SON DAKİKA

#Suriye

HABER DEĞER - Suriye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suriye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bahçeli’den İran sınırı uyarısı: Çok katmanlı hazırlık yapılmalı Haber

Bahçeli’den İran sınırı uyarısı: Çok katmanlı hazırlık yapılmalı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, belediye başkanlarının katılımıyla düzenlenen iftar programında yaptığı konuşmada bölgesel gelişmelere ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. ABD, İsrail ve İran arasında devam eden savaşın bölgeyi daha geniş bir istikrarsızlık alanına sürükleyebileceğini belirten Bahçeli, Türkiye’nin özellikle İran sınırına yönelik güvenlik tedbirlerini artırması gerektiğini vurguladı. Ortadoğu’daki krizlerin birbirinden kopuk olmadığını söyledi Bahçeli konuşmasında Gazze’den İran’a kadar uzanan krizlerin tek tek değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Lübnan, Suriye, Irak ve İran hattında yaşanan gelişmelerin daha geniş bir jeopolitik hesaplaşmanın parçası olduğunu belirten Bahçeli, küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiğini söyledi. Bahçeli’ye göre Avrasya’dan Ortadoğu’ya uzanan geniş coğrafyada enerji hatları, ticaret koridorları ve nüfuz alanları üzerinden yeni bir güç mücadelesi yürütülüyor. Ortadoğu’da çatışmanın yeni bir aşamaya geçtiğini belirtti Bahçeli, bölgede uzun yıllar vekâlet savaşları üzerinden yürüyen mücadelenin artık daha doğrudan bir çatışma evresine girdiğini söyledi. Gazze’de başlayan gerilimin Lübnan, Suriye ve Irak üzerinden İran’a kadar uzanan bir etki yarattığını ifade etti. Bu durumun yalnızca askeri hedeflerin değil, devletlerin caydırıcılık kapasitesinin ve bölgesel nüfuz alanlarının da test edildiği bir süreç olduğunu vurguladı. İran’da yaşanabilecek çözülmenin bölgeyi etkileyebileceğini söyledi Bahçeli konuşmasında İran’da yaşanabilecek olası bir zayıflamanın yalnızca iç politika meselesi olmayacağını ifade etti. Böyle bir durumun düzensiz göç hareketleri, kaçak ekonomi ağları ve silahlı grupların yayılması gibi sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Bahçeli, Suriye krizinin Türkiye’ye ağır bedeller ödettiğini hatırlatarak benzer risklerin İran merkezli gelişmelerde de ortaya çıkabileceğini söyledi. “Sınır güvenliği en üst düzeyde tahkim edilmelidir” Türkiye’nin bu süreçte güçlü bir devlet refleksi göstermesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, İran sınırına özel olarak dikkat çekti. Bahçeli, “Her şeyden önce sınır güvenliği en üst düzeyde tahkim edilmelidir. İran hattında doğabilecek her ihtimal için çok katmanlı bir hazırlık yapılmalıdır” ifadelerini kullandı. Bahçeli ayrıca muhtemel göç hareketleri, kaçakçılık faaliyetleri ve terör sızmaları gibi risklerin aynı güvenlik perspektifi içinde ele alınması gerektiğini söyledi. Avrupa ile koordinasyon çağrısı yaptı Bahçeli konuşmasında Avrupa Birliği ile erken koordinasyon kurulması gerektiğini de ifade etti. Suriye krizinde Avrupa’nın hazırlıksız yakalandığını ve yükün büyük bölümünü Türkiye’nin taşıdığını hatırlatan Bahçeli, yeni bir bölgesel kriz durumunda aynı tablonun yaşanmaması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin yalnız yük taşıyan bir sınır ülkesi değil, kriz yönetiminde merkezi bir aktör olması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin jeopolitik rolüne dikkat çekti Bahçeli konuşmasının sonunda Türkiye’nin jeopolitik önemine değinerek küresel rekabette ticaret koridorları ve enerji hatlarının belirleyici hale geldiğini ifade etti. Türkiye’nin Avrasya’nın merkezinde yer alan stratejik bir ülke olduğunu söyleyen Bahçeli, bu konumun kriz dönemlerinde stratejik akıl ve güçlü devlet refleksi gerektirdiğini belirtti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İran Komünist Partisi (TUDEH): Savaş durdurulmalı, İran’ın geleceğini halk belirlemeli Haber

