SON DAKİKA

#Süleymaniye

HABER DEĞER - Süleymaniye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Süleymaniye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

'Terörsüz Türkiye' takvimi netleşti: Öcalan'ın çağrısı bekleniyor Haber

'Terörsüz Türkiye' takvimi netleşti: Öcalan'ın çağrısı bekleniyor

Türkiye'nin öncelikli gündem maddeleri arasında yer alan 'Terörsüz Türkiye' sürecinde yeni takvim netleşmeye başladı. TBMM Genel Kurulunda kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun sonrasında, yasanın tam anlamıyla hayata geçmesi için güvenlik kurumlarının yapacağı tespit ve teyit çalışmaları bekleniyor. Silah bırakma ve teyit süreci nasıl işleyecek? Güvenlik bürokrasisi; PKK mensuplarının silahlarını bırakması, mağaraların boşaltılması ve lojistik malzemelerin teslim edilmesi için 1,5 ila 2 aylık bir zaman dilimi öngörüyor. Bu kapsamda terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın yakın zamanda örgüte "Tüm silahları ilgili yerlere teslim edin ve Türkiye’ye dönün" çağrısı yapması beklenirken, Kandil yönetiminin de çekildikleri alanlara dair açıklama yapacağı ifade ediliyor. Silahların teslimi konusunda MİT ve ilgili kurumların Irak merkezî yönetimi, Kuzey Irak yönetimi ve Suriye yönetimiyle temas yürüttüğü kaydedildi. Bu çerçevede Irak'taki örgüt üyelerinin Erbil ve Süleymaniye'deki Türk temsilciliklerinde oluşturulan özel birimlere başvuracağı ve silahlarını bu iki bölgedeki merkezlere teslim edeceği belirtiliyor. Süreci yönetecek iki ayrı Kurul kuruluyor Kanunla birlikte sürecin izlenmesi ve koordinasyonu için yürütme ve parlamento ayağında iki ayrı mekanizma devreye sokuluyor. Yürütme organı bünyesinde Cumhurbaşkanlığı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında kurulacak olan yapı; Adalet, İçişleri, Dışişleri ve Millî Savunma Bakanları ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MGK Genel Sekreteri ve MİT Başkanından oluşacak ve örgütün silah bırakma ile fesih sürecini takip ederek kurumlar arası koordinasyonu sağlayacak. Parlamenter düzeyde ise TBMM bünyesinde siyasi parti temsilcilerinin yer alacağı bir İzleme ve İrtibat Kurulu oluşturulacak ve böylece süreç Meclis nezdindeki mekanizmalar üzerinden de izlenecek. MGK kararı ve Resmî Gazete takvimi Güvenlik birimlerinin tespit ve değerlendirmelerinin ardından konu Millî Güvenlik Kurulunun (MGK) gündemine taşınacak. MGK'nın örgütün feshedildiğine ilişkin karar alması ve bu kararın Resmî Gazete'de yayımlanması, kanunun uygulama aşamasının başlaması için temel koşul teşkil edecek. Sürecin eylül sonuna kadar tamamlanması ve MGK kararının çıkması halinde, ekim ayından itibaren çerçevenin tam anlamıyla uygulanmaya başlanması öngörülüyor. Kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte, haktan yararlanmak isteyenler için 6 aylık başvuru süreci devreye girecek. Düzenlemenin getirdiği hukuki esaslar Yasa kapsamında belirlenen düzenlemelere göre, 15 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda 10 yıl, 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda ise 5 yıl erteleme uygulanacak; bu süreçte soruşturmalar duracak, davalar askıya alınacak ve koşulları taşıyan cezaevindeki kişiler için tahliye hükümleri gündeme gelebilecek. Kalıcı bir af niteliği taşımayan bu uygulamada, erteleme süresi zarfında yeniden terör suçu işlenmesi durumunda erteleme kararı ortadan kaldırılacak. Düzenlemeden faydalanacak kişiler için 2 ile 3 yıl arasında siyaset yasağı öngörülürken bazı ağır suçlar kapsam dışında tutuluyor, ayrıca sürecin tatbikatında görev alan kamu görevlileri bu faaliyetleri sebebiyle cezai sorumluluk altında olmayacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

