SON DAKİKA

#Silah Bırakma

HABER DEĞER - Silah Bırakma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Silah Bırakma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Siyasette 'terörsüz Türkiye süreci' hareketliliği: İttifak cephesinde kilit açılıyor mu? Haber

Siyasette 'terörsüz Türkiye süreci' hareketliliği: İttifak cephesinde kilit açılıyor mu?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın grup toplantısında devlet kurumlarının "örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak farklı modaliteler" üzerinde çalıştığını açıklaması ve MHP'yi işaret ederek "ittifak ortağımızla istişare ediyoruz" demesi, Ankara'da yeni bir dönemin sinyali olarak yorumlandı. Erdoğan'dan kurmaylarına "İttifak" uyarısı Sürecin yürütülmesinde Cumhur İttifakı'nın bütünlüğüne büyük önem veriliyor. Basına kapalı gerçekleştirilen MKYK toplantısında süreci değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, kurmaylarına net bir mesaj vererek Cumhur İttifakı'na zarar verecek, nifak sokacak açıklamalardan kesinlikle uzak durulmasını istediği öğrenildi. Erdoğan'ın, "Son düzlükteyiz, bu süreci ittifaka zarar vermeden nihayete erdireceğiz" dediği belirtiliyor. AKP'nin temel şartı: Geri dönülmez silah bırakma AKP kulislerinde süreçle ilgili yürütülen tartışmalarda temkinli bir iyimserlik hakim. Partide genel bir itiraz olmamakla birlikte, toplumsal hassasiyetler gözetilerek "yoğurdu üfleyerek yeme" stratejisi izleniyor. Sürecin hızlanması için belirlenen yol haritasında öne çıkan detaylar şunlar: Silah bırakma eşiği: AKP kurmaylarına göre sürecin ilerleyebilmesi için terör örgütünün somut, tatmin edici ve geri dönülmez bir şekilde silah bırakması şart. İmralı'ya ziyaretler genişleyebilir: Gerekli adımların atılması halinde ilk hamlelerden biri İmralı ziyaretlerinin kapsamının genişletilmesi olacak. Sadece DEM Parti heyetinin değil; akademisyenlerin, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin ve gazetecilerin de görüşmelere dahil edilmesi planlanıyor. Koordinatörlük statüsüne soğuk bakılıyor: MHP lideri Bahçeli'nin Abdullah Öcalan için önerdiği "Barış ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" statüsüne AKP sıcak bakmıyor. Öcalan'ın "hükümlü" statüsünün korunması gerektiği vurgulanırken, Meclis'te bir komisyon kurulması yerine bakanlık ve devlet kurumlarının yer alacağı bir "kurul" oluşturulması fikri ağır basıyor. MHP cephesi gelişmelerden memnun Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP Sözcüsü Ömer Çelik'in sürece dair olumlu açıklamaları MHP kanadında memnuniyetle karşılandı. İki partinin istişare içinde olduğunu ancak bazı nüans farklarının bulunabileceğini belirten MHP kaynakları, Bahçeli'nin detaylıca düşünülmüş bir planla "yol açıcı" bir rol üstlendiğine dikkat çekiyor. Siyasi hesaplardan uzak durulması gerektiğini savunan MHP çevreleri, sürecin kararlılıkla olumlu sonuçlandırılması halinde Erdoğan'ın "terörü bitiren lider" olarak tarihe geçeceğini ifade ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

