SON DAKİKA

#Savcılık

HABER DEĞER - Savcılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savcılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bayraklı Belediyesi'ne yolsuzluk operasyonu: Eski Belediye Başkanı da dahil 43 kişi adliyeye sevk edildi Haber

Bayraklı Belediyesi'ne yolsuzluk operasyonu: Eski Belediye Başkanı da dahil 43 kişi adliyeye sevk edildi

İzmir merkezli olarak Ankara, Elazığ ve Muğla illerinde Mali Suçlarla Mücadele ve İstihbarat Şube müdürlüklerinin ortaklaşa gerçekleştirdiği dev operasyonun emniyet sorgu ayağı tamamlandı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın topladığı deliller doğrultusunda hakkında yakalama kararı verilen 48 şüpheliden 47'si şafak operasyonlarıyla gözaltına alınırken, adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda kritik dijital materyale ve bir ruhsatsız tabancaya el konuldu. Soruşturma kapsamında firari durumda bulunan bir şüpheliyi yakalama çalışmalarının ise sürdüğü bildirildi. Adliyeye sevk edilen kilit isimler Emniyetteki işlemleri tamamlanan 4 şüpheli serbest bırakılırken, savcılık sorgusu için İzmir Adalet Sarayı'na sevk edilen 43 kişilik listede yer alan dikkat çekici isimler şu şekilde sıralandı: Serdar Sandal: Önceki Dönem Bayraklı Belediye Başkanı B.U. (Berk Ulusal): Dönemin BAYBEL AŞ Yönetim Kurulu Başkanı D.G. (Didem Gültekin): Bayraklı CHP İlçe Başkanı ve Belediye Çalışanı M.C.S. (Mehmet Cengiz Sarıoğlu): Eski BAYBEL AŞ Yönetim Kurulu Başkanı ve Yeni Parti Bayraklı Belediye Meclis Üyesi A.A. ve O.Ç.Ş.: İzmir Büyükşehir Belediyesi Şube Müdürleri Y.S. (Yağız Sandal): Önceki Dönem Belediye Başkanı Serdar Sandal'ın Oğlu Adliyeye sevk edilen şüphelilerin, "Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "Rüşvet" ve "İhaleye fesat karıştırmak" suçlamalarıyla savcılığa ifade vermesi bekleniyor. Sayıştay raporları ve MASAK verileri doğrultusunda derinleştirilen soruşturmada, belediye iştirakleri üzerinden oluşturulan usulsüz ihale ve rüşvet trafiğinin tüm yönleriyle açığa çıkarılması amaçlanıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Araştırmacı-yazar Mehmet Sabri Akgönül: "Mansur Yavaş'ın siyasal hayatı bitmiştir" Haber

Araştırmacı-yazar Mehmet Sabri Akgönül: "Mansur Yavaş'ın siyasal hayatı bitmiştir"

