SON DAKİKA

#Sivil Toplum

HABER DEĞER - Sivil Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sivil Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aliyev açıkladı: Almanya ve Rusya Azerbaycan'da gizli görüşme mi yaptı? Haber

Aliyev açıkladı: Almanya ve Rusya Azerbaycan'da gizli görüşme mi yaptı?

İngiliz The Times gazetesinde yer alan iddialar üzerine harekete geçtiklerini belirten İlham Aliyev, Berlin'e hareketinden bir gün önce Devlet Sınır Hizmeti'ne talimat vererek uçuş kayıtlarını incelettiklerini ve bilgiyi doğruladıklarını kaydetti. Görüşmenin detaylarına ilişkin açıklamalarda bulunan Aliyev, şu ifadeleri aktardı: "Bunu The Times’tan öğrendik. Biz de bu konuda hiçbir bilgiye sahip değildik. Ancak The Times saygın bir yayın organı olduğu için iddiayı doğrulamaya çalıştık. Berlin’e hareketimden bir gün önce, gazetede adı geçen kişilerin gerçekten aynı tarihlerde Azerbaycan’da bulunup bulun bulunmadığını sorgulamak üzere Devlet Sınır Hizmeti’ne sordum, bu bilgiyi doğruladılar. 12 Temmuz’da, bilinen iki isim, biri Sayın Merkel’in yönetiminin başı olan Bay Pofalla ve Bay Platzeck Bakü’ye geldi. 14 Temmuz’da Berlin’e geri döndüler. Aynı gün, Rusya tarafından eski Başbakan Viktor Zubkov ile Rusya Cumhurbaşkanlığı Sivil Toplum ve İnsan Hakları Konseyi Başkanı Valery Fadeyev de Moskova’dan Bakü’ye geldi. Uçuş istatistikleri böyle gizli bir toplantının Bakü’de yapıldığına işaret ediyor. Ama ne Almanya’dan ne de Rusya’dan bu ziyaretlere ilişkin bilgilendirme yapıldı. Topraklarımız bizden haber alınmaksızın bu toplantı için kullanıldı." Aliyev, söz konusu temasların savaşı sona erdirmeye hizmet etmesi durumunda bunu memnuniyetle karşılayacaklarını da sözlerine ekledi. Friedrich Merz: "Haberdar değilim" Basın toplantısında Aliyev'in konuşmasından önce Rusya'yı aylardır müzakere masasına ikna etmeye çalıştıklarını ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in bunu kabul etmediğini belirten Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Almanya'nın Ukrayna'ya desteğini sürdüreceğini vurgulamıştı. Aliyev'in iddialarının ardından kısa ve net bir yanıt veren Merz, söz konusu görüşmeden haberdar olmadığını ve bu tür temasların federal hükümetin resmi politikasını yansıtmadığını belirtti. Almanya Dışişleri Bakanlığı ise konuyla ilgili yorum talebine derhal yanıt vermedi. Gizli görüşmenin aktörleri dikkat çekti Reuters ve Alman basın kuruluştları Die Zeit ile ARD'nin daha önceki soruşturmalarına göre, Merkel döneminde Başbakanlık Ofisi’nin eski başkanı Ronald Pofalla ve SPD’nin eski genel başkanı Matthias Platzeck'in 2024'ten bu yana Putin’e yakın isimlerle Bakü'de düzenli gizli görüşmeler gerçekleştirdiği biliniyor. Alman güvenlik kurumları bu toplantıları Almanya'nın dış politikasını etkilemeye yönelik bir Rus etki operasyonu olarak değerlendirirken, Bakü'deki son temasta yer aldığı belirtilen Rus heyetinde ise eski Başbakan ve Gazprom Yönetim Kurulu Başkanı Viktor Zubkov ile Rusya Cumhurbaşkanlığı Sivil Toplum ve İnsan Hakları Konseyi Başkanı Valery Fadeyev yer alıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakan Gürlek Ahbap soruşturması hakkında konuştu: "Yardımlaşma duygusu istismar edilemez" Haber

Bakan Gürlek Ahbap soruşturması hakkında konuştu: "Yardımlaşma duygusu istismar edilemez"

