SON DAKİKA

#Tarım

HABER DEĞER - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çin ve Kanada başbakanları Beijing’de bir araya geldi Haber

Çin ve Kanada başbakanları Beijing’de bir araya geldi

Çin Başbakanı Li Qiang, başkent Beijing’de Kanada Başbakanı Mark Carney ile bir araya geldi. Görüşmede Çin-Kanada ilişkilerinin mevcut durumu, ekonomik işbirliği ve küresel platformlarda ortak hareket etme imkanları masaya yatırıldı. Li Qiang: İlişkiler istikrarlı şekilde gelişmeli Başbakan Li Qiang, iki tarafın ortak çabaları sayesinde ikili ilişkilerde son dönemde iyileşme yaşandığını belirterek, Çin-Kanada ilişkilerinin sağlıklı ve istikrarlı biçimde gelişmesinin her iki ülkenin ortak çıkarlarına hizmet ettiğini söyledi. Li, Çin’in Kanada ile siyasi güveni artırmaya, diyalog ve temasları güçlendirmeye, fikir ayrılıklarını yöneterek ortak noktalara odaklanmaya hazır olduğunu vurguladı. Çin ve Kanada ekonomilerinin birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğuna dikkat çeken Li Qiang, hükümetler arası diyalog mekanizmalarının yeniden canlandırılmasıyla ticaret hacminin artırılabileceğini ifade etti. Çinli lider ayrıca Kanadalı şirketleri Çin’e yatırım yapmaya davet ederken, Kanada’dan da Çinli firmalara adil ve ayrımcı olmayan bir ticaret ortamı sunulması beklentisini dile getirdi. Çin’in Birleşmiş Milletler, Dünya Ticaret Örgütü, G20 ve APEC gibi platformlarda Kanada ile işbirliğini güçlendirmeye kararlı olduğunu söyledi. Carney: Tek Çin ilkesine bağlıyız Kanada Başbakanı Mark Carney ise Kanada’nın, Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanıyan ilk Batılı ülkelerden biri olduğunu hatırlatarak, Ottawa yönetiminin “Tek Çin” ilkesine bağlılığını sürdürdüğünü vurguladı. Carney, Kanada’nın Çin ile karşılıklı saygı temelinde diyaloğu artırmaya; ticaret, enerji, yeşil ekonomi, tarım ve kültür gibi alanlarda işbirliğini geliştirmeye hazır olduğunu belirtti. Çinli şirketlerin Kanada’ya yatırım yapmasını memnuniyetle karşılayacaklarını ifade eden Carney, çok taraflı ticaret sistemi ve küresel barışın korunması konusunda Çin ile eşgüdümü artırmak istediklerini söyledi. İşbirliği anlaşmaları imzalandı Görüşmenin ardından iki ülke arasında ticaret, gümrük, enerji, mühendislik, kültür ve kamu güvenliği başta olmak üzere çeşitli alanları kapsayan bir dizi işbirliği anlaşması imzalandı. Mark Carney, Beijing temasları kapsamında ayrıca Çin Ulusal Halk Meclisi Daimi Komitesi Başkanı Zhao Leji ile de bir görüşme gerçekleştirdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

