SON DAKİKA

#Sivil Toplum

HABER DEĞER - Sivil Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sivil Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Azerbaycan'daki başörtüsü tartışmalarının gölgesinde: Türkiye'den üst düzey Bakü ziyareti Haber

Azerbaycan'daki başörtüsü tartışmalarının gölgesinde: Türkiye'den üst düzey Bakü ziyareti

Azerbaycan'da devlet okullarında yürürlüğe giren yeni öğrenci kıyafeti standartlarının ardından başörtülü öğrencilerin okul yönetimlerince derslere kabul edilmemesi ülkede geniş çaplı bir tartışma başlattı. Sivil toplum kuruluşları ve velilerin tepkisini çeken bu gelişmelerin ortasında Türkiye'den Bakü'ye üst düzey ziyaret gerçekleştirileceği bildirildi Dışişleri Bakanı Fidan CICA Zirvesi için Bakü'ye gidiyor Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı (CICA) Zirvesi’ne katılmak üzere Azerbaycan'a hareket ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı temsilen Türk heyetine başkanlık edecek olan Bakan Fidan'ın, zirve marjında resmi oturumlara katılması ve mevkidaşlarıyla ikili diplomatik temaslarda bulunması öngörülüyor. Azerbaycan resmi mevzuatında başörtüsüne yönelik doğrudan yazılı bir yasak bulunmamasına rağmen, bazı okul yönetimlerinin kıyafet standartlarını gerekçe göstererek başörtülü öğrencileri sınıflara almaması kamuoyunda ve sosyal medyada protestolara neden olmuştu. Geniş yankı uyandıran okul kıyafeti krizinin ardından gerçekleşen bu ziyaret, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler açısından kritik bir zamana denk geliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Azerbaycan'da sular durulmuyor: Başörtü yasakları tepki çekmeye devam ediyor Haber

Azerbaycan'da sular durulmuyor: Başörtü yasakları tepki çekmeye devam ediyor

Azerbaycan’da devlet okullarında kılık-kıyafet kısıtlamalarının yeniden sert tedbirlerle devreye sokulması, eğitim hakkı ve inanç özgürlüğü ekseninde geniş çaplı bir tartışmanın fitilini ateşledi. Haftanın ilk gününde okul kapılarında gerginlik Yeni haftanın başlamasıyla birlikte Bakü ve farklı şehirlerdeki devlet okullarında benzer tablolar yaşandı. Başörtüsü takan çok sayıda kız öğrenci, okul idarecileri ve görevliler tarafından kapıda durdurularak binalara alınmadı. Derslere katılması engellenen öğrencilerin evlerine gönderilmesi üzerine duruma tepki gösteren veliler okul binaları önünde toplanarak karara itiraz etti. Çocuklarının eğitim hakkının engellendiğini belirtip karara tepki gösteren veliler ile okul yönetimleri arasında zaman zaman gerginlikler yaşanırken, adli ve sivil toplum kanadından da tepkiler yükseldi. Çok sayıda hukukçu, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve vatandaş, keyfi engellemelerin derhal son bulması yönünde Bakü yönetimine çağrıda bulundu. Özellikle Karabağ Savaşı’nda uzuvlarını kaybeden gazilerin ve şehit ailelerinin çocuklarının da benzer muameleye maruz kalmasının kamuoyu vicdanını derinden yaraladığı ifade edildi. Eğitim süreçlerinden uzaklaştırılan öğrencilerin mağduriyetine dikkat çeken kitleler ve hukuk çevreleri, yetkililerden eğitim hakkı ile inanç özgürlüğü arasındaki dengeyi göz gözeten somut adımlar atmasını ve öğrencilerin eğitimden uzaklaştırılmasına son verilmesini talep ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ayhan Bilgen: "Demirtaş  AİHM’le tahliye olmak istiyor" Haber

Ayhan Bilgen: "Demirtaş AİHM’le tahliye olmak istiyor"

