SON DAKİKA

#Serotonin

HABER DEĞER - Serotonin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Serotonin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kontrol dışı tiklerle gelen zorluk: Tourette sendromu Haber

Kontrol dışı tiklerle gelen zorluk: Tourette sendromu

Tourette sendromunun en belirgin özelliği tiklerdir. Tikler; ani, kısa süreli ve tekrarlayıcı hareketler ya da sesler şeklinde ortaya çıkar. Göz kırpma, omuz silkme, baş sallama gibi hareketler ya da boğaz temizleme, öksürme, anlamsız sesler çıkarma bu duruma örnek verilebilir. Bazı vakalarda istemsiz olarak kırıcı veya uygunsuz sözler söylenmesi de görülebilir; ancak bu durum sanıldığı kadar yaygın değildir. Belirtiler çocuklukta başlıyor Tourette sendromu genellikle 2–15 yaş arasında, çoğunlukla 6 yaş civarında kendini göstermeye başlar. Erkeklerde görülme sıklığı kızlara göre yaklaşık 3–4 kat daha fazladır. Ergenlik dönemine doğru belirtiler artış gösterebilse de, birçok kişide gençlik yıllarından sonra tiklerin şiddeti azalır ya da daha kolay kontrol edilebilir hâle gelir. Tiklerin türleri Tikler farklı şekillerde sınıflandırılır. Basit tikler, az sayıda kas grubunun yer aldığı, kısa ve ani hareket ya da seslerden oluşur. Karmaşık tikler ise birden fazla kas grubunun koordineli şekilde çalıştığı, daha uzun süren ve belirli bir düzen izleyen davranışlardır. Ayrıca tikler motor (harekete dayalı) ve sesli (vokal) olarak ikiye ayrılır. Çoğu vakada motor tikler önce başlar, zamanla sesli tikler eklenebilir; ancak bu sıralama kişiden kişiye değişebilir. Günlük hayatı ne kadar etkiler? Tiklerin hafif olduğu durumlarda kişi günlük yaşamını büyük ölçüde sorunsuz sürdürebilir. Ancak tiklerin şiddetli olduğu vakalarda iletişim kurmak, derslere odaklanmak, iş yaşamında var olmak ve sosyal ortamlarda bulunmak ciddi biçimde zorlaşabilir. Bu durum, zamanla kaygı, içe kapanma ve özgüven sorunlarına da yol açabilir. Nedenleri ve tedavi süreci Tourette sendromunun kesin nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. Genetik yatkınlık ile çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir. Beyinde dopamin ve serotonin gibi kimyasal ileticilerin dengesindeki değişimlerin de bu süreçte etkili olabileceği üzerinde durulmaktadır. Tourette sendromunu tamamen ortadan kaldıran kesin bir tedavi bulunmamakla birlikte, belirtileri azaltmaya ve kişinin yaşam kalitesini artırmaya yönelik çeşitli yöntemler mevcuttur. Hafif vakalarda tedaviye gerek duyulmayabilirken, daha zorlayıcı durumlarda davranış terapileri ve bazı ilaç tedavileri uygulanabilmektedir. Toplumsal farkındalık önemli Tourette sendromu, çoğu zaman yanlış anlaşılmaya açık bir rahatsızlıktır. Tiklerin kişinin kontrolü dışında gerçekleştiğinin bilinmesi, hem muzdaripler hem de toplum açısından büyük önem taşır. Doğru bilgi ve empati, Tourette sendromu ile yaşayan bireylerin sosyal hayata daha güçlü şekilde katılabilmesinin önünü açar. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ölürken beynimizde ne oluyor? Haber

Ölürken beynimizde ne oluyor?

