SON DAKİKA

#Türkiye Cumhuriyeti

HABER DEĞER - Türkiye Cumhuriyeti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Cumhuriyeti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Egemenlikten geleceğe: 23 Nisan 106. yılında ne anlatıyor? Haber

Egemenlikten geleceğe: 23 Nisan 106. yılında ne anlatıyor?

23 Nisan, 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla birlikte Türkiye tarihinde bir kırılma noktası olarak kabul ediliyor. Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde kurulan Meclis, egemenliğin saraydan alınıp yurttaşa devredildiği bir dönemin başlangıcını temsil ediyor. Bu tarih, yalnızca bir kurumun açılışı değil; aynı zamanda halk iradesine dayalı yeni bir yönetim anlayışının ilanı olarak değerlendiriliyor. Bir ulusun kendi kaderini belirlediği gün 23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan Meclis, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde yaşanan işgaller ve siyasal krizler karşısında ulusal direnişin merkezi haline geldi. Meclis’in açılmasıyla birlikte “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesi somut bir yönetim biçimine dönüştü. Bu süreç, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı en kritik aşamalardan biri olarak görülüyor. Çocuklara armağan edilen ilk ve tek bayram 23 Nisan’ın en dikkat çekici yönlerinden biri, dünyanın ilk ve tek çocuk bayramı olması. Mustafa Kemal Atatürk, 1929 yılında bu günü çocuklara armağan ederek geleceğin teminatı olarak gördüğü yeni nesillere özel bir anlam yükledi. Bu karar, yalnızca sembolik bir jest değil; aynı zamanda çocukların toplumsal yaşamda özne olarak görülmesinin de erken bir örneği olarak kabul ediliyor. Her yıl Türkiye’nin dört bir yanında ve farklı ülkelerden gelen çocukların katılımıyla kutlanan bayram, uluslararası bir boyut da kazanmış durumda. Özellikle TRT tarafından düzenlenen Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenlikleri, farklı kültürlerden çocukları bir araya getirerek barış ve dayanışma mesajı veriyor. Geçmişten bugüne değişen anlamlar 106 yıl sonra 23 Nisan, yalnızca tarihsel bir anma günü değil; aynı zamanda çocuk hakları, eğitim politikaları ve toplumsal eşitlik tartışmalarının da odak noktası olmaya devam ediyor. Uzmanlar, bayramın ruhunun korunabilmesi için çocukların yaşam koşullarının iyileştirilmesi, nitelikli eğitime erişimlerinin sağlanması ve haklarının güvence altına alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Bugün 23 Nisan, bir yandan ulusal egemenliğin sembolü olarak hatırlanırken, diğer yandan çocukların geleceğine dair sorumlulukları da yeniden hatırlatan güçlü bir tarihsel miras olarak varlığını sürdürüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Erdoğan’dan Netanyahu’ya: Kimse Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz Haber

Erdoğan’dan Netanyahu’ya: Kimse Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda iç ve dış politikaya ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan, özellikle İsrail’in bölgedeki politikalarına sert tepki gösterirken, ateşkes sürecinin korunması gerektiğini söyledi. “İsrail ateşkes sürecini sabote ediyor” Konuşmasında 28 Şubat’ta başlayan bölgesel savaş sürecine değinen Recep Tayyip Erdoğan, ateşkesin sürdürülmesi için diplomatik girişimlerde bulunduklarını söyledi. Erdoğan, ateşkesin bozulmasında İsrail’i sorumlu tuttu. Erdoğan, “Ateşkesten hoşnut olmadığı bilinen İsrail’in süreci kundaklamasına izin verilmemelidir. En küçük barış umudu belirdiğinde İsrail bunu sabote ediyor. Bölgedeki yangının sönmesine uğraşıldıkça İsrail buraya odun taşıyor” dedi. Erdoğan’dan Netanyahu’ya sert sözler Erdoğan, konuşmasında Benjamin Netanyahu’yu da doğrudan hedef aldı. “Gazze kasabı Netanyahu” ifadesini kullanan Erdoğan, barış çağrısı yapan ülkelere yönelik baskılara rağmen geri adım atmayacaklarını söyledi. Erdoğan, “Biz nefret diline, husumet diline teslim olmayacağız. En zor zamanlarda doğruları konuşmaya devam edeceğiz. Zalime zalim, hayduta haydut, katile katil demeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. “Kimse Türkiye’ye parmak sallayamaz” Konuşmasının devamında Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye yönelik tehdit ve eleştirilere de sert tepki gösterdi. Erdoğan, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye’ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz” dedi. Cumhurbaşkanı, “Biz toprağın üstünde haysiyetsizce yaşamaktansa gerekirse toprağın altında şereflice yatmayı onurların en büyüğü olarak görürüz” sözleriyle konuşmasını sürdürdü. Somali’de sondaj mesajı: “Kendi gemilerimizle yapıyoruz” Konuşmasında enerji politikalarına da değinen Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin kendi sondaj gemileriyle çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Erdoğan, Somali açıklarında görev yapacak Çağrı Bey gemisinin bölgeye ulaştığını açıkladı. Erdoğan, daha önce Oruç Reis ile yaklaşık 4 bin 500 kilometrekarelik alanda araştırma yapıldığını, şimdi ise Çağrı Bey ile ilk sondajın başlayacağını söyledi. Erdoğan, yapılacak çalışmanın 7 bin 500 metre derinlikle dünyanın en derin ikinci deniz sondajı olacağını belirtti. İran-ABD görüşmeleri için “umudumuzu kaybetmedik” mesajı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son olarak İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yürütülen görüşmelere ilişkin de değerlendirmede bulundu. Erdoğan, tüm zorluklara rağmen barış umutlarını koruduklarını söyledi. “İran ile ABD arasındaki müzakerelerden umudumuzu kaybetmiş değiliz. Barışın sesi olmaya, barış çalışmalarına öncülük etmeye her zaman hazırız” diyen Erdoğan, Türkiye’nin diplomatik rolünü sürdüreceğini ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Türkiye bayrağına aşağılık saldırı Haber