Röportaj sırasında Ankara Temsilcisi Cüneyt Alphan, kısa süre önce yayımlanan “Türk Tarihinin Kayıp Yılları ve Kürdistan” adlı kitabını da Ayhan Bilgen’e hediye etti. Bilgen; silah bırakma tartışmalarından Öcalan ve Demirtaş’ın rollerine, DEM Parti ve muhalefetin tutumundan anayasa ve referandum gündemine, geçmiş çözüm süreçlerinin neden başarısız olduğundan AİHM ve yüzleşme süreçlerine kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Aktif siyaset ve sivil toplum katkısı Aktif siyasetin mevcut durumu hakkındaki soruya yanıt veren Ayhan Bilgen, genel başkanlık görevini devrettiğini ve parti yönetiminin yanı sıra teşkilat çalışmalarının başka bir arkadaş tarafından yürütüldüğünü belirtti. 53 ilde ve yaklaşık 170 ilçede kongre süreçlerinin tamamlandığını ifade eden Bilgen, kendisinin ise dışarıdan katkı sunmaya çalıştığını söyledi: "Ben genel başkanlık görevini bıraktım. Şimdi başka bir arkadaşımız parti yönetimini ve teşkilat çalışmalarını yürütüyor... Daha çok sivil toplum ve medya çalışmaları üzerinden katkı vermeye gayret ediyorum. Doğrudan parti siyaseti içerisinde aktif bir görev üstlenmiş değilim. Bundan sonraki süreçte ne yapacağım konusunda benim açımdan da kesinleşmiş bir tablo yok. Nerede katkı sunabileceğim ortaya çıktıkça elimden geleni yaparım." Kürt meselesinin bölgesel doyutu ve yeni dış dinamikler Kürt meselesinin sadece bir ülkenin iç meselesi olarak ele alınamayacak kadar geniş bir coğrafyaya yayıldığını vurgulayan Bilgen, Kürtlerin dört farklı ülkede yaşadığını, bu ülkelerin karşılıklı ilişkilerinin, bölgesel dengelerin ve uluslararası aktörlerin tutumunun doğrudan etkili olduğunu belirtti. Geçmişteki çözüm sürecinin uluslararası koşulların daha olumlu olduğu bir dönemde başladığını ancak Suriye’deki gelişmelerle birlikte bölgesel şartların değiştiğini hatırlattı. Bugünkü döneme ilişkin dış koşulların daha elverişli olduğunu düşündüğünü belirten Bilgen, sürecin dışarıdan dayatılmadığının altını çizdi: "Ama bugünkü sürecin dışarıdan organize edilmiş bir süreç olduğunu düşünmüyorum. Daha çok Türkiye’nin kendi iç ihtiyaçlarının, bölgesel gelişmelerle birlikte oluşturduğu bir arayış söz konusu. Özellikle güvenlik açısından Türkiye’nin önünde yeni bir tablo var. İsrail’in bölgedeki politikaları, bölgesel ittifaklar ve Türkiye’nin kendi güvenlik ihtiyaçları Kürt meselesini yeniden önemli bir başlık haline getiriyor. Daha çok Türkiye’nin kendi güvenlik ve siyasi ihtiyaçlarından kaynaklanan bir arayış olduğunu düşünüyorum." Devlet içerisindeki bütünlük ve önceki süreçlerden farklar Geçmişteki çözüm süreçlerinin başarısız olmasında devlet içindeki yapının önemli bir rol oynadığını belirten Bilgen, bu kez tablonun farklı olduğunu vurguladı: "Üstelik bu kez önceki süreçlerden farklı bir durum var. Devlet içerisinde daha fazla bütünlük görüyorum. Önceki süreçlerde devletin farklı kurumları arasında ciddi dirençler vardı. Güvenlik bürokrasisiyle siyasi irade arasında da farklı yaklaşımlar bulunabiliyordu. Bugün ise güvenlik bürokrasisinin sürece daha fazla destek verdiği veya en azından sürecin gerekliliği konusunda daha net bir pozisyonda olduğu görülüyor. Bu önemli bir fark. Çünkü geçmişte süreci sadece siyasi irade yürütmeye çalışıyordu ve devletin bazı kesimlerinde ciddi bir direnç vardı." TBMM Komisyon raporları ve eksik bırakılan temel haklar TBMM’deki komisyon raporları ve partilerin hazırladığı metinleri değerlendiren Bilgen, raporda Şeyh Sait’ten Cumhuriyet döneminin kırılmalarına kadar uzanan tarihi bir arka plan bulunduğunu, ancak asıl meselenin yeterince açık konulmadığını ifade etti: "Fakat bana göre asıl mesele yeterince açık biçimde ortaya konulmuyor. Kürt meselesinin temelinde bir halkın kimliğinin, dilinin ve kültürel haklarının tanınmasıyla ilgili sorunlar var. Bunların raporda yeterince kapsamlı şekilde ele alındığını düşünmüyorum. Örneğin anadilde eğitim meselesi, kültürel