SON DAKİKA

#Sivil Toplum

HABER DEĞER - Sivil Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sivil Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zübeyir Gülabi: Türkiye’nin temel sorunu hukuksuzluk ve örgütsüzlük Haber

Zübeyir Gülabi: Türkiye’nin temel sorunu hukuksuzluk ve örgütsüzlük

Gülabi, özellikle KHK’lılar, sivil toplumun çöküşü, Kürt meselesi, eğitim sistemi ve ekonomik kriz başlıklarında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. “Türkiye’de sivil toplum çökertildi” Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, Türkiye’de toplumun yalnızlaştığını ve devlet karşısında kendisini ifade edecek mekanizmaları kaybettiğini söyledi. Gülabi’ye göre modern demokrasilerde insanların yalnızlaşmasını önleyen sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, Türkiye’de özellikle 2016’dan sonra işlevsiz hale getirildi. Gülabi, “Sivil toplum kuruluşları artık toplumun değil, devletin ve hükümetin uzantısı gibi çalışıyor. İnsanlar bağış yaptıkları için, bir yardım kuruluşuna destek oldukları için cezalandırıldı. Bu yüzden toplum artık örgütlenmekten korkuyor” dedi. Sendikaların da aynı süreçte zayıflatıldığını savunan Gülabi, “Bir dönem Türkiye’nin en güçlü kurumları olan sendikalar bugün dişi çekilmiş, tırnakları sökülmüş bir aslana dönüştürüldü. İşçiler ve yurttaşlar taleplerini dile getiremez hale geldi” ifadelerini kullandı. “Toplum konuşamıyor, çünkü korkuyor” Zübeyir Gülabi, Türkiye’de insanların yaşadıkları sorunları açıkça dile getiremediğini söyledi. “Geçinemiyorum” diyen yurttaşların bile baskıyla karşılaştığını savunan Gülabi, toplumun suskunluğunun nedeninin korku olduğunu ifade etti. “Bir pazarda ‘geçinemiyorum’ diyen teyzenin kapısına ertesi gün polis gidiyor. İnsanlara ‘bilginize başvuracağız’ deniyor ama aslında korkutuluyorlar. Böyle bir yerde toplum konuşamaz” diyen Gülabi, Türkiye’nin giderek bir “polis devleti” görünümü kazandığını söyledi. “Liberalizm ekonomiden önce özgürlüğü savunur” Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, liberalizmin yalnızca ekonomiyle ilgili bir görüş olmadığını, esas olarak özgürlük fikrine dayandığını söyledi. Gülabi, “Liberal teori özgürlüğün teorisidir. Asıl mesele serbest piyasa değil; temel haklar, hürriyetler ve bireyin özgürlüğüdür” dedi. Gülabi, liberal düşüncenin Türkiye toplumunun tarihsel karakterine de uygun olduğunu savunarak, “Mustafa Kemal Atatürk ‘Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir’ diyordu. Türk toplumunun karakteri de budur” ifadelerini kullandı. “3 milyon kişi hakkında işlem yapıldı” Canlı yayının en dikkat çeken bölümlerinden biri KHK’lılar ve “KHK mağdurları” başlığı oldu. Gülabi, Türkiye’de yaklaşık 3 milyon 200 bin kişi hakkında işlem yapıldığını, yüz binlerce kişinin kamu görevinden çıkarıldığını söyledi. “Yaklaşık 400 bin kişi kamudan ihraç edildi. Sivil meslekleri de kattığınızda 1 milyona yakın KHK mağduru var. 3 milyon kişi hakkında soruşturma açıldı, 600 bin kişi ceza aldı” diyen Gülabi, bu cezaların çoğunun gazeteye abone olmak, sendikaya üye olmak, bankaya para yatırmak ya da bir okulda çalışmak gibi nedenlerle verildiğini savundu. Gülabi, “Bugün insanlar suçlarını öğrenmek isteyen mahkûmlar haline geldi. Ceza alıyorlar ama hangi suçu işlediklerini bilmiyorlar” ifadelerini kullandı. “Kürt meselesi hukukla çözülmeli” Kürt meselesine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, sorunun güvenlik değil, hukuk meselesi olduğunu söyledi. “Kürtlere bakış açımız diye bir şey yok. Herkes eşit yurttaştır. Devletin görevi bütün yurttaşlarına eşit hak ve özgürlük sağlamaktır” diyen Gülabi, dil yasağı ve inanç yasağı gibi uygulamaların kabul edilemeyeceğini söyledi. Gülabi, Kürt meselesinin yıllardır güvenlik eksenli ele alındığını savunarak, “Önce hukuk konuşulmalıydı. Kürt hakları ile PKK meselesi birbirine bağlandı. Bu nedenle sorun çözülemedi” ifadelerini kullandı. “Türkiye’de eğitim sistemi çöktü” Zübeyir Gülabi, Türkiye’de eğitim sisteminin de büyük bir kriz içinde olduğunu söyledi. Özellikle öğretmenlerin ve okulların giderek değersizleştirildiğini savunan Gülabi, 50 bin öğretmenin görevden alınmasının eğitim sistemini çökerttiğini öne sürdü. “Öğretmen artık öğrencinin hayatına dokunan, rehberlik eden kişi olmaktan çıkarıldı. Öğretmenler yalnızca mesaiye gidip gelen memurlara dönüştürüldü” diyen Gülabi, okullarda yaşanan şiddet olaylarının da bu süreçle bağlantılı olduğunu savundu. Gülabi ayrıca okulların merkezi yönetim yerine yerel yönetimler tarafından yönetilmesi gerektiğini belirterek, “Bir ilkokulla bakanın ne işi olur? Sorunlar belediyeler ve okul aile birlikleri eliyle yerelde çözülmeli” dedi. “Türkiye fakir değil, kötü yönetiliyor” Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Gülabi, Türkiye’nin kaynakları olan bir ülke olduğunu ancak kötü yönetildiğini söyledi. “Türkiye fakir bir ülke değil. Ama bütün yetki tek bir kişide toplandı. Bu yüzden ekonomi kötü yönetiliyor” diyen Gülabi, ülkede büyük bir israf düzeni oluştuğunu savundu. Zübeyir Gülabi, kamu ihaleleri ve yandaş şirketler üzerinden oluşan ekonomik yapıyı eleştirerek, “Dünya ekonomisinin yalnızca yüzde 1’ini oluşturan Türkiye’den, devletten en fazla ihale alan müteahhitlerin çıkması normal değil” dedi. “Hukukun üstünlüğü olmadan hiçbir sorun çözülmez” Canlı yayının sonunda Ankara’da düzenledikleri sempozyuma da değinen Gülabi, Liberal Parti’nin temel hedefinin “korku duvarını yıkmak” olduğunu söyledi. “Biz özgürlüğün buz kırıcılarıyız” diyen Gülabi, sempozyumun sonuç bildirgesinde hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü, inanç özgürlüğü ve seçme-seçilme hakkının öne çıktığını söyledi. Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, Türkiye’de yaşanan bütün sorunların temelinde hukuksuzluk olduğunu savunarak, “Hukukun üstünlüğüne dönmeden ne ekonomi düzelir ne eğitim ne de toplumsal barış sağlanabilir” dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Diplomasinin kalbi Antalya’da: Erdoğan’dan peş peşe kritik görüşmeler Haber

