SON DAKİKA

#Sömürgecilik

HABER DEĞER - Sömürgecilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sömürgecilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "FETÖ emperyalizme hizmet etti, siyonizme uşaklık yaptı" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "FETÖ emperyalizme hizmet etti, siyonizme uşaklık yaptı"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi bünyesindeki Millet Kütüphanesi'nde tertiplenen Türkiye Maarif Vakfı 10. Yıl Programı'nda konuştu. "Geleceği İnşa Eden 10 Yıl" temasıyla düzenlenen törende Erdoğan; eğitimde fırsat eşitliği, uluslararası öğrenci hareketliliği, sömürgecilik karşıtı dış politika ilkeleri ve güncel gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Sel felaketi ve Dündar Ziya Gültekin için taziye mesajı Konuşmasının başında İstanbul ve Antalya'da etkili olan şiddetli sağanak yağış ve sel felaketine değinen Erdoğan, "Öncelikle dün Antalya'da ve İstanbul'da yaşanan yoğun yağıştan, sel ve su baskınlarından etkilenen kardeşlerime geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden üç vatandaşımıza Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. AFAD başta olmak üzere devletimizin tüm kurumları koordinasyon içinde çalışmakta, vatandaşlarımıza gerekli ikazları yaparken eş zamanlı olarak sahada tüm tedbirleri almaktadır. Ülkemizin farklı bölgelerinde bugün ve yarın da devam edeceği anlaşılıyor. Yeni sıkıntıların önüne geçilebilmesi için halkımızın resmi kurumlarımızın uyarılarını dikkatle takip etmelerini istiyoruz." dedi. Gültekin hakkında ise, "Bugün bir üzüntü verici haberi de maalesef düzenden aldık. Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin kardeşimiz Ankara'ya gelirken Kaynaşlı'da geçirdiği trafik kazasında vefat etti. Gayretine, samimiyetine, Üsküdar sevdasına bizzat şahit olduğumuz Ziya kardeşimize Yüce Allah'tan gani gani rahmet diliyor, kederli ailesine, yakınlarına, AK Parti camiasına ve Üsküdar halkına sabır ve başsağlığı temenni ediyorum. Rabbim mekânını inşallah cennet eylesin." dedi. "Eğitime erişimi ve fırsat eşitliğini sağladık" Türkiye'nin geçmişte eğitim alanında yaşadığı kısıtlamalara ve katettiği mesafeye dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, kılık-kıyafet ve inanç özgürlüğünün eğitimdeki başarıya doğrudan katkı sağladığını savundu. Erdoğan, konuya ilişkin şu ifadeleri kaydetti: "Türkiye Maarif Vakfımızın 10 yılda ulaştığı bu seviye, iktidarlarımız süresince eğitim alanında imza attığımız tarihî devrimin de yansımasıdır. Son 24 yılda eğitim altyapımızı geliştirdik. Eğitime erişimi ve fırsat eşitliğini sağladık. Kurumsal kapasitemizi katbekat artırdık. Ders müfredatlarını yeni ihtiyaçlar doğrultusunda düzenledik. Okullarımızın yeşil ve dijital dönüşümlerini gerçekleştirdik. Yıllarca kendi evlatlarını kılık kıyafeti, inancı, siyasi görüşü sebebiyle yurt dışına gitmek zorunda bırakmış bir ülkeden, bugün kendi çocuklarına birinci sınıf eğitim vermekle kalmayıp her yıl yurt dışından on binlerce öğrenci çeken bir ülke konumuna gelmemiz Türkiye adına elbette büyük bir başarıdır. Eğitimde yaşanan tarihi dönüşümün en net sembolüdür." ifadelerini kullandı. "Türkiye küresel bir oyuncudur" Erdoğan ayrıca, "Dünyaya ve Türkiye'ye başkalarının penceresinden bakanlar hâlâ farkına varamamış olsalar da ülkemiz bugün küresel bir oyuncudur. Sadece savunma sanayisinde, sadece diplomaside, turizmde, dış ticarette değil, uluslararası eğitim vizyonu itibarıyla da artık yeni bir ligdeyiz. İnşallah sizlerin de gayretleriyle bu ligde yükselmeye devam edeceğiz." diyerek küresel bir mesaj verdi. "FETÖ emperyalizme hizmet etti, siyonizme uşaklık yaptı" Erdoğan son olarak, "Kıymetli misafirler, bundan 10 sene önce Türkiye Maarif Vakfımızın kuruluşunda ülkemizin yurt dışındaki eğitim faaliyetlerini güçlü, güvenilir ve kurumsal bir yapıya kavuşturma hedefimiz başat bir rol oynadı. FETÖ'nün yurt dışındaki eğitim yapılanmasının yol açtığı sorunların en az hasarla atlatılması da vakfımızın görev ve sorumlulukları arasındaydı. Biliyorsunuz, FETÖ yıllar boyunca farklı ülkelerde açtığı okulları kendi yapılanmasını geliştirmek, örgüte eleman devşirmek, ekonomik imkânlar elde etmek ve uluslararası nüfuz kazanmak amacıyla kullandı. Üstelik bu ihanet şebekesi bütün bunları güya Türkiye adına hareket ediyormuş izlenimi uyandırarak yapmaya çalıştı. Türkiye'den beslendiler. Milletimizin iyi niyetini, alicenaplığını sömürdüler. Ama küresel emperyalizme hizmet ettiler. Siyonizme uşaklık yaptılar." ifadeleribni kullandı. Tarihte sömürgecilik ayıbı bulunmayan bir milletin temsilcileri olduklarını savunan Erdoğan, "Biz Rum Suresi'nin 22. ayetinde buyurulduğu üzere renklerin ve dillerin farklı olmasını Cenab-ı Allah'ın yaratmasındaki sonsuz kudretin bir tecellisi olarak kabul ederiz. Kimsenin diliyle, kültürüyle, derisinin rengiyle, etnik kökeniyle ilgilenmeyiz" dedi. Program, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Maarif Ödülleri'ni kazanan öğretmen ve öğrencilere plaketlerini takdim etmesiyle sona erdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Esra Albayrak: "Dekolonizasyon, Batı'ya efendilik kompleksinden arınması için bir davettir" Haber