Araştırmacı-yazar Mehmet Sabri Akgönül, katıldığı egündem adlı youtube kanalında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın CHP’den istifa kararını, 2023 seçim süreçlerini ve Kaşif Kozinoğlu dosyasını tüm detaylarıyla masaya yatırdı. Programda, Yavaş'ın hamlesinden muhalefetin adaylık krizine ve derin devlet dosyalarına kadar pek çok konuda dikkat çekici değerlendirmelerde bulunuldu. Siyasi Hayatının Sonu mu? Akgönül değerlendirilmesinde "Mansur Yavaş'ın siyasal hayatı bitmiştir." dedi. Nedeni olarak yaptığı açıklamada, "Çünkü Mansur Yavaş bu saatten sonra kendisine "Beni Erdoğan'ın karşısına çıkarmayın" diyebilecek bir siyasal parti veya bir siyasal eğilim arayacak. Onu da herkes Erdoğan'ın karşısına çıkarmak isteyecektir. Zaten Mansur Yavaş gibi adamlar Erdoğan'ın karşısına çıkmazlar. Bu kadar akıllı adamlardı, adamlardılar. 2023 seçimlerini de değerlendiren Akgönül, "Çıksalar zaten 2023'te çıkarlardı. Çıkmadılar. 2023'te çıksalardı da bu oyunların ölçülerini alırlar. 2023 yılıyla ilgili birazdan detaylı bazı bilgiler de verebiliriz. Çünkü fırtına aslında orada başlıyor. Ben Mansur Yavaş'ın siyasal hayatının bittiğini düşünüyorum. Hatta bence Mansur Yavaş'ın belediye başkanlığı hayatı da bundan sonra bitecek. Yani Nisan 2019'da Mansur Yavaş belediye başkan adayı da olmayacaktır" dedi. Mansur Yavaş'ın Siyasi Geçmişi Mansur Yavaş'ın daha önce de siyasi kariyeri hakkında açıklamada bulunan Akgönül, "6-8 ay sonra bir partiye geçerse, söz gelimi yeni parti veya 2 yıl sonra yeniden CHP'ye geçerse —ki biliyorsun o CHP'den ayrılıp yeniden CHP'ye geri dönmüşlüğü de vardı. Aslında Mansur Yavaş'ın CHP ile kurduğu ilişki çok zikzaklıdır. 2014'te CHP'ye giriyor. 2014'teki yerel seçimlerde yine CHP'den aday olarak gösteriliyor. 2014'te %1 farkla... ve orada büyük bir şey vardı, büyük bir infial kopmuştu, elektrikler kesilmişti vesaire. %1 oy farkla Melih Gökçek'e kaybediyor. 2016'da ayrılıyor, CHP'den ayrılıyor. 2018'de yeniden geliyor, bak arada 2 yıl var. 2018'de yeniden geliyor. 2019'da CHP Ankara Belediye Başkan adayı gösteriliyor. %50 küsür oy alıyor. Zaten 2023'te de şey, 2024'te de %60 oy alıyor. Dolayısıyla aslında 2 yıl sonra yeniden CHP'ye dönebilir Mansur Yavaş." ifadelerini kullandı. Akgönül ayrılışın sebebini de değerlendirerek, "Eğer siyasal bir hamle yaptıysa o da yeni partili seçmenlerin kendisine Ankara özelinde bundan sonra muhalefet etmesini engellemek için. Çünkü yeni partililer aslında Mansur Yavaş'a ciddi ciddi bir kimilerine göre karalama kampanyası, kimilerine göre artık gerçeği saklamama ihtiyacı olsun diye Mansur Yavaş'ın aslında Ankara'ya da bir faydasının olmadığını, Ankara'ya da bir hizmet üretmediğini söylemeye başlıyorlardı." dedi. Yavaş ardından ilçe belediylerinin de ardı arkasına istfa etmeleri hakkında Akgönül, "Sadece Mansur Yavaş değil diğer ilçe belediyeleri de istifa etti. Evet. Ama onlar hepsi yedi ilçe belediye başkanı istifa etti. Ben bu istifaların Ankara dışına da taşacağını düşünüyorum. Hepsi sadece bir ya da iki kişi hariç Mansur Yavaş'ın ismini vererek istifa ettiler. Yani "Mansur Başkan'la birlikteyiz" diye. Bu zaten kaçınılmaz. Yani sen Büyükşehirle iş tutan bir ilçe belediye başkanı olmaya çalışacaksın ve dahası zaten seni Mansur Yavaş getirdi. Yani zaten Mansur Yavaş'ın CHP listelerine soktuğu adamlardı bu giden belediye başkanları. Orada bence racona aykırı bir durum yok. Burada esas durum şu: Yani Mansur Yavaş 2028'de Cumhurbaşkanı adayı olmayacak. Bu bir. İki, eğer bağımsız kalırsa Nisan 2029'da da belediye başkanı adayı olmayacak."dedi. "Bağımsız kalırsa Nisan 2029'da belediye başkanı adayı olmayacak" Akgönül Yavaş'In bağımsız kalırsa belediye başkanı adayı olmayacağı tespitinde bulunarak, "Mansur Yavaş'ın kişisel bir karizması yok. Yani kişisel karizması %20'lerdedir. Hatta şunu diyebilirim: MHP'den belediye başkan adayı olduğunda %27 oy almıştı. 2014 yerel seçimlerinden önce değil mi? Evet, %27 oy almıştı. O da hani Mansur Yavaş'ın kişisel karizması belki %15-20'dir. Yani belediyeleri biz sizinle geçen hafta analiz ettik. Ben bu yüzden belediyelerin kapatılması gerektiğini savunmuştum. Belediyelerde partizanlar seçim yaparlar. Sempatizanlar seçim yapmazlar. Yani "ben şu belediye başkanının hizmetini çok iyi buluyorum, onu tercih ediyorum" diyen bir tane aklı başında insan yoktur. Çünkü hiçbir belediye başkanı çok iyi hizmet yapmaz. Belediye başkanları politik bir kariyer inşa etmek için belediye başkanı olurlar. Ve bunu da partiler üzerinden yaparlar. Parti dışı bir belediye başkanı olmaz." dedi. Demirtaş ve Cumhurbaşkanı değerlendirmesi Akgönül Demirtaş tahliyesi hakkında çıkacağını öngördüğünü söyledi. Cumhurbaşkanının adaylığı hakkında ise, "Cumhurbaşkanlığı mevcut seçim tarihinden, 2028 yılındaki seçim tarihinden bir gün önce bile yapılan seçimde aday olabilir. Erken seçim olacağını düşünüyoruz. Tabii aslında hukuki teknik anlamıyla 2028 Nisan ayında bir seçim yapılacak. Bu erken seçim olmayacak. Hukuki anlamda