"Terörsüz Türkiye" yasasında son aşama: Silah bırakanlara süre verilecek Haber

"Terörsüz Türkiye" yasasında son aşama: Silah bırakanlara süre verilecek

Hukukçu kurmayların yürüttüğü ve büyük oranda çerçevesi çizilen yasal düzenlemenin, bayram sonrasında netleştirilerek TBMM'deki diğer siyasi partilere sunulması bekleniyor. Taslak metin üzerindeki çalışmalar sürerken, güvenlik kaynaklarının sahada yürüttüğü teknik tespitlerin de tamamlanmak üzere olduğu aktarıldı. Örgütün silah envanteri ve kişi sayısı çıkarılıyor Sahadan gelen bilgilere göre, yasal düzenleme öncesinde terör örgütünün elinde bulundurduğu silahların adeta bir envanteri çıkarılıyor. Bu envanter çalışması, aynı zamanda silah bırakarak Türkiye’ye dönüş yapacak olan örgüt mensuplarının tahmini sayısının belirlenmesini de kolaylaştırıyor. Yasa teklifi Meclis genel kuruluna gelene kadar sahadaki bu envanter ve sayı tespitlerinin tümüyle tamamlanmış olacağı belirtildi. Oyalama taktiğine karşı katı süre sınırı Yasa taslağında en çok dikkat çeken maddelerden birini, dönüş takvimi oluşturuyor. Örgütün süreci uzatmak adına herhangi bir oyalama taktiğine başvurma ihtimaline karşı yasa metnine kesin tedbirler konuluyor. Buna göre, Türkiye’ye gelecek olanlar için başlangıçta 1 ya da en fazla 2 aylık bir süre tanınacak. Belirlenen bu zaman zarfında örgütten kaç kişinin teslim olup ülkeye giriş yaptığı yakından izlenecek. Girişlerin yoğun ve kararlı bir şekilde devam ettiği gözlenirse, kapı açık tutulmaya devam edecek. Ancak dönüşlerin durması veya sınırlı kalması durumunda süre uzatılmayacak ve yasal imkan tamamen sonlandırılacak. Süre sınırı dolduktan sonra geride kalan unsurlara karşı devletin askeri müdahale hakkı saklı tutulacak. Süre uzatım yetkisi ve 3 yıllık nihai takvim Prosedürün işleyişi sırasında girişlerin devam etmesi halinde ek süre verilmesi kararlaştırılabilecek. Taslakta, bu süre uzatımı konusunda nihai karar merci olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ya da Cumhurbaşkanlığı makamının yetkili kılınması planlanıyor. Öte yandan, silah bırakma, geri dönüş ve entegrasyon süreç dahil olmak üzere projenin tümüyle tamamlanması ve nihayete erdirilmesi için toplamda 3 yıllık bir genel zaman planı öngörülüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Terörsüz Türkiye için koordinasyon kurulu kuruluyor Haber

Terörsüz Türkiye için koordinasyon kurulu kuruluyor

Türkiye’nin terörsüz bir gelecek hedefiyle başlattığı yeni süreçte vites yükseltildi. Terör örgütü PKK’nın silah bırakma aşamasını bizzat takip etmek ve örgüt üyelerinin sivil hayata geçişini koordine etmek amacıyla dev bir mekanizma kuruluyor. Edinilen bilgilere göre, üzerinde çalışılan taslağın adı "Toplumsal Bütünleşme ve Milli Dayanışma Kanun Teklifi" olarak belirlenirken, süreci omuzlayacak yapının ise “Toplumsal Bütünleşme İzleme ve Koordinasyon Kurulu” olması planlanıyor. Devletin zirvesi aynı kurulda buluşuyor Söz konusu kurul, devletin en kritik birimlerini tek bir çatı altında toplayarak kurumlar arası eş güdümü sağlayacak. Hazırlanan taslağa göre mekanizmada; MİT Başkanlığı’nın yanı sıra İçişleri, Milli Savunma, Adalet, Aile ve Sosyal Hizmetler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Sağlık Bakanlığı temsilcileri yer alacak. Bu çok paydaşlı yapı sayesinde, güvenlik bürokrasisi silah bırakma sürecini denetlerken, ilgili bakanlıklar da terör unsurlarının toplumsal hayata kazandırılmasına yönelik prosedürleri takip edecek. Meclis denetimi ve raporlama süreci Kurulun en önemli görevlerinden biri, silah bırakma sürecini objektif, ölçülebilir ve denetlenebilir kriterler çerçevesinde izlemek olacak. Silahların tamamen bırakıldığının teyit edilmesinin ardından, toplumsal bütünleşme için gerekli sosyal ve ekonomik planlamalar yine bu mekanizma tarafından yürütülecek. Şeffaflık ilkesi gereği, süreçteki tüm aşamalar ve kaydedilen gelişmeler periyodik raporlar halinde TBMM Başkanlığı’na sunulacak. Böylece tüm süreç, milli iradenin tecelligahı olan meclisin denetimi altında ilerleyecek. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kabinede ana gündem okul güvenliği: Yeni önlemler masada Haber