Esra Albayrak: "Dekolonizasyon, Batı'ya efendilik kompleksinden arınması için bir davettir"

Albayrak, dekolonizasyonun Batı merkezli bir dünyayı tamamen yok etmek veya karşıt bir merkez inşa etmek anlamına gelmediğini vurguladı. Aksine, bunu Batı’nın kendi "efendilik kompleksinden" kurtulması için bir fırsat olarak gördüğünü belirten Albayrak, "Dekolonizasyonun amacı Batı'ya karşı bir başka merkez kurmak ya da Batısız bir dünya inşa etmek değildir. Bilakis, dekolonizasyon Batı'ya da kendisini ele geçirmiş olan 'efendilik kompleksinden' arınması için açık bir davettir" değerlendirmesinde bulundu. Zihinsel sömürgecilik ve "yabancılaşma" vurgusu Yazısında sömürgeciliğin en son sınırının insan zihni olduğunu kaydeden Albayrak, Frantz Fanon’un analizlerine atıfta bulunarak, sömürgeleşen bireyin kendi bedenine ve tarihine yabancılaştığını ifade etti. "Bir toplum kendi dilini yabancı, kendi tarihini eksik, kendi bilgisini değersiz görmeye başladığında; artık sömürü yalnızca dışarıdan gelen bir baskı değil, içselleştirilmiş bir kader haline gelir" diyen Albayrak, insanın kendi yaralarını tanıma ve iyileştirme imkânını kaybetmemesi gerektiğinin altını çizdi. "Teknokolonyal rejim" ve dijital sömürgecilik Günümüz dünyasında ekran bağımlılığını "teknokolonyal rejim" olarak nitelendiren Esra Albayrak, bu durumun zihinler üzerindeki etkisine dikkat çekti. Bilginin tek bir merkezden, algoritmalar aracılığıyla servis edildiğine işaret eden Albayrak, "Çocukların dikkati, hayali ve hafızası, teknokolonyal rejimin sürekliliği için adeta birer hammaddeye dönüşmüş durumdadır" ifadelerini kullanarak, genç kuşakların kendi seslerini bulma sürecinin nasıl zorlaştığını gözler önüne serdi. "Bilgeliğin yeni merkezlere ihtiyacı var" Modern Batı felsefesinin kendisini "sıfır noktası" olarak konumlandırarak diğer tüm bilgi türlerini dışladığını belirten Albayrak, tıkanan uluslararası sistemin Paris, Londra veya New York'ta üretilen bilginin sınırlarına dayandığını savundu. Albayrak, çözüm olarak çok sesli bir dünya vizyonu sunarak sözlerini şöyle tamamladı: "Dünyanın artık yeni merkezlere, İstanbul'da, Cakarta'da, Addis Ababa'da, Rabat'ta, Kahire'de ve Gazze'de üretilen bilgeliğe ihtiyacı vardır." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ali Şeriati’nin fikir dünyasına açılan kapı: Bir Kültür Gerillası Ali Şeriati Haber

Ali Şeriati’nin fikir dünyasına açılan kapı: Bir Kültür Gerillası Ali Şeriati