AK Parti 81 ilde sahaya iniyor: "Terörsüz Türkiye" süreci anlatılacak Haber

AK Parti 81 ilde sahaya iniyor: "Terörsüz Türkiye" süreci anlatılacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen AK Parti MKYK toplantısında "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sürecin vatandaşlara eksiksiz anlatılması ve dezenformasyonların önüne geçilmesi gerektiğine dikkat çeken Erdoğan, teşkilat üyelerine talimat verdi. 81 il ve tüm ilçelerde yüz yüze görüşmeler AK Parti teşkilatları, eylül ayı itibarıyla belirlenen isimlerle birlikte 81 ilde ve tüm ilçelerde sahaya inerek vatandaşlarla yüz yüze görüşmeler gerçekleştirecek. Çalışmalarda iç cephenin güçlendirilmesinin milli güvenliğin en önemli teminatlarından biri olduğu anlatılacak. Terörün sona ermesinin toplumsal dayanışmayı ve ortak geleceği güçlendireceği vurgulanırken, "Terörsüz Türkiye" vizyonunun bölgesel barış ve istikrarı da kapsadığı ifade edilecek. Teşkilatlar ayrıca söz konusu düzenlemenin genel af öngörmediğini, kişiye özel statü tanımlamadığını ve ağır suçların kapsam dışında bırakıldığını vatandaşlara aktaracak. Silah bırakma için 1,5-2 aylıktTakvim Edinilne bilgilere göre hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi teklifinin yasalaşmasının ardından güvenlik bürokrasisi yeni bir takvim belirledi. Bu kapsamda PKK'lıların silahlarını bırakması, mağaraların boşaltılması ve lojistik malzemelerin teslim edilmesi için 1,5-2 aylık bir süreç planlanıyor. Abdullah Öcalan’ın kısa süre içinde örgüt üyelerine silahlarını teslim etmeleri ve Türkiye’ye dönmeleri yönünde çağrı yapması beklenirken, Kandil’deki yönetimin de boşaltılan mağaralara ilişkin açıklama yapacağı ifade edildi. Silah bırakma sürecinin eylül ayı sonuna kadar tamamlanması ve MGK kararının çıkması durumunda çerçeve yasanın ekim ayında uygulanmaya başlaması öngörülüyor. Drone ve paramotorlar da teslim edilecek MİT ve ilgili kurumların; Irak merkezi hükümeti, Kuzey Irak yönetimi ve Suriye yönetimiyle silahların teslim ed طريقة hususunda temas yürüttüğü belirtildi. Irak’taki örgüt üyelerinin Erbil ve Süleymaniye’deki Türk temsilciliklerinde oluşturulan özel birimlere başvurması ve silahlarını buralara teslim etmesi planlanıyor. Sürecin yalnızca ateşli silahlarla sınırlı kalmayacağı; drone, paramotor ve uydu haberleşme sistemlerinin de envantere dahil edilerek teslim alınacağı kaydedildi. Üst düzey isimler kapsam dışı kalacak Güvenlik kaynakları, Kandil’de bulunan yaklaşık 180-200 örgüt yöneticisi ile bine yakın örgüt üyesinin ceza indirimlerinden yararlanamayacağı için Türkiye’ye dönmeyeceğini değerlendiriyor. Fehman Hüseyin (Bahoz Erdal), Murat Karayılan, Cemil Bayık, Duran Kalkan ve Bese Hozat gibi üst düzey isimlerin düzenleme dışında kalacağı belirtiliyor. Cezaevinde bulunan yaklaşık 4 bin ila 4 bin 500 PKK hükümlüsünün durumu ise dosya üzerinden incelenecek. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilenler ile kasten öldürme suçundan ceza alanlar kapsam dışında tutulurken, şartları taşıyanların infaz hakimlikleri tarafından incelenerek cezalarının ertelenmesi ve tahliyeleri öngörülüyor. Cezaları ertelenen kişilerin ise geleneksel adli kontrol hükümleri yerine cumhuriyet başsavcılıkları, İçişleri Bakanlığı ve MİT tarafından oluşturulacak özel bir sistemle takip edileceği bildirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Oğuz Kaan Salıcı'dan Kalkınma Yolu açıklaması: "Seküler ve kapsayıcı dış politika şart" Haber

