SON DAKİKA

#Tel Aviv

HABER DEĞER - Tel Aviv haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tel Aviv haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Savaş kartı masada mı? Anketlerde gerileyen Netanyahu'nun önündeki seçim ikilemi Haber

Savaş kartı masada mı? Anketlerde gerileyen Netanyahu'nun önündeki seçim ikilemi

Orta Doğu'da gerilimin yeniden tırmanışa geçtiği bir süreçte, İsrail'in iç siyaseti ve bölgesel askeri hamleleri arasında kurulan bağlar dikkat çekiyor. ABD ordusunun bölgedeki tahkimatına ve olası operasyon hazırlıklarına dair iddialar, Tel Aviv yönetiminin güvenlik politikalarıyla sandık sonuçları arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gözler önüne serdi. Askeri cephede yüksek alarm İsrail ordusunun tüm cephelerde operasyonel hazırlık seviyesini üst düzeyde tuttuğu ve gerekmesi durumunda çatışma ortamına derhal geri dönmeye hazır olduğu bildirildi. Askeri kaynaklar, bölgesel gelişmelerin anbean takip edildiğini ve savunma ile taarruz hatlarında her türlü senaryoya karşı tedbir alındığını kaydetti. Kulislere yansıyan bilgilere göre, Tel Aviv yönetimi olası bir bölgesel çatışma dalgasında İran'dan gelebilecek misilleme hamlelerine karşı hedef listelerini güncellerken, stratejik altyapılarını da bu ihtimale göre gözden geçiriyor. Seçimler ertelenecek mi? İsrail siyasetinin önündeki en büyük soru işaretlerinden biri, olası bir askeri hareketliliğin sandık takvimine olası yansımaları. Ülke medyasında yer alan iddialara göre, Genelkurmay kademesinin olası bir ABD müdahalesi ve sonrasındaki gelişmeler hakkında bilgilendirildiği, çatışmaların tırmanması durumunda 27 Ekim'de yapılması planlanan genel seçimlerin ertelenmesinin gündeme gelebileceği ifade ediliyor. Olası bir sıcak çatışma ortamında olağanüstü hal ilan edilmesinin, sandık tarihini doğrudan etkileyebileceği değerlendiriliyor. Netanyahu bloku çoğunluğu kaçırıyor İç politikadaki bu hareketliliğin arkasında ise kamuoyu araştırmalarından çıkan tabloların yer aldığı belirtiliyor. Son yayımlanan anket sonuçlarına göre, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki siyasi bloğun, 120 sandalyeli parlamentoda hükümet kurmak için gerekli olan 61 sandalye eşiğinin gerisinde kaldığı görülüyor. Muhalefet blokunun ve Arap partilerinin oy dağılımı nedeniyle iktidarın çoğunluğu yakalayamaması, siyasi kulislerde "savaş ve güvenlik politikalarının iktidarı korumak için bir çıkış yolu olarak görülebileceği" yönündeki yorumları artırıyor. Washington ile Tel Aviv arasındaki temasların ve bölgeye sevk edilen askeri unsurların, önümüzdeki haftalarda İsrail iç siyasetinin seyrini doğrudan belirlemesi bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Netanyahu tehdit etti: "Flydubai uçuşundaki pilotu kim gönderdiyse ağır bedel ödeyecek" Haber

Netanyahu tehdit etti: "Flydubai uçuşundaki pilotu kim gönderdiyse ağır bedel ödeyecek"

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Birleşik Arap Emirlikleri merkezli Flydubai hava yolu şirketinin FZ1073 sefer sayılı Dubai-Tel Aviv uçuşunda yaşanan şüpheli olaya ilişkin sosyal medya hesabından bir video mesaj yayımladı. Soruşturmanın derinleştiğini ve zaman geçtikçe tablonun netleştiğini belirten Netanyahu, olayın failinin "İslamcı radikalleşme sürecinden geçtiğini" öne sürdü. "Uçağı düşürmek amacıyla gelmişti" Söz konusu kişinin uçağın içindeki yolcularla birlikte hava aracını düşürme amacı taşıdığını iddia eden Netanyahu, olayın münferit bir kavga olmadığını, arkasında başka güçlerin olup olmadığını titizlikle araştırdıklarını vurguladı. İsrail Başbakanı, "Zaman geçtikçe tablo netleşiyor. Kendisinin birileri tarafından gönderilip gönderilmediğini araştırıyoruz. Onu kim gönderdiyse ağır bedel ödeyecek" diyerek gözdağı verdi. Uçuşta neler yaşanmıştı? Çarşamba günü Dubai'den Tel Aviv'e hareket eden Flydubai uçağı, Ürdün hava sahasındayken önce genel acil durum kodu olan "7700", ardından uçak kaçırma kodu olan "7500" sinyalini göndermişti. İsrail basını ve uluslararası kaynaklara yansıyan detaylara göre krizin arkasında kokpitteki pilotlar arasında çıkan kavga yer almıştı. Umman vatandaşı olduğu belirtilen yardımcı pilotun kaptan pilotu defalarca bıçaklayarak uçağı düşürmeye çalıştığı öne sürülmüştü. Kabin ekibi ve bazı yolcuların kokpite girerek yardımcı pilota müdahale ettiği, olayda her iki pilotun da yaralandığı bildirilmişti. Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı ise BAE'den gelen güvenlik ekibiyle birlikte yürütülen ilk soruşturmanın ardından, tedavileri tamamlanan pilotların BAE güvenlik ekibi eşliğinde Abu Dabi'ye döndüğünü açıklamıştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yunan Basınından Ankara-Tel Aviv analizi: "İsrail ateşle oynuyor, alevlerin eşiğindeyiz" Haber

