SON DAKİKA

#Sanatçı

HABER DEĞER - Sanatçı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanatçı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Amy Winehouse’un kan lekeli bale pabuçları Ankara’da ortaya çıktı Haber

Amy Winehouse’un kan lekeli bale pabuçları Ankara’da ortaya çıktı

İkonik bir parça Türkiye toplumunun gündeminde 27 yaşında hayatını kaybeden İngiliz sanatçı Amy Winehouse’a ait, üzerinde kan lekeleri bulunan bale pabuçlarının Ankara’da bir koleksiyonda bulunduğu ortaya çıktı. Pabuçları 2023’te Los Angeles’ta düzenlenen bir müzayedede 3 bin 900 dolara satın alan Ankaralı koleksiyoner Özgür Çift, parçanın hikâyesini detaylı bir araştırmayla gün yüzüne çıkardı. Pabuçların dramatik hikâyesi sonradan ortaya çıktı Özgür Çift, müzayede kataloğunda pabuçların dönemine ya da arkasındaki hikâyeye dair bilgi yer almadığını belirtti. Yapılan kapsamlı incelemeler, bu pabuçların Winehouse’un 2007 yılında eşi Blake Fielder-Civil ile yaşadığı tartışmanın ardından Londra’daki bir otel çıkışında çekilen ve dünya basınına yansıyan ünlü karelerdeki pabuçlarla birebir örtüştüğünü ortaya koydu. Yarım milyon sterline varan teklifler geldi Parçanın hikâyesinin netleşmesiyle birlikte uluslararası koleksiyonerler ve müzelerden yoğun ilgi geldi. Çift, pabuçlar için yarım milyon sterline yaklaşan teklifler aldığını ancak bu teklifleri kabul etmeyi düşünmediğini söyledi. Parçayı ticari bir meta olarak değil, sanatçının ruhunu ve kırılganlığını yansıtan bir belge olarak gördüğünü vurguladı. Dava dosyalarında adı geçen eşyalar arasında yer alıyor Çift, Winehouse’un vefatının ardından babası ve miras yöneticisi Mitch Winehouse’un, sanatçının bazı kişisel eşyalarının izinsiz satıldığı gerekçesiyle stilistleri Naomi Parry ve Catriona Gourlay’e açtığı 730 bin sterlinlik davayı hatırlattı. Söz konusu bale pabuçlarının da bu dava kapsamında adı geçen eşyalar arasında yer aldığı ifade ediliyor. Koleksiyon 100’ün üzerinde özel parçadan oluşuyor Özgür Çift’in arşivinde, Winehouse’un 2008 Brit Awards’ta giydiği kırmızı ekoseli korse, çocukluk yıllarında yaptığı ve bilinen ilk imzasını taşıyan otoportre çizimi ile 2007’den Belgrad’daki son konserine kadar kullandığı ana mikrofon da bulunuyor. Çift, mikrofonun Winehouse’un İstanbul’a ayak bastığı son yolculukta da yanında olduğunu belirtti. Amaç satış değil, hatırayı yaşatmak Koleksiyoner Çift, önceliğinin bu eşyaları farklı ülkelerde düzenlenecek sergiler aracılığıyla sanatçının hayranlarıyla buluşturmak olduğunu söyledi. Ona göre bu parçalar, Back to Black ile zirveye çıkan kısa ama sarsıcı bir yaşamın, objeler üzerinden anlatılan sessiz bir biyografisini sunuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Türk operasının usta sesi sustu: Prof. Dr. Mesut İktu hayatını kaybetti Haber

