SON DAKİKA

#Sergi

HABER DEĞER - Sergi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sergi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"İrade Bizim, Zafer Bizim" sergisi açıldı Haber

"İrade Bizim, Zafer Bizim" sergisi açıldı

VakıfBank Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen sergi, Türk milletinin bağımsızlığına, demokrasisine ve milli iradesine sahip çıkışını gelecek nesillere aktarmak amacıyla hazırlandı. Darbe gecesi kronolojik bir anlatımla aktarılıyor Darbe girişimi gecesini kronolojik bir anlatımla ziyaretçilere aktaran sergi, İstanbul'un 15 Temmuz öncesindeki görüntülerinin yer aldığı iki ekranla başlıyor. Ardından darbe girişiminin hazırlık süreci ve ilk hareket anından itibaren yaşanan gelişmeler, saat saat hazırlanan dijital ekranlar, fotoğraflar ve görsel materyaller eşliğinde sunuluyor. Vatandaşların direnişi ve darbenin püskürtülmesine uzanan süreci ele alan serginin son bölümünde ise "Zafer Sokağı"nda 15 Temmuz şehitlerinin isimleri ve fotoğrafları yer alıyor. "Unutmayacağız, anlatacağız" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın katıldığı serginin açılışında konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, 15 Temmuz'un milletin ortak mücadelesi olduğunu belirterek, darbe girişiminin hafızalarda canlı tutulmasının ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine dikkati çekti. Gül, "Üzerinden 10 sene geçti, unutmayacağız, anlatacağız, bu darbeyi Fetullahçılar yaptı. Bu darbeyi bizim içimize sızan bazen komşumuz, bazen akrabamız, bazen arkadaşımız olan insanlar yaptı ve bir daha olmaması için aynı kararlılık, aynı hassasiyetle bunun anlatılması gerekiyor." dedi. "Mücadele ekonomik cephede de sürdürüldü" VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, 15 Temmuz gecesi verilen mücadelenin yalnızca meydanlarda değil, ekonomik cephede de kararlılıkla sürdüğüne işaret ederek, finansal sistemin kesintisiz işlemesi ve piyasaların açık kalması için Türk bankacılık sektörü ile kamu bankalarının büyük bir sorumluluk üstlendiğini belirtti. Arslan, serginin amacının yalnızca fotoğrafları ve belgeleri bir araya getirmek olmadığını, ziyaretçilere o gecenin ruhunu yeniden hissettirebilmek olduğunu ifade etti. Küratör Hasan Mert Kaya ise sergide Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Marmaris'ten İstanbul'a gelişi, Ömer Halisdemir'in müdahalesi ve halkın demokrasi nöbetleri gibi dönüm noktalarının izleyiciye sunulduğunu, 253 şehidin anıldığı özel bir bölüm ile "15 Temmuz Zafer Sokağı"nın da yer aldığını belirtti. Sergi, bir ay boyunca ziyarete açık olacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Topkapı Sarayı Şerbethanesi ziyaretçilere açıldı Haber

