SON DAKİKA

#Sınır Dışı

HABER DEĞER - Sınır Dışı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sınır Dışı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Avrupa'da Faşizm Hortladı: Almanya'da Aşırı Sağcı AfD Başa Geçti Haber

Avrupa'da Faşizm Hortladı: Almanya'da Aşırı Sağcı AfD Başa Geçti

Göçmen karşıtı ve aşırı sağcı politikalarıyla bilinen Almanya için Alternatif (AfD) partisi, sandıktan yüzde 43,8 gibi rekor bir oy oranıyla birinci parti olarak çıktı. 2021 yılında yapılan seçimlerde oyların yüzde 20,8'ini alan parti, aradan geçen sürede oy oranını iki kattan fazla artırarak Alman siyasetinin merkezine yerleşti. Bu sonuç, kıta genelinde faşizmin ve aşırı sağcı ideolojilerin yeniden hortladığı yönündeki kaygıları en üst seviyeye taşıdı Sandıkta Rekor Katılım ve AfD'nin Yükselişi Eyalet genelinde seçime katılım yüzde 77 gibi yüksek bir oranla gerçekleşirken, 83 sandalyeli eyalet meclisinde AfD 39 milletvekilliği elde etti. Tek başına iktidar için gerekli olan 42 salt çoğunluk sınırını kıl payı kaçıran parti, Magdeburg’deki seçim kutlamalarında büyük bir coşkuyla karşılandı. Partinin 35 yaşındaki liste başı adayı ve sosyal medyada öne çıkan ismi Ulrich Siegmund, sonuçların kesinleşmesinin ardından yaptığı konuşmada, "Bu ülkede tarih yazdık. Halk nihayet siyasi değişim istediğini ve bunu bizimle yapmayı arzuladığını açıkça gösterdi" diyerek bu zaferi 2029 yılındaki federal seçimlerde ulusal iktidara uzanacak yürüyüşün ilk adımı olarak tanımladı. AfD Eş Başkanı Alice Weidel da sonucu "sansasyonel" ve "tarihi bir dönüm noktası" olarak nitelendirdi. CDU'da Ağır Hezimet ve Berlin'e "Güven Oyu" Darbesi Seçim tablosu, başkent Berlin'de ve özellikle Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) cephesinde şok etkisi yarattı. Uzun yıllardır koalisyon ortaklıklarıyla eyaleti yöneten CDU, büyük bir çöküş yaşayarak oyların yalnızca yüzde 17,2’sini alabildi. 2021 seçimlerine kıyasla oyunun neredeyse yarısını kaybeden CDU’da, yaklaşık 83 bin seçmenin tercihini AfD’den yana kullandığı tespit edildi. Siyasi analistler ve Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (DIW) yetkilileri, bu tarihi hezimeti yalnızca yerel bir başarısızlık olarak değil, federal hükümetin ekonomik durgunluk ve reform politikalarına yönelik ağır bir güven oylaması ve sert bir uyarı olarak değerlendiriyor. Hükümet Kurma Belirsizliği AfD her ne kadar sandıktan birinci çıksa da, tek başına mutlak çoğunluğa sahip olmaması ve diğer tüm ana akım siyasi partilerin AfD ile koalisyon yapmayı reddetmesi eyalette derin bir yönetim krizini beraberinde getiriyor. Geleneksel partilerin uyguladığı ve aşırı sağcı yapılarla iş birliğini yasaklayan "güvenlik duvarı" (Brandmauer) politikası, sol popülist Sahra Wagenknecht İttifakı'nın (BSW) yüzde 5,3 oy alarak meclise girmesiyle yeni bir tartışma alanına açıldı. BSW kanadından gelen "AfD'yi tamamen dışlamak antidemokratiktir" yönündeki mesajlar koalisyon senaryolarını bulandırırken, tarafların uzlaşamaması durumunda eyaletin yeniden seçime gitme ihtimali masada duruyor. Göç Karşıtlığı Endişe Verici Boyutta AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki bu devasa sıçramasının arkasında, eyaletteki mevcut hükümetin ekonomi, yaşam pahalılığı ve kamu hizmetlerindeki yetersizliklerinden duyulan derin memnuniyetsizlik yatıyor. Ulrich Siegmund’un "Güzel, eski, güvenli Almanyamı geri istiyorum" sloganıyla yürüttüğü kampanya, halkın yabancı nüfusa, kontrolsüz göçe ve ekonomik durgunluğa olan tepkisini doğrudan sandığa yansıttı. Partinin seçim programında; Alman ulusal kimliğinin korunması, Alman tarihi derslerinin millî değerler ışığında yeniden şekillendirilmesi, çalışmayan veya entegre olmayan göçmenleri hedef alan bir "sınır dışı görev gücü" kurma vaadi, Ukrayna'ya askerî ve malî desteğin kesilmesi ile Euro Bölgesi'nden ayrılma gibi radikal hedefler yer alıyor. Avrupa Genelinde Alarm Zilleri Çalıyor Almanya'nın Doğu eyaletlerinden birinde aşırı sağcı bir siyasi hareketin iktidarın eşiğine gelmesi, komşu ülkelerde de büyük bir rahatsızlık yarattı. Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure ile Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, sandıktan çıkan neticeyi kıta genelinde tırmanan popülist dalgaya karşı son derece kaygı verici bir işaret olarak değerlendirdi. Uzmanlar, Almanya'daki bu kırılmanın izole bir olay olmadığını, Fransa'dan İtalya'ya kadar tüm Avrupa'da benzer faşizan eğilimleri cesaretlendireceğini ve kıta demokrasisini tarihin en çetin sınavlarından biriyle baş başa bıraktığını vurguluyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Eski Bakan'ın soruşturmasında seyis ifade verdi: Öldüğü günü anlattı Haber

