SON DAKİKA

#Tahliye

HABER DEĞER - Tahliye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tahliye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Futbolda şike davasında kritik gelişme: 5 sanık tahliye edildi Haber

Futbolda şike davasında kritik gelişme: 5 sanık tahliye edildi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “futbolda bahis ve şike” soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamenin ardından davanın ilk duruşması görüldü. İstanbul Adalet Sarayı’nda bulunan 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı. Mahkemeden 5 sanık için tahliye kararı Duruşmada savunmaların alınmasının ardından mahkeme ara kararını açıkladı. Mahkeme, tutuklu sanıklar Ankaraspor Kulüp Sahibi Ahmet Okatan, Ankaraspor Kulüp Başkanı Mehmet Emin Katipoğlu, Ankaraspor Teknik Sorumlusu Volkan Erten, Nazilli Belediyespor Başkanı Şahin Kaya ve Nazilli Belediyespor Antrenörü Gürhan Sönmez’in tahliyesine hükmetti. Mahkeme ayrıca davadaki eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 8 Mayıs 2026 tarihine erteledi. 52 sanık hakkında şike suçlaması Soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede toplam 52 sanık yer alıyor. Sanıklar arasında futbolcuların yanı sıra kulüp yöneticileri ve teknik ekip üyeleri de bulunuyor. İddianamede, bazı sanıklar hakkında 1,5 yıldan 4,5 yıla kadar, bazı sanıklar hakkında ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Ayrıca sanıklar hakkında 20 bin güne kadar adli para cezası isteniyor. Küme düşme sonrası şikayet gelmişti Dosyada, söz konusu maçın beraberlikle sonuçlanmasının ardından küme düşen Zonguldak Kömürspor Kulübü “suçtan zarar gören” taraf olarak yer aldı. Kulüp, maçta şike yapıldığı iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu. Davanın ilerleyen duruşmalarında tanıkların dinlenmesi ve delillerin değerlendirilmesi bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Süre uzatıldı! 9 ülkeye uçuşlar iptal edildi Haber

Süre uzatıldı! 9 ülkeye uçuşlar iptal edildi

Abdulkadir Uraloğlu, 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırıların ardından bölgedeki hava sahalarına ilişkin son durumu değerlendirdi. Sürecin anlık takip edildiğini belirten Uraloğlu, gerekli tüm tedbirlerin alındığını ifade etti. Bakan Uraloğlu, İran, İsrail, Irak, Katar, Bahreyn, Kuveyt, Ürdün ve Suriye’nin güney kesimlerine yönelik hava sahası kapalılık NOTAM’larının sürdüğünü açıkladı. Umman ile Suudi Arabistan’ın bir bölümü ve Lübnan’da ise sivil uçuşların devam ettiğini belirtti. Birleşik Arap Emirlikleri’nde acil durum kapsamında trafik yönlendirmesi yapıldığını, Emirates ve Etihad Airways seferlerinin ise yeniden başlayacağının bildirildiğini aktardı. Türk taşıyıcıların mevcut durumuna ilişkin bilgi veren Uraloğlu, Türk Hava Yolları’na ait bir uçağın Tahran İmam Humeyni Uluslararası Havalimanı’nda beklediğini, bunun süreçten etkilenen tek THY uçağı olduğunu söyledi. Pegasus Hava Yolları’na ait bir uçağın da aynı havalimanında bulunduğunu belirten Uraloğlu, AJet’in ise İran, Suriye ve Irak’ta bekleyen herhangi bir uçağının olmadığını kaydetti. Tailwind Havayolları’nın Irak menşeli bir şirkete kiraladığı bir uçağın ise Irak’ta bulunduğu bildirildi. Tahran’daki THY ve Pegasus ekiplerinin Türkiye’ye tahliye edildiğini açıklayan Uraloğlu, Tailwind’in Irak’taki kiralık uçağının ekipleri için de Bağdat Büyükelçiliği ile irtibat sağlandığını aktardı. Bahreyn, BAE ve Katar’da bulunan Türk ekipler açısından ise ciddi bir risk bulunmadığını ifade etti. Bakan Uraloğlu, devam eden güvenlik riskleri nedeniyle THY, AJet, Pegasus ve SunExpress’in İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Ürdün seferlerini 6 Mart 2026 tarihine kadar iptal ettiğini duyurdu. Pegasus’un ayrıca İran uçuşlarını 12 Mart’a kadar durdurma kararı aldığı belirtildi. Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne planlanan tüm uçuşlar ise 3 Mart 2026 tarihine kadar iptal edildi. Uraloğlu, günlük değerlendirmelere göre kararların güncelleneceğini, mevcut koşullarda iyileşme olmaması halinde iptallerin uzatılabileceğini söyledi. Suudi Arabistan’ın Riyad, Cidde ve Medine şehirleri ile Umman’a seferlerin ise bugün itibarıyla gerçekleştirilebileceği bildirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Tahliye rotası Türkiye oldu: Sınır kapıları umut kapısına dönüştü Haber

