SON DAKİKA

#Siyasi

HABER DEĞER - Siyasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siyasi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sanchez’ten savaş çıkışı: Dünyayı ateşe verenleri destekleyip sonra şikâyet edemezsiniz Haber

Sanchez’ten savaş çıkışı: Dünyayı ateşe verenleri destekleyip sonra şikâyet edemezsiniz

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Orta Doğu’daki savaşın büyümesine karşı en sert siyasi çıkışlardan birini yaptı. Katıldığı bir etkinlikte konuşan Sanchez, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını destekleyen sağ ve aşırı sağ çevreleri hedef aldı. İspanya’nın bu savaşı desteklemediğini açık biçimde ortaya koyan Sanchez, yangını çıkaranlarla aynı çizgide duranların sonrasında yaşanan sonuçlardan yakınamayacağını söyledi. Sanchez savaş destekçilerine açık mesaj verdi Pedro Sanchez, Valladolid’de düzenlenen siyasi etkinlikte yaptığı konuşmada, hükümetin halkı İran savaşının etkilerinden korumak için devletin tüm imkânlarını kullanacağını söyledi. Aynı konuşmada sağ ve aşırı sağ partilere seslenen Sanchez, bombalamaları destekleyenlerin daha sonra ortaya çıkan krizden şikâyet etmesinin siyasi tutarsızlık olduğunu savundu. Avrupa basınına yansıyan konuşmasında Sanchez’in, “Bombardımanları başlatanları destekleyip sonra sonuçlarından yakınamazsınız” çizgisinde sert ifadeler kullandığı aktarıldı. “Ateşe körükle gidip sonra yanıyoruz diyemezsiniz” Sanchez’in en dikkat çeken çıkışı, savaş yanlısı tutuma yönelik kullandığı benzetme oldu. İspanya Başbakanı, hem çatışmayı büyüten tarafları destekleyip hem de sonrasında ekonomik ve siyasi sonuçlardan şikâyet etmenin kabul edilemeyeceğini söyledi. Sanchez, en doğru ve en az maliyetli yolun savaşa karşı çıkmak ve çatışmanın bir an önce sona ermesini sağlamak olduğunu vurguladı. Madrid, Washington’ın baskısına rağmen geri adım atmadı Sanchez’in bu çıkışı, Donald Trump ile Madrid yönetimi arasındaki son gerilimin ardından geldi. Reuters’a göre Trump, İspanya’nın İran’a yönelik saldırılarda Endülüs’teki Moron de la Frontera ve Rota üslerinin kullanılmasına izin vermemesine tepki göstermiş, Madrid’i işbirliği yapmamakla suçlamıştı. Buna karşılık İspanya hükümeti, ülkenin ABD-İsrail saldırılarına ortak olmayacağını ve dış baskıyla pozisyon değiştirmeyeceğini duyurmuştu. İspanya’nın çizgisi: Savaşa değil uluslararası hukuka destek Sanchez daha önce de sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada İran savaşı karşısındaki tutumlarının net olduğunu söylemiş, “derhal gerilimin düşürülmesini ve uluslararası hukuka tam saygı gösterilmesini” talep etmişti. Reuters’ın derlediği uluslararası tepkilere göre İspanya yönetimi, ABD ve İsrail’in saldırılarının ardından diplomasinin yeniden devreye girmesi gerektiğini savunan başlıca Avrupa hükümetleri arasında yer aldı. Sanchez, Madrid’in değerlerine ve çıkarlarına aykırı bir savaşa yalnızca misilleme korkusuyla ortak olmayacağını da vurguladı. Sanchez’in sözleri Avrupa’daki ayrışmayı da görünür kıldı İspanya Başbakanı’nın açıklamaları, Avrupa’da İran savaşı konusunda oluşan görüş ayrılıklarını da yeniden görünür hale getirdi. Bazı Batılı hükümetler İran’ın misillemelerini öne çıkarırken, Madrid yönetimi çatışmanın bizzat büyütülmesine karşı pozisyon aldı. Sanchez’in sözleri, yalnızca iç politikadaki sağ ve aşırı sağa değil, aynı zamanda savaşı meşrulaştırmaya çalışan Atlantik çizgisine karşı da açık bir siyasi itiraz olarak yorumlandı. Bu çıkış, İspanya’nın mevcut krizde kendisini diplomasi ve uluslararası hukuk ekseninde konumlandırdığını bir kez daha ortaya koydu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Sabah operasyonu: Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan gözaltında Haber

