SON DAKİKA

#Ukrayna

HABER DEĞER - Ukrayna haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ukrayna haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zelenski’den Trump hakkında dikkat çeken sözler: Ona bir babaya bakar gibi yaklaşıyorum Haber

Zelenski’den Trump hakkında dikkat çeken sözler: Ona bir babaya bakar gibi yaklaşıyorum

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Fransa merkezli France Inter radyosuna verdiği röportajda ABD Başkanı Donald Trump ile ilişkisine dair dikkat çeken ifadeler kullandı. İki lider arasındaki yaş farkına değinen Zelenski, Trump’a bir babaya bakar gibi yaklaştığını belirterek esprili açıklamalarda bulundu. Zelenski Trump ile ilişkisini yaş farkıyla anlattı Zelenski, ABD Başkanı Donald Trump ile ilişkilerinin farklı bir dinamiğe sahip olduğunu söyledi. Aralarındaki yaş farkının bu durumu etkilediğini ifade eden Ukrayna lideri, Trump’a yaklaşımını “bir babaya bakar gibi” sözleriyle anlattı. Zelenski açıklamasında Trump’ın da kendisini bir oğul gibi görüyor olabileceğini dile getirdi. “Belki de beni oğlu gibi görüyordur” dedi Röportaj sırasında Zelenski, Trump ile ilişkisini esprili bir dille değerlendirdi. Ukrayna lideri, “Ona bir babaya bakar gibi yaklaşıyorum. Belki de yaş farkından dolayı o da beni oğlu gibi görüyordur” ifadelerini kullandı. Sunucunun bu sözlere gülerek tepki vermesi üzerine Zelenski de gülümseyerek yanıt verdi. Ukrayna lideri, Trump’ın kendisini “en sevdiği oğlu” olarak görmeyebileceğini ancak böyle bir benzetmenin mümkün olabileceğini söyledi. “Ben bir devlet başkanıyım” vurgusu yaptı Zelenski açıklamalarında zaman zaman Trump’ın bazı sözlerinden rahatsız olabileceğini de ima etti. Ancak buna rağmen ülkesinin çıkarlarını savunmak zorunda olduğunu vurguladı. Ukrayna lideri, “Belki bazı sert çıkışlarım hoşuna gitmeyebilir ama ben bir devlet başkanıyım ve ülkemin çıkarlarını savunuyorum” dedi. Yaş farkı dikkat çekti 25 Ocak 1978 doğumlu olan Zelenski 48 yaşında bulunurken, 14 Haziran 1946 doğumlu olan Donald Trump ise 80 yaşına yaklaşmış durumda. İki lider arasındaki yaklaşık 32 yıllık yaş farkı sık sık gündeme geliyor. Beyaz Saray’daki tartışma yeniden hatırlandı Zelenski’nin açıklamaları, geçen yıl Beyaz Saray’da iki lider arasında yaşanan gergin görüşmeyi yeniden gündeme getirdi. 28 Şubat’ta Washington’da gerçekleşen görüşmede Ukrayna ile ABD arasında planlanan mineral anlaşması ele alınmış ancak taraflar anlaşmaya varamamıştı. Toplantı sırasında yaşanan tartışmanın ardından planlanan ortak basın toplantısı iptal edilmiş, Ukrayna heyeti görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrılmıştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İran’dan Ukrayna’ya sert uyarı: “Artık meşru hedef” Haber

İran’dan Ukrayna’ya sert uyarı: “Artık meşru hedef”