Diplomasinin kalbi Antalya’da: Erdoğan’dan peş peşe kritik görüşmeler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu 2026 kapsamında yoğun diplomasi trafiğini sürdürdü. Antalya Belek’teki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen forumda Erdoğan, Bosna Hersek, Suriye, Azerbaycan, Pakistan, Katar, Moldova ve Gürcistan liderleriyle peş peşe görüşmeler yaptı. Forumun ana gündemini İran’daki savaş sonrası oluşan tablo, Suriye’deki son durum ve bölgesel güvenlik başlıkları oluşturdu. Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile görüştü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en dikkat çeken görüşmelerinden biri, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaptığı görüşme oldu. İki lider, Türkiye-Suriye ilişkileri, Suriye’deki son durum ve bölgesel gelişmeleri ele aldı. Erdoğan, Türkiye’nin Suriye’nin yeniden inşa ve kalkınma sürecinde Şam yönetiminin yanında olmaya devam edeceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin bölgedeki çatışmalardan uzak tutulması gerektiğini belirterek, Türkiye ile Suriye arasında savunma, güvenlik, ticaret, enerji ve ulaştırma alanlarında işbirliğinin artırılmasının önemine dikkat çekti. Erdoğan ayrıca, Suriye’nin kuzeydoğusundaki entegrasyon sürecinin kesintisiz şekilde tamamlanmasının yalnızca Suriye için değil, tüm bölge için önemli olduğunu ifade etti. Azerbaycan görüşmesinde İran savaşı ve Ermenistan mesajı Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu kapsamında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile de bir araya geldi. Görüşmede Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ticaret, enerji ve savunma sanayisi işbirliğinin daha da geliştirilmesi konusu ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran’daki savaşın Türkiye ve Azerbaycan başta olmak üzere tüm bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi. Türkiye’nin sürecin barışla sonuçlanması için diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü belirten Erdoğan, Ermenistan ile Azerbaycan arasında kalıcı barış için atılan adımları da memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti. Pakistan ve Katar ile üçlü zirve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile üçlü görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede, İran’a yönelik saldırılar sonrası bölgede ortaya çıkan güvenlik riski ve ateşkes süreci ele alındı. Erdoğan, İran’a yönelik saldırıların bölgede yeni tehditler yarattığını belirterek, sağlanan ateşkesin korunması ve kalıcı barışın tesis edilmesi için Türkiye’nin diplomatik çabalarını sürdüreceğini söyledi. Cumhurbaşkanı, bölgede yaşanan son gelişmelerin yeni ve güçlü bir bölgesel güvenlik mimarisi kurulması gerektiğini gösterdiğini de ifade etti. Bosna Hersek, Moldova ve Gürcistan ile temaslar Erdoğan, forum kapsamında Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi üyeleriyle çalışma kahvaltısında bir araya geldi. Daha sonra Moldova Cumhurbaşkanı Maya Sandu ve Gürcistan Başbakanı İrakli Kobakhidze ile görüşmeler gerçekleştiren Erdoğan, Türkiye’nin bölgesel ilişkileri güçlendirme ve diplomatik temasları artırma politikasını sürdürdüğü mesajını verdi. Görüşmelerde enerji, güvenlik ve ekonomik işbirliği başlıklarının öne çıktığı belirtildi. Antalya Diplomasi Forumu’nda 150’den fazla ülke temsil edildi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın himayesinde ve Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun bu yılki ana teması “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” oldu. Yaklaşık 150 ülkeden devlet ve hükümet başkanları, dışişleri bakanları, akademisyenler, iş dünyası temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının katıldığı forum, bölgesel krizlerin çözümü açısından en önemli diplomasi platformlarından biri olarak değerlendiriliyor. Antalya’daki görüşme trafiği, Türkiye’nin savaşların ve krizlerin ortasında diplomatik arabulucu rolünü güçlendirmeye çalıştığını bir kez daha ortaya koydu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bir şehrin idam fermanı: Giresun’un %85’i maden şirketlerine teslim! Haber

Bir şehrin idam fermanı: Giresun’un %85’i maden şirketlerine teslim!

