SON DAKİKA

#Türkiye Toplumu

HABER DEĞER - Türkiye Toplumu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Toplumu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İran’dan sert uyarı: ABD müdahale ederse bölgedeki üsler hedefte Haber

İran’dan sert uyarı: ABD müdahale ederse bölgedeki üsler hedefte

İran genelinde devam eden protestolar sürerken, Tahran’dan ABD ve müttefiklerine yönelik yüksek gerilim içeren bir uyarı geldi. Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, Washington’ın protestolara doğrudan müdahil olması durumunda, komşu ülkelerde yer alan ABD askeri üslerinin hedef alınacağını açıkladı. Yetkili, bu mesajın Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye dahil olmak üzere bölge ülkelerine diplomatik kanallar üzerinden iletildiğini belirtti. Uyarı bölge ülkelerine resmi kanallardan iletildi İranlı yetkilinin açıklamasına göre Tahran, olası bir ABD müdahalesini egemenliğe açık bir tehdit olarak değerlendiriyor. Bu çerçevede komşu ülkelere iletilen mesajda, ABD’ye ait askeri varlığın İran’a yönelik bir müdahalede meşru hedef haline geleceği vurgulandı. Açıklama, Orta Doğu’da zaten kırılgan olan güvenlik dengelerine dair endişeleri artırdı. Katar’daki ABD üssünde “askeri duruş değişikliği” Diplomatik kaynaklar, Orta Doğu’daki en büyük ABD hava üslerinden biri olan Katar’daki El-Udeyd Hava Üssü’nde görev yapan bazı personelin bölgeden ayrılmasının tavsiye edildiğini aktardı. Kaynaklar, bu adımın kapsamlı bir tahliye anlamına gelmediğini, daha çok askeri duruşta sınırlı bir değişiklik olarak değerlendirildiğini ifade etti. ABD’nin Katar Büyükelçiliği ve Katar Dışişleri Bakanlığı ise konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı. Tahran’dan ABD ve İsrail’e suçlama İranlı yetkililer, ülkede süren protestoların ABD ve İsrail tarafından kışkırtıldığını öne sürerken, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin Türkiye, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri ile diplomatik temaslarını sürdürdüğü bildirildi. İran devlet medyası, bu görüşmelerde ülkenin egemenliği ve güvenliğinin korunacağı yönünde net mesajlar verildiğini aktardı. Yaşanan gelişmeler, Orta Doğu’da askeri ve diplomatik gerilimin yeniden tırmandığı bir dönemde, bölge ülkeleri ve Türkiye toplumu açısından da yakından izlenen başlıklar arasında yer alıyor.

Fidan’dan SDG’ye net uyarı: Sabır azalıyor, askerî yol istenmiyor! Haber

Fidan’dan SDG’ye net uyarı: Sabır azalıyor, askerî yol istenmiyor!

Hakan Fidan, TRT World yayınında Suriye’deki entegrasyon sürecine dair değerlendirmelerde bulundu. Fidan, SDG’nin Şam’la imzaladığı 10 Mart mutabakatının uygulanmasındaki yavaşlığa işaret ederek, sürecin ülkenin birliği açısından kritik olduğunu vurguladı. “Sürecin hızından memnun değiliz” mesajı açıkça verildi Fidan, SDG’nin entegrasyon sürecinde zaman kazanmaya çalıştığı yönünde güçlü bir kanaat oluştuğunu söyledi. Türkiye’nin yanı sıra bazı bölgesel ortakların da aynı değerlendirmeyi paylaştığını belirten Fidan, ABD’li muhatapların sürecin tamamlanmasının Suriye’nin birliği için hayati olduğunun farkında olduğunu kaydetti. Silahlı yapıların tek komuta altında toplanması vurgulandı Suriye muhalefetindeki silahlı unsurların büyük bölümünün Suriye Savunma Bakanlığı komuta-kontrolüne girmeyi kabul ettiğini anımsatan Fidan, SDG’nin bu çerçevenin dışında kaldığını ifade etti. Bir devlette birden fazla silahlı otoritenin kabul edilemeyeceğini söyleyen Fidan, bunun ulusal birlik ve egemenlik açısından temel bir ilke olduğunu dile getirdi. “Askerî yollara dönmek istemiyoruz” uyarısı yinelendi Türkiye’nin önceliğinin diyalog, müzakere ve barışçıl yöntemler olduğunu vurgulayan Fidan, buna karşın sürecin daha fazla uzatılmasının kabul edilemeyeceğini belirtti. “Tekrar askerî yollara başvurmak zorunda kalmak istemiyoruz” diyen Fidan, SDG’nin ilgili aktörlerin sabrının tükendiğini görmesi gerektiğini söyledi. 10 Mart mutabakatına bağlılık çağrısı yapıldı Fidan, SDG’nin 10 Mart Anlaşması’ndan sapmadan ve gecikmeden yükümlülüklerini yerine getirmesinin beklendiğini ifade etti. Şam’daki Suriyeli muhatapların da bu adımı ulusal birlik için vazgeçilmez gördüğünü belirten Fidan, doğru taktik ve işbirliğiyle hedefe ulaşılabileceği yönünde temkinli bir iyimserlik taşıdığını aktardı. 10 Mart anlaşması merkezi egemenliği öngörüyor Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Ahmed Şara yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri arasında imzalanan 10 Mart mutabakatı; SDG güçlerinin Suriye ordusuna katılmasını, havalimanları ve petrol sahaları ile Irak ve Türkiye’ye açılan sınır kapıları dâhil tüm idari yapıların merkezi hükümete devrini öngörüyor. Anlaşma, Şam’ın egemenliğinin tesisini hedefliyor. Bu açıklamalar, Suriye’de entegrasyon sürecinin zamanlamasının bölgesel istikrar ve Türkiye toplumu açısından taşıdığı önemi bir kez daha gündeme getirdi.

