SON DAKİKA

#Sivil Toplum

HABER DEĞER - Sivil Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sivil Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir Ekonomi Kulübü'nde Türkiye'nin NATO üyeliği ve güvenlik politikaları ele alındı Haber

İzmir Ekonomi Kulübü'nde Türkiye'nin NATO üyeliği ve güvenlik politikaları ele alındı

İzmir Ekonomi Kulübü tarafından düzenlenen "Ortak Gelecek İçin Ortak Akıl ile Vizyon Arayışları" toplantısında, "Milli Güvenliğin Ekonomik Boyutu: Türkiye'nin NATO Üyeliği" başlıklı sunumuyla katılımcıların karşısına çıkan Dr. Zekeriya Akçam, milli güvenlik ile ekonomik kalkınma arasındaki ilişkiyi kapsamlı bir çerçevede ele aldı. Toplantının açılış konuşmasını Kulüp Başkanı Dr. Sıddık Topaloğlu yaparken, moderatörlüğü İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Attila Acar üstlendi. İş dünyası, akademi, bürokrasi ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı etkinlikte, Türkiye'nin NATO içindeki konumu, savunma harcamalarının ekonomik etkileri ve küresel güç dengelerindeki değişimler değerlendirildi. Konuşmasında NATO'nun yalnızca bir savunma ittifakı olmadığını belirten Akçam, örgütün aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı sonrasında şekillenen uluslararası düzenin ve ABD liderliğindeki küresel güç mimarisinin önemli kurumsal araçlarından biri olduğunu ifade etti. Türkiye'nin 1952 yılında NATO'ya katılımının da yalnızca diplomatik bir tercih değil, dönemin uluslararası güvenlik koşullarının ortaya çıkardığı stratejik bir zorunluluk olduğunu söyledi. Akçam, Türkiye'nin dış politika tercihlerini anlamada yapısal gerçekçilik (neo-realizm) yaklaşımının önemli olduğunu belirterek, devletlerin güvenlik politikalarının büyük ölçüde uluslararası sistemin yapısı tarafından şekillendirildiğini vurguladı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında uygulanan denge ve tarafsızlık politikasının dönemin uluslararası şartlarının bir sonucu olduğunu ifade eden Akçam, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyet tehdidinin ortaya çıkmasıyla Türkiye'nin NATO üyeliğine yöneldiğini kaydetti. Sunumunun son bölümünde güncel gelişmelere değinen Akçam, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki çatışmalar ve İran kaynaklı gerilimlerin mevcut uluslararası sistemin dönüşüm geçirdiğini gösterdiğini söyledi. Soğuk Savaş sonrasında NATO'nun önemini yitireceği yönündeki beklentilerin gerçekleşmediğini belirten Akçam, düzensiz göç, terörizm ve bölgesel çatışmaların küresel güvenlik açısından ciddi tehditler oluşturmaya devam ettiğini ifade etti. Türkiye'nin jeopolitik konumu ve güvenlik ihtiyaçları dikkate alındığında NATO üyeliğinin stratejik önemini koruduğunu dile getiren Akçam, Türkiye'nin hem ulusal güvenliği hem de bölgesel istikrar açısından ittifak içerisinde güçlü bir konumda bulunmasının kritik önemde olduğunu söyledi. NATO'nun gelecekte de uluslararası güvenlik mimarisinin temel unsurlarından biri olacağını belirten Akçam, Türkiye'nin bu yapı içerisindeki rolünün önemini sürdüreceğini vurguladı haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İYİ Parti’den istifa eden Ersin Beyaz AK Parti’ye katıldı Haber