Eski Bakan'ın soruşturmasında seyis ifade verdi: Öldüğü günü anlattı

Denizolgun'un ölüm günündeki kronoloji Süleymancı cemaatinin önceki lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Ahmet Arif Denizolgun’un şüpheli ölümüne yönelik yürütülen soruşturmada, 2016 yılındaki dosya detayları gün yüzüne çıktı. Dosyadaki ifadelere göre Denizolgun, 6 Eylül 2016 tarihinde saat 15.00 sıralarında İstanbul Beykoz'daki çiftliğine geldi. Yaklaşık 2 saat at binen Denizolgun, ardından çiftlik evine geçerek bir daha dışarı çıkmadı. Bu sırada tesiste yalnızca Türkmenistan uyruklu seyis Rıfat Kadirov bulunuyordu. Kadirov, olaydan bir gün sonra saat 20.00 sıralarında uzun süredir evden çıkmayan Denizolgun’u kontrol etmek için eve girdiğini belirtti. Kadirov, savcılık ifadesinde o anları şu sözlerle anlattı: "Denizolgun kanepede hareketsizdi. Oturur vaziyetteydi, hafif geri kaymıştı. Sağ elinden kontrol ettim, nabız yoktu. Korkudan yüzüne bakamadım." Kadirov'un durumu şoför Murat Bayrak’a bildirmesi üzerine Bayrak ve ev işlerinde yardımcı Mehmet Soygel çiftliğe geldi. İkilinin ulaştığı Denizolgun’un yeğeni Hilmi Tuna Kuriş ise olay yerine merhumun özel doktoru olduğu belirtilen Nurettin Demirkol ile birlikte intikal etti. Resmi makamlara ise olaydan yaklaşık 4 saat sonra bilgi verildiği kayıtlara geçti. Seyis Rıfat Kadirov'un geçmişi Soruşturmanın ilk aşamasında tek şüpheli sıfatıyla yer alan seyis Rıfat Kadirov’un ülkedeki hareketliliği de dosyada yer aldı. Hürriyet'in edindiği bilgilere göre Kadirov, Türkiye’ye ilk resmi girişini 6 Şubat 2013’te Atatürk Havalimanı’ndan yaptı ve aynı yılın kasım ayında çıkış yaptı. Daha sonra yasal olmayan yollarla ülkeye tekrar girerek Denizolgun’un çiftliğinde çalışmaya başlayan Kadirov hakkında, 2016'daki soruşturma sürecinde kaçak durumda olduğu belirlendiği için 19 Eylül 2016'da İstanbul Valiliği tarafından sınır dışı kararı alındı. Kayıtlara göre 2020 yılında Kayseri’de yeniden ortaya çıkan Kadirov, 25 Şubat 2020’de idari gözetim altına alındı ancak pandemi dönemi gerekçesiyle 23 Mart 2020’de serbest bırakıldı. Son olarak 30 Ocak 2023’te İstanbul Havalimanı’ndan yurt dışına çıktığı tespit edilen Kadirov hakkında, 30 Ocak 2028’e kadar Türkiye’ye giriş yasağı bulunduğu belirlendi. Dönemin Adli Tıp Kurumu raporunda "travmatik olmayan beyin kanaması" tespiti yer alması üzerine savcılık 31 Ekim 2016'da takipsizlik kararı vermişti. Doktor Nurettin Demirkol tutuklandı Denizolgun’un şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen yeni soruşturmada "yalan tanıklık" suçlamasıyla gözaltına alınan doktor Nurettin Demirkol, sevk edildiği nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı. Demirkol’un 26 Ağustos’ta verdiği ifadede 10 yıl önceki acil ihbarı kimin yaptığını bilmediğini iddia ettiği, ancak 155 Acil Çağrı