Güllü’nün hesapları didik didik edildi: Miras iddiaları çöktü mü? Haber

Güllü’nün hesapları didik didik edildi: Miras iddiaları çöktü mü?

Yalova’nın Çınarcık ilçesinde 26 Eylül’de evinin penceresinden düşerek hayatını kaybeden sanatçı Güllü’nün ölümüyle ilgili soruşturma sürüyor. Kimlerin şikâyetçi olduğu, incelemenin nerede ve neden yapıldığı ile neyin tespit edildiği savcılık kayıtlarına yansıdı; ilk bulgular kamuoyuna yansıyan iddialarla örtüşmedi. Savcılık miras iddiaları üzerine mali inceleme başlattı Ölümün ardından miras tartışmalarının gündeme gelmesiyle, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla sanatçının banka ve sigorta kayıtları mercek altına alındı. Elli’den fazla banka ve sigorta kurumu ile yazışma yapıldığı, sigorta ödemesine rastlanmadığı ve banka hesaplarında yalnızca 250–850 lira aralığında küçük tutarların bulunduğu belirlendi. Gayrimenkul kaydı netleşti, yüksek bir servet saptanmadı Yapılan araştırmada Güllü’nün Çınarcık’ta annesinden kalan iki dairesi olduğu tespit edildi. Bunun dışında kamuoyuna yansıyan yüksek meblağlı mal varlığı iddialarını doğrulayacak bir bulguya ulaşılmadı. Aile içi suç duyuruları soruşturmayı derinleştirdi Sanatçının kardeşleri ile yeğenleri arasında karşılıklı suç duyuruları yapılırken, bazı başvuruların mirasçılık koşulları nedeniyle dosyaya dâhil edilmediği bildirildi. Süreçte farklı beyanlar ve şikâyetler soruşturmanın kapsamını genişletti. Şüpheli beyanlar ve tutuklama kararı dosyada yer aldı Teknik ve fiziki takip sonrası, ifadelerinde çelişkiler olduğu değerlendirilen kişiler hakkında adli işlemler yapıldı. Şarkıcının kızı Tuğyan Ülkem Gülter “kasten öldürme” suçlamasıyla tutuklanırken, Sultan Nur Ulu hakkında ev hapsi kararı verildi. Oğlundan dikkat çeken ifade: “Gerçek ortaya çıksın” Sanatçının oğlu Tuğberk Yağız Gülter, savcılığa müşteki sıfatıyla uzun bir ifade verdi. Gülter’in, annesinin bir cinayete kurban gitmesi hâlinde olayla bağlantısı olan herkesten şikâyetçi olacağını, aksi durumda ailesiyle ilgili suçlama yöneltmeyeceğini söylediği aktarıldı. Miras işlemleri için kritik tarih vurgulandı Mirasçılık belgesinin 6 Ekim 2025’te alındığı, bu tarihten önce miras üzerinde işlem yapılmasının mümkün olmadığı kayıtlara geçti. Savcılık, hem ölümün koşullarını hem de mali hareketleri çok yönlü incelemeyi sürdürüyor.

Mücahit Birinci: Bunları mı seyredeceğiz, haber mi dinleyeceğiz? Haber

Mücahit Birinci: Bunları mı seyredeceğiz, haber mi dinleyeceğiz?