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) verileri baz alınarak sivil toplum kuruluşları (özellikle TEMA Vakfı) tarafından hazırlanan raporlar, Giresun'un adeta bir şantiye alanına dönüştürülmek istendiğini gözler önüne serdi. Paylaşılan çarpıcı verilere göre, ilin toplam yüzölçümünün %85'i maden araması, işletmesi veya ihalesi için şirketlere tahsis edilmiş durumda. Ruhsatların Yüzde 55'i İhale Aşamasında Kamuoyunda büyük endişe yaratan yüzde 85'lik oran, Giresun'un tamamında şu an aktif bir kazı çalışması yapıldığı anlamına gelmiyor. Ancak şehrin toprağının gelecekteki akıbetini belirleyen yasal tahsisler oldukça vahim bir tablo çiziyor. Ruhsatların safhalara göre dağılımı şu şekilde: %17: Arama ruhsatı bulunan alanlar %14: İşletme ruhsatı bulunan (aktif madencilik yapılabilen) alanlar %55: İhale safhasındaki maden sahaları Fındık, Arıcılık ve Su Kaynakları Tehlikede Doğu Karadeniz'de yaygın olarak aranacak ve çıkarılacak olan bakır, çinko, kurşun ve altın gibi 4. grup metalik madenlerin işlenmesi, bölgenin eşsiz ekosistemine geri dönüşü olmayan zararlar verme riski taşıyor. Bağımsız ve yerli üretime öncelik veren bölge halkının ve sivil toplumun dile getirdiği temel endişeler şöyle sıralanıyor: Tarım Arazilerinin Yok Olması: Şehir ekonomisinin can damarı olan fındık bahçeleri, meralar ve arıcılık faaliyetleri, maden sahalarının kontrolsüzce genişlemesiyle yok olma tehlikesi altında. Suların Zehirlenmesi: Madenlerin çıkarılması ve ayrıştırılması sırasında kullanılan ağır kimyasalların, yeraltı sularına ve derelere karışma riski halk sağlığını doğrudan tehdit ediyor. Ekolojik Yıkım: Şantiye alanları ve devasa nakliye yolları açmak için kesilecek ağaçlar, ormanlık alanların ve bölgeye has endemik bitki örtüsünün tahribatına yol açacak. Türkiye'de En Çok Ruhsatlandırılan 3. İl Türkiye genelindeki maden ruhsatı yoğunluğuna bakıldığında doğanın ve tarım alanlarının ağır bir kuşatma altında olduğu görülüyor. Giresun, oransal olarak Gümüşhane (%93) ve Kütahya'nın (%92) ardından en çok maden ruhsatına sahip üçüncü il konumunda bulunuyor. Bölge halkı, ata topraklarının ve en temel geçim kaynaklarının çok uluslu veya yerli maden şirketlerine kurban edilmemesi için yetkililerden ruhsatların iptal edilmesini ve doğa katliamının önüne geçilmesini bekliyor. Bulancak Pizaz Çevre Derneği'nin konuyla ilgili yaptığı çağrı: https://x.com/bulancakcevre/status/2040876690079993907?s=20

Londra’da kundaklama saldırısı: Ambulanslar hedef alındı Haber

Londra’da kundaklama saldırısı: Ambulanslar hedef alındı

İngiltere’nin başkenti Londra’da 23 Mart 2026 gecesi meydana gelen kundaklama olayı, güvenlik birimlerini harekete geçirdi. Golders Green bölgesinde bir sivil toplum kuruluşuna ait 4 ambulansın ateşe verildiği bildirildi. Olayın ardından polis, saldırının nefret suçu kapsamında değerlendirildiğini açıkladı. Londra İtfaiyesi’nden yapılan açıklamaya göre, yerel saatle 01.40 sularında gelen ihbar üzerine bölgeye 6 araç ve yaklaşık 40 itfaiyeci sevk edildi. Yangın sırasında araçlarda bulunan bazı tüplerin patladığı, bu patlamaların çevredeki binaların camlarında hasara yol açtığı belirtildi. Yangının 03.06’da kontrol altına alındığı ve olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığı aktarıldı. Soruşturma başlatıldı Londra Metropolitan Polisi, olayla ilgili geniş çaplı inceleme başlattı. Güvenlik kamerası görüntülerinin incelendiği ve üç şüphelinin arandığı bildirildi. Olayla bağlantılı olarak henüz herhangi bir gözaltı yapılmadığı açıklandı. Polis yetkilileri, saldırının antisemitik nefret suçu kapsamında ele alındığını duyurdu. Toplumsal tepki yükseldi Olayın ardından İngiltere’de siyasi ve toplumsal tepkiler gündeme geldi. Sağlık Bakanı Wes Streeting saldırıyı “kabul edilemez” olarak nitelendirirken, Başbakan Keir Starmer da yaptığı açıklamada antisemitizme karşı durulması gerektiğini ifade etti. Bölgedeki bir sivil toplum kuruluşuna ait ambulansların hedef alınması, acil sağlık hizmetlerine yönelik güvenlik tartışmalarını da beraberinde getirdi. Benzer olaylarla bağlantı araştırılıyor Uzmanlar ve güvenlik birimleri, Avrupa’nın farklı şehirlerinde son dönemde yaşanan benzer saldırılarla olay arasında olası bağlantıları da inceliyor. Londra’da yaşanan bu gelişme, hem güvenlik hem de toplumsal gerilim açısından dikkatle takip edilirken, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni detayların ortaya çıkması bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Fatma Nur Çelik ve kızı ölü bulundu: “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” demişti Haber

Fatma Nur Çelik ve kızı ölü bulundu: “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” demişti