İran Komünist Partisi (TUDEH): Savaş durdurulmalı, İran’ın geleceğini halk belirlemeli

Tudeh Party of Iran (TUDEH), İran’a yönelik saldırılar ve bölgede tırmanan gerilim hakkında yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, ülkenin altyapısını hedef alan bombardımanların ve sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan saldırıların derhal durdurulması gerektiği ifade edildi. “Savaş İran’ın geleceğini karartıyor” TUDEH açıklamasında, mevcut savaş ortamında İran’da özgürlük ve adalet temelinde bir dönüşümün mümkün olmayacağı belirtildi. Parti, Libya, Suriye, Yemen, Afganistan ve Irak gibi ülkelerde yaşanan gelişmeleri örnek göstererek savaşın ülkeleri parçalanma ve istikrarsızlığa sürüklediğini ifade etti. Açıklamada şu değerlendirmeye yer verildi: “Bugünkü koşullarda ülkenin kilit altyapısını yok etmeyi hedefleyen ve yüzü aşkın kız öğrenci dahil insanlarımızın hayatını kaybetmesine yol açan bombardımanla sürdürülen savaş durdurulmalıdır.” “Ateşkes için ulusal ve uluslararası çaba gerekli” TUDEH, bölgedeki tüm taraflara çağrıda bulunarak ulusal ve uluslararası çabaların ateşkes sağlanmasına odaklanması gerektiğini belirtti. Açıklamada, hem ABD ve İsrail’in saldırgan politikalarının hem de İran’daki savaş söylemlerinin barışa zorlanması gerektiği ifade edildi. “İran’ın geleceğini yalnız halk belirler” Parti açıklamasında İran’daki mevcut siyasi sistemin sürdürülebilir olmadığı görüşüne de yer verildi. TUDEH, ülkenin geleceğine ilişkin kararın yalnız İran halkına ait olduğunu vurgulayarak şu çağrıda bulundu: İran’ın geleceğini yalnız İran halkı belirleyebilir Tüm siyasal, ideolojik ve sivil tutuklular serbest bırakılmalı Ulusal bağımsızlık ve barış temelinde demokratik bir yönetim kurulmalı “Ulusal ve demokratik bir iktidar çağrısı” Açıklamanın sonunda TUDEH, İran’da ulusal ve demokratik bir iktidarın kurulması gerektiğini savundu. Parti mesajını şu sözlerle tamamladı: “Yaşasın barış ve ulusal bağımsızlık. Ulusal ve demokratik bir iktidarın inşası için ileri.” haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İsrail basınında dikkat çeken analiz: Asıl stratejik risk Türkiye olabilir Haber

İsrail basınında dikkat çeken analiz: Asıl stratejik risk Türkiye olabilir

İsrail ile İran arasında devam eden savaşın gölgesinde İsrail basınında yayımlanan bir analiz dikkat çekti. İsrailli yazar ve eski general Yitzhak Brick tarafından kaleme alınan değerlendirmede, İsrail’in güvenlik stratejisinin ciddi zafiyetler içerdiği ileri sürülürken, bölgedeki güç dengelerinin değiştiği ve Türkiye’nin giderek daha etkili bir aktöre dönüştüğü ifade edildi. İsrail ordusunun stratejisi eleştirildi İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesindeki analizde, Tel Aviv yönetiminin askeri stratejisinin büyük ölçüde hava gücüne dayandığı belirtildi. Yazıda, İsrail Hava Kuvvetleri’ne aşırı güven duyulduğu, buna karşın kara kuvvetlerinin yeterince güçlendirilmediği savunuldu. Analizde bu yaklaşım için “gönüllü bir körlük” ifadesi kullanılırken, İsrail’in kapısındaki potansiyel tehditleri küçümsediği öne sürüldü. “İran savaşı bir uçak savaşı” Yazıya göre İran ile yaşanan çatışma büyük ölçüde “steril bir uçak savaşı” niteliği taşıyor. İsrail’in İran’a kara birlikleri göndermesinin coğrafi ve askeri nedenlerle mümkün olmadığı belirtilirken, İran’da rejim değişikliğinin ancak iç ayaklanma ile gerçekleşebileceği değerlendirmesine yer verildi. Bu nedenle Tel Aviv yönetiminin hava saldırılarına dayalı bir strateji izlediği ifade edildi. Çok cepheli savaş uyarısı Analizde İsrail’in gelecekte aynı anda birden fazla cephede savaşmak zorunda kalabileceği uyarısı da yapıldı. Kuzeyde Hizbullah, Suriye kaynaklı tehditler, Batı Şeria’daki olası ayaklanmalar ve Ürdün hattından gelebilecek sızmalar gibi senaryoların aynı anda ortaya çıkabileceği ifade edildi. Bu durumda yalnızca hava gücüne dayalı bir savunmanın yeterli olmayacağı savunuldu. Yazıda güçlü bir ordunun hava, kara ve deniz kuvvetlerinden oluşan “çelik üçgen” ile mümkün olduğu hatırlatıldı. “Türkiye giderek daha güçlü bir aktöre dönüşüyor” Maariv’de yayımlanan değerlendirmede, İsrail’in İran’a yoğunlaşırken bölgedeki başka gelişmeleri gözden kaçırdığı öne sürüldü. Analizde Türkiye’nin Orta Doğu’da etkisini artırdığı ve bölgesel güç olarak giderek daha belirgin bir rol üstlendiği ifade edildi. Yazıda Ankara’nın uzun vadede İran’dan daha büyük bir stratejik risk oluşturabilecek potansiyele sahip olabileceği ileri sürüldü. Değerlendirmede, İsrail yönetiminin geleceğin güvenlik tehditlerine karşı daha geniş bir stratejik perspektif geliştirmemesi halinde ülke güvenliğinin ciddi risklerle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuldu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

