SON DAKİKA

#Şam

HABER DEĞER - Şam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Suriye’de gerilim tırmanıyor: Fırat’ın batısında siviller tahliye edilebilecek mi? Haber

Suriye’de gerilim tırmanıyor: Fırat’ın batısında siviller tahliye edilebilecek mi?

Suriye’de Şam’a bağlı ordu, Halep’in doğusunda Fırat’ın batısında yer alan bölgelerde sivillerin tahliyesi için açılan insani koridorun süresini uzattı. Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), koridorun 16 Ocak Cuma günü yerel saatle 17.00’ye kadar açık kalacağını duyurdu. Tahliyelerin, Deyr Hafir’i Halep’e bağlayan M15 karayolu üzerindeki Hamime köyü üzerinden yapılması planlanıyor. Şam ve SDG’den karşılıklı suçlamalar Şam yönetimi ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG), sivillerin bölgeden ayrılması konusunda birbirini sorumlu tutuyor. Anadolu Ajansı, SDG’nin sivillerin koridoru kullanmasına silah zoruyla engel olduğunu yazarken, SDG bu iddiayı reddetti. SDG, aksine Şam güçlerinin saldırılarının sivillerin hareketini engellediğini savundu ve yaklaşık 160 bin sivilin yerinden edilme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek uluslararası topluma çağrıda bulundu. Türkiye’den sert açıklama Türkiye’nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz, SDG’yi sivillerin Deyr Hafir ve Meskene’den ayrılmasına izin vermemekle suçladı. Yılmaz, X hesabından yaptığı açıklamada sivillerin “canlı kalkan olarak kullanıldığı” yönündeki kaygılarını dile getirdi. Askeri hareketlilik ve ateşkes sonrası yeni gerilim Deyr Hafir, Halep ile Rakka vilayetini birbirine bağlayan stratejik bir güzergâh üzerinde bulunuyor. Şam yönetimi 13 Ocak’ta Deyr Hafir, Meskene, Babiri ve Kavas bölgelerini “kapalı askeri bölge” ilan etmiş, ardından bölgeye ağır silah ve askeri takviye sevk edilmişti. Bu gelişmeler, iki taraf arasında 6 Ocak’ta Halep kırsalında yaşanan ve beş gün süren çatışmaların ateşkesle sona ermesinin hemen ardından geldi. SDG, 14 Ocak’tan itibaren kamikaze dronlar, topçu atışları ve havanlarla saldırıya uğradığını öne sürerken, son çatışmalarda Bayraktar SİHA kullanıldığını iddia etti. Türkiye’den bu iddiaya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Devlete bağlı El Ikhbariyah kanalı ise ordunun, SDG’nin bölgeye savaşçı ve ağır teçhizat sevk ettiğini tespit etmesi üzerine takviyelere başladığını aktardı. IŞİD uyarısı: “Genel istikrarsızlık riski” SDG, artan askeri gerilimin IŞİD’in elini güçlendirebileceği uyarısında bulundu. Grup, Suriye’nin kuzeydoğusunda binlerce IŞİD mensubunun tutulduğu hapishanelere yönelik saldırı girişimleri olduğunu açıkladı. Güvenliğin sağlandığını belirten SDG, gerilimin sürmesi halinde “genel bir istikrarsızlık” yaşanabileceğini vurguladı. Gelişmeler, BBC News Türkçe tarafından da yakından izlenirken, Fırat’ın batısında insani koridorun siviller için gerçek bir çıkış yolu olup olmayacağı belirsizliğini koruyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

