SON DAKİKA

#Silah Bırakma

HABER DEĞER - Silah Bırakma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Silah Bırakma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Beştepe’de kritik zirve başlıyor: Kabine’nin masasında fon soruşturması ve "Terörsüz Türkiye" süreci var Haber

Beştepe’de kritik zirve başlıyor: Kabine’nin masasında fon soruşturması ve "Terörsüz Türkiye" süreci var

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Beştepe’de bir araya geliyor. Güvenlikten ekonomiye, dış politikadan yasal düzenlemelere kadar kritik konuların ele alınacağı toplantıda iç ve dış siyasete ilişkin kapsamlı değerlendirmeler yapılacak. Fon soruşturması ve yatırımcılara ödeme süreci Kabine toplantısının ilk sırasında, yasalaşan fon soruşturması düzenlemesi yer alıyor. TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yürürlüğe giren kanun uyarınca, mağdur yatırımcılara 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılmasının önü açılmıştı. Toplantıda, yasal çerçevenin ardından yürütülecek uygulama takviminin ayrıntıları ve hak sahiplerine aktarılacak ödemelerin koordinasyonu değerlendirilecek. Terörle mücadele ve silah bırakma takvimi Toplantının bir diğer ana gündem maddesini "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmalar oluşturuyor. Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu’nun alt komisyonlara yönelik yetki tanımlamaları ile TBMM bünyesindeki İzleme Komisyonu’nun faaliyetleri Kabine’nin takibinde olacak. Terör örgütünün silah bırakma takvimindeki son duruma ilişkin güvenlik ve istihbarat kurumlarından gelen verilerin kurulda ayrıntılı şekilde görüşülmesi öngörülüyor. Dış politika ve bölgesel anlaşmalar Dış politika başlığında Ankara’nın diplomasi trafiği ele alınacak. ABD ile İran arasındaki askeri gerilim ve temaslar, Rusya-Ukrayna savaşındaki son gelişmeler ve Gazze’deki insani durum toplantıda incelenecek. Ayrıca Libya ile yapılan Deniz Yetki Anlaşması’nın onay süreci ile Meclis gündeminde yer alan Mekke Anlaşması ve Bedir Mutabakat Zaptı’na ilişkin detayların da Kabine’de görüşülmesi planlanıyor. Türk Devletleri zirvesi hazırlıkları Ekonomi başlığında ise TBMM’ye sunulacak olan merkezi yönetim bütçesine dair hazırlıklar gözden geçirilecek. Bütçe maratonunun genel çerçevesi ve makroekonomik göstergeler değerlendirilecek. Öte yandan Ankara’nın 29-30 Ekim tarihlerinde ev sahipliği yapacağı Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi öncesinde yürütülen diplomatik ve lojistik hazırlıklar da Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında son şeklini alacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ayhan Bilgen: "Demirtaş  AİHM’le tahliye olmak istiyor" Haber

Ayhan Bilgen: "Demirtaş AİHM’le tahliye olmak istiyor"