Yunan Basınından Ankara-Tel Aviv analizi: "İsrail ateşle oynuyor, alevlerin eşiğindeyiz"

Türkiye ile İsrail arasında Suriye üzerinden yaşanan gerilim Yunanistan’da geniş yankı uyandırmaya devam ediyor. Atina’daki stratejik değerlendirmelerde İsrail’in Suriye topraklarındaki askeri hamleleri, Türkiye’nin bölgedeki artan ağırlığı ve Yunanistan’ın Tel Aviv ile kurduğu savunma ortaklığı masaya yatırılıyor. "Yunanistan alevlerin eşiğinde" Yunanistan merkezli BankingNews platformunda yayımlanan kapsamlı analizde, iki ülke arasındaki rekabetin taşıdığı riskler çarpıcı ifadelerle ele alındı. Yazıda, Türkiye ile İsrail arasında Suriye hattında muhtemel daha geniş çaplı bir çatışmanın Atina yönetimi açısından yeni ve son derece tehlikeli bir güvenlik denklemi yaratacağı vurgulandı. İsrail’in Suriye’de henüz fiilen operasyonel hale gelmemiş askeri kapasiteleri hedef alan önleyici saldırılarının Ankara-Tel Aviv hattındaki ipi germekte olduğu savunuldu. Bu duruma örnek olarak, İsrail'in 18 Ağustos'ta Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne düzenlediği saldırı gösterildi. Söz konusu operasyonun anlık bir tehdidi bertaraf etmekten ziyade, gelecekte ortaya çıkabilecek olası askeri kapasiteleri engelleme amacı taşıdığı iddia edildi. Türk radarı ve stratejik hesaplaşma Yunan analizinde dikkat çekilen başlıca teknik detaylardan biri de Türkiye’nin Suriye’deki olası askeri yapılanması oldu. Suriye sahasında kurulabilecek gelişmiş bir Türk radar sisteminin, İsrail uçaklarının uçuş rotalarını, irtifalarını ve tüm hareketlerini anlık olarak takip edebileceği ifade edildi. Böyle bir senaryonun İsrail’in bölgedeki askeri hareket serbestisini kısıtlayacağı ve Tel Aviv’in güvenlik hesaplarını altüst edeceği öne sürüldü. Atina’nın çıkmazı ve İsrail ittifakı Analizde, Yunanistan ile İsrail arasında son yıllarda derinleşen savunma sanayii ve teknoloji ortaklığına da parantez açıldı. İki ülke arasındaki bu iş birliğinin Atina’ya olası bir bölgesel çatışmada otomatik olarak İsrail’in arkasında durma yükümlülüğü getirmediğinin altı çizildi. Buna rağmen; Ege, Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve deniz yetki alanları gibi Türkiye ile Yunanistan arasındaki kronik ihtilaflar göz önüne alındığında, Türk-İsrail hattında yaşanabilecek büyük bir krizin Yunanistan’ın pozisyonunu son derece zora sokacağı belirtildi. Gözler 27 Ekim İsrail seçimlerinde Yunan basınının dikkat çektiği bir diğer kritik eşik ise 27 Ekim 2026 tarihinde yapılacak İsrail seçimleri oldu. Tel Aviv yönetiminin iç siyasetinde Türkiye’ye yönelik güvenlik söylemlerinin körüklendiği, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun güvenlik ve dış politika krizlerini seçim kampanyasının ana ekseni haline getirdiği ifade edildi. Türkiye-İsrail hattındaki hassasiyetlerin bu siyasi atmosferle harmanlanmasının bölgedeki gerilim ihtimalini tırmandırdığı tespiti yapıldı. Analiz, İsrail’in önleyici saldırı doktrinini sürdürmesi ve bölgesel riskleri artırması durumunda, Atina’nın Tel Aviv ile yakınlaşmasının maliyetini çok daha sert şekilde tartışmak zorunda kalacağı uyarısıyla tamamlandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ege'de kriz iddiaları: Atina İsrail füzelerini adalara mı yerleştiriyor? Haber

Ege'de kriz iddiaları: Atina İsrail füzelerini adalara mı yerleştiriyor?