Türkiye bayrağına aşağılık saldırı

Suriye sınırında yaşanan provokatif bir girişim, 20 Ocak 2026 Salı günü güvenlik ve diplomasi gündeminin merkezine oturdu. Nusaybin–Kamışlı sınır hattında, Suriye tarafında terör örgütü YPG yandaşlarının Türk bayrağını hedef aldığı bildirildi. Girişimin ardından Ankara’dan “karşılıksız kalmayacak” mesajı verildi. Sınır hattında bayrağı hedef alan girişim Edinilen bilgilere göre, sınır hattında toplanan bir grup provokatör, Türk bayrağına ulaşmaya ve zarar vermeye yönelik hamlede bulundu. Güvenlik birimleri olayın büyümesini engellemek için bölgede önlem alırken, saldırı girişimi kısa sürede kontrol altına alındı. Yetkililer, olayın Türkiye toplumunun huzurunu hedef alan açık bir provokasyon niteliği taşıdığına dikkat çekti. İletişim Başkanı Duran’dan çok sert açıklama Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, saldırıyı sert sözlerle kınadı. Duran, Türk bayrağına yönelik bu girişimin terörle mücadele kapsamındaki gelişmeleri hedef aldığını vurgulayarak, “Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğine ve mukaddesatımıza yönelik hiçbir tehdit cezasız kalmayacaktır” ifadelerini kullandı. Nusaybin-Kamışlı sınır hattında, Suriye tarafındaki terör örgütü YPG yandaşları tarafından şanlı bayrağımıza yapılan hain saldırı, milletimizin huzuruna yönelmiş, terörle mücadele kapsamındaki gelişmeleri hedef alan açık bir provokasyondur. Bu tür eylemleri planlayan ve icra… — Burhanettin Duran (@burhanduran) January 20, 2026 Soruşturma başlatıldı, mesaj net verildi Açıklamada, olayla ilgili olarak ilgili kurumlar tarafından derhal soruşturma başlatıldığı belirtildi. Saldırının faillerinin ve arkasındaki yapıların hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde tespit edilerek gerekli adli ve idari işlemlerin uygulanacağı kaydedildi. Yetkililer, bu tür provokasyonların Türkiye toplumunun birlik ve beraberliğini zedelemeyeceği mesajını yineledi. Sınır hattındaki gelişmeler yakından izlenirken, güvenlik birimlerinin olası yeni girişimlere karşı teyakkuzunu sürdürdüğü bildirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