Tahliye rotası Türkiye oldu: Sınır kapıları umut kapısına dönüştü

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Türkiye-İran sınır hattında yoğunluk yaşanıyor. Özellikle Van’daki Kapıköy Gümrük Kapısı, İran’dan ayrılmak isteyen yabancı uyruklular ve Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları için kritik bir tahliye noktası haline geldi. Yetkililer, ticari geçişlerin kontrollü biçimde sürdüğünü, ancak günübirlik yolcu geçişlerinin karşılıklı olarak durdurulduğunu açıkladı. Sınır hattından aktarılan bilgilere göre, İran tarafında yaşanan teknik aksaklıkların giderilmesiyle birlikte geçişlerde yeniden hızlanma başladı. Öğle saatlerinden itibaren özellikle tahliye kapsamındaki yolcuların Kapıköy üzerinden Türkiye’ye giriş yaptığı bildirildi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat tarafından yapılan açıklamada, Ağrı Gürbulak, Van Kapıköy ve Hakkari Esendere gümrük kapılarında olağanüstü bir durum bulunmadığı belirtilirken, günübirlik geçişlerin tedbir amaçlı olarak durdurulduğu ifade edildi. Mevcut uygulamaya göre yalnızca kendi ülke yurttaşları ile İran’da bulunan üçüncü ülke vatandaşlarının geçişine izin veriliyor. Türkiye, bölgesel kriz ortamında insani geçişler açısından önemli bir koridor işlevi görüyor. Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok devletin, İran’daki vatandaşlarını Türkiye üzerinden tahliye ettiği bildirildi. İran’dan Kapıköy’e ulaşan yolcuların Van üzerinden Trabzon ve İstanbul havalimanlarına yönlendirildiği, buradan da ülkelerine dönüş sağladıkları kaydedildi. Çin’in bu güzergâh üzerinden yaklaşık 3 bin yurttaşını tahliye ettiği açıklandı. Sınırın İran tarafında ise saldırıların etkisi sürüyor. İran’dan gelen yolcular, Tahran, Tebriz ve Kirmanşah gibi büyükşehirlerde bombardımanın devam ettiğini aktarıyor. Kapıköy sınırına yaklaşık 70 kilometre mesafedeki Hoy kentinde şu aşamada doğrudan saldırı yaşanmadığı belirtilirken, başkent Tahran’da gece gündüz süren hava saldırılarının halk üzerinde ciddi bir tedirginlik yarattığı ifade ediliyor. Türkiye’nin Tahran Büyükelçiliği de bölgede bulunan yurttaşlara yönelik güvenlik uyarısı yayımladı. Açıklamada, askeri alanlardan uzak durulması, zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaması ve Türkiye’nin sınır kapılarının açık olduğu bilgisinin dikkate alınması istendi. Bölgedeki gelişmeler yakından izlenirken, Türkiye-İran sınır hattı hem insani geçişler hem de diplomatik ve ticari denge açısından kritik önemini koruyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kraliyetin kara kutusu açıldı: Epstein belgeleri Prens Andrew ve Sarah Ferguson’u yeniden gündeme taşıdı Haber

Kraliyetin kara kutusu açıldı: Epstein belgeleri Prens Andrew ve Sarah Ferguson’u yeniden gündeme taşıdı