AB’den Şam’a net mesaj: Suriye’nin yeniden inşasında destek sürecek Haber

AB’den Şam’a net mesaj: Suriye’nin yeniden inşasında destek sürecek

Avrupa Birliği (AB), Aralık 2024’te Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye’ye yönelik en üst düzey temasını gerçekleştirdi. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, Şam’da Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir araya gelerek, savaşın ardından başlayan toparlanma sürecinde Suriye halkına verilen desteğin süreceğini vurguladı. Avrupa Birliği, yeniden inşa sürecine siyasi ve ekonomik destek verecek Görüşmenin ardından açıklama yapan AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Suriyelilerin uzun yıllar süren baskı ve çatışmaların ardından umut dolu yeni bir döneme adım attığını belirtti. Von der Leyen, Avrupa’nın Suriye’nin toparlanması ve yeniden inşası için elinden gelen tüm katkıyı sunmaya hazır olduğunu ifade etti. “Esad rejiminin düşüşü, Suriye halkı için bir umut ışığı oldu" AB Konseyi Başkanı Antonio Costa da açıklamasında, yıllarca süren savaş ve acıların ardından yaşanan siyasi değişimin Suriye toplumu için yeni bir sayfa açtığını söyledi. Costa, önlerinde uzun ve zorlu bir yol bulunduğunu ancak AB’nin bu süreçte Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğini dile getirdi. Bu ziyaret, rejim değişikliği sonrası en üst düzey AB teması oldu Şam’daki görüşme, Aralık 2024’te Esad rejiminin devrilmesinden sonra Avrupa Birliği’nin Suriye’ye gerçekleştirdiği en üst düzey ziyaret olarak kayda geçti. Ziyaret, AB’nin yeni yönetimle doğrudan temas kurma ve sürece aktif destek verme iradesi açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Yaptırımlar kaldırıldı, destek süreci hız kazandı Avrupa Birliği, 20 Mayıs 2025’te Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldırmıştı. Ardından AB Komisyonu’nun Akdeniz’den sorumlu üyesi Dubravka Suica, Haziran 2025’te Şam’ı ziyaret ederek yeni yönetimle görüşmüş ve Suriye’nin istikrarlı, müreffeh ve kapsayıcı bir devlete dönüşmesi için AB’nin desteğini iletmişti. Uzun bir yol, güçlü bir mesaj Şam’daki temaslar, Avrupa Birliği’nin Suriye’nin siyasi istikrarı, ekonomik toparlanması ve toplumsal yeniden inşası sürecinde aktif rol üstlenmeye hazır olduğunu ortaya koyarken, savaşın yıkıcı etkileriyle mücadele eden Suriye halkı için de uluslararası destek mesajı niteliği taşıyor.

Fidan’dan SDG’ye net uyarı: Sabır azalıyor, askerî yol istenmiyor! Haber

Fidan’dan SDG’ye net uyarı: Sabır azalıyor, askerî yol istenmiyor!

Hakan Fidan, TRT World yayınında Suriye’deki entegrasyon sürecine dair değerlendirmelerde bulundu. Fidan, SDG’nin Şam’la imzaladığı 10 Mart mutabakatının uygulanmasındaki yavaşlığa işaret ederek, sürecin ülkenin birliği açısından kritik olduğunu vurguladı. “Sürecin hızından memnun değiliz” mesajı açıkça verildi Fidan, SDG’nin entegrasyon sürecinde zaman kazanmaya çalıştığı yönünde güçlü bir kanaat oluştuğunu söyledi. Türkiye’nin yanı sıra bazı bölgesel ortakların da aynı değerlendirmeyi paylaştığını belirten Fidan, ABD’li muhatapların sürecin tamamlanmasının Suriye’nin birliği için hayati olduğunun farkında olduğunu kaydetti. Silahlı yapıların tek komuta altında toplanması vurgulandı Suriye muhalefetindeki silahlı unsurların büyük bölümünün Suriye Savunma Bakanlığı komuta-kontrolüne girmeyi kabul ettiğini anımsatan Fidan, SDG’nin bu çerçevenin dışında kaldığını ifade etti. Bir devlette birden fazla silahlı otoritenin kabul edilemeyeceğini söyleyen Fidan, bunun ulusal birlik ve egemenlik açısından temel bir ilke olduğunu dile getirdi. “Askerî yollara dönmek istemiyoruz” uyarısı yinelendi Türkiye’nin önceliğinin diyalog, müzakere ve barışçıl yöntemler olduğunu vurgulayan Fidan, buna karşın sürecin daha fazla uzatılmasının kabul edilemeyeceğini belirtti. “Tekrar askerî yollara başvurmak zorunda kalmak istemiyoruz” diyen Fidan, SDG’nin ilgili aktörlerin sabrının tükendiğini görmesi gerektiğini söyledi. 10 Mart mutabakatına bağlılık çağrısı yapıldı Fidan, SDG’nin 10 Mart Anlaşması’ndan sapmadan ve gecikmeden yükümlülüklerini yerine getirmesinin beklendiğini ifade etti. Şam’daki Suriyeli muhatapların da bu adımı ulusal birlik için vazgeçilmez gördüğünü belirten Fidan, doğru taktik ve işbirliğiyle hedefe ulaşılabileceği yönünde temkinli bir iyimserlik taşıdığını aktardı. 10 Mart anlaşması merkezi egemenliği öngörüyor Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Ahmed Şara yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri arasında imzalanan 10 Mart mutabakatı; SDG güçlerinin Suriye ordusuna katılmasını, havalimanları ve petrol sahaları ile Irak ve Türkiye’ye açılan sınır kapıları dâhil tüm idari yapıların merkezi hükümete devrini öngörüyor. Anlaşma, Şam’ın egemenliğinin tesisini hedefliyor. Bu açıklamalar, Suriye’de entegrasyon sürecinin zamanlamasının bölgesel istikrar ve Türkiye toplumu açısından taşıdığı önemi bir kez daha gündeme getirdi.