İYİ Parti’den istifa eden Ersin Beyaz AK Parti’ye katıldı

Bugün gerçekleştirilen TBMM Grup Toplantısı'nda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ersin Beyaz'a parti rozetini takarak resmi katılımı gerçekleştirdi. Siyasette Yeni Durak Bir dönem İYİ Parti'nin İstanbul kurucu il başkanlığı görevini yürüten ve partisinin teşkilatlanma süreçlerinde önemli bir figür olan Ersin Beyaz, mayıs ayında sürpriz bir kararla istifa etmişti. İstifasının ardından bağımsız milletvekili olarak çalışmalarını sürdüren Beyaz'ın AK Parti'ye geçişi, TBMM’deki haftalık grup toplantısında düzenlenen törenle resmileşti. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kürsüde karşılanan Beyaz, yeni rozetini takarak AK Parti saflarına dahil oldu. Ersin Beyaz Kimdir? 1977 yılında Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde dünyaya gelen Ersin Beyaz, akademik eğitimini Haliç Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İç Mimarlık Bölümü’nde tamamladı. İş hayatına aile şirketi olan Beyazlar Grup’ta yönetim kurulu üyesi olarak başlayan Beyaz, inşaat sektöründeki faaliyetlerinin yanı sıra sivil toplum kuruluşlarındaki aktif rolleriyle de tanınıyor. TMMOB İç Mimarlar Odası, Gümüşhane Mühendis ve Mimarlar Platformu, Gümüşhane Sanayici ve İş Adamları Derneği ve Beyazlar Eğitim Yardımlaşma ve Kalkındırma Vakfı gibi birçok kurumun yönetiminde görev alan Beyaz, aynı zamanda Galatasaray Spor Kulübü üyesidir. Evli ve üç çocuk babası olan Ersin Beyaz, mühendislik kökenli kimliği ve iş dünyasındaki tecrübeleriyle dikkat çekiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

MİT'ten casusluk operasyonu: Türkiye aleyhine çalışan yabancı ajan ağı çökertildi Haber

MİT'ten casusluk operasyonu: Türkiye aleyhine çalışan yabancı ajan ağı çökertildi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde ve Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü "özel ekipleri" ile ortaklaşa yürütülen soruşturma, Türkiye'deki hassas bilgileri dışarıya sızdıran bir yapıyı ortaya çıkardı. Ajanlık ağının liderliğini yürüttüğü belirlenen B.E. ile birlikte hareket eden şüphelilerin tüm faaliyetleri adli süreç öncesinde kayıt altına alındı. Hassas kurumlar ve sivil yapılar mercek altına alınmış MİT'in tespitlerine göre, tutuklanan şebeke üyelerinin Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları, dernekler, belirli etnik gruplar ve bazı kamu görevlilerine odaklandığı saptandı. Bu kulvarlarda elde ettikleri hassas nitelikteki bilgileri ve biyografik istihbarat verilerini raporlar halinde bağlı bulundukları yabancı servislerle paylaştıkları belirlendi. Uzun soluklu teknik ve fiziki takip yürütüldü Şebekenin şüpheli hareketlerinin fark edilmesinin ardından MİT tarafından geniş kapsamlı bir gözetim süreci başlatıldı. Yapılan teknik analizlere dair ayrıntılarda "B.E. ve örgütün diğer üyelerinin faaliyetleri; fiziki gözetim, siber izleme ve teknik dinleme yöntemleriyle sistematik bir şekilde takip edildi. Zaman içinde, şebekenin yabancı servislerle kurduğu iletişim hatları, raporlaşma yöntemleri, ödeme mekanizmaları ve görev talimatları tamamen kayıt altına alındı." ifadeleri yer aldı. Kendi faaliyetlerinin gizli kaldığını düşünerek casusluk operasyonlarına devam eden şebeke, operasyonel hazırlıkların tamamlanmasının ardından düzenlenen baskınlarla tamamen çökertildi. Yabancı servislerin Türkiye stratejisi çözüldü Gerçekleştirilen bu operasyonla yalnızca yerel iş birlikçilerin yakalanmasıyla kalınmadığı, aynı zamanda Türkiye'yi hedef alan iki yabancı istihbarat servisinin operasyonel şeması, kullandığı gizli iletişim protokolleri ve öncelikli hedefleri de deşifre edildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen B.E. ve beraberindeki 6 kişi, "siyasal veya askeri casusluk" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Zübeyir Gülabi: Türkiye’nin temel sorunu hukuksuzluk ve örgütsüzlük Haber