İranlı sosyolog ve düşünür Ali Şeriati’nin fikir dünyasını anlatan Bir Kültür Gerillası Ali Şeriati kitabı okurlarla buluştu. Muhammed Can tarafından kaleme alınan eser, Şeriati’nin düşünsel mücadelesini, İslam yorumunu ve modern dünyada bıraktığı entelektüel etkiyi ele alıyor. Kitap, yalnızca bir biyografi değil; aynı zamanda Şeriati’nin toplum, din ve direniş üzerine geliştirdiği fikirlerin anlaşılmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme sunuyor. Ali Şeriati’nin düşünce dünyasına odaklanıyor Kitapta Ali Şeriati’nin özellikle genç kuşaklar üzerindeki etkisine dikkat çekiliyor. Şeriati, sadece bir akademisyen veya yazar değil; düşünceleriyle toplumsal bilinç oluşturmayı hedefleyen bir entelektüel olarak ele alınıyor. Eser, onun fikirlerini “kültürel mücadele” kavramı üzerinden okuyarak Şeriati’yi bir “kültür gerillası” olarak tanımlıyor. “Dine Karşı Din” ve eleştirel din yorumu Şeriati’nin en çok tartışılan eserlerinden biri olan Dine Karşı Din kitabına da geniş yer veriliyor. Bu yaklaşımda Şeriati, dinin özgürleştirici bir mesaj taşıdığını ancak tarih boyunca bazı güç odaklarının dini tahakküm aracı hâline getirdiğini savunuyor. Kitap, Şeriati’nin bu eleştirisinin özellikle modern toplumlarda din-siyaset ilişkisini anlamak açısından önemli bir tartışma alanı açtığını vurguluyor. “Öze dönüş” çağrısı ve kimlik tartışmaları Eserde Şeriati’nin sıkça dile getirdiği “öze dönüş” düşüncesi de ele alınıyor. Şeriati’ye göre toplumların kendi tarihsel ve kültürel köklerini yeniden keşfetmesi, özgürleşmenin önemli adımlarından biri. Kitap, bu düşüncenin özellikle sömürgecilik sonrası toplumlarda kimlik tartışmalarına nasıl etki ettiğini analiz ediyor. İnsanın dört zindanı ve özgürleşme arayışı Şeriati’nin İnsanın Dört Zindanı kavramı kitapta ayrı bir başlık altında inceleniyor. Bu kavrama göre insan; doğa, tarih, toplum ve benlik gibi çeşitli “zindanlar” tarafından kuşatılmış durumda. Ancak bilinç ve irade sayesinde bu sınırlamaların aşılabileceği savunuluyor. Eserde bu düşünce, modern insanın özgürlük arayışı bağlamında yorumlanıyor. Kerbela ve direnişin sembolü Kitapta Şeriati’nin Adem’in Varisi Hüseyin adlı eserine de yer veriliyor. Şeriati bu çalışmasında Kerbela olayını yalnızca tarihsel bir hadise olarak değil, aynı zamanda zulme karşı direnişin sembolü olarak yorumluyor. Muhammed Can’ın kitabı, bu yaklaşımın özellikle İslam dünyasında siyasal ve toplumsal düşünceyi nasıl etkilediğini tartışıyor. Yeni kuşaklara bir çağrı Bir Kültür Gerillası Ali Şeriati kitabı, yalnızca bir düşünürü anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda okurları fikir üretmeye ve sorgulamaya davet eden bir metin olarak öne çıkıyor. Eser, Ali Şeriati’nin düşüncelerinin günümüz toplumlarında hâlâ tartışılmaya devam ettiğini ve özellikle genç kuşaklar için önemli bir entelektüel miras sunduğunu vurguluyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Moskova’da stratejik zirve: Çin ve Rusya’dan dünyaya ‘İkinci Dünya Savaşı’ mesajı! Haber

