SON DAKİKA

#Science Advances

HABER DEĞER - Science Advances haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Science Advances haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bilimde ezber bozan an: Çin’in “Yapay Güneşi” nükleer füzyonda tarihi sınırı aştı Haber

Bilimde ezber bozan an: Çin’in “Yapay Güneşi” nükleer füzyonda tarihi sınırı aştı

Çin Bilimler Akademisi bünyesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, “Yapay Güneş” olarak adlandırılan deneysel nükleer füzyon reaktöründe, bugüne kadar teorik olarak aşılamaz kabul edilen plazma yoğunluğuna ulaşıldı. Bilim dünyasında büyük yankı uyandıran bu başarı, füzyon enerjisinin ticari kullanımına giden yolda yeni bir kapı araladı. Temiz enerjinin “kutsal kâsesi”ne bir adım daha Nükleer füzyon, tehlikeli radyoaktif atık üretmeden neredeyse sınırsız enerji sağlama potansiyeli nedeniyle uzun yıllardır temiz enerjinin en büyük umudu olarak görülüyor. Güneş’in çekirdeğinde gerçekleşen tepkimelerin Dünya’da taklit edilmesine dayanan bu süreç, şimdiye dek kararlı ve sürdürülebilir şekilde yürütülemediği için deneysel aşamada kalmıştı. Greenwald Limiti ilk kez aşılmış olabilir Füzyon araştırmalarındaki en büyük engellerden biri, plazmanın belli bir yoğunluğun üzerine çıktığında kararsız hâle gelmesine yol açan ve “Greenwald Limiti” olarak bilinen teorik sınırdı. Daha önce Çin’deki EAST ve Fransa’daki WEST reaktörleri uzun süreli çalışma rekorları kırmış olsa da, bu yoğunluk sınırı aşılamamıştı. Yeni yöntem: Plazma–duvar öz örgütlenmesi Çinli araştırmacılar, “plazma–duvar öz örgütlenmesi” adı verilen yeni bir yöntemle bu sınırı aşmayı başardı. Bu teknik sayesinde plazmanın, çok daha yüksek yoğunluklarda dahi kararlı biçimde tutulabildiği belirtildi. Bilim insanları, yöntemin tokamak tipi reaktörler ve yeni nesil füzyon cihazları için uygulanabilir bir yol sunduğunu vurguluyor. Ticari füzyon enerjisine giden yolda kritik eşik Araştırma ekibi, bir sonraki aşamada yöntemin EAST reaktöründe yüksek performanslı plazma koşulları altında tekrar edilerek doğrulanmasını hedefliyor. Çalışmanın sonuçları, saygın bilim dergisi Science Advances’ta yayımlandı. Uzmanlara göre bu gelişme, ticari ölçekte nükleer füzyon enerjisine ulaşma yolunda şimdiye kadarki en kritik dönüm noktalarından biri olarak kayda geçti.

