SON DAKİKA

#Sosyal Adalet

HABER DEĞER - Sosyal Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DEM Parti Eş Genel Başkanı'ndan çerçeve yasa çağrısı: "Demokratikleşme süreci başlamalıdır" Haber

DEM Parti Eş Genel Başkanı'ndan çerçeve yasa çağrısı: "Demokratikleşme süreci başlamalıdır"

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Meclis'te düzenlenen grup toplantısında iç politika, bölgesel gelişmeler ve devam eden siyasi sulh arayışlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Suruç Katliamı'nda hayatını kaybedenleri anarak konuşmasına başlayan Bakırhan, adaletin sağlanana kadar konunun takipçisi olacaklarını vurguladı. "İran öfkesini Kürtlerden çıkarmaya çalışıyor" Orta Doğu'daki çatışmalara değinen Bakırhan, İran'ın ABD ve İsrail saldırılarına karşı Kürt coğrafyasını hedef aldığını savundu. Federal Kürdistan Bölgesi'ne yönelik saldırıları kınayan Bakırhan, "İran bu saldırılara karşı güçlü tepki verme yerine Kürt halkına saldırarak ABD'ye cevap veriyor. Kürtler ne İran'a ne başka bir ülkeye düşman değil. Kürtler demokratik, siyasi toplumsal haklarını istiyor" dedi. "Mutfak yangını sulh arayışlarına zarar veriyor" Türkiye'deki ekonomik krizin derinleştiğine dikkat çeken Bakırhan, açlık sınırının 36 bin liraya, yoksulluk sınırının ise 117 bin liraya ulaştığını belirtti. Milyonlarca emekli ve emekçinin düşük ücretlerle geçinmeye çalıştığını ifade eden Bakırhan, "Orta Doğu yangın yeriyken, Türkiye'de siyasi sulh arayışları devam ediyor. Ama bu sulh arayışlarına zarar verecek şekilde bir mutfak yangını var. Aç karna barışı konuşmak zor. İktisadi barış ve sosyal adalet, siyasi barışın tacıdır" diye konuştu. Çatışmasızlık döneminde harcanmayan kaynakların emeklilere ve çalışanlara aktarılması gerektiğini söyleyen Bakırhan, "İki yıldır bu çatışmaya harcanmayan kaynağı emeklilere verelim, asgari ücrete verelim. Hem emekli kazansın, hem barış umudu büyüsün" ifadelerini kullandı. "Kalkış noktası çerçeve yasadır" Türkiye'nin Kürt meselesinin çözümünde tarihsel bir eşikte olduğunu belirten Bakırhan, "Demokratik Türkiye'nin inşası için kalkış noktası çerçeve yasadır. Çerçeve yasa bir bitiş değil, esaslı bir başlangıçtır" dedi. İmralı heyetinin dün PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştüğünü hatırlatan Bakırhan, Öcalan'ın sürecin ilerlemesi için radikal adımlar attığını ancak siyasi ve hukuki düzenlemelerde gecikmeler yaşandığını savundu. Öcalan'ın özgür çalışma ve iletişim koşullarının sağlanması gerektiğini dile getiren Bakırhan, "Sayın Öcalan'ın statüsü artık düzenlenmelidir. Çerçeve yasa silahsızlanma süreci için mekanizmalar içermelidir" çağrısında bulundu. Yargı vurgusu yaptı Nusaybin-Kamışlı ile Türkiye-Ermenistan sınır kapılarının açılmasının bölgesel istikrara katkı sunacağını belirten Bakırhan, Barış Akademisyenleri, KHK'lılar ile Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş dahil tüm siyasi tutsakların haklarına kavuşması gerektiğini kaydetti. Konuşmasının sonunda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile bugün bir görüşme gerçekleştireceklerini bildiren Bakırhan, Kurtulmuş'un çerçeve yasanın çıkarılmasında olumlu bir rol üstleneceğine inandıklarını sözlerine ekledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Emekliye ikramiye krizi büyüyor: AKP’de “herkese değil gelire göre ödeme” formülü tartışılıyor Haber

