SON DAKİKA

#Trt

HABER DEĞER - Trt haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Trt haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

12 Eylül’ün TRT'ye yansıması: "101’ler" Olayı Haber

12 Eylül’ün TRT'ye yansıması: "101’ler" Olayı

Basın ve yayın dünyasında "101’ler" olarak anılan süreç, 12 Eylül rejiminin düşünceyi, üretimi ve nitelikli kadroları nasıl hedef aldığının en çarpıcı örneklerinden biri olarak tarihe geçti. Gerekçesiz Sürgünler ve Meslek Dışı Atamalar 10 Kasım 1981 günü, TRT bünyesinde görev yapan ve her biri alanında uzmanlaşmış 101 yayıncı, prodüktör, spiker, kameraman ve muhabir; hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden görevlerinden alındı. 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasası uyarınca kamuda başlatılan kıyım dalgasının bir parçası olan bu atamalarda, çalışanların meslekleriyle uzaktan yakından ilgisi bulunmayan bakanlık ve müdürlüklere gönderilmesi dikkat çekti. Dönemin TRT Genel Müdürü emekli general Macit Akman, bu toplu sürgünün "tepeden gelen bir emir"le yapıldığını belirterek uygulamayı, "Vallahi, hiçbirini tanımam ben. Emir veren Başbakan Bülend Ulusu’dur. Biz de uyguladık" sözleriyle özetlemişti. Gazeteci-yazar Adnan Gerger’in "12 Eylül Sürgünleri" adlı kitabında detaylandırdığı süreç, Türkiye tarihinde benzeri görülmemiş bir kadro kıyımıydı. 101 çalışanın karşı karşıya kaldığı atamalar, trajikomik olduğu kadar yıkıcı bir tablo ortaya koydu: Halil Eroğlu (Prodüktör) Kütahya Veteriner Müdürlüğü, Sina Akyol (Dış Yayınlar Prodüktürü), Yozgat Teknik Ziraat Müdürlüğü, Melek Dener (Spiker), Bayındırlık Bakanlığı Dosya Evrak Memurluğu, Ümit Demirağ (Seslendirme Yönetmeni) Afet İşleri, Erdal Özkan (Prodüktör), Türkiye Kömür İşletmeleri, Mustafa Şahin (Kameraman)Trabzon Su Ürünleri Bölge Müdürlüğü Gözaltılar ve DAL Grubu Sürgün edilen TRT personelinden radyo prodüktörü Ahmet Mortaş’ın yaşadıkları, dönemin güvenlik bürokrasisinin ve sıkıyönetim koşullarının bireyler üzerinde yarattığı fiziksel ve psikolojik tahribatın acı bir özetiydi. 11 Kasım'da kurum içinden gözaltına alınan Mortaş, Ankara Emniyet Müdürlüğü Siyasi Şubesi bünyesindeki "Derin Araştırma Laboratuvarı" (DAL Grubu) olarak bilinen birimde günlerce sorgulandı. Sorgularda; geçmişte hazırladığı programlar, Halk Ozanı Mahzuni Şerif ve diğer aydınlarla ilişkileri, mezhebi ve dini bilgileri soruşturma konusu yapıldı. Emniyetteki gözaltı süresinin ardından serbest bırakılmayı beklerken Mamak Askeri Cezaevi’ne gönderilen Mortaş, burada yaşadığı şiddetli fiziksel ve psikolojik işkenceleri şu sözlerle aktarmıştı: "Mamak’a gittik. Kademe kademe, aşama aşama esas koğuşa alınıncaya kadar hayatımın en büyük işkencelerini gördüm... Avuçlarımıza ve bacaklarımıza iniyordu coplar. Sağa bakma, sola bakma, arkaya dönme, bağırmalar… Kafese alınınca burnumuz duvara, ayaklarınız süpürgeliğe değecek şekilde esas duruşta beklememiz isteniyordu." Mamak'ta geçirdiği 25 günün ardından 4. Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılanan ve yasal bir sendika/dernek olan TRT-DER üyeliği dışında suç unsuru bulunamayarak beraat eden Mortaş, tahliye sonrasında gittiği hastanede kafasında çatlar/kırıkler olduğunu ve beyin kanamasından kıl payı kurtulduğunu, doktorların bunun "büyük bir mucize" olduğunu belirttiğini öğrenmişti. Hafızalarda Kalan Bir Direniş "101’ler" olayı; üniversitelerden uzaklaştırılan "1402’likler" ve Devlet İstatistik Enstitüsü'nden sürülen "70’ler" ile birlikte, 12 Eylül rejiminin toplumu ve bürokrasiyi tek tipçi bir zihniyetle nasıl biçimlendirdiğinin simgesi oldu. Yıllar süren hukuk mücadeleleri, mesleklerinden koparılan aydınların yaşadığı travmalar ve Adnan Gerger’in kaleme aldığı “12 Eylül Sürgünleri” kitabı, bu dönemin toplumsal hafızada kapanmayan yaraları olarak kayda geçti.