Sivil toplum kuruluşlarında şeffaflık vurgusu yapan Bakan Gürlek, "Yardımlaşma duygusu istismar edilemez; toplanan her kuruşun hesabı verilmelidir" diyerek yargının süreci tüm yönleriyle aydınlatacağının altını çizdi. "Yargı, algı operasyonlarına değil delillere göre hareket eder" Bakan Gürlek, Ahbap Derneği soruşturmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, yargı süreçlerini ideolojik bir zemine çekme çabalarına karşı sert bir tutum sergiledi. "Türk yargısı sosyal medyada oluşturulan suni gündemlere, etiket kampanyalarına veya algı operasyonlarına göre değil, somut delillere ve kanunlara göre hareket etmektedir" ifadelerini kullanan Gürlek, bağımsız yargının baskı altına alınmaya çalışılmasının beyhude bir girişim olduğunu vurguladı. Hiç kimsenin yasaların üzerinde olmadığını belirten Bakan, "Milletimizin iyi niyetle, dişinden tırnağından artırarak yaptığı hiçbir bağışın şahsi menfaatler uğruna kullanılmasına göz yumulmayacaktır" dedi. Sivil toplumda "şeffaflık" zorunluluğu Sivil toplum kuruluşlarının (STK) milletin zenginliği olduğunu belirten ancak denetimden muaf olmadıklarını hatırlatan Gürlek, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Sivil toplum, hukuki denetimden kaçmanın, keyfiliğin veya milletin emanetini hesap vermeksizin yönetmenin kalkanı olamaz. Şeffaflık bir tercih değil, hukuki ve ahlaki bir zorunluluktur." Bakan Gürlek, toplanan fonların kullanımına ilişkin koordinasyonun ve mali disiplinin devlet nezdinde takip edildiğini, sürecin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde titizlikle yürütüldüğünü açıkladı. 12. Yargı Paketi ile yeni dönem Toplantıda yargı sistemine dair kapsamlı açıklamalarda da bulunan Bakan Gürlek, "12. Yargı Paketi" ile yargılamaların hızlandırılacağını duyurdu. Gürlek, "Yazılı yargılama usulüne tabi davalarda zorunlu hâller dışında iki duruşma arasındaki sürenin üç ayı aşmamasını öngörüyoruz. Noterlik evraklarının doğrudan mahkemelere veya Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilmesini sağlayarak inşallah bürokrasiyi azaltacağız. Bilirkişilik kurumunun amacı dışında kullanılmasının önüne geçecek, hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda gereksiz bilirkişi incelemesi nedeniyle yargılamanın uzamasını engelleyeceğiz." dedi. Bürokrasiyi azaltmayı hedefleyen pakette, noterlik evraklarının doğrudan mahkemelere iletilmesi, zorunlu haller dışında duruşmalar arası sürenin üç ayı aşmaması ve bilirkişilik kurumunun amacı dışında kullanılmasının engellenmesi gibi önemli başlıklar yer alıyor. Ayrıca, "IBAN kiralama" yöntemiyle banka hesaplarını suç örgütlerine kullandıranlar için daha caydırıcı yaptırımların geleceği mesajı verildi. "Sokaklarımızı suç örgütlerine bırakmayacağız" Sokak çeteleri, uyuşturucu ticareti ve FETÖ ile mücadelede kararlılık mesajı veren Bakan Gürlek, "Sokaklarımızı suç örgütlerine bırakmayacağız" dedi. Uyuşturucu ile mücadelede yalnızca sokaktaki satıcıya değil, finansman sağlayan ve suç gelirlerini aklayan organizasyonlara odaklandıklarını belirten Gürlek, faili meçhul dosyalar konusunda da "zamanın karanlığına terk edilmeyecek" bir irade ortaya koyduklarını ifade etti. Bakan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, kurumlar arası tam koordinasyonla kamu düzenini korumaya kararlı olduklarını yineledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kılıçdaroğlu'ndan NATO Zirvesi öncesi gözaltılara sert tepki: "Demokratik protesto hakkı engellenemez" Haber

Kılıçdaroğlu'ndan NATO Zirvesi öncesi gözaltılara sert tepki: "Demokratik protesto hakkı engellenemez"