AB, 25 yıllık Mercosur düğümünü çözdü Haber

AB, 25 yıllık Mercosur düğümünü çözdü

Avrupa Birliği, yaklaşık çeyrek asırdır müzakere edilen AB–Mercosur Serbest Ticaret Anlaşması’nda kritik eşiği aştı. Brüksel’de yapılan oylamada Fransa’nın “hayır” oyuna rağmen üye ülkelerin nitelikli çoğunluğu sağlandı ve anlaşmanın imzalanmasının önü açıldı. Karar, sokakta çiftçi protestolarını büyütürken, Parlamento aşamasının sert tartışmalara sahne olacağını işaret ediyor. Fransa itiraz etti, nitelikli çoğunluk geçti Diplomatik kaynaklara göre Fransa, Polonya, Macaristan ve İrlanda anlaşmaya karşı oy kullanırken Belçika çekimser kaldı; Avusturya destek vermedi. Buna karşın Almanya başta olmak üzere çok sayıda ülke, küresel ticaret gerilimlerinin arttığı bir dönemde Latin Amerika ile yeni ortaklıkların “stratejik bir sinyal” olduğu görüşünde birleşti. Nitelikli çoğunluk sistemi, üye devletlerin en az yüzde 55’ini ve AB nüfusunun en az yüzde 65’ini temsil eden desteği yeterli saydığı için Paris’in itirazı süreci durduramadı. İmza yolu açıldı, gözler Parlamento’da Oylamanın ardından yazılı onay prosedürü başlatıldı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Paraguay’a giderek anlaşmayı imzalaması bekleniyor. Ancak anlaşmanın yürürlüğe girmesi için Avrupa Parlamentosu’nun basit çoğunluk onayı gerekiyor. Paris, özellikle tarım ve çevre başlıkları nedeniyle “oyunun bitmediğini” savunuyor. Sokakta çiftçi öfkesi büyüyor Karar Fransa, Belçika ve Polonya’da sert protestoları tetikledi. Otoyollar kapatıldı, sınır geçişleri bloke edildi, traktörlü eylemler düzenlendi. Tarım sendikaları, anlaşmanın Avrupa çiftçisini daha düşük çevre ve sağlık standartlarına sahip ürünlerle rekabete zorlayacağını söylüyor; “Bu anlaşma ölüm fermanımız” sloganı öne çıkıyor. Ekonomik beklentiler ve riskler Anlaşmanın AB ihracatında yaklaşık 4 milyar avroluk gümrük vergisini kaldırması hedefleniyor. Mercosur ülkeleri Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay’da otomotiv parçaları, süt ürünleri ve şarap gibi kalemlerde yüksek tarifeler bulunuyor. Almanya ve İspanya, anlaşmayı ABD’nin gümrük baskıları karşısında yeni pazarlar açmanın ve Çin’e bağımlılığı azaltmanın aracı olarak görüyor. Muhalifler ise sığır eti, kümes hayvanı ve şeker gibi ucuz ithalatın yerli üreticiyi zorlayacağını vurguluyor. Komisyon taviz verdi, ikna sağlanamadı Avrupa Komisyonu; hassas tarım ürünleri için koruma mekanizmaları, pestisit kontrolleri, kriz fonu ve çiftçilere destek paketleri açıkladı. Ancak bu adımlar Fransa ve Polonya’yı ikna etmedi. Aralıkta karşı çıkan İtalya’nın bu kez destek vermesi ise dengeleri değiştirdi. Macron hükümeti baskı altında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “siyasi oybirliğiyle ret” çağrısına rağmen kararın geçmesi, Paris’in Avrupa içindeki manevra alanının sınırlı olduğunu gösterdi. Kararın ardından Fransa’da muhalefet hükümeti “çiftçileri feda etmekle” suçlarken, gözaltılar ve protestolar siyasette tansiyonu yükseltti. Şimdi ne olacak? Parlamento oylaması, tarım krizi ve sokaktaki öfkenin gölgesinde yapılacak. Mercosur dosyası artık yalnızca bir ticaret anlaşması değil; Avrupa’da gıda egemenliği, çevre politikaları ve demokratik meşruiyet tartışmalarının kesiştiği bir fay hattı olarak görülüyor.

