SON DAKİKA

#Tanık Ifadeleri

HABER DEĞER - Tanık Ifadeleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tanık Ifadeleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump, Maduro operasyonunda kullanılan gizli silahın adını açıkladı: Discombobulator Haber

Trump, Maduro operasyonunda kullanılan gizli silahın adını açıkladı: Discombobulator

Trump, New York Post’a verdiği röportajda, operasyonun en kritik unsurunun bu silah olduğunu vurgulayarak, “İçeri girdik, düğmelere bastılar ama hiçbir şey çalışmadı. Rus ve Çin yapımı füzeleri vardı ama tek bir tanesini bile ateşleyemediler” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı’na göre Discombobulator, Venezuela ordusunun radar, füze ve elektronik savunma altyapısını eş zamanlı olarak felç etti. “Teknik detaylar gizli” Silahın nasıl çalıştığına dair ayrıntı vermekten kaçınan Trump, bu bilgilerin gizli olduğunu ve açıklanmasının yasaklandığını belirtti. Ancak Discombobulator’ın, klasik askeri saldırı yöntemlerinden farklı olarak elektronik harp ve “dezoryantasyon” temelli bir teknolojiye dayandığını ima etti. Trump, bu sayede operasyonun kısa sürede tamamlandığını ve ABD askerlerinin hiçbir kayıp vermediğini savundu. Tanık ifadeleri: “Kafam içeriden patlayacak sandım” Operasyon sırasında sahada bulunan ve kimliği açıklanmayan Venezuela güvenlik görevlilerinin ifadeleri ise silahın yalnızca teknik sistemleri değil, insan sağlığını da etkilediğini ortaya koyuyor. Bir tanık, radarların aniden kapandığını, ardından yoğun bir ses dalgası hissettiklerini belirterek, “Sanki kafam içeriden patlayacakmış gibi hissettim. Birçoğumuzun burnu kanadı, bazıları kan kusmaya başladı. O dalgadan sonra yere yığıldık, ayağa kalkamadık” dedi. Operasyonun bilançosu ABD basınında yer alan bilgilere göre, seçkin Delta Force birliklerinden yaklaşık 20 askerin katıldığı operasyonun 2 saat 20 dakika sürdüğü, aralarında Venezuela ve Küba askerlerinin de bulunduğu 83 kişinin hayatını kaybettiği öne sürüldü. ABD yönetimi, Maduro’yu uzun süredir “uyuşturucu terörizmi” faaliyetleriyle suçluyor ve bu operasyonun uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleştirildiğini savunuyor. Küresel yankı Trump’ın Discombobulator açıklaması, modern savaş teknolojilerinin ulaştığı noktaya dair küresel ölçekte tartışmaları da beraberinde getirdi. Askeri uzmanlar, elektronik harp, ses dalgaları ve sinir sistemi üzerinde etkili olabilecek teknolojilerin gelecekte çatışmaların seyrini kökten değiştirebileceğine dikkat çekiyor. Ancak söz konusu silahın gerçekten bağımsız ve yeni bir teknoloji mi olduğu, yoksa mevcut sistemlerin bir kombinasyonu mu olduğu konusunda henüz bağımsız doğrulama bulunmuyor. Trump’ın açıklamalarıyla birlikte, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri ve siyasi stratejisinin önümüzdeki dönemde uluslararası arenada daha fazla tartışma yaratması bekleniyor. haberdeger.com ​​​​​​​Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Sincan Cezaevi’nde trans erkek mahpusun ölümü şüpheleri büyütüyor Haber