haklar, özgürlükler ve demokratikleşme boyutu daha kapsamlı tartışılmalıydı. Sadece günü kurtaracak bir çözümle yetinmemek gerekiyor. Kürt meselesini Türkiye’nin genel demokratikleşmesinden ayrı düşünmemek lazım." "Önce silah mı, önce demokrasi mi?" ikilemi Geçmişte yaşanan hataların tekrarlanmaması için iki farklı yaklaşımın çarpıştığını belirten Bilgen, bugünkü stratejinin izlediği yolu şu sözlerle değerlendirdi: "Bir kesim 'Önce demokrasi, sonra silah bırakma' diyor. Diğer yaklaşım ise 'Silah varken demokratikleşmeyi ve insan haklarını konuşmak zor' diyor. Bugünkü süreç daha çok ikinci yaklaşım üzerinden ilerliyor. Yani silahların devreden çıkarılması, silahlı çatışmanın sona erdirilmesi ve ondan sonra demokratikleşme, insan hakları ve özgürlüklerin daha kapsamlı biçimde konuşulması... Silahların tamamen devreden çıkması halinde artık Türkiye’nin demokratikleşmesi, anayasa, yönetim modeli, dil ve eğitim gibi bütün meselelerin demokratik zeminde konuşulmasının önünde daha az engel kalacaktır." Abdullah Öcalan ve Selahattin Demirtaş’ın rolleri Abdullah Öcalan’ın silahlı mücadelenin bir yöntem olarak sürdürülemeyeceği noktasında olduğunu belirten Bilgen, Öcalan ile Selahattin Demirtaş’ın rollerinin kesinlikle birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı: "Öcalan’ın konumu ile Demirtaş’ın konumunu birbirinden ayırmak gerekiyor. Öcalan’ın doğrudan muhataplığı silah bırakma ve silahlı yapının tasfiyesi meselesinde daha belirgin. Demirtaş’ın rolü ise daha çok toplumsal ikna, demokratik siyasetin güçlendirilmesi ve toplumun sürece katılması bakımından değerlendirilebilir. Demirtaş’ın katkısını sadece silah bırakma meselesine indirgememek gerekir. Çünkü Kürt toplumu bir siyasi partiye veya tek bir örgüte indirgenebilecek bir yapı değil." Alphan’ın gündeme getirdiği Demirtaş’ın hukuki süreçleri bağlamında Bilgen, Demirtaş’ın istinaf kararlarını beklemek yerine uluslararası mekanizmalarla, özellikle AİHM eksenli bir demokratik güvenceyle tahliye olmayı hedeflediğini vurguladı. "Kürt sosyolojisi siyasetin çok ilerisinde" Kürt toplumunun coğrafi ve sosyolojik olarak çok büyük bir dönüşüm geçirdiğine dikkat çeken Bilgen, mevcut siyasetin bu yapının gerisinde kaldığını belirtti: "Kürt sosyolojisi siyasetin çok ilerisinde. Siyaset onun gerisinde kalmış durumda. Kürtlerin toplumsal varlığı artık sadece Diyarbakır’la veya bölge illeriyle sınırlı değil. İstanbul’da, İzmir’de, Antalya’da, Ege’de ve Türkiye’nin çok farklı yerlerinde ciddi bir Kürt nüfusu ve toplumsal yapı var. Dolayısıyla Kürt toplumunu sadece silahlı örgüt üzerinden okumak artık mümkün değil. Parlamentoda, belediyelerde ve toplumun farklı alanlarında Kürtlerin siyasi ve sosyal temsili var. Silahların devreden çıkması halinde bu sosyolojinin kendisini daha rahat biçimde siyaset üzerinden ifade etmesinin önü açılabilir." Tarihsel yüzleşme ve travmaların aşılması Sürecin sadece idari ve hukuki adımlarla tamamlanamayacağını, toplumsal yüzleşmenin şart olduğunu belirten Ayhan Bilgen, sözlerini şu vurguyla tamamladı: "Bunu değerlendirirken o dönemin koşullarını göz ardı etmemek gerekir. Bir halkın kendisini yok sayılmış, tanınmamış veya haklarından mahrum bırakılmış hissettiği dönemleri anlamadan silahlı mücadelenin ortaya çıkışını da anlayamazsınız. Ama bugün geldiğimiz noktada silahla ilgili faslı yüzleşmeyle aşmanız gerekiyor. Hem devletin hem örgütün hem de siyasetin geçmişle yüzleşmesi lazım. Bu yüzleşme yeni bir çatışma üretmemeli. Geçmişte yaşanan acıları kabul ederken geleceği geçmişteki çatışmanın içine hapsetmemek gerekiyor. Bütün tarafların kendi sorumluluklarıyla yüzleşebilmesi önemli. Çünkü yeni bir dönem ancak geçmişle hesaplaşmayı yeni bir kavganın nedeni haline getirmeden mümkün olabilir." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İçişleri Bakanı Çiftçi ve Millî Eğitim Bakanı Tekin'den Manisa okul saldırısı açıklaması Haber

