SON DAKİKA

#Tehlike

HABER DEĞER - Tehlike haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tehlike haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Alıştığımız dünyaya darbe: Düzeni sarsan 5 kitap önerisi Haber

Alıştığımız dünyaya darbe: Düzeni sarsan 5 kitap önerisi

Günlük hayatın değişmeyeceğine inanmak güven verici olsa da edebiyat çoğu zaman bu konforu sarsıyor. Bireysel vazgeçişlerden toplumsal çöküş senaryolarına kadar uzanan anlatılar, kurulu sandığımız dünyaların ne kadar hassas olduğunu gözler önüne seriyor. Hafta sonu için derlenen beş kitap, gerçekliğin sınırlarını ve alışılmış düzeni sorgulayan hikâyeleri bir araya getiriyor. Ölümsüzlüğün yükünü anlatan bir savaşçı hikâyesi öne çıkıyor Keanu Reeves ve China Miéville imzalı Öteyer Kitabı, binlerce yıl yaşamış bir savaşçının ölümsüzlüğün bedeliyle yüzleşmesini merkezine alıyor. Tanrılarla yapılan bir anlaşma sonucu hayatta kalan karakter, son bir görev karşılığında ölme ihtimaliyle karşı karşıya kalırken roman mitoloji ile modern şiddeti buluşturuyor ve sonsuz yaşamın bir güçten çok ağır bir yük olabileceğini vurguluyor. Modern hayatın görünmeyen yüklerini anlatan bir kaçış hikâyesi dikkat çekiyor Hyunam-Dong Kitabevi, dışarıdan “doğru” görünen bir hayatın içinde kendini kaybeden Youngju’nun küçük bir kitabevi açarak yeniden başlama kararını konu alıyor. Roman yalnızca bireysel dönüşümü değil, kitabevine yolu düşen farklı karakterler üzerinden modern hayatın sıkışmışlık hissini ve görünmeyen yüklerini anlatıyor. Felaket sonrası toplumun kırılganlığı sorgulanıyor John Wyndham’ın Triffidlerin Günü adlı romanı, kitlesel körlük ve yürüyebilen zehirli bitkilerle değişen dünyayı anlatırken medeniyetin ne kadar hızlı çözülebileceğini tartışmaya açıyor. Eserde dayanışma, güç ve hayatta kalma gibi kavramlar felaketin ortasında yeniden tanımlanıyor. Aile ve annelik fikri karanlık bir atmosferde ele alınıyor Joy Williams’ın Diğer Çocuk romanı, izole bir adada belirsizlik içinde yaşayan karakterler üzerinden aile kavramını sorguluyor. Olaydan çok atmosferin ön planda olduğu anlatı, özgürlük ile tehlike arasındaki ince çizgiyi ve yetişkinlerin dünyasının güvenilirliğini tartışmaya açıyor. “Normal” ve “anormal” sınırını tartışan bir bilim kurgu klasiği listede yer alıyor Philip K. Dick’in Alfa Ayının Kabileleri adlı eseri, akıl hastalarının sürgün edildiği bir gezegende kurulan yeni toplumsal düzeni konu alıyor. Roman, gerçekliğin kim tarafından üretildiği ve hangi gerçeğin geçerli sayıldığı sorusunu gündeme getirirken bilim kurguyu bugünün toplumsal yapısına ayna tutan bir araç olarak kullanıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Karnına koyduğu torba hayatını kabusa çevirdi: Bilseydim asla kullanmazdım Haber