Röportaj sırasında Ankara Temsilcisi Cüneyt Alphan, kısa süre önce yayımlanan “Türk Tarihinin Kayıp Yılları ve Kürdistan” adlı kitabını da Ayhan Bilgen’e hediye etti. Bilgen; silah bırakma tartışmalarından Öcalan ve Demirtaş’ın rollerine, DEM Parti ve muhalefetin tutumundan anayasa ve referandum gündemine, geçmiş çözüm süreçlerinin neden başarısız olduğundan AİHM ve yüzleşme süreçlerine kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Aktif siyaset ve sivil toplum katkısı Aktif siyasetin mevcut durumu hakkındaki soruya yanıt veren Ayhan Bilgen, genel başkanlık görevini devrettiğini ve parti yönetiminin yanı sıra teşkilat çalışmalarının başka bir arkadaş tarafından yürütüldüğünü belirtti. 53 ilde ve yaklaşık 170 ilçede kongre süreçlerinin tamamlandığını ifade eden Bilgen, kendisinin ise dışarıdan katkı sunmaya çalıştığını söyledi: "Ben genel başkanlık görevini bıraktım. Şimdi başka bir arkadaşımız parti yönetimini ve teşkilat çalışmalarını yürütüyor... Daha çok sivil toplum ve medya çalışmaları üzerinden katkı vermeye gayret ediyorum. Doğrudan parti siyaseti içerisinde aktif bir görev üstlenmiş değilim. Bundan sonraki süreçte ne yapacağım konusunda benim açımdan da kesinleşmiş bir tablo yok. Nerede katkı sunabileceğim ortaya çıktıkça elimden geleni yaparım." Kürt meselesinin bölgesel doyutu ve yeni dış dinamikler Kürt meselesinin sadece bir ülkenin iç meselesi olarak ele alınamayacak kadar geniş bir coğrafyaya yayıldığını vurgulayan Bilgen, Kürtlerin dört farklı ülkede yaşadığını, bu ülkelerin karşılıklı ilişkilerinin, bölgesel dengelerin ve uluslararası aktörlerin tutumunun doğrudan etkili olduğunu belirtti. Geçmişteki çözüm sürecinin uluslararası koşulların daha olumlu olduğu bir dönemde başladığını ancak Suriye’deki gelişmelerle birlikte bölgesel şartların değiştiğini hatırlattı. Bugünkü döneme ilişkin dış koşulların daha elverişli olduğunu düşündüğünü belirten Bilgen, sürecin dışarıdan dayatılmadığının altını çizdi: "Ama bugünkü sürecin dışarıdan organize edilmiş bir süreç olduğunu düşünmüyorum. Daha çok Türkiye’nin kendi iç ihtiyaçlarının, bölgesel gelişmelerle birlikte oluşturduğu bir arayış söz konusu. Özellikle güvenlik açısından Türkiye’nin önünde yeni bir tablo var. İsrail’in bölgedeki politikaları, bölgesel ittifaklar ve Türkiye’nin kendi güvenlik ihtiyaçları Kürt meselesini yeniden önemli bir başlık haline getiriyor. Daha çok Türkiye’nin kendi güvenlik ve siyasi ihtiyaçlarından kaynaklanan bir arayış olduğunu düşünüyorum." Devlet içerisindeki bütünlük ve önceki süreçlerden farklar Geçmişteki çözüm süreçlerinin başarısız olmasında devlet içindeki yapının önemli bir rol oynadığını belirten Bilgen, bu kez tablonun farklı olduğunu vurguladı: "Üstelik bu kez önceki süreçlerden farklı bir durum var. Devlet içerisinde daha fazla bütünlük görüyorum. Önceki süreçlerde devletin farklı kurumları arasında ciddi dirençler vardı. Güvenlik bürokrasisiyle siyasi irade arasında da farklı yaklaşımlar bulunabiliyordu. Bugün ise güvenlik bürokrasisinin sürece daha fazla destek verdiği veya en azından sürecin gerekliliği konusunda daha net bir pozisyonda olduğu görülüyor. Bu önemli bir fark. Çünkü geçmişte süreci sadece siyasi irade yürütmeye çalışıyordu ve devletin bazı kesimlerinde ciddi bir direnç vardı." TBMM Komisyon raporları ve eksik bırakılan temel haklar TBMM’deki komisyon raporları ve partilerin hazırladığı metinleri değerlendiren Bilgen, raporda Şeyh Sait’ten Cumhuriyet döneminin kırılmalarına kadar uzanan tarihi bir arka plan bulunduğunu, ancak asıl meselenin yeterince açık konulmadığını ifade etti: "Fakat bana göre asıl mesele yeterince açık biçimde ortaya konulmuyor. Kürt meselesinin temelinde bir halkın kimliğinin, dilinin ve kültürel haklarının tanınmasıyla ilgili sorunlar var. Bunların raporda yeterince kapsamlı şekilde ele alındığını düşünmüyorum. Örneğin anadilde eğitim meselesi, kültürel haklar, özgürlükler ve demokratikleşme boyutu daha kapsamlı