SON DAKİKA

#Suç

HABER DEĞER - Suç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bayğaralar’a yeni operasyon: Antalya yapılanması çökertildi Haber

Bayğaralar’a yeni operasyon: Antalya yapılanması çökertildi

Ali Yerlikaya, Antalya’da Bayğaralar Organize Suç Örgütü’ne yönelik gerçekleştirilen operasyonun ayrıntılarını kamuoyuyla paylaştı. Antalya Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalarda örgütün kentteki yapılanmasının deşifre edildiği bildirildi. Antalya yapılanmasının yöneticisi yakalandı Bakan Yerlikaya’nın verdiği bilgilere göre, elebaşılığını yurt dışında tutuklu bulunan R.B.’nin yaptığı örgütün Antalya yapılanmasına yönelik operasyonda, yapılanmanın yöneticisi olduğu değerlendirilen H.A. ile birlikte hareket eden çok sayıda şüpheli gözaltına alındı. Ağır suçlar tespit edildi Soruşturma kapsamında şüphelilerin, silahlı suç örgütü faaliyeti çerçevesinde haksız kazanç sağladıkları; adam öldürme, yağma, kasten yaralama ve iş yeri kurşunlama gibi birçok suça karıştıkları tespit edildi. Silahlar ele geçirildi, tutuklamalar geldi Operasyonlarda 1 adet uzun namlulu silah (Akrep) ile 3 ruhsatsız tabanca ele geçirildi. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 12’si tutuklanırken, 3 şüpheli hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. “Huzuru bozanlara izin vermeyeceğiz” Açıklamasında kararlılık mesajı veren Yerlikaya, “Bizim mücadelemiz; vatandaşlarımızın huzurunu ve güvenliğini sağlamak içindir. Hiçbir organize suç örgütünün milletimizin huzurunu bozmasına izin vermeyeceğiz” dedi. Yerlikaya ayrıca operasyonda görev alan valilik, Cumhuriyet Başsavcılığı, İl Emniyet Müdürlüğü ve polis ekiplerini tebrik etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Oktay Kaynarca’nın Savcılık İfadesi Ortaya Çıktı! Haber

Oktay Kaynarca’nın Savcılık İfadesi Ortaya Çıktı!

“Fuhuş ve uyuşturucu iddialarını kabul etmiyorum” dedi, adli kontrolle serbest bırakıldı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu ve organize suç soruşturması kapsamında gözaltına alınan oyuncu Oktay Kaynarca’nın savcılık ifadesine ulaşıldı. Kaynarca, hakkında öne sürülen fuhuş ve uyuşturucu iddialarını reddederken, mahkeme adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verdi. Soruşturma kapsamında gözaltılar yapılmıştı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu’nca yürütülen soruşturma kapsamında; Oktay Kaynarca, Emel Müftüoğlu, Neda Şahin, Ali Sert, Rabia Karataş ve Selen Çetinkaya gözaltına alınmıştı. Savcılığın açıklamasında, şüpheliler hakkında “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak, uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştırmak, fuhşa teşvik veya aracılık etmek ve kumar oynanması için yer temin etmek” suçlamalarıyla işlem yapıldığı belirtilmişti. Adli kontrolle serbest bırakıldı, iki kişi tutuklandı Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen şüphelilerden Oktay Kaynarca ve Emel Müftüoğlu adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturma kapsamında Ali Sert ve Rabia Karataş tutuklanırken, Neda Şahin ve Selen Çetinkaya hakkında da adli kontrol tedbiri uygulandı. Kaynarca: “Uyuşturucu ve fuhuş iddialarını kabul etmiyorum” Savcılık ifadesinde Oktay Kaynarca’nın, kendisine yöneltilen suçlamaları reddettiği görüldü. Kaynarca ifadesinde şu beyanlara yer verdi: “Üzerime atılı suçlamayı anladım. Baştan belirtmek isterim ki ben her zaman uyuşturucu gibi yasaklanmış maddeler karşısındayım. Günümüzü Konakları’ndaki eve gittim, Murat Gülibrahimoğlu oradaydı. Fotoğraflardaki eğlence grubunu gördüm ancak iddia edildiği gibi fuhuş ya da uyuşturucu faaliyetlerine dahil olmadım.” “Kadın hediye edildiği” iddiasını açıkça reddetti Kaynarca, başka bir şüphelinin ifadesinde yer alan “fuhuş partilerinde birbirlerine kadın hediye edildiği” yönündeki iddiayı da kesin bir dille reddetti: “Murat Gülibrahimoğlu yakın arkadaşımdır ancak fuhuş gibi bir suçta aracılık yapmam söz konusu dahi olamaz. Böyle bir iddiayı kesinlikle kabul etmiyorum.” 100 bin dolar iddiasına da açıklama getirdi Kaynarca, ifadesinde Murat Gülibrahimoğlu’ndan tanıtım filmi için 100 bin dolar aldığını, ancak projenin hayata geçmemesi nedeniyle bu parayı iade ettiğini de belirtti. Soruşturma sürüyor İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın titizlikle sürdüğünü ve yeni deliller doğrultusunda sürecin genişleyebileceğini bildirdi. Yetkililer, dosyada yer alan iddiaların yargı sürecinde netlik kazanacağını vurguladı.