Kabinede ana gündem okul güvenliği: Yeni önlemler masada

Toplantıda, son günlerde okullarda yaşanan saldırıların ardından Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve ilgili kurumların hazırladığı ek tedbirler değerlendirilecek. Özellikle okul giriş çıkışlarının kontrol altına alınması, güvenlik personeli uygulaması, ziyaretçi ve veli girişlerine sınırlama getirilmesi ile okul çevrelerinde polis ve jandarma denetimlerinin artırılması gibi başlıkların masada olması bekleniyor. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş saldırıları sonrası yeni dönem Şanlıurfa’ın Siverek ilçesinde ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olayların ardından birçok ilde okullarda ek güvenlik uygulamaları başlatılmıştı. Kabinede, bu önlemlerin ülke geneline yayılıp yayılmayacağı, okul çevresinde okul ile ilgisi olmayan kişilerin bulunmasının yasaklanması ve veli girişlerinin daha sıkı kurallara bağlanması gibi düzenlemelerin de ele alınacağı belirtiliyor. ABD-İran görüşmeleri ve Hürmüz Boğazı da gündemde Kabinenin ikinci önemli başlığı ise ABD ile İran arasında yeniden başlayan müzakere süreci olacak. Ankara’nın yakından takip ettiği görüşmelerde gelinen son durum, ateşkesin sürüp sürmeyeceği ve Türkiye’nin diplomatik katkı sunup sunamayacağı değerlendirilecek. Özellikle bugün İslamabad’da yapılması beklenen ABD-İran görüşmeleri ile Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz, toplantının dış politika gündemini oluşturacak. Kabinede ayrıca, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin enerji fiyatlarına ve Türkiye ekonomisine etkisi de masaya yatırılacak. “Terörsüz Türkiye” süreci de değerlendirilecek Toplantının bir diğer başlığı ise hükümetin “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı süreç olacak. Kabinede, PKK’nın silah bırakma sürecine ilişkin sahadaki gelişmeler, güvenlik birimlerinden gelen raporlar ve olası yasal düzenlemeler ele alınacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki toplantının ardından kamuoyuna yeni güvenlik ve dış politika adımlarına ilişkin açıklama yapılması bekleniyor.

DEM Parti’den süreç çağrısı: İktidar elini çabuk tutmalıdır Haber

DEM Parti’den süreç çağrısı: İktidar elini çabuk tutmalıdır

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Koçyiğit, iktidarın “elini çabuk tutması” gerektiğini belirterek sürecin yasal güvenceye kavuşturulmadan ilerleyemeyeceğini söyledi. Koçyiğit, demokratik entegrasyonun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin devreye girmesini zorunlu kıldığını ifade ederek, siyasi partilerin daha fazla sorumluluk alması ve toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir hukuk mimarisinin kurulması gerektiğini dile getirdi. Demokratik siyaset, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasının sürecin temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Koçyiğit, “Bugün yaşadığımız pek çok krizin kaynağında demokratik hukukun yokluğu yer almaktadır” dedi. “Tarihi fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiğini” belirten Koçyiğit, sürecin günlere ve aylara yayılamayacağını ifade ederek barış yasalarının hızla Meclis’e getirilmesi ve yasalaştırılması gerektiğini söyledi. Silah bırakma sürecini kolaylaştıracak ve silah bırakanların siyasal ve sosyal hayata katılımını sağlayacak düzenlemeler yapılmadan sürecin ilerlemesinin mümkün olmadığını dile getirdi. Koçyiğit, konuşmasında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına da değindi. Minab kentinde bir ilkokulun bombalanması sonucu çok sayıda çocuğun hayatını kaybettiğini belirterek sivillere yönelik saldırıları kınadıklarını ifade etti. Dışarıdan yapılan askeri müdahalelerle özgürlük ve demokrasinin getirilemeyeceğini söyleyen Koçyiğit, ABD ve İsrail’in amacının İran’ı özgürleştirmek değil, bölgeyi kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmek olduğunu savundu. Koçyiğit’in açıklamaları, hem iç politikada sürecin geleceği hem de bölgesel gelişmeler açısından yeni tartışmaları beraberinde getirdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Meclis kulislerini sarsan taslak: 4 bin 200 mahkûm için tahliye ihtimali masada Haber

