SON DAKİKA

#Telefon Kayıtları

HABER DEĞER - Telefon Kayıtları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Telefon Kayıtları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dilan Karaman dosyasında seyir değişti: Şüpheli ölümde ‘intihara sürükleme’ ve şiddet izleri! Haber

Dilan Karaman dosyasında seyir değişti: Şüpheli ölümde ‘intihara sürükleme’ ve şiddet izleri!

O sabah şiddet gördüğünü arkadaşlarına anlatmış Soruşturmayı yakından takip eden komisyon üyesi Avukat Gulan Çağın Kaleli, dosyanın kritik bir aşamaya geldiğini belirtti. Dinlenen ilk tanıkların ifadeleri, olayın arka planındaki şiddet sarmalını ortaya çıkardı. Tanıklara göre Karaman, hastaneye kaldırıldığı günün sabahında erkek arkadaşı tarafından şiddete maruz kaldığını ve ağır baskı altında olduğunu arkadaşlarıyla paylaştı. Bu beyanların, daha sonra dinlenen diğer yakın arkadaşlarının ifadeleriyle de birebir örtüştüğü tespit edildi. Şüpheli mektup ve dijital izler mercek altında Soruşturma dosyasına giren deliller arasında Karaman’ın sosyal medya paylaşımları ve yeni tuttuğu evin kira kontratı da bulunuyor. Öte yandan şüpheli Mazlum Toprak tarafından savcılığa sunulan ve Karaman’a ait olduğu iddia edilen mektup ise kriminal incelemeye alındı. Mektubun gerçekten Karaman’a ait olup olmadığının belirlenmesi için el yazısı karşılaştırması yapılacak. Ayrıca olayın gerçekleştiği yerdeki MOBESE görüntüleri, telefon kayıtları ve 112 acil çağrı merkezi kayıtları da talep edildi. Polis ve sağlık ekipleri için ihmal iddiası Dosyada "bilgisine başvurulan kişi" konumundan "şüpheli" sıfatına geçen Mazlum Toprak’ın ifadesindeki detaylar ise olası bir ihmal zincirini gündeme getirdi. Toprak, olay anında 112’yi aradığını ancak Karaman’ın müdahaleyi reddettiğini, ardından polisi aradığını fakat polislerin sorumluluk almaktan kaçındığını öne sürdü. Avukat Kaleli, bu iddiaların doğrulanması halinde, olay yerine gelen 112 çalışanları ve polis ekiplerinin de sorumluluk zincirinde yer alabileceğine dikkat çekti. Dosya savcılığa gidiyor Hukukçular, toplanan deliller ışığında soruşturmanın "intihara sürükleme" suçu üzerinden yürütüldüğünü ve olayın bireysel değil toplumsal bir mesele olduğunu vurguladı. Dosyanın eksiklerin tamamlanmasıyla birlikte önümüzdeki hafta savcılığa intikal etmesi bekleniyor.

Mardin'deki aile katliamında sır perdesi aralanıyor Haber

Mardin'deki aile katliamında sır perdesi aralanıyor

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde 24 Kasım gecesi Mehmet Kaya, Berna Kaya ve 5 yaşındaki kızları Samyeli’nin evlerinde başlarından vurulmuş halde bulunmasıyla başlayan süreç, ilk saatlerde “aile içi intihar” olarak kamuoyuna yansıdı. Ancak olay yerindeki boşluklar, çelişkili tanık ifadeleri ve kayıp deliller, anlatının değişmesine yol açtı. Dosya, cinayet şüphesiyle ele alındı. İlk anlatı çöktü, soruşturma yön değiştirdi Olayın ardından “baba eşini ve çocuğunu öldürdükten sonra intihar etti” iddiası dolaşıma sokuldu. Fakat evde kullanılan silahın bulunamaması, muhtar ve bazı aile bireylerinin güvenlik ekipleri gelmeden içeri girmesi ve sahadaki düzensizlikler, iddianın zayıflamasına neden oldu. Savcılık, delil zincirindeki kopukluklar nedeniyle dosyayı cinayet kapsamında ele alarak geniş çaplı inceleme başlattı. Komşu ifadesi dosyayı kilitledi İlk ifadesinde “ses duymadım” diyen komşu M.C.’nin anlatımlarındaki çelişkiler dikkat çekti. Yeniden gözaltına alınan M.C., savcılık aşamasında olayla ilgili farklı beyanlarda bulundu ve cinayet anında evde olduğunu ileri sürdü. İfadesinde, kullanılan silahı temin ettiğini ve daha sonra kanalizasyona attığını söyledi; gösterdiği noktada yapılan aramada silah ele geçirildi. Tutuklamalar geldi, suçlamalar ağırlaştı Soruşturmanın ikinci dalgasında M.C. “kasten öldürme” suçlamasıyla tutuklandı. Delil karartmaya yardım ettikleri iddiasıyla V.E. ve B.K. de cezaevi yolunu tuttu. M.C.’nin kadın arkadaşı B.S. hakkında ise adli kontrol kararı verildi. Savcılık, telefon kayıtları ve kamera görüntülerini de kapsayan teknik incelemeyi genişletti. “Bu bir vahşet; magazin dili adaleti gölgeliyor” Dosya avukatları, olayın başından itibaren “intihar” etiketiyle servis edilmesinin hem soruşturmayı hem de toplumun doğru bilgilenme hakkını olumsuz etkilediğini vurguladı. Avukat Nurullah Öner, delillerin cinayete işaret ettiğini belirterek, “Magazinsel dil gerçeği saklıyor; bu bir vahşet, intihar değil” sözleriyle medyaya sorumluluk çağrısı yaptı. Toplumsal etki uyarısı yapıldı Olay yerinden görüntülerin kontrolsüz paylaşılmasının özellikle çocuklar üzerinde travmatik etki yarattığına dikkat çeken savunma tarafı, şiddeti olağanlaştıran içeriklerin gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Avukatlar, Türkiye toplumunun barış ve huzuru besleyen bir yayın diline ihtiyacı olduğunu vurguladı. Gözler yargı sürecinde Soruşturma derinleştirilirken, kamuoyu hem delillerin eksiksiz toplanmasını hem de hızlı ve şeffaf bir yargılamayı bekliyor. Üç canın hesabının adalet önünde sorulması, bu trajedinin karanlıkta kalmaması için tek yol olarak görülüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.