SON DAKİKA

#Travma

HABER DEĞER - Travma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Travma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Fatma Nur Çelik ve kızı ölü bulundu: “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” demişti Haber

Fatma Nur Çelik ve kızı ölü bulundu: “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” demişti

İstanbul Zeytinburnu sahilinde dün akşam saatlerinde bir anne ve kızının cansız bedenleri bulundu. Hayatını kaybedenlerin, kamuoyunda bir süredir kızına yönelik istismar davası nedeniyle gündemde olan Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa İkra olduğu açıklandı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Çelik, çocuğunun öz babası olduğu belirtilen Ayhan Şengüler hakkında açılan istismar davası sürecinde adalet nöbeti tutuyor ve kamuoyundan destek istiyordu. Şengüler’in Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi olduğu belirtilmişti. Davanın karar duruşmasının 5 Mayıs’ta görüleceği, sanığın ise tutuksuz yargılandığı öğrenildi. Fatma Nur Çelik’in daha önce yaptığı açıklamalarda, güvenliğinden endişe ettiğini dile getirdiği ve “5 Mayıs’a kadar yaşayabilir miyim bilmiyorum. Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” ifadelerini kullandığı ortaya çıktı. Çelik’in, hem kendisinin hem de kızının tehdit edildiğini iddia ettiği, bazı haberlerde vakıf isminin açıkça geçmesinin ardından erişim engeli kararları alındığını söylediği belirtildi. "Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” demişti. Bugün kızıyla beraber ölü bulundular. Çocuk yaşta istismarına uğradığı Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler ile evlendirilen ve kızı da istismara uğrayınca adalet mücadelesine başlayan Fatmanur Çelik’in sesi duyulmadı. pic.twitter.com/yU6MX6PMHq — Hilal Köylü (@hilalkoylu) March 3, 2026 Olayın ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, çocuk hakkında İstanbul Anadolu 2. Çocuk Mahkemesi kararıyla sağlık ve danışmanlık tedbiri uygulandığı, tedavi sürecinde annenin yönlendirmelere olumlu yanıt vermediği iddia edildi. Bakanlık, çocuğun sağlık durumunun risk altında olması nedeniyle 2 Mart’ta acil koruma kararı çıkarıldığını ve adrese gidildiğini ancak kimseye ulaşılamadığını duyurdu. Akşam saatlerinde anne ve çocuğun hayatını kaybettiği bilgisinin alındığı aktarıldı. Bakanlık, bazı medya organlarının ve sivil toplum kuruluşlarının süreci çarpıttığını savunarak, kamuoyunu “hassas ve titiz davranmaya” davet etti. Öte yandan, dosyayı takip eden Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği temsilcileri daha önce yaptıkları açıklamalarda, yargılama sürecinde çocuğun üstün yararı ilkesinin ihlal edildiğini, beyanlarının defalarca tekrar ettirildiğini ve travma sonrası stres bozukluğu tanısıyla tedavi gördüğünü belirtmişti. Dernek, annenin yaşadığı ihmalleri dile getirmeye çalıştığı her durumda “örtük biçimde çocuğunun elinden alınacağı tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığını” savunmuştu. Çelik’in ve kızının ölümü kamuoyunda “şüpheli ölüm” tartışmalarını gündeme taşırken, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve ihmallerin olup olmadığının ortaya çıkarılması çağrıları yapılıyor. Soruşturma sürüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Berdel dayatmasına direnen anne katledildi: Ağrı’daki cinayet çocuk istismarı tartışmasını büyüttü Haber

Berdel dayatmasına direnen anne katledildi: Ağrı’daki cinayet çocuk istismarı tartışmasını büyüttü