tutanaklarında arayan kişinin bizzat Demirkol olduğunun belirlendiği kaydedildi. Demirkol’un olay tarihinde operatöre hastasının aniden hayat kaybettiğini ve ağzından kan geldiğini söylediği, ancak yıllar sonra verdiği tanık ifadesinde Denizolgun’un özel doktoru olmadığını, kendisini hastanede birkaç kez muayene ettiğini ve ağzında kan görmediğini öne sürdüğü aktarıldı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İçişleri Bakanlığı'ndan vatandaşlık operasyonu: Binlerce kişi sistemden silindi Haber

İçişleri Bakanlığı'ndan vatandaşlık operasyonu: Binlerce kişi sistemden silindi

İçişleri Bakanlığı, sahte ekspertiz raporlarıyla usulsüz yoldan Türk vatandaşlığı temin edildiği iddialarına yönelik yürütülen soruşturmanın ardından detaylı bir bilgilendirme metni paylaştı. Yapılan kapsamlı incelemeler neticesinde binlerce kişinin vatandaşlık bağının koparıldığı açıklandı. Şebeke çökertildi, operasyonun detayları paylaşıldı Güvenlik güçleri tarafından 16 ilde düzenlenen baskınlarda, sahte gayrimenkul değerleme raporları düzenleyerek yabancılara haksız yere vatandaşlık kazandıran bir şebeke hedef alınmış ve 72 şüpheli gözaltına alınmıştı. Bu operasyonun ardından yayımlanan raporda, yatırım yoluyla vatandaşlık hakkı kazanma süreçlerinin 5901 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatlar çerçevesinde yürütüldüğü hatırlatıldı. Sahte raporlar ve güvenlik gerekçesiyle geri alımlar Yatırım amaçlı gayrimenkul alımlarında ekspertiz raporlarının önceden SPK lisanslı firmalarca hazırlandığı, 2024 yılından itibaren ise sürecin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bünyesindeki GEDAŞ koordinesinde yürütüldüğü ifade edildi. Emniyet ve MİT taramalarından geçerek onay alan başvuruların, daha sonra yapılan denetimlerde mercek altına alındığı bildirildi. Bakanlığın paylaştığı verilere göre gerçeğe aykırı ekspertiz raporlarıyla işlem yaptığı kanıtlanan 1.150 yatırımcının uygunluk belgesi yırtılıp atıldı; bu kişilerin aile bireyleriyle birlikte toplam 5.391 kişinin vatandaşlığı düşürüldü. Vatandaşlık aldıktan sonra milli güvenlik ve kamu düzeni açısından tehdit oluşturduğu belirlenen 263 yatırımcı ile beraberindeki 743 kişinin hakkı geri alındı. Toplamda 1.413 ana yatırımcı ve bu kişilerin aileleri dahil olmak üzere 6.134 kişinin vatandaşlık kararı iptal edilerek pasifize edildi. Son dönemdeki ek iptaller Bakanlık ayrıca 11 Şubat 2026 tarihinden bu yana yürütülen ilave tahkikatlarda da usulsüzlükler yakalandığını duyurdu. Bu doğrultuda, uygunluk belgesi geçersiz sayılan 443 yatırımcı ile aile fertlerinden oluşan 1.358 kişinin kaydı silindi; ayrıca 7 kişi de doğrudan milli güvenlik gerekçesiyle sınır dışı ve iptal süreçlerine dahil edildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Meksika'dan ABD'nin göçmen uygulamalarına tepki sürüyor Haber