Gözaltı kararıyla gündemde: Mehmet Akif Ersoy kimdir? Savaş muhabirliğinden genel yayın yönetmenliğine... Haber

Gözaltı kararıyla gündemde: Mehmet Akif Ersoy kimdir? Savaş muhabirliğinden genel yayın yönetmenliğine...

İşte Mehmet Akif Ersoy'un hayatı ve kariyer basamakları: Savaş muhabirliğinden ekran yüzüne 8 Ocak 1985’te İstanbul'da doğan Mehmet Akif Ersoy, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. Mesleğe 2009 yılında 6 News kanalında muhabir olarak başlayan Ersoy, 2010 yılında TRT’ye geçiş yaptı ve TRT TÜRK Addis Ababa Temsilciliği görevini üstlendi. Ersoy'un kariyerindeki asıl kırılma noktası ise savaş muhabirliği yılları oldu. 2011 yılında Libya, Yemen, Şam ve Erbil gibi çatışma bölgelerinde TRT temsilcisi olarak görev yaptı. 2012 yılında, Libya lideri Muammer Kaddafi ile ölümünden önce son röportajı gerçekleştiren gazeteci olarak dünya basınına adını duyurdu. Diyanet'te müşavirlik görevi Saha muhabirliğinin ardından yöneticilik ve danışmanlık görevlerinde bulunan Ersoy, 2012’de TRT Kahire Temsilcisi, 2013’te TRT Arapça Koordinatör Yardımcısı ve 2014’te TRT İstanbul Bölge Müdür Yardımcısı oldu. 2015 yılında "Zenga Zenga" adlı Kaddafi belgeselini hazırladı. Aynı yıl kariyerinde farklı bir yola girerek Diyanet İşleri Başkanlığı Ortadoğu ve İslam Coğrafyası Sorumlu Başkan Müşaviri olarak atandı. 2016’da ise Dış Politika Dergisi Genel Yayın Yönetmenliği görevini yürüttü. Habertürk dönemi ve Genel Yayın Yönetmenliği 2017 yılında Habertürk grubuna katılan Ersoy, "Manşet" ve "Nedir Ne Değildir" gibi tartışma programlarının moderatörlüğünü yaptı ve ana haber bültenini sundu. Stüdyo yayıncılığının yanı sıra Afganistan, Ukrayna ve Filistin gibi sıcak bölgelerden yaptığı yayınlarla sahadan kopmadı. Deneyimli gazeteci, geçtiğimiz yıl Habertürk TV Genel Yayın Yönetmenliği görevine getirilmişti. 2022 yılında Show TV Ana Haber Sunucusu Pınar Erbaş ile hayatını birleştiren Ersoy’un, "Tünel - Gazze'de Yaşamak" isimli bir de kitabı bulunuyor.

Trump’a yakın isimden çarpıcı sözler: Netanyahu’nun Büyük İsrail projesi patladı, yeni düzenin lideri Erdoğan Haber

Trump’a yakın isimden çarpıcı sözler: Netanyahu’nun Büyük İsrail projesi patladı, yeni düzenin lideri Erdoğan