Oğuz Kaan Salıcı'dan Kalkınma Yolu açıklaması: "Seküler ve kapsayıcı dış politika şart"

CHP İstanbul Milletvekili, TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi ve Sosyal Demokrasi Vakfı kurucusu Oğuz Kaan Salıcı, Irak'ın geçmişine ve bölgede ödenen bedellere değindi. Salıcı paylaşımında, "Irak, yıllarca başka başkentlerin hesaplarıyla yönlendirilmeye çalışıldı ve bunun bedelini savaştan sonra doğan o gencecik Irak halkı ödedi" ifadelerine yer verdi. Bölgedeki yeni tabloya ve Türkiye'nin kazandığı ivmeye dikkat çeken Salıcı, "Bugün Kerkük’ü bir Türkmen yönetiyor. Uçaklarımız; Bağdat, Erbil ve Süleymaniye’ye iniyor. Kalkınma Yolu 2050’leri öngörüyor. Türkiye Petrolleri, Kerkük sahasına ortak oluyor" değerlendirmesini yaptı. "Mezhepçiliği reddeden rasyonel bir vizyon" Bölgesel gelişmelerin arkasındaki temel anlayışın mezhepçilikten uzak durmak olduğunu belirten Salıcı, "Bu politikaların arkasında Ortadoğu’da egemen olan mezhepçiliği reddeden, rasyonel bir vizyon olmak zorundadır" dedi. Türkiye'nin geleceği ve uluslararası konumlanışı açısından stratejik bir hat çizen Salıcı, "Seküler ve kapsayıcı bir dış politika, güçlü Türkiye için hayatidir" vurgusuyla açıklamasını tamamladı. Genel başkanlık yarışında en çok öne çıkan isim Öte yandan, parti içi dengeler ve siyasi kulislerde Salıcı'nın adı sıklıkla gündeme gelmeye devam ediyor. Dış politika ve kurumsal yapı konusundaki çıkışlarıyla dikkat çeken Oğuz Kaan Salıcı'nın, CHP genel başkanlığı yarışında en güçlü aday olduğu belirtiliyor. Oğuz Kaan Salıcı'nın X hesabı Oğuz Kaan Salıcı'nın X hesabı ve paylaştığı söz konusu tweet: Irak, yıllarca başka başkentlerin hesaplarıyla yönlendirilmeye çalışıldı ve bunun bedelini savaştan sonra doğan o gencecik Irak halkı ödedi. Bugün Kerkük’ü bir Türkmen yönetiyor. Uçaklarımız; Bağdat, Erbil ve Süleymaniye’ye iniyor. Kalkınma Yolu 2050’leri öngörüyor. Türkiye… — Oğuz Kaan Salıcı (@oguzksalici) July 31, 2026 haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