Şili neden solcu bir hükümetten sağa döndü? Haber

Şili neden solcu bir hükümetten sağa döndü?

Latin Amerika’da uzun yıllar boyunca istikrarın ve güvenliğin sembolü olarak görülen Şili, son seçimlerle birlikte keskin bir siyasi yön değişikliğine gitti. Seçmenler, güvenlik ve göç konularında artan endişeler nedeniyle, sol yönetimi geride bırakarak sağcı aday José Antonio Kast’ı devlet başkanlığına taşıdı. Bu tercih, yalnızca bir iktidar değişimini değil, aynı zamanda toplumsal korkuların siyaseti nasıl şekillendirdiğini de gözler önüne serdi. Güvenlik algısı sandığın kaderini belirledi Şili’de son yıllarda organize suç, uyuşturucu ticareti, araç gaspı ve şiddet olaylarının görünürlüğü arttı. Resmî verilere göre bazı suç türlerinde düşüş yaşansa da, seçmen nezdinde “güvende olma hissi” ciddi biçimde zayıfladı. Bu durum, sert güvenlik politikaları vadeden Kast’ın söylemlerini geniş bir kitle için cazip hale getirdi. Göç meselesi toplumsal kırılma yarattı Şili’de 2018’den bu yana yabancı nüfus yaklaşık yüzde 46 arttı. Özellikle Venezuela’daki krizden kaçan yüz binlerce göçmenin ülkeye gelişi, kamu hizmetleri, iş piyasası ve mahalle yaşamı üzerinde baskı yarattı. Kast, düzensiz göçü suçla ilişkilendiren sert bir dil kullandı ve sınır duvarı, toplu sınır dışı gibi vaatlerle seçmenin korkularına seslendi. Eleştirmenler bu dili “yabancı düşmanlığı” olarak nitelese de, mesaj geniş bir karşılık buldu. Sol iktidara tepki birikti Şili’deki sağa dönüş yalnızca Kast’ın söylemleriyle açıklanmıyor. Sol hükümetin suçla mücadelede yetersiz kaldığı algısı, göç politikalarında kontrolsüzlük eleştirileri ve reform süreçlerinde yaşanan tıkanmalar, seçmen nezdinde ciddi bir hayal kırıklığı yarattı. Bu tablo, “daha sert bir yönetim” arzusunu güçlendirdi. Pinochet gölgesi neden hâlâ etkili? Kast’ın, Şili’nin eski askeri diktatörü Augusto Pinochet hakkında kullandığı olumlu ifadeler ülkeyi ikiye böldü. Bir kesim için Pinochet dönemi işkence, kayıplar ve baskıyla anılırken, diğer bir kesim o dönemi “düzen ve güvenlik” ile özdeşleştiriyor. Kast’ın seçilmesi, Şili toplumunda geçmişle yüzleşmenin hâlâ tamamlanmadığını gösterdi. Latin Amerika’da sağa dönüş dalgası Şili, Arjantin, Ekvador ve El Salvador gibi ülkelerin ardından soldan sağa yönelen son halka oldu. Kimi ülkelerde bu değişim ekonomik kriz ve enflasyonla, kimilerinde ise suç ve göç korkusuyla şekillendi. Şili örneği, güvenlik söyleminin günümüz Latin Amerika siyasetinde ne kadar güçlü bir mobilizasyon aracı haline geldiğini ortaya koyuyor. Yeni dönemde ne bekleniyor? Kast’ın partisi parlamentoda çoğunluğa sahip değil. Bu durum, sert güvenlik yasaları ve göç politikalarının hayata geçirilmesini zorlaştırabilir. Ancak birçok seçmen için, somut sonuçlardan önce “kontrolün yeniden sağlandığı” hissi önemli. Bu da Şili’de önümüzdeki dönemin, güvenlik–özgürlük dengesinin sert biçimde tartışıldığı bir süreç olacağını gösteriyor.

