SON DAKİKA

#Sivil Toplum

HABER DEĞER - Sivil Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sivil Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MHP Lideri Bahçeli'den Çerçeve Yasa açıklaması: "Geniş bir mutabakat ortaya çıktı" Haber

MHP Lideri Bahçeli'den Çerçeve Yasa açıklaması: "Geniş bir mutabakat ortaya çıktı"

"Terörsüz Türkiye" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Habertürk Ankara Temsilcisi Nasuhi Güngör’ü parti genel merkezindeki makam odasında kabul ederek iç ve dış siyasetin ana başlıklarını değerlendirdi. "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında TBMM'den 467 oyla geçen Çerçeve Yasa'ya değinen MHP lideri, sürecin meclis komisyonlarındaki uzlaşıyla verimli bir noktaya ulaştığını belirtti. Geçmişteki 1 Ekim tokalaşmasının tesadüf olmadığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın birlik çağrısı ve insani bir vazifenin gereği olduğunu vurgulayan Bahçeli, Meclis'teki oy dağılımına ilişkin şunları kaydetti: "Yasanın çıkması hususunda geniş bir mutabakat ortaya çıktı. Doğrusu 467 rakamını ben de beklemiyordum. Ama bu düzeyde bir kabul, toplumsal mutabakatın genişlemesine ve dayanışmanın güçlenmesine vesile oldu." Bu tarihi sürecin ardından Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki aşiret liderleri ile kanaat önderlerinin partilerini ziyaret ettiğini ve sahada muazzam bir kaynaşma yaşandığını aktaran Bahçeli, toplumsal barışın pekiştiğine dikkat çekti. Sporda Kimlik Siyasetine ve Dini Anketlere Sert Tepki Son dönemde yayımlanan bazı kamuoyu araştırmalarına tepki gösteren Bahçeli, anket şirketlerinin acilen sağlam bir yasal düzenlemeyle ele alınması gerektiğini savundu. Amedspor üzerinden yürütülen tartışmalara değinen MHP lideri, sporu etnik köken ve mezhep gibi kimliklerle eşleştirmenin gaflet olduğunu belirtti. Türkiye'deki dini hayata yönelik yayımlanan diğer bir anket için ise "beşinci kol faaliyeti" nitelendirmesinde bulunan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "İslami araştırma adı altında milletimizi köksüz, kişiliksiz, dinsiz bir toplum gibi göstermek büyük bir saptırmadır. Türk milleti inançlıdır, ahlaklıdır, dinine ve geleneksel değerlerine sadıktır." "Mekke Anlaşması Türkiye'yi merkeze taşıyacak" Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ve "Mekke Anlaşması" olarak adlandırılan üçlü ittifakı değerlendiren Bahçeli, bu hamleyi "fevkalade sağlıklı ve stratejik" olarak nitelendirdi. İslam dünyasının muazzam bir potansiyele sahip olmasına rağmen Batı karşısında lider bir ülke çıkaramadığına dikkat çeken Bahçeli, şöyle konuştu: "Türkiye’nin liderliğinde bu çalışmalar yürütüldüğü takdirde bu durum bizi merkeze taşır, dünyada çok daha itibarlı hale getirir. Pakistan ve Suudi Arabistan’ın yanı sıra diğer ülkelerle bu ittifak çok daha güçlü hale gelecektir." Yeni Anayasa Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kalıcı siyasi istikrarı sağladığını ancak iki dönemlik uygulama sürecinin ardından bazı noktaların gözden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, sistemin sağlıklı işlemesi için yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılması gereken köklü değişikliklere dair vizyonunu paylaşan Bahçeli, reformun şifrelerini şu sözlerle özetledi: "Bizim söylediğimiz şudur. Bahsettiğiniz her iki alanda da hem sistemi güçlendirecek hem de aksamaları giderecek değişiklikler üzerinde müzakere edilmelidir. Sadece siyaset değil; sivil toplum kuruluşları, aydınlarımız, akademisyenlerimiz bir araya gelerek bunu ele almalıdır. Sistemi güçlendiren, aksaklıkları gideren bu değişimler elbette yeni anayasa çalışmasıyla uyumlu olarak ele alınmalıdır." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz duyurdu: Yeni OVP 6 Eylül'de açıklanacak Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz duyurdu: Yeni OVP 6 Eylül'de açıklanacak