ABD’de Donald Trump’a yakınlığıyla bilinen siyasetçi ve eski Beyaz Saray danışmanı Steve Bannon, sosyal medya üzerinden yayımlanan War Room programında Türkiye ve Orta Doğu üzerine dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Bannon, bölgedeki dengelerin değiştiğini, “Büyük İsrail” hayalinin çöktüğünü ve Türkiye’nin liderliğinde yeni bir dönem başladığını öne sürdü. “Osmanlı geri döndü, Erdoğan Gazze’de güvenlik gücünün başında olacak” Steve Bannon, Türkiye’nin Orta Doğu’da yeniden etkin bir güç haline geldiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Osmanlı geri döndü. Erdoğan, Gazze’de kurulacak güvenlik gücünün başında olacak. Yüzyıl önce sona erdirilmek istenen düzen, iki ay içinde tersine çevrildi.” Bannon, ABD yönetiminin Türkiye ve Katar ile doğrudan temas hâlinde olduğunu, “sahada güvenlikten Türkiye’nin sorumlu olacağını, Katar’ın finansman sağlayacağını, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın asker göndereceğini” iddia etti. “Yeni Orta Doğu düzeninin lideri Erdoğan” Bannon, konuşmasında Ankara’nın bölgesel merkez rolüne vurgu yaparak, “Eğer bugün yeni bir Orta Doğu düzeninden söz ediyorsak, bu düzenin lideri Erdoğan’dır” dedi. Beyaz Saray döneminde Orta Doğu politikalarının şekillenmesinde etkili isimlerden biri olan Bannon, “Erdoğan artık yalnızca Türkiye’nin değil, bölgedeki güvenliğin de garantörü” ifadelerini kullandı. “Netanyahu’nun Büyük İsrail projesi çöktü” Bannon, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun uzun süredir hedeflediği “Büyük İsrail” projesinin başarısız olduğunu söyledi. “Bu proje Netanyahu’nun yüzüne patladı. Artık sahnede Türkiye var. Bölge, Erdoğan’ın hamlelerine göre şekilleniyor” diyen Bannon, İsrail yanlısı çevrelere seslenerek “Siz bu politikaları desteklediniz, şimdi karşınızda Türkiye’nin öncülük ettiği yeni bir güç dengesi var” sözleriyle dikkat çekti. “Osmanlı sabırla ilerliyordu, şimdi tablo tersine döndü” Bannon, Türkiye’nin tarihsel etkisine de değinerek, “Osmanlı emin adımlarla ilerlerdi. Erdoğan da aynı sabırla ilerliyor. Yüzyıl önce İngilizler Osmanlı’yı Kudüs’ten, Şam’dan, Filistin’den çıkarmıştı. Şimdi tablo tersine döndü. Türkler yeniden başrolde” dedi. “Üçlü düzen kuruluyor: Türk güvenlik kuşağı, Müslüman devlet, Hristiyan Kudüs” Bannon, bölgede yeni bir stratejik mimarinin şekillendiğini savundu: “Artık üçlü bir düzen kuruluyor: Müslümanların devleti, Hristiyan Kudüs ve Türk güvenlik kuşağı. Bu denge önümüzdeki 30 yılı belirleyecek.” “Türkiye yeniden merkez ülke konumuna yükseldi” Bannon’un açıklamaları, Washington’da ve bölge basınında yankı uyandırdı. Analistler, söz konusu ifadeleri “Türkiye’nin Orta Doğu’da yeniden merkez ülke konumuna yükseldiğinin açık bir itirafı” olarak yorumladı. Bannon’un sözleri, yalnızca ABD’nin Orta Doğu politikalarında değil, Türkiye’nin bölgesel güç rolü konusunda da yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor.

Şam’da dikkat çeken trafik: DSG’den üst düzey heyet başkentte Haber

Şam’da dikkat çeken trafik: DSG’den üst düzey heyet başkentte

Askeri ve güvenlik heyeti Şam’a ulaştı ANHA’nın haberine göre, Rojava Özerk Yönetimi’ne bağlı askeri ve güvenlik delegasyonu, dün akşam Şam geçiş hükümeti yetkilileriyle görüşmek üzere başkente ulaştı. Heyetin, bugün Savunma ve İçişleri bakanlıklarındaki üst düzey güvenlik yetkilileriyle bir araya gelerek askeri konuları ele alacağı bildirildi. Heyette DSG’nin önde gelen isimleri yer aldı Rojava Özerk Yönetimi’ni temsilen Şam’a giden heyette şu isimler bulunuyor: DSG Genel Komutanlığı üyeleri Sozdar Hacı ve Sipan Hemo, DSG sözcüsü Abcer Davud, komutan Şakir Arab, ayrıca İç Güvenlik Güçleri’nden Tümgeneraller Delir Hüseyin Temo, Ali Hıdır El-Hasan, Mustafa Mahmud Deli, Aho Eyliyo Lahdo ve İçişleri Konseyi Eş Başkanı Yardımcısı Erin Mustafa. Demokratik Suriye Güçleri Komutanlığı, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada “yakında Şam’a resmi bir güvenlik heyeti gönderileceğini” duyurmuştu. Ziyaret, 10 Mart anlaşmasının devamı Kaynaklara göre görüşmeler, 10 Mart 2025’te imzalanan askeri koordinasyon anlaşması çerçevesinde gerçekleştiriliyor. Bu anlaşma, ülke genelinde istikrarı sağlamak, çatışmasız bölgelerde güvenliği güçlendirmek ve “sahadaki koordinasyonu” artırmayı amaçlıyor. Ziyaretin zamanlaması da dikkat çekici. Dün, Türkiye ve Suriye yetkilileri Ankara’da bir araya gelmişti. Görüşmede Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve MİT Başkanı İbrahim Kalın, Suriye tarafında ise Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra ve Genel İstihbarat Başkanı Hüseyin Es-Selame ile masaya oturmuştu. Bölgesel denklemler yeniden şekilleniyor DSG’nin Şam ziyareti, Suriye’nin kuzeyinde yeniden şekillenen askeri dengelerin bir parçası olarak görülüyor. Uzmanlara göre, Türkiye-Şam hattında artan diplomasi trafiği, Rojava yönetimini de sürecin parçası haline getiriyor. Ziyaretin sonucunda güvenlik koordinasyonunun kurumsallaşması ve taraflar arasında “doğrudan temas mekanizması” oluşturulması bekleniyor.