Siyasette yargı fırtınası: Demirtaş hakkında 7 yıla kadar hapis istemi Haber

Siyasette yargı fırtınası: Demirtaş hakkında 7 yıla kadar hapis istemi

Mersin’de açılan dosyada talep edilen ceza siyasetin gündemine oturdu Mersin 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında savcılık, zincirleme şekilde “Cumhurbaşkanına hakaret” gerekçesiyle 1 yıl 3 aydan 7 yıla kadar hapis cezası istedi. Dava, Demirtaş’ın Mersin ve Diyarbakır’daki konuşmalarına dayandırıldı ve iki dosyanın birleştirilmesine karar verildi. Savcılık, zincirleme suç değerlendirmesiyle üst sınırı işaret etti Esasa ilişkin mütalaada, isnat edilen fiillerin zincirleme suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiği savunuldu. Savcılık makamı, bu gerekçeyle Demirtaş hakkında üst sınırı zorlayan bir talepte bulundu. Ankara ve Mardin’deki ifadeleri kapsayan dosyaların birleştirilmesi talebi ise mahkeme tarafından reddedildi. Müşteki taraf daha ağır yaptırım istedi, savunma süre talep etti Duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile bağlanan müşteki avukatı, zincirleme suç yerine her bir eylem için ayrı ayrı cezalandırma talep etti. Demirtaş’ın avukatı ise mütalaaya karşı savunma hazırlamak üzere süre istedi; mahkeme bu talebi kabul etti. Mahkeme, tutukluluğun sürmesine karar verdi Halen Edirne F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan Demirtaş duruşmaya katılmadı. Hakim, mevcut halin devamına hükmetti; sanığın bir sonraki celsede hazır bulunmaması halinde “susma hakkını kullandığının kabul edileceği” ihtarında bulunuldu. Dava 6 Ocak’a ertelendi. Dosya, ifade özgürlüğü ve siyaset-yargı ilişkisini yeniden tartışmaya açtı Karar sürecinin, yalnızca bireysel bir yargılama değil; siyaset, ifade özgürlüğü ve yargının sınırlarının toplum nezdinde yeniden tartışılacağı bir eşik oluşturduğu yorumları yapılıyor. Gözler şimdi bir sonraki duruşmaya ve mahkemenin vereceği kritik karara çevrildi.

Savunma sanayine casusuluk operasyonu! Sızma girişimi deşifre edildi Haber

Savunma sanayine casusuluk operasyonu! Sızma girişimi deşifre edildi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koordinasyonunda yürütülen soruşturmada, kritik savunma sanayi kuruluşlarında görevli yöneticilerin yabancı ülke görevlileriyle irtibat kurarak biyografik bilgi toplamaya çalıştıkları tespit edildi. Operasyonda 3 kişi gözaltına alınırken, yurtdışındaki 1 şüpheli için yakalama kararı çıkarıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, savunma sanayine yönelik casusluk faaliyetlerinin ortaya çıkarılmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında kapsamlı bir operasyon gerçekleştirildiğini duyurdu. Başsavcılık açıklamasına göre, soruşturma İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) koordinasyonunda sürdürüldü. Yapılan çalışmalar sonucunda, Türkiye’nin kritik öneme sahip savunma sanayi kuruluşlarında görev yapan bazı yönetici pozisyonundaki personellerin, kamu kurumları ile yabancı ülkelerin resmi görevlileriyle temas kurarak biyografik bilgi derlemeye çalıştıkları tespit edildi. 4 ŞÜPHELİ TESPİT EDİLDİ, 3’Ü YAKALANDI Soruşturma kapsamında kimlikleri belirlenen 4 şüpheliye yönelik operasyon düzenlenirken operasyonda 3 kişi yakalanarak gözaltına alındı. Hakkında yakalama kararı bulunan bir diğer şüphelinin ise yurtdışında bulunduğu tespit edildi. Yetkililer, operasyonlarda suç ve suç unsurlarının ele geçirildiğini belirtirken, casusluk faaliyetlerine ilişkin soruşturmanın çok yönlü bir biçimde titizlikle sürdürüldüğünü kaydetti.