İş dünyası ve STK'larla kapsamlı istişare Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, yeni döneme ilişkin ekonomik hedefleri belirlemek üzere iş dünyasının çatı kuruluşları, sanayiciler ve sivil toplum kuruluşlarıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldiklerini bildirdi. Gerçekleştirilen istişare toplantısında ekonominin gelecek üç yıllık yol haritasının, temel makroekonomik hedeflerin, politika çerçevesinin ve yapısal reform gündeminin ele alındığını aktaran Yılmaz, iş dünyasının beklenti, görüş ve önerilerinin dinlendiğini kaydetti. Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda, ilgili tüm bakanlık ve kurumların katkılarıyla yürütülen hazırlıklarda son aşamaya gelindiğini vurgulayan Yılmaz, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Strateji ve Bütçe Başkanlığımız ile Hazine ve Maliye Bakanlığımızın koordinasyonunda, ilgili tüm bakanlık ve kurumlarımızın katkılarıyla yürütülen hazırlıklarımızda son aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Katılımcı ve istişareye dayalı bir anlayışla hazırladığımız 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Programımızın detaylarını 6 Eylül Pazar günü kamuoyuyla paylaşmayı planlıyoruz. Programın uygulama sürecini ise belirlenen takvim çerçevesinde yakından takip edeceğiz." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

TBMM Başkanı'ndan 'Terörsüz Türkiye' vurgusu: "İsrail, Türkiye'nin oluşturacağı kardeşlik ikliminden çekiniyor" Haber

TBMM Başkanı'ndan 'Terörsüz Türkiye' vurgusu: "İsrail, Türkiye'nin oluşturacağı kardeşlik ikliminden çekiniyor"

