SON DAKİKA

#Sendikalar

HABER DEĞER - Sendikalar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sendikalar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel Gladyonun Esiri mi? Haber

Özgür Özel Gladyonun Esiri mi?

Kemal Kılıçdaroğlu dönemi boyunca CHP'nin en önemli iddiası, farklı toplumsal kesimleri bir araya getiren geniş bir demokrasi bloğu oluşturabilmekti. Bu süreçte sosyal demokrat çevreler, sol hareketler, emek örgütleri, sendikalar, aydınlar ve çeşitli toplumsal muhalefet unsurları CHP'nin doğal müttefikleri olarak görülüyordu. Bu stratejinin başarılı olup olmadığı ayrı bir tartışma konusu olabilir; ancak partinin siyasal meşruiyetini daha çok emek, hak, özgürlük ve demokrasi söylemleri üzerinden kurmaya çalıştığı açıktı. Bugün ise CHP'nin çevresinde oluşan yeni siyasi atmosfer farklı soruları gündeme getiriyor. Parti içindeki etkili isimlerin profiline, belediyeler çevresinde oluşan ilişki ağlarına ve siyasal tercihlerin yönüne bakıldığında, CHP'nin geleneksel sosyal demokrat çizgiden uzaklaşarak daha pragmatik ve daha sistem içi bir hatta ilerlediği görülmektedir. Özellikle büyükşehir belediyeleri etrafında şekillenen ekonomik güç alanları, müteahhitlik ilişkileri ve yeni sermaye çevreleri üzerinden yürüyen tartışmalar, CHP'nin tarihsel kimliğiyle ilgili yeni soru işaretleri yaratmaktadır. Kılıçdaroğlu'nun CHP'sinden Özgür Özel'in CHP'sine Kemal Kılıçdaroğlu'nun liderliği boyunca CHP'ye yöneltilen en büyük eleştirilerden biri seçim kazanamamasıydı. Ancak aynı dönemde parti, Türkiye'deki çeşitli muhalif toplumsal kesimlerin buluşma zemini olma iddiasını da taşıyordu. Bugün ise eleştirilerin yönü değişmiş durumda. Parti içinde ve çevresinde yükselen bazı isimlerin geçmişlerine bakıldığında, CHP'nin tarihsel olarak mesafeli durduğu bazı siyasi ve ekonomik çevrelerle daha yakın ilişkiler kurduğu yönünde yorumlar yapılmaktadır. Özellikle milliyetçi çevrelerden gelen bazı aktörlerin parti içinde etkili pozisyonlara yükselmesi, sosyal demokrat seçmen tabanında tartışmalara neden olmaktadır. Bu nedenle bazı CHP seçmenleri şu soruyu sormaktadır: Değişen genel başkan mı, yoksa CHP'nin toplumsal karakteri de mi değişiyor? Bu soru önemlidir. Çünkü siyasal partiler etraflarında oluşan insan profiliyle de tanımlanırlar. Eğer bir partinin çevresinde emek örgütleri yerine sermaye çevreleri, sendikalar yerine ihale ağları, entelektüeller yerine profesyonel siyaset mühendisleri görünür hale geliyorsa, o partinin siyasal yönelimi hakkında yeni değerlendirmeler yapılması kaçınılmazdır. Tam da bu noktada CHP'nin bir halk hareketi olmaktan uzaklaştığını, giderek belediyeler etrafında örgütlenen yeni bir elitler koalisyonuna dönüştüğünü görmekteyiz. Özgür Özel: Ülkemizin batı ile entegre olmasını, NATO ile güçlü bir ittifakı destekliyoruz Özgür Özel'e yönelik eleştirilerin ikinci büyük ekseni ise dış politika ve uluslararası ilişkiler alanında ortaya çıkmaktadır. Özgür Özel, Brüksel ziyaretinde Avrupalı mevkidaşlarına sitem etmişti. Randevu alamadığı Avrupa Konseyi Başkanı'na ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen İngiliz İşçi Partisi'ne yüklenen Özel, "Bizi bir başımıza bıraktınız" diyerek Türkiye'yi Batı'ya şikayet etmişti. İşte tam bu noktada bazı çevreler CHP'nin Batı ile kurduğu ilişkileri sorgulamaktadır. Avrupa Birliği kurumlarıyla, Batılı düşünce kuruluşlarıyla ve uluslararası siyasi ağlarla geliştirilen temasların doğal diplomatik ilişkiler mi olduğu, yoksa CHP'nin siyasal yönelimini etkileyen bir faktöre mi dönüştüğü sorulmaktadır. Anti-emperyalist çevreler özellikle son dönemde CHP yönetiminin Ortadoğu meselelerinde kullandığı dili dikkatle incelemektedir. İran, Filistin, İsrail, NATO ve bölgesel güç dengeleri konusunda yapılan açıklamalar zaman zaman partinin geleneksel ulusalcı ve sol tabanında rahatsızlık yaratmaktadır. Özel, Mart 2025’te CNN International’a verdiği mülakatta “Ülkemizin batı ile entegre olmasını, NATO ile güçlü bir ittifakı destekliyoruz” demişti. Bu nedenle bazı siyasi yorumcular doğrudan şu soruyu gündeme taşımaktadır: CHP'nin mevcut yönetimi gerçekten bağımsız bir siyasi iradenin temsilcisi midir, yoksa ulusal ve uluslararası güç merkezleri tarafından çizilen sınırlar içerisinde hareket eden yeni bir siyasal modelin parçası mıdır? Bu soru aynı zamanda "gladyo" tartışmalarının da çıkış noktasını oluşturmaktadır. Buradaki mesele gizli örgütlerden çok, görünmeyen güç ilişkileridir. Siyasetin yönünü belirleyen ekonomik çevreler, medya ağları, uluslararası lobi grupları ve bürokratik yapılar birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de zaman zaman tartışma konusu olmaktadır. Bugün Özgür Özel hakkında yürüyen tartışmaların merkezinde de tam olarak bu konu bulunmaktadır. Asıl mesele bir kişinin karakteri değildir, temsil ettiği siyasal hattın hangi güç ilişkileri üzerine kurulduğudur. CHP gerçekten emekten, halktan ve toplumsal muhalefetten güç alan bir hareket olarak mı yeniden şekillenmektedir? Yoksa küresel sermaye çevreleriyle, yeni ekonomik elitlerle ve sistem içi güç merkezleriyle uyumlu yeni bir siyasal modele mi dönüşmektedir? Türkiye siyasetinin önümüzdeki yıllarda vereceği cevaplardan biri de muhtemelen bu olacaktır.

