SON DAKİKA

#Temsilciler Meclisi

HABER DEĞER - Temsilciler Meclisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Temsilciler Meclisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kıyamet Savaşı İnancı mı? Haber

Kıyamet Savaşı İnancı mı?

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarının ardından Batı kamuoyunda dikkat çekici bir tartışma başladı. ABD ordusunda görev yapan bazı askerler, komutanlarının savaşın “Tanrı’nın planının parçası” olduğunu ve İncil’de geçen Armageddon savaşını tetikleyebileceğini söylediğini öne sürdü. Bu iddialar, savaşın yalnızca jeopolitik değil aynı zamanda dini bir anlatı üzerinden meşrulaştırıldığı yönünde yeni bir tartışmayı başlattı. Armageddon: Evangelist çevrelerin “kıyamet savaşı” inancı Armageddon, Hristiyan eskatolojisinde yani kıyamet teolojisinde önemli bir kavramdır. İncil’in Vahiy Kitabı’nda geçen bu kavram, iyilik ile kötülük arasında gerçekleşecek son büyük savaşı ifade eder. Bu savaştan sonra İsa’nın dünyaya geri döneceğine inanılır. ABD’de güçlü bir siyasi tabana sahip olan evangelist Hristiyan hareketleri, modern İsrail devletinin varlığını bu kıyamet senaryosunun merkezinde görür. Bu görüşe göre: Yahudilerin İsrail’de toplanması Orta Doğu’da büyük bir savaş çıkması Kudüs’ün merkezi rol oynaması kıyamet sürecinin başlangıcı olarak yorumlanır. Bu görüş, özellikle Amerikan sağ siyasetinde etkili olan bazı evangelist gruplar tarafından uzun süredir savunuluyor. Son günlerde ortaya çıkan iddialara göre bazı ABD askeri yetkilileri, İran’a karşı yürütülen operasyonların “Tanrı’nın planının bir parçası olduğunu” ve Armageddon sürecini başlatabileceğini askerlere anlatmış durumda. Amalek söylemi: Tevrat’taki “mutlak düşman” anlatısı İsrail siyasetinde zaman zaman kullanılan bir diğer dini referans ise Amalek kavramı. Tevrat’ta Amalek, İsrailoğullarının tarihsel düşmanı olarak anlatılan bir topluluğu ifade eder. Dini metinlerde Amalek’e karşı verilen savaşlar, mutlak ve varoluşsal bir mücadele olarak tasvir edilir. Modern siyasi söylemde bazı İsrailli liderlerin İran veya Filistin’i “Amalek” ile kıyasladığı görülüyor. Bu benzetme, karşı tarafı teolojik olarak “yok edilmesi gereken düşman” konumuna yerleştirdiği için uluslararası kamuoyunda ciddi tartışmalara neden oluyor. ABD Temsilciler Meclisi Başkanı’nın dini söylemleri ABD’de evangelist kimliğiyle bilinen Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson da daha önce yaptığı açıklamalarda ABD’nin İsrail’i desteklemesinin dini bir sorumluluk olduğunu söylemişti. Johnson, “Tanrı’nın İsrail’i destekleyen ulusları kutsayacağına inanıyorum” diyerek ABD’nin İsrail’e desteğini inanç temelli bir çerçevede değerlendirmişti. Son günlerde sosyal medyada dolaşıma giren bazı açıklamalarda ise İran’ın ve İsrail karşıtı güçlerin “yanlış veya şeytani bir inanca sahip olduğu” yönünde ifadeler kullanıldığı iddia edildi. Bu söylem, dini referansların siyasi söyleme nasıl dahil edildiğine dair yeni bir tartışma yarattı. Jeopolitik mi, teolojik motivasyon mu? Uzmanlara göre İsrail’in Orta Doğu politikaları öncelikle güvenlik ve stratejik çıkarlar üzerinden şekilleniyor. Ancak hem İsrail’de hem de ABD’de bazı siyasi ve dini grupların kullandığı Armageddon ve Amalek gibi kavramlar, savaşın teolojik bir anlatı üzerinden de meşrulaştırıldığı eleştirilerini güçlendiriyor. Özellikle evangelist lobilerin ABD siyasetinde etkili olması, İsrail’e verilen askeri ve siyasi desteğin arka planında dini motivasyonların da rol oynayabileceği yönündeki tartışmaları büyütmüş durumda. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Sansürsüz Epstein belgeleri pazartesi incelemeye açılıyor Haber

Sansürsüz Epstein belgeleri pazartesi incelemeye açılıyor

ABD’de uzun süredir tartışma konusu olan Jeffrey Epstein soruşturmasına ilişkin belgelerde yeni bir aşamaya geçiliyor. Adalet Bakan Yardımcısı Patrick Davis’in Kongre üyelerine gönderdiği mektuba göre, kamuoyuyla daha önce paylaşılan 3 milyondan fazla sayfalık belgenin sansürsüz kopyaları pazartesi gününden itibaren Temsilciler Meclisi ve Senato üyelerinin incelemesine sunulacak. Elektronik cihaz yasağı uygulanacak Belgelerin, ABD Adalet Bakanlığı binasında oluşturulan özel bir okuma odasında incelenmesi planlanıyor. Üyelerin odaya telefon, tablet ya da herhangi bir elektronik cihaz sokmasına izin verilmeyecek. İnceleme yapmak isteyenlerin en az 24 saat önceden bildirimde bulunması gerekirken, yalnızca elektronik kopyalara erişim sağlanacak; orijinal belgeler paylaşılmayacak. Not alınmasına ise izin verilecek. Tüm dosyalar hâlâ erişime açık değil Kongre üyeleri, bakanlığın daha önce internette yayımladığı yaklaşık 3 milyon belgeyi sansürsüz biçimde inceleyebilecek. Ancak Adalet Bakanlığı’nın elinde bulunduğu belirtilen toplam 6 milyon belgenin tamamı erişime açılmış değil. Bu durum, soruşturmanın nasıl yürütüldüğünü tam olarak değerlendirmek isteyen bazı siyasetçilerin tepkisine yol açtı. Tam şeffaflık çağrısı büyüyor Demokrat Temsilci Ro Khanna ile Cumhuriyetçi Thomas Massie, belgelerin eksiksiz şekilde yayımlanmasını savunan isimler arasında yer alıyor. İkili daha önce, yayımlanan dosyalarda bazı bölümlerin aşırı sansürlendiğini, buna karşın bazı mağdur isimlerinin yeterince korunmadığını dile getirmişti. Khanna, kalan belgelerin paylaşılmaması halinde daha sert adımlar atabileceklerini belirterek sürecin siyasi gerilimi artırabileceğinin sinyalini verdi. Eleştirilerin ardından yeni adım Adalet Bakanlığı, 30 Ocak’ta yaklaşık 3 milyon belge, 2 bin video ve 180 bin görsel yayımlamış; ancak dosyaların büyük bölümünün karartılmış olması eleştirilere neden olmuştu. Pazartesi günü başlayacak incelemenin, Epstein ve Ghislaine Maxwell davalarının nasıl ele alındığına dair daha net bir tablo ortaya koyması bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.