İhracatta hedef ülke sayısı 60’a yükseldi Haber

İhracatta hedef ülke sayısı 60’a yükseldi

İhracatçılara 2026 yılının ilk müjdesi Ticaret Bakanlığı’ndan geldi. Ticaret Bakanlığı, 2026 yılında hedef ülke sayısı 55’ten 60’a çıkardı. İhracatçılara 2026 yılının ilk müjdesi Ticaret Bakanlığı’ndan geldi. Ticaret Bakanlığı, 2026 yılında hedef ülke sayısı 55’ten 60’a çıkardı. 2025 yılındaki hedef ülkeler; Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Azerbaycan, Bahreyn, Bangladeş, Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşik Krallık, Bosna Hersek, Brezilya, Cezayir, Çekya, Çin Halk Cumhuriyeti, Endonezya, Etiyopya, Fas, Fildişi Sahili, Filipinler, Fransa, Gana, Güney Afrika Cumhuriyeti, Güney Kore, Hindistan, Irak, İspanya, İtalya, Japonya, Kamboçya, Kanada, Katar, Kenya, Kolombiya, Kuveyt, Libya, Malezya, Meksika, Mısır, Nijerya, Özbekistan, Pakistan, Peru, Portekiz, Romanya, Rusya Federasyonu, Senegal, Sırbistan, Suudi Arabistan, Şili, Tanzanya, Tayland, Tunus, Umman, Ürdün, Venezuela ve Vietnam 2026 yılında da yerlerini korurken, Filistin, Suriye, Slovakya, Macaristan ve Kuzey Makedonya listeye yeni giren ülkeler oldu. Ticaret Bakanlığı’nın Türk ihracatçılarının uluslararası arenada rekabetçiliklerinin artması adına her yıl 16 kalemde devlet destekleri verdiğini dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, yurtdışı fuar, TURQUALITY, sektörel ticaret heyetleri, tarım, URGE, yurt içi fuar katılımı, pazara giriş, birim kira ve E-İhracat desteğinin öne çıktığını vurguladı. HEDEF ÜLKELER EİB'NİN İHRACATINDAN YÜZDE 73 PAY ALDI Hedef ülkelere yönelik düzenlenen fuar katılımı ve sektörel ticaret heyetlerinde Ticaret Bakanlığı’nın 20 puan ilave destek verdiğini, hedef sektörlerdeki firmaların ilave 5 puan daha destek aldığını vurgulayan Eskinazi, “Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2025 yılının 11 aylık döneminde gerçekleştirdiği 16 milyar 860 milyon dolarlık ihracatın 12 milyar 250 milyon dolarlık yüzde 73’lük büyük dilimi hedef ülkelere yapıldı. 2026 yılında bu çizgiyi sürdürmek istiyoruz” dedi. Ticaret Bakanlığı’nın devlet destekleri için 2025 yılında bütçesinde 33 milyar TL kaynak ayırdığı bilgisini veren Eskinazi, Ticaret Bakanlığı’nın 2026 yılı için destek tutarını 45 milyar TL’ye çıkardığını, ihracatçılar olarak beklentilerinin Türkiye’ye kazandırdıkları döviz tutarının yüzde 1’inin ihracata destek olarak kanalize edilmesi olduğunu ifade etti. Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2025 yılı etkinlikleri hakkında da bilgi veren Eskinazi, 2025 yılında 17 fuara milli katılım organizasyonu ve 13 sektörel ticaret heyeti gerçekleştirdiklerini sözlerine ekledi.

Çanakkale’de doğa için adalet mesaisi: Aynı gün üç kritik duruşma Haber

Çanakkale’de doğa için adalet mesaisi: Aynı gün üç kritik duruşma

Çanakkale’de yaşam alanlarını korumak için yürütülen hukuk mücadelesi dün yoğun bir güne sahne oldu. Ayvacık ilçesinde planlanan jeotermal ve rüzgâr enerji projelerine karşı açılan üç davanın duruşması art arda görülürken, köylüler ve doğa savunucuları adliye önünde bir araya gelerek taleplerini dile getirdi. JES projesinin tarım ve turizm üzerindeki etkileri mahkeme gündemindeydi Ayvacık ilçesine bağlı Büyükhusun köyünde Bakrom AŞ tarafından yapılması planlanan Jeotermal Enerji Santrali için verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali istemiyle açılan dava, Çanakkale 2. İdare Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada söz alan yurttaşlar ve avukatlar, JES projesinin bölgedeki tarımsal üretimi olumsuz etkileyeceğini, aynı zamanda turizmi tehdit edeceğini belirterek kararın iptalini talep etti. RES projelerinde “parça parça ÇED” uygulaması tartışıldı Günün ilerleyen saatlerinde Ayvacık’ın Cemaller ve Söğütlü köyleri yakınında planlanan Ilgardere Rüzgâr Enerji Santrali projelerine ilişkin iki ayrı duruşma yapıldı. Or Enerji AŞ tarafından yürütülen ve dört ayrı ÇED sürecine bölünen projeye köylüler uzun süredir itiraz ediyor. Mevcut türbinlerin etkilerini hâlihazırda yaşadıklarını ifade eden yurttaşlar, meraların ve tarlaların hemen yanına kurulması planlanan yeni türbinlerin yaşam alanlarını tehdit ettiğini vurguladı. Bilirkişi raporları sonrası iptal talebi güçlendi RES projelerine ilişkin daha önce alınan yürütmeyi durdurma kararlarının ardından, bilirkişi raporlarının da köylüler lehine sonuçlandığı hatırlatıldı. Bu aşamada çevre örgütleri ve bölge halkı, ÇED kararlarının tamamen iptal edilmesini talep ediyor. Adliye önünde ortak çağrı yapıldı Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından Çanakkale Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasında, enerji şirketlerinin ÇED yönetmeliğini dolanmak için projeleri bilinçli biçimde parçalara ayırdığı belirtildi. Bu yöntemin dava süreçlerini hem yurttaşlar hem de doğa savunucuları açısından daha yorucu ve masraflı hale getirdiği ifade edildi. Çevresel riskler ve halkın ihtiyaçları vurgulandı Açıklamada JES ve RES projelerinin yol açabileceği ağır metal kirliliği, su rejiminde bozulma, gürültü, kuş ölümleri ve tarımsal verim kaybı gibi risklere dikkat çekildi. Enerji politikalarının şirket kârı yerine, Türkiye toplumu açısından halkın gerçek ihtiyaçları ve doğanın korunması temelinde planlanması gerektiği dile getirildi. Çanakkale’de görülen bu üç dava, yalnızca yerel bir çevre mücadelesini değil, aynı zamanda doğa ile kalkınma arasındaki tercihin nasıl yapılacağına dair ülke genelindeki tartışmayı da yeniden gündeme taşıdı.

