SON DAKİKA

#Terör

HABER DEĞER - Terör haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Terör haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: PKK tüm uzantılarıyla kendini feshetmeli Haber

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: PKK tüm uzantılarıyla kendini feshetmeli

Çelik, terör örgütlerinin meşrulaştırılmaya çalışıldığını belirterek, Türkiye’nin terörle mücadelede kararlılığını sürdüreceğini ifade etti. Suriye’de DEAŞ’la mücadelenin kesintisiz devam etmesi gerektiğini dile getiren Çelik, “PKK tüm uzantılarını feshetmeli. Suriye’de tek ülke, tek ordu ilkesi çerçevesinde tüm etnik ve mezhepsel grupların haklarının güvence altına alındığı bir yapı tesis edilmelidir” dedi. “Suriye’de ortaya çıkan tablo herkesin kazanımıdır” Suriye’deki gelişmelere de değinen Çelik, terör örgütlerinin ortadan kalkmasının en çok Suriye halkına fayda sağlayacağını söyledi. Kürtlerin, Türkmenlerin ve Arapların terör vesayetinden kurtulmasının önemine işaret eden Çelik, Suriye’de Kürtlerin kimlik, dil ve kültür haklarını güvence altına alan kararnameyi olumlu bulduklarını ifade etti. Çelik, “Suriye’de oluşan yeni tabloyu tüm etnik grupların ortak kazanımı olarak görmek gerekir” diye konuştu. SDG ve DEM Parti açıklamaları DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın “SDG Kürtleri temsil ediyor” sözlerine de değinen Çelik, bu ifadelerin bir itiraf niteliği taşıdığını savundu. Çelik, “Bu söylemleri dile getirenlerin gündeminde Kürtler değil, örgütler var. Kimin hangi örgütle yan yana durduğu açıkça ortadadır” dedi. İran ve Gazze mesajı İran’a yönelik olası bir dış müdahaleye de karşı olduklarını belirten Çelik, böyle bir girişimin bölgede daha büyük acılara yol açacağını söyledi. İran’daki sorunların İran halkı tarafından ve kendi dinamikleriyle çözülmesi gerektiğini vurguladı. Gazze konusunda da açıklamalarda bulunan Çelik, Gazze’nin “emlak” olarak değil “vatan” olarak görülmesi gerektiğini ifade ederek, bölgede kalıcı bir ateşkesin sağlanmasının önemine dikkat çekti. Muhalefete eleştiri CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i de eleştiren Çelik, Kürt meselesinin istismar edildiğini savundu. Çelik, “Sayın Özel’in bilgiyle problemi var. Yanlış ve eksik bilgilendiriliyor” ifadelerini kullandı. Çelik, Türkiye’nin ve bölgenin geleceği açısından terör örgütlerinin karşısında, bölge halklarının ise yanında olmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Prof. Dr. Ali Kemal Özcan: Sorun Kürt sorunu değil, Türk-Kürt ilişkilerinin geleceğidir! Haber

Prof. Dr. Ali Kemal Özcan: Sorun Kürt sorunu değil, Türk-Kürt ilişkilerinin geleceğidir!