Bölgedeki tansiyonu tırmandıran bu adımın ardından, yeni teslimatların Doğu Ege adaları ve Meriç bölgesine kaydırılacağı bildirildi. Yunan "Onalert" haber sitesinin aktardığı bilgilere göre, Tel Aviv'den tedarik edilen yeni nesil füze sistemlerinin adalara yerleştirilme süreci hız kazandı. Atina yönetiminin, yıl sonuna kadar sipariş edilen füzelerin büyük bir kısmını envanterine katmayı hedeflediği belirtilirken, sevkiyatların kademeli olarak Doğu Ege ve Meriç hattına yayılacağı kaydedildi. Kritik nitelikteki bu uzun menzilli füze sistemlerinin etkin bir şekilde kullanılabilmesi için askeri personelin özel bir eğitim sürecinden geçmesi gerekiyor. Yunan ordusunun bu süreci hızlandırmaya odaklandığı, SPIKE NLOS füzelerinin aşamalı olarak ülkenin gerçekleştirdiği askeri tatbikatlara da entegre edileceği ifade edildi. Meis ziyareti silahlanma politikasını tescilledi Yunanistan'ın Ege'deki adaları silahlandırma gayretleri daha önce de siyasi düzeyde açıkça gün yüzüne çıkmıştı. Başbakan Kiriakos Miçotakis'in uluslararası anlaşmalara göre "silahlandırılamaz ve asker bulundurulamaz" statüde bulunan Meis Adası'na gerçekleştirdiği ziyaret, Atina'nın hukuku hiçe sayan militarist politikasını gözler önüne sermişti. Bölgesel istikrarı hedef alan bu son füze sevkiyatı, komşunun Ege'deki provokatif çizgisini kesintisiz sürdürdüğünü bir kez daha tescilledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Türkiye-Suriye Yakınlaşması İsrail Basınında: Tel Aviv'de Alarm Zilleri Çalıyor Haber

Türkiye-Suriye Yakınlaşması İsrail Basınında: Tel Aviv'de Alarm Zilleri Çalıyor

İsrail Basınında Geniş Yankı Uyanlandı Türkiye ile Suriye arasında son dönemde ivme kazanan diplomatik ve ekonomik iş birliği, İsrail kamuoyunun ve medyasının odak noktası haline geldi. The Jerusalem Post gazetesi tarafından 15 Eylül tarihinde yayımlanan analizde, Şam yönetiminin Türkiye ile bağlarını hızla geliştirdiği ve bu sürecin Tel Aviv'de yakından izlendiği ifade edildi. Gazete, haberi "Suriye, Türkiye ile bağlarını güçlendirmeye devam ediyor ve bu durum İsrail'de endişeye yol açıyor" başlığıyla okuyucularına aktarırken, Suriye'nin Türkiye ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini genişleterek kritik altyapı projelerine yatırım çekmeye çalıştığını yazdı. 40 Anlaşma ve 10 Milyar Dolarlık Ticaret Hedefi Suriye'nin resmi haber ajansı SANA'nın verilerine dayandırılan haberde, Türkiye ile Suriye arasında bugüne kadar toplam 40 anlaşma ve mutabakat zaptının imzalandığına dikkat çekildi. 22 Suriye bakanlığı ve kurumunun Türkiye'deki muhataplarıyla kurumsal bağlar oluşturduğu, enerji, ticaret, ulaşım ve altyapı alanlarındaki iş birliğinin derinleştiği aktarıldı. Özellikle Mayıs 2025'te imzalanan enerji anlaşmasının ardından Türkiye'den Suriye'nin kuzeyine elektrik sevkiyatının başladığı hatırlatıldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani'nin 13 Eylül tarihinde Şam'da gerçekleştirdiği kritik görüşmeye de vurgu yapıldı. Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani, Türkiye'nin Şam'daki büyükelçiliğini yeniden faaliyete geçiren ilk ülkeler arasında yer aldığını belirtirken, iki ülke arasındaki ticaret hacmini yaklaşık 4 milyar dolardan 10 milyar dolara ulaştırmayı hedeflediklerini açıkladı. İsrail medyasındaki analizde, bu hızlı yakınlaşmanın bölgesel dengeler açısından İsrail'i rahatsız ettiği ve Tel Aviv hattında endişeyle karşılandığı değerlendirmesine yer verildi. Doğu Akdeniz'de Yeni Hat ve İzolasyonu Aşma Çabası Analizde ayrıca Suriye'nin Doğu Akdeniz ve Avrupa ile iletişim ve ulaşım ağlarını güçlendirme hamlelerine de yer verildi. Bu kapsamda Tartus ile Kıbrıs arasında "Ebla" adı verilen bir denizaltı iletişim kablosunun inşası için anlaşmaya varıldığı belirtildi. Suriye telekomünikasyon şirketi, Kıbrıs merkezli Cyta ve ABD merkezli UNIFI Communications ortaklığıyla yürütülecek projenin 2028'in başlarında devreye alınmasının planlandığı kaydedildi. İsrail gazetesinin değerlendirmesinde, atılan tüm bu adımların Şam yönetiminin uzun yıllardır maruz kaldığı ekonomik izolasyonu geride bırakma stratejisinin bir parçası olduğu ifade edildi. Suriye'nin ülkeyi yeniden imar ve toparlanma sürecinde Türkiye, Avrupa ve küresel pazarlarla bağlarını güçlendirmeye odaklandığına dikkat çekildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Netanyahu'dan skandal seçim afişi: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef gösterdi Haber