Sincan Cezaevi’nde trans erkek mahpusun ölümü şüpheleri büyütüyor

Sincan Cezaevi’nde trans erkek mahpus şüpheli koşullarda yaşamını yitirdi Ankara Sincan Cezaevi’nde kalan Poyraz adlı trans erkek mahpus, koğuşta asılı halde bulundu. Şüpheli ölümün ardından cezaevindeki uygulamalar ve müdahale süreciyle ilgili ciddi ihlaller ortaya çıktı. Kaos GL’nin aktardığı bilgilere göre savcılık olay yerine iki gün sonra geldi, tanıkların ifadeleri alınmadı. Trans mahpusları ziyaret eden avukatlar ise olayın birçok yönüyle “intihar gibi görünmediğini” belirtti. Avukatlar: “Sağlık ekibi uzun süre gelmedi, ilk müdahaleyi mahpuslar yaptı” Dört trans erkek mahpusun uzun süredir tecritte tutulduğunu söyleyen avukatlar, olay günü tüm mahpusların birlikte psikiyatri servisine götürüldüğünü, dönüşlerinde ise yeni sevk edilen kişiyi asılı halde bulduklarını aktardı. Mahpusların beyanına göre: İlk müdahaleyi ipi çakmakla keserek kendileri yaptı. Çağrılmalarına rağmen sağlık ekipleri uzun süre gelmedi. Odaya sonradan sevk edilen kişinin saçlarının kazınmış olduğu görüldü. Mahpusun asılı olduğu ip daha önce odada yoktu ve nereden geldiği bilinmiyor. Avukatlar, “Bu tablo intihar ihtimaliyle örtüşmüyor” dedi. “İp odaya ait değil, saçları kazınmıştı” Mahpuslar, ölüm anına ilişkin tutarsızlıkları şöyle aktardı: “Nabzı çok zayıftı. Saçları kazınmıştı. Odada olmayan bir ip kullanılmıştı. İki gündür tecritteydik, yeni sevk edilen bu kişinin nasıl böyle bir malzemeye ulaştığını bilmiyoruz.” Bazı gardiyanların olaydan sonra, “Zaten sorunları vardı” dediği iddia edildi. Cezaevi yönetiminde görev değişimi sonrası ayrımcı uygulamalar arttı Avukatların aktardığına göre birkaç ay önce Bakırköy’den gelen yeni müdürle birlikte trans mahpuslara yönelik ayrımcı uygulamalar ağırlaştı. Mahpuslara sık sık cinsel yönelim ve kimliklerine ilişkin uygunsuz sorular yöneltildi. “Saçları kısa olanlar bile ayrı koğuşa gönderiliyor. Bu nedenle cinsiyet uyum sürecinden vazgeçen mahpuslar var.” Hormona erişim, hastane randevuları ve düzenli sağlık hizmetlerinin de ciddi şekilde engellendiği bildirildi. “Okutulmadan belge imzalattılar”: Ayrı tutulmaya zorlayan dayatma Dört trans mahpusun birinin kısa süre önce intihar girişiminde bulunduğu da belirtildi. Mahpuslar ayrıca kendilerine okutulmadan bir belge imzalatıldığını söyledi. Bu belgenin, “Cinsiyet kimliğim nedeniyle ayrı tutulmak istiyorum” ifadesini içerdiği ortaya çıktı. Avukatlar bu uygulamanın, cezaevinde “zorla tecrit” anlamına geldiğini vurguladı. Şüpheli ölümle ilgili soru işaretleri derinleşiyor Poyraz’ın ölümüyle ilgili soruşturmanın gidişatı, geç gelen savcılık incelemesi, alınmayan tanık ifadeleri ve odaya nasıl getirildiği açıklanamayan ip nedeniyle kamuoyunda ciddi endişe yarattı. Cezaevindeki trans mahpuslara ilişkin hak ihlalleri ise olayın yalnızca bireysel bir ölüm değil, sistematik bir sorun olduğuna işaret ediyor.