“Sorun ontolojiktir, varoluşsaldır” Son aylarda yaptığı uyarılara dikkat çeken Özcan, yaşanan sürecin “ontolojik”, yani varoluşsal bir sorun haline geldiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı: “Bu mesele geçici bir siyasal kriz değildir. Türk-Kürt ilişkileri bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Sorun, varoluşsal bir noktaya gelmiştir.” Türk-Kürt ilişkilerinin etnik ya da mezhepsel bir mesele olmadığını vurgulayan Özcan, bu ilişkinin tarihsel ve sosyolojik bir temele dayandığını söyledi. “10 Mart mutabakatı yeterli değil” 10 Mart’ta yapılan mutabakata da değinen Özcan, bu adımın umut verici olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını ifade etti: “Ortak bir metne imza atılması önemlidir. Ancak bu metinlerin içi doldurulmadığı sürece kalıcı çözüm üretmez.” Taraflar arasında gerçek bir iletişim eksikliği olduğunu belirten Özcan, mevcut tabloyu “sağırlar diyaloğu” olarak niteledi. “Devlet ve örgüt aynı kefeye konulamaz” Devlet ile silahlı örgütlerin karşılaştırılmasının doğru olmadığını savunan Özcan, güç dengelerinin dikkate alınması gerektiğini söyledi: “Devletle örgüt aynı kefeye konulamaz. Güçleri kıyaslanamaz düzeydedir. Analitik değerlendirme yapılırken bu göz ardı edilmemelidir.” Bahçeli ve çözüm süreci değerlendirmesi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin geçmişteki barışa dönük hamlelerinden umutlandığını dile getiren Özcan, son açıklamaların ise bu umudu zedelediğini belirtti. Özcan, Bahçeli’nin Mazlum Abdi ve Abdullah Öcalan’a yönelik sözlerini “talihsiz” olarak nitelendirerek, bu yaklaşımın toplumsal gerilimi artırdığını söyledi. “Terör bir sonuçtur, sebep değil” Kürt meselesinin nedenlerine dikkat çeken Özcan, şiddetin bir sonuç olduğunu vurguladı: “Terör bir gecede ortaya çıkmadı. Terör bir sonuçtur. İsyan, inkârın sonucudur.” Bu sorunun yalnızca güvenlik politikalarıyla çözülemeyeceğini, tarihsel ve sosyolojik nedenlerin dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Anayasa eleştirisi: “Kürtler 100 yıldır kürt olamıyor” Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndaki vatandaşlık tanımına da değinen Özcan, mevcut yapının Kürt kimliğini görünmez kıldığını savundu: “Vatandaş olunca Türk oluyorsun anlayışı, Kürt varlığını inkâr ediyor. Bu, varoluşsal bir problemdir.” Özcan, bu yaklaşımın toplumsal aidiyet krizine yol açtığını söyledi. “Vicdan ve akıl olmadan çözüm olmaz” Dini ve ahlaki boyuta da değinen Özcan, çözümün vicdan ve akılla mümkün olabileceğini ifade etti: “İnsanın Allah’ı vicdanıdır. Akıl ve vicdan birlikte olmadıkça barış sağlanamaz.” Ortadoğu’da yaşanan çatışmalara dikkat çeken Özcan, şiddetin dini söylemlerle meşrulaştırılmasını da eleştirdi. “Türk-Kürt ilişkileri tarihinin en kritik döneminde” Programın sonunda uyarılarını yineleyen Özcan, mevcut sürecin ciddi riskler barındırdığını belirtti: “Türk-Kürt ilişkileri bin yıllık tarihinde ilk defa bu kadar büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Ruhsal ve toplumsal bir kopuş yaşanıyor.” Bu sürecin geri döndürülebilir olduğunu ancak zamanın hızla daraldığını vurgulayan Özcan, yönetici elitlere sorumluluk çağrısı yaptı. “Sorun Kürt sorunu değil, Türk-Kürt ilişkileridir” Özcan, konuşmasının sonunda şu değerlendirmede bulundu: “Sorun sadece Kürt sorunu değildir. Sorun, Türk-Kürt ilişkilerinin geleceğidir. Bu ilişki koparsa, her iki taraf da kaybeder.” Türk ve Kürt halklarının birbirinden ayrılmasının “bir bedeni ikiye bölmek” anlamına geleceğini söyleyen Özcan, barışçı ve kapsayıcı bir yaklaşımın zorunlu olduğunu ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Sınır hattında tansiyon yükseldi: Provokasyona TSK’dan anında karşılık Haber