MEB’den “612 bin çocuk okula gitmiyor” iddiasına net yanıt Haber

MEB’den “612 bin çocuk okula gitmiyor” iddiasına net yanıt

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Eğitim Reformu Girişimi’ne atıfla kamuoyuna yansıyan “6–17 yaş arası 612 bin çocuk okula gitmiyor” iddiasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Bakanlık, söz konusu rakamların yanlış bir hesaplamadan kaynaklandığını vurguladı. “İddia hatalı veri kıyaslamasına dayanıyor” Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, eğitim dışında olduğu öne sürülen çocuk sayısının, yabancı uyruklu nüfusu da kapsayan çağ nüfusu verileri ile yalnızca Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları için hesaplanan okullaşma oranlarının birlikte değerlendirilmesi sonucu ortaya çıktığı ifade edildi. Bu yöntemin istatistiksel olarak hatalı olduğu belirtildi. OECD verileri: Okullaşma oranı yüzde 99 Açıklamada, OECD’nin Bir Bakışta Eğitim 2025 raporuna da atıf yapıldı. Buna göre, zorunlu eğitimin karşılaştırılabilir olduğu 6–14 yaş grubunda Türkiye’de okullaşma oranının yüzde 99 olduğu, bu oranın OECD ortalaması olan yüzde 98’in üzerinde seyrettiği bildirildi. Aynı yaş grubundaki kız çocuklarının okullaşma oranının ise yüzde 99,19 olduğu kaydedildi. “Yanıltıcı bilgilere itibar edilmemeli” MEB, bilgi ve belgeye dayanmayan bu tür hesaplamaların eğitim camiasını ve kamuoyunu gereksiz yere meşgul ettiğini belirterek, yanıltıcı haber ve paylaşımlara itibar edilmemesi çağrısında bulundu. Açıklamada, eğitim politikalarının sağlıklı biçimde tartışılabilmesi için doğru ve karşılaştırılabilir verilerin esas alınmasının önemine dikkat çekildi.

DMD Aileleri Derneği: Bağış kampanyaları yerine devlet güvencesi istiyoruz Haber

DMD Aileleri Derneği: Bağış kampanyaları yerine devlet güvencesi istiyoruz

Duchenne Musküler Distrofi (DMD) ile mücadele eden çocukların ve ailelerin sesi olan DMD Aileleri Derneği, son dönemde SMA ve DMD gibi hastalıklar için yürütülen yüksek maliyetli bireysel yardım kampanyalarına ilişkin önemli bir açıklama yaptı. Sosyal devlet ilkesinin gereği olarak tedavilerin devlet güvencesinde olması gerektiğini savunan dernek, mevcut kampanya sisteminin hem aileleri hem de çocukları ciddi risklerle karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Yapılan açıklamada, bireysel çabalarla yurt dışındaki merkezlere ulaşmaya çalışan ailelerin, ilacın etkinlik ve yan etki kriterlerine uymayan denetimsiz kurumların insafına terk edildiği belirtildi. Çocukların tedavi güvenliğinin sağlanamadığı bu merkezlere yönlendirilmelerinin kabul edilemez olduğunu belirten dernek yetkilileri, mevcut durumun kötü niyetli kişi ve organizasyonlar için de bir suistimal ortamı yarattığına dikkat çekti. Aileler, bu kaotik ortamdan kurtulmak ve onaylı tedavilere güvenli yollardan erişmek istediklerini dile getirdi. Dünya genelinde gen ve hücresel tedavilerin hızla geliştiğini ancak maliyetlerin çok yüksek olduğunu hatırlatan dernek, pek çok ülkenin bu sorunu "nadir hastalıklar için özel fon modelleri" oluşturarak çözdüğünü aktardı. Türkiye’nin de benzer bir yapıyı hayata geçirmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan DMD Aileleri Derneği, bu sayede hastaların tedavilere zamanında erişebileceğini, devletin ise bütçe yükünü öngörülebilir bir şekilde yönetebileceğini kaydetti. Dernek, Nadir Hastalıklar Tedavi Erişim Fonu’nun kurulması için gerekli yasal düzenlemelerin başlatılması ve başarılı yurt dışı örneklerinin incelenerek Türkiye’ye uygun modelin belirlenmesi konusunda yetkililere çağrıda bulundu. "Kimse geride kalmamalı" düsturuyla hareket ettiklerini belirten aileler, tedavilerin bağış kampanyalarıyla değil, Türk doktorların gözetiminde ve Türkiye Cumhuriyeti devleti güvencesiyle sağlanmasını talep etti. Konunun ivedilikle Meclis gündemine taşınması ve Sağlık Bakanlığı ile değerlendirilmesi gerektiğini belirten dernek, kalıcı ve kurumsal çözümün aciliyetini bir kez daha kamuoyunun bilgisine sundu.