12 Eylül’ün Sanat Dünyasındaki İzleri Haber

12 Eylül’ün Sanat Dünyasındaki İzleri

Millî Güvenlik Konseyi'nin yönetime el koymasıyla birlikte, ülkedeki tüm özgür düşünce mecraları denetim altına alındı. Darbenin ilk hedef aldığı kesimlerden biri olan sanatçılar, yazarlar, sinemacılar ve müzisyenler; hapis cezaları, sürgünler, kitap yakma eylemleri ve kapsamlı sansür mekanizmalarıyla karşı karşıya kaldı. Basın ve Yayın Dünyasına Yönelik Baskılar Darbe döneminde basın özgürlüğü büyük ölçüde kısıtlandı. Cumhuriyet başta olmak üzere dönemin önde gelen gazeteleri yüzlerce dava ile karşılaştı ve yayınları geçici sürelerle durduruldu. Binlerce gazeteci hakkında hapis cezaları istendi. Basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasal düzenlemelerin yanı sıra, imha edilmek üzere depolanan gazete, dergi ve kitapların ağırlığı resmi rakamlara göre 39 tonu buldu. Birçok eser daha okunmadan sobalarda ve açık arazilerde yakıldı. Bu sürecin en acı örneklerinden biri, Onur Yayınları sahibi İlhan Erdost’un 8 Kasım 1980’de gözaltına alındıktan sonra Mamak Cezaevi’ne nakledilirken hayatını kaybetmesi oldu. Yazar Muzaffer Erdost, kardeşinin ölümünün ardından onun adını kendi adıyla birleştirerek "Muzaffer İlhan Erdost" olarak yazmaya devam etti. Sinemada Sansür ve Yasaklar Darbe yönetimi sinema sektörünü de sıkı bir denetim mekanizmasına tabi tuttu. Dönemde toplam 937 film yasaklandı. Erden Kıral’ın yönettiği, Adana Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından yasaklanan Bereketli Topraklar Üzerinde filminin nüshalarının imha edildiği iddia edildi. Doğu bölgesindeki yoksulluğu konu alan Hakkâri’de Bir Mevsim filmi de uzun süre yasaklı kalan yapımlar arasında yer aldı; film uluslararası festivallerde ödüller alsa da gösterimi engellerle karşılaştı. Müzik Dünyası ve Sürgünler Müzik alanı da 12 Eylül rejiminin baskılarından doğrudan etkilendi. TRT repertuvarından yüzlerce şarkı çıkarıldı; Ruhi Su, Selda Bağcan ve Zülfü Livaneli gibi isimlerin eserleri yasaklı listelerine eklendi. Konser izinleri iptal edilen, pasaportlarına el konulan ve yargılanan sanatçılardan Selda Bağcan uzun yıllar yurt dışına çıkamadı, çeşitli davalardan yargılandı ve konser vermesi yasaklandı. Darbe sırasında bir konser için Almanya'da bulunan Cem Karaca, hakkında açılan davalar ve Interpol kararları nedeniyle uzun yıllar yurda dönemedi ve vatandaşlıktan çıkarıldı. Melike Demirağ, Şanar Yurdatapan gibi isimler de ülkeyi terk etmek zorunda kalan sanatçılar arasında yer aldı. Yeni Türkü'nün Buğdayın Türküsü albümü piyasadan çekildi. Bunun yanı sıra, dönemin idari kararları doğrultusunda sanatçıların kimlik hakları ve ifade biçimleri de baskı gördü. Sanatçı Bülent Ersoy’a sahne yasağı getirildi ve hukuki süreçler sonucunda dönemin mahkemeleri ve idari kurumları tarafından cinsiyet kimliğine yönelik kısıtlamalar uygulandı. Kürtçe dilinin kamusal alanda ve eğitimde kullanımı yasaklandı; bu yasaklar daha sonraki yıllarda kaldırılsa da dönemin kültürel hayatta açtığı tahribat kalıcı oldu. Barış Derneği Davası ve Aydınlar 1977 yılında kurulan Türkiye Barış Derneği, darbenin ardından kapatıldı ve yöneticileri ile kurucuları hakkında İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından dava açıldı. Mahkeme süreci yıllarca sürdü; Mahmut Dikerdem, Reha İsvan, Orhan Apaydın, Erdal Atabek, Ataol Behramoğlu, Ali Sirmen gibi çok sayıda aydın, yazar, hukukçu ve bilim insanı tutuklanarak uzun süre cezaevinde yargılandı. Dava, 1991 yılında sanıkların beraatıyla sonuçlandı. 12 Eylül rejimi, edebiyattan sinemaya, müzikten akademiye kadar geniş bir yelpazede yarattığı korku iklimi, otosansür ve yapısal dönüşümlerle Türkiye'nin kültürel hafızasında derin izler bıraktı. Sanatçılar ve aydınlar üzerindeki bu baskı ortamı, sonraki yıllarda da Türk sanat hayatının en çok tartışılan veirdilerini şekillendiren temel kırılma noktalarından biri olmayı sürdürdü. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yazar Bilgesu Erenus hayatını kaybetti Haber