Sabah operasyonu: Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan gözaltında

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, sabah saatlerinde gözaltına alındığını sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu. Özcan, jandarma tarafından gözaltına alındığını belirterek sürece ilişkin açıklamalarda bulundu. Gözaltı duyurusunu kendisi yaptı Tanju Özcan paylaşımında, “Jandarma tarafından gözaltına alındım” ifadelerini kullanırken, ikinci açıklamasında gözaltı gerekçesine ilişkin değerlendirmede bulundu. Özcan, “Memleketimde binlerce öğrenciye burs verildiği için gözaltına alındım. Bu benim için onurdur” sözleriyle süreci siyasi bir çerçevede yorumladı. Gözaltı işleminin hangi soruşturma kapsamında yapıldığına ilişkin resmi makamlardan henüz ayrıntılı bir açıklama gelmedi. Memleketimde binlerce öğrenciye burs verildiği için gözaltına alındım. BU BENİM İÇİN ONURDUR! — Tanju ÖZCAN (@tanjuozcanchp) February 28, 2026 Resmi açıklama bekleniyor Özcan’ın gözaltına alınmasının ardından kamuoyunda soruşturmanın içeriğine ilişkin farklı iddialar gündeme gelirken, yetkili kurumlardan yapılacak açıklamanın sürece netlik kazandırması bekleniyor. Gelişmenin ardından siyasi çevrelerden ve yurttaşlardan sosyal medya üzerinden çeşitli tepkiler paylaşıldı. Soruşturmanın seyri ve Özcan’ın hukuki durumu önümüzdeki saatlerde netleşecek. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Abdullah Gül uzun aranın ardından Avrupa mesajı verdi Haber

Abdullah Gül uzun aranın ardından Avrupa mesajı verdi

Eski Cumhurbaşkanı, Avrupa güvenliği için Türkiye vurgusu yaptı Abdullah Gül, uluslararası analiz platformu Project Syndicate için kaleme aldığı “Avrupa Güvenliğinin Türkiye’ye İhtiyacı Var” başlıklı makalede küresel güvenlik dengelerini ve Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin geleceğini değerlendirdi. Gül, Avrupa’nın derinleşen güvenlik krizinden çıkabilmesi için Türkiye gibi NATO’nun önemli askeri aktörleriyle yeniden güçlü işbirliği kurulması gerektiğini belirtti. “Bugün ihtiyaç duyan taraf Avrupa” dedi Türkiye’nin AB adaylık sürecine değinen Gül, geçmişte bazı Avrupalı liderlerin tutumlarının ilerlemeyi zorlaştırdığını ifade etti. Kıbrıs meselesinin üyelik sürecinde engelleyici unsur olarak kullanıldığını savunan Gül, mevcut küresel tablo içinde Avrupa’nın Türkiye’ye daha fazla ihtiyaç duyduğunu dile getirdi. Avrupa liderlerine samimiyet çağrısı yaptı Gül, Avrupa liderlerinin Türkiye ile ilişkilerde daha dürüst ve yapıcı bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurguladı. Avrupa güvenliğinin dar ulusal çıkarlar nedeniyle zayıflatılmaması gerektiğini belirten Gül, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve bölgesel etkisinin kritik rol oynadığını ifade etti. “Türkiye Avrupa’nın doğal bir parçası” vurgusu öne çıktı Türkiye’nin NATO içindeki konumuna dikkat çeken Gül, ülkenin kültürel, coğrafi ve siyasi olarak Avrupa’nın parçası olduğunu söyledi. Türkiye ile bazı AB ülkeleri arasında gerilimler yaşansa da güvenlik alanındaki zorunlulukların işbirliğini güçlendirebileceğini belirten Gül, Türkiye olmadan Avrupa güvenlik mimarisinin eksik kalacağını savundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bahçeli’nin “Demirtaş” çıkışının ardından DEM Parti’den yanıt Haber