Emekliye ikramiye krizi büyüyor: AKP’de “herkese değil gelire göre ödeme” formülü tartışılıyor

Türkiye’de yaklaşık 17 milyon emekliyi ilgilendiren bayram ikramiyesi konusu siyaset gündeminin en sıcak başlıklarından biri olmaya devam ediyor. İktidar cephesi, bu yıl ikramiyede artış yapılmayacağı yönünde sinyal verirken, AKP kulislerinde sistemin tamamen değiştirilmesini içeren yeni bir model tartışılmaya başlandı. İktidar “bütçe disiplini” gerekçesini öne sürdü AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, TBMM’ye sunulan yeni mali düzenlemeler kapsamında emekli bayram ikramiyesine zam yapılmayacağını açıklamıştı. Güler, bu kararın arkasında “bütçe disiplini” ve Orta Vadeli Program (OVP) hedeflerinin bulunduğunu belirtmişti. AKP kaynaklarına göre yapılan hesaplamalarda ikramiyenin 4 bin liradan 5 bin liraya çıkarılmasının, iki bayram için bütçeye yaklaşık 44 milyar liralık ek yük getireceği ifade edildi. Parti kurmayları, bin liralık artışın emeklilerde güçlü bir memnuniyet yaratmayacağı ancak bütçe üzerinde ciddi bir maliyet oluşturacağı görüşünü dile getirdi. Yeni formül: Gelire göre ikramiye AKP içinde tartışılan alternatif model ise bayram ikramiyesi sisteminin tamamen değiştirilmesi. Bu formüle göre ikramiye tüm emeklilere değil, yalnızca düşük gelirli emeklilere verilebilir. İktidar kaynakları, yüksek gelirli emekliler ile en düşük maaş alanların aynı ikramiyeyi almasının “sosyal adalet açısından sorunlu” olduğunu savunuyor. Parti içinde dile getirilen görüşlerden biri ise dikkat çekici: aynı ikramiyenin milletvekillerine veya yüksek gelirli emeklilere verilmesinin doğru olmadığı ifade ediliyor. Bu kapsamda kulislerde konuşulan seçeneklerden biri, örneğin 50 bin liranın altında emekli maaşı alanlara ikramiye verilmesi gibi gelir temelli bir model. Yeni sosyal destek sistemi planı Ancak hukukçular böyle bir düzenlemenin Anayasa’daki eşitlik ilkesi açısından tartışma yaratabileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle iktidarın üzerinde çalıştığı bir başka seçenek ise bayram ikramiyesini farklı bir sosyal destek sistemi içine dahil etmek. AKP yönetiminin bir süredir hazırlık yaptığı “Gelir Tamamlayıcı Aile Desteği Programı” bu noktada öne çıkıyor. Kamuoyunda zaman zaman “vatandaşlık maaşı” olarak da anılan programın 2027 yılında Türkiye genelinde uygulanması hedefleniyor. Bu modelde, düşük gelirli ailelere ek mali destek sağlanması ve bayram ikramiyesinin de bu sistem içine alınarak yalnızca ihtiyaç sahibi kesimlere verilmesi planlanıyor. İktidar kaynakları, bayram ikramiyesinin ilk ortaya çıkış amacının dar gelirli emeklilere destek olduğunu belirterek, yeni sistemle bu desteğin daha hedefli şekilde dağıtılabileceğini savunuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Alaaddin Aldemir’den “Terörsüz Türkiye” mesajı: Bu iş devlet politikasıdır Haber