Yazar Bilgesu Erenus hayatını kaybetti

Türk tiyatrosu ve edebiyat dünyası önemli bir değerini kaybetti. Oyun yazarı, senarist ve yazar kimliğiyle tanınan 83 yaşındaki Bilgesu Erenus'un vefat haberi sanat camiasında derin bir üzüntü yarattı. Şehir Tiyatroları'ndan vefat açıklaması Usta ismin vefat haberini resmi sosyal medya hesapları üzerinden duyuran İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, kurumun repertuarında da yer alan "Yaftalı Tabut" adlı oyunun yazarı olan Erenus'un saygı ve rahmetle anıldığını belirtti. Açıklamada, merhumenin eserleriyle Türk tiyatrosunda silinmez izler bıraktığı ifade edilirken, kederli ailesine, yakınlarına ve tüm sanat camiasına başsağlığı dilekleri iletildi. Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde tören düzenlenecek Hayatını kaybeden usta yazar için 08 Ağustos 2026 Cumartesi günü saat 10.30'da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde resmi bir anma töreni gerçekleştirilecek. Düzenlenecek törenin ardından Bilgesu Erenus'un son yolculuğuna uğurlanması beklenirken, programa tiyatro ve sanat dünyasından çok sayıda ismin katılması öngörülüyor. Bilgesu Erenus kimdir? 1943 yılında Bilecik'in Gölpazarı ilçesinde dünyaya gelen Bilgesu Erenus, eğitimini İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü'nde tamamladı. 1965 ile 1973 yılları arasında TRT bünyesinde görev yapan Erenus; tiyatro oyunlarının yanı sıra roman, öykü ve senaryo dallarında da nitelikli eserler kaleme aldı. Türkiye Yazarlar Sendikası yönetiminde de aktif görevler üstlenen Erenus, 12 Eylül askeri darbesi sonrasında demokratik hak ve özgürlükler mücadelesinin simgelerinden biri olan Aydınlar Dilekçesi'ni Cumhurbaşkanlığı'na ulaştıran isimler arasında yer aldı. Kaleme aldığı eserlerinde emek mücadelesini, kadın haklarını, toplumsal eşitsizlikleri ve Türkiye'nin yakın siyasi tarihine mercek tutan meseleleri işleyerek Türk edebiyatı ile tiyatrosunda derin bir miras bıraktı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