Zübeyir Gülabi: Türkiye’nin temel sorunu hukuksuzluk ve örgütsüzlük

Gülabi, özellikle KHK’lılar, sivil toplumun çöküşü, Kürt meselesi, eğitim sistemi ve ekonomik kriz başlıklarında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. “Türkiye’de sivil toplum çökertildi” Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, Türkiye’de toplumun yalnızlaştığını ve devlet karşısında kendisini ifade edecek mekanizmaları kaybettiğini söyledi. Gülabi’ye göre modern demokrasilerde insanların yalnızlaşmasını önleyen sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, Türkiye’de özellikle 2016’dan sonra işlevsiz hale getirildi. Gülabi, “Sivil toplum kuruluşları artık toplumun değil, devletin ve hükümetin uzantısı gibi çalışıyor. İnsanlar bağış yaptıkları için, bir yardım kuruluşuna destek oldukları için cezalandırıldı. Bu yüzden toplum artık örgütlenmekten korkuyor” dedi. Sendikaların da aynı süreçte zayıflatıldığını savunan Gülabi, “Bir dönem Türkiye’nin en güçlü kurumları olan sendikalar bugün dişi çekilmiş, tırnakları sökülmüş bir aslana dönüştürüldü. İşçiler ve yurttaşlar taleplerini dile getiremez hale geldi” ifadelerini kullandı. “Toplum konuşamıyor, çünkü korkuyor” Zübeyir Gülabi, Türkiye’de insanların yaşadıkları sorunları açıkça dile getiremediğini söyledi. “Geçinemiyorum” diyen yurttaşların bile baskıyla karşılaştığını savunan Gülabi, toplumun suskunluğunun nedeninin korku olduğunu ifade etti. “Bir pazarda ‘geçinemiyorum’ diyen teyzenin kapısına ertesi gün polis gidiyor. İnsanlara ‘bilginize başvuracağız’ deniyor ama aslında korkutuluyorlar. Böyle bir yerde toplum konuşamaz” diyen Gülabi, Türkiye’nin giderek bir “polis devleti” görünümü kazandığını söyledi. “Liberalizm ekonomiden önce özgürlüğü savunur” Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, liberalizmin yalnızca ekonomiyle ilgili bir görüş olmadığını, esas olarak özgürlük fikrine dayandığını söyledi. Gülabi, “Liberal teori özgürlüğün teorisidir. Asıl mesele serbest piyasa değil; temel haklar, hürriyetler ve bireyin özgürlüğüdür” dedi. Gülabi, liberal düşüncenin Türkiye toplumunun tarihsel karakterine de uygun olduğunu savunarak, “Mustafa Kemal Atatürk ‘Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir’ diyordu. Türk toplumunun karakteri de budur” ifadelerini kullandı. “3 milyon kişi hakkında işlem yapıldı” Canlı yayının en dikkat çeken bölümlerinden biri KHK’lılar ve “KHK mağdurları” başlığı oldu. Gülabi, Türkiye’de yaklaşık 3 milyon 200 bin kişi hakkında işlem yapıldığını, yüz binlerce kişinin kamu görevinden çıkarıldığını söyledi. “Yaklaşık 400 bin kişi kamudan ihraç edildi. Sivil meslekleri de kattığınızda 1 milyona yakın KHK mağduru var. 3 milyon kişi hakkında soruşturma açıldı, 600 bin kişi ceza aldı” diyen Gülabi, bu cezaların çoğunun gazeteye abone olmak, sendikaya üye olmak, bankaya para yatırmak ya da bir okulda çalışmak gibi nedenlerle