İstanbul Zeytinburnu sahilinde dün akşam saatlerinde bir anne ve kızının cansız bedenleri bulundu. Hayatını kaybedenlerin, kamuoyunda bir süredir kızına yönelik istismar davası nedeniyle gündemde olan Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa İkra olduğu açıklandı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Çelik, çocuğunun öz babası olduğu belirtilen Ayhan Şengüler hakkında açılan istismar davası sürecinde adalet nöbeti tutuyor ve kamuoyundan destek istiyordu. Şengüler’in Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi olduğu belirtilmişti. Davanın karar duruşmasının 5 Mayıs’ta görüleceği, sanığın ise tutuksuz yargılandığı öğrenildi. Fatma Nur Çelik’in daha önce yaptığı açıklamalarda, güvenliğinden endişe ettiğini dile getirdiği ve “5 Mayıs’a kadar yaşayabilir miyim bilmiyorum. Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” ifadelerini kullandığı ortaya çıktı. Çelik’in, hem kendisinin hem de kızının tehdit edildiğini iddia ettiği, bazı haberlerde vakıf isminin açıkça geçmesinin ardından erişim engeli kararları alındığını söylediği belirtildi. "Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” demişti. Bugün kızıyla beraber ölü bulundular. Çocuk yaşta istismarına uğradığı Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler ile evlendirilen ve kızı da istismara uğrayınca adalet mücadelesine başlayan Fatmanur Çelik’in sesi duyulmadı. pic.twitter.com/yU6MX6PMHq — Hilal Köylü (@hilalkoylu) March 3, 2026 Olayın ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, çocuk hakkında İstanbul Anadolu 2. Çocuk Mahkemesi kararıyla sağlık ve danışmanlık tedbiri uygulandığı, tedavi sürecinde annenin yönlendirmelere olumlu yanıt vermediği iddia edildi. Bakanlık, çocuğun sağlık durumunun risk altında olması nedeniyle 2 Mart’ta acil koruma kararı çıkarıldığını ve adrese gidildiğini ancak kimseye ulaşılamadığını duyurdu. Akşam saatlerinde anne ve çocuğun hayatını kaybettiği bilgisinin alındığı aktarıldı. Bakanlık, bazı medya organlarının ve sivil toplum kuruluşlarının süreci çarpıttığını savunarak, kamuoyunu “hassas ve titiz davranmaya” davet etti. Öte yandan, dosyayı takip eden Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği temsilcileri daha önce yaptıkları açıklamalarda, yargılama sürecinde çocuğun üstün yararı ilkesinin ihlal edildiğini, beyanlarının defalarca tekrar ettirildiğini ve travma sonrası stres bozukluğu tanısıyla tedavi gördüğünü belirtmişti. Dernek, annenin yaşadığı ihmalleri dile getirmeye çalıştığı her durumda “örtük biçimde çocuğunun elinden alınacağı tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığını” savunmuştu. Çelik’in ve kızının ölümü kamuoyunda “şüpheli ölüm” tartışmalarını gündeme taşırken, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve ihmallerin olup olmadığının ortaya çıkarılması çağrıları yapılıyor. Soruşturma sürüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan; Hava, su ve toprak kirliliği ürkütücü boyutta Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan; Hava, su ve toprak kirliliği ürkütücü boyutta