İran ile ABD ve İsrail arasında devam eden savaşın bölgesel etkileri genişlemeye devam ediyor. Tahran yönetimi bu kez Ukrayna’ya yönelik sert açıklamalarda bulundu. İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, Ukrayna’nın İsrail’e askeri destek vermesi nedeniyle İran için “meşru hedef” haline geldiğini ifade etti. “Ukrayna savaşa fiilen dahil oldu” İbrahim Azizi, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada Ukrayna’nın İsrail’e insansız hava aracı desteği sağladığını ileri sürdü. Azizi, bu desteğin İran’a karşı doğrudan bir müdahale anlamına geldiğini savundu. Açıklamasında Ukrayna’nın bu hamleyle savaşa fiilen dahil olduğunu iddia eden Azizi, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51’inci maddesine atıfta bulunarak Ukrayna’nın İran açısından hedef haline geldiğini söyledi. “Toprakları meşru hedef haline geldi” Azizi paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Başarısız Ukrayna, İsrail rejimine insansız hava aracı desteği sağlayarak fiilen savaşa dahil olmuş ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi uyarınca tüm topraklarını İran için meşru bir hedef haline getirmiştir.” Zelenskiy İHA desteğini açıklamıştı Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise daha önce yaptığı açıklamada İran’a karşı yürütülen operasyonlar kapsamında bölgeye insansız hava araçları ve uzman ekip gönderildiğini duyurmuştu. İran ile ABD ve İsrail arasında devam eden çatışmaların ardından yapılan bu açıklamalar, savaşın uluslararası boyutunun daha da genişleyebileceği yönündeki tartışmaları artırdı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

1900 yıllık İskit mezarlarında zehirli pigment keşfi: Bilim insanlarını şaşırtan bulgu Haber

1900 yıllık İskit mezarlarında zehirli pigment keşfi: Bilim insanlarını şaşırtan bulgu

Ukrayna’da gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda, yaklaşık 1900 yıl öncesine ait İskit mezarlarında dikkat çekici bir keşif yapıldı. İki kadına ait mezarda bulunan kırmızı pigment topaklarının, kimyasal analizler sonucunda zencefre (civa sülfür) olduğu tespit edildi. Oldukça zehirli bir madde olan bu pigmentin, antik toplumlarda farklı amaçlarla kullanılmış olabileceği düşünülüyor. Kırmızı pigment zencefre olduğu ortaya çıktı Araştırmayı yürüten bilim insanları, mezarda bulunan kırmızı mineral parçalarının zencefre olduğunu doğruladı. Vermilyon olarak da bilinen bu pigment, cıva sülfürün doğal mineral formudur ve yoğun kırmızı rengi nedeniyle tarih boyunca boya ve pigment olarak kullanılmıştır. Bilim insanları, pigmentin cesetlerin üzerine serpilmiş olabileceğini ve bunun ölülerin solgun tenine daha canlı bir görünüm vermek amacı taşıyabileceğini belirtiyor. Çürümeyi yavaşlatmak için kullanılmış olabilir Araştırmacılar, zencefrenin yalnızca ritüel amaçlı kullanılmadığını, aynı zamanda pratik bir işlevinin de olabileceğini düşünüyor. Bu mineralin bakterilere karşı belirli bir direnç gösterdiği ve cesetlerin çürümesini yavaşlatmak amacıyla kullanılmış olabileceği değerlendiriliyor. İskit mezarlarının çoğu zaman tekrar açılarak yeni definler için kullanıldığı biliniyor. Bu nedenle çürümeyi yavaşlatan maddelerin kullanılması, mezarların uzun süre kullanılmasını kolaylaştırmış olabilir. Mezarda iki kadının kalıntıları bulundu Söz konusu mezar, Ukrayna’nın güneyinde Dinyeper Nehri kıyısındaki Chervony Mayak adlı Geç İskit mezarlığında keşfedildi. Mezarın içinde iki kadına ait kalıntılar yer alıyordu. Araştırmacılar, ilk gömülen kadının öldüğünde 35–45 yaşlarında, daha sonra aynı mezara defnedilen diğer kadının ise 18–20 yaşlarında olduğunu belirledi. Kadınların yanında boncuklar, çanak çömlekler ve metal eşyalar gibi çeşitli mezar hediyeleri de bulundu. Zencefre oldukça zehirli bir madde Zencefre insanlar için son derece zehirli bir mineraldir. Özellikle ısıtıldığında ortaya çıkan cıva gazı ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Uzmanlara göre bu maddeye uzun süre maruz kalmak: titreme solunum problemleri sinir sistemi hasarı hatta ölüm gibi sonuçlara neden olabilir. Ancak araştırmacılar, antik dönem insanlarının bu toksik etkilerin farkında olmadığını düşünüyor. Kozmetik amaçlı kullanılmış olabilir Araştırmacılar, zencefrenin kozmetik amaçlarla kullanılmış olabileceği ihtimalini de değerlendiriyor. Çünkü pigment bulunan mezarların tamamı kadınlara ait. İskit toplumunda mezar eşyalarının kadın ve erkek arasında belirgin biçimde farklılaştığı biliniyor. Bu nedenle kırmızı pigmentin kadınlara özgü bir kozmetik veya ritüel objesi olabileceği düşünülüyor. Tarih öncesi toplumlarda pigment kullanımı Bilim insanlarına göre zencefre ve benzeri pigmentler tarih öncesi toplumlarda oldukça yaygındı. Avrupa’da 15 bin yıl öncesine ait bazı mezarlarda da kırmızı pigment kullanımına rastlanıyor. Bu pigmentler genellikle: vücut boyası ritüel süsleme mağara resimleri defin törenleri gibi alanlarda kullanılıyordu. Ukrayna’daki keşif ise, Geç İskit döneminde bu pigmentin kullanımını bilimsel olarak doğrulayan ilk çalışma olması açısından büyük önem taşıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Rubio’dan Münih öncesi kritik mesaj: Artık eski dünya yok Haber