tartışılmalıydı. Sadece günü kurtaracak bir çözümle yetinmemek gerekiyor. Kürt meselesini Türkiye’nin genel demokratikleşmesinden ayrı düşünmemek lazım." "Önce silah mı, önce demokrasi mi?" ikilemi Geçmişte yaşanan hataların tekrarlanmaması için iki farklı yaklaşımın çarpıştığını belirten Bilgen, bugünkü stratejinin izlediği yolu şu sözlerle değerlendirdi: "Bir kesim 'Önce demokrasi, sonra silah bırakma' diyor. Diğer yaklaşım ise 'Silah varken demokratikleşmeyi ve insan haklarını konuşmak zor' diyor. Bugünkü süreç daha çok ikinci yaklaşım üzerinden ilerliyor. Yani silahların devreden çıkarılması, silahlı çatışmanın sona erdirilmesi ve ondan sonra demokratikleşme, insan hakları ve özgürlüklerin daha kapsamlı biçimde konuşulması... Silahların tamamen devreden çıkması halinde artık Türkiye’nin demokratikleşmesi, anayasa, yönetim modeli, dil ve eğitim gibi bütün meselelerin demokratik zeminde konuşulmasının önünde daha az engel kalacaktır." Abdullah Öcalan ve Selahattin Demirtaş’ın rolleri Abdullah Öcalan’ın silahlı mücadelenin bir yöntem olarak sürdürülemeyeceği noktasında olduğunu belirten Bilgen, Öcalan ile Selahattin Demirtaş’ın rollerinin kesinlikle birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı: "Öcalan’ın konumu ile Demirtaş’ın konumunu birbirinden ayırmak gerekiyor. Öcalan’ın doğrudan muhataplığı silah bırakma ve silahlı yapının tasfiyesi meselesinde daha belirgin. Demirtaş’ın rolü ise daha çok toplumsal ikna, demokratik siyasetin güçlendirilmesi ve toplumun sürece katılması bakımından değerlendirilebilir. Demirtaş’ın katkısını sadece silah bırakma meselesine indirgememek gerekir. Çünkü Kürt toplumu bir siyasi partiye veya tek bir örgüte indirgenebilecek bir yapı değil." Alphan’ın gündeme getirdiği Demirtaş’ın hukuki süreçleri bağlamında Bilgen, Demirtaş’ın istinaf kararlarını beklemek yerine uluslararası mekanizmalarla, özellikle AİHM eksenli bir demokratik güvenceyle tahliye olmayı hedeflediğini vurguladı. "Kürt sosyolojisi siyasetin çok ilerisinde" Kürt toplumunun coğrafi ve sosyolojik olarak çok büyük bir dönüşüm geçirdiğine dikkat çeken Bilgen, mevcut siyasetin bu yapının gerisinde kaldığını belirtti: "Kürt sosyolojisi siyasetin çok ilerisinde. Siyaset onun gerisinde kalmış durumda. Kürtlerin toplumsal varlığı artık sadece Diyarbakır’la veya bölge illeriyle sınırlı değil. İstanbul’da, İzmir’de, Antalya’da, Ege’de ve Türkiye’nin çok farklı yerlerinde ciddi bir Kürt nüfusu ve toplumsal yapı var. Dolayısıyla Kürt toplumunu sadece silahlı örgüt üzerinden okumak artık mümkün değil. Parlamentoda, belediyelerde ve toplumun farklı alanlarında Kürtlerin siyasi ve sosyal temsili var. Silahların devreden çıkması halinde bu sosyolojinin kendisini daha rahat biçimde siyaset üzerinden ifade etmesinin önü açılabilir." Tarihsel yüzleşme ve travmaların aşılması Sürecin sadece idari ve hukuki adımlarla tamamlanamayacağını, toplumsal yüzleşmenin şart olduğunu belirten Ayhan Bilgen, sözlerini şu vurguyla tamamladı: "Bunu değerlendirirken o dönemin koşullarını göz ardı etmemek gerekir. Bir halkın kendisini yok sayılmış, tanınmamış veya haklarından mahrum bırakılmış hissettiği dönemleri anlamadan silahlı mücadelenin ortaya çıkışını da anlayamazsınız. Ama bugün geldiğimiz noktada silahla ilgili faslı yüzleşmeyle aşmanız gerekiyor. Hem devletin hem örgütün hem de siyasetin geçmişle yüzleşmesi lazım. Bu yüzleşme yeni bir çatışma üretmemeli. Geçmişte yaşanan acıları kabul ederken geleceği geçmişteki çatışmanın içine hapsetmemek gerekiyor. Bütün tarafların kendi sorumluluklarıyla yüzleşebilmesi önemli. Çünkü yeni bir dönem ancak geçmişle hesaplaşmayı yeni bir kavganın nedeni haline getirmeden mümkün olabilir." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Newsweek röportajı: "İsrail'de Türkiye'yi tehdit kaynağı gösteren bir söylem körükleniyor" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Newsweek röportajı: "İsrail'de Türkiye'yi tehdit kaynağı gösteren bir söylem körükleniyor"