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine gelen Kemal Kılıçdaroğlu, aralarında gazeteciler, akademisyenler, avukatlar ve sivil toplum temsilcilerinin bulunduğu çok sayıda ismin gözaltına alınmasına tepki göstererek, hükümeti sert bir dille eleştirdi. "Gazetecilerin, akademisyenlerin, avukatların ve sivil toplumun üzerinden elinizi çekin!" Sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı etiketleyerek bir açıklama yayımlayan Kılıçdaroğlu, operasyonların hukuki dayanaklarını sorguladı. Zirve sürecinde yapılan gözaltıları "keyfî" olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı: "Gazetecilerin, akademisyenlerin, avukatların ve sivil toplumun üzerinden elinizi çekin! NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek T24 ve Odatv muhabirleri, akademisyenler, avukatlar ve sivil toplum temsilcilerinin gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz. Şiddet içermeyen demokratik protesto hakkının engellenmesi kabul edilemez." "Ülkenin itibarına protestolar değil, engellemeler zarar verir" Açıklamasında uluslararası zirvelerin doğasına vurgu yapan Kılıçdaroğlu, protestoların demokratik bir yaşamın olağan bir unsuru olduğunu hatırlattı. Ülke itibarının zedelenmesinin ancak demokratik hakların kısıtlanmasıyla mümkün olabileceğini belirten CHP lideri, "Dünya liderlerinin katıldığı uluslararası zirvelerde protestolar, demokratik hayatın olağan bir parçasıdır. Bir ülkenin itibarına zarar veren, protestoların varlığı değil; demokratik protesto hakkının engellenmesidir" değerlendirmesinde bulundu. "Gerçeğin sustuğu yerde demokrasi yaşayamaz" Basın özgürlüğünün hukuk devletinin temeli olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, muhalif veya tarafsız basının susturulmasının toplumsal bir tehlike olduğuna dikkat çekti: "Basın özgürlüğü bir ayrıcalık değil, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez şartıdır. Tarafsız basının sustuğu yerde millet gerçeği duyamaz; gerçeğin sustuğu yerde ise demokrasi yaşayamaz." @RTErdogan Gazetecilerin, akademisyenlerin, avukatların ve sivil toplumun üzerinden elinizi çekin! NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek T24 ve Odatv muhabirleri, akademisyenler, avukatlar ve sivil toplum temsilcilerinin gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz. Şiddet içermeyen… — Kemal Kılıçdaroğlu (@kilicdarogluk) July 5, 2026 haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Özel'den NATO Zirvesi sebebiyle yapılan gözaltılara tepki: "Ankara'da utanç verici şeyler oluyor" Haber

Özel'den NATO Zirvesi sebebiyle yapılan gözaltılara tepki: "Ankara'da utanç verici şeyler oluyor"