Netanyahu'dan skandal seçim afişi: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef gösterdi

İsrail'de 27 Ekim tarihinde gerçekleştirilecek seçimler yaklaşırken, partilerin propaganda faaliyetleri de hız kazandı. Başbakan Binyamin Netanyahu'nun liderliğindeki Likud partisi tarafından Tel Aviv'deki reklam panolarına asılan yeni afişler ise büyük tepki çekti. Tel Aviv sokaklarında yer alan tartışmalı reklam panosunda Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Lideri Mücteba Hamaney, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım ve New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'nin fotoğrafları yan yana kullanıldı. Söz konusu isimlerin yer aldığı afişin üzerinde, İsrailli seçmene yönelik hazırlanan "Onlar, Netanyahu'nun kaybetmesini istiyor. Kazanmalarına izin vermeyin" mesajı yer aldı. Seçmeni konsolide etmek için yapılıyor Seçimler öncesinde İsrailli siyasilerin Türkiye'yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarında belirgin bir artış yaşandığı gözlemleniyor. Likud partisinin, özellikle seçim dönemlerinde veya siyasi kriz zamanlarında bu tarz propaganda yöntemlerine sıklıkla başvurduğu biliniyor. Bu skandal afiş hamlesinin temel amacının, bölgesel liderleri ve siyasetçileri aynı karede sunarak iç siyasette güvenlik odaklı bir algı yaratmak olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, bu yöntemle kriz dönemlerinin atmosferinden faydalanılarak partinin kendi seçmen tabanını konsolide etmeyi hedeflediğine dikkat çekiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Tel Aviv alarmda: Eski İstihbarat Başkanı'ndan Türkiye uyarısı Haber

Tel Aviv alarmda: Eski İstihbarat Başkanı'ndan Türkiye uyarısı

Türkiye'nin bölgesel denklemde ağırlığını artırması ve stratejik hamleler yapması Tel Aviv yönetiminde dikkatle takip ediliyor. Konuya ilişkin İsrail basınına yansıyan değerlendirmelerde, Ankara'nın artan gücüne karşı Tel Aviv'in rehavete kapılmaması gerektiği vurgulandı. Suriye'de değişen dengeler İsrail'de yayımlanan "Maariv" gazetesine demeç veren Eski İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Meir Ben-Shabbat, Türkiye'nin Orta Doğu'nun lider gücü olmak adına bölgesel değişimlerden yararlandığını ifade etti. Baas rejiminin çöküşü ve İran'ın askeri varlığının sahadan çekilmesinin ardından Türkiye'nin Suriye'de başat aktör konumuna yükseldiğini belirten Ben-Shabbat, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Ankara, yeni Suriye ordusunu finanse edip eğiterek, enerji ve ulaşım altyapısı kurarak ve daha pek çok hamleyle bölgedeki yerini daha da sağlamlaştırıyor." Mekke Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos tarihinde imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na da dikkat çeken Ben-Shabbat, bu ittifakın Washington'a tam bağımlı olmaksızın karşılıklı savunma ve bölgesel istikrar hedeflediğini, aynı zamanda Türkiye'yi diplomatik ve askeri liderlik konumuna taşıdığını kaydetti. Öte yandan, Türkiye'nin Mavi Vatan doktrini çerçevesindeki Doğu Akdeniz hedeflerinin; İsrail'in Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile kurduğu ittifaklar ile Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) gibi projelerle çeliştiğini savunan Ben-Shabbat, bu durumun kalıcı deniz yetki alanı ve egemenlik sürtüşmelerine zemin hazırladığını dile getirdi. "Türkiye ile İran bir tutulmamalı" İsrail'in güvenlik politikalarında Türkiye ile İran'ı aynı kefeye koymaması gerektiğini belirten Ben-Shabbat, her iki ülkenin farklı dinamiklere sahip olduğunu ifade etti. Tel Aviv'in güvenlik marjlarını koruması gerektiğini belirten Ben-Shabbat, şu uyarılarda bulundu: "Güvenliğimizi başka herhangi bir tarafın ellerine bırakmamalıyız. Güvenlik marjlarımızı korumalı, somut kazanımları şu ya da bu kağıt parçasıyla değiş tokuş etmemeli ve bir anlaşmanın her an geri alınabilir olduğunu anlamalıyız." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: "Neden sürekli 'savaşalım' demek zorundayız?" Haber