Rubio’dan Münih öncesi kritik mesaj: Artık eski dünya yok

“Dünya gözlerimizin önünde değişiyor” ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Cumartesi günü yapacağı Münih Güvenlik Konferansı konuşmasının ana temasını kamuoyuyla paylaştı. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Rubio, küresel dengelerin hızla dönüşüm geçirdiğini vurgulayarak, “Büyüdüğüm eski dünya artık yok” ifadelerini kullandı. Rubio, jeopolitik açıdan yeni bir döneme girildiğini belirterek bu çağın nasıl şekilleneceğinin ve ABD’nin bu süreçteki rolünün yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Açıklama, Washington yönetiminin dış politika yaklaşımında stratejik bir güncelleme sinyali olarak yorumlandı. Münih’te “dürüst mesaj” beklentisi Konferansı önemli bir platform olarak nitelendiren Rubio, katılımcıların ABD’nin yönü ve müttefikleriyle kuracağı ilişkiler hakkında açık bir mesaj beklediğini ifade etti. Avrupa liderleriyle çok sayıda özel görüşme gerçekleştirdiğini belirten Rubio’nun konuşmasının, transatlantik ilişkilerin geleceğine dair ipuçları vermesi bekleniyor. Avrupa-ABD hattında güvenlik tartışmaları sürüyor Geçen yıl düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı’nda ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Trump yönetiminin Avrupa’ya ilişkin güvenlik kaygılarına dikkat çekmişti. Vance, Ukrayna’daki savaş için “makul bir çözüm” bulunabileceğini belirtirken, Avrupa’nın ABD ile paylaşılan bazı temel değerlerden uzaklaştığını da savunmuştu. Rubio’nun “yeni çağ” vurgusu, küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde ABD ile Avrupa arasındaki stratejik ortaklığın nasıl evrileceğine dair tartışmaları daha da alevlendirecek gibi görünüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Prag sokakları doldu: Cumhurbaşkanı Pavel’e destek, hükümete sert mesaj Haber