Antarktika’da kaybolan robot, aylar sonra “korkutucu” verilerle geri döndü Haber

Antarktika’da kaybolan robot, aylar sonra “korkutucu” verilerle geri döndü

Avustralya ulusal bilim ajansı CSIRO tarafından yürütülen Antarktika araştırmasında beklenmedik bir gelişme yaşandı. Totten Buzulu çevresinde ölçüm yapması planlanan otonom okyanus şamandırası, güçlü akıntılar nedeniyle rotasından saparak aylarca kayıp kaldı. Ancak geri döndüğünde, daha önce hiç ölçüm yapılmamış buz sahanlıklarının altından elde edilen son derece kritik veriler taşıyordu. 9 ay kayboldu, hiç girilmemiş bir bölgeye ulaştı Tuzluluk ve sıcaklık sensörleriyle donatılan robotun her 10 günde bir yüzeye çıkarak uydulara veri göndermesi planlanıyordu. Ancak akıntılar robotu Totten Buzulu’ndan batıya sürükleyerek Denman Buzulu’nun altına taşıdı. Bilim insanlarının erişiminin neredeyse imkânsız olduğu bu bölge, şimdiye kadar doğrudan ölçüm alınamamış alanlar arasında yer alıyordu. Buzun altından 195 kritik ölçüm Robot, Denman Buzulu ve Shackleton Buz Sahanlığı altından geçerken deniz tabanı ile buz sahanlığının tabanı arasındaki sıcaklık ve tuzluluk değerlerini ölçmeye devam etti. Yüzeye çıkamadığı için aylarca “kayıp” sayılan robot, toplamda 195 ayrı veri profili topladı. Bilim insanları, buz tabanına her çarpışmada ölçülen derinlikleri uydu verileriyle eşleştirerek robotun izlediği güzergâhı sonradan yeniden oluşturdu. Denman Buzulu küresel risk oluşturuyor Analiz edilen veriler, Shackleton Buz Sahanlığı’nın şimdilik daha soğuk sularla çevrili olduğunu ve hızlı bir erime tehdidi altında bulunmadığını gösterdi. Buna karşılık Denman Buzulu’nun altında, buzul erimesini hızlandırabilecek ılık su kütleleri tespit edildi. Bilim insanlarına göre Denman Buzulu’nun tamamen erimesi, küresel deniz seviyelerinin yaklaşık 1,5 metre yükselmesine yol açabilecek potansiyele sahip. Bilimsel bir “kaza” büyük bir fırsata dönüştü Araştırma ekibi, yaşanan bu kaybın aslında büyük bir bilimsel kazanıma dönüştüğünü belirtiyor. Çünkü bu görev, Doğu Antarktika’daki bir buz sahanlığının altında gerçekleştirilen ilk doğrudan oşinografik ölçüm hattı olarak kayıtlara geçti. Elde edilen veriler, Antarktika buzullarının okyanusla etkileşimini ve deniz seviyesi artışı risklerini daha doğru modellemek açısından kritik önem taşıyor. Yeni görevlerin önü açıldı Robotun aylarca buz altında kalmasına rağmen veri toplamayı sürdürmesi, bilim insanlarını daha fazla otonom aracı riskli bölgelere göndermeye teşvik etti. Özellikle Doğu Antarktika’nın, Batı Antarktika’ya kıyasla çok daha fazla buz barındırması, bu bölgedeki erimenin dünya kıyıları için çok daha büyük bir tehdit anlamına geldiğini gösteriyor. Araştırmanın sonuçları, Aralık 2025’te Science Advances dergisinde “Denman ve Shackleton Buz Sahanlıkları altında sirkülasyon ve okyanus–buz etkileşimi” başlığıyla yayımlandı. Antarktika’da kaybolduğu düşünülen bir robot, insanlığın iklim kriziyle ilgili en kritik sorularından birine ışık tutacak verilerle geri döndü. Bu veriler, deniz seviyelerindeki olası hızlı yükselişin düşündüğümüzden daha yakın olabileceğini gösteriyor.

Buzulların altında gizli yapılar keşfetti, sonra sessizce kayboldu Haber

Buzulların altında gizli yapılar keşfetti, sonra sessizce kayboldu

Batı Antarktika’da yer alan Dotson Buz Sahanlığı’nın altındaki erime süreçlerini incelemek için gönderilen otonom sualtı aracı Ran, bilim insanlarını şaşırtan keşiflere imza attı. Ancak görevini büyük ölçüde tamamladıktan sonra araçtan gelen tüm sinyaller kesildi. Buzun altında 27 gün Araştırma, Gothenburg Üniversitesi’nden okyanusbilimci Anna Wahlin liderliğinde yürütüldü. 2022’de başlatılan görev kapsamında Ran, 27 gün boyunca Dotson Buz Sahanlığı’nın altındaki kapalı boşlukta dolaşarak yaklaşık 18 kilometre içeri ilerledi. GPS ve radyo sinyallerinin buzu aşamaması nedeniyle araç tamamen otonom çalıştı. Uyduların göremediği yapılar ortaya çıktı Sonar taramaları sayesinde Ran, buz sahanlığının altındaki yaklaşık 140 kilometrekarelik alanı haritaladı. Science Advances’ta yayımlanan bulgular, klasik erime modellerini zorlayan ayrıntıları ortaya koydu. Basamaklı teraslar, düz platolar, akıntı yönünde uzanan büyük çukurlar, oyulmuş kanallar ve pürüzsüz yüzeyler tespit edildi. Bu yapıların hiçbiri uydu görüntülerinde daha önce görülmemişti. Batı kesimde erime neden daha hızlı? Dotson Buz Sahanlığı’nın batı bölümünde yılda yaklaşık 12 metreyi bulan incelme gözlenirken, doğu kesiminin daha yavaş eridiği biliniyor. Ran’ın verileri, daha sıcak ve güçlü akıntıların batı kesimde yoğunlaşarak alttan aşınmayı hızlandırdığını, doğu kesiminin ise görece daha soğuk sularla korunduğunu gösterdi. Bilim insanları, bazı çukurların 300 metre uzunluğa ve 50 metre derinliğe ulaştığını belirtiyor. Gizli çatlaklar ve erime yolları Araç, buz sahanlığını baştan sona kesen derin çatlakları da görüntüledi. Uydu kayıtlarına göre bazı yarıklar 1990’lardan bu yana açık durumda. Bu dar kanallar, sıcak suyu doğrudan buzun içine taşıyarak “gizli erime yolları” oluşturuyor. Mevcut iklim modellerinin çoğu bu ayrıntıları hesaba katmadığı için buz kaybının eksik tahmin edildiği vurgulanıyor. Ran’dan haber alınamıyor Görev süresince 14 başarılı buz misyonu tamamlayan Ran, son görevinden geri dönemedi. Anna Wahlin, araçla tüm iletişim denemelerinin başarısız olduğunu açıkladı. Kesin neden bilinmese de bilim insanları mekanik arıza ya da buz sırtlarıyla çarpışma ihtimali üzerinde duruyor. Bilim dünyası için büyük önem taşıyan bu görev, Ran’ın kaybına rağmen Antarktika’daki buz sahanlıklarının geleceği ve deniz seviyesi yükselişine dair kritik yeni veriler sunmuş oldu.