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: "Neden sürekli 'savaşalım' demek zorundayız?"

Ülke medyasında yayımlanan özel röportajının son bölümünde dış politika gelişmelerini değerlendiren İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Washington yönetimiyle 14 Haziran tarihinde varılan ancak henüz hayata geçirilemeyen mutabakat zaptına dikkat çekti. Mutabakat metninde yazılanları sonuna kadar koruyacaklarını ifade eden Pezeşkiyan, "Mutabakat zaptı adına yazdıklarımızı tüm gücümüzle savunacağız. Eksik kaldığımız bir madde bulun. Neden sürekli 'savaşalım' demek zorundayız? İsrail'in istediği bu. İsrail savaşın devam etmesini istiyor" diyerek tepkisini dile getirdi. "Teslim olmayız ancak İsrail'in yolundan gitmeyiz" Diplomatik çözüm yollarının yanı sıra her türlü senaryoya ve savaşa da hazır olduklarının altını çizen Pezeşkiyan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Eğer bizi teslim olmaya zorlamak istiyorlarsa, savaşacağız, geri adım atmayacağız ve boyun eğmeyeceğiz ama haklarımızı alabiliyorken neden İsrail'in istediği yolda devam edelim? İçeridekilerden bazıları, bilerek veya bilmeyerek, aynı mesajı tekrar ediyorlar." Devlet kademesinde herhangi bir ihtilafın bulunmadığını vurgulayan İran Cumhurbaşkanı, silahlı kuvvetler ile hükümet arasında tam bir uyum olduğunu, ABD ile varılan mutabakat kararının Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nde alındığını ve tüm güvenlik, savunma ile askeri güçler tarafından ortaklaşa kabul edilip savunulduğunu belirtti. Komşu ülkelere ve bölgesel politikaya vurgu Olası çatışma senaryolarında komşu ülkeleri hedef alma niyetlerinin bulunmadığını dile getiren Pezeşkiyan, saldırıların yalnızca kendilerine doğrultulduğu noktaları hedef alabileceklerini kaydetti. Bölgedeki ABD üsleri ve topraklarının İran'a karşı kullanılmasına tepki gösteren Pezeşkiyan, komşu Müslüman ülkelerin topraklarının bu amaçla kullandırılmasının sorgulanması gerektiğini belirtti. İran'ın "Büyük İsrail" hedefinin karşısında "Büyük İran" gibi bir gayesinin olmadığını söyleyen Pezeşkiyan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Diğer ülkelere saldırmak gibi bir niyetimiz yok. Siyonist İsrail'in, 'Büyük İsrail' hedefinin aksine 'Büyük İran' peşinde değiliz. Komşu ülkelerin tümünü kardeşlerimiz olarak görüyoruz. Çatışmaya gerek yok ve biz sınırları paylaşıyoruz ve komşuyuz. Buna karşılık İsrail, Müslüman milletlerin sınırlarına saygı göstermiyor, işgale ve topraklarını ele geçirmeye odaklanmış durumda." İsrail ve ABD'nin Körfez ülkelerini Tahran yönetimine karşı kışkırtma çabalarına da değinen Pezeşkiyan, bu durumun önüne geçmek için çaba harcadıklarını, ancak içeride farklı bakış açılarından kaynaklanan zorluklarla karşılaştıklarını ve Washington ile Tel Aviv ikilisinin bu tablodan faydalandığını sözlerine ekledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.