Ölüm, yaşamın kaçınılmaz bir parçası olmasına rağmen, insan beyninde bu son anda neler yaşandığına dair bilgiler sınırlı. Michigan Üniversitesi’nde görev yapan sinirbilimci Jimo Borjigin, yaklaşık on yıldır ölüm anındaki beyin faaliyetlerini inceliyor ve elde edilen bulguların, tıp dünyasında yerleşik kabulleri sarsabileceğini söylüyor. Tesadüfle başlayan araştırma Borjigin’in bu alana yönelmesi bir laboratuvar kazasıyla başladı. Fareler üzerinde nörokimyasal salgıları incelerken iki hayvanın ölmesi, beynin ölüm sürecindeki davranışını doğrudan gözlemleme fırsatı sundu. Bu sırada farelerin beyninde özellikle serotonin seviyesinin olağanüstü derecede arttığı görüldü. Serotoninin halüsinasyonlarla ilişkili olması, ölüm anında beynin sandığımızdan çok daha aktif olabileceği sorusunu gündeme getirdi. Kalp duruyor ama beyin susmuyor Tıpta uzun süredir, kalbin durmasının ölüm için temel kriter olduğu kabul ediliyor. Ancak Borjigin’e göre bu yaklaşım beynin rolünü geri plana itiyor. Kalp durduğunda beyne oksijen gitmediği için, beynin de işlevini yitirdiği varsayılıyor. Oysa deneyler, bu varsayımın her zaman doğru olmayabileceğini gösteriyor. Nörokimyasal fırtına 2013 ve 2015 yıllarında fareler üzerinde yapılan çalışmalarda, kalp durduktan sonra beyinde adeta bir “nörokimyasal patlama” yaşandığı tespit edildi. Serotonin, dopamin ve norepinefrin gibi maddeler normal seviyelerinin onlarca katına çıktı. Araştırmacılara göre bu düzeyde bir artış, hayvanlar hayattayken bile neredeyse imkânsız. İnsanlarda da benzer sinyaller Borjigin ve ekibi, 2023 yılında yaşam destek ünitesine bağlı dört hasta üzerinde beyin dalgalarını inceledi. Solunum cihazları kapatıldıktan sonra hastaların ikisinde, bilişsel işlevlerle ilişkili gama dalgaları saptandı. Bu dalgalar genellikle bilinç, hafıza ve karmaşık düşünme süreçleriyle bağlantılı. Özellikle temporal loblarda görülen yoğun aktivite, empati ve duygusal deneyimlerle ilişkilendirildi. Ölüme yakın deneyimler açıklanabilir mi? Ölüme yakın deneyim yaşayan kişilerin anlattığı “parlak ışık”, “hayatın gözler önünden geçmesi” ya da “beden dışı deneyimler”, bu bulgularla örtüşüyor olabilir. Borjigin’e göre kalp krizi geçiren kişilerin önemli bir bölümünün bu tür deneyimler bildirmesi, ölüm anında görsel ve bilişsel merkezlerin hâlâ aktif olabileceğine işaret ediyor. Yeni bir bakış açısı Araştırmacılar, beynin oksijen eksikliği karşısında tamamen pasif bir organ olmadığını düşünüyor. Kış uykusuna yatan hayvanların beyinlerinin düşük oksijen koşullarına uyum sağlayabilmesi, insan beyninde de benzer savunma mekanizmalarının olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Keşfedilecek çok şey var Borjigin, mevcut verilerin henüz yolun başında olunduğunu gösterdiğini vurguluyor. Ölüm anında beynin neden hiperaktif hale geldiği hâlâ net değil. Ancak bu mekanizmanın anlaşılması, erken ölüm teşhisleri ve yaşam destek kararları açısından tıp dünyasında yeni tartışmaların önünü açabilir. Bilim insanlarına göre ölüm, beynin bir anda kapandığı bir süreçten ziyade, karmaşık ve yoğun bir nörolojik geçiş olabilir. Bu geçişin tam olarak nasıl gerçekleştiğini anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var; çünkü beynin son anları, yaşam kadar gizemli olmaya devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.