SON DAKİKA

#Toplumsal Adalet

HABER DEĞER - Toplumsal Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplumsal Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

12 yıl sonra sürpriz dönüş: Mazot 80 TL olmuş, duydum geldim Haber

12 yıl sonra sürpriz dönüş: Mazot 80 TL olmuş, duydum geldim

Cumhuriyet Halk Partisi’nde 24 Mart 2026 tarihinde dikkat çeken bir gelişme yaşandı. 2014 yılında partiden ayrılan ve kendi siyasi oluşumunu kuran Emine Ülker Tarhan, 12 yıl aranın ardından yeniden CHP saflarına katıldı. Dönüş kararı, parti içinde ve Ankara kulislerinde geniş yankı uyandırdı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, grup toplantısı öncesinde yaptığı açıklamayla Tarhan’ın partiye katıldığını duyurdu ve rozetini bizzat taktı. Rozeti Özgür Özel taktı Tarhan’ın dönüşü, CHP grup toplantısı öncesinde duyuruldu. Özgür Özel, Tarhan’ın geçmişte partiye önemli katkılar sunduğunu vurgulayarak “baba ocağına dönüş” ifadelerini kullandı. Aynı dönemde birlikte görev yaptıklarını hatırlatan Özel, Tarhan’ı kürsüye davet ederek kamuoyuna tanıttı. Kürsüde ilk sözler dikkat çekti Yıllar sonra yeniden CHP kürsüsüne çıkan Emine Ülker Tarhan’ın sözleri kısa sürede gündem oldu. Konuşmasına “Mazot 80 lira olmuş, duydum geldim” ifadeleriyle başlayan Tarhan, hem ekonomik tabloya hem de küresel gelişmelere dikkat çekti. Tarhan, geri dönüşünü “omuz vermek” olarak tanımlarken, toplumsal ve siyasal süreçlere dair eleştirilerde bulundu. “Çağırdınız, geldim” mesajı verdi Konuşmasında savaşlar, toplumsal adalet ve hukukun üstünlüğü gibi başlıklara değinen Tarhan, dünyadaki çatışmalara ve insani kayıplara dikkat çekti. Sözlerini “Çağırdınız, geldim” diyerek tamamlayan Tarhan, parti tabanına net bir mesaj verdi. Siyasi geçmişiyle dikkat çeken isim Hukukçu kimliğiyle tanınan Emine Ülker Tarhan, geçmişte CHP Grup Başkanvekilliği görevinde bulunmuş, ardından partiden ayrılarak Anadolu Partisi’ni kurmuştu. Ancak söz konusu parti seçimlerde düşük oy oranı almasının ardından feshedilmişti. Ankara kulislerinde yankı uyandırdı Tarhan’ın yeniden CHP’ye katılması, siyasi dengeler açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre bu dönüş, parti içindeki birlik mesajı açısından önemli bir adım olarak görülürken, önümüzdeki süreçte siyasi etkileri daha net ortaya çıkacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü: Hakların güvencesi örgütlü toplumdur Haber

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü: Hakların güvencesi örgütlü toplumdur