Türkiye’nin gölleri alarm veriyor Haber

Türkiye’nin gölleri alarm veriyor

TBMM’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın bütçe görüşmelerinde söz alan Perihan Koca, Türkiye’de yaşanan kuraklığı ve göllerin hızla yok oluşunu Meclis gündemine taşıdı. Koca, ülkedeki ekolojik krizin tesadüf olmadığını, izlenen politikaların sonucu olduğunu vurguladı. “Türkiye’de 240 gölün dörtte üçü kurudu” Koca, dünyada ve Türkiye’de kuraklık ile çevre tahribatının giderek arttığını belirterek, “Bugün itibarıyla Türkiye’deki 240 gölün dörtte 3’ü kurumuş durumda. Bilebildiğimiz kadarıyla 186 göl tamamen kurudu, kalanlar ise can çekişiyor” dedi. Koca, yaşanan tablonun “kuraklık distopyası” gibi göründüğünü ancak bunun yanlış iklim ve çevre politikalarının sonucu olduğunu ifade etti. “Seyfe Gölü’nde 10 bin 700 hektar alan yok oldu” Kuruyan ve kurumaya yüz tutan göllerden örnekler veren Koca; Meke, Akşehir, Sapanca, Tuz Gölü, Beyşehir, Eber, Burdur ve Acıgöl’ün ciddi risk altında olduğunu söyledi. Kırşehir’deki Seyfe Gölü’nde ise 10 bin 700 hektarlık alanın kuruduğunu belirten Koca, binlerce kuş türüne ve flamingolara ev sahipliği yapan gölün artık yok denecek durumda olduğunu dile getirdi. “Konya Ovası tamamen kurudu, obruklar oluşuyor” Kuraklığı önleyici politikalar hayata geçirilmezse göllerin yalnızca haritalarda isim olarak kalacağını söyleyen Koca, Konya Ovası’nda devasa yer altı sularının çekildiğini, bunun da obruklara yol açtığını belirtti. Koca, bu sürecin hem iklim değişikliğinin hem de yanlış tarım ve çevre politikalarının sonucu olduğunu ifade etti. “Doğu Karadeniz hariç her yerde şiddetli kuraklık var” Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerini hatırlatan Koca, 2025 su yılında yağışların normalin yüzde 27 altında kaldığını söyledi. Doğu Karadeniz dışındaki tüm bölgelerde şiddetli kuraklık yaşandığını vurgulayan Koca, “Türkiye’nin yüzde 88’i çölleşme tehdidi altında” dedi. “Konya Ovası’na mısır ekmekle övünmek akıl dışı” Tarım politikalarını da eleştiren Koca, Konya Ovası gibi su stresi yaşayan bölgelerde mısır ekimini teşvik etmenin büyük bir hata olduğunu söyledi. Koca, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı’na seslenerek, “Onlarca toplantı ve çalıştay yapıldığını söylüyorsunuz ama bugüne kadar hangi somut eylem planını hayata geçirdiniz?” sorusunu yöneltti. Koca’nın açıklamaları, Türkiye’de su kaynaklarının korunmasına yönelik acil ve bağlayıcı politikaların gerekliliğini bir kez daha gündeme taşıdı.