Prag sokakları doldu: Cumhurbaşkanı Pavel’e destek, hükümete sert mesaj

Prag’da on binlerce kişi Pavel için meydanlara indi Çekya’nın başkenti Prag’da pazar günü on binlerce yurttaş, Cumhurbaşkanı Petr Pavel’e destek vermek amacıyla sokaklara çıktı. Eski Şehir Meydanı’nı dolduran kalabalık, alanın yetersiz kalması üzerine Wenceslas Meydanı’na da yayıldı. Gösterilerde Çekya, Ukrayna ve Avrupa Birliği bayrakları taşınırken, “Yaşasın Pavel” sloganları ve cumhurbaşkanının fotoğraflarının yer aldığı pankartlar dikkat çekti. Krizin odağında reddedilen bakan ataması bulunuyor Siyasi gerilimin merkezinde, Cumhurbaşkanı Pavel’in sağcı ve Avrupa Birliği karşıtı çizgideki “Kendimiz İçin Motorcular” partisinden Filip Turek’in çevre bakanı olarak atanmasını reddetmesi yer alıyor. Pavel, bu kararı Turek’in geçmişte sosyal medya hesaplarında yer alan ve ırkçı, homofobik ve cinsiyetçi içerikler barındıran paylaşımlara dayandırdı. Turek bazı paylaşımlar için özür dilerken, bazı içeriklerin kendisine ait olmadığını savundu. Dışişleri Bakanı Macinka’dan sert suçlama Motorcular Partisi’nin liderliğini de yürüten Dışişleri Bakanı Petr Macinka, Cumhurbaşkanı Pavel’i Anayasa’yı ihlal etmekle suçladı. Macinka, tartışmalı adayın atanmasının engellenmesi halinde cumhurbaşkanının “sonuçlarıyla yüzleşeceğini” öne sürdü. Pavel ise bu açıklamayı açık bir “şantaj” olarak nitelendirerek, konuyu çarşamba günü Başbakan Andrej Babiš ile görüşeceğini duyurdu. Yeni hükümetin Ukrayna ve AB çizgisi tepki çekiyor Cumhurbaşkanı Pavel, 15 Aralık’ta yeni hükümeti göreve başlatmıştı. Ekim ayında yapılan seçimleri büyük farkla kazanan ANO Hareketi, göçmen karşıtı Özgürlük ve Doğrudan Demokrasi Partisi ile Motorcular Partisi’yle çoğunluk koalisyonu kurmuştu. Yeni koalisyonun programında Ukrayna’ya verilen desteğin azaltılması ve Avrupa Birliği’nin bazı temel politikalarına mesafeli yaklaşım öne çıkıyor. Pavel Ukrayna’nın en güçlü savunucularından biri olarak görülüyor Emekli bir general olan Cumhurbaşkanı Pavel, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline karşı en net ve güçlü tutum alan Avrupa liderlerinden biri olarak biliniyor. Prag’daki büyük mitingin yanı sıra ülkenin farklı kentlerinde de daha küçük çaplı destek gösterileri düzenlendi. Gösteriler, yalnızca bir bakan ataması tartışmasının ötesinde, Çekya toplumunda dış politika ve demokratik değerler ekseninde büyüyen ayrışmayı da gözler önüne serdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

2025’in belgesel listesi: 35 film var, kaçış yok! Haber

2025’in belgesel listesi: 35 film var, kaçış yok!