Cemre Vakfı Tanıtım Programı’na katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bugün tüm dünya, çevre ve iklim meselesinde ciddi sınamaların eşiğinde bulunuyor. Sanayi atıkları, spreyler, dumanlar, petrol ve ilaç atıkları, plastik ürünler, yeni gübreler, çöpler, kimyasal atıklar çevremizi çok hızlı biçimde kirletiyor. Hava, su ve toprak artık iyice ürkütücü boyutlara ulaşan bu hızlı kirlenmeden payını alıyor” dedi. İCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul AKM’de düzenlenen Cemre Vakfı Tanıtım Programı’na katılarak bir konuşma yaptı. İkinci günü idrak edilen Ramazanın katılımcılarla birlikte millete, İslam alemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini Allah'tan niyaz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizlerin şahsında burada bulunamayan ancak bir yaşatma ve yeşertme gönüllüsü olarak, bir cemre olarak bu çatıyı yücelten ve yükselten genç kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Biliyorum ki sizler çevre duyarlılığı olan milyonları temsilen buradasınız. Biliyorum ki sizler söz konusu çevre olunca, afetle mücadele olunca, 'Kim var?' denildiğinde, sağına soluna bakmadan 'Ben varım' diyen milyonlarca neferi temsil ediyorsunuz. Dolayısıyla gözlerinin ışıltısı, yüreğimi ısıtan, geleceğe dair umutlarımı büyüten siz genç arkadaşlarımla birlikte Türkiye'nin sorumluluk sahibi tüm gençlerini burada saygıyla selamlıyorum" diye konuştu. "SİZİNLE BİRLİKTE YÜRÜMEK BENİM İÇİN AYRI GURURDUR" Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlamlı program vesilesiyle bugün Türkiye'nin 81 iline, yarın dünyanın dört bir yanına düşeceğine inandığı cemrelerle beraber olmaktan büyük bahtiyarlık duyduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Sizin şu heyecanınızı paylaşmak, sizinle beraber olmak, sizinle aynı ufka bakmak, birlikte yürümek benim için ayrı gururdur, mutlulukların en büyüğüdür. 2021 yılında bir sivil toplum hareketi olarak başlayan ve geçtiğimiz sene kurumsal bir yapıya dönüşen Cemre Vakfına, mütevellisine, mensuplarına teşekkürlerimi iletiyor, bu güzel buluşmaya vesile olan vakfımızın fahri başkanı Samsun Milletvekilimiz Çiğdem Karaaslan'ı tebrik ediyorum. Rabb'im halis niyetinizi, çabalarınızı ve adımlarınızı bereketli kılsın. Son derece güncel, hayati önemde ve geleceğimizi doğrudan ilgilendiren bir mücadeleye gönül veriyor, omuz veriyorsunuz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir şeyi tüm samimiyetiyle ifade etmek istediğini aktararak, genç kardeşlerine bakınca sadece Türkiye'yi yeşertme ve yaşatma azmini değil, aynı zamanda kurdun, kuşun, dağın, taşın, havanın, suyun hakkını gözeten bir medeniyetin mirasçılarını gördüğünü dile getirdi. Gençlere bakınca tabiatla aynı dili konuşan bir hassasiyeti, özü, hakka ve hakikate giden bir inceliği gördüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Sizlere bakınca 'Benim sadık yârim kara topraktır' diyerek kültürümüzün varlıkla bağını sanata dönüştüren Aşık Veysel'deki idrak derinliğini görüyorum. Sizlere bakınca sadece doğal afetlerde Hızır gibi yetişen gönül elçilerini değil, aynı zamanda kendini dünyanın geleceğinden mesul hisseden, darda kalana yetişmeyi hayat tarzı hâline getiren yüksek sorumluluk bilinci görüyorum. Sizlere bakınca hiçbir inkırazın, yabancılaşmanın, kültürel erozyonların milletimizin kalbinden ve gönlünden silemediği uyanış ve diriliş mayasını, bunu hayata geçirme iradesini görüyoruz. Sizlere bakınca bizi millet yapan değerlerin tecellisini görüyorum. Her birinize coşkunuz, çevre hassasiyetiniz, afetler konusundaki farkındalığınız için teşekkür ediyorum." "İKLİM VE ÇEVRE KRİZİNİ GÖRMEZDEN GELMEK MÜMKÜN DEĞİL, DOĞRU DA DEĞİL" Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisini vatanı, ülkesi, milleti ve tüm insanlık için cemre olmaya adayan katılımcıları ve Cemre Vakfını tebrik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün tüm dünya, çevre ve iklim meselesinde ciddi sınamaların eşiğinde bulunuyor. Sanayi atıkları, spreyler, dumanlar, petrol ve ilaç atıkları, plastik ürünler, suni gübreler, çöpler, kimyasal atıklar çevremizi çok hızlı biçimde kirletiyor" diye konuştu. Hava, su ve toprağın, artık iyice ürkütücü boyutlara ulaşan bu hızlı kirlenmeden payını aldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "40-50 yıl önce insanlığın hiçbir surette gündeminde olmayan yeni sorunlar ortaya çıkarken, örneğin mikro plastikler, deniz canlıları için en büyük tehditlerden biri hâline geliyor. Sorumsuzca tabiata atılan bir plastik şişe, yaklaşık 4 asır boyunca çevreyi kirletmeye devam ediyor. Çevre kirliliği, iklim krizi ve tabiatın bozulan dengesi sebebiyle yaşanan seller, fırtınalar, ani hava olayları insanların yanı sıra tüm canlıları olumsuz etkiliyor. Öyle bir noktadayız ki dünyanın neresinde olursak olalım iklim ve çevre krizini görmezden gelmek mümkün değil, açıkçası doğru da değil. Çevre konusunda çabalarımızı artırmamız, başta gençler olmak üzere daha fazla insanı harekete geçirmemiz gereken bir dönemdeyiz." Gençlerin bir araya gelmesiyle vücut bulan Cemre Vakfının, farkında olmakla sorumluluk almak arasındaki boşluğu gönüllülükle doldurmayı amaçlayan bir çevre hareketi olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cemre, ayağı toprağa basanların, bir ağaç gölgesinde serinleyenlerin, avuçlarıyla gözelerden su içenlerin, yağmurun sesine kulak verenlerin, her bahar tabiatın yeniden uyanışına şahitlik edenlerin buluştuğu, güç birliği yaptığı, harbi ve hasbi bir iyilik hareketidir" ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Bu hareket çevre duyarlılığını ideolojik çerçeveye hapsedenlerin refleksiyle değil, kendini kâinatla, kâinatı da kendisiyle bir gören ulvi bir duruşun ve duyuşun sivil çatısıdır. Cemre, gücünü ve ilhamını medeniyetimizin kurucu değerlerinden alan, kökü mazide, gözü atide bir bilinç hareketidir. Bunu son derece kıymetli bulduğumu hassaten vurgulamak istiyorum. Çünkü biz gerek kültürel kadrolarımız gerekse medeniyetimiz, özellikle müktesebatımız bu açıdan oldukça zengin bir birikime sahibiz. 