Özel, zirve güvenliği gerekçesiyle yapılan operasyonların demokrasiye aykırı olduğunu savunarak, bu uygulamaların normalleştirilmemesi gerektiğini vurguladı. "Ankara'da utanç verici şeyler oluyor" NATO Zirvesi hazırlıkları kapsamında şehre gelen yabancı liderleri işaret eden Özel, alınan sert güvenlik tedbirlerini ve ardından gelen tutuklama dalgasını şu sözlerle eleştirdi: "Ankara'da utanç verici şeyler oluyor. NATO Zirvesi olacak, yabancı liderler gelecek diye kendi insanına çile tasarlayan, Meclis'i, bakanlıkları, kamu kurumlarını, sokakları kapatan bir acayip OHAL var. Bir de NATO Zirvesi sırasında eylem olabilir şüphesiyle yapılan operasyonlar ve 178 kişinin tutuklanması var. NATO Zirvesi'nden önce pikniğe giden TEMA gönüllülerini tutukluyorlar. Gazetecileri, akademisyenleri, sivil toplum temsilcilerini tutukluyorlar; 'NATO Zirvesi'nde eylem yapacaklar' diye. 30 yıl öncesinde kalmış örgütlerin isimlerini söyleyip bu örgütlere üyelikle suçluyorlar." Özel, söz konusu uygulamaların hukuki temelden yoksun olduğunu savunarak, "Bunu kimse cümlede kullanıp, tweet atıp tepki gösterip sonra da sakın normalleştirmesin" uyarısında bulundu. "Ekonomide tarihin en kötü yönetimini yaşıyoruz" İktidarın ekonomik politikalarını ağır bir dille eleştiren Özel, Türkiye'nin gıda enflasyonunda dünya genelindeki kötü tablosuna dikkat çekti: "Gıda enflasyonunda dünyada ilk 5'teyiz, Avrupa'da ise 1'inci sıradayız. Gıda enflasyonumuz %35, dünya ortalaması %2. Ekonomide tarihin en kötü yönetimini yaşıyoruz. Bitmeyen, sonu gelmeyen bir ekonomik krizin içerisindeyiz. Milletin vergileri maaşlara değil; israf ve faize harcanıyor. Bu yılın ilk 5 ayında toplanan her 100 liralık verginin 24 lirasını faize ödediler." "Erdoğan'la olan 30 yıllık yolculuğunu sonlandıracağım" Siyasi mizaha yönelik artan baskıları ve hedef göstermeleri de gündemine alan Özel, gençlere seslenerek iktidarın ifade özgürlüğüne tahammülsüz olduğunu belirtti: "Ülkemizde uzun zaman sonra siyasi mizah yapan genç bir kardeşimiz var. Şakadan anlamayan, ifade özgürlüğüne tahammül edemeyen bir anlayış var karşımızda. Bugün yaşanan acziyettir. Güçlü lider falan değildir. Güçlü liderlerin karikatürden, şakadan dizi titremez. Söz veriyorum; Deniz kardeşime söz veriyorum Erdoğan'la olan 30 yıllık yolculuğunu sonlandıracağım." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İzmir Ekonomi Kulübü'nde Türkiye'nin NATO üyeliği ve güvenlik politikaları ele alındı Haber

İzmir Ekonomi Kulübü'nde Türkiye'nin NATO üyeliği ve güvenlik politikaları ele alındı

İzmir Ekonomi Kulübü tarafından düzenlenen "Ortak Gelecek İçin Ortak Akıl ile Vizyon Arayışları" toplantısında, "Milli Güvenliğin Ekonomik Boyutu: Türkiye'nin NATO Üyeliği" başlıklı sunumuyla katılımcıların karşısına çıkan Dr. Zekeriya Akçam, milli güvenlik ile ekonomik kalkınma arasındaki ilişkiyi kapsamlı bir çerçevede ele aldı. Toplantının açılış konuşmasını Kulüp Başkanı Dr. Sıddık Topaloğlu yaparken, moderatörlüğü İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Attila Acar üstlendi. İş dünyası, akademi, bürokrasi ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı etkinlikte, Türkiye'nin NATO içindeki konumu, savunma harcamalarının ekonomik etkileri ve küresel güç dengelerindeki değişimler değerlendirildi. Konuşmasında NATO'nun yalnızca bir savunma ittifakı olmadığını belirten Akçam, örgütün aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı sonrasında şekillenen uluslararası düzenin ve ABD liderliğindeki küresel güç mimarisinin önemli kurumsal araçlarından biri olduğunu ifade etti. Türkiye'nin 1952 yılında NATO'ya katılımının da yalnızca diplomatik bir tercih değil, dönemin uluslararası güvenlik koşullarının ortaya çıkardığı stratejik bir zorunluluk olduğunu söyledi. Akçam, Türkiye'nin dış politika tercihlerini anlamada yapısal gerçekçilik (neo-realizm) yaklaşımının önemli olduğunu belirterek, devletlerin güvenlik politikalarının büyük ölçüde uluslararası sistemin yapısı tarafından şekillendirildiğini vurguladı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında uygulanan denge ve tarafsızlık politikasının dönemin uluslararası şartlarının bir sonucu olduğunu ifade eden Akçam, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyet tehdidinin ortaya çıkmasıyla Türkiye'nin NATO üyeliğine yöneldiğini kaydetti. Sunumunun son bölümünde güncel gelişmelere değinen Akçam, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki çatışmalar ve İran kaynaklı gerilimlerin mevcut uluslararası sistemin dönüşüm geçirdiğini gösterdiğini söyledi. Soğuk Savaş sonrasında NATO'nun önemini yitireceği yönündeki beklentilerin gerçekleşmediğini belirten Akçam, düzensiz göç, terörizm ve bölgesel çatışmaların küresel güvenlik açısından ciddi tehditler oluşturmaya devam ettiğini ifade etti. Türkiye'nin jeopolitik konumu ve güvenlik ihtiyaçları dikkate alındığında NATO üyeliğinin stratejik önemini koruduğunu dile getiren Akçam, Türkiye'nin hem ulusal güvenliği hem de bölgesel istikrar açısından ittifak içerisinde güçlü bir konumda bulunmasının kritik önemde olduğunu söyledi. NATO'nun gelecekte de uluslararası güvenlik mimarisinin temel unsurlarından biri olacağını belirten Akçam, Türkiye'nin bu yapı içerisindeki rolünün önemini sürdüreceğini vurguladı haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İYİ Parti’den istifa eden Ersin Beyaz AK Parti’ye katıldı Haber