Karnına koyduğu torba hayatını kabusa çevirdi: Bilseydim asla kullanmazdım

Ağrı’da yaşayan 19 yaşındaki Gamze Kaya, karın ağrısını dindirmek için sıcak su torbası kullandıktan kısa süre sonra torbanın patlaması sonucu göbeği ve bacaklarında ciddi yanıklar oluştu. Ambulansla hastaneye kaldırılan genç yurttaş, ilk müdahalenin ardından Erzurum Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi’ne sevk edildi. Doktorlar, ikinci derece derin yanıklar oluştuğunu ve tedavinin bir süre daha devam edeceğini açıkladı. Kaynar su torbaya konuldu, saniyeler içinde facia yaşandı Olayın yaklaşık beş gün önce evde meydana geldiği öğrenildi. Kaynattığı suyu torbaya doldurup karnına yerleştiren Kaya, kısa süre sonra yanma hissi yaşadı. Torbayı kaldırmak isterken ürün aniden patladı ve içindeki sıcak su vücudundan aşağı döküldü. Göbeği ve iki bacağı yanan genç yurttaş yürümekte zorlanırken, yaşadığı kazanın ardından günlük yaşamından da uzak kaldı. “Çok pişmanım, keşke yapmasaydım” Sıcak su torbasının ağrısına iyi geleceğini düşündüğünü belirten Kaya, suyun aşırı sıcak olduğunu fark ettiğinde artık çok geç olduğunu söyledi. Böyle bir sonuçla karşılaşacağını bilseydi torbayı hiç kullanmayacağını dile getiren genç yurttaş, benzer kazaların yaşanmaması için herkesi dikkatli olmaya çağırdı. Torbanın uzun süredir kullanıldığı için incelmiş olabileceğini de ifade etti. “Ben yandım, siz yanmayın” Yaşadığı sürecin hem fiziksel hem de psikolojik olarak zorlayıcı olduğunu anlatan Kaya, işine gidemediğini, dışarı çıkamadığını ve hareket etmekte güçlük çektiğini belirtti. Baba Ramazan Kaya ise kızının başına gelen olaydan büyük üzüntü duyduklarını söyleyerek, başka yurttaşların benzer acılar yaşamaması için bu tür ürünlerin kullanımında daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Uzmanlar uyardı: İki yıldan eski torbalar risk taşıyor Yanık Tedavi Merkezi doktorlarından Emre Nohutçu, sıcak su torbalarının özellikle kış aylarında sık kullanılan ürünler olduğunu ancak eskidiklerinde ciddi tehlike oluşturabildiğini söyledi. Plastik yapının zamanla zayıfladığını, üzerine basınç uygulanması ya da torbanın genişlemesiyle patlamaların yaşanabildiğini belirten Nohutçu, kapak kısmının tam kapanmamasının da kazalara yol açabileceğine dikkat çekti. Üzerindeki simge üretim yılını gösteriyor Uzmanlara göre sıcak su torbalarının çoğunda çiçek benzeri bir sembol bulunuyor ve ortasındaki sayı ürünün üretim yılını işaret ediyor. Bu tarih baz alınarak torbaların en az iki yıl kullanımın ardından değiştirilmesi öneriliyor. Nohutçu, süresi geçmiş ürünlerin mümkünse hiç kullanılmaması gerektiğini belirterek, bu kış yalnızca torba patlaması nedeniyle beş hastanın tedavi altına alındığını aktardı. Uzmanlar, basit görülen ev ürünlerinin bile ciddi yaralanmalara yol açabileceğini hatırlatarak, özellikle yüksek sıcaklıkla kullanılan malzemelerde Türkiye toplumunun daha bilinçli hareket etmesinin hayati önem taşıdığını vurguluyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Göl havzasındaki kıyılara SASKİ uyarısı: Gölün ekolojik dengesini tehdit etmeyelim Haber

Göl havzasındaki kıyılara SASKİ uyarısı: Gölün ekolojik dengesini tehdit etmeyelim