Tartışma yaratan sözler sosyal medyadan geldi Eski AK Parti MKYK Üyesi Mücahit Birinci, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımla televizyon haberciliğinde sunum ve kıyafet tercihlerinin haberin önüne geçtiğini savundu. Birinci, “Millet spiker mi seyredecek, haber mi dinleyecek?” sözleriyle ekranlarda yaşandığını iddia ettiği dönüşümü sert ifadelerle eleştirdi. Uyuşturucu soruşturması üzerinden “rol model” eleştirisi Birinci’nin açıklamalarında, ünlü isimlere yönelik uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan Ela Rümeysa Cebeci’nin ismi öne çıktı. Habertürk spikerinin ekrandaki görüntülerini eleştiren Birinci, adı soruşturmalara karışan kişilerin ekranlarda rol model haline gelmesinin Türkiye toplumu açısından sorunlu olduğunu savundu. “Ciddi bir yozlaşma yaşanıyor” çıkışı Birinci, paylaşımında televizyon yayıncılığında bir “yozlaşma” yaşandığını ileri sürerek, bu durumun görmezden gelinmemesi gerektiğini söyledi. Uyuşturucu operasyonlarında adı geçen kişilerin ekranlarda görünürlüğünün artmasını eleştiren Birinci, bunu “televizyonları steril hale getirmek için bir fırsat” olarak gördüğünü ifade etti. Kıyafet tartışması: Kamusal alan vurgusu Açıklamalarının önemli bir bölümünü spikerlerin kıyafet tercihlerine ayıran Birinci, özel hayat ile kamusal alan ayrımına dikkat çekti. Toplumsal ahlaka ve genel adaba aykırı kıyafetlerin özel yaşamda kimseyi ilgilendirmeyeceğini belirten Birinci, ekranların ise Türkiye halkına hitap eden kamusal alanlar olduğunu vurguladı. Bu nedenle haber sunucularının “kamu görevi bilinciyle” hareket etmesi gerektiğini savundu. Sözler yeni bir medya tartışmasını tetikledi Birinci’nin “sınırsız özgürlük” ifadesiyle devam eden açıklamaları, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Açıklamalar, Türkiye toplumunda medya etiği, ifade özgürlüğü, kamusal sorumluluk ve ekran temsilleri üzerine süren tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Bir ihtimalin anatomisi: Aziz Nesin’i “Cuntacı” olmaktan Kars mı kurtardı? Haber

Bir ihtimalin anatomisi: Aziz Nesin’i “Cuntacı” olmaktan Kars mı kurtardı?