150 yıldır göz önünde ama kimse fark etmedi Haber

150 yıldır göz önünde ama kimse fark etmedi

Amasya’nın Merzifon ilçesinde bulunan Kara Mustafa Paşa Camii’nin avlusundaki şadırvanda yer alan yaklaşık 150 yıllık bir minyatür, dikkatleri üzerine çekti. 19. yüzyılda nakkaş Zileli Emin tarafından işlenen eser, İstanbul, Amasya ve Viyana’dan kesitleri aynı kompozisyonda bir araya getiriyor. Uzun yıllardır göz önünde olmasına rağmen çoğu kişi tarafından fark edilmeyen eser, son dönemde yeniden ilgi odağı haline geldi. 360 yıllık caminin ahşap şadırvanının külah kısmına 1865 yılında işlenen minyatür, geç dönem Osmanlı resim sanatının önemli örnekleri arasında değerlendiriliyor. Eserde farklı coğrafyalardan sahnelerin bir araya getirilmesi, dönemin sanatsal ve kültürel anlayışına dair ipuçları sunuyor. Üç şehir tek eserde buluşuyor Minyatürde İstanbul’a ait birçok simgesel yapı yer alıyor. Galata ve Bayezid kuleleri, Haliç ve Galata köprüleri ile Sultanahmet, Ayasofya ve Süleymaniye camileri detaylı biçimde resmedilmiş durumda. Ayrıca bir cami minaresine asılan mahya ile Ramazan ayının simgesel atmosferine de yer verildiği görülüyor. Eserin diğer bölümünde Amasya’ya benzetilen sahnede kale yapıları, Yeşilırmak üzerindeki su değirmenleri ve dönemin mimari unsurlarını yansıtan detaylar bulunuyor. Tarihi kuşatma tasviri dikkat çekiyor Minyatürde yer alan üçüncü sahnede ise Osmanlı ordusunun Viyana kuşatması betimleniyor. Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa komutasındaki ordunun tasviri, eserin tarihsel boyutunu güçlendiren önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Bu üç farklı sahnenin aynı yüzeyde buluşturulması, eserin hem sanatsal hem de tarihsel açıdan değerini artırıyor. Eser korunarak günümüze ulaştı Cami avlusunda bulunan şadırvan ve üzerindeki minyatürün, yapıldığı dönemden bu yana büyük ölçüde korunarak günümüze ulaştığı ifade ediliyor. Bölge sakinleri, eserin yıllardır aynı şekilde varlığını sürdürdüğünü belirtiyor. Uzmanlar ve yerel yetkililer, bu tür eserlerin Türkiye toplumunun kültürel mirası açısından önemli olduğunu vurgularken, Merzifon’a gelen ziyaretçilerin bu detayı yakından incelemesi gerektiğini ifade ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Demirtaş : Neler yapabilirdik ya da yapabiliriz? Haber

Demirtaş : Neler yapabilirdik ya da yapabiliriz?