verildiğini savundu. Gülabi, “Bugün insanlar suçlarını öğrenmek isteyen mahkûmlar haline geldi. Ceza alıyorlar ama hangi suçu işlediklerini bilmiyorlar” ifadelerini kullandı. “Kürt meselesi hukukla çözülmeli” Kürt meselesine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, sorunun güvenlik değil, hukuk meselesi olduğunu söyledi. “Kürtlere bakış açımız diye bir şey yok. Herkes eşit yurttaştır. Devletin görevi bütün yurttaşlarına eşit hak ve özgürlük sağlamaktır” diyen Gülabi, dil yasağı ve inanç yasağı gibi uygulamaların kabul edilemeyeceğini söyledi. Gülabi, Kürt meselesinin yıllardır güvenlik eksenli ele alındığını savunarak, “Önce hukuk konuşulmalıydı. Kürt hakları ile PKK meselesi birbirine bağlandı. Bu nedenle sorun çözülemedi” ifadelerini kullandı. “Türkiye’de eğitim sistemi çöktü” Zübeyir Gülabi, Türkiye’de eğitim sisteminin de büyük bir kriz içinde olduğunu söyledi. Özellikle öğretmenlerin ve okulların giderek değersizleştirildiğini savunan Gülabi, 50 bin öğretmenin görevden alınmasının eğitim sistemini çökerttiğini öne sürdü. “Öğretmen artık öğrencinin hayatına dokunan, rehberlik eden kişi olmaktan çıkarıldı. Öğretmenler yalnızca mesaiye gidip gelen memurlara dönüştürüldü” diyen Gülabi, okullarda yaşanan şiddet olaylarının da bu süreçle bağlantılı olduğunu savundu. Gülabi ayrıca okulların merkezi yönetim yerine yerel yönetimler tarafından yönetilmesi gerektiğini belirterek, “Bir ilkokulla bakanın ne işi olur? Sorunlar belediyeler ve okul aile birlikleri eliyle yerelde çözülmeli” dedi. “Türkiye fakir değil, kötü yönetiliyor” Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Gülabi, Türkiye’nin kaynakları olan bir ülke olduğunu ancak kötü yönetildiğini söyledi. “Türkiye fakir bir ülke değil. Ama bütün yetki tek bir kişide toplandı. Bu yüzden ekonomi kötü yönetiliyor” diyen Gülabi, ülkede büyük bir israf düzeni oluştuğunu savundu. Zübeyir Gülabi, kamu ihaleleri ve yandaş şirketler üzerinden oluşan ekonomik yapıyı eleştirerek, “Dünya ekonomisinin yalnızca yüzde 1’ini oluşturan Türkiye’den, devletten en fazla ihale alan müteahhitlerin çıkması normal değil” dedi. “Hukukun üstünlüğü olmadan hiçbir sorun çözülmez” Canlı yayının sonunda Ankara’da düzenledikleri sempozyuma da değinen Gülabi, Liberal Parti’nin temel hedefinin “korku duvarını yıkmak” olduğunu söyledi. “Biz özgürlüğün buz kırıcılarıyız” diyen Gülabi, sempozyumun sonuç bildirgesinde hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü, inanç özgürlüğü ve seçme-seçilme hakkının öne çıktığını söyledi. Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, Türkiye’de yaşanan bütün sorunların temelinde hukuksuzluk olduğunu savunarak, “Hukukun üstünlüğüne dönmeden ne ekonomi düzelir ne eğitim ne de toplumsal barış sağlanabilir” dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Diplomasinin kalbi Antalya’da: Erdoğan’dan peş peşe kritik görüşmeler Haber