'Yarın kıyametin kopacağını bilsen dahi elindeki fidanı dik' buyuran bir Peygamberin ümmetiyiz. Millet olarak savaş zamanlarında bile fethettiği ülkelerde sadece insanların değil, canlı cansız her varlığın hakkına riayet eden, tabiata asla zarar vermeyen, karıncayı dahi incitmeyen bir medeniyetin mensuplarıyız." Tabiatı tahrip etmenin kınandığı, israfın şiddetle yasaklandığı, temizliğin övüldüğü bir kültürden geldiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kültürümüzde kurdun, kuşun, dağın, taşın, börtü böceğin, çiçeğin, ağacın, suyun, havanın, toprağın, velhasıl tabiattaki her varlığın hakkı vardır. Bu hakkı gözetmek bize emredilmiştir. Sadece bizde değil dünyanın farklı yerlerinde ilhamını fıtrattan alan tüm kadim kültürlerde tabiat tasavvurunun birbiriyle örtüştüğünü görürsünüz" şeklinde konuştu. "GENÇLERİMİZİ 'BİR CEMRE DE SEN OL' DİYEREK CEMRE VAKFIMIZA ÜYE OLMAYA DAVET EDİYORUM" Amerikan yerlilerine atfedilen "Son ırmak kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde ve son balık öldüğünde, o zaman beyaz adam paranın yenmediğini anlayacak" sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz de bugün diyoruz ki su kaynakları kirletildiğinde, canlılar nefes alamaz hâle geldiğinde, ozon tabakası delik deşik olduğunda, dünyanın florası ve faunası zehirlenerek can çekiştiğinde, yeryüzü insan için artık yaşanmaz olduğunda, agresif büyümenin, tüketim çılgınlığının, sömürüye dayalı konforun, zenginliğin ve insanı büyüleyen teknolojik ilerlemenin hiçbir işe yaramadığını herkes idrak edecek" değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Bunun için çevre bilinci, aynı zamanda bir vatan bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir var olma bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir gelecek inşa etme bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda kendimizin, insan olduğumuzun farkına varma bilincidir. Çevre bilinci, kâinattaki dengeyi idrak etme bilincidir. Cemre Vakfı ve Cemre gönüllülerimizin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da işte bu bilinçle hareket edeceklerine, yaptıkları çalışmalara işte bu pencereden bakacaklarına yürekten inanıyorum. Çevreye duyarlı ve gönüllülük bilinci yüksek tüm gençlerimizi 'Bir cemre de sen ol' diyerek Cemre Vakfımıza üye olmaya davet ediyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Allah'ın eseri ve emaneti olarak gördükleri tabiatı korumak, gelecek nesillere daha yaşanabilir, daha güzel, daha temiz bir Türkiye bırakmak için yoğun gayret gösterdiklerini kaydetti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden beri çevre konusunda çok önemli çalışmalar içinde olduklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hatırlayın, şu kavram fakire aittir. Çöp, çukur, çamur. Bunu biz hâllettik. Kökü kokudan ötürü toprakla doldurulması tartışılan Haliç'i, tekrar Boğaz'ın incisi hâline getirdik. Vahşi depolamadan dolayı çöp dağlarının patladığı İstanbul'u, ülkemizin en temiz şehirlerinden biri hâline getirdik. İstanbul'daki tecrübemizi daha sonra Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak tüm Türkiye'ye teşmil ettik" diye konuştu. "RÜZGÂR VE GÜNEŞ ENERJİSİNİ YAYGINLAŞTIRARAK YENİLENEBİLİR ENERJİNİN GÜÇ İÇERİSİNDEKİ PAYINI YÜZDE 62'YE ÇIKARDIK" Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece 5 ilde kullanılan doğal gazı 81 vilayete yayarak, şehirlerin hava kirliliği sorununu önemli ölçüde çözdüklerini belirterek, "Rüzgâr ve güneş enerjisini yaygınlaştırarak yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içerisindeki payını yüzde 62'ye çıkardık. Neredeyse bir asırdır ihmal edilen nükleer enerjiye yönelik yatırımlarımızı hızlandırdık. Ağaçlandırma noktasında ise adeta bir devrim yaptık. Son 23 yılda 7,5 milyarın üzerinde fidanı toprakla buluşturduk. Dünyada en fazla ağaçlandırma yapan, Avrupa'da orman varlığını en çok artıran ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyoruz. 81 ilimize 82 milyon metrekareyi aşan millet bahçesi kazandırma hedefimizi adım adım gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Şimdiye kadar toplam 38 milyon 700 bin metrekare büyüklüğünde 314 millet bahçesini tamamladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kalanların inşasının da hızla devam ettiğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Yerli otomobil markamız Togg'u elektrikli olarak üretirken yine çevre hassasiyetimizi ortaya koyduk. Çevre projelerinde asla bir siyasi ayrımcılık içinde değiliz. Çevreyi koruyan, tabiatı güzelleştiren, bizim bu alandaki çabalarımıza katkı veren her adımı, her fikri samimiyetle destekliyoruz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın kapıları herkese açıktır. Aynı şekilde bizim kapımız, ülkesine, milletine ve şehrine hizmet etmek isteyenlere sonuna kadar açıktır. Çevreyi korumanın partisi olmaz, afetlere karşı hazırlığın ideolojisi olmaz. Biz iş yapana, hizmet üretene, insanımıza faydası olana her zaman sahip çıkarız, destek veririz, önünü açarız." "SIFIR ATIK PROJESİ BUGÜN GELİNEN NOKTADA KÜRESEL BİR ÇEVRE HAREKETİNE DÖNÜŞTÜ" Türkiye'nin çevre konusunda, küresel düzeyde oluşturulan örgütlerin içinde yer alma, anlaşmalara taraf olma konusunda gelişmiş ülkelerin önünde olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Paris İklim Anlaşması'nı 2021 yılında Meclisimizde biz onayladık. Ardından yeşil büyüme vizyonu ve net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadeleyi amaçlayan İklim Kanunu'nu kabul ettik. Nihai hedefimiz olan 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için gerekli tüm adımları atmayı sürdürüyoruz. Eşim Emine Erdoğan'ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık Projesi bugün gelinen noktada küresel bir çevre hareketine dönüştü" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevre projelerinin çatısını sıfır atık anlayışının oluşturduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Bu hareket bize şunu öğretiyor. Bir pet şişeyi geri dönüştürdüğümüzde sadece bir atığı bertaraf etmiyoruz, aynı zamanda bir canlının hayatını, bir sahilin güzelliğini, bir çocuğun umudunu da kurtarıyoruz. Bir ağacı kurtardığımızda yalnızca bir fidan yeşertmiyoruz, daha önemlisi bir neslin nefesini de güvence altına alıyoruz. Şimdi tüm bu çabaları, projeleri ve hizmetleri bir üst aşamaya taşımaya hazırlanıyoruz. Biliyorsunuz oldukça çetin geçen diplomatik müzakereler neticesinde COP31'in ev sahipliğini üstlendik. Bu sene Antalya'da 200'e yakın ülkeyi ağırlayacak, inşallah artık 'Söz değil, eylem zamanı' diyeceğiz. Çevreye, afetlere ve topluma dair ilk ısıyı büyütme gayretiyle kurulan Cemre Vakfımızın bizlere bu mücadelemizde destek olacağına, omuz ve katkı vereceğine yürekten inanıyorum. İnşallah biz de Cemre Vakfı gibi samimi, sorumlu, vizyoner ve gayretli sivil toplum kuruluşlarımıza gereken her türlü desteği vereceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Lafa gelince çevreci kesilen ama Milas'ta zeytin ağacı kıyımı yapanların yönettikleri şehirleri çöpe, çamura ve çukura mahkum edenlerin, kışın ortasında milletimize haftalarca susuzluk çektiren istismarcıların, kimi zaman beceriksizlikleri, kimi zaman aşırı rant hırsları sebebiyle cennet vatanımızı yaşanmaz hâle getirmelerine fırsat vermeyeceğiz" dedi. Yılın ilk cemresinin havaya düştüğü bu günlerde Türkiye'nin 'cemre'leriyle bir araya gelmekten duyduğu bahtiyarlığı ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, herkesin Ramazan-ı Şerif'ini de tebrik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabb'imden hepimizi sağlık ve afiyet içinde bayrama da kavuşturmasını niyaz ediyorum. Cemre Vakfının faaliyetlerinin hayırlara vesile olmasını, çevre ve afetlere hazırlık konusunda başarılı çalışmalara imza atmasını temenni ediyorum" diye konuştu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Polisler ve emekliler tek ses olamıyor! Haber