Medyada deprem etkisi: Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy gözaltına alındı! Haber

Medyada deprem etkisi: Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy gözaltına alındı!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ünlülere ve haber spikerlerine yönelik yürütülen uyuşturucu soruşturması Habertürk’ün zirvesine sıçradı. Tanık ifadeleri ve yeni deliller doğrultusunda harekete geçen İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy’un evine baskın düzenledi. Gözaltına alınan Ersoy, Jandarma Komutanlığı’na götürülürken, kanal yönetimi flaş bir kararla Ersoy’un görevine son verdi. Tanık ifadeleri ve yeni deliller yaktı Soruşturma birimleri, elde edilen yeni deliller ve tanık ifadeleri doğrultusunda Mehmet Akif Ersoy isminin ön plana çıktığını belirledi. Hakkında "Kullanmak için uyuşturucu madde satın almak, bulundurmak" ve "Uyuşturucu kullanımına yer ve imkan sağlamak" suçlamalarıyla gözaltı kararı verilen Ersoy, akşam saatlerinde evinde yakalandı. Başsavcılık: 8 şüpheli hakkında karar var İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, operasyona ilişkin yaptığı resmi açıklamada toplam 8 şüpheli hakkında işlem yapıldığını duyurdu. Açıklamada, "Talimatımız gereği İstanbul İl Jandarma Komutanlığınca Mehmet Akif Ersoy ve 3 şüpheli gözaltına alınmıştır. Gözaltına alma işlemleri diğer şüpheliler yönünden devam etmektedir" denildi. Editör de gözaltında, Ersoy kovuldu Operasyon kapsamında Habertürk Dış Haberler Editörü Elif Kılınç’ın da gözaltına alındığı öğrenildi. Sıcak gelişmenin hemen ardından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ve Habertürk yönetimi harekete geçti. Kanal tarafından yapılan açıklamada, "Yürütülen soruşturmanın selameti açısından Mehmet Akif Ersoy görevinden uzaklaştırılmıştır" ifadeleri kullanıldı. Soruşturma spikerlere uzanmıştı Genişletilen soruşturma kapsamında geçtiğimiz günlerde ünlü spikerler Ela Rümeysa Cebeci ve Meltem Acet de gözaltına alınmış, ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı. Ersoy'un gözaltına alınmasıyla soruşturmanın kapsamının medya yöneticilerine kadar genişlediği görüldü.

Şok ses kayıtları ortaya çıktı: Güllü’nün kızı tırla yurt dışına mı kaçacak? Haber

Şok ses kayıtları ortaya çıktı: Güllü’nün kızı tırla yurt dışına mı kaçacak?

Tır kasasında kaçış planı Yalova’da evinin altıncı katından düşerek yaşamını yitiren ünlü sanatçının ölümündeki sır perdesi aralanmaya çalışırken, dosyaya giren yeni deliller olayın seyrini tamamen değiştirdi. Savcılık tarafından incelenen ses kayıtlarında, Tuğyan Ülkem Gülter’in bir arkadaşıyla yaptığı konuşmada pasaportsuz bir şekilde tır kasasında Fransa’ya ya da Gürcistan’a gitme planları yaptığı öne sürüldü. Sen Fransa’ya nasıl gideceğini anladın değil mi pasaportsuz tırla ve Fransa’ya da gidebiliriz Gürcistan hakkımız da duruyor şeklindeki ifadeler, soruşturmanın cinayet şüphesiyle derinleştirilmesine neden oldu. Savcılıkta seni yakacağım Soruşturma dosyasındaki bir diğer çarpıcı detay ise Gülter ile arkadaşı Bircan Dülger arasında geçtiği iddia edilen gerilimli konuşmalar oldu. Kayıtlarda Dülger’in arkadaşına yönelik bu işte suçum yok ama yanacağım belli yarın savcılıkta seni yakacağım Tuğyan diyerek tehditvari konuştuğu ve bildiklerini anlatacağı yönünde sinyaller verdiği belirtildi. Bu diyaloglar, olayın basit bir kaza olmayabileceği yönündeki kuşkuları artırdı. Annesinin ölmesini istemiş İddialar sadece kaçış planlarıyla sınırlı kalmadı ve Tuğyan Ülkem Gülter’in annesi hayattayken arkadaşına attığı mesajlarda beni bu kadından kurtar annem ölsün ifadelerini kullandığı tespit edildi. Ayrıca sanatçının menajeri Ferdi Aydın da Gülter’in bir yakın arkadaşına annesini öldürdüğünü itiraf ettiğini ve keşke annemi böyle öldürmeseydim kemikleri parçalandı üzüldüm dediğini iddia ederek sürecin bir kaza değil cinayet olabileceği ihtimalini güçlendirdi. Çok yönlü inceleme sürüyor Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada tanık ifadeleri ve dijital materyaller titizlikle incelenmeye devam ediyor. Hayatını kaybeden sanatçının kanında yüksek oranda alkol tespit edilmesine rağmen ölümün kesin nedeninin belirlenmesi için adli tıp raporu ve ortaya çıkan yeni delillerin bütüncül bir şekilde değerlendirildiği bildirildi. Türkiye halkının yakından takip ettiği olayda gözler savcılığın vereceği karara çevrildi.