Meclis kulislerini sarsan taslak: 4 bin 200 mahkûm için tahliye ihtimali masada

TBMM’de “Terörsüz Türkiye” sürecinin yasama ayağını yürüten Millî Dayanışma, Demokrasi ve Kardeşlik Komisyonu’nun taslak raporunda, silah bırakan örgüt üyeleri için sürece özel bir “geçiş yasası” çıkarılması önerildi. Düzenlemenin, örgütün tamamen feshedildiğinin devlet kurumlarınca teyit edilmesinin ardından Meclis gündemine getirilmesi planlanıyor. Fesih teyidi yasama sürecinin kilidi olacak Taslağa göre hazırlanacak düzenleme “toplumsal bütünleşme” başlığı altında geçici bir yasa niteliği taşıyacak ve yalnızca feshedilen örgüt üyelerini kapsayacak. Örgütün tüm bileşenleriyle lağvedildiğinin ve Türkiye açısından tehdit olmaktan çıktığının raporlanması halinde teklifin Meclis’e sunulması öngörülüyor; tespit ve teyit mekanizmasının ise Milli İstihbarat Teşkilatı veya güvenlikten sorumlu bakanlıkların raporlarıyla işletilebileceği ifade ediliyor. Cezaevlerindeki binlerce kişi için hukuki durum yeniden değerlendirilebilir Düzenleme kapsamında, “örgüt üyeliği”, “örgüt propagandası” ya da örgüt adına faaliyet yürütme suçlamalarıyla cezaevinde bulunanların hukuki durumunun yeniden ele alınabileceği belirtiliyor. Bu kapsamda halen yaklaşık 4 bin 200 mahkûmun bulunduğu kaydediliyor. Taslak oylanırsa gözler genel kurula çevrilecek Komisyon raporunun oylanmasının ardından önerilen geçiş yasasının TBMM Genel Kurulu gündemine gelmesinin planlandığı aktarılıyor. Sürecin nasıl şekilleneceği ve siyasi partilerin nasıl pozisyon alacağı ise Ankara kulislerinde en çok tartışılan başlıklar arasında yer alıyor. Meclis süreci barış sonrası hukuk arayışının parçası olarak görülüyor PKK’nın feshi ve silah bırakma kararının ardından kurulan komisyonun temel amacının toplumsal bütünleşmeyi güçlendirmek, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerini ilerletmek olduğu daha önce de ifade edilmişti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kürt meselesinde yeni yol haritası: Meclis Komisyonu ‘Barış Yasaları’ için çalışıyor Haber

Kürt meselesinde yeni yol haritası: Meclis Komisyonu ‘Barış Yasaları’ için çalışıyor