Meksika'dan ABD'nin göçmen uygulamalarına tepki sürüyor

Perşembe günü düzenlediği basın toplantısında konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sheinbaum, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi'nin operasyonları ve gözaltı merkezlerinde 10'dan fazla Meksika vatandaşının hayatını kaybettiğini hatırlattı. Sheinbaum, bu konuyu uygun bir zamanda ABD tarafıyla gündeme getireceğini belirtti. "Düzensiz göçmenlik suç değildir" Göçmenlerin insan haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Sheinbaum, idari sorunlar yaşayan göçmenler ile suç işleyen kişilerin birbirinden ayrılması gerektiğini savundu. Sheinbaum, "Suç işleyen kişinin bunun yasal sonuçlarına katlanması gerektiğini dile getiren Sheinbaum, düzensiz göçmenlik statüsünün ise suç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti" şeklinde ifade etti. Ayrıca sınır dışı işlemlerinin insan hakları çerçevesinde yürütülmesinin önemine dikkat çekti. Hukuki girişimler başlatıldı Bir göçmenlik operasyonu sırasında yaşanan ölümlü kazayı doğrulayan Devlet Başkanı, Meksika Dışişleri Bakanı Roberto Velasco'nun konuyla ilgili olarak ABD'li yetkililerle temas halinde olduğunu belirtti. Sheinbaum, "Meksika Dışişleri Bakanı Roberto Velasco'nun, ABD'nin Meksika Büyükelçisi Ronald Johnson ve ABD Dışişleri Bakanlığı'nın diğer yetkilileriyle Meksika'nın konuya ilişkin hukuki girişimleri ve bu girişimlerin gerekçeleri hakkında görüştüğünü" söyledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Almanya'da CDU üyesinden Nazi ruhunu çağrıştıran insanlık dışı ifadeler Haber