Moskova’da stratejik zirve: Çin ve Rusya’dan dünyaya ‘İkinci Dünya Savaşı’ mesajı!

Saldırganlığa ve militarizme geçit yok Uluslararası sistemin giderek daha belirsiz bir hal aldığına dikkat çeken Wang Yi, Moskova’daki temaslarında tarihsel hafızaya atıfta bulundu. İkinci Dünya Savaşı zaferinin 80. yıl dönümü yaklaşırken iki ülkenin bu mirası kararlılıkla savunacağını belirten Wang, özellikle Japonya’daki aşırı sağcı güçlerin militarizmi yeniden canlandırma girişimlerine dikkat çekti. Taraflar, bölgesel barışı tehdit eden ve sömürgecilik faaliyetlerini gün yüzüne çıkarmaya çalışan her türlü girişime karşı birlikte mücadele edeceklerinin altını çizdi. Putin’den Çinli yurttaşlara vize jesti Görüşmenin en somut çıktılarından biri de iki halk arasındaki seyahat özgürlüğü konusunda oldu. Wang Yi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Çinli yurttaşlara yönelik vize muafiyeti kararını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Bu adımın, stratejik iş birliğinin 30. yılını kutlamaya hazırlanan iki ülke arasındaki ticari ve sosyal temasları hızlandıracağı ifade edildi. Wang, iki ülke liderinin stratejik yönlendirmesiyle ilişkilerin tarihin en yüksek seviyesinde seyrettiğini vurguladı. Lavrov’dan ‘Tek Çin’ ve Ukrayna mesajı Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise görüşmede Pekin yönetimine tam destek verdi. Rusya’nın "Tek Çin" ilkesine sıkı sıkıya bağlı olduğunu yineleyen Lavrov, Tayvan konusunda Çin’in egemenlik haklarını savunduklarını belirtti. Masadaki bir diğer kritik başlık olan Ukrayna kriziyle ilgili de konuşan Lavrov, Çin’in sergilediği objektif ve adil tutumu takdir ettiklerini dile getirdi. Wang Yi de krizin siyasi çözümü için yapıcı rol oynamaya devam edeceklerini kaydetti.

Aydoğan Doğan: O ruhban okulunu açtırmayacağız! Haber

Aydoğan Doğan: O ruhban okulunu açtırmayacağız!