2026-01-17’de yayımlanan listede (yazarlar: Burcu Teker, Cem Kayıran, Ekin Sanaç, Elif Yılmaz, Harun Kubat, Marlene Janke, Utkan Çınar, Zelal Buldan) ortak bir iddia var: Bu belgeseller “anlatmak” için değil, izleyiciyi tanıklığa zorlamak için var. Bazısı şiddetin görüntüsüyle yüzleştiriyor, bazısı devletin ve kurumların örtbas düzenini deşiyor, bazısı da müzik ikonlarını “efsane” diye parlatmak yerine insan tarafını kazıyor. Savaş belgeselleri bu yıl konforu iptal ediyor Seçkide savaş hattı çok güçlü. 2000 Meters to Andriivka, Rusya işgali altındaki Ukrayna’yı bir “haber” gibi değil, nefes nefese bir tanıklık gibi kuruyor: askerlerin stratejik bir köy için ilerlediği o orman hattı, izleyicinin kaçamayacağı bir yere dönüşüyor. Aynı şekilde Put Your Soul on Your Hand and Walk da Gazze’ye gidemeyen bir yönetmen ile Filistinli foto muhabir arasındaki uzun soluklu video görüşmelerle, “erişilemeyen coğrafyanın” nasıl görünür kılındığını gösteriyor. Şiddetin imgesi ve etik yük: İzlemek bile bir sorumluluk Afterlives, şiddetin görüntüleriyle nasıl yüzleşileceğini sorguluyor; antik bir heykelden dijital arşivlere, propaganda materyallerinden sanal rekonstrüksiyonlara uzanırken izleyiciyi tek bir soruya sıkıştırıyor: “Gördüğün şeyin yükünü taşıyor musun, yoksa tüketip geçiyor musun?” Bu çizgide The Perfect Neighbor da var; adaletin bir cinayet karşısında nasıl taraflı çalışabildiğini “duygu sömürmeden” göstererek öfkeyi bile gerekçelendiren bir yerden konuşuyor. Kurumların karanlığı: Örtbas, güç ve ceza düzeni The Alabama Solution, ABD’deki en ölümcül hapishane sistemlerinden birine bakarken dramatik numaralara yaslanmıyor; tam tersine soğukkanlılığıyla vuruyor. The Mortician ölüm endüstrisinin ticari yüzünü açıyor; ölümün bile kâra çevrildiği bir düzende “etik” kelimesinin nasıl içinin boşaltıldığını gösteriyor. Cover-Up ise araştırmacı gazeteci Seymour Hersh’ün kariyeri üzerinden ABD’nin karanlık sayfalarına ışık tutan bir hat kuruyor: devlet, medya ve güç ilişkileri yan yana geliyor. Pop kültür ve müzik: Efsaneler parlatılmıyor, kazınıyor Becoming Led Zeppelin arşiv görüntülerine yaslanıyor; hatta bazı şarkıları neredeyse baştan sona canlı performans olarak taşıyor. Üstelik merhum John Bonham’ın ilk kez duyulan röportaj kayıtlarıyla “grup mitini” somutlaştırıyor. It’s Never Over, Jeff Buckley Buckley’nin anlatısını fotoğraflar, eski röportajlar ve canlı performanslarla örüyor; müziği “çekinerek” değil, doya doya kullanıyor. John Candy: I Like Me ise Candy’yi sadece komedyen olarak değil, yıldız olmanın yükünü taşıyan bir insan olarak anlatıyor. Sly Lives! da “Siyah dehanın yükü” üzerinden şöhret, ırk ve düşüş ilişkisini didikliyor. Kimlik, ırkçılık, dayanışma: Teselli bile saklanabiliyor Die Möllner Briefe çok sert bir yerden geliyor: Irkçı kundaklama sonrası aileye destek için yazılan ama teslim edilmeyip arşive kaldırılan mektuplar… Dayanışmanın bile nasıl gasp edilebildiğini anlatıyor. Black Is Beautiful: The Kwame Brathwaite Story ise “Black Is Beautiful” sloganının ardındaki estetik ve politik gücü görünür kılıyor. Dear Ms.: A Revolution in Print de feminist yayıncılığın bir dergiden ibaret olmadığını; kürtaj hakkından ekonomik eşitsizliğe kadar pek çok başlığı düşüncede kırılmaya dönüştürdüğünü hatırlatıyor. Spor belgeselleri: Soyunma odası, rekabet ve miras Court of Gold, Olimpiyat oyunlarına içeriden bir bakış sunarak yıldızlarla dolu kadroların arkasındaki çalışma ve gerilimi gösteriyor. Taurasi Diana Taurasi’nin mirasını “parlak başarı” diye değil, bitmeyen mükemmellik arayışı ve bedeller üzerinden anlatıyor. Ange & The Boss: Puskás in Australia ise Puskás’ın Avustralya günlerini daha hafif, sevimli ve yer yer komik bir hat üzerinden aktarıyor. Ekoloji ve teknoloji: Roket yükselirken bir hayat sökülüyor Shifting Baselines, SpaceX Starbase projesinin küçük bir sahil köyünü nasıl dönüştürdüğüne bakıyor: gökyüzü değişirken kıyı ekosistemi bozuluyor, yerel halk “yeni uzay kapısı” masalının gölgesinde yaşamayı öğreniyor. Island of the Winds ise Losheng Sanatoryumu’nda yıllardır ayrıştırılmış lepra hastalarının gündelik yaşamına odaklanarak dayanışmayı ve direnişi sakin ama sarsıcı bir dille taşıyor. Türkiye’den güçlü işler: Hafıza, sahne, barış dili Ferhangi Bir Yaşam, Ferhan Şensoy’un arşivi ve yakınlarının tanıklıklarıyla verimli bir hayatın izini sürüyor. Kardeş Türküler ile 30 Yıl ise Türkiye’nin yakın tarihindeki karanlık geçitlerle sahnedeki ısrarlı barış dilini aynı anda taşıyor. Sound Dreams of İstanbul da İstanbul’u “bildiğimiz” halinden çok “hatırladığımız/düşlediğimiz” haliyle dinleyen bir belgesel olarak öne çıkıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Petrolün gölgesinden çıkan yeni cephe: Kritik mineraller savaşın yeni nedeni olabilir Haber