Almanya'da CDU üyesinden Nazi ruhunu çağrıştıran insanlık dışı ifadeler

Partisi, söz konusu üye hakkında suç duyurusunda bulunarak ihraç sürecini başlattı. "Gazla öldürmek isterdim" Paylaştığı videoda Müslümanlara yönelik ağır nefret söylemlerinde bulunan CDU üyesi, "Yüksek mevkiye geldiğimde hepsini sınır dışı edeceğim. Aslında onları öldürtmeyi isterdim. Yani gazla öldürmek gibi" şeklinde ifadeler kullandı. Skandal videonun devamında, "Eskiden Yahudileri gazla öldürdük. Şimdi de Müslümanları gazla öldürüyoruz. Buna ne dersin?" diyerek tarihin en karanlık dönemine atıfta bulunan şahıs, uyarılar karşısında ise "Bunu yapabilirim. Umurumda değil. Ne istersem onu yaparım" cevabını verdi. Partiden sert tepki ve suç duyurusu CDU Krefeld Bölge Teşkilatı, olayın duyulmasının ardından yaptığı açıklamada söz konusu ifadelerin "her bakımdan insanlık dışı" olduğunu ve partinin temel değerleriyle taban tabana zıt olduğunu vurguladı. CDU Krefeld Bölge Başkanı Christofer Schiffer, şoke olduklarını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Bugün polise suç duyurusunda bulunduk ve olayın aydınlatılması için soruşturma yapan makamlarla tam bir işbirliği içindeyiz." İhraç süreci başlatıldı Olayın sosyal medyada bir influencer tarafından deşifre edilmesinin ardından hızlı hareket eden CDU, söz konusu üyenin açıklamalarına derhal mesafe koyduğunu duyurdu. CDU Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Teşkilatı tarafından yapılan açıklamada, partinin bir üyesinin bu "iğrenç ve insanlık dışı" ifadelerinin en şiddetli şekilde kınandığı belirtilerek, şahsın partiden ihraç işlemlerinin başlatıldığı bilgisi paylaşıldı. haberdeger.com Dünya • Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İstanbul merkezli fuhuş operasyonu: 4 ilde 14 gözaltı, 52 kadın kurtarıldı Haber

İstanbul merkezli fuhuş operasyonu: 4 ilde 14 gözaltı, 52 kadın kurtarıldı

İstanbul merkezli olarak 4 ilde düzenlenen geniş çaplı operasyonda, organize şekilde fuhuş yaptırdığı belirlenen bir çeteye darbe vuruldu. Emniyet birimlerinin uzun süredir yürüttüğü çalışma sonucunda 14 şüpheli gözaltına alındı. 4 aylık takip sonucu operasyon İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, mobil uygulamalar üzerinden kadınların ev ve otellere yönlendirildiği ihbarı üzerine harekete geçti. Yaklaşık 4 ay süren teknik ve fiziki takip sonucunda şüphelilerin kimlikleri ve çalışma yöntemi deşifre edildi. 52 kadın kurtarıldı Operasyon kapsamında fuhuş yaptırıldığı belirlenen 52 kadın emniyet ekiplerince kurtarıldı. Kadınların ifadeleri alınmak üzere ilgili birimlere götürüldüğü öğrenildi. 15 milyon liralık para trafiği Soruşturma dosyasına giren bilgilere göre, çete üyelerinin elde ettikleri gelirleri farklı banka hesapları üzerinden dolaştırarak izlerini gizlemeye çalıştıkları tespit edildi. Şüphelilerin son 1 yıl içerisinde yaklaşık 15 milyon liralık işlem hacmine ulaştığı belirlendi. 4 ilde eş zamanlı baskın Operasyon, İstanbul’un Büyükçekmece, Silivri, Beylikdüzü ve Küçükçekmece ilçeleri ile birlikte Ankara, Samsun ve Diyarbakır’da toplam 14 adrese eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Çok sayıda delil ele geçirildi Adreslerde yapılan aramalarda: 16 cep telefonu14 SIM kart1 tablet980 dolar ve 105 euro43 gram altınUyuşturucu maddeler ve ekipmanlar ele geçirildi. Ayrıca kadınlara ait bilgilerin bulunduğu ajandalar da soruşturma dosyasına dahil edildi. 7 tutuklama, 7 adli kontrol Gözaltına alınan 14 şüpheliden 7’si çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, diğer 7 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi. Yabancı uyruklu kadınların ise işlemlerinin ardından sınır dışı edilmek üzere ilgili birimlere teslim edildiği bildirildi. Soruşturma sürüyor Yetkililer, organizasyonun bağlantılarına yönelik soruşturmanın genişletilerek sürdürüldüğünü açıkladı. Uzmanlara göre bu tür operasyonlar, organize suç ağlarının çözülmesinde kritik rol oynarken, insan ticareti ve zorla çalıştırma gibi suçların da ortaya çıkarılmasını sağlıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Işın Karaca: İzmir Marşı yüzünden deport edildim Haber