“İznik Konsili’nin ruhu yeniden canlandırılmak isteniyor” İnsan hakları aktivisti ve siyasetçi Aydoğan Doğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Papa 14. Leo’nun İznik’te düzenlenecek dini etkinliğe katılacağını hatırlatarak, bu ziyaretin 1700 yıl önceki konsilin “ruhani mirasını canlandırma” amacı taşıdığı iddiasını gündeme getirdi. Doğan, paylaşımında törende Fener Rum Patrikhanesi ile birlikte hareket edilmesini “Anadolu’nun ruhani mirasının ortaklaşa gaspı” olarak nitelendirdi. “Ruhban Okulu” başlığı yeniden siyasetin merkezine çekildi Doğan, açıklamasında uzun süredir tartışılan “Ruhban Okulu” talebine özel bir yer ayırarak, bu başlığı yalnızca bir eğitim meselesi değil “siyasal ve ruhani nüfuz alanı” olarak değerlendirdi. Paylaşımda, “Amaç belli; Ruhban Okulu’nu bir kez daha yüksek sesle gündeme getirmek” ifadesi dikkat çekerken, talebin Türkiye’nin egemenlik ve toplumsal hafızası açısından sakıncalar doğuracağı savunuldu. “Hangi ruh bu?” Doğan, mesajında tartışmayı bölgesel bir başlıktan çıkarıp küresel bir eleştiriye taşıdı. “Kongo’da kobalt, Nijerya’da petrol, Latin Amerika’da lityum madenlerinde çocuk işçilerin kanıyla semiren ruh” sözleriyle uluslararası sermaye ve sömürgecilik eleştirisi yapan Doğan, Vatikan’ı da hedef alan sert bir dil kullandı. “Vatikan Bankası’nın mafya parasını akladığı” ve “yoksullar söylemiyle pazarlanan bir imaj” oluşturulduğu yönündeki sözleri, paylaşımın en dikkat çeken bölümleri arasında yer aldı. “Bizim okulumuz adalet ve emektir” Doğan, alternatif bir “okul” tanımı yaparak, “Bu toprakların ihtiyacı olan okul ‘adalet okulu’dur, ‘emek okulu’dur” ifadelerini kullandı. Grev çadırlarından maden ocaklarına, tarım işçilerinin direnişlerinden savaş bölgelerinde eğitim almaya çalışan çocuklara uzanan bir hat çizen Doğan, “Direniş” kavramını toplumsal mücadelelerin ortak paydası olarak tanımladı. “O okul açılmayacak” Paylaşımın en sert bölümü “Ruhban Okulu”na yönelik açık karşı çıkış oldu. Doğan, “O okul burada açılmayacak” ifadesiyle talebe net bir biçimde karşı durduklarını ilan etti. Vatikan ve Patrikhane’nin Anadolu’yu “Hristiyan dünyasının parçası” ilan etme hayali kurduğu yönündeki iddiasını da paylaşımına ekledi. Ziyaretin yankıları büyürken, tartışma çok boyutlu hale geldi Papa 14. Leo’nun programı çerçevesinde İznik’teki dini etkinlik, yalnızca bir ziyaret gündemi olmaktan çıkıp tarih, egemenlik, inanç özgürlüğü ve siyaset kesişiminde yeni bir tartışma alanı açtı. Doğan’ın çıkışı, sosyal medyada geniş yankı bulurken; farklı çevreler, din özgürlüğü ile siyasal alan arasındaki sınırların nasıl çizileceğine dair karşılıklı görüşlerini dile getirdi. Gözler İznik’teki törene ve resmi açıklamalara çevrildi Ziyaretin nasıl bir diplomatik ve toplumsal yankı doğuracağı, törende verilecek mesajların içeriği ve olası resmi açıklamalar merakla bekleniyor. Tartışmanın seyri, Türkiye toplumunda din–siyaset ilişkisine dair hassas başlıkların yeniden ele alınmasına yol açabilecek bir gündem oluşturdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.