Sınır hattında tansiyon yükseldi: Provokasyona TSK’dan anında karşılık

Suriye’de faaliyet gösteren YPG/SDG/PKK yapılanmasına bağlı bir grubun, 20 Ocak 2026 Salı günü Türkiye sınır hattında provokatif bir girişimde bulunduğu bildirildi. Güvenlik kaynaklarına göre, sınır hattında Türk bayrağını hedef alan girişim üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri havaya uyarı ateşi açarak duruma müdahale etti ve bölgedeki hareketlilik kısa sürede kontrol altına alındı. Provokatif girişim sınır hattında yaşandı Edinilen bilgilere göre, sınır hattına yaklaşan silahlı unsurların Türk bayrağını indirmeye yönelik hamlesi, bölgede görev yapan birlikler tarafından fark edildi. Olası bir gerilimin büyümesini önlemek amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından havaya uyarı ateşi açıldı. Müdahalenin ardından grup bölgeden uzaklaştı. Türk Silahlı Kuvvetleri hızlı müdahalede bulundu TSK’nın zamanında müdahalesiyle sınır hattındaki provokasyon engellendi. Yetkililer, olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma yaşanmadığını belirtirken, sınır güvenliğine yönelik tedbirlerin artırıldığını aktardı. Türkiye toplumunun güvenliğini tehdit eden her türlü girişime karşı teyakkuz halinin sürdüğü vurgulandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan terör mesajı geldi Yaşanan gelişmelerin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, terörle mücadeleye ilişkin değerlendirmede bulundu. Erdoğan, “Bölgemizde terörün devri kapanmıştır” ifadeleriyle Türkiye’nin sınır güvenliği ve bölgesel istikrar konusundaki kararlılığını yineledi. Sınır hattındaki gelişmeler yakından izlenirken, güvenlik birimlerinin olası yeni provokasyonlara karşı bölgede önlemlerini sürdürdüğü bildirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Oyunlara gelmeyeceğiz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Oyunlara gelmeyeceğiz

2 saat 15 dakika süren yılın ilk Kabine toplantısı ardından Millete Sesleniş konuşması yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iç ve dış gündeme ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Hepimiz 86 milyon olarak kardeşiz, oyunlara gelmeyeceğiz" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, yılın ilk toplantısını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdi. Saat 16.50’de başlayan toplantı, 2 saat 15 dakika sürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı ardındna kameralar karşısına geçerek Millete Sesleniş konuşması yaptı. "Bizi coğrafyamızda ayırmak isteyenler asla başarılı olamayacaklar" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tefrikayı, fitneyi, bozgunculuğu kapımıza yaklaştırmadan ebedi kardeşliğimize sıkı sıkıya sarılmalıyız. Her kim ortak değerlerimizi aramızdaki rqabıtayı zayıflatmaya çalışıyorsa Türk milletinin dostu değil, yeminli bir hasmıdır. Bölgemizde oyunlara gelmeyeceğiz" diye konuştu. Kabine Toplantısı Sonrası Millete Sesleniş https://t.co/tyzv2yPTc6 — Recep Tayyip Erdoğan (@RTErdogan) January 5, 2026 "ÖNEMLİ KARARLAR ALDIK" Yılın ilk kabine toplantısında bir çok kritik konuları görüştüklerini ve önemli kararlar aldıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aralık ayı içerisinde gerçekleştirdiği dış temaslarına yönelik bilgilendirmelerde bulundu. Terörsüz Türkiye sürecini kararlılıkla devam ettirerek 40 senedir ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını sömüren terör sorununu kökten çözeceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah bunu da suhuletle, sabırla, sağduyuyla yapacağız. Terörün karanlık gölgesinin olmadığı bir ülkede ve bölgede yaşamanın getireceği büyük kazanımlara odaklanarak bu hedefimize ulaşacağız" diye konuştu.