Bahçeli’nin “Demirtaş” çıkışının ardından DEM Parti’den yanıt

TBMM’de yapılan DEM Parti Grup Toplantısı’nda konuşan Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan, AİHM’in dün kesinleşen kararına dikkat çekerek, eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın tutukluluğunun hukuki değil siyasi olduğunu söyledi. Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Tahliyesi Türkiye için hayırlara vesile olur” sözlerine teşekkür ederek, “Bu çağrı doğruysa gereği yapılmalı, Demirtaş başta olmak üzere tüm Kobani davası tutukluları bir saniye bile geçirmeden serbest kalmalıdır” dedi. “AİHM kararı kesinleşti, Türkiye bu karara uymak zorunda” Bakırhan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Demirtaş hakkında üç kez ihlal kararı verdiğini hatırlattı ve “İktidarın itirazı reddedildi, karar kesinleşti. Bu saatten sonra tutukluluk hukuku değil, siyasi keyfiyet olur” ifadelerini kullandı. DEM Parti, 4 Kasım 2016’da başlayan tutuklama sürecini “siyasi tasfiye operasyonu” olarak tanımladı. “Kürt meselesi çözüldükçe Türkiye demokratikleşecek” Bakırhan, Abdullah Öcalan’la görüşme iddialarına da değinerek, “Sayın Öcalan’ın selamı var, demokratik entegrasyon önerisi günceldir” dedi. “Komisyon Öcalan’la da görüşmelidir. Bu 100 yıllık sorunu çözmek istiyorsak muhatabıyla konuşmak en doğal olandır.” Asgari ücret çıkışı: “En az 46 bin TL olmalı” DEM Parti’nin ekonomik önerilerini de açıklayan Bakırhan, asgari ücretin yoksulluk sınırının yarısı olan 46 bin TL olmasını ve yılda iki kez güncellenmesini talep etti. Bahçeli ne demişti? MHP lideri Devlet Bahçeli, grup toplantısı sonrası sorulan bir soru üzerine “Sayın Selahattin Demirtaş hukuki süreci tamamlamıştır, tahliyesi Türkiye için hayırlara vesile olacaktır” demişti. Bu açıklama, Cumhur İttifakı içinde tartışma yaratan dengeler açısından “yumuşama sinyali” şeklinde yorumlanmıştı.

CHP’de kritik gün: “Mutlak butlan” davası başladı! Haber

CHP’de kritik gün: “Mutlak butlan” davası başladı!

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) siyasi dengeleri sarsabilecek “mutlak butlan” davasının beşinci duruşması bugün Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde başladı. 38. Olağan Kurultay ile 21. Olağanüstü Kurultay’ın iptali istemiyle açılan dava, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in genel başkanlığını da doğrudan etkileyecek bir süreç olarak görülüyor. Yoğun güvenlik, yüksek katılım Sabahın erken saatlerinden itibaren Dışkapı Adliyesi önünde yoğun bir kalabalık oluştu. Partililer, delegeler, basın mensupları ve gözlemciler duruşmayı izlemek için adliyeye akın etti. Yoğun ilgi nedeniyle duruşma Z-10 numaralı büyük salonda yapılıyor. Adliye çevresinde güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. Dava neyi kapsıyor? Dava, CHP’li eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve bir grup delegenin başvurusuyla açıldı. Davacılar, 38. Olağan Kurultay ve 21. Olağanüstü Kurultay süreçlerinde partinin tüzüğünün ihlal edildiğini, delegelerin baskı ve usulsüz yönlendirmelerle oy kullandığını öne sürüyor. Dilekçede, mevcut yönetimin “kurultay iradesini organize bir biçimde ortadan kaldırdığı”, “parti içi demokrasinin yok edildiği” ve bu nedenle söz konusu kurultayların “mutlak butlan” kapsamında yok hükmünde sayılması gerektiği savunuluyor. Üç olasılık masada Yargı çevreleri ve siyaset kulislerinde bugünkü duruşmadan üç olasılığın çıkabileceği konuşuluyor: ⚖️ Kurultayların iptali: Mahkeme, davacıların iddialarını haklı bulursa 38. ve 21. kurultayların iptaline karar verebilir. Bu durumda CHP yönetimi ve Özgür Özel’in genel başkanlığı düşebilir. ????️ Davanın reddi: Mahkeme, usul yönünden veya delil yetersizliği gerekçesiyle davayı reddedebilir. Böyle bir karar, Özgür Özel liderliğindeki yönetimin meşruiyetini güçlendirir. ⏳ Ek süre kararı: Mahkeme, yeni delillerin değerlendirilmesi için bilirkişi incelemesi veya ek süre talep edebilir. Bu durumda karar sonraki celseye ertelenir ve belirsizlik sürer. “CHP’de yargı krizi” tartışması Dava, yalnızca partinin iç işleyişini değil, Türkiye’de siyasi partilerde yargı denetiminin sınırlarını da yeniden gündeme taşıdı. CHP içinde bazı isimler davayı “parti içi demokrasi arayışı” olarak görürken, bazıları ise “yargı eliyle siyasete müdahale” olarak değerlendiriyor.