1941–42 kışında Kars’ta görev yapan genç bir subay, askeri depolardaki erzağı açlık içindeki köylülerle paylaştı; bu karar soruşturmaya, ihraç edilen bir askere ve doğan bir yazara dönüştü. Ordu ile vicdan arasında kalan Nusret Nesin’in tercihi, Türkiye toplumuna Aziz Nesin’i kazandıran kırılma oldu. Kars’ta yaşanan bir karar, bir hayatı değil bir ülkenin hafızasını değiştirdi İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde Türkiye savaşa girmedi ancak yoksulluk ve seferberlik, özellikle sınır kentlerini ağır biçimde etkiledi. Kars’ın Susuz ilçesine (Cilavuz) tayin edilen Üsteğmen Nusret Nesin, açlıkla mücadele eden köylülerle, dolu askerî depolar arasındaki çelişkiye her gün tanık oldu. Kışın sertliği çocukların yüzünde, yokluğun ağırlığı evlerin ocağında hissedilirken; devletin “savaş ihtimali” gerekçesiyle tuttuğu stoklar, halkın gündelik hayatta erişemediği bir bolluğa dönüşmüştü. Mevzuat yasakladı, vicdan buyurdu Askerî kurallar, ordu malının siville paylaşılmasını kesin biçimde yasaklıyordu. Buna karşın Nusret Nesin, depolardaki erzakın bir bölümünü —kimi anlatımlarda at yemi olarak tutulan arpayı, kiminde asker tayınını— açlık içindeki köylülere ulaştırdı ya da ulaştırılmasına göz yumdu. O an, kâğıt üzerindeki düzen ile insan hayatı arasında bir tercih noktasıydı; seçimini insanlıktan yana yaptı. Hukuk “zimmet”, toplum “insanlık” dedi Bu davranış askerî bürokrasi içinde “görevi kötüye kullanmak” ve “zimmet” başlıklarıyla dosyalaştırıldı. Erzağın satılmadığı, kişisel çıkar sağlanmadığı açık olmasına rağmen, yetkisiz paylaşım resmî kayıtlara suç olarak geçti. Vicdanın “zorunluluk” dediği yerde hukuk “yasak” dedi ve soruşturma süreci, genç subayın kariyerini hızlıca tüketti. İhraç kararıyla üniforma düştü, kalem kalktı 1944’te verilen ihraç kararıyla Nusret Nesin ordudan atıldı; rütbesi söküldü, hapis cezası aldı ve sivil hayata “sabıkalı” bir yurttaş olarak döndü. Bu kopuş, edebiyat açısından bir doğum anına dönüştü. Geçinmek için yazmaya başlayan Nusret Nesin, kısa süre içinde mizahın en keskin kalemlerinden biri oldu; bürokrasiye, adaletsizliğe ve ikiyüzlülüğe karşı sözün gücünü kullanan Aziz Nesin ortaya çıktı. Kars yalnızca bir durak değil, yazarlığın başlangıcı oldu Aziz Nesin’in eserlerinde sürekli geri dönen tema, Kars’ta tanık olduğu yoksulluk ve eşitsizlikti. Memur–yurttaş ilişkisi, bürokratik akılcılık, küçük insanın büyük sistemle mücadelesi; hepsi o kışın tortusunu taşıdı. Kars, yazar için coğrafi bir nokta olmaktan çıktı; düşünsel bir kırılmanın, kalıcı bir yarığın adı oldu. Atılmasaydı 27 Mayıs’ta nerede olurdu? Askerî terfi teamülleri dikkate alındığında, Nusret Nesin orduda kalsaydı 1960’a gelindiğinde büyük olasılıkla yarbay rütbesinde olacaktı. Yarbaylık, sahra ve karargâh düzeyinde söz ve yetki anlamına geliyor. Bu nedenle şu karşıt ihtimal dile getiriliyor: Eğer ihraç yaşanmasaydı, 27 Mayıs 1960 sürecinde karar mekanizmalarının içinde yer alabilecek bir subay olabilirdi. Bu iddia tarihsel bir gerçek değil; terfi sürelerine dayalı bir varsayımdır. Ancak varsayım bile, Kars’ta açılan bir kapının Türkiye toplumunun kaderinde nasıl yankı bulduğunu göstermeye yetiyor. Türkiye toplumu, bir darbeci değil bir vicdan kazandı Bugünden bakıldığında Kars’ta yaşananlar, tekil bir disiplin vakasından fazlasını anlatır. O kış, Türkiye toplumuna emirle değil sözle yönelen bir figür kazandırdı. Eğer o gün mevzuat galip gelseydi, bugün mizahın en güçlü isimlerinden birini değil; belki de askeri hiyerarşinin sıradan bir rütbesini konuşuyor olacaktık. Bu hikâyenin ayrıntıları, Nesin'in anılarında yer alıyor. Aziz Nesin, Kars ve askerlik yıllarını, vicdan–bürokrasi çatışmasını ve ihraç sürecini kendi dilinden ‘Böyle Gelmiş Böyle Gitmez’ kitabında anlatırken biz okuyuculara da o kışın yalnızca soğuk değil, öğretici olduğunu görüyoruz..