Paech’in ulus-devlet karşıtı sözleri tartışma yarattı Haber

Paech’in ulus-devlet karşıtı sözleri tartışma yarattı

DEM Parti’nin 6-7 Aralık’ta düzenlediği Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı, siyasal çözüm modelleri ve demokratikleşme başlıklarının ele alındığı bir platforma dönüştü. Mezopotamya Ajansı’na konuşan Alman hukukçu Prof. Norman Paech’in açıklamaları ise konferansın en çok tartışılan noktalarından biri oldu. Paech, ulus-devletin “geleceğin modeli olmadığını” ifade ederek merkeziyetçiliğin dağıtılması gerektiğini savundu. Ancak Türkiye’de terörün tamamen son bulduğu bir gelecek hedefini zedelemek istemeyen, buna karşılık üniter devlet yapısını temel ilke olarak kabul eden çevreler, bu sözleri temkinli ve eleştirel bir perspektifle değerlendirdi. Ulus-devlet eleştirisi ve demokratikleşme tartışması Paech, “Devleti ele geçirmek değil; gücü yerel halk, bölgesel topluluklar ve kültürel gruplar arasında bölüştürerek toplumu demokratikleştirmek gerekir” diyerek ulus-devletin merkezî yapısını aşan bir model önerdi. Ona göre geleceğin siyasal düzeni, ulusal çerçeveden ziyade yerel unsurların siyasi süreçlere daha fazla katıldığı bir yapıya dayanmalı. Bu söylem akademik çevrelerde tartışılabilir olmakla birlikte, Türkiye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü esas alan üniter devlet yapısıyla örtüşmediği için eleştirildi. Kolektif hak vurgusu ve Türkiye’deki hassasiyet Paech’in “Bu mesele bireysel haklara indirgenemez; kolektif hakların tanınması zorunludur” sözleri de dikkat çekti. Türkiye’de uzmanlara göre demokratikleşme çabalarının desteklenmesi mümkün olsa da, kolektif haklara dayalı siyasal statülerin geçmişte terör örgütü tarafından istismar edilmesi, bu önerilere temkinli yaklaşılmasını zorunlu kılıyor. Analistlere göre hak ve özgürlüklerin genişletilmesi mümkündür, ancak bunun yolu üniter yapıyı zayıflatmadan, eşit yurttaşlık temelinden ilerlemektir. PKK yasağına dair açıklamanın yarattığı tepki Paech’in Avrupa’daki PKK yasağının kaldırılması gerektiğini söylemesi de tartışma yarattı. Türkiye’nin uzun yıllar süren terörle mücadelesi, yurttaşların yaşadığı kayıplar ve toplumsal hafızada yer eden acılar düşünüldüğünde, bu çağrı geniş kesimlerce gerçeklikten kopuk bulundu. Barışçıl bir gelecek hedefi yeniden güç kazanmışken, terör tanımlarını ortadan kaldırmaya dönük söylemlerin süreci zedeleyeceği yorumları yapılıyor. Barış arayışı üniter yapı içinde mümkün Türkiye’de hâkim değerlendirmeye göre terörün tamamen sona erdiği, huzur ve birlik içinde bir gelecek mümkündür. Ancak bu süreç, üniter devlet yapısının tartışmaya açılmasıyla değil, demokratikleşmenin bu yapının korunduğu bir çerçevede güçlendirilmesiyle ilerleyebilir. Bu nedenle Paech’in federal veya konfederal yapıları ima eden söylemi, ilgi uyandırsa da Türkiye’nin kırmızı çizgisi olan üniter devlet çerçevesiyle uyumsuz görülüyor. Analistler, “Barış ancak güçlü, tek ve bütün bir devlet yapısı içinde kalıcı olabilir” değerlendirmesi yaparak tartışmayı özetliyor.

Mehmet Uçum: Terör hiçbir iyi hedefin aracı olamaz! Haber

Mehmet Uçum: Terör hiçbir iyi hedefin aracı olamaz!