Polisler ve emekliler tek ses olamıyor!

Balıkesir Emekli Emniyet Mensupları Derneği (BALEMDER) Başkanı Metin Yılmaz, görevdeki ve emekli polislerin ortak sorunlarına rağmen güçlü bir çatı yapılanma oluşturulamamasının çözüm yollarını tıkadığını söyleyerek, “Birlik olmadan hak aramak zorlaşıyor" dedi. Görevdeki ve emekli polislerin yıllardır benzer yapısal sorunlarla mücadele etmesine karşın, bu kesimi güçlü biçimde temsil edecek etkili bir çatı yapılanmanın hâlâ oluşturulamaması dikkat çekiyor. Polis emeklileri adına değerlendirmelerde bulunan BALEMDER Yönetim Kurulu Başkanı Metin Yılmaz, temsilde yaşanan dağınıklığın sorunların çözümünü zorlaştırdığını vurguladı. Görevdeki polislerin uzun çalışma saatleri, ağır mesai koşulları, yetersiz sosyal haklar ve mesleki yıpranma ile karşı karşıya olduğunu belirten Yılmaz, emekli polislerin ise düşük maaşlar ve artan hayat pahalılığı nedeniyle ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını ifade etti. “Görevdeyken yıpranan polis, emekli olduğunda da geçim mücadelesi veriyor” diyen Yılmaz, sorunların görevle sınırlı kalmadığını dile getirdi. Türkiye genelinde çok sayıda polis emeklileri derneği bulunduğunu hatırlatan Yılmaz, bu tabloya rağmen güçlü bir temsilin ortaya çıkmadığını söyledi. “Bir meslek için onlarca dernek var ama ortak bir ses yok. Talepler parçalı olunca kamuoyunda ve karar vericiler nezdinde etkili olamıyoruz” ifadelerini kullanan Yılmaz, ciddi bir koordinasyon sorunu yaşandığını kaydetti. Türkiye’de “kamu yararına çalışan” statüsüne sahip bir polis emeklileri derneği bulunduğunu anımsatan Yılmaz, bu yapının önemli bir misyon taşımasına rağmen tüm emeklileri kapsayamadığını belirtti. Üye sayısının sınırlı olmasının, yeni derneklerin ve yerel platformların ortaya çıkmasına yol açtığını ifade etti. Polislerin ve polis emeklilerinin yasal düzenlemeler gereği sendikal faaliyet yürütemediğine dikkat çeken Yılmaz, bunun sivil toplum faaliyetlerinin önünde engel olmadığını vurguladı. “Sendika yok diye susmak zorunda değiliz. Demokratik ve hukuki sınırlar içinde sivil toplum anlayışıyla sorunlarımızı dile getirebiliriz” dedi. Gelinen noktada iki temel seçeneğin bulunduğunu ifade eden Yılmaz, “Ya mevcut kamu yararına çalışan dernek yapısını genişleterek kapsayıcı bir çatıya dönüşecek ya da daha katılımcı, daha demokratik ve temsil gücü yüksek yeni bir çatı yapılanma kurulacak” değerlendirmesinde bulundu. Yılmaz, hangi yol tercih edilirse edilsin temel ilkenin değişmemesi gerektiğini belirterek, “Kişisel beklentilerden, siyasi tartışmalardan ve yerel hesaplardan uzak durulmalı. Tek hedef, polislerin ve polis emeklilerinin ortak menfaatleri olmalı. Çünkü dağınık yapı sorunları büyütür, birlik ise çözüm üretir" diye konuştu.

