SON DAKİKA

#Şirketler

HABER DEĞER - Şirketler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şirketler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Alihan Kuriş 3'üncü dalga operasyonunda 54 gözaltı Haber

Alihan Kuriş 3'üncü dalga operasyonunda 54 gözaltı

Üçüncü Dalga operasyon başlatıldı “Süleymancılar” olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş ve beraberindekilerin “çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği”, “nitelikli dolandırıcılık”, “Vergi Usul Kanunu'na muhalefet” ve “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” gibi suçlamalarla tutuklandığı soruşturma derinleşiyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, ilk iki dalga operasyonunda elde edilen delil ve tespitler doğrultusunda üçüncü dalga operasyon için düğmeye basıldı. Bu kapsamda 54 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilirken, 11 şirket ile 3 derneğe kayyum atanmasına karar verildi. İlk iki dalgada yaşananlar Soruşturmanın ilk aşamasında, Ankara merkezli 17 ilde 13 Ağustos sabahı eş zamanlı polis baskınları düzenlenmişti. Gözaltına alınan Alihan Kuriş ve beraberindeki şüpheliler 16 Ağustos sabahı adliyeye sevk edilmişti. Mahkeme, aralarında Alihan Kuriş'in de bulunduğu 38 şüpheliden 32'sinin tutuklanmasına hükmetmişti. İkinci dalga operasyonlarında ise İstanbul, Konya, Mersin ve Muğla'da 12 şüpheli daha gözaltına alınmıştı. Bu grupta; soruşturmada örgütün tepe yönetiminin mali, idari ve bilanço hesaplarının yürütüldüğü sistemi kurduğu iddia edilen Osman S. ile bir hastanenin yönetim kurulu üyeleri olarak görev yaptığı belirtilen İsa A. ve Taner Ç. de yer almıştı. Soruşturmanın odak noktası ve suçlamalar Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın, herhangi bir sosyal veya dini faaliyete değil; iddiaya konu yapılanmanın hiyerarşik ve ekonomik çıkar odaklı bir suç yapılanması olarak faaliyet gösterip göstermediğine odaklandığı vurgulanıyor. Soruşturmada adı geçen şüphelilere yolsuzluk, kara para aklama ve yüksek sermayeli şirketler üzerinden olağan dışı nakit hareketleri oluşturma gibi ağır suçlamalar yöneltiliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Alihan Kuriş operasyonunda detaylar ortaya çıktı Haber

Alihan Kuriş operasyonunda detaylar ortaya çıktı

Alihan Kuriş’in lideri olduğu öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüpheli sayısı 33’e yükseldi. Operasyon çerçevesinde, bir bölümünün yurt dışında bulunduğu belirlenen toplam 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Ayrıca şüphelilere ait 43 adres ile örgüt bağlantılı 33 şirkete ait toplam 80 adreste arama ve el koyma işlemi yapılmasına karar verildi. MASAK raporunda dikkat çeken finansal hareketler Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan MASAK raporunda, Alihan Kuriş’in liderliğindeki yapıyla bağlantılı şirketlerin finansal işlemlerinde dikkat çeken hareketler tespit edildi. Rapora göre şirketlerin işlem hacimlerinde 2020 yılından sonra belirgin artış yaşandı. Bölünme ve devir işlemleriyle yeni şirketlerin oluşturulduğu, yüksek miktardaki nakit girişlerinin ise sermaye artırımlarında kullanıldığı belirlendi. Sahte fatura şüphesi İncelemede ayrıca şirketler arasında yüksek meblağlı para transferleri yapıldığı, yurt dışından gelen bazı döviz girişlerinin resmi kayıtlarla uyuşmadığı ve kimi mal alım-satım işlemlerinin sahte fatura şüphesi oluşturduğu tespit edildi. Bazı şirketlerin yüksek miktarda vergisel iade aldığı da rapora yansıdı. Finansal işlemlerin organize biçimde gerçekleştirildiği ve şirket kayıtları ile para hareketlerinin takibinin zorlaştırılmaya çalışıldığı değerlendirildi. Kuriş gizli bölmede saklanırken yakalandı Operasyona ilişkin ortaya çıkan yeni bilgilere göre Alihan Kuriş, gözaltı kararının uygulanması sırasında ilk adresinde bulunamadı. Kolluk ekiplerinin ikametinde yaptığı aramada Kuriş’in cep telefonunu evde bıraktığı ve başka bir adrese geçtiği belirlendi. Ekipler, ikinci adreste de ilk etapta Kuriş’e ulaşamadı. Adreste yapılan detaylı arama sırasında gizli bir bölüm tespit edildi. Kuriş’in bu gizli bölmede saklandığı belirlendi ve burada yakalanarak gözaltına alındı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Köklerinden Günümüze: Süleymancılar ve  Alihan Kuriş  Haber