İçişleri Bakanı Çiftçi ve Millî Eğitim Bakanı Tekin'den Manisa okul saldırısı açıklaması

Ortak basın toplantısı düzenlendi İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde öğrencilerin hedef alındığı pompalı tüfekli saldırıyla ilgili ortak bir basın açıklaması düzenledi. Olayın ardından başlatılan idari ve adli süreçlere değinen Bakanlar, yaralı öğrencilerin sağlık durumuna ilişkin güncel bilgileri kamuoyuyla paylaştı. Bakan Çiftçi: "3 öğrencinin hayati tehlikesi bulunuyor" Saldırıda yaralanan öğrencilerin sağlık durumları hakkında bilgi veren İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, ameliyatları tamamlanan çocuklardan bazılarının durumunun ciddiyetini koruduğunu belirtti. Bakan Çiftçi açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "10 çocuğun tedavisi yoğun bakımda sürüyor. Olay bütün idari yönleriyle soruşturulacak. Olayda herhangi bir sorumluluğu alan, ihmal olanlar tespit edilecek. Bunun dışında Millî Eğitim Bakanlığımız 20 tane de psikososyal destek ekibi görevlendirmiş durumda, yarın sayı 27'ye çıkacak. Burada devletin diğer kurumlarına düşen görevler var. Sivil toplum kuruluşlarına düşen görevler var. En başta da ailelere düşen görevler var. Ben dünkü protokol imza töreninde de işaret etmiştim. Aileler çocuklarının okula gidip gitmediğini, okuldan çıktıktan sonra nereye gittiklerini, eve geldiklerinde çocuklar hangi internet sitelerine giriyorlar. Bunları mutlak suretle takip edelim." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