bu öne alınmış seçim olacak. Öne alınan bir seçimde veya erken seçimde ki ikisinde de meclisin onayı lazım. Meclisin onayını aldığında halihazırda iki dönem cumhurbaşkanlığı yapmış biri yeniden cumhurbaşkanı adayı olabilir." dedi. "Kaşif Kozinoğlu bir kahramandır ve bir şehittir" Son dönemde ölümü ile ilgili soruşturma yürütülen eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu dosyası hakkında da kritik açıklamalarda bulundu. Kozinoğlu'nu bir şehit olarak nitelendiren Akgönül, "Fethi kabir yapılmıştı ve bu fethi kabirde Kaşif Kozinoğlu'nun vücut bütünlüğünün büyük oranda bozulmadığı, 15 yıllık yeraltında değil mi, defnedilmesine rağmen bu bizim inancımıza göre şehitlere verilen bir payedir aslında. Bu yüzden ben Kaşif Kozinoğlu'nun kahraman olduğunu ve bir şehit olduğunu düşünüyorum. Niye kahramandır'ı söylüyorum? Burada bir tersine çevirme yapalım. Ekrem Dumanlı vardı bilirsiniz. Zaman Gazetesi'nin genel yayın yönetmeni ve aynı zamanda bir numaralı FETÖ'cü. Hatta bana göre o mahrem imamların biridir. Ekrem Dumanlı Kaşif Kozinoğlu'nun öldürülmesinden, bana göre öldürülmesinden sonra ya da şüpheli ölümünden sonra diyelim ama ben onun şehit edildiğini düşünüyorum, öldürülmesinden sonra bir yazı yazmıştı: "Kaşifinizden kahraman çıkmaz" demişti. Bu hitabı üzerime alınıyorum. Yani aslında "Kaşifimiz kahramandı"yı Ekrem Dumanlı'nın yazısına bir cevap olarak bence herkesin vermesi gerekir." dedi. Kurtlar Vadisi hakkında değerlendirme Akgönül dizi hakkında yürütülen soruşturmaya da atıfta bulunarak, "Her kim yaptıysa suyu bulandırıyor arkadaşlar. Hatta hatırlayın en son o Ömer Baba karakterini canlandıran Emin Olcay da ifade vermeye gitti. Yani böyle bir şey olabilir mi? Emin Olcay ne bilsin yani Kaşif Kozinoğlu cinayeti ile ilgili ne bilsin? Dün, dün dediğim yani birkaç gün önce Sabah Gazetesi'ne röportaj veriyor. Raci Şaşmaz ve Necati Şaşmaz'ı kötülüyor. Bir diss atıyor kendince. Ertesi gün savcılıktan ifadesine başvurulmak için bile değil, bilgi almak için o sıfatla çağrılıyor. Abi bu adam ne bilsin yani?" dedi. Dizinin tarihinden itibaren değerlendirmelerde bulunan Akgönül, " Kurtlar Vadisi ilk çıktığından beri 2002'den beri zaten MİT içerisindeki kapışmanın, Milli İstihbarat Teşkilatı içerisindeki kapışmanın bir tarafı olarak konuşuyordu. Her zaman konuşuyordu. Bak 2004 yılında çok şaşıracaksın, dönemin MİT başkanı Şenkal Bey'e, Şenkal Atasagun'a Kurtlar Vadisi ile ilgili bir rapor gidiyor. Raporu kim yazıyor? Kaşif Kozinoğlu. Ve raporda ne diyor? "Bu dizinin konsept danışmanı Soner Yalçın ama akıl babası, akıl vereni Hasan Atilla Uğur" diyor. Peki Hasan Atilla Uğur ne oluyor? Bugün Kaşif Kozinoğlu'nun bana göre cinayet şüphelisi ki sağlık problemleri el vermediği için cezaevine konulmadı ama şu anda ev hapsinde. Zaten o da Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümünde bir payı var Hasan Atilla Uğur'un ve bana göre güçlü bir payı var." diye konuştu. Hasan Atilla Uğur'un savcılık ifadeleri Akgönül soruşturmanın önemli ismi Hasan Atilla Uğur hakkında da açıklamalarda bulundu. Açıklamasında "Rasim Ozan Kütahyalı Kaşif Kozinoğlu cinayeti için "kokteyl cinayet" dedi. Daha doğrusu "kokteyl operasyon". Doğru telaffuz edelim: kokteyl operasyon. Kokteyl operasyon şu demek: Başfail FETÖ'cüdür ama zamanında Ergenekoncu olarak bilinenlerden de destek almıştır. Dolayısıyla bence cinayeti FETÖ işletti ama dönemin Ergenekoncularından da bazılarından —Ergenekon örgütünden değil, Ergenekonculardan bazılarından— da destek aldı. İşte bu destekçilerden zaten ikisi Kaşif Kozinoğlu rahmetlinin koğuş arkadaşıydı. Ve orada dikkat et sen Hasan Atilla Uğur'un savcılıktaki ifadelerini? Ne diyor? Hiçbir şey demiyor. "Hatırlamıyorum" diyor. "Hatırlamıyorum". "Hangi ilacı verdin?", "Hatırlamıyorum". "Çıktığında elinin arkasında bir şey var saklıyorsun, değnek mi iğne mi her neyse artık bir şey var saklıyorsun, ne var?", "Hatırlamıyorum" diyor. Şimdi savcılık bu kadar çok nisyan ile malul olan birine onun hatırlayacağı bir şeyler söylemeli." kaydetti. "Kaşif Kozinoğlu cinayetinin veya şüpheli ölümünün en bilgili kişisidir" Akgönül Perinçek'in soruşturmada bilgili olduğunu değerlendirerek, "Peki kimdir acaba hatırlayanlar? Kim olabilir? Doğu Perinçek. Bence Doğu Bey, Doğu Perinçek Kaşif Kozinoğlu cinayetinin veya şüpheli ölümünün en bilgili kişisidir. Yani Raci Şaşmaz ve Bahadır Özdener'i çağıracağına, Emin Olcay'ı çağıracağına, Doğu Perinçek'i bilgi verme sıfatıyla... Ama ne sanık ne tanık. Hani burada da Doğu Bey'i biz zan altında bırakmayalım. Çünkü Kaşif Kozinoğlu ölmeden önce Doğu Perinçek'e bir sürü mektup gönderiyor. Bunlar var. "Kaşif Kozinoğlu'nun Mezara Götürmediği Sırlar" diye kitap olarak yayınlanıyor. Kaynak Yayınları'nın genel yayın yönetmeni ve Doğu Perinçek bilgi verme sıfatıyla savcılığa davet edilmelidir." dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Özgür Çelik'in ifadesi ortaya çıktı: "Siyasi iradenin tehditle değiştirildiğine dair  iddialar var" Haber