Zübeyir Gülabi: Türkiye’nin temel sorunu hukuksuzluk ve örgütsüzlük Haber

Zübeyir Gülabi: Türkiye’nin temel sorunu hukuksuzluk ve örgütsüzlük

Gülabi, özellikle KHK’lılar, sivil toplumun çöküşü, Kürt meselesi, eğitim sistemi ve ekonomik kriz başlıklarında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. “Türkiye’de sivil toplum çökertildi” Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, Türkiye’de toplumun yalnızlaştığını ve devlet karşısında kendisini ifade edecek mekanizmaları kaybettiğini söyledi. Gülabi’ye göre modern demokrasilerde insanların yalnızlaşmasını önleyen sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, Türkiye’de özellikle 2016’dan sonra işlevsiz hale getirildi. Gülabi, “Sivil toplum kuruluşları artık toplumun değil, devletin ve hükümetin uzantısı gibi çalışıyor. İnsanlar bağış yaptıkları için, bir yardım kuruluşuna destek oldukları için cezalandırıldı. Bu yüzden toplum artık örgütlenmekten korkuyor” dedi. Sendikaların da aynı süreçte zayıflatıldığını savunan Gülabi, “Bir dönem Türkiye’nin en güçlü kurumları olan sendikalar bugün dişi çekilmiş, tırnakları sökülmüş bir aslana dönüştürüldü. İşçiler ve yurttaşlar taleplerini dile getiremez hale geldi” ifadelerini kullandı. “Toplum konuşamıyor, çünkü korkuyor” Zübeyir Gülabi, Türkiye’de insanların yaşadıkları sorunları açıkça dile getiremediğini söyledi. “Geçinemiyorum” diyen yurttaşların bile baskıyla karşılaştığını savunan Gülabi, toplumun suskunluğunun nedeninin korku olduğunu ifade etti. “Bir pazarda ‘geçinemiyorum’ diyen teyzenin kapısına ertesi gün polis gidiyor. İnsanlara ‘bilginize başvuracağız’ deniyor ama aslında korkutuluyorlar. Böyle bir yerde toplum konuşamaz” diyen Gülabi, Türkiye’nin giderek bir “polis devleti” görünümü kazandığını söyledi. “Liberalizm ekonomiden önce özgürlüğü savunur” Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, liberalizmin yalnızca ekonomiyle ilgili bir görüş olmadığını, esas olarak özgürlük fikrine dayandığını söyledi. Gülabi, “Liberal teori özgürlüğün teorisidir. Asıl mesele serbest piyasa değil; temel haklar, hürriyetler ve bireyin özgürlüğüdür” dedi. Gülabi, liberal düşüncenin Türkiye toplumunun tarihsel karakterine de uygun olduğunu savunarak, “Mustafa Kemal Atatürk ‘Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir’ diyordu. Türk toplumunun karakteri de budur” ifadelerini kullandı. “3 milyon kişi hakkında işlem yapıldı” Canlı yayının en dikkat çeken bölümlerinden biri KHK’lılar ve “KHK mağdurları” başlığı oldu. Gülabi, Türkiye’de yaklaşık 3 milyon 200 bin kişi hakkında işlem yapıldığını, yüz binlerce kişinin kamu görevinden çıkarıldığını söyledi. “Yaklaşık 400 bin kişi kamudan ihraç edildi. Sivil meslekleri de kattığınızda 1 milyona yakın KHK mağduru var. 3 milyon kişi hakkında soruşturma açıldı, 600 bin kişi ceza aldı” diyen Gülabi, bu cezaların çoğunun gazeteye abone olmak, sendikaya üye olmak, bankaya para yatırmak