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun Abdullah Öcalan'ı ziyareti etmesi yönündeki tartışmalara yazı kaleme aldı. Edirne F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, T24'te "Sürecin muhasebesi: Neler yapabilirdik ya da yapabiliriz?" başlıklı bir yazısında ilginç değerlendirmeler var. "Kardeşliğin hukuku, yasaları önce yüreklerde yapılmalı ki geri kalan normatif süreçler yeni bir iklimde, yeni bir atmosferde, yeni bir toplumsal ve siyasal zihniyette kolayca ve olumlu sonuçlar alacak şekilde ilerleyebilsin” diyen Demirtaş, “barış ve kardeşlik mutlaka kazanacak” ifadelerini kullandı. Selahattin Demirtaş’ın kaleme aldığı yazının tamamı şöyle: Sürecin kilit kavramı “silah” değil “kardeşlik”tir. Silah, kardeşlik hukukunu örselediği, kanattığı için tabii ki öncelikle silah aradan çıkmalıydı. Bununla eş zamanlı olarak da kardeşlik hukuku ve duygusu onarılmalıydı. İşte buna ilişkin etkili, sonuç alıcı tek bir adım bile atılmadı... Peki neler yapabilirdik ya da yapabiliriz? Ben aklıma ilk gelenleri sıralayayım, siz ekleyin, genişletin lütfen... Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Abdullah Öcalan’ın inisiyatifleriyle son bir yılda önemli gelişmeler yaşandı, ciddi adımlar atıldı. - Bahçeli’nin Ekim 2024’teki girişimi ve çağrısı - Öcalan’ın 27 Şubat çağrısı - Erdoğan’ın süreci sahiplenmesi - PKK’nin fesih kongresi - TBMM’de komisyon kurulması - Süleymaniye’de silahları yakma töreni yapılması - PKK’nin Türkiye’den tümüyle çekilmesi - SDG’nin Şam ile entegrasyon anlaşmasına varması Bunlar küçümsenecek, hiçleştirilecek adımlar değil. Hepsi de değerli ve tarihi hamleler. Tamamı da Türkiye’nin iç ve dış güvenliğini yakından ilgilendiren ciddi, olumlu gelişmeler. Yani konunun “güvenlik” boyutunda, bir yılda büyük mesafe kat edildi. Bu, işin olumlu tarafı. Sürecin kilit kavramı “silah” değil “kardeşlik”tir Şimdi soru şudur: Süreç sadece “güvenlik” başlığından ve “güvenlik” başlığı da sadece silahtan mı oluşuyor? Bu soruya evet cevabı verenler ya “güvenlik” kavramını ya da süreci hiç anlamamış, en azından bizim anladığımız şekilde anlamamış demektir. Oysa sürecin kilit kavramı “silah” değil “kardeşlik”tir. Silah, kardeşlik hukukunu örselediği, kanattığı için tabii ki öncelikle silah aradan çıkmalıydı. Bununla eş zamanlı olarak da kardeşlik hukuku ve duygusu onarılmalıydı. İşte buna ilişkin etkili, sonuç alıcı tek bir adım bile atılmadı. Çıkarılması gereken yasalardan söz etmiyorum, henüz o konuda da ilerleme olmadı ancak yasadan önce yapılması gereken şey, duyguda birliği sağlamaya yönelik çalışmalardır, bunlar yapılmadı. Yasa Meclis’ten önce halkın bilincinde yapılmalıdır “Yasa nerede yapılır?” diye sorulsa herkes net bir şekilde “Meclis’te” diye cevaplayacaktır ancak bu cevap doğru değil. Yasa toplumda, halkta, millette yapılır; Meclis ise o yasayı norma dönüştürür ve bağlayıcı hale getirir. Dolayısıyla kardeşliğin yasaları önce halkın bağrında, yüreğinde, benliğinde ve bilincinde yapılmalıdır. İşin esası ideoloji, teori, norm değil duygudur. Kardeşlik önce duyguda kurulur, sonra Meclis onu norma, yasaya dönüştürür. Ortada duygu yokken yasa yapmaya kalkarsanız hem zorlanırsınız hem de halkın iradesinin tersine adım atmış olursunuz. Her şeyi getirip yasaya bağlamak ve sanki yasalar çıksa tüm sorunlar hemen o saat çözülecekmiş gibi bir beklentiye girmek büyük hatadır. Mesela Meclis yarın, “Kürtler ile Türkler kardeştir ve birbirlerini sevmek zorundadırlar” diye bir yasa yapsa mesele hallolur mu? Sabahına herkes birbirini sevmeye mi başlar? Evet, Kürt ile Türk kardeştir, birbirlerini kardeş gibi, ana gibi, yar gibi sevmelidir. Fakat son yüz yılın hataları nedeniyle araya kan girdi, silah girdi, ayrımcılık girdi. Tamamı Türk ve Kürt analarının evladı olan 50 bin kardeşimiz Türkiye’nin her mezarlığında toprağın altına girdi, bazılarının mezarı bile yok. Öfkeler, kızgınlıklar, kırgınlıklar, nefretler, intikam duyguları birikti, birikti, kardeşlerin arasına girdi. Bunları gidermek, yasımızı ve acımızı ortaklaştırmak, yaralarımızı karşılıklı sarmak, göz göze bakıp kardeşçe sarılmak, hüzün ve sevinç gözyaşlarını aynı anda dökmek