Araştırma alarm verdi: Solaryum kullanımı cilt kanseri riskini neredeyse üçe katlıyor Haber

Araştırma alarm verdi: Solaryum kullanımı cilt kanseri riskini neredeyse üçe katlıyor

Solaryumun “kontrollü bronzlaşma” olduğu yönündeki yaygın algı, bilimsel verilerle bir kez daha çürütüldü. ABD’de yürütülen yeni bir araştırma, solaryum kullanımının doğrudan DNA hasarına neden olduğunu ve cilt kanserinin en tehlikeli türlerinden biri olan melanom riskini ciddi biçimde artırdığını gösterdi. Solaryum kullananlarda melanom oranı iki katından fazla çıktı Northwestern University ile University of California araştırmacılarının yürüttüğü çalışmada, yaklaşık 3 bin solaryum kullanıcısının tıbbi kayıtları incelendi. Aynı yaş grubunda yer alan ve solaryum kullanmamış 3 bin kişinin verileriyle yapılan karşılaştırmada, solaryum kullananların yüzde 5,1’inde melanom geliştiği saptandı. Solaryum kullanmayanlarda ise bu oran yüzde 2,1 olarak kaydedildi. Risk faktörleri hesaba katılsa bile tehlike devam ediyor Araştırmada yaş, cinsiyet, güneş yanığı öyküsü ve ailede cilt kanseri bulunması gibi bilinen risk faktörleri de değerlendirmeye alındı. Buna rağmen solaryum kullanımının, melanom gelişme riskini 2,85 kat artırdığı belirlendi. Bilim insanları, bu sonucun solaryumun bağımsız ve güçlü bir risk faktörü olduğunu ortaya koyduğunu vurguluyor. DNA analizleri genetik hasarı gözler önüne serdi Çalışma kapsamında her iki gruptan alınan 182 cilt biyopsisi üzerinde DNA dizileme analizleri yapıldı. Solaryum kullanan yurttaşlardan alınan örneklerde, solaryum kullanmayanlara kıyasla neredeyse iki kat daha fazla genetik mutasyon tespit edildi. Bu bulgu, yapay UV ışınlarının hücresel düzeyde ciddi hasar yarattığını ortaya koydu. Güneş görmeyen bölgelerde bile mutasyon tespit edildi Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri de melanomla ilişkili mutasyonların, bel altı ve kalça gibi genellikle güneş ışığına maruz kalmayan bölgelerde de görülmesi oldu. Bilim insanları, bunun solaryum ışınlarının cilt üzerinde yaygın ve derin bir etki yarattığını gösterdiğini belirtiyor. Sonuçlar saygın bilimsel dergide yayımlandı Araştırmanın ayrıntıları, hakemli bilimsel dergi Science Advances’te yayımlandı. Uzmanlar, elde edilen verilerin solaryumun güvenli bir bronzlaşma yöntemi olduğu yönündeki iddialara karşı güçlü bilimsel kanıt sunduğunu ifade ediyor. Uzmanlar uyarıyor: Solaryum masum değil Araştırmayı yürüten ekip, solaryumun estetik bir tercih olarak görülmesinin ciddi sağlık risklerini perdelediğine dikkat çekerek, toplumun bu konuda doğru bilgilendirilmesinin hayati önem taşıdığını vurguluyor. Çalışma, cilt kanseriyle mücadelede önleyici politikaların ve farkındalığın ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.