Himalayalar’da su alarmı: Çin’in 168 milyar dolarlık barajı 1,5 milyar insanı tehdit ediyor Haber

Himalayalar’da su alarmı: Çin’in 168 milyar dolarlık barajı 1,5 milyar insanı tehdit ediyor

Çin, Tibet’te yer alan Yarlung Tsangpo Nehri’nin “Büyük Bükülme” olarak bilinen bölümünde, yaklaşık 168 milyar dolarlık dev bir hidroelektrik baraj projesini hayata geçiriyor. Proje, Çin’in enerji kapasitesini artırmayı ve karbon nötr hedeflerine katkı sunmayı amaçlarken, nehrin aşağı havzalarında yaşayan yaklaşık 1,5 milyar insan için ciddi su güvenliği endişeleri doğuruyor. Çin, Himalayalar’daki barajla enerji gücünü küresel ölçekte büyütmeyi hedefliyor Yaklaşık 2 bin metrelik yükseklik farkına sahip “Büyük Bükülme” bölgesi, dünyadaki en yüksek hidroelektrik potansiyellerden biri olarak kabul ediliyor. Çinli yetkililere göre bu proje, Üç Boğaz Barajı’nın yaklaşık üç katı kadar elektrik üretebilecek kapasiteye sahip. Üretilen enerjinin özellikle elektrikli araçlar, yapay zekâ merkezleri ve yüksek enerji tüketen süper bilgisayar tesisleri için kullanılacağı belirtiliyor. Proje yalnızca enerji değil, ulusal güvenlik stratejisinin de parçası olarak görülüyor Uzmanlara göre Tibet’te böylesine büyük bir altyapı yatırımı, Çin’in tartışmalı sınır bölgelerinde kontrolünü güçlendirme politikasının bir uzantısı. Çin yönetimi, Himalayalar boyunca inşa edilen barajlar ve ulaşım projeleriyle hem askeri hem de siyasi nüfuzunu artırmayı amaçlıyor. Bu durum, özellikle Hindistan ile ilişkilerde yeni gerilim başlıkları yaratıyor. Baraj sistemi nehir ekosistemini kökten değiştirecek ölçekte planlanıyor Projeye göre nehrin bir bölümü tünellerle yönlendirilerek beş kademeli hidroelektrik santraline aktarılacak. Her santral, bir öncekinden daha alçak bir noktada konumlanacak ve toplamda yaklaşık 150 kilometrelik bir sistem oluşturacak. Ancak rezervuarların ne kadar alanı sular altında bırakacağı ve tam yerleşim planı hâlâ kamuoyuyla paylaşılmış değil. Deprem, heyelan ve iklim krizi riskleri projenin en kırılgan noktası Yarlung Tsangpo Vadisi, dünyanın en derin kanyonlarından birine ev sahipliği yapıyor ve yoğun sismik hareketlilikle biliniyor. Uzmanlar, buzul gölü taşkınları, artan yağış rejimi ve iklim krizinin etkileri nedeniyle böylesi bir mega projenin tüm risklerinin mühendislik çözümleriyle tamamen ortadan kaldırılamayacağını vurguluyor. Yerel topluluklar yerinden edilme ve kültürel kayıp tehlikesiyle karşı karşıya Baraj inşaatı, bölgede yaşayan on binlerce kişinin, özellikle Monpa ve Lhoba topluluklarının yaşam alanlarını terk etmesine yol açıyor. Çinli yetkililer yeni konut ve ibadet alanları inşa edildiğini açıklasa da yerel halk, sosyal bağların ve kültürel hafızanın geri dönülmez biçimde zarar gördüğünü dile getiriyor. Hindistan ve Bangladeş için susuzluk ve kuraklık riski büyüyor Yarlung Tsangpo Nehri, Hindistan sınırları içinde Brahmaputra adını alarak tarım, balıkçılık ve içme suyu açısından hayati bir rol oynuyor. Hindistanlı yetkililer, Çin’in suyu ne zaman ve ne kadar bırakacağına dair şeffaf veri paylaşmamasının “su güvenliği” açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre bu durum, iklim krizinin de etkisiyle Güney Asya’da kuraklık ve gıda krizlerini derinleştirebilir. Bölgede başlayan baraj yarışı ekolojik riskleri daha da artırıyor Çin’in hamlesine karşılık Hindistan da Brahmaputra üzerinde büyük ölçekli baraj projelerini hızlandırmış durumda. Uzmanlar, iki ülke arasında iş birliği yerine rekabetin hâkim olması halinde, nehir ekosisteminin ve milyonlarca yurttaşın yaşam hakkının daha büyük risk altına gireceği uyarısında bulunuyor. Bilim insanları şeffaflık ve uluslararası iş birliği çağrısı yapıyor Çevre örgütleri ve akademisyenler, projeden önce kapsamlı biyolojik çeşitlilik çalışmaları yapılmasını, su akışına dair verilerin aşağı havza ülkeleriyle paylaşılmasını talep ediyor. Aksi halde, Çin’in temiz enerji hedefiyle başlattığı bu mega proje, Güney Asya için uzun vadeli bir susuzluk ve kuraklık krizinin tetikleyicisi olabilir.