Topkapı Sarayı Şerbethanesi ziyaretçilere açıldı

Saray mutfak kültürünün merkezlerinden biri olan mekân, sergilenen eser sayısını 174’ten 452’ye yükseltti. Milli Saraylar Başkanlığı bünyesinde gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları, Matbah-ı Amire’nin bu özel bölümünü hem daha kapsamlı hem de modern bir müzecilik anlayışıyla ziyarete hazır hale getirdi. Hem mutfak hem eczane Topkapı Sarayı Daire Başkanı İlhan Kocaman, Şerbethane’nin tarihsel işlevine vurgu yaparak, buranın yalnızca lezzetlerin değil, şifalı ürünlerin de adresi olduğunu belirtti. Kocaman, "Burası sadece padişaha değil, saray sakinlerine ve görevlilere de hizmet veriyordu. Hekimbaşı gözetiminde hazırlanan macunlar ve ilaçlar burada üretiliyordu; aynı zamanda aşure gibi geleneksel lezzetlerin de yapıldığı bir merkezdi" ifadelerini kullandı. Kapsamlı bir sergi seçkisi Helvahane’nin bir parçası olan Şerbethane’de, Osmanlı sarayına özgü tatlı, şerbet, macun ve esans kültürünü gözler önüne seren yüzlerce nadide parça ilk kez bir arada sunuluyor. Yenilenen sergileme düzeninde öne çıkan eserler arasında, porselen nevruziyelikler ve kapaklı tatlı hokkaları, gümüş ve tombak aşure testileri, çin porseleni turşu küpleri, şerbet sunumuna özel bardak ve makramalar ve koku kültürünü temsil eden buhurdanlar ve gülabdanlar yer alıyor. Ziyaret bilgileri Tarihi dokusu korunarak modernize edilen ve ilk kez görülebilecek eserlere ev sahipliği yapan Şerbethane, pazartesi günleri hariç haftanın her günü 09.00 - 17.30 saatleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Rami Kütüphanesi’nde bilim tarihi yolculuğu: Gökküre Sergisi açıldı Haber

Rami Kütüphanesi’nde bilim tarihi yolculuğu: Gökküre Sergisi açıldı

"Gökküre: Değişimler Çağı Şafağında Osmanlılarda Matematik Bilimleri" başlıklı sergi, 16. yüzyıl Osmanlı dünyasının ilmi derinliğini, doğrudan dönemine ait nadir yazma eserler ve tarihi astronomi aletleri üzerinden ziyaretçilere sunuyor. Bakan Ersoy: "Bilim tarihimize sahip çıkıyoruz" Serginin açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Osmanlı bilim tarihinin önemli isimlerinden Takiyyüddin Rasıd’ın doğumunun 500'üncü yıl dönümü vesilesiyle bu sergiyi planladıklarını belirtti. Bakan Ersoy, serginin önemini şu sözlerle vurguladı: "16'ncı yüzyıl Osmanlı dünyasının matematik, astronomi ve teknoloji alanlarında ulaştığı seviyeyi, doğrudan birinci el kaynaklar olan yazma eserler üzerinden idrak etme imkanı sunmaktadır. İstanbul Rasathanesi'nin kurucusu olan Takiyyüddin Rasıd gözlem yöntemleri, matematiksel hesaplamaları ve optik alanındaki kuramsal çalışmalarıyla döneminin dünya ölçeğindeki en ileri bilim insanları arasında yer almıştır." "Yalan ve yanlış seline set çekildi" Bakan Ersoy, konuşmasında uzun yıllar boyunca Batı merkezli bir tarih anlatısının Türkiye'de kabul gördüğünü belirterek, bu durumu eleştirdi ve şunları kaydetti: "Bilim ve teknoloji noktasında her şeyin Batı tarafından insanlığa kazandırıldığı gibi büyük bir yalanın çocuklarımıza eğitim diye dikte edilmesine sessiz kalınması, meydanın yapılamazcılara, olmazcılara, ne gerek varcılara bırakılması bize çok pahalıya mal olmuştur. Ancak zihinleri boğan bu yalan ve yanlış seline, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 24 yıldır bir set çekilmiş, tarihine ve kültürüne sahip çıkan, bunlardan beslenen öz güveniyle her alanda öncülük ve özgünlük gömleğini yeniden üzerine giyen bir nesil ilim ve teknoloji meydanına çıkmıştır." Dünyanın en büyük yazma eser koleksiyonu Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı'nın (TÜYEK) faaliyetlerine de değinen Bakan Ersoy, kurumun yaklaşık 800 bin yazma ve nadir matbu eseriyle dünyanın en büyük koleksiyonuna sahip olduğunu ifade etti. Bakan Ersoy, kurumun vizyonunu şu ifadelerle özetledi: "TÜYEK bu çift yönlü ilişkiyi en doğru şekilde sürdürmekte; hem eseri hem banisini muhafaza ederek geçmişle gelecek arasında köprü kurmakta; hafızamızın, öz benliğimizin, özgün algı ve anlayışımızın, milli ve manevi mirasımızın teminatı olmaktadır." Eylül sonuna kadar ziyaret edilebilir Takiyyüddin Rasıd’ın entelektüel mirasını ve Osmanlı'nın bilimsel altyapısını mercek altına alan sergi, Rami Kütüphanesi'nde Eylül ayı sonuna kadar ücretsiz olarak gezilebilecek. TÜYEK ayrıca, Kasım ayı içerisinde "Yazma Mushaflar Sempozyumu" gibi akademik etkinliklerle bu bilimsel mirası daha geniş kitlelere ulaştırmaya devam edecek. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