Ağrı’nın Patnos ilçesine bağlı Özdemirler köyünde 35 yaşındaki Güler Özkan’ın, 17 yaşındaki kızının “berdel” usulüyle zorla evlendirilmesine karşı çıktığı için eşi tarafından öldürüldüğü iddia edildi. 28 Ocak’ta gerçekleşen olayda sekiz çocuk annesi kadının, kızının rızası dışında evlendirilmesine itiraz ettiği, evde günler süren tartışmaların ardından silahlı saldırıya uğrayarak yaşamını yitirdiği belirtildi. Anne kızını korumaya çalıştı, şiddet tırmandı Kadın hakları savunucularının aktardığı bilgilere göre 17 yaşındaki genç kızın berdel kapsamında akraba biriyle evlendirilmek istendiği, annenin bu duruma karşı çıkması üzerine ev içinde sistematik şiddet ve baskının arttığı ifade edildi. Tartışmaların bir hafta boyunca sürdüğü, cinayetin de bu süreçte yaşandığı bildirildi. “Bu yalnızca bir kadın cinayeti değil” Olayı takip eden hukukçular, yaşananların yalnızca bir kadın cinayeti değil aynı zamanda çocuk yaşta evlendirme ve istismar boyutu taşıdığını vurguladı. Genç kızın uzun süredir fiziksel şiddete maruz kaldığı, evde ağır bir travma ortamının bulunduğu iddiaları soruşturma dosyasına yansıdı. Soruşturma genişletildi, çocuklar koruma altında Cinayetin ardından fail olduğu öne sürülen eş ile birlikte olaya yardım ettiği iddia edilen bir kişinin tutuklandığı, bazı çocukların koruma altına alındığı açıklandı. Baro ve kadın örgütleri, davada berdel dayatması, çocuk yaşta evlendirme ve sistematik şiddet başlıklarının birlikte değerlendirilmesini talep ederek sürecin takipçisi olacaklarını duyurdu. Yaşanan olay, Türkiye toplumunda erken yaşta evlilik, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve geleneksel baskı mekanizmalarının yarattığı riskler konusunda tartışmaları yeniden görünür hale getirdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Suriye’de mezhep gerilimi: Alevi kadınlara yönelik kaçırma ve cinsel şiddet iddiaları Haber

Suriye’de mezhep gerilimi: Alevi kadınlara yönelik kaçırma ve cinsel şiddet iddiaları