HKP Ankara İl Başkanı Av. Sait Kıran: "İran’a sahip çıkmak aynı zamanda Türkiye’nin geleceğine sahip çıkmaktır” Haber

HKP Ankara İl Başkanı Av. Sait Kıran: "İran’a sahip çıkmak aynı zamanda Türkiye’nin geleceğine sahip çıkmaktır”

İran’a yönelik saldırıların bölgesel sonuçları, Türkiye’nin bu süreçteki pozisyonu, Kürt meselesi, yeni anayasa tartışmaları ve iktidar blokunun politikaları, Haber Değer Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Özmen’in sorularıyla HKP Ankara İl Başkanı Av. Sait Kıran tarafından değerlendirildi. Kıran, ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırılarının münferit bir gelişme olarak okunamayacağını, bunun sosyalist blokun çözülüşünden sonra bölgede adım adım hayata geçirilen emperyalist bir yeniden dizayn planının devamı olduğunu söyledi. Türkiye halkının önündeki temel görevin antiemperyalist bir hatta birleşmek olduğunu vurgulayan Kıran, İran’a destek vermenin yalnızca dayanışma değil, Türkiye’nin geleceğini savunmak anlamına geldiğini belirtti. “İran’a yönelik saldırı, Büyük Ortadoğu Projesi’nin yeni aşamasıdır” Sait Kıran’a göre İran’a yapılan saldırıyı anlayabilmek için ABD emperyalizminin uzun yıllardır bölgeye yönelik müdahale çizgisine bakmak gerekiyor. Kıran, sosyalist blokun dağılmasının ardından Washington’un Ortadoğu’yu siyasal, askeri ve coğrafi olarak yeniden şekillendirmeyi hedeflediğini söyledi. Bu çerçevede Yugoslavya’nın parçalandığını, Irak’ın bölündüğünü, Libya’nın yıkıma sürüklendiğini, Suriye’nin parçalı bir yapıya itildiğini belirten Kıran, bugün aynı planın İran üzerinde uygulandığını ifade etti. Kıran, bu tabloyu yalnızca İran’ı ilgilendiren bir kriz olarak görmediklerini açıkça söyledi. Yıllardır “Yugoslavya, Irak, Libya, Suriye; sıra sende Türkiye” uyarısını yaptıklarını dile getiren Kıran, İran’a yönelik saldırıya karşı çıkmanın aynı zamanda Türkiye’yi bekleyen tehlikeye karşı durmak anlamına geldiğini savundu. Ona göre ABD’nin ve siyonist İsrail’in İran’a saldırısı, bölgenin kaynaklarını denetim altına alma ve halkları birbirine kırdırma stratejisinin devamı niteliğinde. “ABD emperyalizmi bölgeden defedilmeden katliamlar bitmez” Kıran, ABD emperyalizmini yalnızca bölge halklarının değil, dünya halklarının da “baş düşmanı” olarak tanımladı. Ona göre Ortadoğu’da süren savaşların, işgallerin ve kitlesel yıkımın temel kaynağı doğrudan ABD emperyalizmi. Bölge halklarının, etnik kimlikleri ya da mezhepleri ne olursa olsun, önce bu temel gerçeği kavraması gerektiğini söyledi. Kıran, 1990’dan bu yana ABD müdahaleleri ve bu müdahalelerin tetiklediği süreçler sonucunda milyonlarca insanın yaşamını yitirdiğini, çok daha fazlasının ise yerinden edildiğini ifade etti. Gazze’de yaşananları da bu hattın devamı olarak tanımlayan Kıran, “Siyonist İsrail demek ABD demektir” diyerek İsrail’in bölgedeki varlığını Washington’un açık desteğiyle ilişkilendirdi. İsrail’in ABD desteği olmadan bölgede bir gün bile ayakta kalamayacağını savunan Kıran, bu nedenle İsrail’in yürüttüğü her saldırının arkasında ABD’nin okunması gerektiğini söyledi. “Bölge halklarının önündeki temel görev açık bir antiemperyalist hatta birleşmektir” Kıran, Türkiye halkına ve bölge halklarına düşen sorumluluğun yalnızca tepki göstermek olmadığını, daha net ve siyasal bir duruş sergilemek olduğunu dile getirdi. Kendisini devrimci, demokrat, yurtsever ya da ilerici olarak tanımlayan herkesin, gerçekten halkını