“İzmir Fotoğrafhanesi” sergisi, fotoğrafçılık tarihine ışık tutacak Haber

“İzmir Fotoğrafhanesi” sergisi, fotoğrafçılık tarihine ışık tutacak

Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi (APİKAM) “İzmir Fotoğrafhanesi-Görsel Hafızanın İnşası (1840-1922)” başlıklı sergiye ev sahipliği yapacak. 11 Aralık 2025 tarihinde açılacak sergide İzmir’in fotoğrafçılık tarihi sergilenecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi (APİKAM), kent tarihi sergilerine bir yenisini daha ekledi. “İzmir Fotoğrafhanesi-Görsel Hafızanın İnşası (1840-1922)” sergisi 11 Aralık’ta ziyaretçileriyle buluşuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi’ne bağlı Kent Arşivi ve Müzeler Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen ve İzmir’in fotoğrafçılık tarihini anlatan serginin küratörlüğünü İzmir kent tarihi üzerine yürüttüğü araştırma ve koleksiyonlarıyla tanınan Aybala Yentürk, proje genel koordinatörlüğünü ise kent tarihi ile ilgili araştırmaları ve yayımlanmış kitapları bulunan Dr. Serhan Kemal Saygı üstlendi. 13 Aralık 2026 tarihine kadar açık olacak sergi hafta içi 09.00-17.00, hafta sonu ise 10.00-17.00 saatlerinde ziyaret edilebilecek. Sergi, pazartesi günleri ziyarete kapalı olacak. Koleksiyonlardan gün ışığına çıkanlar “İzmir Fotoğrafhanesi” sergisi, kentin görsel mirasını ilk kez bütüncül bir çerçevede ele alarak hem kentin hem de İzmirli fotoğrafçıların fotoğraf tarihindeki özgün konumunu görünür kılmayı amaçlıyor. Mert Rüstem, Nejat Yentürk, Ercüment Tahtakıran, Yavuz Çorapçıoğlu, Nazmi Şurgun ve Ömer Koç’un koleksiyonlarının yanı sıra Fabio Tito, Mark Giraud, Patrice Guiffray, Çevik Çullu ve Gökçen Adar’ın aile arşivlerinden ilk kez görülecek albüm ve fotoğraflar sergiye değer katıyor. APİKAM’ın kendi koleksiyonlarında yer alan ve bugüne kadar gün ışığına çıkmamış fotoğraflar da sergi kapsamında ilk kez izleyiciyle buluşuyor. İzmir, fotoğrafçılık tarihine geçiyor Zamanı ve mekânı durduran olağanüstü buluş fotoğraf, dünyaya ilan edildikten yalnızca üç ay sonra, Doğu’ya doğru yola çıkan Avrupalı gezginlerin eliyle İzmir’e ulaştı. Kent, kısa sürede öncü fotoğrafçıların rotasındaki duraklardan biri oldu. 1840 yılının Şubat ayında İzmir’e gelen gezginlerin, geminin güvertelerinde gerçekleştirdikleri başarılı dagerotip çekimleri, şehrin adını dünya fotoğraf tarihine kaydeden ilk kayıtlar arasında yer aldı. Böylece İzmir, fotoğrafın henüz emekleme döneminde bile uluslararası ilginin merkezlerinden biri olarak tarihe geçti. Gündelik yaşamın aynası “İzmir Fotoğrafhanesi” sergisi, yalnızca kentin manzaralarını değil, gündelik yaşamın ritmini ve İzmirlilerin görünürlüğünü de merkeze alıyor. Tanzimat’la birlikte modernleşen toplumun panoraması, fotoğrafhanelerin