ABD hükümeti tarafından kamuoyuna açıklanan milyonlarca sayfalık belge, İngiliz Kraliyet Ailesi ile hüküm giymiş finansör Jeffrey Epstein arasındaki bağlantılara ilişkin yeni detaylar ortaya koydu. Belgelerde, Prince Andrew, Duke of York ve eski eşi Sarah Ferguson ile Epstein arasındaki temaslar ve yazışmalar yer aldı. Yayımlanan yazışmalar tartışma yarattı Belgelere göre Ferguson’un Epstein ile duygusal ve mali destek içerikli mesajlaşmalar yürüttüğü, bazı ifadelerin kamuoyunda tepki çektiği aktarıldı. Yazışmalardan birinde Ferguson’un “Emrinizdeyim. Benimle evlenmeniz yeterli” ifadesini kullandığı öne sürüldü. Uzmanlar, bu belgelerin kraliyet çevresinde uzun süredir devam eden tartışmaları yeniden alevlendirdiğini belirtiyor. Tahliye sonrası ziyaret iddiası Dosyalarda, Ferguson’un 2009 yılında Epstein’ı tahliyesinden kısa süre sonra ABD’de ziyaret ettiği iddiası da yer aldı. Ziyaret sırasında kızlarının da yanında olduğu belirtilirken, bu durum çiftin kamuoyundaki konumunu zayıflatan unsurlar arasında gösterildi. Prens Andrew hakkında soruşturma baskısı arttı Belgelerin açıklanmasının ardından Andrew’un Epstein ile ilişkilerine dair yeni soru işaretleri gündeme geldi. Daha önce resmi görevlerinden çekilen ve unvanları sınırlandırılan Andrew’un, kamuoyu önünde yeniden savunma yapmak zorunda kalabileceği değerlendiriliyor. Kraliyet kaynakları, Andrew’un Epstein ile kurduğu dostluktan pişmanlık duyduğunu dile getirdiğini aktarıyor. Kraliyet içi mesafe büyüyor Epstein iddialarının ardından Andrew’un kraliyet içindeki rolü ciddi biçimde daraltılmıştı. Süreçte Charles III’ün kardeşinin bazı ayrıcalıklarını geri aldığı ve kamu görünürlüğünün azaltılması yönünde adımlar attığı bildirilmişti. Uzmanlara göre yayımlanan yeni belgeler, Andrew ve Ferguson’un yeniden itibar kazanmasını zorlaştırabilir. Düşük profil önerisi Kraliyet danışmanları, çiftin kamuoyu önünde daha düşük profil izlemesi gerektiğini vurguluyor. Yardım kuruluşlarının bir kısmının Ferguson ile ilişkilerini kesmesi, Epstein bağlantılarının kurumsal alanda da sonuç doğurduğunu gösteriyor. Geçmişteki skandallar yeniden hatırlandı Ferguson’un geçmişte medya gündemine yansıyan tartışmaları ve Epstein ile bağlarına dair açıklamaları da belgelerin ardından yeniden gündeme geldi. Analistler, yeni belge setinin yalnızca bireysel ilişkileri değil, kraliyet kurumunun şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmalarını da derinleştirdiğini belirtiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Fatih Altaylı’dan Silivri sonrası ilk video Haber

Fatih Altaylı’dan Silivri sonrası ilk video

YouTube kanalında yaptığı bir konuşma nedeniyle 22 Haziran’da tutuklanan, daha sonra tahliye edilen gazeteci Fatih Altaylı, Silivri Cezaevi sonrası ilk videosunu yayımladı. Altaylı, videoda gözaltına alındığı günden itibaren yaşadıklarını kamuoyuyla paylaştı. Cezaevi koşullarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Altaylı, tutuklu gazeteci Enver Aysever ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu arasında gündeme gelen “el sıkışma” iddialarına da değindi. Cezaevinde böyle bir durumun fiilen mümkün olmadığını savunan Altaylı, “Ben orada yaklaşık yedi ay kaldım. Kimsenin elini sıkmadım. Çünkü kimsenin elini sıkacak bir ortam oluşmuyor. En fazla koridorda, geçerken yan yana geliyorsunuz. Onu bile mümkün olduğunca engelliyorlar. Koridorda aranızda 45 metreden daha yakın bir mesafe olması mümkün değil,” ifadelerini kullandı. Avukat görüş kabinlerine de değinen Altaylı, burada da iddia edildiği gibi bir temas yaşanmasının mümkün olmadığını belirterek, “Elini uzattı, sıkmadı; elimi verdim, almadı gibi anlatılan şeyler gerçekçi değil. Ben böyle bir şeye bizzat tanık olmadım,” dedi. Gözaltı ve tutukluluk sürecinde kötü muamele görmediğini vurgulayan Altaylı, herkesin genel olarak saygı sınırları içinde davrandığını ifade etti. “Kötü muamele gördüğünü söyleyebileceğim bir iki kişi vardır ama bunlar cezaeviyle ilgili değil,” diye konuştu. Cezaevindeki görüş günlerini ise “en zor günler” olarak tanımlayan Altaylı, özgürlükten yoksun olmanın etkisini şu sözlerle anlattı: “Özgür bir insanın özgürlüğünden yoksun olması gerçekten çok vahim. Görüş günleri en kötü günlerdi. Sevdiğini görünce mutlu oluyorsun ama ardından bir hafta boyunca neyden yoksun olduğunu çok daha derinden hissediyorsun.” Altaylı’nın açıklamaları, tutukluluk sürecine dair kamuoyunda süren tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Tahliye tartışması yargıya sıçradı: Bu karar dosyanın yönünü değiştirir Haber

