmamızın tek sebebi mesleğimize kavuşmak” dedi. “Bu belirsizlik çocuklarımızı tüketti” Eyleme kızı için katılan Nurdane Demir, ailelerin de en az gençler kadar yıprandığını ifade etti. Sürekli ertelenen atama beklentisinin çocukları psikolojik olarak tükettiğini söyleyen Demir, “Olacak mı, olmayacak mı derken çok yıprandılar. Uyku uyuyamaz hale geldiler. Benim çocuğum da öyle” diyerek yaşanan belirsizliğin evlerin içine kadar taşındığını anlattı. “Bu tablo ciddi bir planlama sorunudur” Türk Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Kemal Kazak, atanamayan sağlıkçıların yaşadığı sorunun temelinde yanlış planlama olduğunu vurguladı. Her yıl binlerce sağlık emekçisinin eğitimini başarıyla tamamladığını ancak yeterli sayıda alım yapılmadığı için çok sayıda gencin boşta kaldığını söyledi. Kazak, bu durumun hem sağlık emekçileri hem de yurttaşlar açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirterek, “Gençlerimiz bir an önce işe başlatılmalı ki yurttaşlarımız daha etkin sağlık hizmeti alabilsin, sahadaki sağlık emekçilerinin iş yükü hafiflesin” dedi. Avrupa ülkeleriyle kıyaslama yapan Kazak, gelişmiş ülkelerde birden fazla sağlık çalışanının yaptığı işin Türkiye’de tek bir çalışana yüklendiğini, hekimlerin ve hemşirelerin çok daha fazla hasta baktığını söyledi. Sendika olarak bu durumu Sağlık Bakanlığı ve ilgili tüm kurumlara ilettiklerini belirten Kazak, atanamayan sağlıkçıların yanında olduklarını vurguladı. “Gençler motivasyon kaybı yaşıyor ama yalnız değiller” KPSS sürecinde öğrencilerin ders notları ve anlatımlarıyla yanında olan eğitimci Ramazan Yetgin, atama belirsizliğinin öğrencilerin motivasyonunu ciddi biçimde düşürdüğünü ifade etti. Öğrencilerin uzun süre “atama gelecek mi, kaç kişi alınacak, sıralamam yeter mi” sorularıyla arafta kaldığını belirten Yetgin, bu belirsizliğin çalışma düzenini de olumsuz etkilediğini söyledi. 2026 KPSS’ye kısa süre kalmasına rağmen öğrencilerin hâlâ atama ihtimaliyle bekletildiğini vurgulayan Yetgin, “Atama gelse de gelmese de yeniden çalışmak zorunda kalıyorlar. Bu çok ağır bir yük” dedi. Yetgin, yalnızca ders anlatımıyla değil, bu hak mücadelesinde de öğrencileri yalnız bırakmadıklarını ifade etti. Ulus Meydanı’ndan yapılan ortak çağrıda, “Atama hakkı lütuf değildir. Sağlık sistemi emek olmadan ayakta kalamaz” denildi. Sağlık emekçileri, talepleri karşılanana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı. HABER: Azra Yılmaz

CHP’li İlgezdi: Sağlık emekçilerine giyim yardımı diye çorap parası veriliyor Haber

CHP’li İlgezdi: Sağlık emekçilerine giyim yardımı diye çorap parası veriliyor

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık emekçilerine yapılan giyim yardımlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. İlgezdi, branşlara göre değişen yardımların sembolik düzeyde kaldığını belirterek, uygulamanın sağlık çalışanlarının emeğini yok saydığını dile getirdi. Giyim yardımı tutarlarının piyasa gerçekleriyle bağdaşmadığı vurgulandı İlgezdi, sağlık emekçilerine yapılan giyim yardımının 66 lira ile 658 lira arasında değiştiğini hatırlatarak, bir adet önlüğün fiyatının bin liradan başladığını söyledi. Bu tablo karşısında verilen desteğin gerçek bir giyim yardımı olmaktan uzak olduğunu belirten İlgezdi, “Sağlık emekçilerine giyim yardımı adı altında çorap parası veriyorlar. Hatta bazı branşlara verilen yardımla çorap bile alınamıyor” ifadelerini kullandı. Branşlara göre yapılan ödemeler tek tek açıklandı Açıklamasında rakamları paylaşan İlgezdi, Toplum Sağlığı Merkezi veri hazırlama ve kontrol işletmenine 66 TL, tıbbi sekreter, diyetisyen ve teknikere 132 TL, sağlık memuruna 144,90 TL, memura 260,86 TL, TSM hemşiresine 568 TL, hemşireye 494–585 TL aralığında, ebeye ise 658 TL giyim yardımı yapıldığını aktardı. İlgezdi, en yüksek yardımı alan ebenin bile cebinden yüzlerce lira eklemeden bir önlük alamadığını söyledi. “Bakanlık bürokratlarını çarşıya pazara davet ediyorum” çağrısı yapıldı İlgezdi, verilen rakamların hayatın gerçekleriyle örtüşmediğini belirterek, “66 liralık yardımı uygun gördüğünüz emekçi bu parayla ne alacak? Bu rakamları belirleyenleri çarşıya, pazara davet ediyorum” dedi. Yardımların, sağlık emekçilerinin onurunu zedeleyen bir anlayışın ürünü olduğunu savundu. Bütçe tercihlerinin adaletsiz olduğu eleştirisi dile getirildi Sağlık Bakanlığı bütçesinin önemli bir bölümünün garantili hastanelere ayrıldığını söyleyen İlgezdi, buna karşın emekçilerin temel ihtiyaçlarının görmezden gelindiğini ifade etti. İlgezdi, “Kepçeyi yandaşa, kırık tası sağlıkçıya uzatan bir düzen kuruldu. Bu ülkeyi yönetmek değil, halkın alın teri üzerinden servet transferidir” sözleriyle iktidarın bütçe politikalarını eleştirdi. Sağlık sistemindeki sorunların sorumlusu olarak mevcut model gösterildi İlgezdi, sağlık emekçilerinin 5 dakikalık muayene dayatmasıyla çalıştığını, kamu hastanelerinin ödenek yetersizliği yaşadığını ve sağlıkta şiddetin arttığını belirterek, bu tablonun mevcut sağlık politikalarının sonucu olduğunu söyledi. Kamucu bir sağlık sistemi kurulmadan bu sorunların çözülemeyeceğini vurguladı. “Sağlık lütuf değil, halkın hakkıdır” vurgusu yapıldı Açıklamasının sonunda İlgezdi, CHP’nin yaklaşımını “Bütçe yandaşa değil, sağlık emekçisine akacak. Sağlık bir ayrıcalık değil, Türkiye toplumunun tamamı için temel bir haktır” sözleriyle özetledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.