ya da bir okulda çalışmak gibi nedenlerle verildiğini savundu. Gülabi, “Bugün insanlar suçlarını öğrenmek isteyen mahkûmlar haline geldi. Ceza alıyorlar ama hangi suçu işlediklerini bilmiyorlar” ifadelerini kullandı. “Kürt meselesi hukukla çözülmeli” Kürt meselesine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, sorunun güvenlik değil, hukuk meselesi olduğunu söyledi. “Kürtlere bakış açımız diye bir şey yok. Herkes eşit yurttaştır. Devletin görevi bütün yurttaşlarına eşit hak ve özgürlük sağlamaktır” diyen Gülabi, dil yasağı ve inanç yasağı gibi uygulamaların kabul edilemeyeceğini söyledi. Gülabi, Kürt meselesinin yıllardır güvenlik eksenli ele alındığını savunarak, “Önce hukuk konuşulmalıydı. Kürt hakları ile PKK meselesi birbirine bağlandı. Bu nedenle sorun çözülemedi” ifadelerini kullandı. “Türkiye’de eğitim sistemi çöktü” Zübeyir Gülabi, Türkiye’de eğitim sisteminin de büyük bir kriz içinde olduğunu söyledi. Özellikle öğretmenlerin ve okulların giderek değersizleştirildiğini savunan Gülabi, 50 bin öğretmenin görevden alınmasının eğitim sistemini çökerttiğini öne sürdü. “Öğretmen artık öğrencinin hayatına dokunan, rehberlik eden kişi olmaktan çıkarıldı. Öğretmenler yalnızca mesaiye gidip gelen memurlara dönüştürüldü” diyen Gülabi, okullarda yaşanan şiddet olaylarının da bu süreçle bağlantılı olduğunu savundu. Gülabi ayrıca okulların merkezi yönetim yerine yerel yönetimler tarafından yönetilmesi gerektiğini belirterek, “Bir ilkokulla bakanın ne işi olur? Sorunlar belediyeler ve okul aile birlikleri eliyle yerelde çözülmeli” dedi. “Türkiye fakir değil, kötü yönetiliyor” Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Gülabi, Türkiye’nin kaynakları olan bir ülke olduğunu ancak kötü yönetildiğini söyledi. “Türkiye fakir bir ülke değil. Ama bütün yetki tek bir kişide toplandı. Bu yüzden ekonomi kötü yönetiliyor” diyen Gülabi, ülkede büyük bir israf düzeni oluştuğunu savundu. Zübeyir Gülabi, kamu ihaleleri ve yandaş şirketler üzerinden oluşan ekonomik yapıyı eleştirerek, “Dünya ekonomisinin yalnızca yüzde 1’ini oluşturan Türkiye’den, devletten en fazla ihale alan müteahhitlerin çıkması normal değil” dedi. “Hukukun üstünlüğü olmadan hiçbir sorun çözülmez” Canlı yayının sonunda Ankara’da düzenledikleri sempozyuma da değinen Gülabi, Liberal Parti’nin temel hedefinin “korku duvarını yıkmak” olduğunu söyledi. “Biz özgürlüğün buz kırıcılarıyız” diyen Gülabi, sempozyumun sonuç bildirgesinde hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü, inanç özgürlüğü ve seçme-seçilme hakkının öne çıktığını söyledi. Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, Türkiye’de yaşanan bütün sorunların temelinde hukuksuzluk olduğunu savunarak, “Hukukun üstünlüğüne dönmeden ne ekonomi düzelir ne eğitim ne de toplumsal barış sağlanabilir” dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Çekmeköy’de okulda bıçaklı saldırı: Öğretmen hayatını kaybetti Haber