seviyorsa ABD emperyalizmine açık biçimde karşı çıkması gerektiğini söyledi. Bu noktada iktidarları da hedef alan Kıran, başta Türkiye’deki siyasal iktidar olmak üzere bölgedeki pek çok yönetimin halklarının değil ABD’nin çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini savundu. İran’a yönelik saldırı karşısında Müslüman ülke yönetimlerinden beklenen düzeyde bir tepki gelmediğini söyleyen Kıran, bu sessizliğin halklar için ayrı bir açmaz yarattığını ifade etti. Bölgedeki işbirlikçi iktidarlar ile emperyalizme karşı ortak bir mücadele hattı kurulmadan kalıcı bir çıkışın mümkün olmadığını vurguladı. “Devrimci, demokrat ve ilerici güçlerin önünü baskı ve medya ambargosu kesiyor” Ferhat Özmen’in, antiemperyalist partilerin neden halk tabanında daha güçlü bir karşılık bulamadığı yönündeki sorusuna Kıran iki boyutlu bir yanıt verdi. Birinci boyutta doğrudan devlet baskısına, fiziki saldırılara, yargı mekanizmalarına ve medya kuşatmasına dikkat çekti. Gerçek devrimci partilere burjuva medyada yer verilmediğini, ekranların daha çok “devrimci gibi görünüp emperyalist projelerle uyumlu hareket eden yapılara” açıldığını söyledi. İkinci boyutta ise devrimci hareketin kendi zaaflarına değindi. Halkla yeterli bağ kurulamadığını, işçi, köylü, esnaf ve emekçilerle temasın yeterince güçlendirilemediğini belirtti. Kıran, özellikle sosyalist blokun yıkılmasından sonra proje siyasetiyle hareket eden, Avrupa ve ABD kaynaklı fon ilişkileriyle çizgisini bozan yapıların halk nezdinde ciddi bir kafa karışıklığı yarattığını savundu. Bu nedenle hem emperyalizme karşı mücadele ettiklerini hem de halk nezdinde “gerçek devrimcilik” ile “sahte sol” arasındaki farkı anlatmak zorunda kaldıklarını söyledi. “Kürt halkının özgürlüğü emperyalizmle işbirliği üzerinden kurulamaz” Röportajın dikkat çeken başlıklarından biri de Kürt meselesi oldu. Kıran, her halk gibi Kürt halkının da kendi kaderini tayin hakkı bulunduğunu açık biçimde söyledi. Ancak bu hakkın emperyalizmle işbirliği halinde savunulamayacağını vurguladı. Ona göre ABD ve müttefikleri hiçbir halka gerçek özgürlük getirmedi; yalnızca kendilerine bağımlı yapılar ve vekil unsurlar oluşturdu. Kendisinin de Kürt olduğunu vurgulayan Kıran, ABD’nin Kürt halkının haklarını değil, Ortadoğu’daki jeopolitik çıkarlarını gözettiğini savundu. Irak, Suriye ve geçmişte farklı Kürt siyasi odaklarıyla kurulan ilişkilerin hep aynı sonuca çıktığını, emperyalizmin işine yarayan dönemlerde destek verildiğini, ardından bu yapıların kolayca gözden çıkarıldığını söyledi. Kürt halkının demokratik haklarının gerçek güvenceye kavuşmasının ancak antiemperyalist ve antifodal bir çizgide mümkün olacağını savundu. “Bizim çözüm önerimiz Türk ve Kürt halklarının ortak cumhuriyetidir” Kıran, Kürt meselesine ilişkin çözüm başlığında da partilerinin tarihsel çizgisini anlattı. Hikmet Kıvılcımlı’dan hareketle Kürt sorununun devrimci bir zeminde çözülebileceğini belirten Kıran, bugün için önerdikleri siyasal formülün “Edirne’den Çin sınırına kadar Türkleri ve Kürtleri birlikte barındıracak bir Türk-Kürt Halk Cumhuriyeti” olduğunu söyledi. Bu yaklaşımın emperyalizmin bölgede kurmak istediği bağımlı ve parçalı yapının alternatifi olduğunu ifade eden Kıran, halkların eşitliği, özgürlüğü ve kardeşliği temelinde bir düzen kurulmadan kalıcı bir çözümden söz edilemeyeceğini savundu. Ona göre emperyalist çözüm bölge halklarına yalnızca kan, yıkım