Özgür Çelik'in ifadesi ortaya çıktı: "Siyasi iradenin tehditle değiştirildiğine dair iddialar var"

YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Üsküdar Belediye Başkan Vekilliği seçimlerinin ardından hakkında başlatılan soruşturma kapsamında savcılığa ifade verdi. 31 Mart seçimlerinin ardından İstanbul'daki bazı belediyelere yönelik operasyonlar gerçekleştirildiğini ve belediye başkanlarının tutuklandığını hatırlatan Çelik, belediye meclislerindeki dengelerin bu vesileyle değiştirildiğini vurguladı. Çelik, " "Bizim açımızdan özellikle dikkat çekici olan ise, bazı ilçelerde seçilmiş meclis üyelerinin siyasi tercihlerinin baskı, tehdit, teklif veya çeşitli menfaat beklentileri sonucunda değiştirildiğine ilişkin ciddi bilgilerin ve iddiaların ortaya çıkmış olmasıdır” dedi. Seçilmiş meclis üyelerinin siyasi tercihlerinin baskı, tehdit, teklif veya çeşitli menfaat beklentileri sonucunda değiştirildiğine dair ciddi bilgi ve iddialar bulunduğunu savunan Çelik, Üsküdar'daki sürecin bu tablodan bağımsız ele alınamayacağını belirtti. Çelik açıklamasında, "Bir meclis üyesinin siyasi tercihini değiştirmesi karşılığında makam veya görev elde edip etmediği araştırılacaksa, bunun araştırılması gereken somut örneklerden biri neden Bayrampaşa’da yaşanan bu olay değildir?" ifadelerini kullandı. Çelik, bir meclis üyesinin tercihini değiştirmesi karşılığında makam veya görev elde edip etmediğinin araştırılması gerektiğine dikkat çekerek, benzer iddiaların Bayrampaşa'da da yaşandığını kaydetti. Bayrampaşa iddiaları İfadesinde Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu’ya tutuklanmadan önce AK Parti'ye geçmesi karşılığında tutuklanmayacağının söylendiği yönündeki iddiaların da soruşturulması gerektiğini belirten Çelik, Üsküdar Belediye Meclis Üyesi Ayhan Aydın'ın yaşadıklarına dair tanıklıklarını aktardı. Çelik, Ayhan Aydın'ın, kendisi ile YENİ Parti İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş'ın bulunduğu sırada Necdet Ay tarafından telefonla aranarak "savcı tarafından tutuklanmakla tehdit edildiğini" öne sürdü. Aydın'ın daha sonra Belediye Meclis Üyesi Nihat Doğan'ın odasında da kendisine benzer beyanlarda bulunduğunu söyleyen Çelik, Parti Meclisi üyesi Uğur Ural'ın da Aydın ile görüşerek aynı yönde bilgi aldığını aktardı. Çelik, Aydın'ın daha sonra bu tehdit iddiasını reddetmesi üzerine 9 Eylül'de İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Melih Gökçek'in ifadesi ortaya çıktı: 26 gayrimenkul soruldu Haber