Suriye’nin batısındaki Lazkiye vilayetinde ve çevresinde, çoğu Alevi mezhebine mensup kadınlara yönelik kaçırma ve cinsel şiddet iddiaları kamuoyunda derin endişe yaratıyor. BBC Dünya Servisi’ne konuşan mağdurlar ve aileleri, Aralık 2024’te Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından kaçırılma vakalarında artış yaşandığını öne sürüyor. Suriye İçişleri Bakanlığı ise bildirilen vakaların büyük bölümünün “gerçek kaçırma” olmadığını savunuyor. Kaçırma ve şiddet iddiaları art arda geldi Güvenlik gerekçesiyle adı değiştirilen Ramia, Lazkiye’de ailesiyle piknik hazırlığı yaparken silahlı kişiler tarafından zorla araca bindirildiğini anlattı. Kendilerini güvenlik güçleri olarak tanıtan kişilerin mezhebine ilişkin sorular sorduktan sonra kendisine şiddet uyguladığını ve iki gün boyunca alıkoyduğunu söyledi. Ramia, bu süreçte intihar girişiminde bulunduğunu ve ağır psikolojik travma yaşadığını belirtti. Benzer şekilde 30’lu yaşlarında bir anne olan Nesma da köyünden alınarak günlerce tutulduğunu ve cinsel saldırıya uğradığını iddia etti. Ailelerin anlatımlarına göre bazı kadınlar haftalarca alıkonuldu, bazıları ise kamuoyu baskısı sonrası serbest bırakıldı. Sivil toplum kuruluşları en az 80 kayıp ihbarı aldı Kadın hakları savunucusu Suriye Feminist Lobisi (SFL), ailelerden, medyadan ve diğer kaynaklardan 80’den fazla kayıp ihbarı aldıklarını, bunların 26’sını kaçırma olarak doğruladıklarını açıkladı. Kuruluşa göre kayıp bildirilen kadınların neredeyse tamamı, Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan Alevi mezhebine mensup. Uluslararası Af Örgütü de Temmuz ayında, yaşları üç ile 40 arasında değişen en az 36 Alevi kadın ve kız çocuğunun kaçırıldığına dair güvenilir ihbarlar aldığını duyurdu. Yetkililer iddiaların çoğunu reddediyor Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı Genel Güvenlik Servisi, Kasım ayında yaptığı açıklamada bildirilen 42 vakadan yalnızca birinin “gerçek kaçırma” olduğunu, diğerlerinin gönüllü kaçış, aile içi sorunlar veya asılsız iddialar olduğunu savundu. Bakanlık, ihbarları ciddiyetle ele aldığını belirtse de mağdur aileler soruşturmalarda ilerleme kaydedilmediğini söylüyor. İsminin açıklanmasını istemeyen bir güvenlik kaynağı ise bazı kaçırma vakalarına güvenlik birimlerinden kişilerin de karışmış olabileceğini ve bazı görevlilerin görevden alındığını iddia etti. Mezhep gerilimi ve cezasızlık endişesi Mart ayında batı Suriye’de yaşanan mezhep çatışmalarında 1400’den fazla kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti. İnsan hakları savunucuları, mevcut güvenlik ortamının ve cezasızlık algısının, özellikle Alevi kadınlar arasında korku yarattığını ifade ediyor. Almanya’da yaşayan Suriyeli insan hakları aktivisti Yamen Hüseyin, bazı vakaların “yenilmiş tarafın istismarı” anlayışıyla ideolojik bir zemine oturabileceğini, ancak genel cezasızlık ortamının farklı grupları da suça teşvik edebileceğini belirtiyor. Travma ve suskunluk sürüyor BBC’ye konuşan aileler, hem güvenlik gerekçesiyle hem de sosyal damgalanma korkusuyla yaşadıklarını kamuoyuna açıklamaktan çekindiklerini dile getiriyor. Bazı kadınların evliliklerinin sona erdiği, bazılarının ise okula ve gündelik yaşama dönmeye çalıştığı aktarılıyor. Ramia yaşadığı travmayı “Uykumda çığlık atıyorum” sözleriyle anlatırken, adalet aramanın kendilerini daha fazla tehlikeye atabileceğinden endişe ettiklerini ifade ediyorlar. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yedi yıllık mesajlar ortaya saçıldı: Set arkasında neler yaşandı? Haber

Yedi yıllık mesajlar ortaya saçıldı: Set arkasında neler yaşandı?