Köklerinden Günümüze: Süleymancılar ve  Alihan Kuriş 

Süleymancılar Cemaatinin Tarihsel Kökleri ve Kuruluş Süreci Süleymancılar cemaatinin temelleri, 1920’li yıllarda Darülhilafetil Aliye Medresesi'nde öğretmenlik yapan ve dönemin koşullarında dini eğitimi farklı metotlarla sürdüren Süleyman Hilmi Tunahan tarafından atılmıştır. Nakşibendiyye tarikatının Müceddidiyye koluna mensup olan Tunahan, 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabul edilmesi ve medrese sisteminin kaldırılmasının ardından öğrencilerine gizli ve farklı yollarla dini bilgiler aktarmaya devam etmiştir. 1940'lı yıllarda devletin sıkı takipleri ve denetimleri altında kalan, bu süreçte soruşturmalar ve gözaltılar yaşayan Tunahan, 1949 yılında Kur’an kurslarının açılmasına sınırlı da olsa izin verilmesinin ardından faaliyetlerini görünür kılabilmiştir. Tunahan, 1951 yılında İstanbul Çamlıca’da cemaatin ilk Kur'an kursunu açmış ve yapı zamanla Türkiye’nin dört bir yanına yayılarak kurumsal bir boyuta evrilmiştir. Tunahan Sonrası Dönem: Liderlik Değişimleri ve Kurumsallaşma Süleyman Hilmi Tunahan’ın ölümünün ardından cemaatin liderliğini damadı Kemal Kaçar üstlendi. Kaçar döneminde yapı kurumsal bir kimlik kazanarak büyüdü ve 1966 yılında Kur'an kursları kurma, koruma ve idame ettirme dernekleri federasyonu kuruldu. 1970’li yıllardan itibaren faaliyetler Türkiye sınırlarını aşarak Almanya başta olmak üzere Avrupa’daki Türk işçilerine yönelik dini eğitim ve kültür merkezleriyle uluslararası bir nitelik kazandı. 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında cemaat bazı hukuki soruşturmalarla ve davalarla karşılaşsa da eğitim ve yurt faaliyetlerini genişletmeye devam etti. Kemal Kaçar’ın 2000 yılında vefat etmesinin ardından cemaat yönetimi, Tunahan ailesinin soy ağacından gelen isimlere devredildi ve liderlik koltuğuna Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunu Arif Ahmet Denizolgun oturdu. Alihan Kuriş Kimdir ve Cemaatin Başına Nasıl Geçti? 21 Kasım 1979 İstanbul doğumlu olan Alihan Kuriş, meslek olarak yüksek mimar ve iş insanıdır. Cemaat içindeki köklü aile bağlarıyla dikkat çeken Kuriş’in annesi Gülderen Kuriş, babası Mahmut Sabri Kuriş, dayısı ise bir önceki lider Arif Ahmet Denizolgun’dur; ayrıca annesinin eniştesi Kemal Kaçar, annesinin dedesi ise cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan’dır. Cemaat bünyesindeki okul, yurt ve kurs projelerindeki mimari çalışmalarıyla tanınan Alihan Kuriş, dayısı Arif Ahmet Denizolgun’un 8 Eylül'de yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması sonucu ani vefatının ardından Süleymancılar cemaatinin liderliğini üstlendi. Kuriş, liderliği devraldığı günden bu yana yapının hem idari hem de ekonomik organizasyonunu yöneten ana isim konumundadır. Süleymancılara 17 İlde Operasyon Geçmişte daha çok eğitim, yurt ağları ve siyasi-bürokratik ilişkileriyle anılan Süleymancılar cemaati, günümüzde tarihinin en büyük mali soruşturmasıyla karşı karşıya kaldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma, faaliyetlerin dini boyutundan ziyade hiyerarşik ve ekonomik çıkar ilişkilerini merkeze alıyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan geniş kapsamlı mali suç operasyonu çerçevesinde, aralarında cemaat lideri Alihan Kuriş’in de bulunduğu 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. İstanbul, Ankara ve İzmir'in de aralarında bulunduğu 17 ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda toplam 123 adreste arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi; bunlardan 43'ünün doğrudan adres, 80'inin ise 33 şirkete ait farklı lokasyonlar olduğu belirtildi. Başlatılan operasyon neticesinde Alihan Kuriş dahil 30 şüpheli gözaltına alınarak emniyete götürüldü. Şüpheliler hakkında suç örgütü kurma ve yönetme, suç örgütüne üye olma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçlarından soruşturma yürütülüyor. MASAK Raporları ve 100 Milyar TL'yi Aşan Para Trafiği Soruşturmanın odağını Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan kapsamlı mali analiz raporları oluşturuyor. MASAK raporlarında yer alan tespitlere göre, örgütle bağlantılı şirketlerin 2020 yılı sonrasında finansal işlem hacimlerinde olağanüstü artışlar yaşandığı, şirketlerin yüksek sermayelerle bölündüğü veya devredildiği belirlendi. Kurulan yeni şirketlerin farklı illerde ve farklı faaliyet alanlarında konumlandırılarak finansal takibin zorlaştırılmasının amaçlandığı tespit edildi. Şirket hesaplarında ticari hayatın olağan akışına aykırı şekilde yüksek nakit sirkülasyonu bulunduğu, ortaklar tarafından şirketlere kaynağı belirsiz yüksek tutarlı nakit girişleri sağlandığı saptandı. Yabancı ödeme kuruluşları ve yurt dışındaki mukim şirketlerden gelen döviz transferleri ile mal alış-satış kayıtları arasındaki uyumsuzluklar, sahte faturalandırma ihtimali ve para trafiğinde İsrail bağlantılı hareketler bulunduğu yönündeki iddialar da soruşturma kapsamında titizlikle inceleniyor. Soruşturma dosyasında, yapılanmayla bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar TL’yi aşan devasa bir para hareketinin çeşitli yöntemlerle yurt dışına çıkarıldığı iddiası araştırılıyor. Suç gelirlerinin muhafaza edilmesi ve olası kamu zararlarının önüne geçilebilmesi amacıyla soruşturma kapsamındaki şüpheli şirketlere ve varlıklara tedbir konulurken, adli süreç tüm boyutlarıyla devam etmektedir. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Avrupa’da akaryakıt alarmı: Kota geldi, ordu devreye girdi Haber