​​​​​​İnsan haklarının tarihi, halkların mücadele tarihidir 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü, 1948’de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne dayanıyor. Ancak insan hakları fikri, yalnızca uluslararası sözleşmelerde değil; yoksulların, işçilerin, kadınların, çocukların, siyahilerin, yerinden edilen halkların ve sömürge coğrafyalarının yüzyıllar boyunca yürüttüğü direnişlerde şekillendi. Hak taleplerinin doğuşunda, devletlerden gelen ayrıcalıklardan çok, baskı koşullarına rağmen ses çıkaran insanların kolektif iradesi belirleyici oldu. Tarihsel deneyimler, hakların ancak toplumsal adalet talebinin yükseldiği dönemlerde güç kazandığını ortaya koyuyor. Bu yüzden bugün 10 Aralık yalnızca bir yıldönümü değil; hakların kâğıt üzerinde kalmaması için verilen toplumsal mücadelenin sürekliliğini hatırlatan bir tarihsel duraktır. Hakların kâğıt üstünde kalması: Eşitsizliklerin gölgesi İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, her insanın doğuştan eşit haklara sahip olduğunu ilan ederken, küresel ekonomik krizler, savaşlar, zorla yerinden edilmeler ve otoriterleşme dalgaları bu hakların pratikte herkese eşit ulaşmadığını açıkça gösteriyor. Dünyanın pek çok yerinde güvencesiz çalışan işçiler, temel hizmetlere erişemeyen çocuklar, şiddete maruz kalan kadınlar ve sınır politikalarının sıkıştırdığı göçmenler, normların uygulamada büyük bir boşlukla karşılaştığını gözler önüne seriyor. Bu tablo günümüzde en önemli tespiti güçlendiriyor: Hakların gerçek güvencesi, toplumun hak bilincidir. Hak bilinci yerleşmediğinde, en temel özgürlüklerin bile sessizce ortadan kaldırılabildiği defalarca görüldü. Toplumun geniş kesimlerinin haklarının neleri kapsadığını bilmesi, hakların fiilen kullanılabilmesi kadar, kaybedildiğinde bunun farkına varılabilmesi için de zorunlu. Hak savunucularına yönelik baskıların artışı Son yıllarda birçok ülkede insan hakları savunucularına yönelik gözaltılar, soruşturmalar ve dijital izleme uygulamaları yaygınlaştı. Hak ihlallerinin görünür olmaması için çeşitli yöntemlerle baskı oluşturulması, ihlalleri yapan yapılar açısından bir “korunma refleksi” haline geliyor. Bugün hak talep eden kişi ve grupların hedef haline getirilmesi, hak mücadelesinin toplumsal etkisinin ne kadar güçlü olduğunun da bir göstergesi. Çünkü hak arayışı, yalnızca bireyin değil, toplumun tamamının yaşam koşullarını ilgilendiriyor. Bu nedenle hak taleplerinin bastırılması, toplumun sesini kısmaya yönelik daha geniş bir siyasal stratejinin parçası haline geliyor. Eğitim ve hak bilinci: Değişimin kalıcı gücü Hakların korunması yalnızca hukuki mekanizmalarla değil, eğitim yoluyla toplumsal kültürün güçlendirilmesiyle mümkün oluyor. Eğitim süreci, hakların tanımlarının öğrenilmesinin ötesinde, haksızlık karşısında ses çıkarma cesaretinin gelişmesini sağlıyor. Hak bilincinin erken yaşlardan itibaren kazandırılması, bireyleri yalnızca kendi özgürlüklerini savunmaya değil, başkalarının uğradığı adaletsizlikleri de görüp sorgulamaya yöneltiyor. Bu nedenle hak eğitimi; okul müfredatlarından medya okuryazarlığına, aile içi iletişimden sivil toplum çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede etkili olmak zorunda. Toplumun kendi haklarını bilen bir yapıya kavuşması, yalnızca yöneticilerin kararlarıyla değil, yurttaşların iradesiyle güvence altına alınmış bir hak düzeni yaratıyor. Kadınların, çocukların ve göçmenlerin durumu: Eşitsizliğin en görünür hali Dünya genelinde hak ihlallerinin en yoğun yaşandığı kesimlerin başında kadınlar, çocuklar ve göçmenler geliyor. Kadına yönelik şiddetin yaygınlığı, çocuk işçiliğinin artışı, zorla yerinden edilen insanların kamplarda karşılaştığı insanlık dışı koşullar, uluslararası hukukla pratik arasındaki uçurumu derinleştiriyor. Bu kırılgan grupların durumunu iyileştirmek, yalnızca devletlerin değil toplumun tüm kesimlerinin sorumluluğu olarak görülüyor. Çünkü hak eşitsizlikleri, yalnızca belirli grupları değil, toplumun bütününü etkileyen yapısal sorunların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. 10 Aralık bir yüzleşme günüdür Dünya İnsan Hakları Günü, geçmişte kazanılan hakları anmak kadar, bugün hâlâ çözülmeyi bekleyen eşitsizliklerle yüzleşme çağrısıdır. Hak ihlallerinin sürdüğü bir dünyada 10 Aralık, bir kutlamadan çok, toplumsal hafızayı tazeleyen bir uyarıdır: Hakların kaybedilmesi sessizce gerçekleşir; korunması ise ancak kolektif bir bilincin ve dayanışmanın varlığıyla mümkündür. Bu nedenle bugün, hakların yalnızca hukuki metinlerde değil, toplumun geniş kesimlerinin ortak iradesinde hayat bulabileceğini hatırlama günüdür. Çünkü haklar, sahip çıkıldıkça yaşar.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.