Alaaddin Aldemir’den “Terörsüz Türkiye” mesajı: Bu iş devlet politikasıdır

Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Alaaddin Aldemir, 24 Aralık 2025’te Haber Değer’e yaptığı değerlendirmede “Terörsüz Türkiye” hedefini Türkiye’nin yeni yüzyılını belirleyecek stratejik bir hamle olarak tanımladı. Sürecin yalnızca güvenlik boyutuyla değil, toplumsal rıza, ortak yaşam iradesi, hukuk devleti ve sosyal adalet başlıklarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Aldemir, kutuplaştırıcı dilden kaçınılması çağrısı yaptı. Aldemir: “Terörsüz Türkiye baştan beri bir devlet politikasıydı” Aldemir, sürecin “bugün itibarıyla” devlet politikasına dönüştüğü yönündeki tartışmalara, bunun zaten en baştan böyle olduğunu söyleyerek yanıt verdi. “Bu iş bir devlet politikasıdır” diyen Aldemir, süreci bölgesel gelişmelere karşı tedbir niteliğinde, kaçınılmaz bir hat olarak değerlendirdi. Aldemir, “Terörsüz Türkiye” ifadesini ise 40 yıllık çatışma hafızasına dikkat çeken bir çerçeve olarak yorumladı ve hedefin, yalnızca Türkiye’de değil, bölge ölçeğinde rıza ve yeni bir ittifak zemini üretmesi gerektiğini savundu: “Türkiye’deki yurttaşların hem bölgede yaşayan insanların geleceğini belirleyecek bir stratejik hamle olarak görüyorum.” Öcalan’la temas tartışması: “Affedeceğiz ama unutmayacağız” Devletin Abdullah Öcalan’ı muhatap almasına nasıl baktığı sorulan Aldemir, devletlerin değişen koşullara göre tavır alabileceğini belirterek, “Milletlerin ve devletlerin sürekli dostları ve düşmanları olmaz” dedi. Aldemir, Öcalan’a ilişkin yaklaşımında abartılı okumaların yanlış olacağını savunurken, sürecin ilerlemesi için temasın kaçınılmaz olduğunu dile getirdi: “Abdullah Öcalan’la bu iş görüşülmeden, muhatap alınmadan bitmez.” Bu başlıkta, rahmetli Süleyman Demirel’le yaptığı bir sohbeti de aktararak şu ifadeyi kullandı: “Affedeceğiz ama unutmayacağız.” “Güvensizliklerin esiri olmadan ortak yaşam aklı kurulmalı” Sürecin bir sonraki aşamasına ilişkin Aldemir, tüm taraflar için kaygıların tamamen bitmeyeceğini, ancak bu kaygıların siyaseti ve toplumu rehin almaması gerektiğini söyledi. Kürt kanaat önderleriyle sohbetlerinde “devlet tuzak kurdu” türü bir güvensizlik gördüğünü belirten Aldemir, batıda yaşayan yurttaşlarda da “bölünme” ve “iç çatışma” kaygısı bulunduğunu ifade etti. Aldemir, çözümün dilini tarif ederken şu vurguyu yaptı: “Kimsenin onuru çiğnenmeden ortak bir onur, şeref, haysiyet düzeni kurabilmeliyiz.” “Gazoz milliyetçiliği” eleştirisi: “Toplum buraya düşmemeli” Aldemir, sürece zarar verecek söylemlere ve toplumsal kutuplaşmayı besleyen tutumlara da sert eleştiriler yöneltti. Bazı örneklerin “akıl dışı” olduğunu savunan Aldemir, özellikle linç kültürünü büyüten dilin tehlikeli olduğunu belirterek “Toplumun buraya düşmemesi lazım” dedi. “Önce barışın dilini yüceltelim” çağrısı yapan Aldemir, kendi konumunu da şöyle tarif etti: “Ben yurttaşlarımla… etniği ne olursa olsun çatışmayı değil barış içinde bir arada yaşamayı önceleyen bir Türk milliyetçisiyim.” “Kürt sorunu Türkiye’nin namusudur” sözünü böyle açıkladı Aldemir, daha önce kullandığı “Kürt sorunu Türkiye’nin namusudur” ifadesinin arkasındaki vurgunun; hukuk, demokrasi ve insan haklarının değeri olduğunu belirtti. 12 Eylül dönemine dair deneyimlerinden söz eden Aldemir, insan onurunun korunmasının önemini öne çıkardı ve çatışma dilinin kontrol edilemez sonuçlar üretebileceğini söyledi: “Çatışma kendi kontrolümüzden çıkar ve biz namusumuzu koruyamaz hale geliriz.” Aldemir, meselenin “bir grubun hakkı” diye değil, kapsayıcı biçimde ele alınması gerektiğini de vurguladı: "Türkiye’deki insan hakkı olarak olaya bakmamız gerekiyor.” Aldemir: “En büyük tehlike etnik çatışma; bedel ödenecekse ödenir” Aldemir, Türkiye’nin önündeki en büyük riskin etnik çatışma ihtimali olduğunu söyleyerek, bunun “kapının önündeki tehlike” olduğuna dikkat çekti. Sürecin “polyanacılık” ile yürütülmemesi gerektiğini belirten Aldemir, “Umutsuzluğa gerek yok ama polyanacılık oynamaya da gerek yok” dedi. Sürecin ağır bir maliyete dönüşmemesi için siyaset kurumunun sorumluluğuna işaret eden Aldemir, “Ne bedel ödememiz gerekiyorsa da öderiz” sözleriyle çatışmasızlık hedefini önceleyen bir tutum ortaya koydu.