Tahliye tartışması yargıya sıçradı: Bu karar dosyanın yönünü değiştirir

Yargıtay’da “rüşvete aracılık etme” suçlamasıyla yargılanan avukat Rezan Epözdemir, yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Tahliye kararının ardından Epözdemir, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, dinlenen mağdur ve tanık beyanları ile dosyaya giren HTS ve baz kayıtlarının hakkındaki suçlamaların gerçek dışı olduğunu ortaya koyduğunu savundu. “İsnatlar iftira çıktı” açıklaması yaptı Rezan Epözdemir, tahliye sonrası yaptığı paylaşımda, suçlamaların hukuka aykırı ve iftira niteliğinde olduğunu belirterek, destek mesajları için ailesine, sevdiklerine ve dostlarına teşekkür etti. Epözdemir, çok sayıda mesaj aldığı için herkese tek tek dönüş yapamadığını ifade etti. Ali Çağatay: Tahliye dosyanın seyrini değiştirir Gazeteci Ali Çağatay, Seyir Hali programında tahliye kararını değerlendirdi. Çağatay, Türkiye’de bazı avukatların yargı mensuplarıyla kurduğu ilişkiler üzerinden müvekkillerini koruyabildiğini öne sürerek, Rezan Epözdemir’in de bu çerçevede anılan bir isim olduğunu iddia etti. “Bu iddialarla ömür boyu hapis ihtimali vardı” Çağatay, dosyada yer alan iddiaların son derece ağır olduğuna dikkat çekerek, yargı mensuplarıyla kurulduğu öne sürülen rüşvet ilişkilerinin, Epözdemir açısından çok uzun süreli bir hapis ihtimali doğurabileceğini söyledi. Tahliye kararının bu nedenle sıradan bir adli işlem olmadığını vurgulayan Çağatay, “Bu tahliye, soruşturmanın bambaşka bir boyuta evrilmesine yol açacaktır” ifadelerini kullandı. Soruşturma yeni bir aşamaya mı giriyor? Rezan Epözdemir hakkında verilen tahliye kararı, yargı–siyaset–hukuk ilişkileri bağlamında Türkiye toplumunda yargı süreçlerinin şeffaflığı ve hesap verebilirliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Dosyanın bundan sonraki aşamasında hangi iddiaların derinleştirileceği ve soruşturmanın nasıl şekilleneceği merakla bekleniyor.

Halep’te gerilim tırmanıyor: SDG, kendilerini tahliye edecek otobüslere ateş açtı Haber

Halep’te gerilim tırmanıyor: SDG, kendilerini tahliye edecek otobüslere ateş açtı

