SON DAKİKA

#Ulusal Güvenlik

HABER DEĞER - Ulusal Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ulusal Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çin: Nükleer silahı ilk kullanan taraf olmama ilkesine bağlıyız Haber

Çin: Nükleer silahı ilk kullanan taraf olmama ilkesine bağlıyız

in Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, Beijing’de düzenlenen basın toplantısında, ABD kaynaklı bir raporda yer alan iddialara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Lin, Çin’in nükleer silahları ilk kullanan taraf olmama politikasına kararlılıkla bağlı kaldığını vurguladı. “ABD söylemleri stratejik istikrarı zedeliyor” Lin Jian, söz konusu ABD raporuna dair bilgi sahibi olmadığını belirterek, Washington’un bu tür söylemleri kendi nükleer modernizasyonunu hızlandırmak ve küresel stratejik istikrarı baltalamak için kullandığını savundu. Uluslararası toplumun bu durumu açık biçimde görmesi gerektiğini ifade etti. Silahsızlanma çağrısı Dünyanın en büyük nükleer cephanesine sahip ülkesinin Amerika Birleşik Devletleri olduğunu hatırlatan Lin, ABD’nin nükleer stoklarını önemli ölçüde azaltarak silahsızlanma konusunda birincil sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Bu adımın, diğer nükleer güçlerin de sürece katılmasının önünü açacağını kaydetti. Beyaz Kitap vurgusu Lin, Çin’in kısa süre önce yayımladığı “Yeni Çağda Çin'in Silah Kontrolü, Silahsızlanması ve Silahların Yayılmasını Önlemesi” başlıklı Beyaz Kitap’ta bu tutumun ayrıntılı biçimde ortaya konulduğunu hatırlattı. Çin’in savunma amaçlı bir nükleer strateji izlediğini, nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli asgari düzeyde tuttuğunu ve hiçbir ülkeyle silahlanma yarışına girmediğini belirtti. Uluslararası süreçlere aktif katılım Sözcü Lin Jian, Çin’in Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) kapsamındaki inceleme süreçlerine ve nükleer silaha sahip beş devletin (P5) toplantılarına aktif şekilde katılmaya devam ettiğini de sözlerine ekledi.

ABD–Danimarka arasında “Grönland” gerilimi dinmiyor Haber

ABD–Danimarka arasında “Grönland” gerilimi dinmiyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı ABD topraklarına katma yönündeki açıklamalarını yeniden gündeme taşıması, Danimarka ile Grönland hattında tansiyonu yükseltti. Trump’ın Louisiana Valisi Jeff Landry’i “Grönland özel temsilcisi” olarak ataması, Kopenhag ve Nuuk’ta tepkiyle karşılandı. “Grönland Grönlandlılarındır.” Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ile Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, kameralar karşısına geçerek ortak bir mesaj verdi. İki lider, “Bir ülke başka bir ülkeyi ilhak edemez. Ulusal güvenlik gerekçesi dahi buna meşruiyet kazandırmaz” diyerek Washington’a net bir yanıt verdi. Trump: “Ulusal güvenlik için ihtiyacımız var.” Trump ise Grönland’a “mineraller için değil, ulusal güvenlik için” ihtiyaç duyduklarını savundu. Ada çevresinde Rusya ve Çin gemilerinin varlığını gerekçe gösteren Trump, “Bunu almalıyız” ifadesini kullandı. Ekonomik baskı iddiası. Gerilim yalnızca söylemlerle sınırlı kalmadı. Trump yönetiminin, ABD’nin doğu kıyısındaki beş büyük açık deniz rüzgâr enerjisi projesinin kiralamalarını askıya alması, Danimarka’ya ekonomik baskı olarak yorumlandı. Söz konusu projelerden ikisinin Danimarka devletinin kontrolündeki Ørsted tarafından geliştirildiği belirtildi. ABD Büyükelçisine nota. Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Løkke Rasmussen, ABD’nin Kopenhag Büyükelçisi Kenneth Howery’e resmî nota verildiğini açıkladı. Rasmussen, “Bir ülkenin Grönland’ı ele geçirmeyi amaçlayan özel temsilci ataması kabul edilemez” dedi. Grönland neden önemli? Yaklaşık 57 bin kişinin yaşadığı Grönland, Avrupa ile Kuzey Amerika arasında stratejik bir konumda bulunuyor. Balıkçılığa dayalı ekonomisinin yanı sıra zengin yeraltı kaynakları ve Arktik deniz yolları nedeniyle küresel güçlerin ilgisini çekiyor. Trump yönetiminin Grönland hamlesi, ABD–Danimarka ilişkilerinde yeni bir gerilim başlığı oluştururken, ada üzerindeki egemenlik tartışmasının kısa vadede sona ermesi beklenmiyor.

