SON DAKİKA

#Sofra

HABER DEĞER - Sofra haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sofra haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Geçim sıkıntısı bayramı gölgeledi: Emekliler için bayram artık hesap günü Haber

Geçim sıkıntısı bayramı gölgeledi: Emekliler için bayram artık hesap günü

Bayram geliyor ama emekliler için sevinç değil, geçim sıkıntısı büyüyor Ramazan Bayramı’na sayılı günler kala Türkiye’de emekli yurttaşlar için bayram hazırlığı artık heyecan değil, ağır bir yük haline geldi. Bir zamanlar “torunlarım gelecek” diye gün sayan, evini hazırlayan, mutfağını dolduran yaşlılarımız bugün aynı bayramı tedirginlikle karşılıyor. Çünkü artık mesele bayramı karşılamak değil, bayramı çıkarabilmek. Eskiden bayram, emekliler için evin en hareketli zamanıydı. Şimdi ise birçok hane için sessizlik ve eksiklik duygusu büyüyor. İnsanlar artık misafir ağırlamaktan bile çekiniyor. Sofralar küçüldü, bayram hazırlığı hesap listesine dönüştü Emekliler için pazar ve market artık alışveriş yapılan yerler değil, vazgeçişlerin yaşandığı alanlara dönüşmüş durumda. Fiyat soruluyor, ürünler tek tek inceleniyor, sonra yerine bırakılıyor. Bayram şekeri, tatlı, kolonya, kahve… Bir zamanlar “olmazsa olmaz” olan her şey şimdi “alınmasa da olur” listesine yazılıyor. Çünkü temel gıda bile zor karşılanırken, bayram hazırlığı lüks haline geliyor. Sofralar daralıyor, çeşit azalıyor. Bayramın o tanıdık bereket görüntüsü yerini eksik tabaklara bırakıyor. Emekliler için bayram mahcubiyete dönüştü Emeklilerin en ağır yükü yalnızca kendi geçimleri değil; torunlarına karşı hissettikleri sorumluluk. Birçok emekli artık bayram harçlığı verememenin mahcubiyetini yaşıyor. Çocukların uzattığı eller boş kalıyor, gözler kaçırılıyor. Bu durum sadece ekonomik değil, derin bir duygusal kırılma yaratıyor. Çünkü bayram, en çok çocukların sevindiği bir gün olmalıydı. Ama bugün çocuklar umutla değil, eksiklikle karşılaşıyor. Bayramlık, şeker, kolonya… Hepsi ateş pahası Emekliler için bayramın simgeleri artık erişilemez hale gelmiş durumda. Bayram şekeri, kolonya, tatlı, yeni kıyafet… Hepsi “ateş pahası” olarak tanımlanıyor. Birçok emekli bu yıl bayram alışverişini tamamen iptal etmiş durumda. Bazıları ise sadece sembolik birkaç ürünle yetinmeye çalışıyor. Bayram hazırlığı, gelenek olmaktan çıkıp “en azla idare etme” çabasına dönüşmüş durumda. Emekliler geçim derdiyle evine çekiliyor Eskiden bayram, kapıların sonuna kadar açıldığı, sofraların kurulduğu, misafirlerin ağırlandığı bir gündü. Bugün ise birçok emekli, misafir ağırlamaktan çekiniyor. “İkram edemezsem ayıp olur” düşüncesi, insanları evine kapanmaya itiyor. Bayramın o sıcaklığı, yerini sessiz bir geri çekilişe bırakıyor. Bu tablo yalnızca bayrama özgü değil. Bu, emeklilerin uzun süredir yaşadığı geçim sıkıntısının en görünür hali. Emekli maaşlarıyla yaşamını sürdürmeye çalışan milyonlarca yurttaş, her geçen gün daha derin bir darboğaza itiliyor. Gıda, kira, fatura derken bayram gibi özel günler bile yük haline geliyor. Bayram, toplum için hâlâ çok değerli. Türkiye halkı için bayram; birlik, paylaşma ve dayanışma demek. Ama bugün bu değer, ekonomik gerçeklerle çatışıyor. Bayram yaklaşırken emeklilerin gündemi tek bir başlıkta toplanıyor: GEÇİM Torunlarına harçlık veremeyen, bayram şekeri alamayan, misafir ağırlamaktan çekinen emekliler için bu bayram, sevinçten çok eksiklik duygusuyla karşılanıyor. Bir zamanlar bayramın en güçlü taşıyıcısı olan emekliler, bugün ekonomik dar boğazın en ağır yükünü omuzluyor. Türkiye’de milyonlarca emekli yurttaş için bayram artık bir gelenek değil, geçim sıkıntısının en görünür olduğu günlerden biri haline gelmiş durumda. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İskoçların sessiz mutluluk reçetesi: Coorie Haber