Türk operasının usta sesi sustu: Prof. Dr. Mesut İktu hayatını kaybetti

Türk operasına hem sahnede hem akademide uzun yıllar emek veren Prof. Dr. Mesut İktu, 3 Ocak 2026 tarihinde hayatını kaybetti. Sanatçının vefat haberi, İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından kamuoyuna duyuruldu. Türkiye halkının kültür ve sanat belleğinde özel bir yere sahip olan İktu’nun ölümü, sanat camiasında derin üzüntü yarattı. Vefat haberi kurum tarafından kamuoyuna duyuruldu İstanbul Devlet Opera ve Balesi, sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada, kurumun eski müdürü ve sanat yönetmeni olan Prof. Dr. Mesut İktu’nun yaşamını yitirdiğini duyurarak sanat dünyasına başsağlığı mesajı iletti. Açıklamada, İktu’nun kuruma ve Türkiye toplumunun kültürel birikimine yaptığı katkılara dikkat çekildi. Sanat yolculuğu konservatuvardan uluslararası sahnelere uzandı 31 Mayıs 1947’de doğan Mesut İktu, İstanbul Belediye Konservatuvarı ve Ankara Devlet Konservatuvarı’ndaki eğitiminin ardından Berlin Devlet Müzik ve Sahne Sanatları Yüksek Okulu’nda öğrenim gördü. 1973 yılında İstanbul Devlet Opera ve Balesi’ne katılan İktu, kısa sürede sahnedeki güçlü yorumu ve disiplinli yaklaşımıyla dikkat çekti. Türkiye’de bir ilke imza atan prodüksiyonla hafızalara kazındı İktu, Türkiye’de sahnelenen ilk Don Giovanni prodüksiyonunda başrolü üstlenerek Türk opera tarihine adını yazdırdı. Sanatçı, İstanbul Devlet Opera ve Balesi bünyesinde farklı dönemlerde genel müdürlük ve sanat yönetmenliği görevlerini de üstlenerek kurumun sanatsal vizyonuna yön veren isimlerden biri oldu. Akademide de iz bırakan bir isimdi Sahne çalışmalarının yanı sıra akademik üretimini de sürdüren İktu, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda profesör olarak görev yaptı. Ayrıca Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Bölümünün kurucuları arasında yer alarak, Türkiye toplumunda müzik eğitiminin kurumsallaşmasına katkı sundu. Onur ödülüyle taçlanan bir sanat hayatı Sanata ve eğitime adadığı uzun yılların karşılığı olarak İktu’ya, 2025 yılında İstanbul Müzik Festivali kapsamında Onur Ödülü takdim edilmişti. Prof. Dr. Mesut İktu, geride bıraktığı eserler, yetiştirdiği öğrenciler ve Türkiye halkının kültürel hafızasında bıraktığı izlerle anılmaya devam edecek.

Şahan Gökbakar’dan dikkat çeken çıkışlar Haber

Şahan Gökbakar’dan dikkat çeken çıkışlar

Kafa TV’de yayınlanan ve geniş bir izleyici kitlesine ulaşan programın son bölümünde Şahan Gökbakar konuk oldu. Programda kariyer yolculuğundan yaşadığı kırılma anlarına, mizahın toplumsal rolünden sansür ve baskı tartışmalarına kadar pek çok başlık ele alındı. Gökbakar’ın deşifre edilen konuşmaları, sanatçıların Türkiye’de üretim yaparken karşılaştığı sorunlara dair önemli ipuçları verdi. “Mizah, bu ülkede sadece güldürmek değildir” Programda mizahın toplumsal bir sorumluluk taşıdığına vurgu yapan Gökbakar, komedinin yalnızca eğlence aracı olarak görülmesini doğru bulmadığını ifade etti. Gökbakar, mizahın aynı zamanda itiraz etme, rahatsız etme ve düşündürme gücü taşıdığını belirterek, “Bazen bir espri, uzun bir konuşmadan daha etkili olabilir” dedi. “Ürettiğiniz şeyin yanlış anlaşılma ihtimali hep var” Sanat üretirken en çok zorlandığı noktalardan birinin yanlış anlaşılma kaygısı olduğunu dile getiren Gökbakar, özellikle son yıllarda mizahın daha kırılgan bir zeminde ilerlediğini söyledi. Toplumsal hassasiyetlerin arttığını belirten Gökbakar, “Niyetinizle algı arasındaki mesafe açıldıkça, risk de büyüyor” ifadelerini kullandı. “Her projede biraz daha yalnızlaşıyorsunuz” Kariyer sürecinde yaşadığı değişime de değinen Gökbakar, popülerliğin sanıldığı kadar kolay bir alan olmadığını vurguladı. Zamanla çevrenin daraldığını ve kararların daha bireysel hale geldiğini söyleyen sanatçı, “Her yeni işte biraz daha yalnızlaşıyorsunuz ama bu aynı zamanda sizi daha özgür kılıyor” değerlendirmesinde bulundu. “Geri çekilmek bazen bir tercihtir” Uzun süredir ekranlardan uzak olmasına da açıklık getiren Gökbakar, bunun bir kaçış değil bilinçli bir tercih olduğunu ifade etti. Sürekli üretme baskısının yaratıcılığı köreltebildiğini dile getiren Gökbakar, doğru zamanda durmanın da sanatın bir parçası olduğunu söyledi. Sosyal medyada geniş yankı uyandırdı Şahan Gökbakar’ın Kafa TV’deki açıklamaları, programın yayınlanmasının ardından sosyal medyada geniş yankı buldu. Pek çok kullanıcı, sanatçının sözlerini samimi ve cesur bulurken, mizahın Türkiye’deki sınırlarına dair tartışmalar yeniden gündeme taşındı.