Diplomasinin kalbi Antalya’da: Erdoğan’dan peş peşe kritik görüşmeler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu 2026 kapsamında yoğun diplomasi trafiğini sürdürdü. Antalya Belek’teki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen forumda Erdoğan, Bosna Hersek, Suriye, Azerbaycan, Pakistan, Katar, Moldova ve Gürcistan liderleriyle peş peşe görüşmeler yaptı. Forumun ana gündemini İran’daki savaş sonrası oluşan tablo, Suriye’deki son durum ve bölgesel güvenlik başlıkları oluşturdu. Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile görüştü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en dikkat çeken görüşmelerinden biri, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaptığı görüşme oldu. İki lider, Türkiye-Suriye ilişkileri, Suriye’deki son durum ve bölgesel gelişmeleri ele aldı. Erdoğan, Türkiye’nin Suriye’nin yeniden inşa ve kalkınma sürecinde Şam yönetiminin yanında olmaya devam edeceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin bölgedeki çatışmalardan uzak tutulması gerektiğini belirterek, Türkiye ile Suriye arasında savunma, güvenlik, ticaret, enerji ve ulaştırma alanlarında işbirliğinin artırılmasının önemine dikkat çekti. Erdoğan ayrıca, Suriye’nin kuzeydoğusundaki entegrasyon sürecinin kesintisiz şekilde tamamlanmasının yalnızca Suriye için değil, tüm bölge için önemli olduğunu ifade etti. Azerbaycan görüşmesinde İran savaşı ve Ermenistan mesajı Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu kapsamında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile de bir araya geldi. Görüşmede Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ticaret, enerji ve savunma sanayisi işbirliğinin daha da geliştirilmesi konusu ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran’daki savaşın Türkiye ve Azerbaycan başta olmak üzere tüm bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi. Türkiye’nin sürecin barışla sonuçlanması için diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü belirten Erdoğan, Ermenistan ile Azerbaycan arasında kalıcı barış için atılan adımları da memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti. Pakistan ve Katar ile üçlü zirve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile üçlü görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede, İran’a yönelik saldırılar sonrası bölgede ortaya çıkan güvenlik riski ve ateşkes süreci ele alındı. Erdoğan, İran’a yönelik saldırıların bölgede yeni tehditler yarattığını belirterek, sağlanan ateşkesin korunması ve kalıcı barışın tesis edilmesi için Türkiye’nin diplomatik çabalarını sürdüreceğini söyledi. Cumhurbaşkanı, bölgede yaşanan son gelişmelerin yeni ve güçlü bir bölgesel güvenlik mimarisi kurulması gerektiğini gösterdiğini de ifade etti. Bosna Hersek, Moldova ve Gürcistan ile temaslar Erdoğan, forum kapsamında Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi üyeleriyle çalışma kahvaltısında bir araya geldi. Daha sonra Moldova Cumhurbaşkanı Maya Sandu ve Gürcistan Başbakanı İrakli Kobakhidze ile görüşmeler gerçekleştiren Erdoğan, Türkiye’nin bölgesel ilişkileri güçlendirme ve diplomatik temasları artırma politikasını sürdürdüğü mesajını verdi. Görüşmelerde enerji, güvenlik ve ekonomik işbirliği başlıklarının öne çıktığı belirtildi. Antalya Diplomasi Forumu’nda 150’den fazla ülke temsil edildi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın himayesinde ve Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun bu yılki ana teması “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” oldu. Yaklaşık 150 ülkeden devlet ve hükümet başkanları, dışişleri bakanları, akademisyenler, iş dünyası temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının katıldığı forum, bölgesel krizlerin çözümü açısından en önemli diplomasi platformlarından biri olarak değerlendiriliyor. Antalya’daki görüşme trafiği, Türkiye’nin savaşların ve krizlerin ortasında diplomatik arabulucu rolünü güçlendirmeye çalıştığını bir kez daha ortaya koydu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bir şehrin idam fermanı: Giresun’un %85’i maden şirketlerine teslim! Haber