ABD’de yayın yapan Newsweek dergisinin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; Suriye’den "Terörsüz Türkiye" sürecine, Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan İsrail ile ilişkilere kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Suriye’nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve toplumsal birliğinin korunması gerektiğini belirten Erdoğan, ülkedeki tüm silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesinin zaruri olduğunu kaydetti. "Terörsüz Türkiye stratejik bir hedeftir" "Terörsüz Türkiye" sürecinin Türkiye açısından bir takvim meselesinden öte stratejik bir hedef olduğunu belirten Erdoğan, PKK’nın fesih ve silah bırakma yönündeki kararlarının önemli bir eşik olduğunu söyledi. Asıl önemli olanın alınan kararların sahada eksiksiz uygulanması olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Örgütün bütün unsurlarıyla silah bırakması, illegal yapının tasfiye edilmesi ve bu sürecin devletimizin ilgili kurumlarınca tespit ve teyit edilmesi gerekiyor" dedi. Suriye’deki gelişmeleri de aynı anlayışla takip ettiklerini belirten Erdoğan, "Bu sürecin eşit vatandaşlık temelinde ilerlemesini, Kürtler dahil bütün Suriye halkının kendisini daha emniyetli, daha özgür ve daha müreffeh hissedeceği bir düzenin kurulmasını destekliyoruz. Suriye’nin birliği güçlendikçe bölgemizin güvenliği de güçlenecektir" değerlendirmesinde bulundu. İran’daki gelişmeler sırasında PKK/PJAK’ın ortaya çıkan şartlardan yararlanma girişimlerini de yakından takip ettiklerini söyleyen Erdoğan, etnik ve mezhebi fay hatlarının harekete geçirilmesinin uzun süreli istikrarsızlığa yol açabileceğini ifade ederek, "Kürtler, bizim kardeşlerimiz. Bin yıldır beraber, iç içe yaşıyoruz" dedi ve Türkiye’nin ölçüsünün etnik kimlik değil, terör, şiddet ve milli güvenliğe yönelik tehditler olduğunu belirtti. Rusya-Ukrayna Savaşı ve Mekke Ortak Savunma Anlaşması Rusya-Ukrayna Savaşı'nın daha geniş bir coğrafyaya yayılma riskini göz ardı etmediklerini dile getiren Erdoğan, Türkiye’nin önceliğinin savaşın yeni ülkelere sıçramasını önlemek olduğunu söyledi. Gerekli siyasi iradenin ortaya konulması durumunda Türkiye’nin yeniden müzakere masasının kurulmasına ve barışın önünün açılmasına katkı sağlamaya hazır olduğunu vurgulayan Erdoğan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin ise, "Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı İran’a, İsrail’e veya herhangi bir üçüncü ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olarak değerlendirmek doğru olmaz. Bu anlaşma daha güvenli, barışçıl ve müreffeh bir geleceğin inşası için üstlendiğimiz müşterek sorumluluğun bir ifadesidir" ifadelerini kullandı. "İsrail'de Türkiye'yi tehdit kaynağı sunmaya dönük söylem körükleniyor" İsrail yönetimiyle birçok konuda ciddi görüş ayrılıkları bulunduğunu belirten Erdoğan, son dönemde İsrail’de Türkiye’ye yönelik söylemlere değinerek, "Son dönemde İsrail’de Türkiye’yi yeni bir tehdit kaynağı olarak sunmaya dönük hatalı bir söylem körükleniyor. Bu söylemin İsrail’deki iç siyasi süreç ve seçim atmosferiyle bağlantılı olduğunu değerlendiriyoruz" dedi. Türkiye’nin İsrail halkıyla veya herhangi bir toplumla husumeti olmadığını ifade eden Erdoğan, "İtirazımız, uluslararası hukuka aykırı gördüğümüz politikalara ve bölgemizde istikrarsızlığı derinleştiren adımlaradır" şeklinde konuştu. İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırıları ve Yunanistan ile yaptığı savunma anlaşmasına ilişkin de soruyu yanıtlayan Erdoğan, Türkiye’nin dış politikasını kaçınılmaz savaş senaryoları üzerinden kurmadığını belirtti. Erdoğan, "İsrail’in uluslararası hukuku ve yerleşik kuralları hiçe sayan saldırıları, Suriye’nin egemenliğine açıkça zarar veriyor ve bölgede istikrarın tesisini güçleştiriyor" diyerek, varsayımsal bir askeri çatışmanın sonuçlarını tartışmak yerine böyle bir ihtimalin ortaya çıkmasını önleyecek diplomasiye yoğunlaşmanın daha doğru olacağını vurguladı. ABD ile ilişkilere de değinen Erdoğan, Washington’daki muhataplarının ABD yönetimi olduğunu ve Başkan Donald Trump ile doğrudan görüştüklerini kaydetti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