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, sosyal medya hesabından yayımladığı “Önce Geçiş Sonra Demokrasi Çarpıtması!” başlıklı yazısında, “Terörsüz Türkiye” süreci ve demokrasi reformları üzerine tartışmalara yanıt verdi. Uçum, bazı çevrelerin “geçiş süreci” kavramını yanlış yorumlayarak demokrasiyi askıya alma iddiasında bulunduğunu belirtti. “Geçiş süreci demokrasiden bağımsız değildir” Uçum yazısında, “Terörsüz Türkiye’ye geçiş”in amacının terörün kesin ve kalıcı biçimde sona ermesi olduğunu, bu sürecin yalnızca terör örgütü ve onun siyasi-ideolojik bağlantılarıyla sınırlı olduğunu vurguladı. “Geçiş süreci Türkiye’deki ve bölgedeki Kürt yurttaşların tamamına yönelik değildir. Bu süreçteki özneler münfesih terör örgütünün kurucuları, yöneticileri ve hukuken muhatap alınabilecek kişilerle sınırlıdır.” Uçum’a göre, geçiş süreci hukuku demokratik düzenin bir parçası olarak görülmeli ve demokrasiyle birlikte ilerlemelidir. “Geçiş süreci hukukunu demokrasi dışında görmek abestir. Terörün ve şiddetin sona ermesi zaten demokratik alanı genişletecek, yeni olanaklar yaratacaktır.” “Türkiye’de demokrasi askıda değil, işliyor” Yazısında muhalefetin “demokrasi askıda” yönündeki söylemlerine de yanıt veren Uçum, Türkiye’de demokratik sistemin tüm kurumlarıyla işlediğini belirtti: “Demokrasi askıda ise Türkiye’de her türlü muhalefet nasıl olabiliyor, varlıklarını nasıl sürdürebiliyor? En radikal fikirlerin bile ortaya çıkabildiği bir ortamda, ‘demokrasi yok’ demek ideolojik körlüktür.” Uçum, hukuki süreçlerin ve cezaların “demokrasiye darbe” gibi gösterilmesini yanlış bulduğunu vurguladı: “Suç alanına girilmedikçe her kanattan muhalifler demokratik alanda son derece rahat hareket ediyor. Türkiye’nin gerçeği budur.” “Terörü sona erdirmek hiçbir ön şarta bağlanamaz” Uçum, yazısının sonunda “terör ve demokrasi” arasındaki ilişkiyi açık biçimde tanımlayarak, terörün hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağını belirtti: “Terörü sona erdirmek hiçbir ön şarta bağlanamaz. Terör hiçbir iyi hedefin aracı olamaz. Terörün bitmesi herkesin kazancıdır, demokrasiyi geliştirmek için yüksek bir imkandır. Bu süreci istismar etmek en büyük sabotaj olur.” “Demokrasiye geçiş değil, demokrasiyi güçlendirme hedefi” Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, “demokrasiye geçiş” gibi ifadelerin Türkiye’nin mevcut sistemini yok saydığını da dile getirdi: “Türkiye zaten demokratik bir düzene sahip. Hedef, demokrasiye geçmek değil, demokrasiyi geliştirmektir. Cumhuriyet ve demokrasi güçlü temellere sahiptir; eksikleri tamamlamak, kurumları geliştirmek elbette mümkündür.” Uçum’un yazısı, Cumhurbaşkanlığı çevrelerinde yürütülen “Terörsüz Türkiye” ve “yeni anayasa” tartışmalarına dair en kapsamlı değerlendirmelerden biri olarak dikkat çekti. Siyaset kulislerinde ise bu çıkış, önümüzdeki dönemde güvenlik-demokrasi dengesine dair yeni anayasal adımların habercisi olarak yorumlandı.

DEAŞ şüphelisi 14 kişilik aile Suriye’de yakalandı! Binali Aslan’ın katilleri adalete teslim edildi! Haber

DEAŞ şüphelisi 14 kişilik aile Suriye’de yakalandı! Binali Aslan’ın katilleri adalete teslim edildi!