Bahçeli’den tarihi rest: Gemileri yaktık, gerisi fasa fiso Haber

Bahçeli’den tarihi rest: Gemileri yaktık, gerisi fasa fiso

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TÜRKGÜN Gazetesi’ne verdiği özel röportajda Türkiye’nin gündemine oturan konulara dair çok net konuştu. Başlatılan yeni sürecin Cumhuriyet tarihinin en önemli adımı olduğunu ve "gemilerin yakıldığını" belirten Bahçeli, geri dönüşün asla söz konusu olmadığını ilan etti. Şırnak’ta düzenlenen sempozyumda yabancı üniformalı kişilerin silahla dolaşmasına çok sert tepki gösteren MHP Lideri, şahsına yönelik parti içi darbe söylentilerini ise "gülümseyerek karşıladığını" belirterek kesin bir dille yalanladı. Bahçeli, Türkiye toplumunun huzuru için yakalanan bu tarihi fırsatın heba edilmesine izin vermeyeceklerini vurguladı. Ok yaydan çıktı geri dönüş yok TÜRKGÜN Gazetesi'ne konuşan Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" hedefinin milli ve tarihi bir zorunluluk olduğunu belirterek bu yolda en küçük bir tereddüt yaşanmadığını vurguladı. Türkiye’de yaşayan tüm yurttaşların ortak geleceği için atılan bu adımda "Ok yaydan çıkmıştır" ifadesini kullanan Bahçeli, sürecin tartışmaya kapalı olduğunu kaydetti. Kürt yurttaşlar dahil olmak üzere toplumun tüm kesimlerini kucaklayan, ayrışmayı değil birleşmeyi hedefleyen bu yüzyılın, acı dolu yılları geride bırakmak için eşsiz bir fırsat sunduğunu belirten MHP Lideri, devlet ve milletin bu konuda tam bir mutabakat içinde olduğunu ifade etti. Şırnak’taki görüntüler rezalet Röportajda Şırnak’taki sempozyuma katılan Mesut Barzani’nin ziyareti sırasında ortaya çıkan görüntülere de değinen Bahçeli, yaşananları sert sözlerle eleştirdi. Barzani'nin misafir edilmesinde bir beis görmediğini ancak organizasyonun şova dönüştürülmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Bahçeli, vatan topraklarında yabancı üniformalı kişilerin uzun namlulu silahlarla gezmesini "tek kelimeyle rezalet" olarak tanımladı. Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik haklarının ihlal edildiğini savunan Bahçeli, devletin itibarına yönelik bu tutumun asla hoş görülemeyeceğini, misafirperverliğin suistimal edilmesine ve sınırlar içinde kuşku uyandıracak müdahalelere geçit vermeyeceklerini vurguladı. Darbe lafları bayatlamış oyun Kamuoyunda dillendirilen "Süreç başarısız olursa MHP içinde darbe mekaniği devreye girer" iddialarına da TÜRKGÜN Gazetesi aracılığıyla yanıt veren Bahçeli, bu senaryoları "fasa fiso" olarak niteledi. Demokrasiye inanmış bir hareketin içinden darbeci çıkmasının mümkün olmadığını belirten Bahçeli, bu tür iddiaların bayatlamış söz oyunlarından ibaret olduğunu söyledi. Türkiye'de artık silahların gölgesinde siyaset yapma döneminin kapandığını hatırlatan Bahçeli, iftiraların kendilerini yollarından döndüremeyeceğini, Türk ve Kürt yurttaşların ortak geleceğinin çok daha güçlü bir şekilde inşa edileceğini sözlerine ekledi. Provokatörler avucunu yalar Süreci baltalamak isteyen odaklara ve KCK kanadından gelen açıklamalara karşı da uyarılarda bulunan Devlet Bahçeli, yapılan provokasyonların emperyalist planların bir parçası olduğunu belirtti. İmralı süreciyle çelişen açıklamalar yapanların barış ortamını bozmaya çalıştığını söyleyen Bahçeli, bu tür girişimlerin "heveslerinin kursaklarında kalacağını" ifade etti. Türkiye toplumunun ve bölge halklarının en doğal hakkının huzur içinde yaşamak olduğunu vurgulayan Bahçeli, bu hedefin sadece ülke sınırları içinde değil, tüm bölgede bir vicdan uyanışını tetikleyeceğini dile getirdi.