Mardin’de bir aile nasıl yok oldu? “Yasak Aşk” iddiası dosyanın yönünü değiştirdi Haber

Mardin’de bir aile nasıl yok oldu? “Yasak Aşk” iddiası dosyanın yönünü değiştirdi

Üç canın alındığı evde yeni iddia soruşturmayı derinleştirdi. Mardin’in Kızıltepe ilçesinde aynı evde anne, baba ve 5 yaşındaki çocuklarının başlarından silahla vurulmuş halde bulunmasının ardından yürütülen soruşturmada “yasak ilişki” iddiası gündeme geldi. Emniyet birimlerinin kurduğu özel ekip, olay yerindeki bulgular ve tanık ifadeleri doğrultusunda dosyayı çok yönlü ele alıyor. Komşunun ifadesi dosyaya girdi, iki kişi tutuklandı. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan komşu M.C., ifadesinde, ailenin babasının başka bir kadınla ilişkisi olduğunu, bu nedenle eşler arasında tartışma çıktığını ve olayların bu tartışmanın ardından gerçekleştiğini öne sürdü. M.C., ayrıca olayda kullanılan silahı kendisinin temin ettiğini ve daha sonra kanalizasyona attığını iddia etti. Delil karartma şüphesiyle tutuklanan M.C.’ye yardım ettiği belirlenen V.E. de çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Böylece dosyadaki tutuklu sayısı ikiye çıktı. Kriminal raporlar dikkat çekti: Baba ve çocuğun elinde barut izi. Soruşturmanın teknik ayağında Diyarbakır Kriminal’de yapılan el svaplarında, aile fertlerinden babanın ve 5 yaşındaki çocuğun ellerinde barut izine rastlandığı öğrenildi. Bu bulgu, olayın oluş biçimine dair farklı senaryoların birlikte değerlendirilmesine yol açtı. Emniyet, raporların adli süreçte delil değerinin, olayın zaman çizelgesi ve kamera kayıtlarıyla birlikte incelendiğini vurguluyor. Evde zorlanma yok, silah kayıp: İlk tespitler çelişkileri artırdı. Olay yerine giren ekiplerin ilk incelemelerinde, kapıda zorlama izine rastlanmadığı ve evde yalnızca iki boş kovan bulunduğu kaydedildi. Olay silahının bulunamaması, hem “delil karartma” iddiasını hem de olayın üçüncü kişilerce yönlendirilmiş olabileceği ihtimalini güçlendiren unsurlar arasında yer aldı. Aile yakınları “para ve altınlar kayıp” diyor, cinayet ihtimali masada. Ailenin yakınları, evde bulunan para ve altınların kayıp olduğunu belirterek olayın yalnızca aile içi bir şiddet vakası olmayabileceğini savundu. İddialara göre, kaybolan değerli eşyalar dosyayı “hırsızlık amaçlı cinayet” ihtimali yönünde de genişletti. Emniyet, envanter çalışmasının sürdüğünü ve iddiaların araştırıldığını bildirdi. Avukatlardan çağrı: Spekülasyondan kaçınılsın, gerçekler yargıda açığa çıkacak. Ailenin avukatları, kamuoyuna yaptıkları açıklamada, dosyayla ilgili farklı mecralarda dolaşan spekülatif bilgilerin sürece zarar verebileceğini belirterek, hem ölenler hem de aile yakınları için hassasiyet çağrısı yaptı. Avukatlar, tutuklamaların yalnızca “delil karartma” değil, “öldürme” şüphesi kapsamında da değerlendirildiğini ifade etti. Soruşturma sürüyor, yanıt bekleyen sorular çok. Olayın kesin oluş şekli, silahın bulunup bulunamayacağı, kayıp değerlerin akıbeti ve tanık ifadelerinin kamera kayıtlarıyla örtüşüp örtüşmediği; önümüzdeki günlerde adli bilirkişi raporlarıyla netleşecek. Emniyet birimleri, dosyanın bütün ihtimallerle ele alındığını vurgulayarak, kamuoyunun gelişmelerden bilgilendirileceğini duyurdu.