İskoçların sessiz mutluluk reçetesi: Coorie

İskoçların son yıllarda dünyaya yayılan yaşam yaklaşımı coorie, tam da bu noktada devreye giriyor. Coorie, mutluluğu “ulaşılacak bir sonuç” gibi değil; anla kurulan bağın doğal yan ürünü gibi ele alıyor. Coorie ne demek? İskoçça’da coorie; “sokulmak”, “sarılmak” gibi anlamlara geliyor. Ama buradaki sarılma yalnızca bir battaniyeye değil; yaşadığınız yere, iklime, topluluğa ve gündelik hayata bilinçli şekilde yakınlaşmak demek. Coorie’nin önerisi basit: Hayatı pürüzsüzleştirmeye çalışmak yerine, onunla uyumlanmayı öğrenmek. İskoçya’nın sert havası, uzun kışları, ani yağmurları… Coorie, bütün bu gerçekleri “engel” değil, yaşam ritmini kuran unsurlar olarak görür. Hygge ve Friluftsliv ile farkı ne? Kuzeyli yaşam felsefeleri sıkça yan yana anılıyor ama coorie’nin tonu farklı: Hygge (Danimarka) daha çok ev içi konfora odaklanır: sıcak içecek, yumuşak dokular, mum ışığı, iç mekân huzuru. Friluftsliv (Norveç) ise dışarıya, açık havada aktif olmaya yaslanır: yürüyüş, kamp, doğa sporu. Coorie, bu ikisinin kesiştiği yerde ama daha duygusal bir çizgide durur. Ne yalnızca “evin sıcaklığı”dır ne de doğayı “performans alanı”na çevirir. Coorie’nin özü şudur: bulunduğun yerle bağ kurmak ve mümkünse bunu paylaşmak. Hygge sıcaklık arar, friluftsliv hareket… Coorie ise aidiyet. Coorie’nin kalbi: doğayla temas ve sadelik Coorie, insanı doğadan ayrı bir varlık gibi konumlandırmaz. Doğa “kontrol edilecek” değil, günlük hayatın doğal uzantısıdır. Hava bozduğunda savaşmak yerine uyum sağlamak, coorie’nin temel refleksidir. Bu yaklaşım ister istemez sadeleşmeyi getirir: Daha az tüketmek, yereli seçmek, satın almak yerine onarmak, hız yerine ritim… Coorie’nin sadeliği bir yoksunluk değildir; dikkati azaltıp derinleştirmektir. Az ama anlamlı seçenekler, tanıdık çevreler, küçük ama sürekli temaslar… Mutluluk bazen eklediklerimizden değil, çıkarabildiklerimizden doğar. İskoçya’nın vahşi doğasında coorie Coorie’yi anlamanın en kısa yolu İskoçya’nın yükseklerine bakmaktır. Dağlar burada “manzara” değil; insanı ölçüsüne çeken, kendi havasını yaratan dev varlıklar gibidir. Haziran’da kar, birkaç dakikada görüşü yutan sis, yön değiştiren rüzgâr… Hepsi sıradan. Bu coğrafyada insan merkezli bir düzen yok; yollar, yapılar, yaşam doğaya göre şekillenmiş. Coorie de bunu kabul ettirir: Islanmak, üşümek, yorulmak; hayatın dışına atılacak “kötü parçalar” değil, deneyimin parçasıdır. Bothy’ler: paylaşımın mimari hâli İskoçya’da yürüyüş rotalarında küçük taş kulübelerle karşılaşabilirsiniz: bothy. Ne otel ne özel mülk; daha çok kolektif sığınak. Kapıları çoğu zaman kilitli değildir. Yoldan geçen herkes içeri girip ısınabilir, dinlenebilir, gerekirse geceyi geçirebilir. Lüks yoktur ama bir “sessiz anlaşma” vardır: Kimseye ait değil, herkese açık. Bothy kültürü coorie’nin en net cümlesi gibidir: Doğa sertse, insanın tutumu da mütevazı ve dayanışmacı olmalı. Soğuk su ve yürüyüş: performans değil, temas Coorie’nin popüler ritüellerinden biri soğuk suda yüzmek. Bu pratik “rekor kırmak” için değil; bedeni yeniden duymak, dikkati ana sabitlemek içindir. Nefes yavaşlar, zihin sadeleşir. Yürüyüşler de aynı mantıkla ele alınır: Sisli bir vadide ağır ağır ilerlemek, rüzgârın değişimini fark etmek, gökyüzüne uzun süre bakmak… Coorie için doğa bir yarış pisti değil, bir temas alanıdır. Coorie evde nasıl yaşanır? İskoçya’ya gitmeden de coorie mümkün. Evde coorie’nin ilk adımı “daha konforlu” yapmak değil, daha fark edilir kılmaktır. Ekranları kapatmak, sessizliğe yer açmak, doğal ışığı çoğaltmak, ritmi düşürmek… Ve en önemlisi: birlikte geçirilen zaman. Uzayan sofralar, aceleye gelmeyen yemekler, konuşmanın merkezde olduğu akşamlar… Coorie, yalnızlığı da sever ama “kaçış” gibi değil; bilinçli bir duraklama gibi. Zanaat, yün ve sabır kültürü İskoç kültüründe yün ve örgü yalnızca “el işi” değil; zamanla ilişki kurmanın yolu. Örgü acele sevmez, dikkatsizliği affetmez. Bu yüzden coorie’de bir tür zihinsel denge pratiğidir: elin ritmiyle düşüncenin ritmi eşitlenir. “Kötü hava yoktur, yanlış kıyafet vardır” sözü de coorie’nin hayata bakışını özetler: Koşulları değiştirmeye çalışmak yerine, onlara uygun yaşamak. Sofra, pazar ve paylaşım Coorie’de beslenme “ne yediğinden” çok “nasıl ve kiminle yediğinle” ilgilidir. Mevsiminde olan, yakın çevreden gelen, az işlem görmüş ürünler… Gösterişli tariflerden çok kaynağı bilinen basitlik. Davetler de paylaşım üstüne kurulur: ev sahibi temayı belirler, misafirler katkıyla gelir. Zaman genişler, hikâyeler akar, sofra bir “bağ kurma alanı”na dönüşür. Doğayı eve taşımak: bitkilerle yaşamak Coorie’nin ev içindeki en yumuşak adımlarından biri bitkilerle bağ kurmak. Bitki bakımının hızlı sonucu yoktur; sabır, süreklilik, gözlem ister. Bu yavaşlık coorie’nin tam kalbidir. Doğa ile bağ bazen dağların ortasında değil, evin köşesindeki bir saksıda başlar.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.