AB Rusya seçimini tanımayacak: "İşgal altındaki Ukrayna topraklarında düzenlenen oylama tanımayacaktır" Haber

AB Rusya seçimini tanımayacak: "İşgal altındaki Ukrayna topraklarında düzenlenen oylama tanımayacaktır"

"Seçimler otoriterleşen bir ortamda gerçekleşti" Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği, Rusya’da 18-20 Eylül tarihlerinde yapılan Devlet Duması seçimlerine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, söz konusu seçimlerin Rusya’da demokrasinin gerilemesinin sürdüğünü açıkça ortaya koyduğu savunulurken, ülkenin Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü savaşın ve toprak işgallerinin seçim atmosferini son derece olumsuz etkilediği vurgulandı. Rus makamlarının demokratik muhalefetin katılımını engellemek amacıyla ülke içinde ve dışında baskıları artırdığına dikkat çekilerek, savaş karşıtı bir siyasi programa sahip Yabloko Partisi adaylarının federal listeden men edilmesinin seçmen seçeneklerini ciddi biçimde daralttığı ifade edildi. Bağımsız Bilgiye Erişim Sınırlandı Seçimler öncesinde idari ve yargısal araçların muhalif isimleri tasfiye etmek için kullanıldığına işaret edilen açıklamada, Rus vatandaşlarının bağımsız bilgiye erişiminin de ciddi oranda kısıtlandığı belirtildi. AB, Rus sivil toplum örgütlerini, insan hakları savunucularını ve bağımsız medyayı desteklemeye devam edeceğini yineledi. Öte yandan, Moskova yönetiminin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gözlemcilerini seçimleri izlemeye davet etmemesi de AB tarafından tepkiyle karşılandı. Bu kararın Rusya'nın AGİT taahhütleriyle bağdaşmadığı ve seçimlerin tarafsız bir şekilde değerlendirilme imkanını ortadan kaldırdığı ifade edildi. " aptırım uygulayacağız" Rusya’nın yasa dışı ilhak ettiği Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Sivastopol kenti ile Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson bölgelerinin bazı kesimlerinde sandık kurulmasını kınayan AB, bu oylamaların uluslararası hukuka, BM Şartı’na ve Ukrayna’nın egemenliğine tamamen aykırı olduğunu kaydetti. Açıklamada şu net mesaj verildi: "Avrupa Birliği, Rusya’nın ilhak ettiği Ukrayna topraklarında düzenlediği oylamaları ve sonuçlarını tanımayacaktır." AB, işgal altındaki bölgelerde seçimlerin organize edilmesinde rol alanların, buralarda aday olanların ve Rusya’da adil seçim ortamını ortadanlıktan sorumlu tutulan şahısların yaptırım listesine ekleneceğini duyurdu. Açıklamanın sonunda, Ukrayna’nın uluslararası alanda kabul görmüş sınırları içindeki toprak bütünlüğüne ve bağımsızlığına verilen güçlü destek yinelenerek, Rusya’ya savaşı derhal sona erdirme, koşulsuz ateşkes ilan etme ve askeri güçlerini Ukrayna topraklarından çekme çağrısı yinelendi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

MHP Lideri Bahçeli'den Çerçeve Yasa açıklaması: "Geniş bir mutabakat ortaya çıktı" Haber

MHP Lideri Bahçeli'den Çerçeve Yasa açıklaması: "Geniş bir mutabakat ortaya çıktı"