Himalayalar’da su alarmı: Çin’in 168 milyar dolarlık barajı 1,5 milyar insanı tehdit ediyor Haber

Himalayalar’da su alarmı: Çin’in 168 milyar dolarlık barajı 1,5 milyar insanı tehdit ediyor

Çin, Tibet’te yer alan Yarlung Tsangpo Nehri’nin “Büyük Bükülme” olarak bilinen bölümünde, yaklaşık 168 milyar dolarlık dev bir hidroelektrik baraj projesini hayata geçiriyor. Proje, Çin’in enerji kapasitesini artırmayı ve karbon nötr hedeflerine katkı sunmayı amaçlarken, nehrin aşağı havzalarında yaşayan yaklaşık 1,5 milyar insan için ciddi su güvenliği endişeleri doğuruyor. Çin, Himalayalar’daki barajla enerji gücünü küresel ölçekte büyütmeyi hedefliyor Yaklaşık 2 bin metrelik yükseklik farkına sahip “Büyük Bükülme” bölgesi, dünyadaki en yüksek hidroelektrik potansiyellerden biri olarak kabul ediliyor. Çinli yetkililere göre bu proje, Üç Boğaz Barajı’nın yaklaşık üç katı kadar elektrik üretebilecek kapasiteye sahip. Üretilen enerjinin özellikle elektrikli araçlar, yapay zekâ merkezleri ve yüksek enerji tüketen süper bilgisayar tesisleri için kullanılacağı belirtiliyor. Proje yalnızca enerji değil, ulusal güvenlik stratejisinin de parçası olarak görülüyor Uzmanlara göre Tibet’te böylesine büyük bir altyapı yatırımı, Çin’in tartışmalı sınır bölgelerinde kontrolünü güçlendirme politikasının bir uzantısı. Çin yönetimi, Himalayalar boyunca inşa edilen barajlar ve ulaşım projeleriyle hem askeri hem de siyasi nüfuzunu artırmayı amaçlıyor. Bu durum, özellikle Hindistan ile ilişkilerde yeni gerilim başlıkları yaratıyor. Baraj sistemi nehir ekosistemini kökten değiştirecek ölçekte planlanıyor Projeye göre nehrin bir bölümü tünellerle yönlendirilerek beş kademeli hidroelektrik santraline aktarılacak. Her santral, bir öncekinden daha alçak bir noktada konumlanacak ve toplamda yaklaşık 150 kilometrelik bir sistem oluşturacak. Ancak rezervuarların ne kadar alanı sular altında bırakacağı ve tam yerleşim planı hâlâ kamuoyuyla paylaşılmış değil. Deprem, heyelan ve iklim krizi riskleri projenin en kırılgan noktası Yarlung Tsangpo Vadisi, dünyanın en derin kanyonlarından birine ev sahipliği yapıyor ve yoğun sismik hareketlilikle biliniyor. Uzmanlar, buzul gölü taşkınları, artan yağış rejimi ve iklim krizinin etkileri nedeniyle böylesi bir mega projenin tüm risklerinin mühendislik çözümleriyle tamamen ortadan kaldırılamayacağını vurguluyor. Yerel topluluklar yerinden edilme ve kültürel kayıp tehlikesiyle karşı karşıya Baraj inşaatı, bölgede yaşayan on binlerce kişinin, özellikle Monpa ve Lhoba topluluklarının yaşam alanlarını terk etmesine yol açıyor. Çinli yetkililer yeni konut ve ibadet alanları inşa edildiğini açıklasa da yerel halk, sosyal bağların ve kültürel hafızanın geri dönülmez biçimde zarar gördüğünü dile getiriyor. Hindistan ve Bangladeş için susuzluk ve kuraklık riski büyüyor Yarlung Tsangpo Nehri, Hindistan sınırları içinde Brahmaputra adını alarak tarım, balıkçılık ve içme suyu açısından hayati bir rol oynuyor. Hindistanlı yetkililer, Çin’in suyu ne zaman ve ne kadar bırakacağına dair şeffaf veri paylaşmamasının “su güvenliği” açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre bu durum, iklim krizinin de etkisiyle Güney Asya’da kuraklık ve gıda krizlerini derinleştirebilir. Bölgede başlayan baraj yarışı ekolojik riskleri daha da artırıyor Çin’in hamlesine karşılık Hindistan da Brahmaputra üzerinde büyük ölçekli baraj projelerini hızlandırmış durumda. Uzmanlar, iki ülke arasında iş birliği yerine rekabetin hâkim olması halinde, nehir ekosisteminin ve milyonlarca yurttaşın yaşam hakkının daha büyük risk altına gireceği uyarısında bulunuyor. Bilim insanları şeffaflık ve uluslararası iş birliği çağrısı yapıyor Çevre örgütleri ve akademisyenler, projeden önce kapsamlı biyolojik çeşitlilik çalışmaları yapılmasını, su akışına dair verilerin aşağı havza ülkeleriyle paylaşılmasını talep ediyor. Aksi halde, Çin’in temiz enerji hedefiyle başlattığı bu mega proje, Güney Asya için uzun vadeli bir susuzluk ve kuraklık krizinin tetikleyicisi olabilir.