İçişleri Bakanlığı, Binali Aslan’ı öldürüp aracını gasbeden DEAŞ bağlantılı 14 kişilik ailenin Suriye’de yakalandığını duyurdu. MİT, Emniyet ve Suriye İç Güvenlik Servisi’nin ortak operasyonunda 8 şüpheli öldü, 2’si yaralı, 4’ü sağ ele geçirildi. Aslan’ın cesedi Mersin’de bulundu; Ankara’da 2 şüpheli tutuklandı. İçişleri Bakanlığı, Mersin’de Binali Aslan adlı vatandaşın aracını kiraladıktan sonra kendisini öldüren ve DEAŞ terör örgütü görüşlerini benimseyen 14 kişilik ailenin Suriye’ye kaçtığını tespit etti. MİT Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat ve TEM Daire Başkanlıkları koordinasyonunda yürütülen çalışmalarla, şüphelilerin Suriye’nin İdlip-Atme bölgesindeki adresi belirlendi. Suriye İç Güvenlik Servisi ile gerçekleştirilen operasyonda, teslim ol çağrılarına ateşle karşılık veren şüphelilerden 8’i öldü, 2’si yaralı, 4’ü sağ yakalandı. Yakalanan şüpheliler Türkiye’ye iade edildi. Mersin İl Jandarma Komutanlığı ve Mersin İl Emniyet Müdürlüğü’nün Tarsus Kaburgediği Köyü’nde yaptığı aramalarda, Aslan’ın cesedi ormanlık alanda toprağa gömülü bulundu. Ailenin olay öncesi Ankara’da M.A. ve N.S. adlı şahısların evinde konakladığı tespit edildi. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nce yakalanan bu iki şüpheli, mahkemece tutuklandı. İçişleri Bakanlığı, “Hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyoruz” diyerek, operasyonda emeği geçen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, MİT, Emniyet birimleri, Suriye İç Güvenlik Servisi, Mersin İl Jandarma ve Emniyet Müdürlükleri ile polisleri tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’dan “Terörsüz Türkiye” yazısı: TBMM’de Özel Kanun Gündemde! Haber

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’dan “Terörsüz Türkiye” yazısı: TBMM’de Özel Kanun Gündemde!

Mehmet Uçum’dan “Terörsüz Türkiye” Çıkışı: TBMM’de Özel Kanun Gündemde Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, terörsüz Türkiye’ye geçiş sürecine dair hukuki adımları değerlendirdi. Kaleme aldığı yazıda Uçum, kesin silah bırakma kararının pratik teyidine bağlı olarak TBMM’de bir komisyon kurulacağını ve hazırlanan rapor doğrultusunda özel bir geçiş süreci kanununun çıkarılmasının öngörüldüğünü belirtti. TBMM’de Aşamalar Netleşiyor Uçum’un aktardığına göre, geçiş süreci hukukuna ilişkin adımlar şu şekilde öngörülüyor: Önce komisyonda bir rapor hazırlanacak, ardından TBMM Başkanlığı’na sunulacak. Bu rapora dayanılarak geçiş süreci kanunu için teklif hazırlanacak, yasama sürecine girecek ve kabul edilirse Cumhurbaşkanı’nın onayıyla Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girecek. Kesin silah bırakmanın teyidi ise sürecin her aşamasında daha görünür hale gelecek. TBMM’nin geçiş süreci kanununu kabul etmesiyle süreç doğru şekilde yönetilmiş olacak. “Milli Bütünlükten Taviz Verilemez” Uçum, geçiş sürecine ilişkin çeşitli kaygıların gündeme geldiğini ancak bunların yersiz olduğunu vurguladı. Anayasaya aykırı hiçbir düzenlemenin mümkün olmayacağını söyleyen Uçum, “Milli devletin esasları tartışma konusu yapılamaz. Süreç, tamamen TBMM iradesiyle açık ve şeffaf şekilde yürütülecek” dedi. 6551 Sayılı Kanun’dan Dersler Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ayrıca, 2014’te yürürlüğe giren 6551 sayılı *“Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”*un doğrudan uygulanamayacağını ancak içindeki bazı hükümlerin güncellenerek yeni kanuna entegre edilebileceğini kaydetti. Özellikle silah bırakan örgüt mensuplarının sosyal yaşama katılımı, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve kurumlar arası koordinasyonun önemine işaret etti. “Endişe Değil Umut Zamanı” Yazısında Türkiye’nin terörsüz bir geleceğe geçiş için tarihi bir eşiğe geldiğini vurgulayan Uçum, “Artık geri dönüş mümkün değildir. Bugün endişe değil, umut zamanı. Ortak umudumuz, ortak geleceğimizin harcıdır” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın’dan terör uyarısı: Dönüşü olmayan süreç Haber