Barış yasaları ile silahlar sivil siyasete evrilecek Sürecin henüz başlangıç aşamasında olduğunu belirten Türkdoğan, pozitif barışın inşası için yasal zeminin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Öcalan’ın "Barış Yasaları" kavramının demokratik entegrasyonu işaret ettiğini belirten Türkdoğan, bu yasaların silahlı mücadelenin sona ermesiyle birlikte silahlarını bırakanların sivil ve demokratik yaşama katılımını düzenleyeceğini ifade etti. Türkdoğan, "Dünyadaki örneklerde önce anlaşma sonra silah bırakma gelirken, Sayın Öcalan silah bırakmayı ve PKK’nin feshini öne alarak bir yol açtı. Bu yolun ilerleyebilmesi için hukuki ve siyasi zemin şart" değerlendirmesinde bulundu. Ayrım yapılmadan herkes sürece dahil edilmeli Meclis Komisyonu raporunun en önemli başlığının demokratik entegrasyon olacağını söyleyen Türkdoğan, gerilla güçlerinin geri dönüşü konusunda "eylem yapan-yapmayan" ayrımına gidilmesinin süreci tıkayabileceği uyarısında bulundu. Türkiye’nin ceza yasasında şimdiye kadar böyle bir ayrım gözetilmediğini hatırlatan Türkdoğan, "Silahların imha edildiği ve örgütün kendini feshettiği bir aşamada böyle bir ayrıma gidemezsiniz. Son 50 yılda mağdur olmuş on binlerce insanı kapsayacak bütünlüklü bir düzenleme yapılmalı" dedi. TMK kalkmalı, eşit yurttaşlık anayasaya girmeli Barış yasalarının ardından Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) kaldırılması ve özel yetkili yargılama usullerinin son bulması gerektiğini belirten Türkdoğan, infaz rejiminin de ayrımcılıktan arındırılması gerektiğini savundu. Sürecin toplumsallaşması için "eşit yurttaşlık" tanımının yapılmasının elzem olduğunu vurgulayan DEM Partili yetkili, "Kürt halkının diğer halklarla eşit olduğunu hissetmesi gerekir. Bunun anayasal güvenceye bağlanması şarttır" ifadelerini kullandı. Kayyumlar gitmeli, siyasi tutuklular serbest kalmalı Yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç duyulduğunun altını çizen Türkdoğan, güven artırıcı adımlar kapsamında Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gibi siyasi tutukluların serbest bırakılmasının ve kayyum uygulamalarına son verilmesinin büyük bir moral kaynağı olacağını belirtti. Ayrıca "umut hakkı"nın hayata geçirilmesi gerektiğini ve bunun hukuki bir zorunluluk olduğunu hatırlattı. "Bırakın gazeteciler İmralı’ya gitsin" Türkdoğan, sürecin şeffaflığı ve halkın güveninin artırılması için İmralı üzerindeki tecridin kalkması ve gazetecilerin adaya gitmesine izin verilmesi çağrısında bulundu. "Halkın kafasındaki soruların gazeteciler aracılığıyla Sayın Öcalan’a sorulmasının ve onun da cevap vermesinin önünü açın" diyen Türkdoğan, bu adımın sürece olan inancı pekiştireceğini savundu.

Ayhan Bilgen’den İmralı, CHP ve kayyum uyarısı: Önümüzdeki günler sürprizlere açık Haber

Ayhan Bilgen’den İmralı, CHP ve kayyum uyarısı: Önümüzdeki günler sürprizlere açık