Eski set arkadaşları arasındaki gerilim kamuoyuna taşındı. Bir döneme damga vuran Bez Bebek dizisinin oyuncularından Asena Keskinci, sosyal medyada yayımladığı video ile rol arkadaşı Evrim Akın hakkında ağır iddialar ortaya attı. Keskinci, “mobbing” yaşadığını savunarak, Akın’ın yıllardır babasıyla aynı evde yaşadığı öne sürüsünü de gündeme getirdi ve yaşadıklarını “ifşa” başlığıyla kamuoyuna açtı. “Diziden attırırsam ne olur?” sözü tartışmanın fitilini ateşledi. Keskinci, sette herkesin Akın’dan çekindiğini ileri sürerken, kendisine yönelik “Bir de ben seni bu diziden attırırsam ne olur?” şeklinde ifadeler kullanıldığını iddia etti. Ayrıca yapım ekibinin, rol arkadaşı hakkında “ağır ilaçlar kullandığı” yönünde telkinlerle, kendisinden “alttan almasını” istediğini öne sürdü ve bu süreçte oyuncu değişikliğine gidildiğini iddialarına ekledi. Evrim Akın sessizliğini bozdu, kameralar önünde ağladı. Gündem olan açıklamaların ardından Akın ilk kez doğrudan konuştu. “İyilikten başka ne yaptım?” diyerek gözyaşlarına hâkim olamayan oyuncu, kendisine yönelik bir “algı operasyonu” yürütüldüğünü savundu. Duygusal anların yaşandığı açıklamada Akın, iddiaların kendisini yıprattığını ve yıllardır sürdürdüğü ilişkilerin “iyilik üzerinden okunması gerektiğini” söyledi. Mesajlar ortaya saçıldı, delil tartışması yeni bir boyut kazandı. Akın, savunmasını yalnızca sözle sınırlı bırakmadı; Asena Keskinci ile “7 yıl önce”ye tarihlenen mesajlaşmaları sosyal medya hesabında paylaştı. Bununla da yetinmeyen oyuncu, Keskinci’nin annesiyle yaptığı yazışmaları da yayımlayarak, iddialara “belgeyle” karşılık vermeyi tercih etti. Avukattan karşı hamle geldi, “travma” vurgusu yapıldı. Keskinci’nin avukatı Feyza Altun, yazılı bir açıklama yaparak müvekkilinin çocukluk ve gençlik döneminde yaşadıklarının “duygusal ve fiziksel şiddet” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Açıklamada, travmaların görünür olmasının yıllar alabileceği, tek bir tetikleyici olayın dahi tüm yükü ortaya çıkarabileceği vurgulandı ve “Hukuk önünde gerçeklerin açığa çıkması” kararlılığı ifade edildi. Destek ve karşıt açıklamalar cepheleşmeyi büyüttü. Keskinci’nin paylaşımlarının ardından dizi ekibinden bazı isimlerin destek mesajları vermesi, bazı isimlerin ise Akın’ın yanında durması krizi ikiye böldü. Sosyal medya, izleyici yorumlarıyla adeta bir açık mahkeme salonuna döndü; “ifşa” ile “savunma” arasında gidip gelen mesajlar gündemi belirledi. Gözler hukuki sürece çevrildi, son söz mahkemenin olacak. Taraflardan gelen karşılıklı açıklamalar, tartışmayı magazin sınırlarının dışına taşıdı. Şimdi merak edilen, iddiaların yargı önüne taşınıp taşınmayacağı ve paylaşılan mesajların hukuki karşılığının ne olacağı. Kamuoyu, “gözyaşı mı, belge mi?” sorusunun yanıtını adli süreçte arayacak.

Kreşte skandal olay! Haber

Kreşte skandal olay!

Kreşte şok iddia: “Çocuğumun kolu mosmordu” Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, çocuk bakıcısı N.D. gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlı, savcılık sorgusunun ardından tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye çıkarıldı ve tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olay, 3 yaşındaki kız çocuğunun babası Y.E.’nin kreşe gittiğinde kızının ağladığını fark etmesiyle ortaya çıktı. Çocuğunun kolundaki morlukları gören baba, iddiaya göre öğretmenin kızını uyuduğu sırada ısırdığını öğrendi. Y.E., yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Çocuğum 10 gün önce kreşe başlamıştı. Eve geldiğinde ağlıyordu, kolu mosmordu. Doktora götürdük, darp raporu aldık. Çocuğum travma geçirdi. Artık başka bir kreşe göndermeyeceğim. Kreşlerde çalışan öğretmenlerin psikolojik testlerden geçmesi gerekiyor.” Olay sonrası soruşturma genişliyor Baba Y.E.’nin şikâyeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, polis ekipleri kreşin güvenlik kamerası kayıtlarını ve tanık ifadelerini incelemeye aldı. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili soruşturmanın çok yönlü olarak sürdüğünü açıkladı. Ailelerden sert tepki: “Çocuklarımız güvende olmalı” Olayın sosyal medyada yayılması üzerine birçok yurttaş, kreşlerde denetimlerin artırılması ve eğitim personelinin psikolojik yeterlilik testinden geçirilmesi çağrısında bulundu. Uzmanlar, bu tür vakaların önüne geçilmesi için okul öncesi kurumlarda kamera kayıtlarının şeffaf biçimde izlenebilmesi ve pedagojik eğitimlerin zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Ne olmuştu? Edirne’de özel bir kreşte grup sorumlusu olarak çalışan N.D., 3 yaşındaki öğrencisini uyuduğu sırada ısırmakla suçlandı. Ailesinin şikâyeti üzerine gözaltına alınan N.D., çıkarıldığı mahkemece “çocuğa yönelik fiziksel istismar” suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.