ve yeni bağımlılık ilişkileri getirecek; devrimci çözüm ise ortak yaşamı ve gerçek özgürlüğü hedefleyecek. “Yeni anayasa ve iç cephe söylemi, BOP’un Türkiye ayağını hazırlıyor” Yeni anayasa tartışmaları ve “iç cephe” çağrıları konusunda da oldukça sert konuşan Kıran, Meclis’te yer alan partilerin sağdan sola geniş bir Amerikancı mutabakat içinde hareket ettiğini ileri sürdü. Mevcut anayasa tartışmalarının halk yararına değil, Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ayağını hayata geçirmeye dönük bir “ısındırma programı” olduğunu söyledi. Devlet Bahçeli’nin son dönemde öne çıkardığı iç cephe vurgusunu da bu çerçevede değerlendiren Kıran, burada gerçek anlamda halkçı ya da bağımsız bir milli birlik projesi görmediklerini belirtti. Aksine, bu sürecin Türkiye’deki etnik ve siyasal fay hatlarını yeniden düzenleyerek emperyalizmin çıkarlarına uygun bir zemin oluşturma amacı taşıdığını savundu. Halkların birbirine karşı kışkırtılmasının emperyalist siyasetin temel yöntemi olduğunu söyleyen Kıran, bu nedenle Türkiye halkının bu sürece karşı uyanık olması gerektiğini dile getirdi. “CHP’ye destek stratejik yakınlık değil, AKP iktidarına karşı tutumdur” Programın son bölümünde CHP mitinglerinde HKP’nin görünürlüğü ve bu durumun olası siyasi ittifaklarla ilişkisi de soruldu. Kıran bu konuda partilerinin herhangi bir seçim hesabıyla hareket etmediğini söyledi. CHP ile organik ya da stratejik bir ittifak arayışında olmadıklarını, ancak mevcut iktidarı “yüzyılın felaketi” olarak gördükleri için AKP’ye karşı gelişen toplumsal itirazlara destek verdiklerini ifade etti. CHP yönetimini de eleştirdiklerini belirten Kıran, buna rağmen CHP tabanında yer alan yurtsever, Mustafa Kemalci unsurların desteklenmesini tarihsel bir sorumluluk olarak gördüklerini söyledi. HKP’nin meseleye milletvekilliği pazarlığı ya da seçim hesabı üzerinden değil, Türkiye’nin gidişatına dair bir görev duygusuyla yaklaştığını vurguladı. “İran saldırısı için uluslararası suç duyuruları yaptık” Kıran, İran’a yönelik saldırılar sonrası yalnızca sokakta değil, hukuki alanda da girişimlerde bulunduklarını anlattı. ABD Büyükelçiliği önünde protesto eylemi düzenlediklerini, İzmir’de NATO karargâhı önünde de benzer eylemler yapıldığını söyledi. Ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı’na başvurarak ABD’li ve İsrailli yetkililer hakkında savaş ve saldırı suçu işlendiği gerekçesiyle girişim başlattıklarını aktardı. Bu başvuruların sonucundan bağımsız olarak siyasi bir anlam taşıdığını belirten Kıran, eğer uluslararası mekanizmalar harekete geçmezse bunun da bu kurumların emperyalist güçlerden bağımsız olmadığını ortaya koyacağını savundu. Böylece hem hukuki hem siyasal düzlemde emperyalist saldırganlığın teşhir edilmesini amaçladıklarını söyledi. “Halklar umutsuzluğa kapılmasın; ikinci antiemperyalist kurtuluş savaşı da zafere ulaşacaktır” Programın kapanışında Kıran, tarihsel bir vurgu yaparak Türkiye halkına moral ve mücadele çağrısı yaptı. Birinci antiemperyalist kurtuluş savaşında Türk ve Kürt halklarının birlikte emperyalizmi yenilgiye uğrattığını hatırlatan Kıran, bugün de benzer bir ortak direnişin mümkün olduğunu savundu. “Ya istiklal ya ölüm” anlayışıyla mücadele eden hiçbir halkın yenilemeyeceğini söyleyen Kıran, sözlerini “Halkız, haklıyız, yeneceğiz” diyerek tamamladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Şara’dan Hizbullah açıklaması Haber