"Terörsüz Türkiye" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Habertürk Ankara Temsilcisi Nasuhi Güngör’ü parti genel merkezindeki makam odasında kabul ederek iç ve dış siyasetin ana başlıklarını değerlendirdi. "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında TBMM'den 467 oyla geçen Çerçeve Yasa'ya değinen MHP lideri, sürecin meclis komisyonlarındaki uzlaşıyla verimli bir noktaya ulaştığını belirtti. Geçmişteki 1 Ekim tokalaşmasının tesadüf olmadığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın birlik çağrısı ve insani bir vazifenin gereği olduğunu vurgulayan Bahçeli, Meclis'teki oy dağılımına ilişkin şunları kaydetti: "Yasanın çıkması hususunda geniş bir mutabakat ortaya çıktı. Doğrusu 467 rakamını ben de beklemiyordum. Ama bu düzeyde bir kabul, toplumsal mutabakatın genişlemesine ve dayanışmanın güçlenmesine vesile oldu." Bu tarihi sürecin ardından Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki aşiret liderleri ile kanaat önderlerinin partilerini ziyaret ettiğini ve sahada muazzam bir kaynaşma yaşandığını aktaran Bahçeli, toplumsal barışın pekiştiğine dikkat çekti. Sporda Kimlik Siyasetine ve Dini Anketlere Sert Tepki Son dönemde yayımlanan bazı kamuoyu araştırmalarına tepki gösteren Bahçeli, anket şirketlerinin acilen sağlam bir yasal düzenlemeyle ele alınması gerektiğini savundu. Amedspor üzerinden yürütülen tartışmalara değinen MHP lideri, sporu etnik köken ve mezhep gibi kimliklerle eşleştirmenin gaflet olduğunu belirtti. Türkiye'deki dini hayata yönelik yayımlanan diğer bir anket için ise "beşinci kol faaliyeti" nitelendirmesinde bulunan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "İslami araştırma adı altında milletimizi köksüz, kişiliksiz, dinsiz bir toplum gibi göstermek büyük bir saptırmadır. Türk milleti inançlıdır, ahlaklıdır, dinine ve geleneksel değerlerine sadıktır." "Mekke Anlaşması Türkiye'yi merkeze taşıyacak" Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ve "Mekke Anlaşması" olarak adlandırılan üçlü ittifakı değerlendiren Bahçeli, bu hamleyi "fevkalade sağlıklı ve stratejik" olarak nitelendirdi. İslam dünyasının muazzam bir potansiyele sahip olmasına rağmen Batı karşısında lider bir ülke çıkaramadığına dikkat çeken Bahçeli, şöyle konuştu: "Türkiye’nin liderliğinde bu çalışmalar yürütüldüğü takdirde bu durum bizi merkeze taşır, dünyada çok daha itibarlı hale getirir. Pakistan ve Suudi Arabistan’ın yanı sıra diğer ülkelerle bu ittifak çok daha güçlü hale gelecektir." Yeni Anayasa Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kalıcı siyasi istikrarı sağladığını ancak iki dönemlik uygulama sürecinin ardından bazı noktaların gözden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, sistemin sağlıklı işlemesi için yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılması gereken köklü değişikliklere dair vizyonunu paylaşan Bahçeli, reformun şifrelerini şu sözlerle özetledi: "Bizim söylediğimiz şudur. Bahsettiğiniz her iki alanda da hem sistemi güçlendirecek hem de aksamaları giderecek değişiklikler üzerinde müzakere edilmelidir. Sadece siyaset değil; sivil toplum kuruluşları, aydınlarımız, akademisyenlerimiz bir araya gelerek bunu ele almalıdır. Sistemi güçlendiren, aksaklıkları gideren bu değişimler elbette yeni anayasa çalışmasıyla uyumlu olarak ele alınmalıdır." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz duyurdu: Yeni OVP 6 Eylül'de açıklanacak Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz duyurdu: Yeni OVP 6 Eylül'de açıklanacak