30 ülke sineması İstanbul'da buluşuyor Haber

30 ülke sineması İstanbul'da buluşuyor

İstanbul’un ev sahipliği yapacağı etkinlik; film gösterimleri, ustalık sınıfları (masterclass), paneller ve özel söyleşilerle küresel sinema endüstrisini bir araya getirecek. İstanbul küresel buluşma noktası olacak ABD'den Çin'e, Fransa'dan İran'a kadar dünyanın farklı noktalarından 30 ülkeden 60'a yakın yönetmen, yapımcı ve sinema profesyonelini ağırlayacak olan organizasyon, sektörün gelişimine önemli bir katkı sunmayı hedefliyor. TRT Genel Müdürü Prof. Dr. Mehmet Zahid Sobacı, etkinliğin zengin içeriğine vurgu yaparak, "15 Temmuz Destanı'nın 10. yılına özel yaptırdığımız kısa filmlerin gösterimleri ve Filistin Sineması özel bölümünün de yer aldığı dopdolu bir 12 Punto haftası sinemaseverleri bekliyor" açıklamasında bulundu. Filistin Sineması özel bölümü 12 Punto, bu yıl üçüncü kez düzenlenecek "Filistin Sineması Özel Bölümü" ile bölgedeki insanlık dramına karşı farkındalık yaratmayı sürdürüyor. Program kapsamında 2026 yılı Oscar adayı "Hind Rajab'ın Sesi" filminin yapımcısı Nadim Cheikhrouha İstanbul'a gelecek. Oscar'da "En İyi Uluslararası Film" kategorisinde kısa listeye giren TRT ortak yapımı "Filistin 36", 16 Temmuz'da Feriye'de izleyiciyle buluşacak. Gösterime filmin yapımcısı Ossama Bawardi ve başrol oyuncusu Karim Daoud Anaya da katılım sağlayacak. 15 Temmuz'un 10. yılına özel filmler izlenecek Etkinlik, 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılı anısına düzenlenen "15 Temmuz Kısa Film Proje Yarışması" kategorisine de ev sahipliği yapıyor. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nde ilk kez gösterilecek olan; "Dünyanın Bütün Şafakları", "On Kere Daha" ve "Otuz İki Dakika" isimli yapımlar, izleyicinin beğenisine sunulacak. 12 finalist büyük ödül için yarışıyor Toplam 113 uzun metrajlı film başvurusunun yapıldığı 12 Punto'da, elemeler sonucunda belirlenen 90 senaryo arasından seçilen 12 finalist proje, büyük ödül için ter dökecek. Yüksel Aksu, Fadik Sevin Atasoy ve Ümit Köreken gibi isimlerin yer aldığı jüri değerlendirmesinin ardından; üç projeye "TRT Ortak Yapım Ödülü", üç projeye "TRT Ön Alım Ödülü", altı projeye "TRT Proje Geliştirme Ödülü" verilecek. Ödüller, 19 Temmuz akşamı TRT 2 ekranlarından canlı yayınlanacak törenle sahiplerini bulacak. Ayrıca hafta boyunca finale kalan projelerin sahipleri ve sektörün önde gelen isimleriyle yapılacak röportajlar, her akşam TRT 2'de yayınlanan "12 Punto Özel" programında izleyiciyle buluşacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Türk Halk Müziği'nin büyük kaybı: Yücel Paşmakçı 91 yaşında veda etti Haber