Gazze Mahkemesi: Nihai karar çıktı — ‘Soykırım ve apartheid’ tespitiyle küresel çağrı Haber

Gazze Mahkemesi: Nihai karar çıktı — ‘Soykırım ve apartheid’ tespitiyle küresel çağrı

Gazze’de işlenen savaş suçlarını incelemek üzere bağımsız olarak düzenlenen “Gazze Mahkemesi”, İstanbul Üniversitesi’ndeki final oturumlarının dördüncü gününde nihai kararını açıkladı. Mahkeme, açlığın silah olarak kullanılması, tıbbi bakımın reddi, zorla yerinden etme gibi uygulamaların soykırım ve toplu cezalandırma araçları olduğunu; İsrail’in eylemlerinin Siyonizm kökenli üstünlükçi bir apartheid rejisi bağlamında değerlendirilebileceğini ilan etti. Kararda ayrıca Batılı hükümetlerin, özellikle ABDnin, diplomatik ve askeri desteğiyle “suç ortaklığı” yaptığı ileri sürülerek BM Genel Kurulu aracılığıyla acil kolektif önlemler alınması çağrısı yapıldı. Mahkemenin en kritik tespiti: İsrail’in uygulamaları soykırım vasfı taşıyor Gazze Mahkemesi karar metni, “Açlığın silah haline getirilmesi, tıbbi bakımın reddi ve zorla yerinden edilme” gibi uygulamaların tüm nüfusu hedef alan toplu cezalandırma ve soykırım araçları olduğunu beyan ediyor. Bu vurgu, mahkemenin delil değerlendirmesinin merkezinde yer aldı ve uluslararası hukukun en ağır suç kategorilerinden birine işaret etti. Mahkeme, bu tespitle İsrail uygulamalarının salt çatışma uygulamaları olmadığını, kitlesel yok etmeye varan politik sonuçlar doğurduğunu savundu. “Bu bir insanlık suçudur; araçları arasında açlık ve sağlık hizmetlerinin sistematik dışında bırakılması vardır,” şeklinde özetlenebilecek bu tespit, karar metninde vurgulanmış bulunuyor. Batılı aktörlerin rolü ve sorumluluk iddiası: ABD ve müttefiklerinin “suç ortaklığı” iddiası Mahkeme kararında Batılı hükümetlerin, özellikle ABD’nin, İsrail’e sağladığı diplomatik koruma, silah ve istihbarat desteği yoluyla sürece suç ortaklığı düzeyinde katkıda bulunduğu ileri sürüldü. Karar, bu destek zincirinin kimi hallerde fiili işbirliğine dönüştüğünü; dolayısıyla yalnızca İsrail değil, yardakçı aktörlerin de sorumluluk taşıdığını belirtiyor. Bu vurgu, uluslararası sorumluluk ve hesap verme yollarının genişletilmesi çağrısını beraberinde getiriyor. “Batılı hükümetler, özellikle ABD, diplomatik koruma, silah, istihbarat, askeri yardım ve eğitim sağlama ve ekonomik ilişkileri sürdürme yoluyla İsrail’in soykırımına suç ortaktır.” Mahkemenin somut önerileri: BM Genel Kurulu’na ve küresel harekete çağrı Karar metni, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD vetoları nedeniyle etkisiz kaldığı vurgusuyla, BM Genel Kurulu’nun “Barış için Birleşme Kararı” (Uniting for Peace) mekanizmasını etkinleştirmesini öneriyor; amaç, Filistin toprakları için koruyucu bir güç kurulması ve soykırımın durdurulması yönünde kolektif adımlar atılması. Ayrıca karar, Siyonist yapıların güç kaynaklarının haritalandırılması ve bunlara karşı hukuki, ekonomik, kültürel ve teknolojik alanlarda koordineli küresel bir strateji inşa edilmesi çağrısını içeriyor. “BM Genel Kurulu’nun Barış için Birleşme Kararı etkinleştirilmeli; Siyonist yapıları ortadan kaldırmaya yönelik hak temelli bir strateji ile güç kaynakları haritalandırılmalıdır.” Hukuki mahiyet ve pratik etkiler: Bu kararın bağlayıcılığı ve olası yansımaları Gazze Mahkemesi bağımsız, sivil toplum odaklı