Tarihsel birlik ve Cumhuriyetin ilk asrının bilançosu TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Afyonkarahisar'da düzenlenen sivil toplum buluşmasında gerçekleştirdiği konuşmada, Türk tarihinin bir bütün olduğunu vurguladı. Kurtulmuş, tarih birliğine ve zaferlerin ortak ruhuna dair şu değerlendirmelerde bulundu: "Bu milletin tarihini dönemlere ayırarak Selçuklu'yu, Osmanlı'yı ve Cumhuriyetimizi birbirinden ayırarak sanki bunlar her birisi başka milletin varlıklarıymış gibi değerlendiriyor ve hatta üzülerek ifade ediyorum ki zaman zamanda maksadını aşan yorumlarla tarihi birbirine karşı yarıştırıyor hatta çatıştırıyoruz. Selçuklu da bizimdir, Osmanlı da bizimdir, Cumhuriyet de bizimdir. Bunların birbirinden ayrılması mümkün değildir. İspatı da 26 Ağustos'tur. Eğer 26 Ağustos 1071'i 26 Ağustos 1922'den ayırabiliyorsanız, geçmişi bugünden ayırabilirsiniz. Bu mümkün değildir. Bu milletin tarihi bir bütündür ve her sayfası bizim için iftihar edeceğimiz büyük bir tarihtir." Cumhuriyetin ilk asrının en ağır bilançosunun terör olduğunu belirten Kurtulmuş, bu maliyeti ve emperyalist oyunları şu sözlerle aktardı: "Cumhuriyetimizin ilk asrının en ağır bilançosu, Türkiye'ye emperyalistler tarafından ödetilmiş olan terör ve terörün getirmiş olduğu yıkım ve maliyettir. Burada da bir kısım temsilcileri olan aziz şehitlerimizin kahramanca mücadelesiyle teröre karşı çok büyük bir başarı elde edilmiş ve Allah'a çok şükür bugüne gelinmiştir. Ancak Cumhuriyetin yaklaşık 50 yılı terörle ve mücadeleyle geçti. 40 binin üzerinde insan öldü. Binlerce şehidimiz oldu... Bu 50 yıllık terörle geçen sürenin ağır maliyeti aynı zamanda Türkiye'ye ekonomik olarak da çok büyük ağır bir maliyet yüklemiştir. Üniversite üyesi arkadaşlarımızla 2013 yılında hesaplamaları yapmıştık. O zamanki rakamlarla alternatif maliyetleri ile 1,3 trilyon dolardı. Bugün en mütevazi rakamlarla 2,3 trilyon dolarlık bir maliyete katlandık." "Terörsüz Türkiye" ve üç sigortalı yasal Süreç Türkiye'nin "Terörsüz Türkiye" hedefiyle emperyalistlerin oyunlarını bozduğunu ifade eden Kurtulmuş, çıkarılan yasanın güvencelerini şu sözlerle anlattı: "Çıkarılan yasa ile ilgili de birkaç hususu paylaşmak istiyorum. Gelen sorular arasında 'Efendim ya terör örgütü silah bırakmazsa' var. Öyle ya… Ya bırakmazsa? Bu yasanın üç tane sigortası vardır. Bırakmazsa kendileri bilir. Bırakmazsa, Türkiye bundan evvel olduğu gibi terörle mücadele etmeyi gayet iyi bilir. Üç tane sigorta vardır yasanın içerisinde. Ben yasayı onlarca kere hazırlık safhasında da okumuş birisi olarak şunu söyleyeyim. Hiçbir şehit ailesinin, hiçbir gazimizin hakkını, hukukunu rencide edecek herhangi bir söz, bırakın cümleyi bir kelime bile yoktur... Birincisi yasanın birinci maddesinde yer alan 'kritik eşik' diyerek raporumuzda da tanımladığımız, örgütün bütün şubeleriyle birlikte silahlarını bıraktığı ve örgütsel faaliyetlerini sonlandırdığının devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyidi üzerine Milli Güvenlik Kurulunca alınacak bir kararla, örgütün kendisini feshettiği ortaya konulacaktır." İsrail vurgusu Suriye ve bölgedeki gelişmelere de değinen Kurtulmuş, İsrail'in Türkiye'den duyduğu rahatsızlığı şu ifadelerle dile getirdi: "Dün Suriye'de SDG başkanının yaptığı 'Suriye'deki entegrasyon olumlu bir şekilde nihayete ermiş ve SDG bir örgüt olarak varlığını yok etmiş, kendisini feshettmiştir' açıklaması bizim için önemlidir, tarihidir ve değerli bir açıklamadır... İsrail'in bölgenin sadece teorik bir tehdidi olmaktan çok öteye geçtiğini, son dönemlerde, saldırmadığı neredeyse hiçbir bölge ülkesinin kalmadığını hatırlatarak, 'Böylesine yayılmacı bir hesap içerisinde olan bir ülke. Bu ülke, sadece Türkiye'den çekiniyor ve Türkiye'nin bölgesinde oluşturacağı barış ve kardeşlik ikliminden çekiniyor, biz de bunu ortaya koymak zorundayız. Şimdi Suriye'de tam manasıyla bir barışın ortaya çıkması, inşallah Irak hükümetiyle olan yakın ilişkilerimizle de Irak'taki ilişkilerin fevkalade daha güçlü bir noktaya gitmesi, bölge halklarının da yan yana gelmesini sağlayacaktır." Konuşmasını toplumun tüm kesimlerine birlik çağrısı yaparak tamamlayan Kurtulmuş, zihniyet değişiminin önemini şu sözlerle özetledi: "Önce dillerimizi tashih etmek, her türlü ayrımcı dili terk etmek, her türlü ayrılıkçı ve ötekileştirilmiş dili de bir kenara bırakmak zorundayız. Bu topraklarda yaşayan herkes bu ülkenin eşit ve özgür yurttaşlarıdır. Bu topraklarda yaşayan herkes aynı bayrağın altında yaşayan, aynı vatanın evlatları, aynı medeniyetin insanlarıdır. Dolayısıyla önce bu dilden ötekileştirici, farklılaştırıcı, ayrımcılık dilini bir kenara bırakmak ve etrafımızdakilerin de bu dili bırakmalarını tavsiye etmemiz lazım." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Aliyev açıkladı: Almanya ve Rusya Azerbaycan'da gizli görüşme mi yaptı? Haber

Aliyev açıkladı: Almanya ve Rusya Azerbaycan'da gizli görüşme mi yaptı?