Güllü davasında çarpıcı iddia: Tuğyan Hanım ölüm orucuna girmiş! Haber

Güllü davasında çarpıcı iddia: Tuğyan Hanım ölüm orucuna girmiş!

Güllü’nün ölümüyle ilgili yeni iddia: “Cezaevine girmemek için kilo vermeye çalışıyor” Arabesk müziğin unutulmaz isimlerinden Güllü’nün (Gül Tut) Yalova’daki evinin balkonundan düşerek yaşamını yitirmesinin ardından başlatılan soruşturmada dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Sanatçının eski patronu Ferdi Aydın, Güllü’nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter hakkında “ölüm orucuna girdi” iddiasında bulundu. Aydın, “Tuğyan Hanım cezaevine girmemek için 30 kiloya düşmeye çalışıyor. Şu anda 39 kilo. 30 kilo olursa cezaevine girmeyeceğini biliyormuş” dedi. Bu sözler sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Soruşturma genişliyor: Kamera, ses ve DNA analizleri sürüyor Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın intihar, kaza veya dış müdahale olup olmadığını belirlemek için geniş kapsamlı teknik inceleme yürütüyor. Olay gecesine ait görüntüler, Bursa Adli Tıp Kurumu ve Emniyet Kriminal Daire Başkanlığı tarafından analiz edilirken, ses kayıtları TÜBİTAK Bilişim ve Bilgi Güvenliği Araştırma Merkezi’ne gönderildi. Başsavcılığın talimatıyla seslerin kimlik eşleştirmesi, konuşma analizi ve zaman senkronizasyonu çalışmaları devam ediyor. Yalova Cumhuriyet Başsavcısı Duygu Bayar Öksüz de süreci TÜBİTAK Gebze tesislerinde bizzat takip edeceğini açıkladı. Tanık ifadeleri çelişkili: “Annesini öldüreceğini söylemişti” iddiaları Güllü’nün yakın çevresinden Bircan Dülger ve Çağrı Kutlu gibi tanıkların ifadeleri, soruşturmanın seyrini değiştirdi. Tanıklar, Tuğyan Gülter’in annesiyle sevgilisi Kervan yüzünden sık sık tartıştığını, annesini “öldüreceğim” dediğini ve önceden şiddet uyguladığını iddia etti. Bircan Dülger ayrıca, Tuğyan’ın annesini mutfak önlüğüyle bağladığını, daha önce frenleri kesmekle tehdit ettiğini öne sürdü. Ferdi Aydın da benzer şekilde, “Güllü bana, ‘Eğer ölürsem kızım yapmıştır’ demişti” ifadelerini kullandı. Tuğyan Gülter sessizliğini koruyor Ferdi Aydın’ın açıklamasının ardından gözler yeniden Tuğyan Ülkem Gülter’e çevrildi. Güllü’nün kızı, daha önce yaptığı açıklamada hakkındaki suçlamaları reddederek “Annemle aramız kötü değildi, o benim en yakın arkadaşımdı. Hakkımızda çıkan iftiralarla yargı önünde hesaplaşacağız” demişti. Gülter, ayrıca yasaklı madde kullandığı yönündeki iddiaları da yalanlayarak, “Ben hemşireyim, kendi emeğimle çalışan bir kadınım” ifadelerini kullanmıştı. Güllü’nün ölümü hâlâ gizemini koruyor 26 Eylül gecesi Yalova’da altıncı kattaki evinin balkonundan düşerek yaşamını yitiren Güllü’nün ölüm nedeni hâlâ netlik kazanmadı. Kamera kayıtları, Güllü’nün kızı ve arkadaşının olaydan hemen sonra çığlık atarak binadan çıktığını gösteriyor. Adli Tıp’tan gelecek bilimsel raporlar ve TÜBİTAK analizleri, olayın seyrini belirleyecek. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma “cinayet mi, kaza mı” sorusuna yanıt ararken, Türkiye toplumu ünlü sanatçının ölümünün perde arkasını merakla bekliyor.