İş dünyası ve STK'larla kapsamlı istişare Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, yeni döneme ilişkin ekonomik hedefleri belirlemek üzere iş dünyasının çatı kuruluşları, sanayiciler ve sivil toplum kuruluşlarıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldiklerini bildirdi. Gerçekleştirilen istişare toplantısında ekonominin gelecek üç yıllık yol haritasının, temel makroekonomik hedeflerin, politika çerçevesinin ve yapısal reform gündeminin ele alındığını aktaran Yılmaz, iş dünyasının beklenti, görüş ve önerilerinin dinlendiğini kaydetti. Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda, ilgili tüm bakanlık ve kurumların katkılarıyla yürütülen hazırlıklarda son aşamaya gelindiğini vurgulayan Yılmaz, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Strateji ve Bütçe Başkanlığımız ile Hazine ve Maliye Bakanlığımızın koordinasyonunda, ilgili tüm bakanlık ve kurumlarımızın katkılarıyla yürütülen hazırlıklarımızda son aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Katılımcı ve istişareye dayalı bir anlayışla hazırladığımız 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Programımızın detaylarını 6 Eylül Pazar günü kamuoyuyla paylaşmayı planlıyoruz. Programın uygulama sürecini ise belirlenen takvim çerçevesinde yakından takip edeceğiz." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

TBMM Başkanı'ndan 'Terörsüz Türkiye' vurgusu: "İsrail, Türkiye'nin oluşturacağı kardeşlik ikliminden çekiniyor" Haber

TBMM Başkanı'ndan 'Terörsüz Türkiye' vurgusu: "İsrail, Türkiye'nin oluşturacağı kardeşlik ikliminden çekiniyor"