Avrupa’da akaryakıt alarmı: Kota geldi, ordu devreye girdi

Slovenya hükümeti, Orta Doğu’daki savaşın enerji arzı üzerindeki etkileri nedeniyle akaryakıt satışlarına kısıtlama getirdi. 22 Mart 2026 tarihinde alınan karara göre ülke genelinde bireysel tüketicilerin günlük akaryakıt alımı sınırlandırılırken, lojistik sürecin yönetimi için askeri birimler görevlendirildi. Küresel enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmalar ve dağıtım zincirindeki aksamalar nedeniyle acil eylem planını devreye alan hükümet, arz güvenliğini sağlamak amacıyla doğrudan müdahale kararı aldı. Günlük tüketim sınırlandı Yeni düzenlemeye göre yurttaşlar günde en fazla 50 litre akaryakıt alabilecek. Ticari faaliyet yürüten şirketler ve çiftçiler için bu sınır 200 litre olarak belirlendi. Uygulamanın ikinci bir duyuruya kadar yürürlükte kalacağı açıklandı. Alınan kararın, artan talep karşısında kaynakların dengeli dağıtılmasını sağlamak amacıyla hayata geçirildiği belirtildi. Ordu lojistik sürece dahil edildi Acil durum önlemleri kapsamında Slovenya Silahlı Kuvvetleri de sürece dahil edildi. Askeri personel ve nakliye birimleri, akaryakıtın depolardan istasyonlara ulaştırılmasında aktif rol üstlenecek. Bu adım, lojistik darboğazın aşılması ve dağıtımın kesintisiz sürdürülmesi amacıyla atılan istisnai bir önlem olarak değerlendiriliyor. Demiryolunda olağanüstü düzenleme Akaryakıt taşımacılığını hızlandırmak için demiryolu trafiğinde de olağanüstü düzenlemelere gidildi. Yetkililer, iç piyasaya yönelik yakıt taşıyan trenlere öncelik tanınacağını duyurdu. Ayrıca dağıtım şirketlerine teslimat sürelerini kısaltmaları yönünde çağrı yapıldı. Arz güvenliği ön planda tutuluyor Hükümet, stratejik yakıt depolarının dolu olduğunu vurgularken, alınan önlemlerin kıtlık yaşanmaması için uygulandığını açıkladı. Enerji arzının sürdürülebilirliği için tüm lojistik ve dağıtım süreçlerinin koordineli şekilde yürütüldüğü ifade edildi. Avrupa’da enerji güvenliği tartışmaları sürerken, Slovenya’nın attığı bu adımın diğer ülkeler için de emsal oluşturup oluşturmayacağı merak konusu olmaya devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Platin Global 100 Ödülleri sahiplerini buldu Haber