MSB'den Yunanistan'a : "Patriot sistemlerinin Girit'e taşınması olumlu bir adım" Haber

MSB'den Yunanistan'a : "Patriot sistemlerinin Girit'e taşınması olumlu bir adım"

MSB'den Suriye ve SDG değerlendirmesi Milli Savunma Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen haftalık bilgilendirme toplantısında, bölgedeki sıcak gelişmeler ve dış politika başlıkları ele alındı. Toplantıda, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) silah bırakma kararı “önemli gelişme” olarak değerlendirilirken, ülkenin geleceği açısından “tek ordu” yapısının altı çizildi. Açıklamada, gayriaskerî statüdeki adaların hukuki durumunun 1923 Lozan ve 1947 Paris Barış Antlaşmaları ile net bir şekilde hükme bağlandığı hatırlatıldı. Yunanistan'ın bu statüdeki adaları antlaşmalara aykırı biçimde silahlandırmasının hukuka aykırı olduğu yinelenirken, bu tür uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiği vurgulandı. Bununla birlikte, Patriot Hava Savunma Sistemleri'nin Kerpe Adası'ndan Girit'e nakledilmesi kararı, mevcut yanlış uygulamalardan geri dönülmesi yönünde olumlu bir adım olarak karşılandı. Türkiye'nin bölgedeki barış ile istikrarı pekiştirecek, uluslararası hukuka ve uluslararası antlaşmalardan doğan taahhütlere uyumlu her türlü yapıcı adımı desteklemeye devam edeceği bildirildi. Rodos'ta İHA üssü iddialarına sert uyarı Bakanlık açıklamasında ayrıca Rodos Adası'nın statüsüne ve olası askeri girişimlere de dikkat çekildi. Rodos'un gayriaskerî statüsünün uluslararası antlaşmalarla bağlayıcı şekilde belirlendiğine işaret edilerek şu ifadelere yer verildi: "Rodos Adası’nın gayriaskerî statüsü, uluslararası antlaşmalarla açık ve bağlayıcı şekilde düzenlenmiştir. Bu statüyü ihlal edecek her türlü girişim, Yunanistan’ın uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülükleriyle bağdaşmamaktadır. Bu çerçevede, Rodos’ta İHA üssü kurulmasına yönelik muhtemel bir adımın, Adanın gayriaskerî statüsünün ihlali anlamına geleceği gibi Ege’de barış ve istikrara, ayrıca iyi komşuluk ilişkilerine zarar vereceği açıktır. Türkiye, uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumaya ve bu doğrultuda gerekli tedbirleri almaya devam edecektir." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