İngiliz The Times gazetesinde yer alan iddialar üzerine harekete geçtiklerini belirten İlham Aliyev, Berlin'e hareketinden bir gün önce Devlet Sınır Hizmeti'ne talimat vererek uçuş kayıtlarını incelettiklerini ve bilgiyi doğruladıklarını kaydetti. Görüşmenin detaylarına ilişkin açıklamalarda bulunan Aliyev, şu ifadeleri aktardı: "Bunu The Times’tan öğrendik. Biz de bu konuda hiçbir bilgiye sahip değildik. Ancak The Times saygın bir yayın organı olduğu için iddiayı doğrulamaya çalıştık. Berlin’e hareketimden bir gün önce, gazetede adı geçen kişilerin gerçekten aynı tarihlerde Azerbaycan’da bulunup bulun bulunmadığını sorgulamak üzere Devlet Sınır Hizmeti’ne sordum, bu bilgiyi doğruladılar. 12 Temmuz’da, bilinen iki isim, biri Sayın Merkel’in yönetiminin başı olan Bay Pofalla ve Bay Platzeck Bakü’ye geldi. 14 Temmuz’da Berlin’e geri döndüler. Aynı gün, Rusya tarafından eski Başbakan Viktor Zubkov ile Rusya Cumhurbaşkanlığı Sivil Toplum ve İnsan Hakları Konseyi Başkanı Valery Fadeyev de Moskova’dan Bakü’ye geldi. Uçuş istatistikleri böyle gizli bir toplantının Bakü’de yapıldığına işaret ediyor. Ama ne Almanya’dan ne de Rusya’dan bu ziyaretlere ilişkin bilgilendirme yapıldı. Topraklarımız bizden haber alınmaksızın bu toplantı için kullanıldı." Aliyev, söz konusu temasların savaşı sona erdirmeye hizmet etmesi durumunda bunu memnuniyetle karşılayacaklarını da sözlerine ekledi. Friedrich Merz: "Haberdar değilim" Basın toplantısında Aliyev'in konuşmasından önce Rusya'yı aylardır müzakere masasına ikna etmeye çalıştıklarını ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in bunu kabul etmediğini belirten Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Almanya'nın Ukrayna'ya desteğini sürdüreceğini vurgulamıştı. Aliyev'in iddialarının ardından kısa ve net bir yanıt veren Merz, söz konusu görüşmeden haberdar olmadığını ve bu tür temasların federal hükümetin resmi politikasını yansıtmadığını belirtti. Almanya Dışişleri Bakanlığı ise konuyla ilgili yorum talebine derhal yanıt vermedi. Gizli görüşmenin aktörleri dikkat çekti Reuters ve Alman basın kuruluştları Die Zeit ile ARD'nin daha önceki soruşturmalarına göre, Merkel döneminde Başbakanlık Ofisi’nin eski başkanı Ronald Pofalla ve SPD’nin eski genel başkanı Matthias Platzeck'in 2024'ten bu yana Putin’e yakın isimlerle Bakü'de düzenli gizli görüşmeler gerçekleştirdiği biliniyor. Alman güvenlik kurumları bu toplantıları Almanya'nın dış politikasını etkilemeye yönelik bir Rus etki operasyonu olarak değerlendirirken, Bakü'deki son temasta yer aldığı belirtilen Rus heyetinde ise eski Başbakan ve Gazprom Yönetim Kurulu Başkanı Viktor Zubkov ile Rusya Cumhurbaşkanlığı Sivil Toplum ve İnsan Hakları Konseyi Başkanı Valery Fadeyev yer alıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakan Gürlek Ahbap soruşturması hakkında konuştu: "Yardımlaşma duygusu istismar edilemez" Haber

Bakan Gürlek Ahbap soruşturması hakkında konuştu: "Yardımlaşma duygusu istismar edilemez"