Tarihsel birlik ve Cumhuriyetin ilk asrının bilançosu TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Afyonkarahisar'da düzenlenen sivil toplum buluşmasında gerçekleştirdiği konuşmada, Türk tarihinin bir bütün olduğunu vurguladı. Kurtulmuş, tarih birliğine ve zaferlerin ortak ruhuna dair şu değerlendirmelerde bulundu: "Bu milletin tarihini dönemlere ayırarak Selçuklu'yu, Osmanlı'yı ve Cumhuriyetimizi birbirinden ayırarak sanki bunlar her birisi başka milletin varlıklarıymış gibi değerlendiriyor ve hatta üzülerek ifade ediyorum ki zaman zamanda maksadını aşan yorumlarla tarihi birbirine karşı yarıştırıyor hatta çatıştırıyoruz. Selçuklu da bizimdir, Osmanlı da bizimdir, Cumhuriyet de bizimdir. Bunların birbirinden ayrılması mümkün değildir. İspatı da 26 Ağustos'tur. Eğer 26 Ağustos 1071'i 26 Ağustos 1922'den ayırabiliyorsanız, geçmişi bugünden ayırabilirsiniz. Bu mümkün değildir. Bu milletin tarihi bir bütündür ve her sayfası bizim için iftihar edeceğimiz büyük bir tarihtir." Cumhuriyetin ilk asrının en ağır bilançosunun terör olduğunu belirten Kurtulmuş, bu maliyeti ve emperyalist oyunları şu sözlerle aktardı: "Cumhuriyetimizin ilk asrının en ağır bilançosu, Türkiye'ye emperyalistler tarafından ödetilmiş olan terör ve terörün getirmiş olduğu yıkım ve maliyettir. Burada da bir kısım temsilcileri olan aziz şehitlerimizin kahramanca mücadelesiyle teröre karşı çok büyük bir başarı elde edilmiş ve Allah'a çok şükür bugüne gelinmiştir. Ancak Cumhuriyetin yaklaşık 50 yılı terörle ve mücadeleyle geçti. 40 binin üzerinde insan öldü. Binlerce şehidimiz oldu... Bu 50 yıllık terörle geçen sürenin ağır maliyeti aynı zamanda Türkiye'ye ekonomik olarak da çok büyük ağır bir maliyet yüklemiştir. Üniversite üyesi arkadaşlarımızla 2013 yılında hesaplamaları yapmıştık. O zamanki rakamlarla alternatif maliyetleri ile 1,3 trilyon dolardı. Bugün en mütevazi rakamlarla 2,3 trilyon dolarlık bir maliyete katlandık." "Terörsüz Türkiye" ve üç sigortalı yasal Süreç Türkiye'nin "Terörsüz Türkiye" hedefiyle emperyalistlerin oyunlarını bozduğunu ifade eden Kurtulmuş, çıkarılan yasanın güvencelerini şu sözlerle anlattı: "Çıkarılan yasa ile ilgili de birkaç hususu paylaşmak istiyorum. Gelen sorular arasında 'Efendim ya terör örgütü silah bırakmazsa' var. Öyle ya… Ya bırakmazsa? Bu yasanın üç tane sigortası vardır. Bırakmazsa kendileri bilir. Bırakmazsa, Türkiye bundan evvel olduğu gibi terörle mücadele etmeyi gayet iyi bilir. Üç tane sigorta vardır yasanın içerisinde. Ben yasayı onlarca kere hazırlık safhasında da okumuş birisi olarak şunu söyleyeyim. Hiçbir şehit ailesinin, hiçbir gazimizin hakkını, hukukunu rencide edecek herhangi bir söz, bırakın cümleyi bir kelime bile yoktur... Birincisi yasanın birinci maddesinde yer alan 'kritik eşik' diyerek raporumuzda da tanımladığımız, örgütün bütün şubeleriyle birlikte silahlarını bıraktığı ve örgütsel faaliyetlerini sonlandırdığının devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyidi üzerine Milli Güvenlik Kurulunca alınacak bir kararla, örgütün kendisini feshettiği ortaya konulacaktır." İsrail vurgusu Suriye ve bölgedeki gelişmelere de değinen Kurtulmuş, İsrail'in Türkiye'den duyduğu rahatsızlığı şu ifadelerle dile getirdi: "Dün Suriye'de SDG başkanının yaptığı 'Suriye'deki entegrasyon olumlu bir şekilde nihayete ermiş ve SDG bir örgüt olarak varlığını yok etmiş, kendisini feshettmiştir' açıklaması bizim için önemlidir, tarihidir ve değerli bir açıklamadır... İsrail'in bölgenin sadece teorik bir tehdidi olmaktan çok öteye geçtiğini, son dönemlerde, saldırmadığı neredeyse hiçbir bölge ülkesinin kalmadığını hatırlatarak, 'Böylesine yayılmacı bir hesap içerisinde olan bir ülke. Bu ülke, sadece Türkiye'den çekiniyor ve Türkiye'nin bölgesinde oluşturacağı barış ve kardeşlik ikliminden çekiniyor, biz de bunu ortaya koymak zorundayız. Şimdi Suriye'de tam manasıyla bir barışın ortaya çıkması, inşallah Irak hükümetiyle olan yakın ilişkilerimizle de Irak'taki ilişkilerin fevkalade daha güçlü bir noktaya gitmesi, bölge halklarının da yan yana gelmesini sağlayacaktır." Konuşmasını toplumun tüm kesimlerine birlik çağrısı yaparak tamamlayan Kurtulmuş, zihniyet değişiminin önemini şu sözlerle özetledi: "Önce dillerimizi tashih etmek, her türlü ayrımcı dili terk etmek, her türlü ayrılıkçı ve ötekileştirilmiş dili de bir kenara bırakmak zorundayız. Bu topraklarda yaşayan herkes bu ülkenin eşit ve özgür yurttaşlarıdır. Bu topraklarda yaşayan herkes aynı bayrağın altında yaşayan, aynı vatanın evlatları, aynı medeniyetin insanlarıdır. Dolayısıyla önce bu dilden ötekileştirici, farklılaştırıcı, ayrımcılık dilini bir kenara bırakmak ve etrafımızdakilerin de bu dili bırakmalarını tavsiye etmemiz lazım." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.