SASKİ, Sapanca Göl’ünün kıyı kesimlerinde yaşanan çekilme sonrasında havzanın tahrip edilmemesi, su kalitesini etkileyecek faaliyetlerin yürütülmemesi ve can sağlığını riske atacak davranışların sürdürülmemesi için uyarıda bulundu. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ), Sapanca Gölü’nde kuraklık dolayısıyla yaşanan çekilmeler sonrasında göl havzasında oluşan kıyı kesimleri tahrip eden vatandaşlara karşı uyarıda bulundu. Son yağışlar sonrasında yumuşayan toprak yapısının vatandaşların can sağlığı için olumsuz durumlara yol açabileceği ve çekilmeler sonrasında göl havzasında oluşan kıyı kesimlere girilmemesi gerektiği bildirildi. Son zamanda göl için hayata geçirilen umut verici gelişmelerden sonra kısa sürede seviye artışı gözlemlendi. Son yağışlarla birlikte kuraklığa teslim olan kıyı kesimlerinde toprak suya doymaya başladı. Bu süreçte su sağlığı ve gölün ekolojik dengesini tehdit eden faaliyetlerde bulunan vatandaşlar hakkında yasal işlem başlatıldı. SAPANCA GÖLÜ’NÜ HEP BİRLİKTE KORUMAYA DEVAM ETMELİYİZ Kurum tarafından yapılan açıklamada ise, “Göl havzasında bulunan ve son yağışların ardından oldukça yumuşayan toprak yapısı öncelikle vatandaşlarımız için tehlike arz etmektedir. Bu alanlar yürüyüş yapmak, ateş yapmak ve araç kullanmak için uygun değildir. Aynı zamanda göl havzası içerisinde yer alan kesimlerde gölün doğal yapısını bozacak faaliyetler yürütülmemeli. Bu konuda denetimlerimiz devam ediyor. Sapanca Gölü’nü hep birlikte korumaya devam etmeliyiz” ifadeleri kullanıldı.

Deprem haritasında kritik uyarı: 7 ve üzeri deprem riski taşıyan 3 kent açıklandı Haber

Deprem haritasında kritik uyarı: 7 ve üzeri deprem riski taşıyan 3 kent açıklandı

Türkiye’nin deprem gerçeğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Özmen, Marmara Denizi çevresinde meydana gelebilecek büyük bir depremin yalnızca İstanbul’u değil, toplam 12 ili ve yaklaşık 30 milyon kişiyi etkileyebileceğini söyledi. Uzmanlara göre son yıllarda yaşanan sarsıntılar, fay hatlarındaki gerilimin tamamen boşaldığı anlamına gelmiyor. Marmara için kritik senaryo: İstanbul ilk sırada Uzman değerlendirmelerine göre Marmara Denizi altındaki fayların 7’den büyük deprem üretme potansiyeli bulunuyor. 2025’te meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki depremin ardından “tehlike geçti” yorumlarının gerçeği yansıtmadığını belirten Özmen, bu büyüklükteki bir sarsıntının gerilimi azaltması için onlarca benzer depremin yaşanması gerektiğine dikkat çekti. Bölgenin yoğun nüfusu, sanayi tesisleri ve ekonomik ağırlığı nedeniyle olası bir Marmara depreminin ülke genelinde etkiler yaratabileceği ifade ediliyor. Simav fay hattı alarm veriyor: Balıkesir ve Kütahya öne çıkıyor 2025 yılında Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde başlayan yoğun deprem hareketliliği, bölgenin tektonik açıdan gergin olduğunu gösterdi. Simav Fay Zonu’nun 7 büyüklüğüne yaklaşan depremler üretme ihtimali bulunduğu belirtilirken, küçük sarsıntıların büyük bir depremin enerjisini boşaltmaya yetmeyeceği vurgulanıyor. Aynı fay sistemi nedeniyle Kütahya çevresi de dikkatle izlenmesi gereken bölgeler arasında gösteriliyor. Malatya’da kırılmayan faylar risk oluşturuyor 6 Şubat depremlerinde geniş bir fay hattı kırılmış olsa da tüm riskin ortadan kalkmadığı belirtiliyor. Özmen, özellikle yaklaşık 3 bin yıldır deprem üretmediği ifade edilen Malatya fayında gerilim birikmiş olabileceğini ve bu nedenle tehlikenin sürdüğünü dile getirdi. Karadeniz görece daha sakin, ancak tamamen risksiz değil Karadeniz kıyılarında büyük deprem potansiyelinin daha düşük olduğu, Trabzon ve Rize çevresinde doğrudan büyük deprem üretebilecek aktif fayların bulunmadığı belirtiliyor. Buna rağmen bölgenin çevre faylarda meydana gelebilecek depremlerden etkilenebileceği ve bu sarsıntıların 6–6.5 büyüklüğüne ulaşabileceği ifade ediliyor. “Marmara’da olacak deprem hepimizi etkiler” Uzmanlar, Türkiye’nin ekonomik ve demografik merkezlerinden biri olan Marmara’da yaşanabilecek büyük bir depremin ulusal ölçekte sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor. Kırılmayan fay hatlarının varlığı, deprem gerçeğinin hâlâ güncelliğini koruduğunu gösterirken, risk azaltma ve hazırlık çalışmalarının hayati önem taşıdığı vurgulanıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Almanya Başbakanı Merz: Siyasi ve dini gerekçelerle zulme uğrayanları sınır dışı etmeyeceğiz Haber