Günlerdir ortalarda yoktu: Yusuf Güney göz altına alındı! Haber

Günlerdir ortalarda yoktu: Yusuf Güney göz altına alındı!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ünlü isimlere yönelik yürüttüğü uyuşturucu soruşturmasında yeni bir gelişme yaşandı. Hakkında gözaltı kararı bulunan ancak günlerdir adresinde bulunamayan Yusuf Güney, bugün adliyeye getirildi. Soruşturma kapsamında kayıptı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen dosya kapsamında 19 Aralık’ta aralarında sanatçı ve sosyal medya fenomenlerinin de bulunduğu 7 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarılmıştı. Bu süreçte İrem Sak, Aleyna Tilki ve Danla Bilic gözaltına alınıp işlemlerinin ardından serbest bırakılmıştı. Yusuf Güney ise adresinde bulunamamış, bu durum kamuoyunda “nerede?” sorularını gündeme getirmişti. Sağlık kontrolünden geçirildi Günler sonra ortaya çıkan Güney’in, soruşturma kapsamında adliyeye getirildiği ve sağlık kontrolünden geçirildiği öğrenildi. Güney’in adliyedeki işlemlerinin sürdüğü belirtildi. Diğer isimler hakkında gelişmeler Aynı dosya kapsamında gözaltına alınan Melisa Döngel’in de dün işlemlerinin ardından serbest bırakıldığı bildirildi. Yurt dışında oldukları tespit edilen Şeyma Subaşı, Şevval Şahin ve Mert Vidinli hakkında ise yakalama kararı bulunduğu aktarıldı. Soruşturma kapsamında adli sürecin devam ettiği ve yeni gelişmelerin beklendiği kaydedildi.

Cansever’den kahreden açıklama: Lösemi teşhisi konuldu Haber

Cansever’den kahreden açıklama: Lösemi teşhisi konuldu

Bir süredir Almanya’da yaşamını sürdüren arabesk müzik sanatçısı Cansever, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla sağlık durumuna ilişkin açıklamada bulundu. Nerede tedavi gördüğü, hangi sürecin başladığı ve hayranlarından ne istediği kısa açıklamayla netlik kazandı. Lösemi teşhisi Almanya’da konuldu Arabesk müziğin sevilen ismi Cansever, kendisine lösemi teşhisi konulduğunu açıkladı. Almanya’da bulunduğunu belirten sanatçı, doktorlarının süreci yakından takip ettiğini ve tedaviye başlandığını ifade etti. Kemoterapi süreci başlıyor, sahnelere ara veriliyor Cansever, yaptığı açıklamada kemoterapiye başlayacağını duyurarak bu süreçte sahne çalışmalarına ara vereceğini belirtti. Tedavinin planlı şekilde ilerlediğini aktaran sanatçı, sağlık sürecine odaklanacağını vurguladı. “Dualarınızı bekliyorum” mesajı paylaşıldı Sanatçı, kendisine ulaşan çok sayıda mesaj ve telefon nedeniyle herkese tek tek yanıt veremediğini ifade ederek, “Bana lösemi teşhisi konuldu. Almanya’dayım ve doktorlarım çok iyi. Cuma günü kemoterapiye başlayacağım. İnşallah her şey çok güzel olacak. Dualarınızı bekliyorum” sözleriyle Türkiye toplumuna ve sevenlerine seslendi. Hayranlarından destek mesajları yağıyor Cansever’in açıklamasının ardından sosyal medyada çok sayıda destek ve geçmiş olsun mesajı paylaşıldı. Sanatçının tedavi sürecinin yakından takip edildiği ve dayanışma çağrılarının arttığı görülüyor. Bu haber, yurttaşların sağlıkla ilgili hassasiyetlerini gözeten, ayrımcı olmayan ve bütünleştirici bir dil anlayışıyla hazırlanmıştır.