Sivil toplum kuruluşlarında şeffaflık vurgusu yapan Bakan Gürlek, "Yardımlaşma duygusu istismar edilemez; toplanan her kuruşun hesabı verilmelidir" diyerek yargının süreci tüm yönleriyle aydınlatacağının altını çizdi. "Yargı, algı operasyonlarına değil delillere göre hareket eder" Bakan Gürlek, Ahbap Derneği soruşturmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, yargı süreçlerini ideolojik bir zemine çekme çabalarına karşı sert bir tutum sergiledi. "Türk yargısı sosyal medyada oluşturulan suni gündemlere, etiket kampanyalarına veya algı operasyonlarına göre değil, somut delillere ve kanunlara göre hareket etmektedir" ifadelerini kullanan Gürlek, bağımsız yargının baskı altına alınmaya çalışılmasının beyhude bir girişim olduğunu vurguladı. Hiç kimsenin yasaların üzerinde olmadığını belirten Bakan, "Milletimizin iyi niyetle, dişinden tırnağından artırarak yaptığı hiçbir bağışın şahsi menfaatler uğruna kullanılmasına göz yumulmayacaktır" dedi. Sivil toplumda "şeffaflık" zorunluluğu Sivil toplum kuruluşlarının (STK) milletin zenginliği olduğunu belirten ancak denetimden muaf olmadıklarını hatırlatan Gürlek, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Sivil toplum, hukuki denetimden kaçmanın, keyfiliğin veya milletin emanetini hesap vermeksizin yönetmenin kalkanı olamaz. Şeffaflık bir tercih değil, hukuki ve ahlaki bir zorunluluktur." Bakan Gürlek, toplanan fonların kullanımına ilişkin koordinasyonun ve mali disiplinin devlet nezdinde takip edildiğini, sürecin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde titizlikle yürütüldüğünü açıkladı. 12. Yargı Paketi ile yeni dönem Toplantıda yargı sistemine dair kapsamlı açıklamalarda da bulunan Bakan Gürlek, "12. Yargı Paketi" ile yargılamaların hızlandırılacağını duyurdu. Gürlek, "Yazılı yargılama usulüne tabi davalarda zorunlu hâller dışında iki duruşma arasındaki sürenin üç ayı aşmamasını öngörüyoruz. Noterlik evraklarının doğrudan mahkemelere veya Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilmesini sağlayarak inşallah bürokrasiyi azaltacağız. Bilirkişilik kurumunun amacı dışında kullanılmasının önüne geçecek, hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda gereksiz bilirkişi incelemesi nedeniyle yargılamanın uzamasını engelleyeceğiz." dedi. Bürokrasiyi azaltmayı hedefleyen pakette, noterlik evraklarının doğrudan mahkemelere iletilmesi, zorunlu haller dışında duruşmalar arası sürenin üç ayı aşmaması ve bilirkişilik kurumunun amacı dışında kullanılmasının engellenmesi gibi önemli başlıklar yer alıyor. Ayrıca, "IBAN kiralama" yöntemiyle banka hesaplarını suç örgütlerine kullandıranlar için daha caydırıcı yaptırımların geleceği mesajı verildi. "Sokaklarımızı suç örgütlerine bırakmayacağız" Sokak çeteleri, uyuşturucu ticareti ve FETÖ ile mücadelede kararlılık mesajı veren Bakan Gürlek, "Sokaklarımızı suç örgütlerine bırakmayacağız" dedi. Uyuşturucu ile mücadelede yalnızca sokaktaki satıcıya değil, finansman sağlayan ve suç gelirlerini aklayan organizasyonlara odaklandıklarını belirten Gürlek, faili meçhul dosyalar konusunda da "zamanın karanlığına terk edilmeyecek" bir irade ortaya koyduklarını ifade etti. Bakan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, kurumlar arası tam koordinasyonla kamu düzenini korumaya kararlı olduklarını yineledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kılıçdaroğlu'ndan NATO Zirvesi öncesi gözaltılara sert tepki: "Demokratik protesto hakkı engellenemez" Haber

Kılıçdaroğlu'ndan NATO Zirvesi öncesi gözaltılara sert tepki: "Demokratik protesto hakkı engellenemez"