Artvin Sarp Sınır Kapısı'nda 6,1 ton mandalina imha edildi! Haber

Artvin Sarp Sınır Kapısı'nda 6,1 ton mandalina imha edildi!

Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü, Artvin Sarp Sınır Kapısı’nda Gürcistan’a ihraç edilmek istenen 6.100 kilogram mandalinada zirai ilaç kalıntısı tespit edildiğini açıkladı. Uygunsuz ürünler imha edildi, sorumlular hakkında yasal işlem başlatıldı. Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaya göre, Artvin Sarp Sınır Kapısı’nda Mersin’den Gürcistan’a ihraç edilmek istenen mandalinada yapılan denetimler sırasında zirai ilaç kalıntısı tespit edildi. Söz konusu 6 bin 100 kilogram mandalina, tespit edilen uygunsuzluk nedeniyle imha edildi. ???? Artvin Sarp Sınır Kapısı’nda, gıda kontrol görevlilerimiz tarafından yapılan denetimlerde Mersin’den Gürcistan’a ihraç edilmek istenen 6.100 kg mandalinada zirai ilaç kalıntısı tespit edilmiş, ürünler İMHA EDİLMİŞTİR. ⚖️ Uygunsuzluklar neticesinde sorumlular hakkında yasal… pic.twitter.com/MjmGfXe7Qc — T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı (@TCTarim) November 20, 2025 Gıda güvenliğinin korunması amacıyla denetimlerin titizlikle sürdürüleceği ve uygunsuzluklara asla geçit verilmeyeceği vurgulanırken, ihraç sürecinde sorumlu olan kişiler hakkında yasal işlem başlatıldığı bildirildi. Genel Müdürlük, sınır kapılarında yapılan denetimlerle hem tüketici sağlığını hem de ihracat standartlarını güvence altına almayı sürdüreceklerini açıkladı.

