SON DAKİKA

#Tetikte Olma

HABER DEĞER - Tetikte Olma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tetikte Olma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Imposter Sendromu: Başarının içinde kendini misafir hissetmek Haber

Imposter Sendromu: Başarının içinde kendini misafir hissetmek

Bu sendrom, kişinin elde ettiği başarılara rağmen kendini o başarının gerçek sahibi gibi hissedememesiyle tanımlanıyor. Dışarıdan bakıldığında her şey yerli yerinde görünür: sorumluluklar artmıştır, takdir geliyordur, yol açılmıştır. İçerideyse sessiz ama inatçı bir ses dolaşır: “Aslında sandıkları kadar iyi değilim.” Bu ses bağırmaz. Tam tersine, ara ara kendini hatırlatır ve kişiyi sürekli tetikte tutar. Bir gün “gerçeğin” ortaya çıkacağı endişesiyle… Çalışkanlığın ardına gizlenen şüphe Imposter Sendromu çoğu zaman çok çalışkan bir maskeyle dolaşır. Bu kişiler kendilerine gerçekçi olmayan hedefler koyar, hatalara karşı aşırı hassastır. Başarı nadiren tatmin edicidir. Bir işi tamamladıklarında emeklerini görmek yerine kusurlarına odaklanırlar. Aldıkları övgüyü hızla geçiştirir, başarıyı şansla ya da “doğru zamanda doğru yerde olmakla” açıklarlar. Böylece başarı içselleşmeden geçip gider; geriye yalnızca “bir dahaki sefere daha iyisini yapmalıyım” baskısı kalır. Bu hâlin tek bir nedeni yok. Çocuklukta hataya alan tanınmayan ortamlar, sevgi ve takdirin performansa bağlandığı deneyimler, “hep daha fazlasını yapmalıyım” inancı… Hepsi bu sendromu besleyebilir. Yeni bir rol, artan görünürlük ya da daha büyük bir sorumluluk geldiğinde zihin eski reflekslerine hızla döner. Başarı, kimliğin bir parçası olamaz; geçici bir tesadüf gibi algılanır. Üretkenlik artar, bedel ağırlaşır Kısa vadede bu durum üretkenliği artırabilir. Daha çok çalışır, daha az dururuz. Ancak bedeli ağırdır. Kendimizi yeterince iyi hissetmediğimiz için bazı fırsatları erteler, emeğimizi küçümseriz. Dışarıdan “başarılı” görünürken içeride hep eksik ve hazırlıksız hissederiz. Bu his yalnızca zihinde kalmaz; bedende de taşınır. Sürekli tetikte olma hâli, kaslara, nefese ve sinir sistemine yük bindirir. Bugünkü güvensizliğin çoğu zaman geçmişten tanıdık bir duygunun yankısı olduğunu fark etmek, kişiyle kendisi arasında daha dürüst ve şefkatli bir ilişki kurmanın kapısını aralar. Yük hafiflediğinde yürüyüş değişir Uzun yürüyüşlerde öğrenilen basit bir gerçek vardır: Yanımıza aldığımız her fazla eşya, yol uzadıkça yüke dönüşür. Başta fark edilmeyen ağırlıklar saatler sonra adımı yavaşlatır, nefesi daraltır. Bazı şeyleri geride bıraktığımızda yürüyüş hafifler. Bu bir vazgeçiş değil, yolun gerektirdiği bir ayarlamadır. Hayata buradan bakınca şu soru belirir: Sürekli taşıdığımız sorumlulukların, kendimizi kanıtlama ihtiyacının ve her şeye yetişme hâlinin ne kadarı gerçekten bize ait? Kendine söylenen en şefkatli cümle Imposter Sendromu çoğu zaman yetersizlikten değil; fazlasıyla ve çoğu zaman beklentisiz şekilde sorumluluk almaktan doğar. Uzun süre taşındığında insanı yorar, kendine yabancılaştırır. Belki de kendimize söylememiz gereken en şefkatli cümle şudur: “Buradayım, çünkü bunu hak edecek kadar emek verdim.” Mesele bir sabah uyanıp “artık yeterliyim” demek değildir. Her şüphe geldiğinde bu cümleyi içselleştirene kadar kendimize tekrar edebilmektir. Peki ya siz… Okurken içinizde tanıdık bir his uyandı mı? Haber: Azra Yılmaz haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.