Almanya Başbakanı Merz: Siyasi ve dini gerekçelerle zulme uğrayanları sınır dışı etmeyeceğiz

“Zulüm görenler kalacak” Almanya Başbakanı Friedrich Merz, CDU ve CSU’nun Yerel Siyaset Birliği etkinliğinde yaptığı konuşmada, ülkenin iltica politikasına ilişkin önemli mesajlar verdi. “Siyasi veya dini nedenlerle takip edilenleri, zulme uğrayanları sınır dışı etmeyeceğiz” diyen Merz, bu kişilerin Almanya’da güvenli şekilde kalmaya devam edeceğini vurguladı. Savaş sonrası geri dönüş vurgusu Merz, iç savaş nedeniyle Almanya’ya sığınanların durumu hakkında da açıklamalarda bulundu. Suriye örneğini hatırlatan Merz, savaşın sona ermesinin ardından geri dönüşün zorunlu olacağını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Orada yeniden yapılanma için bu insanlara ihtiyaç var. Geri dönmeleri için teşvik edici yollar bulmalıyız.” Başbakan Merz, bu konuda Suriye Devlet Başkanı ile temas kurulacağını da belirtti. Entegre olanlara kalıcı oturum fırsatı Merz, Almanya’da eğitim almış, meslek sahibi olmuş, kendi geçimini sağlayan göçmenlere kalıcı oturum perspektifi sunulacağını açıkladı: “Birçok kişi burada okudu, doktor oldu, farklı mesleklerde çalışıyor. Entegre olan, ailesinin geçimini sağlayanlara Almanya’da kalma imkânı vermek istiyoruz.” İçişleri Bakanı Dobrindt: “İyi entegre olan Suriyeliler sınır dışı edilmeyecek” Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt de Merz’in mesajını destekleyen açıklamalarda bulundu. Uyum sağlayan Suriyelilerin yakın zamanda sınır dışı edilmeyeceğini ifade eden Dobrindt, entegrasyon başarısının Suriyelilerin kendi çabalarına bağlı olduğunu vurguladı. Dobrindt ayrıca, ülkesine “tatil için giden” Suriyelilerin koruma statülerini kaybedebileceğini hatırlatarak: “Kendi ülkesine gidebilen biri için tehlike olmadığı açıktır. Dolayısıyla koruma hakkı da sona erer.” dedi.

LGBTİ+ dernekleri: Geri çekilme değil, erteleme… Rehavete kapılmıyoruz! Haber

LGBTİ+ dernekleri: Geri çekilme değil, erteleme… Rehavete kapılmıyoruz!