Melih Gökçek'in ifadesi ortaya çıktı: 26 gayrimenkul soruldu

Savcılık 26 gayrimenkulün listesini sordu Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında, yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında ifadesi alındı. Sözcü gazetesi yazarı Deniz Ayhan’ın aktardığı ifade tutanaklarına göre, savcılık sorgusunda Gökçek'e pasif mal varlıkları, aile bireylerinin ticari faaliyetleri ve yurt dışı transferleri tek tek soruldu. Sorgunun başında üzerine kayıtlı hiçbir gayrimenkul ve araç olmadığını savunan Gökçek'e, soruşturmayı yürüten Başsavcı Vekili pasif kayıtlardaki 26 gayrimenkulün bulunduğu listeyi çıkardı. Taşınmazların satış sebepleri ve elde edilen gelirlerin nerede kullanıldığına ilişkin açıklamalarda bulunan Gökçek, şu ifadeleri kullandı: "Bunlar daha önce satın aldığım ve daha sonra sattığım taşınmazlardır. Pursaklar’da çok uzun yıllar evvel 547 metrekare arsa satın aldım, kat karşılığı dört daire kaldı. Bunları sattım, iki tarla aldım; onları da sattım. Şanlıurfa Halfeti’deki 6 taşınmaz ise babamdan kalan mirastır. Akçakoca'daki daire ve geleneksel ev eşimin ailesinden kaldı, Melenağzı’nda bir yazlık bulunmaktadır. Kira gelirim veya başka malvarlığım yoktur." "Oğluma destekiİçin villamı sattım" Aile bireylerinin ticari ilişkilerine dair bilgi sahibi olmadığını savunan Gökçek, gelini Hülya Gökçek’in varlıklı bir aileden geldiğini ve şirket faaliyetlerini basından öğrendiğini öne sürdü. Oğulları hakkında da konuşan Melih Gökçek, "Oğlum Ahmet Gökçek’in somut bir işi yoktur, gayrimenkul alım satımı yapar. 2018 yılında Ankara Funda Sitesi’ndeki villamı destek olmak amacıyla 1 milyon 265 bin dolara satıp parasını ona verdim" dedi. Diğer oğlu Osman Gökçek'in ise milletvekili olduğunu ve Beyaz TV'de genel koordinatörlük yürüttüğünü hatırlattı. Almanya ve Lüksemburg iddialarını reddetti İfadesinde Almanya’da kurulan HAMAG isimli şirket ve Lüksemburg’daki yatırım iddialarına da değinilen Gökçek, söz konusu para transferlerinden haberdar olmadığını savundu. Şirketin ticari faaliyetlerini ve Almanya'daki 8,7 milyon Euro'luk AVM konusunu medyadan öğrendiğini iddia eden Gökçek, 300 bin Euro'luk cezai şart ödemesine ilişkin olarak ise elden herhangi bir ödeme yapılmadığını, sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle bu cezanın ödendiğini oğlundan duyduğunu aktardı. Soruşturma dosyasında yer alan banka hesap hareketleri ile yüksek tutarlı döviz transferleri hakkında da bilgisi olmadığını belirten Gökçek’in avukatı Talha Yasir Çağatay, müvekkilinin olaylarla bir ilgisi bulunmadığını savunarak dosya hakkında yayın yasağı kararı verilmesini talep etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Emekli Amiral Ertürk'ün savunması oraya çıktı: "Videolar montajlandı" Haber