Türk Halk Müziği'nin büyük kaybı: Yücel Paşmakçı 91 yaşında veda etti

Türk Halk Müziği ve TRT tarihinin en önemli yapı taşlarından biri olarak kabul edilen, bağlama ekolünün ve derlemeciliğin efsane ismi Paşmakçı’nın vefatı, sanat dünyasında büyük bir hüzne yol açtı. "Kıymetli hocamıza Allah'tan rahmet diliyorum" Usta sanatçının vefat haberini sosyal medya hesabından duyuran Bedia Akartürk, duygularını şu sözlerle ifade etti: "Türk Halk Müziğimizin çok kıymetlisi, şefimiz, hocamız Yücel Paşmakçı'yı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Yıllarca birlikte çok çalışmalar yaptık, çok türküler derledik, düzenledik, çok albümler kaydettik. Çıktığım her yayını izler, yayın sonrası mutlaka arardı. Çok üzgünüm... Kıymetli hocamıza Allah'tan rahmet, ailesi, yakınları, sevenleri ve camiamıza baş sağlığı ve sabır diliyorum." Veda töreni ve cenaze bilgileri Ömrünü Anadolu'nun kaybolmaya yüz tutmuş ezgilerini gün yüzüne çıkarmaya adayan sanatçı için düzenlenecek veda programı da belli oldu. Paşmakçı için "22 Haziran Pazartesi günü saat 13.30'da İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Mustafa Kemal Amfisi'nde" bir tören gerçekleştirilecek. Ardından Şakirin Camisi'nde ikindi ezanını müteakip kılınacak cenaze namazı ile sanatçı, Karacaahmet Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedilecek. Bir ömre sığan kültür mirası 1935 yılında Kadıköy'de doğan Paşmakçı, müzik kariyerine 1954 yılında İstanbul Radyosu'nun sınavını kazanarak "Yurttan Sesler Korosu" ile başladı. İstanbul Radyosu Yurttan Sesler Topluluğu'nun şefliğini uzun yıllar üstlenen sanatçı, TRT bünyesinde üstlendiği "Türk Halk Müziği ve Oyunları Müdürü" göreviyle repertuvarın gelişiminde kilit rol oynadı. Ayrıca 1975 yılında kurulan İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nın kurucu yönetim kurulu üyeleri arasında yer alarak akademik alanda da kalıcı bir iz bıraktı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

TRT spikeri görevden alındı Haber

TRT spikeri görevden alındı

TRT 1 ekranlarından canlı yayınlanan mücadelenin spikeri Murat Ekrem Çimen maçın başlama düdüğüyle birlikte yaklaşık 4 dakika boyunca iki takımı birbirine karıştırdı. Spiker 4 dakika boyunca takımları karıştırdı Karşılaşmanın başında İran’ın gerçekleştirdiği atakları Yeni Zelanda hücumu gibi anlatan, Yeni Zelanda’nın pozisyonlarını ise İran adına aktaran spikerin bu hatası, ekran başındaki izleyiciler tarafından kısa sürede fark edildi. Yayıncılık standartları açısından "kabul edilemez" bulunan bu durum, İranlı yıldız futbolcu Mehdi Taremi’nin yakın çekimle ekrana gelmesi üzerine son buldu. TRT’den resmi açıklama geldi Tepkilerin artması üzerine TRT yönetimi yazılı bir açıklama yayımlayarak izleyicilerden özür diledi. Kurum tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: "2026 FIFA Dünya Kupası'nda bu sabah TSİ 04.00'te oynanan İran-Yeni Zelanda karşılaşmasının anlatımında yapılan hata, TRT yayıncılık standartları açısından kabul edilemez niteliktedir. Yaşanan bu hata nedeniyle izleyicilerimizden ve kamuoyundan özür diliyoruz. TRT Spor'un yıllara dayanan yayıncılık birikimi, tecrübesi ve kalite anlayışıyla bağdaşmayan bu hatayla ilgili gerekli idari ve teftiş süreçleri derhal başlatılmıştır." Söz konusu hata nedeniyle ilgili spiker, turnuvanın kalan bölümündeki görevlerinden alındı ve ABD’deki yayın ekibinden geri çekildi. 30 yılı aşkın mesleki tecrübeye sahip olan spikerin, yaşanan tepkiler üzerine sosyal medya hesaplarını kapattığı gözlendi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