Çekmeköy’de okulda bıçaklı saldırı: Öğretmen hayatını kaybetti

İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde meydana gelen bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. İddiaya göre 17 yaşındaki F.S.B., sabah saatlerinde okula gelerek ders programını incelediği öğretmeni hedef aldı. Saat 11.00 sıralarında sınıfa giren şüpheli, Biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’i bıçakladı. Saldırı sırasında araya giren 15 yaşındaki öğrenci S.K. ile öğretmen Z.A. da yaralandı. Rehberlik öğretmeninin müdahalesiyle yaralı öğretmen güvenli alana alınmaya çalışıldı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Fatma Nur Çelik, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Yaralanan öğrenci ve öğretmenin sağlık durumlarının iyiye gittiği bildirildi. Şüpheli F.S.B. gözaltına alınarak emniyete götürüldü. Şüphelinin iki gün önce babası tarafından Bakırköy Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nden çıkarıldığı öne sürüldü. Ayrıca Çelik’in daha önce disiplin kurulunda şüpheli hakkında “Can güvenliğimiz yok” ifadelerini kullandığı öğrenildi. Fatma Nur Çelik’in gençlik yıllarında üniversiteler arası bir ses yarışmasında bölge birincisi olduğu ve prova kaydını sosyal medyada paylaştığı da ortaya çıktı. Olayın ardından Eğitim-İş, Eğitim-Bir-Sen, Türk Eğitim-Sen ve Eğitim-Sen bir günlük iş bırakma kararı aldıklarını duyurdu. Sendikalar, eğitim kurumlarında güvenlik önlemlerinin artırılması çağrısında bulundu. Soruşturma çok yönlü olarak sürüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Perakende sektöründe sarsıntı: Dev market zinciri mağazalarını elden çıkarıyor Haber