İran’dan nükleer program açıklaması Haber

İran’dan nükleer program açıklaması

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezzekian, İran Atom Enerjisi Örgütü’nü ziyaretinde yaptığı açıklamada, ülkenin nükleer sanayiyi geliştirme hedefinin nükleer silah üretimi değil, “halkın ihtiyaçlarını karşılamak ve ekonomik refahı artırmak” olduğunu belirtti. Pezzekian, nükleer endüstrinin yalnızca küçük bir kısmının askeri amaçlarla ilişkilendirildiğini, geri kalanının sağlık, tarım, enerji ve çevre gibi alanlara hizmet ettiğini vurguladı. Pezzekian: “Nükleer endüstriyi büyütme kararlılığımız bomba üretmeye değil, refah sağlamaya yöneliktir.” Cumhurbaşkanı, radyofarmasötik üretimi ve tıbbi tedavi teknolojilerinin yer aldığı sergiyi gezdikten sonra yaptığı konuşmada, İran’ın nükleer bilim insanlarının çalışmalarını “bilimsel cihat” olarak nitelendirdi. Pezzekian, ülkenin radyofarmasötik üretiminde bölgesel bir güç olma potansiyeline işaret ederek, “Bu teknoloji yalnızca tedavi için değil, aynı zamanda ulusal zenginlik üretimi için stratejik bir değere sahip” dedi. “Nükleer silah üretmek gündemimizde yok” vurgusu bir kez daha tekrarlandı. Pezzekian, Batılı ülkeleri İran’ın nükleer ilerleyişini engellemek için “asılsız silah iddialarını” kullanmakla eleştirdi ve “Bu iddiaların onlar için bahane olduğunu kendileri de biliyor” dedi. İranlı nükleer bilim insanlarına yönelik suikastların, ülkenin teknoloji bağımsızlığını hedef alan bir baskı aracı olduğunu savundu. İran, radyofarmasötikler, tarım teknolojileri, su arıtma ve enerji üretiminde nükleer uygulamaları genişletmeyi hedefliyor. Cumhurbaşkanı, nükleer teknolojinin yalnızca savunma değil, sağlık, tarım, su yönetimi ve çevre koruma gibi alanlarda kullanıldığını belirterek, bu teknolojinin tanıtım ve ihracatında daha etkili bir planlamaya ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. “Ulusal kaynaklarımızı kullanırken bilimsel potansiyeli değerlendirmekte yavaş kaldık” diyerek iç eleştiri de yaptı. 8 yeni nükleer santral planı: İran, Rusya ile yeni elektrik üretim projeleri yürütüyor. İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed Eslami, ülkenin güney ve kuzey kıyılarında 8 yeni nükleer santral kurulacağını açıkladı. Bu projelerin bir kısmı Rusya ile yürütülen anlaşmalara dayanıyor. Eslami, “20 bin megavat nükleer elektrik üretimi hedefini gerçekleştirmek için çalışıyoruz” dedi. Nükleer santrallerle birlikte tuzdan arındırma tesisleri ve yerli teknoloji altyapısı da kurulacak. Eslami, Buşehr'de devam eden nükleer santral projesiyle entegre 70 bin metreküp kapasiteli su arıtma tesisi kurulacağını duyurdu. Ayrıca kuantum, lazer ve füzyon teknolojilerinde de üniversitelerle işbirliği yapılacağını açıkladı. “Nükleer endüstri İran’ın bilimsel bağımsızlığının sembolü olacak.” Pezzekian, nükleer projelerin yalnızca teknolojik değil, jeopolitik bir bağımsızlık meselesi olduğunu belirterek, “Bu başarıları hızlandırmak için devlet tüm desteği verecek. Ülkenin geleceği bilgide, inovasyonda ve kendi teknolojimizi üretmekte” dedi.

Senegal’de hızla yayılan salgın: Rift Vadisi Ateşi can almaya devam ediyor Haber

Senegal’de hızla yayılan salgın: Rift Vadisi Ateşi can almaya devam ediyor

Senegal’de eylül ayı sonunda ortaya çıkan Rift Vadisi Ateşi salgını hızla yayılmayı sürdürürken, yaşamını yitirenlerin sayısı 29’a yükseldi. Sağlık Bakanlığının açıkladığı son verilere göre, 381 vaka tespit edildi, bunların 312’si iyileşti. Salgın kısa sürede 4 can daha aldı 23 Ekim’de can kaybının 25 olduğu duyurulan salgında, son günlerde 4 kişi daha hayatını kaybetti. Yetkililer, hastalığın özellikle hayvancılıkla uğraşan bölgelerde hızla yayıldığını ve enfekte hayvanlarla temasın yayılımda belirleyici olduğunu vurguluyor. Hastalığın kökeni ve bulaşma şekli Rift Vadisi Ateşi, adını ilk tespit edildiği Doğu Afrika’daki Büyük Rift Vadisi’nden alıyor. 1931’de Kenya’da sığırlar arasında ortaya çıkan virüs, insanlara çoğunlukla sivrisinekler aracılığıyla ya da enfekte hayvanların kanı ve dokusuyla temas sonucu bulaşıyor. Hastalık genellikle yüksek ateş, halsizlik ve kas ağrısı gibi grip benzeri belirtilerle ortaya çıkıyor; fakat bazı vakalarda karaciğer yetmezliği, beyin iltihabı veya görme kaybı gibi ağır komplikasyonlar görülebiliyor. Riskli bölgeler ve yayılma nedeni Uzmanlara göre, salgının özellikle yağış döneminde artan sivrisinek popülasyonu nedeniyle hızlandığı düşünülüyor. Tarım ve hayvancılığın yoğun olduğu kırsal alanlar virüsün yayılımında en riskli noktalar olarak gösteriliyor. Hastalık hayvanlardan insanlara bulaşırken, insandan insana yayılma göstermiyor. Bu nedenle halk sağlığı önlemleri daha çok hayvancılık faaliyetleri, sivrisinek kontrolü ve halk bilgilendirmesine odaklanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.