Emekli Amiral Ertürk'ün savunması oraya çıktı: "Videolar montajlandı"

İlk duruşma görüldü Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasına, tutuklu yargılanan eski Deniz Harp Okulu Komutanı emekli Amiral Türker Ertürk cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. İddianamede, Ertürk’ün 2023 seçimleri öncesinde bir televizyon programında sarf ettiği "acılı ama acısız iktidar değişimi" sözleri ile sunucunun sorusuna verdiği onaylayıcı yanıtlar suç unsuru olarak gösterildi. Savcılık, bu ifadeler nedeniyle Ertürk hakkında "basın yayın yoluyla halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit" suçundan cezalandırılmasını talep etti. "Videolar kırpıldı ve montajlandı" Hakim karşısında suçlamaları reddeden Ertürk, iddianamede dayanak gösterilen görüntülerin yıllar önceki programlardan alınarak bağlamından koparıldığını, kırpıldığını ve montajlandığını savundu. Ertürk, "Ben kimi tehdit etmişim, 3,5 yıl önce ve 9 yıl önce yaptığım konuşmada kimi tehdit ettiğim belli değildir. Hangi korku ve tehdit yaratılmıştır, somut hiçbir şey yoktur" diyerek, yapılanların tamamen siyasi değerlendirme ve öngörülerden ibaret olduğunu vurguladı. Soruşturmanın başlama hızına da dikkat çeken Ertürk, gece yarısı yapılan paylaşımların ardından sabah jet hızıyla talimat verildiğini ve evinden gözaltına alındığını ifade etti. Ertürk, " "Görünen o ki troll hesaplar tarafından paylaşılan bu videoların tamamı izlenmemiştir. Benim yaptığım tamamen siyasi söylem, değerlendirme ve öngörülerdir. Suç unsuru ve kastım yoktur, tahliyemi talep ederim" ifadelerini kaydetti. Duruşmada söz alan Ertürk'ün avukatları da davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savundu. Avukat Muammer Aydın 48 yıllık meslek hayatında böyle bir dava görmediğini belirterek akşam yapılan bir işaretin ardından sabahtan savcılığın harekete geçtiğini eleştirdi. Avukat Ayhan Yıldızel ise davanın yetki sorununa dikkat çekerek, "Bu kompozisyona baktığımızda ortada bir proje gözüküyor" ifadelerini kullandı. Tutukluluk halinin devamı kararlaştırıldı Duruşma savcısının dava konusu olan 36 ve 19 saniyelik görüntülerin orijinal ve tam hallerinin yayıncı kuruluşlardan istenmesini talep etmesinin ardından mahkeme ara kararını açıkladı. Delillerin henüz tamamen toplanmamış olmasını ve adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağını gerekçe gösteren mahkeme heyeti, Ertürk’ün tutukluluk halinin devamına hükmetti. Ham kayıtların getirtilmesi için ilgili kanallara müzekkere yazılmasına karar veren mahkeme, davanın bir sonraki duruşmasını 5 Ekim 2026 tarihine erteledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.