Perakende sektöründe sarsıntı: Dev market zinciri mağazalarını elden çıkarıyor

Belçika merkezli perakende devi Colruyt, 1998 yılından bu yana faaliyet gösterdiği Fransa pazarından çekilme kararı aldığını açıkladı. Şirket, özellikle Fransa’nın kuzeydoğusunda yürüttüğü operasyonlarda artan rekabet ve düşük kârlılık nedeniyle sürdürülebilir bir büyüme sağlayamadığını belirtti. Yapılan açıklamada, önemli yatırımlara rağmen hedeflenen finansal performansa ulaşılamadığı vurgulandı. 100 mağaza 4 rakibe devrediliyor Colruyt, Fransa’daki 105 mağazasının 100’ünü dört farklı perakende zincirine satacak. Buna göre 81 mağaza Intermarché’ye, 14 mağaza Leclerc’e, 3 mağaza Carrefour’a ve 2 mağaza ise Super U’ya devredilecek. Bu satışlarla birlikte 2 bin 80 çalışanın istihdamının korunacağı açıklandı. 705 kişi işsiz kalacak Sendikalar UNSA ve CGT’nin paylaştığı bilgilere göre, çekilme süreci toplamda 705 çalışanın işini kaybetmesine neden olacak. İşten çıkarmaların büyük bölümünün Dole bölgesinde yoğunlaştığı ifade edilirken, sendikalar çalışanların “stratejik ve finansal kararların bedelini ödediğini” savundu. İş sözleşmelerinin mart ayına kadar sona ermesi bekleniyor. Colruyt, Fransa’dan çekilme sürecini geçen yıl haziran ayında başlatmış, mağaza satışları için Les Mousquetaires Group ile görüşmelere girdiğini duyurmuştu. Şirket ayrıca Collect & Go hizmetini Fransa’da 31 Aralık 2025 itibarıyla sonlandırmıştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

20 bin liralık emekli maaşına tepkiler sürerken AKP’den savunma Haber

20 bin liralık emekli maaşına tepkiler sürerken AKP’den savunma

Tepki çeken teklif Meclis’te AKP Grup Başkanı Abdullah Güler tarafından TBMM’ye sunulan kanun teklifine göre, 2026 yılı için en düşük emekli maaşı 20 bin lira olarak belirlendi. Ancak bu rakam, 28 bin 75 lira olan asgari ücretin oldukça altında kaldı. Artan hayat pahalılığı, kira ve temel gıda fiyatları karşısında teklif, emekli yurttaşlar tarafından yetersiz bulundu. Muhalefet cephesinde ise tepkiler sert oldu. CHP, emekli maaşlarının yeniden düzenlenmesi talebiyle Meclis’te “terk etmeme eylemi” başlattı. AKP’den savunma: “Popülizm yapmıyoruz” Tepkiler sürerken AKP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş, partisinin emekliler için “her zaman en iyisini düşündüğünü” savundu. Büyükgümüş, eleştirileri “popülist siyaset” olarak nitelendirerek, emeklilerin hassasiyetlerinin siyasi malzeme yapılmaması gerektiğini öne sürdü. Büyükgümüş, “Emekli büyüklerimizin duyguları üzerinden bir aldı-kaçtı siyaseti yürütmüyoruz. Hesabımızı kitabımızı yaparak, Türkiye’nin imkânları çerçevesinde en makul çözümü üretmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. “Dezenflasyon var” iddiası Ekonomi politikalarına da değinen Büyükgümüş, hükümetin hedeflerine “adım adım ulaştığını” savundu. Güçlü bir dezenflasyon sürecinden söz eden Büyükgümüş, enflasyonun kalıcı biçimde düşeceğini iddia etti. Ancak emekli yurttaşlar açısından tablo farklı. Artan temel ihtiyaç fiyatları karşısında 20 bin liralık maaş, milyonlarca emekliyi yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm ediyor. Geçim gerçeği ile söylem arasındaki uçurum Ekonomistler ve sendikalar, emekli maaşlarının yalnızca “bütçe dengesi” üzerinden değil, yaşam maliyetleri ve insanca yaşam hakkı temelinde ele alınması gerektiğini vurguluyor. Açıklanan rakam ise hükümetin söylemleri ile emekli yurttaşların gündelik yaşamı arasındaki uçurumu bir kez daha görünür kıldı.