Platin Global 100 Ödülleri sahiplerini buldu

'Türkiye'nin En Dinamik Aylık Ekonomi ve İş Dünyası Dergisi' mottosuyla 27 yılı başarıyla geride bırakan Platin, Bağımsız Pazar Araştırma Şirketi Ipsos ile birlikte yürüttüğü araştırma sonuçlarına göre Türkiye'nin Global 100 endeksinde ülkemizi uluslararası arenada başarıyla temsil eden şirketleri bu yıl “Etki Ekonomisi” temasıyla ödüllendirdi. Platin Global 100 Ödülleri 2025, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu ve T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın teşrifleriyle gerçekleşti. Borsa İstanbul, Takas İstanbul, Merkezi Kayıt Kuruluşu, Turkish Airlines, Türk Telekom, Vakıfbank ve Ziraat Bankası sponsorluğunda gerçekleşen Platin Global 100 Ödülleri 24 TV'den canlı yayınlandı. Ödül töreninde, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve Platin Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Bahar Akgün açıklamalarda bulundu. Sekizinci kez gerçekleşen Platin Global 100 Ödülleri’nin açılışını yapan Platin Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Bahar Akgün; “Platin Dergisi, 27 yıllık yayıncılık birikimiyle Türkiye iş dünyasının bugününe ve yarınına yön veren tematik içerikler üretmeyi amaçlayan, referans bir ekonomi ve iş dünyası yayınıdır. Bu vizyon doğrultusunda, Ipsos Türkiye iş birliğiyle hazırlanan Platin Global 100 Endeksi, üretim ve ihracat performanslarıyla küresel ölçekte öne çıkan Türk şirketlerini 8’inci kez bir araya getirmektedir. Farklı sektörlerde ülkemizi başarıyla temsil eden bu şirketler, her yıl belirlenen gelecek odaklı temalar çerçevesinde ödüllendirilmektedir. 2025 yılı itibarıyla Platin Global 100’ün odağı, ekonomik büyümeyi sosyal ve çevresel faydayla birlikte ele alan Etki Ekonomisi olmuştur. Şeffaflık, ölçülebilirlik ve hesap verebilirlik temelinde şekillenen bu yaklaşım; çıktıdan sonuca, niyetten gerçek etkiye geçişi temsil etmektedir. Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile uyumlu, etki yönetimini merkezine alan şirketleri destekleyerek; sürdürülebilirliği iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası haline getiren bir ekosistemin oluşmasına katkı sağlamak hedeflenmektedir. Bu anlayışla, geleceği bugünden tasarlayan ve somut değer yaratan şirketler ödüllendirilerek Türkiye iş dünyasında etki odaklı dönüşümün yaygınlaşmasına öncülük edilmektedir.” dedi. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu da yaptığı konuşmada;Etki Ekonomisi yaklaşımının yatırım anlayışında niteliksel bir dönüşümü ifade ettiğini belirterek, bugüne kadar yatırımların ağırlıklı olarak büyüklüğü üzerinden değerlendirildiğini, gelinen noktada ise yatırımların nasıl bir ekonomik, sosyal ve çevresel etki yarattığının da en az bu kadar önemli hale geldiğini vurguladı. Etki ekonomisinin; sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda şeffaflık, ölçülebilirlik ve hesap verebilirlik ilkelerini güçlendiren bütüncül bir çerçeve sunduğunu ifade etti. Dağlıoğlu ayrıca, Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi ve Milli Enerji ve Maden Politikası gibi stratejik adımlarla küresel yatırım ekosisteminde yalnızca bir yatırım merkezi değil, yön veren bir aktör konumuna ilerlediğine dikkat çekti. Etki yatırımı, sosyal etki analizi ve etki odaklı fon mekanizmalarının Türkiye’de hızla geliştiğini belirten Dağlıoğlu, önümüzdeki dönemde bu alanlara ayrılan finansal kaynakların artacağını ve etki odaklı yaklaşımın yatırım ekosisteminin kalıcı bir unsuru haline geleceğini ifade etti. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, sekizinci kez düzenlenen Platin Global 100 Ödül Töreni'nde açıklamalarda bulundu. “Küresel ekonominin jeopolitik gerilimler, ticaret savaşları, dijitalleşme ve iklim değişikliği gibi çok boyutlu sınamalarla önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirtti. Uluslararası kuruluşların büyüme beklentilerinde sınırlı yukarı yönlü revizyonlar yapmasına rağmen küresel büyümenin tarihsel ortalamaların altında seyrettiğine dikkat çeken Bakan, tüm bu zorluklara rağmen Türkiye ekonomisinin üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle pozitif ayrışmayı başardığını ifade etti. Bolat, Türkiye ekonomisinin 2025 yılında da kesintisiz büyümesini sürdürdüğünü vurgulayarak, nominal GSYH’nin 1,5 trilyon doların üzerine çıkarak rekor seviyeye ulaştığını, mal ihracatının yıllıklandırılmış bazda 270 milyar dolar seviyesini yakaladığını, hizmet ihracatının ise 117 milyar dolarla tarihi bir başarıya imza attığını kaydetti. Cari işlemler açığında sağlanan güçlü gerilemenin makroekonomik dengeleri güçlendirdiğini belirten Bakan, sürdürülebilir ihracat anlayışı çerçevesinde yeşil ve dijital dönüşüm ile yerli ve millî üretimin stratejik önemine işaret etti. Konuşmasında Etki Ekonomisi kavramına da özel bir vurgu yapan Bakan, ekonomik başarının artık yalnızca büyüklük ve hacimle ölçülemeyeceğini belirterek, “Bugün artık sadece ne kadar ürettiğimizi değil; nasıl ürettiğimizi, kimin için ürettiğimizi ve neye etki ettiğimizi de sorgulamak zorundayız” dedi. Etki ekonomisinin çevresel sürdürülebilirlik, toplumsal refah ve kalıcı değer üretimini merkeze alan yeni bir paradigma sunduğunu ifade eden Bakan, kamu, özel sektör, sivil toplum ve akademi iş birliğiyle bu anlayışın yaygınlaştırılacağını vurguladı. Bakan, Platin Global 100 Ödülleri ile yalnızca ticari başarılarıyla değil, yarattıkları sosyal ve çevresel etkiyle de öne çıkan şirketlerin ödüllendirilmesinin, Türkiye’nin sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme hedeflerine önemli katkı sağladığını sözlerine ekledi. 24 TV'den de canlı yayınlanan Platin Global 100 Ödülleri, çekilen hatıra fotoğrafıyla son buldu.