Barrack’tan Suriye’ye yeni model önerisi Haber

Barrack’tan Suriye’ye yeni model önerisi

ABD’den çarpıcı açıklama ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’de artan mezhep çatışmalarının ardından ülkenin geleceğine dair dikkat çeken bir öneri getirdi. Washington Post’un haberine göre Barrack, “Bir federasyon değil ama onun biraz altında, herkesin kendi kültürünü ve dilini koruduğu bir yapı” ifadesini kullandı. Bu açıklama, Trump yönetiminin daha önce güçlü destek verdiği Ahmed eş-Şara’nın merkezi devlet vizyonuna ilk ciddi uluslararası çekince olarak değerlendirildi. Şam’dan sert tepki Suriye lideri Ahmed eş-Şara, devlet medyasında yayımlanan açıklamasında ülkenin bölünmesi ihtimalini kesin bir dille reddetti. “Suriye’yi bölmek isteyenler olabilir, ancak bu mantıken de siyasi olarak da mümkün değil” diyerek merkezi devlet modelinde ısrarını yineledi. Azınlık katliamları baskıyı artırıyor ABD’nin politika değişikliğine işaret eden çıkışın arkasında son aylarda yaşanan kanlı azınlık saldırıları var. Süveyda’da Dürzi sivillere yönelik saldırılarda binden fazla kişi yaşamını yitirdi. Mart ayında sahil bölgesindeki Alevi azınlığa yönelik saldırılarda ise en az 1.400 sivil ve 200 asker öldürüldü. Bu gelişmeler, merkeziyetçi devlet anlayışının ülkedeki farklı etnik ve dini grupları korumakta yetersiz kaldığı eleştirilerini güçlendirdi. SDG ile anlaşmazlıklar sürüyor Rojava ve doğu Suriye’de geniş bölgeleri kontrol eden Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile hükümet arasında mart ayında imzalanan “entegrasyon anlaşması” hâlâ uygulanamadı. En büyük sorun ise SDG bölgelerinin ne kadar özerklik sahibi olacağı meselesi. Bu durum, ABD’nin önerdiği “federasyona yakın model” tartışmalarını daha da kritik hale getiriyor. Uzmanlar: Merkezi devlet modeli çöktü Chatham House uzmanı Haid Haid, son şiddet olaylarının merkezi devlet projesini çıkmaza soktuğunu belirtti: “Hükümetin tüm Suriye üzerinde kontrol kurma hırsı işe yaramıyor. Ulusal diyalog ve güven inşası şart.” Öte yandan Ceble Belediye Başkanı Diya Heyrbeyk, ülkenin bölünmesinin çözüm getirmeyeceğini savundu: “Haseke’nin buğdayına, sahilin balığına ihtiyaç var. Birbirimize muhtacız.” Suriye için yeni bir yol haritası mı? Barrack’ın çıkışı, ABD’nin Suriye politikasında değişim sinyali olarak görülüyor. Bir yanda Şam’ın merkezi devlet ısrarı, diğer yanda ABD’nin federasyona yakın esnek model önerisi var. Ancak artan şiddet, mezhep çatışmaları ve SDG gerilimi, ülkenin geleceğini her zamankinden daha belirsiz hale getiriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.