 ALF dizisinin yıldızı Anne Schedeen hayatını kaybetti Haber

 ALF dizisinin yıldızı Anne Schedeen hayatını kaybetti

Televizyon tarihinin en ikonik sitcom yapımlarından biri olan ALF dizisinde, Melmac gezegeninden gelen sevimli uzaylı ALF’e evini açan Tanner ailesinin annesi rolüyle hafızalara kazınan Anne Schedeen, yaşamını yitirdi. Acı haberi kamuoyuyla paylaşan oyuncunun ailesi, Schedeen’in huzur içinde vefat ettiğini duyurdu. Ailesinden duygusal veda Ünlü oyuncunun vefatı sonrası ailesinden yapılan açıklamada, Schedeen'in sanatçı kişiliği ve özel hayatına dair detaylar paylaşıldı. Açıklamada, "Annie'nin huzur içinde vefat ettiğini büyük bir üzüntüyle paylaşıyoruz. Geride olağanüstü bir yaratıcı enerji, zekice espri anlayışı, ailesine duyduğu sevgi, küçük köpeklere olan düşkünlüğü ve iyi hikâyelere olan sevgisi kaldı" ifadelerine yer verilerek usta oyuncuya veda edildi. TRT döneminin unutulmaz yüzüydü ABD'de 1986-1990 yılları arasında yayınlanan ALF, Türkiye'de de TRT ekranlarında yayınlandığı dönemde geniş bir izleyici kitlesine ulaşmıştı. Anne Schedeen, 4 sezon süren ve toplam 101 bölümden oluşan dizinin başrolünde yer alarak, sitcom tarihinin en unutulmaz anne karakterlerinden birine imza attı. Kült yapımlarda iz bıraktı Oyunculuk kariyerine tiyatro sahnesinde başlayan ve 1970'li yıllarda televizyon dünyasına adım atan Schedeen, ALF öncesi ve sonrasında da pek çok başarılı projede yer aldı. Usta oyuncu; Three's Company, Cheers, Magnum, P.I. ve Simon & Simon gibi döneminin popüler dizilerindeki performanslarıyla da tanınıyordu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

TRT sunucusu Işıl Açıkkar'ın Anneler Günü mesajı sonrası görevden alındığı iddia edildi Haber

TRT sunucusu Işıl Açıkkar'ın Anneler Günü mesajı sonrası görevden alındığı iddia edildi

TRT 1 Ana Haber Bülteni sunucusu Işıl Açıkkar, dün akşamki haber bülteninin kapanışında Anneler Günü’ne özel bir mesaj paylaştı. Canlı yayında evcil hayvan sahipliğine atıfta bulunan Açıkkar'ın kullandığı ifadeler, kısa sürede sosyal medya platformlarında yayılarak farklı yorumların odağı haline geldi. “Ben de bir patili anneyim” ifadeleri gündem oldu Bülteni sonlandırırken kişisel bir paylaşıma yer veren Açıkkar, “Allah henüz beni insan evlatla rızıklandırmadı ama sessiz kullarına hizmet etmekle, onlara annelik yapmakla şereflendirdi; ben de bir patili annesiyim” dedi. Sunucunun evcil hayvan sevgisini "annelik" kavramıyla birleştiren bu sözleri, izleyiciler ve sosyal medya kullanıcıları arasında kutuplaşmaya yol açtı. Sosyal medyada tartışma ve görevden alınma iddiası Açıkkar’ın sözleri sonrası dijital mecralarda yoğun bir etkileşim yaşandı. Bazı kullanıcılar sunucunun yaklaşımını samimi bulup desteklerken, bir kesim ise bu ifadelerin kurumun yayın çizgisi ve özel günün anlamıyla bağdaşmadığı gerekçesiyle eleştirilerde bulundu. Tartışmaların büyümesiyle birlikte, TRT yönetiminin Işıl Açıkkar’ı ana haber sunuculuğu görevinden el çektirdiği iddiası kulislerde konuşulmaya başlandı. TRT yönetiminden resmi açıklama bekleniyor Görev değişikliği iddiaları üzerine gözler TRT Genel Müdürlüğü’ne çevrildi. Işıl Açıkkar’ın sunuculuk görevine devam edip etmeyeceği veya başka bir birimde görevlendirilip görevlendirilmediği henüz netlik kazanmadı. Kurumdan konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmazken, Açıkkar’ın sosyal medya hesaplarındaki sessizliği de dikkat çekti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.