CHP’de yeni yönetim şekillendi Haber

CHP’de yeni yönetim şekillendi

Ankara Arena’da üç gün süren kurultayın final oturumunda yapılan oylamalar, CHP’nin yönetim haritasını belirledi. Delegelerin yoğun katılımıyla gerçekleşen seçimlerde Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri seçildi; Genel Başkan Özgür Özel’in “anahtar listesi” delegeden blok destek aldı. Genel başkanlık oylaması tek adayla tamamlandı Kurultayın ikinci gününde genel başkanlık seçimi yapıldı. Tek aday olarak yarışan Özgür Özel, kullanılan geçerli oyların tamamını alarak yeniden genel başkan seçildi. Bu sonuç, partide liderlik tartışmalarını kapatırken kurultayın yönünü de netleştirdi. Anahtar liste delegeden tam onay aldı Son gün gerçekleştirilen Parti Meclisi oylamasında Özel’in sunduğu anahtar liste firesiz kabul edildi. Mevcut Parti Meclisi’ndeki isimlerin büyük bölümü görevini sürdürürken, yeni isimlerle birlikte organda hem süreklilik hem de yenilenme dengesi kuruldu. Kurmay kadronun bileşimi, parti politikalarının önümüzdeki dönemde hangi başlıklara ağırlık vereceğine dair güçlü bir işaret olarak yorumlandı. Yüksek Disiplin Kurulu da belirlendi Kurultayın aynı oturumunda Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri de seçildi. Parti içi işleyiş ve kurumsal denetim açısından kritik olan kurulun yeni yapısı, örgüt içi disiplin süreçlerinde daha kurumsal bir hat izleneceği beklentisini güçlendirdi. En yüksek oylar dikkat çekti Parti Meclisi seçimlerinde en yüksek oyu alan isimler kamuoyunda özellikle izlendi. Delegeden güçlü destek alan adaylar, kurultay salonundaki eğilimleri de yansıttı. Oy dağılımları, parti tabanında ekonomi, emek, sosyal politika ve dış politika gibi alanlarda etkili isimlerin öne çıktığını gösterdi. Bilim, kültür ve sanat vurgusu öne çıktı Kurultayda Bilim Kültür Sanat Platformu’ndan gelen isimlerin Parti Meclisi’nde yer alması, parti yönetiminde uzmanlık havuzunu genişletti. Akademi, ekonomi ve sanat çevrelerinden gelen temsilcilerin yeni dönemde politika üretimine doğrudan katkı vermesi bekleniyor. Siyaset için yeni sayfa Üç gün süren kurultay maratonunun sonunda oluşan tablo, CHP’nin yerel ve genel seçimlere giderken daha merkezi bir koordinasyon ve daha geniş bir uzmanlık kadrosu ile yola devam edeceğini ortaya koydu. Parti yönetimi, “Şimdi İktidar Zamanı” sloganıyla çizilen hattı somut programlara dönüştürme sözü veriyor. Türkiye toplumuna çağrı CHP yönetimi, kapsayıcı bir siyaset dili ve yurttaş odaklı programlarla Türkiye toplumunun tüm kesimlerine ulaşma hedefini vurguluyor. Yeni kadroların, eşit yurttaşlık ve sosyal adalet başlıklarında daha görünür adımlar atması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.