OSB’de ölüm kıskacı! İki işçi can verdi, patron dahil üç kişi gözaltında Haber

OSB’de ölüm kıskacı! İki işçi can verdi, patron dahil üç kişi gözaltında

Kırıkkale’nin Yahşihan ilçesindeki Kırıkkale Organize Sanayi Bölgesi içinde bulunan Mach Tech fabrikasında kaynak çalışması sırasında kayan sacın altında kalan iki işçi yaşamını yitirdi. Olayın ardından işletme sahibi, işletme müdürü ve işletme şefi gözaltına alındı; soruşturma jandarma tarafından sürdürülüyor. İki emekçi iş başında hayata veda etti Sabah saatlerinde üretim hattında yapılan kaynak esnasında büyük bir metal sacın kayması sonucu işçiler Mutlu Atay (56) ve Tekin Omay (58) ağır şekilde yaralandı. Olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin tüm müdahalelerine rağmen iki emekçi kurtarılamadı. Fabrika çevresi güvenlik şeridiyle kapatılırken, savcılık incelemesi eşliğinde deliller toplandı. Sorumluluk zinciri gözaltına kadar uzandı Hayatını kaybeden işçilerin ardından yürütülen adlî süreçte fabrikanın işletme sahibi Ö.K., işletme müdürü F.B. ve işletme şefi İ.Ö. gözaltına alındı. Şüphelilerin jandarmadaki işlemleri sürerken, bilirkişi raporlarının iş güvenliği uygulamalarını ve olası ihmal zincirini mercek altına alacağı belirtildi. “İş cinayeti” vurgusu dosyaya girdi İlk bulgular, olayın “iş kazası” başlığının ötesinde, önlenebilir risklerle bağlantılı olabileceğine işaret ediyor. Soruşturma dosyasına “iş cinayeti” nitelemesiyle giren durum kapsamında; risk analizi, kişisel koruyucu donanım, ekipman sabitleme ve eğitim süreçleri ayrıntılı biçimde inceleniyor. Türkiye toplumu hesap sorulmasını istiyor Yaşananların ardından emek örgütleri ve yurttaşlar, benzer faciaların tekrar etmemesi için etkin denetim ve caydırıcı yaptırım çağrısı yaptı. “Güvencesiz üretim değil, güvenli çalışma” talebi yükselirken, Türkiye toplumunun geniş kesimleri yargının süreci şeffaf ve hızlı biçimde yürütmesini istiyor. Soruşturma derinleşiyor Savcılık, görgü tanıklarının ifadeleri, kamera kayıtları ve teknik incelemeler doğrultusunda ihmal olup olmadığını netleştirmeye çalışıyor. Dosyaya girecek uzman raporlarının ardından gözaltındaki isimler hakkında adlî kararın verilmesi bekleniyor.

Kamu yönetiminde gece yarısı revizyonu: Atama kararları Resmî Gazete’de yayımlandı Haber

Kamu yönetiminde gece yarısı revizyonu: Atama kararları Resmî Gazete’de yayımlandı

Adli tıptan yerel yönetime, askeri kanattan sağlığa kadar geniş bir alanda değişiklik yapıldı. Cumhurbaşkanlığı kararıyla adli tıp, yerel yönetimler, çevre ve şehircilik, kültür-turizm, savunma, sağlık ve ticaret alanlarında kritik görev değişikleri resmileşti. Kamu yönetiminde çok başlı bir güncelleme olarak yorumlanan kararlar, hem görevden almaları hem de yeni atamaları içeriyor. Adli Tıp Kurumu’na yeni üye atanırken, müfettişlik kadroları genişletildi. Adli Tıp Kurumu Yedinci İhtisas Kurulu üyeliğine Uzm. Dr. Humman Şen atanırken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nda görev yapan müfettişlerin “başmüfettişlik” kadrolarına yükseltildiği bildirildi. Düzenleme, denetim kapasitesinin artırılması hedefiyle yapıldı. İller Bankası’nda yönetim değişti, çevre biriminde yeni atamalar yapıldı. İller Bankası A.Ş. Genel Müdürü Recep Türk görevden alındı; boşalan göreve Eyyüp Karahan getirildi. Aynı tarihte Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü’ne de Fatih Ekmekçi atandı. Değişikliklerin, belediyelerle ilişkiler ve çevresel izin süreçlerinde hız kazandırma amacı taşıdığı değerlendiriliyor. Kültür ve turizmde görevden alma, savunmada bakan yardımcılığı ataması. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda Bilecik İl Müdürü Serkan Bircan görevden alınırken, Milli Savunma Bakanlığı Bakan Yardımcılığı görevine Salih Ayhan atandı. Atamanın, savunma idaresinde yeni bir organizasyonel yapı hedefiyle yapıldığı ifade ediliyor. Sağlık ve ticarette kritik bölgeler için yeni isimler görev başında. Sağlık Bakanlığı’nda yeterlikte başarı gösteren Davut Çağlar ve Sedat Dinç müfettiş kadrolarına atanırken, Ticaret Bakanlığı’nda Ege Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü görevine Mehmet Enver Kök getirildi. Karar, dış ticaret ve gümrük hizmetlerinde etkinliğin artırılmasına dönük bir adım olarak yorumlandı. Kararlar Cumhurbaşkanı imzasıyla yürürlüğe girdi. Atama ve görevden almalar, Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanarak yürürlüğe girdi. Türkiye toplumu açısından anlamı: İdari kadrolarda hız ve koordinasyon vurgusu. Branşlar arası bu kapsamlı değişiklik, yurttaşların kamu hizmetlerine erişiminde hız ve koordinasyon hedefinin altını çiziyor. Yeni kadroların, denetimden çevre yönetimine, sağlıktan ticarete kadar geniş bir yelpazede uygulama kapasitesini artırması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.