İstanbul Bağcılar’da kahve siparişi tartışması cinayetle bitti Haber

İstanbul Bağcılar’da kahve siparişi tartışması cinayetle bitti

İstanbul’un Bağcılar ilçesinde bir kafede başlayan tartışma, dakikalar içinde ölümle sonuçlanan bıçaklı saldırıya dönüştü. Siparişini beğenmeyen 20 yaşındaki Havin Taşçı, eski iş arkadaşı olan 19 yaşındaki garson Şeymanur Ş. tarafından kalbinden bıçaklanarak öldürüldü. Olay sonrası kaçan Şeymanur Ş. ve 16 yaşındaki kız kardeşi polis tarafından yakalandı; saldırıyı gerçekleştiren Şeymanur Ş. tutuklanırken kardeşi serbest bırakıldı. Tartışma önce sözlü başladı, sonra bıçaklı saldırıya dönüştü. Olay, 31 Ekim sabahı saat 04.20’de Bağcılar Sancaktepe Mahallesi’ndeki bir kafede meydana geldi. Bir süre önce işten ayrılan Havin Taşçı, eski iş yerine giderek sipariş verdi. Gelen yiyeceği beğenmemesi üzerine Taşçı ile garson Şeymanur Ş. arasında tartışma çıktı. Şeymanur Ş., iş yerinden ayrılıp evine giderek bıçak aldıktan sonra kız kardeşiyle birlikte tekrar kafeye döndü. Sustalı bıçakla saldırdı: Havin Taşçı önce karnından sonra kalbinden bıçaklandı. Yeniden başlayan tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü ve Şeymanur Ş., yanında getirdiği sustalı bıçakla Taşçı’yı önce karnından, ardından kalbinden bıçakladı. Ağır yaralanan Taşçı, sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırıldı ancak tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi. Olayda kullanılan iki bıçak polis tarafından delil olarak toplandı. Şeymanur Ş. tutuklandı, 16 yaşındaki kardeşi serbest bırakıldı. Bağcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, olaydan kısa süre sonra iki kardeşi gözaltına aldı. Adliyeye sevk edilen Şeymanur Ş., “kasten öldürme” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kardeşi Feyza Ş. ise yaş küçüklüğü ve olayda doğrudan rolü bulunmaması nedeniyle serbest bırakıldı. Savcılık soruşturmayı sürdürürken güvenlik kameraları ve tanık ifadeleri dosyaya eklendi. Bir kafe tartışması, iki genç kadının kaderini değiştirdi: biri tutuklu, biri hayatta değil. Cinayet, sosyal medyada “gençlik şiddeti”, “öfke kontrolü” ve “kadınlar arası şiddet” başlıklarıyla tartışma konusu oldu. Olayın detayları aydınlatılmaya devam ederken, soruşturma dosyasının kısa sürede iddianameye dönüşmesi bekleniyor.

En az 2 bin kişiyi öldürdüğünü itiraf eden ‘Ebu Lulu’ kimdir? Haber

En az 2 bin kişiyi öldürdüğünü itiraf eden ‘Ebu Lulu’ kimdir?