Işın Karaca: İzmir Marşı yüzünden deport edildim

Ünlü şarkıcı Işın Karaca, ailesiyle birlikte tatil için gittiği Atina’da ülkeye girişinin reddedildiğini duyurdu. Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Karaca, Yunanistan’a alınmadığını ve deport edildiğini ifade etti. Olayın, 2024 yılında Gümülcine’de söylediği marşlarla bağlantılı olduğunu iddia etti. Girişim reddedildi, sebep söylediklerim Karaca, sosyal medya paylaşımında elindeki belgeleri göstererek yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: Atina’ya girişinin reddedildiğini belirten sanatçı, gerekçe olarak daha önce seslendirdiği “Ne Mutlu Türküm Diyene” ve “İzmir’in Dağlarında Çiçekler Açar” marşlarının gösterildiğini söyledi. Bu durumun “milli mesele” olarak değerlendirildiğini aktaran Karaca, uygulamayı “hayatında gördüğü en saçma muamele” olarak nitelendirdi. Ailesi geçti, kendisi sınır dışı edildi Şarkıcı, eşi ve kızının ülkeye giriş yapabildiğini ancak kendisinin deport edildiğini belirtti. Saatlerce bekletildiğini ifade eden Karaca, yaşadığı süreçte temel ihtiyaçlarının dahi karşılanmadığını dile getirdi. Paylaşımında “Bir bardak su veren yok” sözleriyle tepkisini ortaya koydu. Ülkeme dönmek istiyorum” diyerek yardım istedi Yaşadığı gelişmelerin ardından Türkiye’ye dönüş için uçak bileti bulmakta zorlandığını söyleyen Karaca, bir paylaşımında duygusal anlar yaşadı. Sesi titreyerek yaptığı çağrıda, yetkililere ve havayolu firmalarına seslenen sanatçı, “Ülkeme dönmek istiyorum” ifadelerini kullandı. Olay sosyal medyada gündem oldu Işın Karaca’nın açıklamaları kısa sürede sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Yurttaşlar, yaşananlara tepki gösterirken olayın diplomatik ve hukuki boyutuna ilişkin tartışmalar da gündeme geldi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ABD’deki Rümeysa Öztürk davası: Delilsiz sınır dışı kararı verildi Haber