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine gelen Kemal Kılıçdaroğlu, aralarında gazeteciler, akademisyenler, avukatlar ve sivil toplum temsilcilerinin bulunduğu çok sayıda ismin gözaltına alınmasına tepki göstererek, hükümeti sert bir dille eleştirdi. "Gazetecilerin, akademisyenlerin, avukatların ve sivil toplumun üzerinden elinizi çekin!" Sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı etiketleyerek bir açıklama yayımlayan Kılıçdaroğlu, operasyonların hukuki dayanaklarını sorguladı. Zirve sürecinde yapılan gözaltıları "keyfî" olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı: "Gazetecilerin, akademisyenlerin, avukatların ve sivil toplumun üzerinden elinizi çekin! NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek T24 ve Odatv muhabirleri, akademisyenler, avukatlar ve sivil toplum temsilcilerinin gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz. Şiddet içermeyen demokratik protesto hakkının engellenmesi kabul edilemez." "Ülkenin itibarına protestolar değil, engellemeler zarar verir" Açıklamasında uluslararası zirvelerin doğasına vurgu yapan Kılıçdaroğlu, protestoların demokratik bir yaşamın olağan bir unsuru olduğunu hatırlattı. Ülke itibarının zedelenmesinin ancak demokratik hakların kısıtlanmasıyla mümkün olabileceğini belirten CHP lideri, "Dünya liderlerinin katıldığı uluslararası zirvelerde protestolar, demokratik hayatın olağan bir parçasıdır. Bir ülkenin itibarına zarar veren, protestoların varlığı değil; demokratik protesto hakkının engellenmesidir" değerlendirmesinde bulundu. "Gerçeğin sustuğu yerde demokrasi yaşayamaz" Basın özgürlüğünün hukuk devletinin temeli olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, muhalif veya tarafsız basının susturulmasının toplumsal bir tehlike olduğuna dikkat çekti: "Basın özgürlüğü bir ayrıcalık değil, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez şartıdır. Tarafsız basının sustuğu yerde millet gerçeği duyamaz; gerçeğin sustuğu yerde ise demokrasi yaşayamaz." @RTErdogan Gazetecilerin, akademisyenlerin, avukatların ve sivil toplumun üzerinden elinizi çekin! NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek T24 ve Odatv muhabirleri, akademisyenler, avukatlar ve sivil toplum temsilcilerinin gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz. Şiddet içermeyen… — Kemal Kılıçdaroğlu (@kilicdarogluk) July 5, 2026 haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Özel'den NATO Zirvesi sebebiyle yapılan gözaltılara tepki: "Ankara'da utanç verici şeyler oluyor" Haber

Özel'den NATO Zirvesi sebebiyle yapılan gözaltılara tepki: "Ankara'da utanç verici şeyler oluyor"

Özel, zirve güvenliği gerekçesiyle yapılan operasyonların demokrasiye aykırı olduğunu savunarak, bu uygulamaların normalleştirilmemesi gerektiğini vurguladı. "Ankara'da utanç verici şeyler oluyor" NATO Zirvesi hazırlıkları kapsamında şehre gelen yabancı liderleri işaret eden Özel, alınan sert güvenlik tedbirlerini ve ardından gelen tutuklama dalgasını şu sözlerle eleştirdi: "Ankara'da utanç verici şeyler oluyor. NATO Zirvesi olacak, yabancı liderler gelecek diye kendi insanına çile tasarlayan, Meclis'i, bakanlıkları, kamu kurumlarını, sokakları kapatan bir acayip OHAL var. Bir de NATO Zirvesi sırasında eylem olabilir şüphesiyle yapılan operasyonlar ve 178 kişinin tutuklanması var. NATO Zirvesi'nden önce pikniğe giden TEMA gönüllülerini tutukluyorlar. Gazetecileri, akademisyenleri, sivil toplum temsilcilerini tutukluyorlar; 'NATO Zirvesi'nde eylem yapacaklar' diye. 30 yıl öncesinde kalmış örgütlerin isimlerini söyleyip bu örgütlere üyelikle suçluyorlar." Özel, söz konusu uygulamaların hukuki temelden yoksun olduğunu savunarak, "Bunu kimse cümlede kullanıp, tweet atıp tepki gösterip sonra da sakın normalleştirmesin" uyarısında bulundu. "Ekonomide tarihin en kötü yönetimini yaşıyoruz" İktidarın ekonomik politikalarını ağır bir dille eleştiren Özel, Türkiye'nin gıda enflasyonunda dünya genelindeki kötü tablosuna dikkat çekti: "Gıda enflasyonunda dünyada ilk 5'teyiz, Avrupa'da ise 1'inci sıradayız. Gıda enflasyonumuz %35, dünya ortalaması %2. Ekonomide tarihin en kötü yönetimini yaşıyoruz. Bitmeyen, sonu gelmeyen bir ekonomik krizin içerisindeyiz. Milletin vergileri maaşlara değil; israf ve faize harcanıyor. Bu yılın ilk 5 ayında toplanan her 100 liralık verginin 24 lirasını faize ödediler." "Erdoğan'la olan 30 yıllık yolculuğunu sonlandıracağım" Siyasi mizaha yönelik artan baskıları ve hedef göstermeleri de gündemine alan Özel, gençlere seslenerek iktidarın ifade özgürlüğüne tahammülsüz olduğunu belirtti: "Ülkemizde uzun zaman sonra siyasi mizah yapan genç bir kardeşimiz var. Şakadan anlamayan, ifade özgürlüğüne tahammül edemeyen bir anlayış var karşımızda. Bugün yaşanan acziyettir. Güçlü lider falan değildir. Güçlü liderlerin karikatürden, şakadan dizi titremez. Söz veriyorum; Deniz kardeşime söz veriyorum Erdoğan'la olan 30 yıllık yolculuğunu sonlandıracağım." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İzmir Ekonomi Kulübü'nde Türkiye'nin NATO üyeliği ve güvenlik politikaları ele alındı Haber