İYİ Parti’den istifa eden Ersin Beyaz AK Parti’ye katıldı

Bugün gerçekleştirilen TBMM Grup Toplantısı'nda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ersin Beyaz'a parti rozetini takarak resmi katılımı gerçekleştirdi. Siyasette Yeni Durak Bir dönem İYİ Parti'nin İstanbul kurucu il başkanlığı görevini yürüten ve partisinin teşkilatlanma süreçlerinde önemli bir figür olan Ersin Beyaz, mayıs ayında sürpriz bir kararla istifa etmişti. İstifasının ardından bağımsız milletvekili olarak çalışmalarını sürdüren Beyaz'ın AK Parti'ye geçişi, TBMM’deki haftalık grup toplantısında düzenlenen törenle resmileşti. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kürsüde karşılanan Beyaz, yeni rozetini takarak AK Parti saflarına dahil oldu. Ersin Beyaz Kimdir? 1977 yılında Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde dünyaya gelen Ersin Beyaz, akademik eğitimini Haliç Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İç Mimarlık Bölümü’nde tamamladı. İş hayatına aile şirketi olan Beyazlar Grup’ta yönetim kurulu üyesi olarak başlayan Beyaz, inşaat sektöründeki faaliyetlerinin yanı sıra sivil toplum kuruluşlarındaki aktif rolleriyle de tanınıyor. TMMOB İç Mimarlar Odası, Gümüşhane Mühendis ve Mimarlar Platformu, Gümüşhane Sanayici ve İş Adamları Derneği ve Beyazlar Eğitim Yardımlaşma ve Kalkındırma Vakfı gibi birçok kurumun yönetiminde görev alan Beyaz, aynı zamanda Galatasaray Spor Kulübü üyesidir. Evli ve üç çocuk babası olan Ersin Beyaz, mühendislik kökenli kimliği ve iş dünyasındaki tecrübeleriyle dikkat çekiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

MİT'ten casusluk operasyonu: Türkiye aleyhine çalışan yabancı ajan ağı çökertildi Haber