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın’dan terör uyarısı: Dönüşü olmayan süreç

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, "Sayın Devlet Bahçeli, millî iradenin sesi olmuştur. Sayın Genel Başkanımızın Terörsüz Türkiye hamlesi, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından da desteklenmiş ve devlet politikası hâline gelmiştir. Bilinmelidir ki Terörsüz Türkiye’den geriye dönüş yoktur. Teröre ve terörizme taviz verilmemiş, verilmeyecektir." ifadelerini kullandı. Yalçın, küresel aktörlerin ölçüsüz rekabetinin dünyayı daha kaotik hale getirdiğini belirtirken, Türkiye'nin ise bölgesel güç ve küresel kutup misyonunu üstlendiğini vurguladı. Türkiye'nin savunma sanayindeki başarısı ve diplomasideki yapıcı rolünün, ülkenin yeni bir "kutup başı" olmasına zemin hazırladığına dikkat çekti. Türkiye terörü ve terörizmi yenmiştir. Emperyalizmin dişlerini kırmıştır. Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak terörle mücadeledeki üstün başarıları, düşmanlarının hesaplarını bozmuştur. Yalçın, Türkiye’nin "21. Yüzyılda Lider Ülke" hedefine emin adımlarla ilerlediğini, bunun için iç barışın tesisinin ve sosyal barışın kalıcı kılınmasının şart olduğunu belirtti. Bu bağlamda, Terörsüz Türkiye yolunda yapılan çalışmaların boşa gitmemesi gerektiğini vurguladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ikna edici girişimleriyle, terör örgütü PKK’nın kendini feshetme kararı aldığı ve Demokrat Parti’nin meşru zeminde siyaset arayışına girdiği hatırlatıldı. Yalçın, TBMM’de kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun Terörsüz Türkiye çabalarını desteklediğini ve halktan büyük destek gördüğünü aktardı. Buna rağmen, terör baronları ve taşeronlarının MHP ve Terörsüz Türkiye aleyhindeki karalama kampanyalarının devam ettiğini, fakat MHP’nin bu karalamalara karşı aktif mücadele verdiğini belirtti. Genel Başkan Bahçeli’nin talimatlarıyla başlatılan "Asırlık Birlik Sonsuz Kardeşlik" temalı "Terörsüz Türkiye için Millî Birlik ve Dayanışma Buluşmaları" büyük ilgi gördü. Yalçın, bu buluşmaların Terörsüz Türkiye’nin ne denli doğru bir hedef olduğunu ortaya koyduğunu söyledi ve ekledi: "Sayın Genel Başkanımızın Terörsüz Türkiye hamlesi, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından da desteklenmiş ve devlet politikası hâline gelmiştir. Bilinmelidir ki Terörsüz Türkiye’den geriye dönüş yoktur. Teröre ve terörizme taviz verilmemiş, verilmeyecektir." MHP, kuruluşundan beri sürdürdüğü politikalar doğrultusunda, Terörsüz Türkiye’nin nihai hedefe ulaşması için kararlılıkla çalışmaya devam edecektir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.