SON DAKİKA

#Tasfiye Süreci

HABER DEĞER - Tasfiye Süreci haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tasfiye Süreci haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz 2027 bütçe hedeflerini açıkladı: Enflasyon hedefi yüzde 21, ihracat hedefi 292 milyar dolar Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz 2027 bütçe hedeflerini açıkladı: Enflasyon hedefi yüzde 21, ihracat hedefi 292 milyar dolar

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplanarak 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin görüşmelerine başladı. Toplantı açılışındaki usul tartışmalarının ardından sunumunu yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, makroekonomik hedefler, büyüme, istihdam ve sermaye piyasalarına ilişkin detayları aktardı. Bütçenin teması: "Dayanıklılık, refah ve dönüşüm" Bütçenin temel yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, dezenflasyon sürecinin bütçenin ana dayanağı olduğunu belirterek şunları söyledi: "2027 bütçesi, ‘Dayanıklılık, refah ve dönüşüm’ bütçesidir. Ekonomimizin dış şoklara karşı direncini artırmayı hedefliyoruz. Kalıcı refahın ön koşulu, fiyat istikrarının sağlanması ve makroekonomik dengelerin sürdürülebilir biçimde güçlendirilmesidir. Dezenflasyon sürecinin desteklenmesi bütçenin temel dayanağıdır." "Milli gelirin bu yıl 1,8 trilyon doları aşması bekleniyor" Türkiye ekonomisinin 24 çeyrektir kesintisiz büyüdüğünü ve yüzde 5,2'lik performansla dünya ortalamasının üzerinde seyrettiğini ifade eden Yılmaz, büyüme ve milli gelir öngörülerini şöyle sıraladı: "Potansiyel büyüme oranının 0,5 puan yükselmesiyle 2027’de yüzde 4,2’ye, 2028’de yüzde 4,6’ya ve program dönemi sonunda yüzde 5 seviyesine ulaşması bekleniyor. Bu yıl milli gelirin 1,8 trilyon doların üzerine çıkması, kişi başına gelirin ise 20 bin doları aşması beklenmektedir. Program döneminde milli gelirin 2 trilyon dolar sınırını aşması hedeflenmektedir." Enflasyon, istihdam ve ihracat hedefleri Bütçe sunumunda dezenflasyon süreci kapsamında tüketici fiyat artışının 2027 yılında yüzde 21 seviyesine geriletilmesi amaçlanırken, aynı dönem için mal ihracat hedefi 292 milyar dolar olarak belirlendi. İstihdam alanında yıllık ortalama 711 bin ilave iş imkanı oluşturularak işsizlik oranının tek haneli seviyelere indirilmesi hedeflenirken, konut arzını artırmak amacıyla sosyal konut ve kiralık sosyal konut projelerinin devreye alınacağı açıklandı. Sorunlu yatırım fonlarında tasfiye süreci başladı Sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelere ve sorunlu yatırım fonlarına ilişkin idari ile adli adımların atıldığını vurgulayan Yılmaz, ödeme süreçlerine dair şu bilgileri verdi: "Yatırım fonlarında yaşanan gelişmeler sınırlı bir alanda ortaya çıktı. Gerekli idari ve adli tedbirler alındı. Sorunlu fonların tasfiyesi başladı. Kanun teklifinin yasalaşmasının ardından ödemeler hızla yapılacaktır. Sermaye piyasalarımızı güçlü şekilde desteklemeyi sürdüreceğiz." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Mehmet Uçum yazdı: 15-16 Temmuz Milli Demokratik Halk Devrimi Haber