CHP’li Öztürkmen: Vergiden muaf cemaat vakıfları devasa bir ekonomi yaratmış durumda Haber

CHP’li Öztürkmen: Vergiden muaf cemaat vakıfları devasa bir ekonomi yaratmış durumda

Hasan Öztürkmen, Meclis’te yaptığı açıklamada Türkiye’de vakıf sistemi üzerinden işleyen vergi muafiyetlerini gündeme taşıdı. Resmî kayıtlara göre ülkede 6 bin 284 vakıf bulunduğunu, bunların 345’inin vergiden muaf olduğunu belirten Öztürkmen, bu vakıfların yaklaşık yarısının dini vakıflardan oluştuğunu ifade etti. “Vergi muafiyeti sistematik bir kaynak aktarımına dönüştü” Öztürkmen, dini amaçla kurulduğunu belirten vakıfların önemli bir bölümünün fiilen ticari faaliyet yürüttüğünü vurgulayarak, vergi muafiyetinin artık istisnai bir kamu desteği olmaktan çıktığını söyledi. Toplanan bağışların yanı sıra vakıflara bağlı şirketler üzerinden milyarlarca liralık bir ekonomik alan yaratıldığını belirten Öztürkmen, bu yapıların “tek kuruş vergi ödemeden” faaliyet gösterdiğini dile getirdi. “Devletin alması gereken vergiler vakıflara gidiyor” Büyük şirket ve holdinglerin, devlete ödemesi gereken vergileri bu vakıflara bağış yaparak vergi matrahından düşürdüğünü söyleyen Öztürkmen, bu yöntemle kamu kasasına girmesi gereken kaynakların cemaat vakıflarına aktarıldığını belirtti. 2026 yılı için iktidarın “vergi harcaması” adı altında almaktan vazgeçtiği vergi tutarının 3,6 trilyon TL olduğunu ifade eden Öztürkmen, ortaya çıkan açığın dolaylı vergilerle yurttaşların sırtına yüklendiğini söyledi. “Şeyh holdingleri ve tarikat şirketleri vergisiz büyüyor” Basın toplantısında vergiden muaf olduğunu belirttiği vakıfların isimlerini içeren yaklaşık 7 metrelik bir listeyi salonun zeminine seren Öztürkmen, bazı vakıfların eğitim, yurt, kurs ve okul faaliyetlerinin yanı sıra çok sayıda ticari şirketi bünyesinde barındırdığını kaydetti. Bu yapıların “vakıf” adı altında holding gibi çalıştığını belirten Öztürkmen, bunun hem vergi adaletini hem de toplumsal eşitliği zedelediğini söyledi. “Samimi dini faaliyetlere sözümüz yok, ticarete itirazımız var” Öztürkmen, açıklamasında samimi dini duygularla kurulan ve yalnızca inanç temelli faaliyet yürüten vakıfları ayırdıklarını özellikle vurguladı. Ancak cemaat ve tarikat bağlantılı vakıfların eğitim ve yardım faaliyetleri üzerinden ticari bir ağ kurmasının kabul edilemez olduğunu belirten Öztürkmen, vergi muafiyetlerinin yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. “Vergide adalet sağlanmadan toplumsal adalet olmaz” CHP’li Öztürkmen, yurttaşın dolaylı vergilerle geçim mücadelesi verdiği bir dönemde, büyük ekonomik güce sahip vakıf ve şirketlerin vergiden muaf tutulmasının adaletsizliğin en açık göstergesi olduğunu söyledi. Vergi sisteminin kamucu ve adil bir yapıya kavuşturulması çağrısı yapan Öztürkmen, konunun Meclis gündeminde takipçisi olacaklarını belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.