Petrolün gölgesinden çıkan yeni cephe: Kritik mineraller savaşın yeni nedeni olabilir

Bugüne kadar dünya savaşlarından bölgesel çatışmalara kadar pek çok gerilimin merkezinde petrol yer aldı. Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler, küresel rekabetin ağırlık merkezinin kritik minerallere kaydığına işaret ediyor. Venezuela, Ukrayna ve Grönland gibi örnekler, maden zenginliği yüksek bölgelerde tansiyonun neden arttığını gözler önüne seriyor. Venezuela örneği petrolden fazlasını anlatıyor Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik iddialar ve tartışmalar ilk bakışta ülkenin devasa petrol rezervleriyle ilişkilendirilse de uzmanlar asıl meselenin petrolden çok daha geniş bir kaynak seti olduğunu vurguluyor. Venezuela, yeni nesil teknoloji ürünleri için hayati önemde olan ve “mavi altın” olarak anılan koltan başta olmak üzere; lityum, nikel, bakır ve altın açısından da dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alıyor. Petrol hemen sahneden inmiyor Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Gürkan Kumbaroğlu, petrolün kısa vadede önemini yitireceği yönündeki öngörülerin gerçekleşmediğini belirtiyor. Elektrikli araçlara geçiş hedeflerinin özellikle ABD ve Avrupa’da revize edildiğini hatırlatan Kumbaroğlu, petrol talebinin sanıldığı kadar hızlı düşmediğini ve bu nedenle petrol temelli rekabetin bir süre daha süreceğini ifade ediyor. Elektrikli araç hedefleri geri çekiliyor Avrupa Birliği’nin içten yanmalı motorlara yönelik sert takviminde esnemeye gitmesi ve ABD’de elektrikli araç kullanımına ilişkin beklentilerin aşağı yönlü güncellenmesi, petrolün küresel denklemdeki yerini koruduğunu gösteriyor. Bu tablo, enerji güvenliği ve kaynak rekabetinin çok katmanlı bir hale geldiğini ortaya koyuyor. Yeni teknolojinin kalbi: Nadir topraklar Kumbaroğlu’na göre asıl kırılma noktası, ileri teknolojinin olmazsa olmazı olan nadir toprak elementleri ve kritik mineraller. Yapay zekâdan savunma sanayisine, yenilenebilir enerjiden uzay teknolojilerine kadar geniş bir alanda bu minerallere bağımlılık artıyor. Büyük güçler için bu kaynaklar artık ekonomik bir avantajdan çok stratejik bir zorunluluk olarak görülüyor. Türkiye için kritik eşik Türkiye’de yayımlanan “Kritik ve Stratejik Madenler Raporu”nda 37 maddenin kritik, bunlardan 8’inin yüksek öneme sahip olduğu belirtiliyor. Lityum, bakır, demir, alüminyum, manganez, çinko, gümüş ve titanyum gibi madenlerde yaşanabilecek tedarik kesintilerinin, güvenlik ve ekonomi açısından ciddi riskler doğurabileceği vurgulanıyor. Uzmanlar, arz çeşitliliği, uluslararası iş birlikleri ve tedarik zinciri güvenliğinin titizlikle planlanması gerektiğinin altını çiziyor. Petrolün tamamen devre dışı kalmadığı ancak kritik minerallerin küresel güç mücadelesinde yeni bir cephe açtığı bu dönemde, ülkelerin maden politikaları önümüzdeki yılların en belirleyici başlıklarından biri olmaya aday görünüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.