bir girişim olarak kuruldu; uluslararası bir yargı organı statüsünde değildir. Dolayısıyla kararın hukuki bağlayıcılığı sınırlıdır; ancak politik ve normatif etkisi yüksek olabilir. Kararın pratik yansımaları şunlar olabilir: Siyasi baskı ve kamuoyu mobilizasyonu: Karar, hükümetleri ve uluslararası kurumları harekete geçirmek üzere küresel bir kampanyanın dayanak metni haline gelebilir. Hukuki strateji ve delil havuzu: Mahkeme tarafından derlenen deliller ve tespitler, uluslararası ceza yargılamalarında veya ulusal mahkemelerde kullanılmak üzere referans gösterilebilir; özellikle insan hakları örgütlerinin ve mağdur temsilcilerinin ileri sürecekleri davalarda etkili olabilir. Diplomasi ve yaptırım tartışmaları: Kararın “suç ortaklığı” iddiaları, bazı devletlerin İsrail’le ilişkilerini ve silah-ticaret pratiklerini gözden geçirmesine yol açabilir; ancak bunun gerçekleşmesi siyaset, ekonomik çıkarlar ve güvenlik değerlendirmelerine bağlıdır. Eleştiriler ve muhtemel itirazlar: Kararın meşruiyeti ve tarafsızlık tartışmaları Kararın savları, özellikle “soykırım” ve “Siyonizm’i ortadan kaldırma” gibi ifadeler nedeniyle yoğun tartışma doğuracaktır. Olası itirazlar şöyle özetlenebilir: Hukuki usul itirazları: Mahkemenin bağlayıcı bir uluslararası mahkeme olmadığı, metodolojisinin ve delil değerlendirme süreçlerinin tartışmaya açık olduğu iddia edilebilir. Siyasi karşı-ataklar: İsrail ve destekçileri, kararın siyasi amaçlı ve önyargılı olduğunu ileri sürerek itiraz edecek; ayrıca BM nezdinde benzer girişimler karşı kampanyalarla karşılaşabilir. Pratik uygulanabilirlik: Kararın öngördüğü geniş kapsamlı küresel izolasyon ve Siyonist yapıların “ortadan kaldırılması” çağrısı, uluslararası hukuk ve politika gerçekleriyle sınırlanacaktır; dolayısıyla somut adımlara dönüşmesi uzun ve karmaşık bir süreç gerektirir. Karar hem bir hukuk arayışı hem de uluslararası siyaset aynasıdır Gazze Mahkemesi’nin nihai bildirgesi, hukuki terimlerle ağır bir itham (soykırım, apartheid) getirirken, aynı zamanda uluslararası kamuoyunu harekete geçirme amacı taşıyan stratejik bir belge niteliğinde. Kararın gücü, delillerin kamuoyuna açılması, uzman ve gözlemci beyanlarının derlenmesi ve normatif bir çerçeve sunmasından geliyor. Ancak kararın uluslararası sistem üzerindeki etkisi, BM mekanizmalarının işleyişi, büyük güçlerin (özellikle ABD) tepkisi ve Avrupa devletlerinin politik tercihleri ile sınırlandırılacaktır. “Gazze Mahkemesi, soykırım iddiasını delilleriyle ortaya koyuyor; artık soru, uluslararası sistemin bu iddialara nasıl yanıt vereceğidir.” Ne değişti, ne değişebilir? Gazze Mahkemesi’nin İstanbul’daki final oturumunun nihai bildirisinin önemi şu iki düzlemde özetlenebilir: birincisi, hukuki ve vicdani bir belge olarak Gazze’de yaşananlara dair güçlü bir kayıt sunması; ikincisi, politik araç olarak küresel dayanışmayı ve kurumsal müdahaleyi tetikleme potansiyeli taşıması. Ancak unutulmamalıdır ki, kararın bağlayıcılığı sınırlıdır; gerçek değişim, BM organları, devlet siyasetleri ve uluslararası hukuk mekanizmalarının bu tespiti nasıl ele alacağıyla belirlenecektir. Türkiye halkı ve küresel kamuoyu, şimdi bu kararın izlerini diplomasi, sivil toplum kampanyaları ve hukuki takibatta arayacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.