Tarkan’dan güçlü çağrı: Avcılık tamamen yasaklansın Haber

Tarkan’dan güçlü çağrı: Avcılık tamamen yasaklansın

Sanatçı Tarkan, hayvanlara yönelik şiddet ve avcılık tartışmalarının yeniden gündeme geldiği bir dönemde, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla net bir çağrıda bulundu. Tarkan, hayvanların yaşam hakkının koşulsuz biçimde korunması gerektiğini belirterek avcılığın yasaklanmasını istedi. “Her canlının yaşama hakkı vardır” vurgusu öne çıktı Paylaşımında hayvanların en az insanlar kadar yaşama hakkına sahip olduğunu dile getiren Tarkan, insanların kendilerini üstün görerek başka canlıların yaşamına son verme hakkı olmadığını ifade etti. Bu anlayışın ne vicdanla ne de insanlıkla bağdaşmadığını söyledi. Yaşam alanlarının tersine çevrildiğine dikkat çekti Tarkan, hayvanların insanların yaşam alanlarını değil, insanların hayvanların yaşam alanlarını işgal ettiğini vurguladı. İşe gelmediğinde hayvanları öldürmenin ya da yok etmenin bir seçenek olamayacağını belirterek, bu bakış açısının değişmesi gerektiğini savundu. Avcılığa karşı net ve kararlı duruş Sanatçı, daha önce de dile getirdiği avcılık karşıtı tutumunu yineleyerek, “Hep söyledim, söylemeye devam edeceğim. Avcılık yasaklansın” ifadeleriyle çağrısını yineledi. Hayvanların yaşam hakkının yasal güvence altına alınması gerektiğini belirtti. Toplumda yankı uyandırdı Tarkan’ın paylaşımı kısa sürede sosyal medyada geniş yankı buldu. Çok sayıda yurttaş, sanatçının çağrısına destek vererek hayvan haklarının daha güçlü biçimde korunması gerektiğini dile getirdi. Açıklama, hayvan hakları ve avcılık tartışmalarını yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı.

Picasso’nun “keşke”si Osmanlı’da saklıydı Haber

Picasso’nun “keşke”si Osmanlı’da saklıydı

Kübizmin ustası neyi ve neden sorguladı? yüzyıl sanatının en etkili isimlerinden biri olan Pablo Picasso, kübizmle anılsa da hayatı boyunca “daha fazlasını” arayan bir sanatçıydı. Bu arayış, onu doğduğu coğrafyanın tarihine ve ailesinin Arap dünyasına uzanan köklerine götürdü. Picasso’nun, ömrünün son yıllarında İslam hat sanatıyla tanışması ise yalnızca estetik bir keşif değil, kendi sanat yolculuğunu sorguladığı derin bir kırılma anı oldu. “Bunu bilseydim resim yapmazdım” sözü neyi anlatıyor? Picasso’ya atfedilen “İslami hat sanatını bilseydim resim yapmaya uğraşmazdım” cümlesi, sanat dünyasında yıllardır tartışılıyor. Sakarya Üniversitesi’nden Doç. Dr. Rasim Soylu’ya göre bu söz, bir pişmanlıktan çok, hat sanatının ulaştığı soyutlama ve “boşluk” anlayışına duyulan hayranlığı yansıtıyor. Picasso’nun Batı sanatında eksik bulduğu bu kavram, hat sanatında yüzyıllar önce ustalıkla kurulmuştu. Endülüs’ten Avrupa’ya uzanan 900 yıllık etki Hat sanatının Picasso üzerindeki etkisi, tesadüf değildi. İspanya’da 8. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar süren Endülüs mirası, yalnızca mimariyi değil, Avrupa sanatının düşünme biçimini de etkiledi. Doç. Dr. Soylu, bu etkinin Rönesans’a kadar uzandığını ve Hristiyan mimarisinde bile İslam sanatlarının izlerinin görülebildiğini vurguluyor. Picasso’nun yaşadığı coğrafya, bu kültürel mirasla iç içeydi. “Bizim için Ayasofya ne ise Picasso için hat sanatı oydu” Picasso’nun hat sanatıyla ilişkisini anlatan en çarpıcı benzetme, Doç. Dr. Soylu’dan geliyor. Soylu, bu karşılaşmayı, Türkiye toplumunun Ayasofya ile Bizans sanatını tanımasına benzetiyor. Nasıl ki Ayasofya bize yabancı değilse, hat sanatı da Picasso için tamamen dışsal bir alan değildi. Malaga, Kurtuba ve Sevilla gibi şehirlerde büyüyen bir sanatçı için bu miras, zaten çevresindeydi. Eserlerine gizlenen izler ne anlama geliyor? Picasso hiçbir zaman klasik anlamda bir hattat olmadı. Ancak bazı heykellerinde, çizimlerinde ve özellikle 1940’lı yıllardan sonraki çalışmalarında kaligrafik formlar ve çağrışımlar belirginleşti. “Afat” adlı çalışması ve Pierre Reverdy’nin kitaplarına yaptığı çizimler, hat sanatının biçimsel etkilerinin Picasso’nun üretimine nasıl sızdığını gösteriyor. Picasso yalnız değildi: Batı sanatında hat etkisi Picasso’nun bu ilgisi, sanat dünyasında tekil bir örnek değil. Joan Miró, Paul Klee ve Georges Mathieu gibi pek çok Batılı sanatçı da hat sanatının ritmi, soyutlaması ve boşluk anlayışından beslendi. Bu etkileşim, Doğu ile Batı arasında hiyerarşi kuran yaklaşımları da sorgulayan bir sanat dili ortaya çıkardı. Bir pişmanlıktan çok kültürel bir yüzleşme Uzmanlara göre Picasso’nun hat sanatı karşısındaki tutumu, “kendi eserlerini değersizleştirme” değil, yüzyıllar önce kurulmuş bir estetikle yüzleşmenin yarattığı sarsıntıydı. Bu yüzleşme, sanatın tek bir coğrafyaya veya kültüre ait olmadığını, insanlığın ortak birikimi olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