"Terörsüz Türkiye" sürecinde ilk adım: Takip, Koordinasyon ve Uygulama Kurulu toplandı Haber

"Terörsüz Türkiye" sürecinde ilk adım: Takip, Koordinasyon ve Uygulama Kurulu toplandı

İlk toplantıda silah bırakma ve fesih süreci masada "Terörsüz Türkiye" sürecinin takibini yürütecek olan Takip ve Değerlendirme Kurulu, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde toplandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki toplantıda, kurulun çalışma usul ve esasları ile silah bırakma ve fesih sürecinin ihtiyaçlarına yönelik oluşturulması planlanan alt komisyonlar ele alındı. Kurulda ayrıca ilgili kurumlar arasındaki koordinasyonu gerektiren başlıklar da detaylı şekilde değerlendirildi. Toplantıda yer alan isimler arasında Adalet Bakanı Akın Gürlek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve MGK Genel Sekreteri Okay Memiş bulunuyor. Alt komisyonlar ve silah teslim mekanizması İhtiyaç duyulması halinde alt komisyonlar kurabilecek olan yapı; bakanlıklar, kurum temsilcileri ve gerekli görülen kişileri toplantılarına dahil edebilecek. Sürecin en kritik ayağını ise PKK/KCK'nın silah bırakması ve fiilî varlığını sona erdirmesine ilişkin adımlar oluşturuyor. Planlanan ilk alt komisyonun, silahların teslim edilmesi ve sahadaki doğrulama mekanizmasına odaklanacağı belirtiliyor. Kurul; silahların nerede, hangi takvim ve yöntemle teslim edileceğini takip edecek. Adli işlemler için ise Adalet Bakanlığı yetkilileri ile hâkim ve savcıların katkı sağlayacağı ayrı bir yapı oluşturularak, teslim olan örgüt mensuplarının dosyalarının hukuki statülerine göre sınıflandırılması hedefleniyor. Meclis bilgilendirilecek ve MGK süreci işletilecek Cevdet Yılmaz'ın da aralarında bulunduğu 8 üyeden oluşan kurul, yürüttüğü çalışmalara ilişkin TBMM'yi düzenli olarak bilgilendirecek. Ayrıca TBMM Başkanlığı tarafından da faaliyetleri izlemek amacıyla bir İzleme Komisyonu kurulacak. Terör örgütü mensuplarının silahlarını bırakıp bırakmadığı kurul tarafından teyit edildikten sonra hazırlanan raporlar Millî Güvenlik Kurulu'na (MGK) sunulacak. Tehdidin ortadan kalkıp kalkmadığına ilişkin nihai karar MGK tarafından ilan edilecek. Bu kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasının ardından, yasa hükümlerinden yararlanmak isteyen örgüt mensupları için 6 aylık başvuru süresi başlayacak. Bu süreçte örgütün Kandil dahil mağara ve kamplarını boşaltması, drone ve haberleşme araçları dâhil tüm silahlarını teslim etmesi gerekecek. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

MHP Lideri Bahçeli'den çağrı: "Öcalan’ın sürece katkısı için şartlar oluşturulmalı" Haber