Bir şehrin idam fermanı: Giresun’un %85’i maden şirketlerine teslim!

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) verileri baz alınarak sivil toplum kuruluşları (özellikle TEMA Vakfı) tarafından hazırlanan raporlar, Giresun'un adeta bir şantiye alanına dönüştürülmek istendiğini gözler önüne serdi. Paylaşılan çarpıcı verilere göre, ilin toplam yüzölçümünün %85'i maden araması, işletmesi veya ihalesi için şirketlere tahsis edilmiş durumda. Ruhsatların Yüzde 55'i İhale Aşamasında Kamuoyunda büyük endişe yaratan yüzde 85'lik oran, Giresun'un tamamında şu an aktif bir kazı çalışması yapıldığı anlamına gelmiyor. Ancak şehrin toprağının gelecekteki akıbetini belirleyen yasal tahsisler oldukça vahim bir tablo çiziyor. Ruhsatların safhalara göre dağılımı şu şekilde: %17: Arama ruhsatı bulunan alanlar %14: İşletme ruhsatı bulunan (aktif madencilik yapılabilen) alanlar %55: İhale safhasındaki maden sahaları Fındık, Arıcılık ve Su Kaynakları Tehlikede Doğu Karadeniz'de yaygın olarak aranacak ve çıkarılacak olan bakır, çinko, kurşun ve altın gibi 4. grup metalik madenlerin işlenmesi, bölgenin eşsiz ekosistemine geri dönüşü olmayan zararlar verme riski taşıyor. Bağımsız ve yerli üretime öncelik veren bölge halkının ve sivil toplumun dile getirdiği temel endişeler şöyle sıralanıyor: Tarım Arazilerinin Yok Olması: Şehir ekonomisinin can damarı olan fındık bahçeleri, meralar ve arıcılık faaliyetleri, maden sahalarının kontrolsüzce genişlemesiyle yok olma tehlikesi altında. Suların Zehirlenmesi: Madenlerin çıkarılması ve ayrıştırılması sırasında kullanılan ağır kimyasalların, yeraltı sularına ve derelere karışma riski halk sağlığını doğrudan tehdit ediyor. Ekolojik Yıkım: Şantiye alanları ve devasa nakliye yolları açmak için kesilecek ağaçlar, ormanlık alanların ve bölgeye has endemik bitki örtüsünün tahribatına yol açacak. Türkiye'de En Çok Ruhsatlandırılan 3. İl Türkiye genelindeki maden ruhsatı yoğunluğuna bakıldığında doğanın ve tarım alanlarının ağır bir kuşatma altında olduğu görülüyor. Giresun, oransal olarak Gümüşhane (%93) ve Kütahya'nın (%92) ardından en çok maden ruhsatına sahip üçüncü il konumunda bulunuyor. Bölge halkı, ata topraklarının ve en temel geçim kaynaklarının çok uluslu veya yerli maden şirketlerine kurban edilmemesi için yetkililerden ruhsatların iptal edilmesini ve doğa katliamının önüne geçilmesini bekliyor. Bulancak Pizaz Çevre Derneği'nin konuyla ilgili yaptığı çağrı: https://x.com/bulancakcevre/status/2040876690079993907?s=20

Londra’da kundaklama saldırısı: Ambulanslar hedef alındı Haber

Londra’da kundaklama saldırısı: Ambulanslar hedef alındı

İngiltere’nin başkenti Londra’da 23 Mart 2026 gecesi meydana gelen kundaklama olayı, güvenlik birimlerini harekete geçirdi. Golders Green bölgesinde bir sivil toplum kuruluşuna ait 4 ambulansın ateşe verildiği bildirildi. Olayın ardından polis, saldırının nefret suçu kapsamında değerlendirildiğini açıkladı. Londra İtfaiyesi’nden yapılan açıklamaya göre, yerel saatle 01.40 sularında gelen ihbar üzerine bölgeye 6 araç ve yaklaşık 40 itfaiyeci sevk edildi. Yangın sırasında araçlarda bulunan bazı tüplerin patladığı, bu patlamaların çevredeki binaların camlarında hasara yol açtığı belirtildi. Yangının 03.06’da kontrol altına alındığı ve olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığı aktarıldı. Soruşturma başlatıldı Londra Metropolitan Polisi, olayla ilgili geniş çaplı inceleme başlattı. Güvenlik kamerası görüntülerinin incelendiği ve üç şüphelinin arandığı bildirildi. Olayla bağlantılı olarak henüz herhangi bir gözaltı yapılmadığı açıklandı. Polis yetkilileri, saldırının antisemitik nefret suçu kapsamında ele alındığını duyurdu. Toplumsal tepki yükseldi Olayın ardından İngiltere’de siyasi ve toplumsal tepkiler gündeme geldi. Sağlık Bakanı Wes Streeting saldırıyı “kabul edilemez” olarak nitelendirirken, Başbakan Keir Starmer da yaptığı açıklamada antisemitizme karşı durulması gerektiğini ifade etti. Bölgedeki bir sivil toplum kuruluşuna ait ambulansların hedef alınması, acil sağlık hizmetlerine yönelik güvenlik tartışmalarını da beraberinde getirdi. Benzer olaylarla bağlantı araştırılıyor Uzmanlar ve güvenlik birimleri, Avrupa’nın farklı şehirlerinde son dönemde yaşanan benzer saldırılarla olay arasında olası bağlantıları da inceliyor. Londra’da yaşanan bu gelişme, hem güvenlik hem de toplumsal gerilim açısından dikkatle takip edilirken, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni detayların ortaya çıkması bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Fatma Nur Çelik ve kızı ölü bulundu: “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” demişti Haber