“Eski Zara nerede?” sorusu gündemi sardı Haber

“Eski Zara nerede?” sorusu gündemi sardı

Son aylarda hızlı kilo kaybıyla gündeme gelen ve paylaşımlarıyla konuşulan Zara, bu kez yalnızca bedenindeki değişimle değil sahne stilindeki dönüşümle de tartışmaların odağına yerleşti. Sanatçının son pozları dijital mecralarda geniş yankı buldu. Üç ayda 16 kiloluk değişim sahne stiline de yansıdı Sanatçı, uyguladığı beslenme rutiniyle kısa sürede ciddi bir dönüşüm yaşadığını vurgularken, yeni görünümünün sahneye de yansıdığını gösterdi. Paylaşımlarında derin dekolteli kıyafetler ve daha iddialı kombinler tercih eden Zara, bu değişimin bilinçli bir stil güncellemesi olduğunu ifade eden notlar düştü. Diyet süreci uzman eşliğinde yürütüldü Zara, kilo verme sürecini açıklarken “tek öğün, protein ve sebze ağırlıklı program” uyguladığını, yağ yakımına odaklandığını ve süreci uzman kontrolünde götürdüğünü söyledi. “Zayıflama iğnesi kullanmadım” vurgusu da paylaşımların dikkat çeken satır başlıkları arasında yer aldı. Yorum yağmuru beğeniyle eleştiriyi aynı çatı altında topladı Sosyal medya kullanıcıları ikiye bölündü. Bir kesim “yenilenen özgüven” ve “sağlıklı dönüşüm” vurgusuyla destek mesajları paylaşırken, diğer kesim “Eski Zara nerede?” ve “Bu kadar açılmak gerekli mi?” gibi yorumlarla değişimi sorguladı. Tartışma, kısa sürede trend başlıklar arasına girdi. Sanatçıdan mesaj: Dönüşüm bedende değil, sınırları aşmada Yakın çevresine göre Zara, yapılan yorumların farkında ve sahne stilini kişisel bir ifade alanı olarak görüyor. Fiziksel dönüşümün, sanatçının kendini ifade biçimindeki değişimle birlikte okunması gerektiğini düşünen Zara, eleştirilerin de sanat yolculuğunun parçası olduğunu dile getiriyor. Sosyal medyada yeni dönem Tartışmalar, ünlü isimlerin estetik ve tarz tercihleri üzerinden yürüyen “beden politikaları” tartışmasını yeniden alevlendirdi. Zara’nın paylaşımı, yalnızca bir stile değil “dönüşüm” kavramına bakışı da gündeme taşıdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.