İşe alımlarda işverenler artık bu soruyu soramayacak Haber

İşe alımlarda işverenler artık bu soruyu soramayacak

Avrupa Birliği, erkek ve kadın çalışanlar arasındaki ücret farkını azaltmaya yönelik önemli bir adım atıyor. 2023/970 sayılı Ücret Şeffaflığı Direktifi, 2026 yılı itibarıyla tüm üye ülkelerde yürürlüğe girecek. Düzenleme, işe alım süreçlerinde şeffaflığı artırmayı ve ücret ayrımcılığını önlemeyi hedefliyor. Kadınlar hâlâ daha az kazanıyor AB verilerine göre Almanya’da kadınlar, erkeklere kıyasla saat başına ortalama yüzde 16 daha az ücret alıyor. Aynı pozisyon ve benzer nitelikler dikkate alındığında bu fark yüzde 6 seviyesine geriliyor. Uzmanlar, kadınların daha düşük ücretli sektörlerde yoğunlaşması ve yarı zamanlı çalışmanın yaygınlığına dikkat çekiyor. Ücret ayrımcılığı yapanlara yaptırım Yeni düzenlemeyle birlikte iş başvurusunda bulunan adaylar, işe başlamadan önce ilgili pozisyonun maaş aralığını öğrenebilecek. İşverenlerin adaylardan önceki maaş bilgisini talep etmesi yasaklanacak. Büyük ölçekli şirketler, cinsiyete dayalı ücret farklarını düzenli olarak raporlamakla yükümlü olacak. Ayrımcılık tespit edilmesi hâlinde çalışanlar eksik ödenen tutarları talep edebilecek ve ispat yükümlülüğü işverende olacak. Direktif birebir uygulanacak Almanya Eşitlik ve Eğitim Bakanı Karin Prien, direktifin ulusal mevzuata birebir aktarılacağını açıkladı. Sendikalar uygulamayı desteklerken, işveren çevreleri artan bürokrasi ve toplu sözleşme özgürlüğüne müdahale endişelerini dile getiriyor. Uluslararası danışmanlık firması Willis Towers Watson’ın anketine göre, Almanya’daki şirketlerin önemli bir bölümü hâlâ iş görüşmelerinde maaş aralıklarını açıklamıyor. Yaklaşık yarısı da kısa vadede bu yönde bir plan yapmıyor. İşverenler, maaş pazarlıklarının artmasından ve çalışanlar arasında huzursuzluk doğmasından çekiniyor. Ücret Şeffaflığı Direktifi, işe alım süreçlerinde uzun süredir tartışılan ücret gizliliğini sona erdirerek daha adil ve eşitlikçi bir çalışma hayatı oluşturmayı amaçlıyor. 2026’dan itibaren yürürlüğe girecek düzenleme, hem işverenleri hem de çalışanları yakından etkileyecek.

MESEM protestosunda tutuklanan 16 TİP’li genç tahliye edildi Haber

MESEM protestosunda tutuklanan 16 TİP’li genç tahliye edildi

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katıldığı bir zirvede Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamasını ve çocuk ölümlerini protesto ettikleri gerekçesiyle tutuklanan 16 Türkiye İşçi Partisi üyesi genç, haftalar süren tutukluluğun ardından tahliye edildi. Protesto gerekçesiyle tutuklanmışlardı 2 Aralık’ta, “Türkiye Yüzyılı Mesleki ve Teknik Eğitim Zirvesi”nin düzenlendiği otelde gerçekleşen protesto sırasında gözaltına alınan gençler hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” ve “basit yaralama” suçlamalarıyla dava açılmıştı. Protestonun odağında MESEM’ler kapsamında yaşanan çocuk işçiliği ve iş cinayetleri yer alıyordu. Mahkemeden adli kontrolle tahliye kararı Mahkeme, tutuklu bulunan 16 genç hakkında adli kontrol şartıyla tahliye kararı verdi. Dosya kapsamında bir sonraki duruşmanın 26 Haziran tarihinde görülmesine hükmedildi. TİP’ten açıklama: “Sıra bu sistemi tarihe gömmekte” Tahliye kararının ardından Türkiye İşçi Partisi, sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada, “MESEM’lerde çocukların katledilmesini protesto ettikleri için haftalardır cezaevinde tutulan 16 TİP’li genç yoldaşımız tahliye edildi. Sıra bu ucube sistemi tarihe gömmekte” ifadelerini kullandı. MESEM tartışmaları sürüyor MESEM uygulaması, çocuk işçiliğini yaygınlaştırdığı ve yeterli denetim sağlanmadığı gerekçesiyle uzun süredir sendikalar, meslek örgütleri ve siyasal partiler tarafından eleştiriliyor. Tahliye kararı, MESEM’ler ve çocukların çalışma koşullarına ilişkin toplumsal tartışmayı yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.