Bahçeli’nin çıkışı, komisyon krizi ve ‘önce iktidar tavır almalı’ vurgusu Ayhan Bilgen, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İmralı vurgusunu “kendi içinde tutarlı” bulduğunu söyledi ve mecliste kurulan komisyona katılım tartışmalarını değerlendirdi. Bahçeli’nin başından beri Öcalan’ı sürecin “siklet merkezi” olarak tarif ettiğini hatırlatan Bilgen, DEM Partisi’nin ve Kürt siyasetinin tüm aktörleri arasında Öcalan’ı merkeze koyan bu çizginin devam ettiğini belirtti. Komisyonun ağırdan alınmasında AKP ve CHP’nin oy kaybı endişesiyle “risk almaktan kaçındığını” söyleyen Bilgen, özellikle CHP’nin tavrına dikkat çekti: “Bir ülkede yürütme bir politika belirliyorsa, muhalefete ‘önce sen tavır al’ denmez; önce iktidar ne istediğini açıkça ortaya koyar.” CHP’nin netleşmeyen duruşunun toplantıların ertelenmesine yol açtığını vurgulayan Bilgen, sürecin bu haliyle hem AKP’yi hem de CHP’yi yıpratacağını savundu. “DEM bu kadar netken CHP geri durursa kent uzlaşısı ağır yara alır” Bilgen, İmralı’ya gidiş konusunda DEM Partisi’nin tutumunun çok açık olduğunu, MHP’nin de ziyareti açıkça istediğini, AKP’nin ise çekingen davrandığını söyledi. Bu tabloda CHP’nin geri durması halinde, DEM–CHP ilişkilerinde ciddi kırılmalar yaşanabileceğini vurguladı: “DEM bu kadar net bir pozisyondayken, diğer herkes olumlu yaklaşır da CHP endişeli davranırsa, bu hem CHP içinde rahatsızlık yaratır hem de DEM’le ilişkiyi kalıcı biçimde yaralar.” Özellikle yerel seçimlerde kurulan “kent uzlaşısı” zeminine atıf yapan Bilgen, bu ilişkinin önümüzdeki dönemde masaya yatırılacağını, tartışmanın sertleşebileceğini söyledi. Silah bırakma, güvenlik–demokrasi dengesi ve Öcalan’ın rolü 1980’ler ve 1990’ların güvenlik merkezli politikalarını, buna karşı “sadece demokrasi sorunu var, güvenlik abartılıyor” diyen yaklaşımı hatırlatan Bilgen, her iki çizgiyi de eksik bulduğunu ifade etti. Ona göre bugün yürütülen hattın ana fikri, sorunun hem güvenlik hem demokrasi boyutunu kabul etmek, ama önce silah bırakma sürecini yönetmek: “Asıl sorunun 1999’dan beri silahlı örgütün silah bırakma sürecinin yönetimi olduğunu düşünüyorum. Eğer Türkiye bu süreci iyi yönetebilirse, geri kalan demokratikleşme adımları daha sağlam zeminde atılabilir.” Öcalan’ın silah bıraktırma konusunda irade koymasının “devlet açısından bir imkân” olduğunu söyleyen Bilgen, “Hem Öcalan’ın mesajlarını kullanıp hem de ‘biz onunla görünmeyelim’ demek çelişkidir.” ifadeleriyle, sürecin gizli ve tutarsız yürütülmesini eleştirdi. “Meclis komisyonu yasa yapmak için kuruldu, dinleme turuna çevrilmemeli” Bilgen, mecliste kurulan komisyonun rolünü de tartıştı. Komisyonun esas görevinin, silah bırakma sürecini hızlandıracak, kolaylaştıracak yasal iyileştirmeleri hazırlamak olduğunu söyleyerek, şu uyarıda bulundu: “Eğer gerçekten silah bırakmayı hızlandıracak düzenlemeye ihtiyaç varsa, bunu yapacak tek yer parlamento. Komisyon bunun için kurulduysa, görevi erteleyip işi ‘herkes gelsin derdini anlatsın’ formatına çevirmek doğru değil.” Akil insanlar sürecini hatırlatarak, o dönemde Anadolu’da yürütülen saha çalışmalarının şimdi tersine, meclise taşındığını belirten Bilgen, halkın dinlenmesinin önemli olduğunu ama “acil yasal düzenleme ihtiyacının” göz ardı edildiğini söyledi. İspanya örneğiyle ‘halk özne olsun’ çağrısı Bilgen, İspanya modeline yaptığı atfın yanlış anlaşıldığını söyleyerek, “kastettiğinin anayasal model değil, halkın özne olması” olduğunu açıkladı. ETA ve Bask bölgesi üzerinden verdiği örnekte, İspanyol halkının “Bizim adımıza silah kullanmayın, bomba patlatmayın” diye sokaklara dökülmesini hatırlattı ve şunları ekledi: “Demokrasinin muhatabı bir örgüt ya da tek tek kişiler olamaz; demokrasinin muhatabı