Lice Katliamı'nın 32. yıldönümünde: Acılarla yüzleşme zamanı Haber

Lice Katliamı'nın 32. yıldönümünde: Acılarla yüzleşme zamanı

Lice Katliamı'nın 32. Yıldönümünde: Acılarla Yüzleşme Zamanı Bugün, 22 Ekim, Türkiye'nin karanlık sayfalarından birinin yıldönümü. 1993'te Diyarbakır'ın Lice ilçesinde başlayan ve üç gün süren olaylar, 16 canın yitirilmesine, yüzlerce ev ve iş yerinin yıkılmasına yol açan bir trajedi olarak hafızalara kazındı. "Lice Katliamı" olarak anılan bu süreç, sadece bir ilçeyi değil, tüm ülkeyi derinden sarsan bir yaranın simgesi haline geldi. Yıldönümünde, bu acıyı yeniden hatırlamak ve devletten tüm katliamlarla kapsamlı bir yüzleşme talep etmek, barışın ve adaletin ilk adımı olmalı. Olayların fitili, 22 Ekim sabahı Lice Jandarma Komando Bölük Komutanlığı'na düzenlenen bir saldırıyla ateşlendi. Dönemin Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, ilçeye giderek durumu yerinde incelemek üzere helikopterle bölgeye indi. Halka yakınlığı, yasadışı şiddet yöntemlerini reddetmesiyle tanınan Aydın, görev bilinciyle hareket eden bir komutan olarak biliniyordu. Ne yazık ki, helikopterden iner inmez, keskin nişancı ateşiyle vurularak hayatını kaybetti. Aydın'ın ölümü, sadece bir askeri trajedi değil; aynı zamanda, o dönemde bölgede barışçıl yaklaşımları savunan bir figürün kaybı olarak değerlendiriliyor. Onun gibi, halkla diyalog kurmaya çalışan subayların eksikliği, bugün bile Kürt sorununun çözümü tartışmalarında yankılanıyor. Ancak Aydın'ın ölümü, trajedinin sadece başlangıcıydı. Suikastın hemen ardından başlatılan geniş çaplı operasyon, Lice'nin dar sokaklarını cehenneme çevirdi. Üç gün süren çatışmalar ve baskınlarda, 14 sivil vatandaş hayatını kaybetti; aralarında çocuklar, kadınlar ve yaşlılar vardı. Köyler boşaltıldı, 650'ye yakın ev ve iş yeri ateşe verildi veya yıkıldı. Gözaltına alınanlar arasında işkence iddiaları, faili meçhul kayıplar ve yıkılan umutlar birikti. PKK saldırıyı üstlenmedi; resmi tezler zamanla sorgulandı ve iddianameler, olayların karmaşıklığını ortaya koydu. Derin devlet unsurlarının rolü, itirafçı ifadeleri ve delil eksiklikleri, bu katliamı hala gizemle sarılı bir dosya haline getirdi. 32 yıl sonra, Lice'nin tanıkları hala yaralarını sarmaya çalışıyor. Mizgin Cantürk gibi hayatta kalanlar, kardeşlerini, evlerini ve çocukluklarını kaybedişlerini unutamıyor. "Havuzda saklanırken cenazeleri gördük, ama yardım yerine kurşunlar yağdı" diye anlatanlar, adalet arayışında. Bu olay, tek başına değil; Sivas, Başbağlar, Roboski gibi diğer katliamlarla zincirleme bir acının parçası. Her biri, etnik, dini veya siyasi ayrılıkların körüklediği şiddetin izlerini taşıyor. Devletimize sesleniyoruz: Bu yıldönümü, suskunluğun değil, yüzleşmenin günü olsun. Lice Katliamı'nı aydınlatmak, Bahtiyar Aydın'ın katillerini bulmak kadar, sivil kayıpların sorumlularını yargılamak da şart. Tüm katliamlarla –hangi kaynaktan gelirse gelsin– ulusal bir yüzleşme komisyonu kurun.Lice'den Başbağlar'a gerçekleri ortaya çıkarın, mağdurlara tazminat verin, toplumun yaralarını sarın. Adalet olmadan barış olmaz. Türkiye'nin geleceği, bu cesur adımla aydınlanır.Lice'nin dumanı dağıldı, ama acısı kaldı. Bugün, mumlar yakalım; yarın, el uzatalım.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.