Mehmet Uçum yazdı: 15-16 Temmuz Milli Demokratik Halk Devrimi

İkinci Kurtuluşun ve Milli Egemenliğin İnşası Makalesinde, birinci kurtuluşun Atatürk liderliğinde Anadolu’nun kapsayıcı felsefesine dayandığını hatırlatan Uçum, 15 Temmuz’u Cumhuriyet’in kuruluş felsefesindeki eksiklikleri tamamlayan bir "ikinci kurtuluş mücadelesi" olarak nitelendiriyor. 21. yüzyılın başından itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, antidemokratik ve vesayetçi rejim içinde bir "demokratik merkez" oluşturma çabası güdüldüğünü belirten Uçum, 15 Temmuz’un aslında bu demokratik merkez ile antidemokratik sistem arasındaki çatışmanın zirve noktası olduğunu ifade ediyor. Ona göre, 15 Temmuz’da halkımız, iç dinamikleri kullanarak ülkeyi işgal etmek isteyen emperyalist odaklara karşı, siyasi ve ekonomik olarak daha güçlü bir konumda verdiği bu mücadeleyle milli iradenin üstünlüğünü tescillemiştir. FETÖ'nün Karanlık Yüzü ve Barışçı Halk Devrimi Uçum, 15 Temmuz’un faillerini "siyasal gerici ve faşist" bir çete olarak tanımlıyor; örgütün ideolojik hattının çeşitliliğe kapalı, siyasal pratiğinin ise totaliter ve faşist karakterde olduğunu vurguluyor. Darbe kalkışmasının bir devirme ve işgal girişimi olduğunu belirten Uçum, bu hain girişimin halkın destansı direnişiyle yerle bir edildiğini kaydediyor. Türkiye demokrasisinin, refah toplumuna dayalı kırılgan Batı tipi demokrasilerden farklı olarak, toplumun kendini özgürce ifade etme ihtiyacından doğan "mayası güçlü" bir yapıya sahip olduğunun altını çizen Uçum, bu devrimci eylemin hiçbir sivil çatışmaya mahal vermeden, barışçı bir karakterle icra edilmesinin dünya siyaset literatürü açısından bir ilk olduğunu vurguluyor. Liderlik Tarzında Dönüşüm: Talep Demokrasisi Analizinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi liderliğine özel bir parantez açan Uçum, Türkiye’de temsil siyasetinin yerini "talep siyasetinin" aldığını savunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "doğrudan ve organik siyasi liderlik" tipini temsil ettiğini belirten Uçum, bu tarzın "tez demokrasisi" yerine halkın doğrudan taleplerine dayanan "talep demokrasisini" merkeze aldığını ifade ediyor. Bu liderlik pratiğinin, Türkiye’de 15 Temmuz sonrası demokrasi kültürünün kalıcı hale gelmesinde ve devlet ile toplum arasındaki temel çelişkilerin çözülmesinde belirleyici rol oynadığına dikkat çekiliyor. Hukuk İçinde Kalma İlkesi ve Tasfiye Süreci Uçum, 15 Temmuz sonrasındaki tasfiye sürecini, devrimci bir dönemde hukuk devleti ilkelerinden taviz verilmeden yürütülen "hukuk içinde kalma ilkesinin" ilk somut örneği olarak takdim ediyor. Kamu görevinden ihraçlardan örgüt kapatmalarına kadar yapılan işlemlerin, idari ve yargısal süreçler içerisinde yürütüldüğünü belirten Uçum, devletin bürokratik kurumsal egemenliğinin parçalandığını ve halkın devletini inşa etme aşamasına geçildiğini belirtiyor. Makalede paylaşılan verilere göre, 26 gün süren demokrasi nöbetlerine 37,6 milyon kişinin katıldığı ve toplamda 40 milyonu aşkın bir iradenin meydanlarda demokrasiye sahip çıktığı ifade ediliyor. Türkiye’nin artık "Milli Devleti yeniden yapılandırma" döneminde olduğunu belirten Uçum, 15-16 Temmuz’un Türkiye’nin geleceğini şekillendiren en güçlü demokrasi manifestosu olduğunu vurguluyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

1,5 Milyarlık borçla iflas kararı! Haber

1,5 Milyarlık borçla iflas kararı!

Mahkeme kararıyla iflas kesinleşti, konkordato kapısı kapandı. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, Hitit Seramik AŞ hakkında iflas hükmü kurdu. Aynı dosyada Beril Seramik Hammaddeleri AŞ için de iflas kararı verildi. Mahkeme, şirketlerin konkordato kapsamında sağlanan haciz korumasını kaldırarak süreci sonlandırdı. Borç tablosu ağır: 1,5 milyarı aşan yük kaldırılamadı. Dosya kapsamında şirketin toplam borcunun yaklaşık 1,5 milyar lira seviyesinde olduğu tespit edildi. 2025 yılı için kârlılık beklentisi açıklanmışken, yılın ilk dört ayında ortaya çıkan 72 milyon liralık zarar, finansal kırılmanın derinliğini ortaya koydu. Bir dönem “kalkınma hikâyesi”ydi, bugün iflas sayfası açıldı. Yaklaşık 40 yıl önce İbrahim Hızal tarafından temelleri atılan şirket, kurucusunun 2017’deki vefatının ardından eşi Sevgi Hızal ile kızları Beril Hızal ve Eylül Nehir Hızal’ın yönetimine geçti. Ancak aile yönetimi döneminde derinleşen finansal sorunlar aşılamadı. Konkordato umut verdi, beklenen iyileşme gelmedi. Mali darboğazın büyümesi üzerine başlatılan konkordato sürecinde mahkeme şirketlere geçici mühlet tanıdı. Bu süre zarfında hacizlere karşı sağlanan kalkan, üretimi ve nakit akışını toparlamaya yetmedi; tablo düzelmeyince iflas kararı kaçınılmaz oldu. Holding ve aile için de koruma kalktı. Aynı davada İbrahim Hızal Holding AŞ ile Sevgi Hızal, Beril Hızal ve Eylül Nehir Hızal hakkında verilen geçici mühlet de kaldırıldı. Böylece hem şirketler hem de aile bireyleri açısından hacizlere karşı koruma sona erdi. Sektöre dalga: Tedarik zinciri ve istihdam riski büyüyor. Seramik sanayii, küresel talep daralması ve finansman maliyetlerindeki artıştan en fazla etkilenen alanlar arasında yer alıyor. Hitit Seramik’in iflası, yalnızca üretimi değil; hammadde tedarikçilerini, taşeronları ve çalışanları da etkileyebilecek zincirleme bir risk anlamına geliyor. Gözler tasfiye süreci ve alacaklı planında. Bundan sonraki aşamada tasfiye takvimi, alacakların tahsili ve olası satış süreçleri izlenecek. Kararın, sektördeki diğer firmaların bilanço yönetimi ve finansman stratejilerini de yeniden gözden geçirmesine yol açması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.