merceklerinden izlenebiliyor. Serginin önemli başlıklarından biri, Sultan II. Abdülhamit Dönemi’nde hazırlanan Yıldız Albümleri olacak. Albümlerdeki İzmir fotoğrafları büyük ölçüde İzmirli fotoğrafçıların üretimlerinden oluşuyor; bu da kente, imparatorluğun görsel belleğinde ayrıcalıklı bir konum kazandırıyor. Seyyahların gözde kenti Asya’nın Yedi Kilisesi’nden birine ev sahipliği yapan; Efes, Sardis ve Milet gibi antik merkezlere yakınlığıyla arkeologlardan mimarlık tarihçilerine; ressamlardan edebiyatçılara uzanan geniş bir keşif geleneğini besleyen İzmir, fotoğrafın ilk döneminde de merceğin doğal bir odağıydı. Sergi anlatısı, Osmanlı’nın ve Akdeniz’in en önemli liman kentlerinden biri olan İzmir’in yüzyıllar boyunca Batılı seyyahların gözde duraklarından biri olduğunun altını çiziyor ve bu çerçevede kenti odağına alan erken dönem “turistik” manzara çekimlerine geniş yer veriyor. Kayıp fotoğrafhanelerin İzinde İzmir’in fotoğrafçılık tarihindeki yerini araştırırken, Cumhuriyet öncesi İzmir fotoğrafçılığı üzerine kapsamlı bir çalışma yürütmek oldukça güç kabul ediliyor. Bunun en önemli nedenleri, yazılı kaynakların çok sınırlı olması ve 1922 Büyük İzmir Yangını’nın fotoğrafhaneleri yok etmiş olması olarak biliniyor. Nüfus kaybı ve stüdyoların ortadan kalkması, fotoğrafik hafızayı parçalara ayırırken, “İzmir Fotoğrafhanesi” sergisi farklı arşiv ve koleksiyonlarda korunan yüzlerce fotoğrafı bir araya getirerek bu parçalı hafızayı yeniden kuruyor. Serginin kurgusunda, İzmir fotoğrafhaneleri geniş bir çerçevede ele alınırken, kısa süreliğine faaliyet göstermiş olan fotoğrafçılar da bu bütünün bir parçası olarak değerlendiriliyor. Kentin çok kültürlü fotoğrafçılık geleneği 1850’lerden itibaren teknik gelişmeler, portre fotoğrafçılığını toplumsal bir alışkanlığa dönüştürdü. Osmanlı saray çevresinden Levanten ailelere; konsolosluk mensuplarından Rum ve Ermeni topluluklarına kadar geniş bir kesim portre çektirme kültürünü benimsedi. Müslüman toplumun suret üretimine temkinli yaklaşımı nedeniyle 19. yüzyıl boyunca fotoğrafçılık mesleği ağırlıkla gayrimüslimlerin elindeydi. Frenk, Rum ve Ermeni mahallelerinde yoğunlaşan stüdyolar, Avrupalı fotoğrafçıların yanı sıra İzmirli Levanten, Rum, Ermeni ve Yahudi fotoğrafçılar tarafından işletildi. Böylece kent, çok kültürlü bir görsel üretim ortamında kendi kimliğini belgelemiş oldu. Sergiden kitaba Serginin hazırlık sürecinde yürütülen kapsamlı araştırmalar bir kitapta toplanarak okurla buluşturulacak. Alanında önemli bir boşluğu dolduracağına inanılan bu çalışma, İzmir’in 80 yılı aşkın fotoğrafçılık mirası üzerine yapılan araştırmaları kalıcı ve güvenilir bir başvuru kaynağına dönüştürmeyi amaçlıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.