Şara’dan Hizbullah açıklaması

Suriye resmi haber ajansı SANA’nın aktardığına göre, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonu başkanlıklarının davetiyle düzenlenen ve Ortadoğu liderlerinin katıldığı çevrim içi toplantıya katıldı. Toplantıda bölgedeki gelişmeleri değerlendiren Şara, Irak ve Lübnan hükümetlerinin ülkelerini çatışmalardan uzak tutmak için attıkları adımları desteklediklerini belirtti. Şara açıklamasında, “Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ı Hizbullah’ı silahsızlandırmada destekliyoruz.”ifadelerini kullandı. “Bölgedeki gerilim varoluşsal bir tehdit” Bölgede yaşanan gerilimin tırmandığını belirten Şara, mevcut durumun tüm bölge için varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu dile getirdi. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ihtimali ve Körfez’deki enerji altyapılarına yönelik saldırıların küresel ekonomik istikrarı tehdit ettiğini vurguladı. Sınır bölgelerinde önlemler artırıldı Suriye’nin üç farklı çatışma hattının kesiştiği bir coğrafyada bulunduğunu belirten Şara, bu nedenle ülkelerinin gelişmelerden doğrudan etkilendiğini söyledi. Şara ayrıca, çatışmaların Suriye topraklarına sıçramasını önlemek amacıyla sınır bölgelerinde savunma güçlerinin güçlendirildiğini ve sınır aşan örgütlerin Suriye topraklarını kullanmasının engellenmesi için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kabine toplantısı sona erdi: Erdoğan’ın açıklama yapması bekleniyor Haber

Kabine toplantısı sona erdi: Erdoğan’ın açıklama yapması bekleniyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı sona erdi. Yaklaşık 2,5 saat süren toplantının ardından Erdoğan’ın kamuoyuna açıklama yapması bekleniyor. Kabine toplantısında Türkiye’nin iç ve dış politikadaki önemli başlıkları masaya yatırıldı. Orta Doğu’daki savaş ana gündem maddesi Toplantının en önemli gündem başlıklarından biri ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan Orta Doğu’daki savaş oldu. Kabinede, bölgedeki gerilimin Türkiye’ye etkileri ve Ankara’nın yürüttüğü barış diplomasisi kapsamlı şekilde değerlendirildi. Ayrıca Gazze’deki insani durum, Suriye’deki gelişmeler ve bölgesel güvenlik riskleri de toplantıda ele alınan konular arasında yer aldı. Bakanlar sahadaki gelişmeleri aktardı Kabine toplantısında ilgili bakanlar sahadaki gelişmeler hakkında sunum yaptı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan son diplomatik girişimlere ilişkin bilgi verirken, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler bölgedeki askeri hareketlilik hakkında değerlendirmelerde bulundu. MİT Başkanı İbrahim Kalın ise sahadan gelen istihbarat raporlarını Kabine üyeleriyle paylaştı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar savaşın enerji arz güvenliğine etkilerini aktarırken, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya olası göç hareketlerine karşı alınan güvenlik önlemlerine ilişkin bilgilendirme yaptı. “Terörsüz Türkiye” süreci de görüşüldü Kabinenin iç gündeminde ise “Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında yürütülen çalışmalar yer aldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan komisyonun çalışmalarının ardından atılacak yeni adımların ve yasal düzenlemelerin Kabine’de değerlendirildiği belirtildi. Emekli bayram ikramiyesi de gündemde Kabine toplantısında ayrıca yaklaşan Ramazan Bayramı öncesinde emeklilere verilecek bayram ikramiyesi de ele alındı. Bayramın 20 Mart’ta başlayacak olması nedeniyle ikramiye tutarı ve olası düzenlemelerin kısa süre içinde netleşmesi bekleniyor. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kameraların karşısına geçerek alınan kararlarla ilgili açıklama yapması bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Fidan’dan İran’a sert mesaj: “Maceraya atılmayın” uyarısı Haber