yurttaşlardır. Hak ve özgürlükler pazarlık konusu yapılamaz, ‘silah bırakırsanız şu hakları tanırız’ denemez; o haklar zaten herkes için geçerlidir.” Ana dilde eğitim, eşit yurttaşlık ve dil tartışması DEM Partisi’nin ana dilde eğitim talebinin resmi dile alternatif olmadığını, ancak Kürtçeye bir statü tanınmasını içerdiğini hatırlatan Bilgen, bu talebin Kürtler için yaratabileceği olası dezavantajlara da dikkat çekti: “Eğer sınavlar ve kamu hizmeti sunumu Türkçe üzerinden yürümeye devam edecekse, ana dilde eğitim, fırsat eşitliği tartışmasını da beraberinde getirir.” Dünyada farklı modeller olduğuna, Sovyetler Birliği’nde ilk sınıflarda ana dilin güçlendirilip ardından resmi dil ve Batı dillerinin öğretildiğine işaret eden Bilgen, Türkiye’de de bu konunun pedagojik açıdan daha derin ve ideolojik ezberlerden uzak tartışılması gerektiğini söyledi. Mevcut durumda ana dilde eğitimin özel okullar için serbest olduğunu ama ciddi bir talep oluşmadığını, buna karşın kamu alanında düzenleme yapılmadığını hatırlattı. “Demokrasi kimseye özel statü vermez, çözüm Türkiye’ye özgü bir formülle mümkün” Ayhan Bilgen, dil ve kimlik meselelerinin yalnızca Kürt yurttaşları değil, Çerkeslerden Boşnaklara, Mardin, Hatay, Mersin, Adana, Siirt ve Urfa’daki Arap topluluklarına kadar pek çok kesimi ilgilendirdiğini vurguladı. “Resmi dilin dışında dil öğrenme hakkına dair bir ihlal varsa, çözüm herkes için tek bir ilkeyle bulunmalı; herhangi bir gruba özel statü verilmemeli.” diyen Bilgen, asıl meselenin eşit yurttaşlık olduğunu söyledi. Ona göre; ortak semboller, ortak değerler ne kadar anlamlıysa, hakların da herkes için eşit tanımlandığı bir düzen, Türkiye’nin demokratikleşme sorununu kökten çözme potansiyeli taşıyor. CHP davası, uzun yargılama riski ve siyasete güven uyarısı Bilgen, CHP’yi ilgilendiren davaya da geniş yer ayırdı. On binlerce sayfalık dosya, yüzlerce sanık ve onlarca vakadan oluşan bu dava sürecinin adil yargılama ilkeleri açısından ciddi bir sorun olduğuna dikkat çekti. “Normalde dava açıldığında kesintisiz biçimde karara kadar gidilmesi gerekir. Ama Türkiye’de pratikte bunun mümkün olmadığını biliyoruz; sanıklar savunma haklarını kullandıkça süreç 20–30 yılı bulabilir.” diyen Bilgen, Türkiye’nin en az bir genel seçim ve bir yerel seçimi “CHP davasını tartışarak” geçirme ihtimalinin hem iktidara hem muhalefete hem de siyasete güvene zarar vereceğini savundu. İBB’ye kayyum ve CHP’ye çağrı heyeti ihtimali: “Her an sürpriz olabilir” Bilgen, en tartışmalı bölümde ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanması ve CHP’ye çağrı heyeti atanması ihtimalini dile getirdi. Casusluk dosyası üzerinden “terörün finansmanı” gibi başlıklarla İBB’ye kayyum atanma riskinin yükseldiğini söyleyen Bilgen, aynı zamanda CHP’de de istinaf süreci sonucunda bir çağrı heyetinin görevlendirilebileceğini anlattı: “Bu bir temenni değil, bir öngörü. 39. kurultaydan önce bile CHP’ye bir çağrı heyeti atanması sürprizi yaşanabilir.” dedi. İstinafın takvimi ve mahkemelerin vereceği kararların, partinin yönetim yapısını sarsacak sonuçlar doğurabileceğini kaydetti. “Öcalan ziyareti, CHP ve İBB dosyalarıyla eş zamanlı gelebilir” Ayhan Bilgen, tüm bu olasılıkların aynı zaman diliminde gerçekleşebileceği uyarısında da bulundu. “Öcalan’a yapılacak ziyaretin de CHP ve İBB ile ilgili davalardaki gelişmelerle eş zamanlı olabileceği kanaatindeyim.” diyen Bilgen, Türkiye kamuoyunun hangi başlığı daha çok tartışacağının belirsiz olduğunu, ancak önümüzdeki günlerde hem İmralı dosyasında hem CHP davasında hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle ilgili süreçte “kritik kırılma anlarına” tanıklık edilebileceğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.