Fatma Nur Çelik ve kızı ölü bulundu: “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” demişti

İstanbul Zeytinburnu sahilinde dün akşam saatlerinde bir anne ve kızının cansız bedenleri bulundu. Hayatını kaybedenlerin, kamuoyunda bir süredir kızına yönelik istismar davası nedeniyle gündemde olan Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa İkra olduğu açıklandı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Çelik, çocuğunun öz babası olduğu belirtilen Ayhan Şengüler hakkında açılan istismar davası sürecinde adalet nöbeti tutuyor ve kamuoyundan destek istiyordu. Şengüler’in Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi olduğu belirtilmişti. Davanın karar duruşmasının 5 Mayıs’ta görüleceği, sanığın ise tutuksuz yargılandığı öğrenildi. Fatma Nur Çelik’in daha önce yaptığı açıklamalarda, güvenliğinden endişe ettiğini dile getirdiği ve “5 Mayıs’a kadar yaşayabilir miyim bilmiyorum. Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” ifadelerini kullandığı ortaya çıktı. Çelik’in, hem kendisinin hem de kızının tehdit edildiğini iddia ettiği, bazı haberlerde vakıf isminin açıkça geçmesinin ardından erişim engeli kararları alındığını söylediği belirtildi. "Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” demişti. Bugün kızıyla beraber ölü bulundular. Çocuk yaşta istismarına uğradığı Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler ile evlendirilen ve kızı da istismara uğrayınca adalet mücadelesine başlayan Fatmanur Çelik’in sesi duyulmadı. pic.twitter.com/yU6MX6PMHq — Hilal Köylü (@hilalkoylu) March 3, 2026 Olayın ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, çocuk hakkında İstanbul Anadolu 2. Çocuk Mahkemesi kararıyla sağlık ve danışmanlık tedbiri uygulandığı, tedavi sürecinde annenin yönlendirmelere olumlu yanıt vermediği iddia edildi. Bakanlık, çocuğun sağlık durumunun risk altında olması nedeniyle 2 Mart’ta acil koruma kararı çıkarıldığını ve adrese gidildiğini ancak kimseye ulaşılamadığını duyurdu. Akşam saatlerinde anne ve çocuğun hayatını kaybettiği bilgisinin alındığı aktarıldı. Bakanlık, bazı medya organlarının ve sivil toplum kuruluşlarının süreci çarpıttığını savunarak, kamuoyunu “hassas ve titiz davranmaya” davet etti. Öte yandan, dosyayı takip eden Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği temsilcileri daha önce yaptıkları açıklamalarda, yargılama sürecinde çocuğun üstün yararı ilkesinin ihlal edildiğini, beyanlarının defalarca tekrar ettirildiğini ve travma sonrası stres bozukluğu tanısıyla tedavi gördüğünü belirtmişti. Dernek, annenin yaşadığı ihmalleri dile getirmeye çalıştığı her durumda “örtük biçimde çocuğunun elinden alınacağı tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığını” savunmuştu. Çelik’in ve kızının ölümü kamuoyunda “şüpheli ölüm” tartışmalarını gündeme taşırken, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve ihmallerin olup olmadığının ortaya çıkarılması çağrıları yapılıyor. Soruşturma sürüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.