Fidan’dan İran’a sert mesaj: “Maceraya atılmayın” uyarısı

Ortadoğu’da ABD, İsrail ve İran arasında tırmanan gerilim sürerken Türkiye’ye yönelen bir füze olayı yeni bir diplomatik krizi gündeme getirdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi Gayriresmi Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, İran’a bu konuda açık bir uyarı ilettiklerini söyledi. Türkiye’ye yönelen füze sonrası diplomatik temas Fidan, İran’dan ateşlenen ve Türkiye hava sahasına yöneldiği belirlenen balistik mühimmat sonrası İranlı yetkililerle görüşme gerçekleştirdiklerini açıkladı. Türkiye’nin bu konuda provokasyona gelmeyeceğini vurgulayan Fidan, Ankara’nın İran’a açık bir mesaj verdiğini belirtti. Dışişleri Bakanı, “Onlarla Türkiye’ye atılan füze konusunu görüştük. Provokasyona gelmeyeceğiz. İran’a ‘Dikkat edin, maceraya atılmayın’ dedik” ifadelerini kullandı. Füze NATO savunma sistemi tarafından düşürüldü Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre İran’dan ateşlenen balistik mühimmat Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türkiye yönüne doğru ilerledi. Söz konusu tehdit, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından zamanında tespit edilerek havada imha edildi. Hatay’ın Dörtyol ilçesinde bulunan mühimmat parçasının ise hava savunma sistemi tarafından yapılan önleme sırasında kullanılan savunma mühimmatına ait olduğu belirtildi. Yetkililer olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını açıkladı. Pezeşkiyan: Hedefimiz ABD üsleri Öte yandan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada İran’ın askeri operasyonlarının yalnızca ABD’nin bölgedeki askeri varlıklarına yönelik olduğunu savundu. Pezeşkiyan, İran’ın dost ve müttefik ülkelere saldırmadığını belirterek, saldırıların “ABD askeri üsleri ve tesisleri” ile sınırlı olduğunu ifade etti. Komşu ülkelere özür mesajı İran Cumhurbaşkanı daha önce devlet televizyonunda yayımlanan konuşmasında ise İran saldırılarından etkilenen komşu ülkelerden özür dilemişti. Pezeşkiyan, İran’ın komşu ülkelerle çatışma istemediğini ve bölge ülkeleriyle barış içinde ilişkiler kurmak istediklerini dile getirmişti. Ortadoğu’da hızla tırmanan askeri gerilim sürerken Ankara’nın İran’a verdiği bu mesaj, Türkiye’nin bölgedeki dengelerde temkinli bir diplomasi yürütmeye çalıştığını gösteriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dünya komünistlerinden onurlu tavır: İran'ın yanındayız Haber