MİT'ten casusluk operasyonu: Türkiye aleyhine çalışan yabancı ajan ağı çökertildi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde ve Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü "özel ekipleri" ile ortaklaşa yürütülen soruşturma, Türkiye'deki hassas bilgileri dışarıya sızdıran bir yapıyı ortaya çıkardı. Ajanlık ağının liderliğini yürüttüğü belirlenen B.E. ile birlikte hareket eden şüphelilerin tüm faaliyetleri adli süreç öncesinde kayıt altına alındı. Hassas kurumlar ve sivil yapılar mercek altına alınmış MİT'in tespitlerine göre, tutuklanan şebeke üyelerinin Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları, dernekler, belirli etnik gruplar ve bazı kamu görevlilerine odaklandığı saptandı. Bu kulvarlarda elde ettikleri hassas nitelikteki bilgileri ve biyografik istihbarat verilerini raporlar halinde bağlı bulundukları yabancı servislerle paylaştıkları belirlendi. Uzun soluklu teknik ve fiziki takip yürütüldü Şebekenin şüpheli hareketlerinin fark edilmesinin ardından MİT tarafından geniş kapsamlı bir gözetim süreci başlatıldı. Yapılan teknik analizlere dair ayrıntılarda "B.E. ve örgütün diğer üyelerinin faaliyetleri; fiziki gözetim, siber izleme ve teknik dinleme yöntemleriyle sistematik bir şekilde takip edildi. Zaman içinde, şebekenin yabancı servislerle kurduğu iletişim hatları, raporlaşma yöntemleri, ödeme mekanizmaları ve görev talimatları tamamen kayıt altına alındı." ifadeleri yer aldı. Kendi faaliyetlerinin gizli kaldığını düşünerek casusluk operasyonlarına devam eden şebeke, operasyonel hazırlıkların tamamlanmasının ardından düzenlenen baskınlarla tamamen çökertildi. Yabancı servislerin Türkiye stratejisi çözüldü Gerçekleştirilen bu operasyonla yalnızca yerel iş birlikçilerin yakalanmasıyla kalınmadığı, aynı zamanda Türkiye'yi hedef alan iki yabancı istihbarat servisinin operasyonel şeması, kullandığı gizli iletişim protokolleri ve öncelikli hedefleri de deşifre edildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen B.E. ve beraberindeki 6 kişi, "siyasal veya askeri casusluk" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Zübeyir Gülabi: Türkiye’nin temel sorunu hukuksuzluk ve örgütsüzlük Haber