İzmir Ekonomi Kulübü'nde Türkiye'nin NATO üyeliği ve güvenlik politikaları ele alındı

İzmir Ekonomi Kulübü tarafından düzenlenen "Ortak Gelecek İçin Ortak Akıl ile Vizyon Arayışları" toplantısında, "Milli Güvenliğin Ekonomik Boyutu: Türkiye'nin NATO Üyeliği" başlıklı sunumuyla katılımcıların karşısına çıkan Dr. Zekeriya Akçam, milli güvenlik ile ekonomik kalkınma arasındaki ilişkiyi kapsamlı bir çerçevede ele aldı. Toplantının açılış konuşmasını Kulüp Başkanı Dr. Sıddık Topaloğlu yaparken, moderatörlüğü İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Attila Acar üstlendi. İş dünyası, akademi, bürokrasi ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı etkinlikte, Türkiye'nin NATO içindeki konumu, savunma harcamalarının ekonomik etkileri ve küresel güç dengelerindeki değişimler değerlendirildi. Konuşmasında NATO'nun yalnızca bir savunma ittifakı olmadığını belirten Akçam, örgütün aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı sonrasında şekillenen uluslararası düzenin ve ABD liderliğindeki küresel güç mimarisinin önemli kurumsal araçlarından biri olduğunu ifade etti. Türkiye'nin 1952 yılında NATO'ya katılımının da yalnızca diplomatik bir tercih değil, dönemin uluslararası güvenlik koşullarının ortaya çıkardığı stratejik bir zorunluluk olduğunu söyledi. Akçam, Türkiye'nin dış politika tercihlerini anlamada yapısal gerçekçilik (neo-realizm) yaklaşımının önemli olduğunu belirterek, devletlerin güvenlik politikalarının büyük ölçüde uluslararası sistemin yapısı tarafından şekillendirildiğini vurguladı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında uygulanan denge ve tarafsızlık politikasının dönemin uluslararası şartlarının bir sonucu olduğunu ifade eden Akçam, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyet tehdidinin ortaya çıkmasıyla Türkiye'nin NATO üyeliğine yöneldiğini kaydetti. Sunumunun son bölümünde güncel gelişmelere değinen Akçam, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki çatışmalar ve İran kaynaklı gerilimlerin mevcut uluslararası sistemin dönüşüm geçirdiğini gösterdiğini söyledi. Soğuk Savaş sonrasında NATO'nun önemini yitireceği yönündeki beklentilerin gerçekleşmediğini belirten Akçam, düzensiz göç, terörizm ve bölgesel çatışmaların küresel güvenlik açısından ciddi tehditler oluşturmaya devam ettiğini ifade etti. Türkiye'nin jeopolitik konumu ve güvenlik ihtiyaçları dikkate alındığında NATO üyeliğinin stratejik önemini koruduğunu dile getiren Akçam, Türkiye'nin hem ulusal güvenliği hem de bölgesel istikrar açısından ittifak içerisinde güçlü bir konumda bulunmasının kritik önemde olduğunu söyledi. NATO'nun gelecekte de uluslararası güvenlik mimarisinin temel unsurlarından biri olacağını belirten Akçam, Türkiye'nin bu yapı içerisindeki rolünün önemini sürdüreceğini vurguladı haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.