yasadan çok daha öncelikli, yapıcı ve kalıcı olur. Zaten bunları yaptıktan sonra yasayı yapmak çok kolaydır ve o iş artık sadece küçük bir detaydır. Cumartesi Anneleri ile Barış Anneleri, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda Neler yapılabilirdi? Peki bu belirttiklerimi sağlamak için neler yapabilirdik ya da yapabiliriz? Ben aklıma ilk gelenleri sıralayayım, siz ekleyin, genişletin lütfen. Mesela Meclis Komisyonu aylarca “dinleme” adı altında top çevirmek yerine şunları yapsaydı çok daha etkili olmaz mıydı? Hatta siyasi parti liderleri de bu etkinliklerde yer alsalardı sonuç çok daha yapıcı olmaz mıydı? Neler mesela? • Liderler ve komisyon üyeleri; Adnan Menderes’in, Alparslan Türkeş’in, Orhan Doğan’ın ve Mehmet Sincar’ın mezarlarını ziyaret edip oradan Anıtkabir’e gitselerdi. • Konya’da Mevlana’yı, Doğubayazıt’ta Ehmedê Xanî’yi ziyaret etselerdi. • Diyarbakır’da Amedspor ile Trabzonspor arasında bir kardeşlik maçı organize etselerdi. Tüm Diyarbakır, Trabzonspor ve Amedspor bayraklarıyla donatılsaydı. Karadeniz’den akın akın gelen kardeşlerimiz Diyarbakırlıların evlerinde misafir edilselerdi, stadyuma maçı izlemeye birlikte gitselerdi. Vanspor, aynı şekilde Kayserispor’a konuk olsaydı ve Kürt kardeşlerimiz akın akın Kayseri’ye gidip evlerde misafir olsalardı. • Milli futbol takımı, bir maçını Diyarbakır Stadyumu’nda oynasaydı ve Diyarbakırlılar Milli Takım’a canı gönülden sahip çıksalardı. • Bir otobüs dolusu genç Edirne’den, bir otobüs genç de Hakkari’den yola çıksaydı, Anıtkabir’de buluşup Türkçe ve Kürtçe bir kardeşlik bildirisi okusalar, bildiriyi Anıtkabir defterine de yazsalardı. • Bir otobüs dolusu genç İzmir’den, bir otobüs de Kars’tan yola çıksa ve Çanakkale Şehitliği’nde buluşup kardeşlik bildirisini Türkçe ve Kürtçe okusalar, oradan beraberce Ankara’ya, Meclis’e gelip bildiriyi Meclis Başkanı’na teslim etselerdi. • Kültür Bakanlığı’nın girişimiyle yedi bölgede kardeşlik konserleri düzenlense ve TRT sanatçıları ile Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) sanatçıları aynı sahnede Türkçe ve Kürtçe kardeşlik türküleri, şarkıları söyleselerdi. • Milli Eğitim Bakanlığı’nın girişimiyle Kürtçe - Türkçe ve Türkçe - Kürtçe sözlük ile gramer kitabı basılsaydı ve tüm öğrencilere ücretsiz dağıtılsaydı. • Bursa Ulu Camide ve Diyarbakır Ulu Cami’de aynı anda Türkçe ve Kürtçe kardeşlik hutbesi okunsaydı. • Evlatlarını çatışmalarda kaybetmiş Türk ve Kürt anaları kol kola girip beraberce mezarlıkları ziyaret etselerdi, akşamına da Beştepe’de Cumhurbaşkanı tarafından ağırlansalardı. Bunlar yapılmadı ama Yazmaya devam etsem sayfalar yetmez ama derdimi anlatabilmişimdir umarım. Yani kardeşliğin hukuku, yasaları önce yüreklerde yapılmalı ki geri kalan normatif adımlar atılırken, yasalar yapılırken yeni kırılmalar, ayrışmalar olmasın. Eğer bu belirttiğim gibi çalışmalar yapılmış olsaydı Meclis Komisyonunun İmralı’ya gitmesi konusu da bir krize dönüşmezdi. Bunlar yapılmadı ama başta da belirttiğim gibi bol bol dinleme yapıldı. Orada burada gereksiz yere sloganlar atıldı, televizyonlarda konuşanlar ağızlarının ayarını tutturamadılar; hakaretler, tehditler, şantajlar, ekranlardan halkın üstüne boca edildi. Yetmedi, muhalefete yönelik ve özellikle CHP’yi hedefe koyan “mutlak butlan, iptal, tutuklama, kayyım, casusluk, rüşvet” operasyonlarıyla ayrışma iyice derinleştirildi. 30 yıllık hapis cezalarını bitirmiş siyasi mahpuslar, hasta mahpuslar bile cezaevinden çıkamadılar. Kayyım atanmış tek bir belediye bile halka iade edilmedi. Kürt – Türk kardeşliği pekiştirilmeden, üstüne Türk – Türk ayrışması eklendi. Sonuç olarak; Dost acı söyler, ben barışın ve kardeşliğin dostu olarak bunları 12 metrekarelik hücremden görüyor ve üzülüyorum. Hücredeki tek arkadaşım ve yerine kayyım atanarak altı yıldır suçsuz yere hapiste tutulan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Dr. Adnan Selçuk Mızraklı’ya ve onun dik duruşuna bakıp bakıp bu yazıyı yazarken umudumuzu koruyor, mücadele kararlılığımızı diri tutuyoruz. Biliyoruz, inanıyoruz ve çabalıyoruz. Barış ve kardeşlik mutlaka kazanacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.