Zübeyir Gülabi: Türkiye’nin temel sorunu hukuksuzluk ve örgütsüzlük

Gülabi, özellikle KHK’lılar, sivil toplumun çöküşü, Kürt meselesi, eğitim sistemi ve ekonomik kriz başlıklarında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. “Türkiye’de sivil toplum çökertildi” Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, Türkiye’de toplumun yalnızlaştığını ve devlet karşısında kendisini ifade edecek mekanizmaları kaybettiğini söyledi. Gülabi’ye göre modern demokrasilerde insanların yalnızlaşmasını önleyen sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, Türkiye’de özellikle 2016’dan sonra işlevsiz hale getirildi. Gülabi, “Sivil toplum kuruluşları artık toplumun değil, devletin ve hükümetin uzantısı gibi çalışıyor. İnsanlar bağış yaptıkları için, bir yardım kuruluşuna destek oldukları için cezalandırıldı. Bu yüzden toplum artık örgütlenmekten korkuyor” dedi. Sendikaların da aynı süreçte zayıflatıldığını savunan Gülabi, “Bir dönem Türkiye’nin en güçlü kurumları olan sendikalar bugün dişi çekilmiş, tırnakları sökülmüş bir aslana dönüştürüldü. İşçiler ve yurttaşlar taleplerini dile getiremez hale geldi” ifadelerini kullandı. “Toplum konuşamıyor, çünkü korkuyor” Zübeyir Gülabi, Türkiye’de insanların yaşadıkları sorunları açıkça dile getiremediğini söyledi. “Geçinemiyorum” diyen yurttaşların bile baskıyla karşılaştığını savunan Gülabi, toplumun suskunluğunun nedeninin korku olduğunu ifade etti. “Bir pazarda ‘geçinemiyorum’ diyen teyzenin kapısına ertesi gün polis gidiyor. İnsanlara ‘bilginize başvuracağız’ deniyor ama aslında korkutuluyorlar. Böyle bir yerde toplum konuşamaz” diyen Gülabi, Türkiye’nin giderek bir “polis devleti” görünümü kazandığını söyledi. “Liberalizm ekonomiden önce özgürlüğü savunur” Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, liberalizmin yalnızca ekonomiyle ilgili bir görüş olmadığını, esas olarak özgürlük fikrine dayandığını söyledi. Gülabi, “Liberal teori özgürlüğün teorisidir. Asıl mesele serbest piyasa değil; temel haklar, hürriyetler ve bireyin özgürlüğüdür” dedi. Gülabi, liberal düşüncenin Türkiye toplumunun tarihsel karakterine de uygun olduğunu savunarak, “Mustafa Kemal Atatürk ‘Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir’ diyordu. Türk toplumunun karakteri de budur” ifadelerini kullandı. “3 milyon kişi hakkında işlem yapıldı” Canlı yayının en dikkat çeken bölümlerinden biri KHK’lılar ve “KHK mağdurları” başlığı oldu. Gülabi, Türkiye’de yaklaşık 3 milyon 200 bin kişi hakkında işlem yapıldığını, yüz binlerce kişinin kamu görevinden çıkarıldığını söyledi. “Yaklaşık 400 bin kişi kamudan ihraç edildi. Sivil meslekleri de kattığınızda 1 milyona yakın KHK mağduru var. 3 milyon kişi hakkında soruşturma açıldı, 600 bin kişi ceza aldı” diyen Gülabi, bu cezaların çoğunun gazeteye abone olmak, sendikaya üye olmak, bankaya para yatırmak ya da bir okulda çalışmak gibi nedenlerle verildiğini savundu. Gülabi, “Bugün insanlar suçlarını öğrenmek isteyen mahkûmlar haline geldi. Ceza alıyorlar ama hangi suçu işlediklerini bilmiyorlar” ifadelerini kullandı. “Kürt meselesi hukukla çözülmeli” Kürt meselesine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, sorunun güvenlik değil, hukuk meselesi olduğunu söyledi. “Kürtlere bakış açımız diye bir şey yok. Herkes eşit yurttaştır. Devletin görevi bütün yurttaşlarına eşit hak ve özgürlük sağlamaktır” diyen Gülabi, dil yasağı ve inanç yasağı gibi uygulamaların kabul edilemeyeceğini söyledi. Gülabi, Kürt meselesinin yıllardır güvenlik eksenli ele alındığını savunarak, “Önce hukuk konuşulmalıydı. Kürt hakları ile PKK meselesi birbirine bağlandı. Bu nedenle sorun çözülemedi” ifadelerini kullandı. “Türkiye’de eğitim sistemi çöktü” Zübeyir Gülabi, Türkiye’de eğitim sisteminin de büyük bir kriz içinde olduğunu söyledi. Özellikle öğretmenlerin ve okulların giderek değersizleştirildiğini savunan Gülabi, 50 bin öğretmenin görevden alınmasının eğitim sistemini çökerttiğini öne sürdü. “Öğretmen artık öğrencinin hayatına dokunan, rehberlik eden kişi olmaktan çıkarıldı. Öğretmenler yalnızca mesaiye gidip gelen memurlara dönüştürüldü” diyen Gülabi, okullarda yaşanan şiddet olaylarının da bu süreçle bağlantılı olduğunu savundu. Gülabi ayrıca okulların merkezi yönetim yerine yerel yönetimler tarafından yönetilmesi gerektiğini belirterek, “Bir ilkokulla bakanın ne işi olur? Sorunlar belediyeler ve okul aile birlikleri eliyle yerelde çözülmeli” dedi. “Türkiye fakir değil, kötü yönetiliyor” Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Gülabi, Türkiye’nin kaynakları olan bir ülke olduğunu ancak kötü yönetildiğini söyledi. “Türkiye fakir bir ülke değil. Ama bütün yetki tek bir kişide toplandı. Bu yüzden ekonomi kötü yönetiliyor” diyen Gülabi, ülkede büyük bir israf düzeni oluştuğunu savundu. Zübeyir Gülabi, kamu ihaleleri ve yandaş şirketler üzerinden oluşan ekonomik yapıyı eleştirerek, “Dünya ekonomisinin yalnızca yüzde 1’ini oluşturan Türkiye’den, devletten en fazla ihale alan müteahhitlerin çıkması normal değil” dedi. “Hukukun üstünlüğü olmadan hiçbir sorun çözülmez” Canlı yayının sonunda Ankara’da düzenledikleri sempozyuma da değinen Gülabi, Liberal Parti’nin temel hedefinin “korku duvarını yıkmak” olduğunu söyledi. “Biz özgürlüğün buz kırıcılarıyız” diyen Gülabi, sempozyumun sonuç bildirgesinde hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü, inanç özgürlüğü ve seçme-seçilme hakkının öne çıktığını söyledi. Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, Türkiye’de yaşanan bütün sorunların temelinde hukuksuzluk olduğunu savunarak, “Hukukun üstünlüğüne dönmeden ne ekonomi düzelir ne eğitim ne de toplumsal barış sağlanabilir” dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.