MHP Lideri Bahçeli'den çağrı: "Öcalan’ın sürece katkısı için şartlar oluşturulmalı"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkgün gazetesine verdiği mülakatta "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda Türkiye'nin gündemindeki kritik konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Kanun af süzenlemesi değil" Meclis'te 467 oyla kabul edilen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" hakkında bilgi veren Bahçeli, düzenlemenin bir af niteliği taşımadığını vurguladı. Bahçeli, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun; mahkûmiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu sona erdiren bir düzenleme niteliğinde değildir. Devam eden soruşturma ve kovuşturma süreçleri ile kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri bütün hukuki sonuçlarıyla varlığını koruyacak, suçun vasfına, mahkûmiyet kararına veya ceza sorumluluğuna ilişkin herhangi bir değişiklik olmayacaktır" açıklamasını yaptı. "Silah bırakma ön şart" Sürecin başarılı olması için terör örgütünün atması gereken adımlara değinen MHP lideri, "Oluşturulmaya çalışılan hukuki zemin, Türkiye’nin terör belasından ilelebet kurtulması hedefinin en önemli dayanaklarından biri olacaktır. Ve kuşkusuz kanunda öngörüldüğü üzere PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son vermesi ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim etmesi ön şarttır" ifadelerini kullandı. AİHM kararları ve yeni safha Yeni sürecin sadece bir başlangıç olduğunu belirten Bahçeli, tartışmalı konularda esnek bir tutum sergileyebileceklerinin sinyalini verdi: "Bununla birlikte, kanunun kabulüyle ulaşılan merhale bir nihayet değil, hukuki ve idari bakımdan yapılması lazım gelen düzenlemeler için yeni bir safhanın başlangıcı olacak, bu kapsamda AİHM kararlarının uygulanması dahil tartışmalı konuların gözden geçirilmesi ve adaletin tesisine ilişkin çalışmaların etkinleştirilmesi gündeme gelebilecektir." "Öcalan'ın sürece katkısı için şartlar oluşturulmalı" Bahçeli, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın sürece katılımı konusunda ise oldukça dikkat çeken şu ifadeleri kullandı: "PKK’nın kurucu önderliği olarak yaptığı ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ ile birlikte PKK’nın fesih ve silah bırakma kararında önemli bir fonksiyon ifa eden Abdullah Öcalan’ın, önümüzdeki dönemde de sürece katkı vermeye devam etmesini mümkün kılacak şartların oluşturulması gerekmektedir." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

"Terörsüz Türkiye" sürecinde MİT sahaya iniyor Haber

"Terörsüz Türkiye" sürecinde MİT sahaya iniyor

Türkiye'nin uzun yıllardır gündeminde yer alan terör meselesinde tarihin en kritik eşiklerinden biri geçiliyor. Çerçeve yasanın TBMM'den geçmesiyle birlikte gözler, terör örgütü PKK'nın tasfiye edilmesine ve silah bırakma süreçlerine çevrildi. Güvenlik kaynaklarından yansıyan bilgilere göre, sürecin operasyonel ve diplomatik adımları büyük bir titizlikle planlandı. Öcalan'ın çağrısı bekleniyordu Süreçteki ilk ve en kritik hamlenin terör örgütü lideri Abdullah Öcalan tarafından yapılması bekleniyor. Öcalan'ın yapacağı çağrının ardından, Türkiye-Irak sınır hattından çekilerek Kandil kamplarına yerleşen örgüt mensuplarının gruplar halinde silah bırakması öngörülüyor. Güvenlik bürokrasisinden aktarılan detaylara göre, mağaraların boşaltılması, mühimmatın teslimi ve lojistik unsurların arındırılması için 1,5 ila 2 aylık sıkı bir takvim işletilecek. 18 kampta 3 Bin 800 mensup Kandil Dağı’nın eteğindeki Bînarê Qendil ile bölgenin batısındaki Kortek, Zergele, Lewce ve Bole gibi barınma alanlarında bulunan 18 farklı kamptaki yaklaşık 3 bin 800 PKK mensubunun, Meclis'in yeni yasama yılına açılacağı 1 Ekim tarihine kadar kademeli olarak silah bırakması hedefleniyor. Süreç tamamen başıboş bırakılmayacak; silah bırakma ve teslim alma işlemleri Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Milli Güvenlik Kurulu (MGK) gözetiminde, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi yetkililerinin de yer alacağı karma bir heyet tarafından yakından izlenecek. Teslim edilecek silahların tek tek envantere kaydedileceği, bu silahlar arasında ise ağırlıklı olarak ABD’nin IŞİD'le mücadele adı altında SDG’ye temin ettiği AT-4 tanksavar füzeleri ile M-4 tipi piyade tüfeklerinin bulunduğu ifade ediliyor. Eylül sonuna kadar tamamlanması öngörülen silah bırakma işlemlerinin ardından MGK'nın yapacağı tespitle birlikte, çerçeve yasanın Ekim ayı itibarıyla bütünüyle hayata geçirilmesi bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.