Sudan’ın Darfur bölgesi, El-Faşir’de yaşanan kitlesel şiddetin merkezindeki isimlerden biri olarak anılan El-Fatih (al-Fateh) Abdullah İdris —nam-ı diğer “Ebu Lulu” veya “El-Faşir Kasabı”— bir çevrim içi yayında “2 bin kişiyi öldürdüğünü” ve daha fazlasını öldürme niyetinde olduğunu söyledi; sosyal medya videolarında gördüğü ve bazı tanıkların aktardığı görüntüler İdris’in sivillere yönelik infazlara karıştığı iddialarını güçlendiriyor. Bu iddialar hem saha raporları hem de uydu verileriyle birlikte uluslararası alarma yol açtı. Ebu Lulu, Darfur’da savaş başlamadan önce yerel bir savaşçı olarak biliniyordu ve El-Faşir’in HDK/RSF tarafından ele geçirilmesiyle kısa sürede öne çıktı. Uzun yıllara yayılan Darfur çatışma geçmişinde bilinen bir aktör olarak görünmeyen İdris’in ismi, El-Faşir’in paramiliter güçlerin kontrolüne geçmesiyle sosyal medyada yayılan infaz görüntüleriyle geniş yankı buldu; bazı medya analizleri ve bölge uzmanları onun daha önce yerel düzeyde tanındığını, ancak son saldırılarla görünürlüğünün dramatik biçimde arttığını belirtiyor. Sosyal medyada dolaşan videolar ve tanık ifadeleri Ebu Lulu’yu “infaz sembolü” haline getirdi. Çok sayıda kısa klipte, El-Faşir civarında İdris’e atfedilen kişilerin sivillere yönelik şiddet uyguladığı ve bazı kayıtların doğrudan çevrim içi hesaplardan yayıldığı iddia ediliyor; bağımsız doğrulamayı zorlaştıran iletişim kesintilerine karşın uluslararası haber kuruluşları ve insan hakları gözlemcileri söz konusu görüntüleri, tanıklıkları ve sağlık kuruluşu raporlarını karşılaştırarak ciddi insan hakları ihlali iddiaları olduğunu vurguladı. BM ve uluslararası kuruluşlar olayları toplu infaz, tecavüz ve etnik hedefleme bağlamında değerlendiriyor. Birleşmiş Milletler yetkilileri, El-Faşir’de toplu katliam ve sivillere yönelik cinsel şiddet iddialarına dair “güvenilir raporlar” aldıklarını bildirirken, bazı kurumlar ve uzmanlar yaşananları savaş suçu veya etnik temizlik/soykırım riski çerçevesinde ele alıyor; uydu görüntüleri ve saha raporları olayların ölçeğine dair kaygıları artırdı ve bağımsız soruşturma çağrılarını tetikledi. Ebu Lulu tek “suçlu” mu sorusu, HDK/RSF içindeki sorumluluk tartışmasını gündeme getirdi. El-Faşir’den gelen görüntüler ve raporlar İdris’in öne çıkan bir isim olduğunu gösterse de BM ve insan hakları gözlemcileri, benzer eylemlere karışan farklı milis grupların ve yerel komutanların da sorumlu olduğunu belirtiyor; bazı açıklamalarda HDK/RSF yetkilileri başlangıçta bağlantıyı reddetti, ardından gözaltılar ve tutuklama haberleri geldi ancak gözlemciler bunun kapsamlı bir hesap verebilirlikten çok “günah keçisi” gösterimi olabileceği uyarısında bulunuyor. İdris’in iddialarının bağımsız doğrulanması iletişim ve erişim engelleri nedeniyle halen sınırlı; resmi soruşturmalar ve uluslararası incelemeler bekleniyor. Saha erişiminin kısıtlı olması, iletişim hatlarının kopması ve çatışma koşulları nedeniyle çeşitli kaynaklar ölü sayıları ve olay ayrıntıları hakkında farklı rakamlar veriyor; bu nedenle uluslararası medya, insan hakları örgütleri ve uydu analizleri şu aşamada en önemli doğrulama kaynakları olarak takip ediliyor. Bağımsız soruşturmalar tamamlandıkça iddiaların kesin çerçevesi netleşecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.