Suriye’de Halep merkezli çatışmalarda tansiyon yeniden yükseldi. Suriye yönetiminin, Kürtlerin öncülüğündeki SDG’ye Halep’i terk etmesi için verdiği süre sona ererken, çekilme ve tahliye süreci sahada krize dönüştü. Yerel kaynaklara göre, bazı SDG unsurları kendilerini Fırat’ın doğusuna taşıyacak otobüslere ateş açtı. Tahliye uzlaşısı sonrası silahlar konuştu Suriye ordusuyla yaşanan çatışmaların ardından Halep’ten çıkmayı kabul eden SDG’ye bağlı bazı grupların, Şeyh Maksud Mahallesi çevresinde güvenlik güçlerine ateş açtığı bildirildi. Tahliye için bekletilen otobüslerin hedef alınması, sahadaki ateşkes ve uzlaşı sürecini fiilen askıya aldı. “Çekilmeyi reddediyorlar” açıklaması geldi Suriye resmi haber ajansı SANA’ya konuşan askeri bir kaynak, SDG’ye bağlı bazı unsurların Şeyh Maksud Mahallesi’nden çekilmeyi reddettiğini ve saldırılarını sürdürmekte ısrar ettiğini söyledi. Aynı kaynak, bu tutumun sivil güvenliğini ciddi biçimde tehlikeye attığını vurguladı. Halep’te operasyon ihtimali güçleniyor Suriye yönetimi, verilen sürenin dolmasına rağmen çekilmenin tamamlanmaması halinde, Halep’te nokta operasyonlarının sürebileceği mesajını veriyor. Güvenlik kaynakları, özellikle Şeyh Maksud ve çevresinde askeri hareketliliğin arttığını belirtiyor. Diplomasi hattı da devrede Yaşanan gelişmeler üzerine Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirildi. Görüşmede Halep’teki son durumun ve sahadaki çatışmaların ele alındığı bildirildi. Otobüsler beklemede, belirsizlik sürüyor Suriye ordusunun operasyonları sonrasında Şeyh Maksud Mahallesi’nde sıkışan SDG unsurlarının Fırat’ın doğusuna gönderilmesi amacıyla tahliye için hazırlanan otobüslerin bölgede bekletildiği ifade ediliyor. Ancak yaşanan silahlı saldırılar, tahliye sürecinin geleceğini belirsizliğe sürüklüyor. Halep’te yeni bir çatışma dalgası mı? Sahadaki gelişmeler, Halep’te ilan edilen ateşkesin kırılganlığını bir kez daha ortaya koyarken, gözler Suriye yönetiminin atacağı bir sonraki adıma çevrilmiş durumda. Türkiye ve uluslararası aktörlerin diplomatik temasları sürerken, bölgede yeni bir askeri tırmanış ihtimali giderek güçleniyor.

Tek taraflı ateşkes ilanı: Şam, SDG’ye Halep’ten çekilmesi için 6 saat süre verdi Haber

Tek taraflı ateşkes ilanı: Şam, SDG’ye Halep’ten çekilmesi için 6 saat süre verdi

Suriye’de merkezi yönetim ile Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında günlerdir süren çatışmaların ardından Şam yönetimi, Halep’in bazı mahallelerinde geçici ateşkes duyurdu. Savunma Bakanlığı, ateşkesin sivillerin korunması ve yeni bir askeri tırmanışın önlenmesi amacıyla ilan edildiğini açıkladı. Ateşkes 03.00’te başladı, çekilme için 09.00 sınırı kondu Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd çevresinde yerel saatle 03.00’ten itibaren geçerli olmak üzere ateşkes uygulandığı belirtildi. Açıklamada, SDG unsurlarının sabah 09.00’a kadar bu mahalleleri terk etmesi gerektiği vurgulandı. Çatışmalar can kaybı ve yerinden edilmeyi artırdı Halep’te son günlerde yoğunlaşan çatışmalarda en az 21 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi. Şam yönetiminin siviller için tahliye çağrısı yapmasının ardından çatışmaların şiddetlendiği, çok sayıda yurttaşın evlerini terk etmek zorunda kaldığı ifade ediliyor. Taraflar sivilleri ve altyapıyı hedef almakla suçlaşıyor Şam yönetimi ile SDG, ambulans ekipleri ve hastaneler dahil olmak üzere sivil mahallelerin ve altyapının kasıtlı olarak hedef alındığı iddiaları üzerinden karşılıklı suçlamalarda bulunuyor. SDG’ye bağlı iç güvenlik birimleri ise Şam güçlerine ait iki zırhlı aracın imha edildiğini ve karşı tarafa kayıplar verdirildiğini öne sürdü. Valilikten “saf değiştirme” açıklaması geldi Halep Valisi Azzam el-Garib, perşembe akşamı yaptığı açıklamada, çok sayıda SDG mensubunun saf değiştirdiğini ya da bölgeden kaçtığını, güvenlik güçlerinin mahallelere konuşlanmaya hazırlandığını söyledi. Siyasi süreçte tıkanma çatışmaları derinleştirdi Çatışmalar, Şam yönetimi ile SDG arasında yürütülen siyasi müzakerelerin tıkandığı bir dönemde yaşanıyor. Geçici Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara liderliğindeki yönetim, mart ayında SDG ile 2025 sonuna kadar Suriye ordusuna entegrasyon konusunda anlaşmaya varmıştı. Ancak entegrasyonun yöntemi ve komuta yapısı başlıklarında uzlaşı sağlanamaması, sahadaki gerilimi yeniden tırmandırdı. Türkiye faktörü ve bölgesel arka plan Türkiye, SDG çatısı altındaki YPG’yi PKK’nın Suriye kolu olarak tanımlıyor ve bu yapıyı ulusal güvenliğine tehdit olarak görüyor. Ankara, geçmiş yıllarda Suriye’nin kuzeyinde YPG/SDG hedeflerine yönelik askeri operasyonlar yürütmüştü. PKK, Türkiye’nin yanı sıra Avrupa Birliği ve ABD dahil birçok ülke tarafından terör örgütü kabul ediliyor.