Tartışmalı maddeler geri mi çekildi? Dernekler temkinli: “Bu bir zafer değil, oyalama girişimi olabilir” Yargı Paketi’nde yer alan LGBTİ+ karşıtı düzenlemelerin taslaktan çıkarıldığına dair kulis bilgileri, 15 LGBTİ+ derneğinin ortak açıklamasıyla karşılık buldu. Dernekler, söz konusu maddelerin geri çekildiği iddiasını “ihtiyatla karşılıyoruz” diyerek değerlendirdi ve siyasi iktidarın benzer maddeleri geçmişte de erteleyip yeniden gündeme getirdiğini hatırlattı. Derneklerin açıklamasında şu ifadeler öne çıktı: “Bu maddelerin çıkarıldığı iddiası gerçek olsa bile bunun bir ‘zafer’ değil, ancak bir ‘erteleme’ olduğunu biliyoruz. İktidarın niyeti değişmedi. Bu düzenlemeler her an yeni bir torba yasa ya da anayasa tartışmasıyla geri gelebilir.” “Rehavete kapılmayacağız, mücadele büyüyecek” Ortak açıklamada, LGBTİ+ dernekleri kamuoyuna, sendikalara, kadın ve feminist örgütlere, siyasi partilere ve tüm hak savunucularına dayanışma için teşekkür etti; ancak “tehlike geçmedi” diyerek uyarıda bulundu: “Bu geri çekilme iddiaları, tepkileri söndürmek için bir taktik olabilir. Gardımızı indirmiyoruz, mücadelemizi büyütüyoruz.” “Sadece LGBTİ+’lar değil, toplumun tamamı hedef alınıyor” Dernekler, paketen yalnızca LGBTİ+ karşıtı bölümlerinin değil, diğer maddelerinin de hak ihlallerine yol açtığını vurguladı. İki nokta özellikle öne çıkarıldı: Suça sürüklenen çocuklarla ilgili madde: Çocukları korumak yerine kriminalize ettiği, cezasızlığı artırdığı ve çocuk haklarını yok saydığı belirtildi. “Trafik düzenlemesi” adı altında gösteri hakkını sınırlayan madde: Protesto özgürlüğünü fiilen ortadan kaldıran, sokak muhalefetini bastırmayı hedefleyen bir düzenleme olarak tanımlandı. Açıklama, şu ifadelerle son buldu: “Bu paket, nefret maddeleri çıkarılsa bile kabul edilemez. Toplumun temel hak ve özgürlüklerine yönelik her girişime karşı dayanışmayla direnmeye devam edeceğiz.”

Filipinler’i vuran Kalmaegi Tayfunu can almaya devam ediyor Haber

Filipinler’i vuran Kalmaegi Tayfunu can almaya devam ediyor

Felaket bilançosu ağırlaşıyor: 114 can kaybı, 127 kayıp Pasifik Okyanusu’ndan gelerek Filipinler’i etkisi altına alan Kalmaegi Tayfunu, ülkede büyük bir insani krize dönüştü. Ulusal Afet Riskini Azaltma ve Yönetim Konseyi (NDRRMC), ölüm sayısının 114’e yükseldiğini açıkladı. Kayıpların 71’inin Cebu bölgesinde kaydedildiği, çoğunun heyelan ve sel baskınlarında hayatını kaybettiği bildirildi. 1 milyon 951 bin kişi etkilendi, tahliyeler devam ediyor Tayfun nedeniyle ülke genelinde 5 binden fazla yerleşim birimi doğrudan etkilendi. 127 binden fazla aile, toplam 4 bin 933 tahliye merkezine yerleştirildi. Yetkililer, 127 kayıp kişi için arama kurtarma çalışmalarının kesintisiz sürdüğünü aktardı. Yeni rota Vietnam: Tehlike bitmiş değil Meteoroloji yetkilileri, “Tino” adıyla da bilinen Kalmaegi Tayfunu’nun hafta sonuna kadar Güney Çin Denizi üzerinden Vietnam’a doğru ilerleyeceğini açıkladı. Böylece bölgesel tehdit sürerken, Filipinler’de hasar tespit ve insani yardım çalışmaları devam ediyor. Filipinler hâlâ Haiyan travmasının izlerini taşıyor Ülke, 2013’te 7 bin 300’den fazla kişinin ölümüyle sonuçlanan Haiyan Tayfunu’nu hâlâ hafızasında taşırken, yeni felaketin yaraları yeniden derinleşiyor. Uzmanlar, iklim krizi nedeniyle tayfunların hem daha sık hem de daha yıkıcı hale geldiği görüşünde.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.