Türk Böbrek Vakfı’ndan diyabet farkındalığı etkinliği Haber

Türk Böbrek Vakfı’ndan diyabet farkındalığı etkinliği

Türk Böbrek Vakfı (TBV), çocuklarda böbrek sağlığının korunmasına yönelik saha çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Türk Böbrek Vakfı tarafından İstanbul Bilgi Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Küçük Şefler Mutfakta: Sağlıklı Beslenme ve Böbrek Dostu Tarifler” etkinliği, İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü’nde gerçekleştirildi. Etkinlikte Tip 1 diyabetli çocuklar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü’nün uygulama mutfağında böbrek dostu ve sağlıklı tarifler hazırladı. Çocuklar pizzadan dondurmaya kadar sevilen yiyecekleri, uygun malzemelerle hazırlarken, aileler ise eş zamanlı olarak düzenlenen panelde alanında uzman isimlerden bilgi aldı. Sivil toplum ve üniversite işbirliği açısından da dikkat çekici bir örnek oluşturan “Küçük Şefler Mutfakta” etkinliği; İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü iş birliği ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin desteğiyle hayata geçirildi. Mutfak atölyesi, Gastronomi Bölümü öğretim üyelerinin liderliğinde ve bölüm öğrencilerinin rehberliğinde gerçekleştirildi. Etkinlik sonunda çocuklar kendi hazırladıkları pizza ve meyveli dondurmaların tadını çıkardı. Son olarak küçük şeflere katılım sertifikası, çocuklara mentorluk yapan Bilgi Üniversitesi öğrencilerine ve öğretim üyelerine teşekkür belgeleri takdim edildi. TBV BAŞKANI TİMUR ERK: “Diyabet, böbrek hastalıklarının en önemli nedenlerinden biri” Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, diyabet ve böbrek sağlığı arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çekerek şunları söyledi: “Böbrek hastalıklarının en önemli sebeplerinden biri diyabet. Bu nedenle sağlıklı beslenmenin önemini anlatmak için yıllardır okul okul geziyoruz. Bugüne kadar 60 ilde, yüzlerce okulda yaklaşık 2 milyon öğrenciye sağlıklı beslenme eğitimi verdik. Bugün burada diyabet tanısı almış çocuklarımızla birlikteyiz. Doğru beslenme ve tedaviyle akranlarından hiçbir farkları kalmaz.” Kendisinin de 28 yıldır Tip 2 diyabet hastası olduğunu hatırlatan Erk, “80 yaşımdaki formumu düzenli spor ve sağlıklı beslenmeye borçluyum” dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Meclis, İmralı görüşmesine ait tutanakları yayımladı: Üç milletvekilinin Öcalan ile temasına dair ayrıntılar ortaya çıktı Haber

Meclis, İmralı görüşmesine ait tutanakları yayımladı: Üç milletvekilinin Öcalan ile temasına dair ayrıntılar ortaya çıktı

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), DEM Parti milletvekillerinden oluşan heyetin İmralı’da gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin tutanakları kamuoyuyla paylaştı. 16 sayfalık metinde, görüşmede dile getirilen siyasi yorumlar, Türkiye ve bölgeye dair değerlendirmeler ile “umut hakkı” tartışması dikkat çekti. İmralı görüşmesine dair tutanaklar Meclis sitesinde yayımlandı Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından paylaşılan tutanaklarda, DEM Parti milletvekilleri Fethi Yıldız, Gülüstan Kılıç Koçyiğit ve Hüseyin Yayman’ın İmralı’da yaptığı görüşmenin ayrıntıları yer aldı. Metinde, Abdullah Öcalan’ın Türkiye siyasetine, bölgesel gelişmelere ve Kürt meselesine ilişkin değerlendirmeleri aktarıldı. “Siyasete Ülkü Ocakları’nda başladım” ifadesi dikkat çekti Tutanakta, Abdullah Öcalan’ın geçmişine dair yaptığı değerlendirmelerden biri olarak “Siyasete Ülkü Ocakları’nda başladım” ifadesinin yer aldığı görüldü. Ayrıca Öcalan’ın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli hakkında kullandığı ifadeler de metne yansıdı. “Umut hakkı” tartışması tutanaklarda yer aldı Görüşmede kamuoyunda son dönemde tartışılan “umut hakkı” kavramına da değinildi. Tutanakta, Bahçeli’nin bu konuda kullandığı ifadelere atıf yapıldığı, Öcalan’ın ise “umut hakkı olmadan çalışamam” değerlendirmesinde bulunduğu aktarıldı. Bu başlık, Meclis’te muhalefet partilerinin itirazlarına rağmen tutanakta yer aldı. Suriye ve bölgesel dengelere ilişkin değerlendirmeler aktarıldı Metinde, Suriye’deki gelişmelere dair yorumlar da bulunuyor. Öcalan’ın, Kürt sorununun bölgesel dengelerden bağımsız ele alınamayacağını vurguladığı, İsrail ve Orta Doğu’daki güç ilişkilerine dair değerlendirmelerde bulunduğu ifade edildi. Ayrıca Suriye’de sivil toplum ve yerel demokrasi vurgusu yapılan bölümler dikkat çekti. Sağlık durumu ve cezaevi koşulları da gündeme geldi Tutanaklarda, görüşmeye katılan milletvekillerinin Öcalan’ın sağlık durumu ve cezaevi koşullarına ilişkin sorular yönelttiği, bu başlıkların da görüşmede ele alındığı belirtildi. Tutanaklar Komisyon’da tartışma yarattı İmralı görüşmesine ilişkin tutanaklar, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantısında da gündeme geldi. Özellikle muhalefet partileri, tutanakların yayımlanmasına itiraz ederken, Meclis Başkanlığı tutumunu değiştirmedi. Yayımlanan 16 sayfalık tutanak, İmralı görüşmesine dair bugüne kadar kamuoyuna yansıyan en kapsamlı resmi belge olma özelliği taşıyor. MECLİS SAYFASINDA YER ALAN TUTANAK... haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.