ABD’deki Rümeysa Öztürk davası: Delilsiz sınır dışı kararı verildi

ABD’de Massachusetts’te görülen davada kamuoyuna açıklanan mahkeme belgeleri, Türk öğrenci Rümeysa Öztürk hakkında sınır dışı tavsiyesinin somut delillere dayanmadığını ortaya koydu. ABD’nin Massachusetts eyaletindeki federal mahkemenin açıkladığı dosyalarda, İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) tarafından hazırlanarak ABD Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen yazışmalar yer aldı. Belgelerde, Rümeysa Öztürk’ün yanı sıra Mahmud Halil, Muhsin Mahdavi, Bedir Han Suri ve Yunseo Chung’un sınır dışı edilmesine yönelik resmi tavsiyeler bulunduğu görüldü. Mahkeme dosyalarına göre, tamamı yasal olarak ABD’de bulunan bu öğrenciler hakkında alınan yakalama ve sınır dışı kararları, üniversite kampüslerinde Filistin’e destek gösterilerine katılmaları ve bu eylemlere ilişkin mesajlar paylaşmaları gerekçe gösterilerek hazırlandı. Ancak belgelerde, bu faaliyetlerin ABD Anayasası kapsamında ifade özgürlüğü alanına girdiği ve bu nedenle mahkemenin sınır dışı işlemlerine itiraz edebileceği uyarısı da yer aldı. Beyaz Saray yönetimi söz konusu eylemleri “antisemitik” olarak nitelendirip terör örgütlerine destek iddiasında bulunurken, dosyalarda Rümeysa Öztürk’ün antisemitik faaliyetlerde bulunduğuna ya da herhangi bir terör örgütünü desteklediğine dair kanıt olmadığı açıkça ifade edildi. Türk öğrenci hakkında hazırlanan belgelerde, Öztürk’ün üniversitedeki öğrenci gazetesi The Tufts Daily’de ortak yazarı olduğu bir makaleye odaklanıldığı aktarıldı. Söz konusu yazıda, üniversite yönetimine İsrailli şirketlere yönelik yatırımların durdurulması ve Filistin’e yönelik uygulamaların tanınması çağrısı yapıldığı belirtildi. Bu makaleye atıf yapan bir notun da vize işlemlerini yürüten Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Bürosu’na gönderildiği kaydedildi. Dosyalarda ayrıca DHS, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ve İç Güvenlik Soruşturmaları (HSI) tarafından sağlanan bilgilerin, Öztürk’ün vize almaya uygun olmadığına dair yeterli kanıt sunmadığına dikkat çekildi. Buna rağmen “tüm koşullar göz önünde bulundurulduğunda” vizesinin iptal edilmesinin tavsiye edildiği ifade edildi. Rümeysa Öztürk, geçen yıl 25 Mart’ta ICE’ye bağlı, yüzleri maskeli altı görevli tarafından sokakta gözaltına alınmıştı. Marco Rubio, öğrencinin vizesinin iptal edildiğini ve sınır dışı edileceğini açıklamıştı. Ancak federal yargıç Denise Casper, sınır dışı işlemini durdurma kararı vermişti. Mahkemenin talebi üzerine Mayıs 2025’te serbest bırakılan Öztürk’ün hukuki sürecinin halen devam ettiği bildirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ABD’de hukuk zaferi: Rümeysa Öztürk’ün iptal edilen öğrenci statüsü geri verilecek! Haber

ABD’de hukuk zaferi: Rümeysa Öztürk’ün iptal edilen öğrenci statüsü geri verilecek!

Mahkeme ICE kararını "keyfi" buldu Federal yargıç Denise Casper, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi'nin (ICE) işlemini sert bir dille eleştirdi. Mahkeme, statü iptali sırasında muhtemelen hukuka aykırı davranıldığını belirterek, Öztürk'ün bu eylemin "keyfi ve tutarsız" olduğuna yönelik savunmasının haklılık payının yüksek olduğuna kanaat getirdi. Yargıç Casper, yetkililere Öztürk'ün SEVIS'teki statüsünü, gözaltına alındığı 25 Mart tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde yeniden işlemeleri talimatını verdi. "Eğitim haklarım gerekçesiz reddedildi" Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) aracılığıyla kararı değerlendiren Rümeysa Öztürk, adalet yerini bulduğu için minnettar olduğunu ifade etti. Ancak doktora çalışmalarının son yılındaki bir akademisyen olarak yaşadığı mağduriyete dikkat çeken Öztürk, "Bir kadın ve akademisyen olarak, gerekçesiz yere reddedilen eğitim haklarım için hala büyük üzüntü duyuyorum" açıklamasında bulundu. SEVIS kaydı silinince ne oluyor? ICE tarafından yönetilen ve ABD'deki yabancı öğrencilerin takibi için kullanılan federal veri tabanı SEVIS'ten (Öğrenci ve Değişim Ziyaretçi Bilgi Sistemi) kaydın silinmesi, öğrenciler için hayati sonuçlar doğuruyor. Kaydı silinen bir öğrencinin herhangi bir işte çalışması engellenirken, ülkedeki yasal varlığı da tehlikeye giriyor ve sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.