Dünya komünistlerinden onurlu tavır: İran'ın yanındayız

İran Tudeh Partisi, İsrail Komünist Partisi (Maki) ve ABD Komünist Partisi (CPUSA) ortak bir bildiri yayımlayarak ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarını sert sözlerle eleştirdi. Üç parti, saldırının bölgeyi geniş çaplı bir savaşa sürüklediğini ve siviller için ağır sonuçlar doğurduğunu belirtti. Bildiride, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümeti ile ABD yönetiminin başlattığı askeri operasyonların emperyalist çıkarlar doğrultusunda yürütüldüğü savunuldu. Söz konusu saldırıların halkların bağımsızlığına ve kendi kaderini tayin hakkına karşı bir müdahale olduğu ifade edildi. “Rejim değişikliği planları uluslararası hukuka aykırı” Ortak açıklamada, ABD yönetiminin başka ülkelerde “rejim değişikliği” hedefi taşıyan politikalarının uluslararası hukuku zedelediği ve devletlerin egemenliğini tehdit ettiği vurgulandı. Komünist partiler, Washington yönetiminin İran’a yönelik politikalarının yalnızca bölgesel istikrarsızlığı artırmakla kalmayacağını, aynı zamanda uluslararası hukuk düzenine de zarar verdiğini belirtti. “Ortadoğu halklarının deneyimleri unutulmamalı” Bildiride Filistin, Irak, Libya, Suriye, Sudan ve Lübnan gibi ülkelerde yaşanan savaş ve müdahalelerin bölge halkları üzerinde ağır sonuçlar yarattığına dikkat çekildi. Açıklamada, dış müdahalelerin halklara özgürlük getirmediği savunularak gerçek değişimin ancak halkların kendi mücadelesiyle mümkün olabileceği ifade edildi. Ortak açıklamada ayrıca İran’a yönelik saldırının yalnızca mevcut yönetimi hedef almadığı, aynı zamanda ülkenin bölgesel gücünü zayıflatmayı amaçlayan daha geniş bir stratejinin parçası olduğu iddia edildi. Barış ve dayanışma çağrısı Üç komünist parti yayımladıkları bildiride dünya genelindeki ilerici ve barış yanlısı güçlere çağrıda bulunarak savaş politikalarına karşı ortak mücadele çağrısı yaptı. Açıklamada, emperyalist müdahalelere ve askeri saldırılara karşı uluslararası dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Barzani’den savaş mesajı: IKBY’yi çatışmanın dışında tutmak için uğraşacağız Haber

Barzani’den savaş mesajı: IKBY’yi çatışmanın dışında tutmak için uğraşacağız

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla genişleyen bölgesel kriz sürerken, Irak Kürdistan Demokrat Partisi Başkanı Mesud Barzani’den dikkat çeken bir açıklama geldi. İran’a kara hattından bazı kürt grupların devreye sokulabileceği yönündeki iddialar gündemdeki yerini korurken, Barzani yönetimi savaşın parçası olmayacakları mesajı verdi. Mesud Barzani’nin ofisinden yapılan yazılı açıklamada, bölgenin “karmaşık ve hassas bir dönemden” geçtiği vurgulandı. Açıklamada, tüm sorun ve anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi gerektiği belirtilerek, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin savaştan, felaketlerden ve acılardan uzak tutulması için ellerinden gelenin yapılacağı ifade edildi. Barzani yönetimi çatışmadan uzak durma çizgisini öne çıkardı Barzani’nin açıklaması, son günlerde özellikle İran sınır hattındaki bazı silahlı yapılar üzerinden yeni bir cephe açılabileceği tartışmalarının büyüdüğü bir dönemde geldi. Açıklamada doğrudan bu iddialara yanıt verilmese de, IKBY’nin bölgesel savaşın bir parçası olmayacağına dönük net bir siyasi çizgi ortaya kondu. Bu çizgi, IKBY Başkanı Neçirvan Barzani’nin İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile yaptığı telefon görüşmesinde verdiği mesajla da örtüştü. Neçirvan Barzani de görüşmede, IKBY’nin bölgedeki rekabetin bir tarafı olmayacağını ifade etmişti. Trump’ın sözleri tartışmayı büyüttü Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran sınırındaki bazı kürt grupların ABD yetkilileriyle temas halinde olduğunu söylemesi tartışmayı daha da büyüttü. Trump, İran’a yönelik olası bir saldırı planı konusunda bu grupları desteklediğini belirterek, böyle bir girişime olumlu baktığını ifade etti. Bu açıklamalar, bölgedeki kürt siyasi yapılarının ve silahlı grupların yeni savaş senaryolarında nasıl konumlandırılacağı sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Ancak Barzani cephesinden gelen mesaj, en azından IKBY düzeyinde savaşın dışında kalma iradesinin öne çıktığını gösterdi. Bölge yeni bir kırılmanın eşiğinde Ortadoğu’da savaşın İran sınırlarını aşarak Irak, Suriye, Lübnan ve Kafkasya hattına yayılma ihtimali konuşulurken, IKBY’nin alacağı tutum da kritik başlıklardan biri haline geldi. Barzani’nin açıklaması, bu gerilimin yeni bir cepheye dönüşmemesi için siyasi mesafe koyma çabası olarak okunuyor. Ancak sahadaki gelişmelerin hızı, yalnızca siyasi açıklamalarla sınırlı kalmayacak kadar ciddi bir tabloyu işaret ediyor. Bölgedeki güç dengeleri yeniden kurulurken, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin savaştan uzak kalma iradesinin ne ölçüde korunabileceği önümüzdeki günlerde daha da netleşecek. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.