Bu karar kiracı-ev sahibi dengesini kökten değiştirecek! Haber

Bu karar kiracı-ev sahibi dengesini kökten değiştirecek!

Yılın ilk zammı kadar, yüksek yargıdan gelen bu adım da dikkat çekti. Enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte 2026 yılı ocak ayı için kira artış oranı netleşirken, kiracıları ve ev sahiplerini yakından ilgilendiren bir başka başlık da gündeme geldi. Kira artış oranlarının tartışıldığı bu dönemde, depozito uygulamasına ilişkin Yargıtay’dan emsal niteliğinde bir karar çıktı. Ocak ayı kira artış oranı yüzde 34,88 olarak belirlendi Aralık ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından, konut ve iş yerleri için uygulanacak kira artış oranı yüzde 34,88 oldu. Böylece yeni yılda kira bedelleri bu oran üzerinden güncellenecek. Kira zamları, özellikle büyükşehirlerde yaşayan yurttaşlar açısından yine önemli bir gündem maddesi haline geldi. Depozito anlaşmazlıkları yargıya taşındı Kira artışları ve tahliyeler nedeniyle uzun süredir karşı karşıya gelen kiracılar ile ev sahipleri, bu kez depozito bedeli konusunda uyuşmazlık yaşadı. Açılan davalar sonucu Yargıtay, depozitonun iadesine ilişkin kritik bir içtihat oluşturacak karar verdi. Yargıtay: Depozito güncel kira bedeli üzerinden iade edilmeli Yüksek mahkeme kararına göre, kiracının eve girerken ödediği depozito tutarı değil, tahliye tarihindeki güncel kira bedeli esas alınacak. Buna göre kiracı, evden ayrılırken depozitosunu mevcut kira tutarı üzerinden geri alma hakkına sahip olacak. Emsal dava yıllar öncesine dayanıyor Karara konu olan olayda, 1993 yılında kiraya çıkan bir yurttaşın 15 lira depozito ödediği, 2014 yılında ise güncel kira bedeli üzerinden depozitosunu talep ederek yargıya başvurduğu belirtildi. Yargıtay, bu talebi haklı bularak depozitonun güncel kira bedeline göre ödenmesine hükmetti. Tahliye tarihindeki bedel esas alınacak Hukukçular, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin bu kararının, benzer uyuşmazlıklar için bağlayıcı olacağını ifade ediyor. Buna göre, sözleşmede aksi bir hüküm bulunmadığı sürece depozito iadesinde tahliye tarihindeki kira bedeli esas alınacak. Uygulama tartışmaları sürüyor Kararda ayrıca, depozitonun mevzuata göre kiracı ve ev sahibinin birlikte açacağı bir banka hesabında tutulması gerektiği hatırlatıldı. Ancak bu uygulamanın sahada yaygın olmadığına dikkat çekilirken, alınan kararın kiracı-ev sahibi ilişkilerinde yeni tartışmaları da beraberinde getirmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.