KILIÇDAROĞLU: CHP devletin âli menfaatleri için risk almak zorundadır Haber

KILIÇDAROĞLU: CHP devletin âli menfaatleri için risk almak zorundadır

Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, X hesabından yayımladığı dikkat çekici mesajda Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel misyonuna ve Türkiye’nin dış politikadaki kritik konumuna dair dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, CHP’nin hem temiz siyaset hem de devletin ali menfaatlerini koruma görevi gereği, özellikle Orta Doğu’da Türkiye’yi hedef alan tehlikelere karşı sorumluluk almak zorunda olduğunu belirtti. “CHP sıradan bir parti değildir” Kılıçdaroğlu açıklamasında CHP’nin, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucu partisi olduğunun altını çizerek şunları söyledi: “Cumhuriyet Halk Partisi sıradan bir parti değildir. Partimizin kodları, geleneği ve iki büyük misyonu vardır. Birincisi siyaseti temiz tutmak ve hesap sormaktır. Hesap sorabilmek için de hesap vermekten kaçınmamak gerekir. Hesap vermek her CHP’linin namus borcudur.” Kılıçdaroğlu, CHP’nin rüşvet, yolsuzluk ve çıkar ağlarıyla yan yana gelmeyeceğini belirterek: “Cumhuriyet Halk Partisi rüşvetlerle, yolsuzluklarla ve rüşvet çarkının müteahhitleriyle anılmaz. Üzerine iftiralar ve yolsuzluk iddialarıyla yol alamaz. Derhal gereğini yapmalı ve yoluna devam etmelidir,” ifadelerini kullandı. “Devletin yönünü belirlemek CHP’nin görevidir” Kılıçdaroğlu konuşmasının ikinci bölümünde CHP’nin yalnızca iç siyasette değil, devletin dış politikadaki stratejik çizgisinde de sorumluluk sahibi olduğuna vurgu yaptı: “Cumhuriyet Halk Partisi devlete istikamet çizer. Türkiye Cumhuriyeti’nin Orta Doğu’dan Asya’ya, Kafkaslardan Avrupa’ya, Altaylardan Tuna’ya söyleyecek sözü vardır.” “Orta Doğu’da bizi tökezletmek isteyen İsrail ve Amerika belasını bertaraf etmek zorundayız” Kılıçdaroğlu’nun açıklamasındaki en dikkat çeken bölüm ise Türkiye’nin dış politikadaki konumuna ve CHP’nin rolüne ilişkin ifadeler oldu: “Cumhuriyet Halk Partisi, Orta Doğu’da tökezlememizi bekleyen İsrail ve Amerika belasını bertaraf etmek ve devletin âli menfaatleri için sürecin içinde olmak zorundadır. Risk almalıdır ve konuya siyaset üstü bakarak elini taşın altına koymalıdır.” Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin tarihsel olarak bağ kurduğu bölgelerde yalnızlaştırılamayacağını, CHP’nin de bu süreçlerde millet adına sorumluluk üstlenmekle yükümlü olduğunu söyledi. “Tarihin doğru tarafında yer almak cesaret ister” Kılıçdaroğlu açıklamasının sonunda CHP’nin demokrasi, kardeşlik ve adalet mücadelesine devam edeceğini belirterek: “Tarihin doğru tarafında yer almak çoğu zaman cesaret ve kararlılık gerektirir. Aziz milletimize hak, hukuk ve adalet yürüyüşümüze devam edeceğiz,” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anıtkabir’de: Türkiye küresel güç olma yolunda ilerliyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anıtkabir’de: Türkiye küresel güç olma yolunda ilerliyor

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete intikalinin 87’nci yılında Anıtkabir’de düzenlenen devlet töreniyle anıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, devlet erkanıyla birlikte törene katıldı, mozoleye çelenk koydu ve Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı. Tören, devlet erkanının Aslanlı Yol’dan yürüyüşüyle başladı. Sabah saatlerinde başlayan törende Cumhurbaşkanı Erdoğan’a TBMM Başkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı, bakanlar, yüksek yargı temsilcileri ve Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesi eşlik etti. Erdoğan, mozoleye çelenk bıraktıktan sonra saygı duruşunda bulundu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Anıtkabir Özel Defteri’ne not yazdı. Erdoğan: “Türkiye Cumhuriyeti’ne tutku ile sahip çıkıyor, gece gündüz demeden çalışıyoruz.” Cumhurbaşkanı Erdoğan, deftere yazdığı mesajda Atatürk’e hitaben şu ifadeleri kullandı: “Aziz Atatürk, vefatınızın yıl dönümünde zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı ve kahraman şehitlerimizi rahmetle yad ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’ne tutku ile sahip çıkıyor, her karışını yeni eserlerle nakış nakış işliyoruz. İçeride huzurlu, dışarıda güçlü bir Türkiye için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Türkiye, küresel bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Ruhun şad olsun.” Anıtkabir’deki törenin ardından resmi program çeşitli illerde anma etkinlikleriyle sürdü. 81 ilde aynı anda düzenlenen saygı duruşları ve çelenk törenleriyle yurttaşlar Atatürk’ü andı. Okullarda, kamu kurumlarında ve meydanlarda saat 09.05’te sirenler çalarken, Türkiye toplumu bir kez daha ortak saygı duruşunda bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.