Nvidia’nın yeni yazılımı AI çiplerinin nerede kullanıldığını ortaya çıkarabilir Haber

Nvidia’nın yeni yazılımı AI çiplerinin nerede kullanıldığını ortaya çıkarabilir

Nvidia, GPU’lar için konum doğrulama sağlayan yeni bir yazılım geliştirdi Nvidia, yapay zekâ grafik işlemcilerinin (GPU) dünya üzerinde nerede çalıştığını doğrulayabilen yeni bir isteğe bağlı izleme hizmeti geliştirdiğini açıkladı. Adım, Washington’ın Çin gibi kısıtlı bölgelere yönelik yüksek teknolojili çip ihracatı üzerindeki denetim çabalarının arttığı bir dönemde geldi. Şirketin duyurusuna göre yazılım, müşterilerin sistemlerine kurabilecekleri bir istemci yazılım ajanı üzerinden GPU’ların sağlık verilerini topluyor ve bir gösterge paneli üzerinden küresel veya bölgesel konum bazlı kullanım haritaları sunuyor. “Kill switch yok”: Nvidia, çipleri uzaktan kapatma iddialarını reddetti Nvidia, CNBC’ye yaptığı açıklamada yeni yazılımın GPU’ları uzaktan devre dışı bırakma yeteneği içerdiği yönündeki tartışmaları net biçimde reddetti. “Herhangi bir kill switch yok. Nvidia uzaktan bir GPU’yu kontrol edemez veya kapatamaz.” ifadeleri kullanıldı. Verilerin yalnızca “okuma amaçlı telemetri” olduğu vurgulandı. Telemetri, cihazlardan otomatik olarak veri toplayıp analiz için merkezi bir noktaya iletme süreci olarak tanımlanıyor. Şirketin paylaştığı ekran görüntülerinde cihazların IP adresi ve konum bilgilerinin de gösterildiği görüldü. Yeni özellikler, ABD Kongresi’ndeki baskının ardından geliştirilmiş olabilir Washington’da bazı yasa yapıcılar, Nvidia dahil gelişmiş çip üreticilerini, çiplerin nerede kullanıldığını izleyebilecek zorunlu güvenlik mekanizmaları geliştirmeye çağırmıştı. Bu kapsamda Mayıs ayında Cumhuriyetçi senatör Tom Cotton ve iki partiden toplam sekiz senatör, Chip Security Act adlı yasa teklifini sunmuştu. Teklif kabul edilirse ileri seviye AI çiplerinde konum doğrulama özellikleri zorunlu hâle gelecek. ABD’nin ihracat kuralları, Nvidia’nın en gelişmiş yapay zekâ çiplerinin Çin’e satışını lisansa bağlıyor. ABD Başkanı Donald Trump bazı kısıtlamaların gevşetileceğini açıklasa da en üst seviye AI çiplerine yönelik yasakların süreceği belirtiliyor. Çin’den “arka kapı” uyarısı: Nvidia’ya karşı şüphe büyüyor Çin makamları, Nvidia’nın bu tür yazılımlar aracılığıyla çiplere “arka kapı” yerleştirebileceği iddiasına karşı sert açıklamalar yaptı. Yapılan ulusal güvenlik incelemesi sonrası Çin, Nvidia’nın bazı çip modellerini satın almaya yönelik yerel şirket izinlerini askıya aldı. Trump yönetimi Nvidia’ya daha önce yasaklanan H200 çiplerini Çin’e ihraç izni vermiş olsa da, Pekin’in bu çiplerin ülkeye girişine izin verip vermeyeceği hâlâ belirsiz. Arka planda 160 milyon dolarlık kaçakçılık iddiası var ABD Adalet Bakanlığı’nın yürüttüğü soruşturmalar, bazı kaçakçılık şebekelerinin 160 milyon dolar değerinde Nvidia GPU’sunu Çin’e yasa dışı yollarla göndermiş olabileceğini ortaya koymuştu. Bu bulgular, ABD'nin konum doğrulama taleplerinin neden giderek arttığını da açıklıyor.

Bahçeli ‘rezalet’ dedi, Cizre Ticaret Odası’ndan yanıt gecikmedi Haber

Bahçeli ‘rezalet’ dedi, Cizre Ticaret Odası’ndan yanıt gecikmedi

Bahçeli’den egemenlik vurgusu: Bu bir rezalettir Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme gelen görüntülere ilişkin çok sert ifadeler kullandı. Türkiye sınırları içerisinde yabancı bir gücün üniformasını giyen kişilerin silahla dolaşmasını egemenlik haklarına bir saldırı olarak değerlendiren Bahçeli, "Vatan topraklarımızda yabancı üniformalı askerlerin uzun namlulu silahla ortalıkta dolaşmaları tek kelimeyle rezalettir" diyerek tepkisini dile getirdi. Bahçeli’nin bu çıkışı, milliyetçi kanatta geniş yankı uyandırırken, terörsüz Türkiye ve üniter devlet yapısı konusundaki hassasiyetlerin altını bir kez daha çizmiş oldu. Cizre Ticaret Odası: Asıl rahatsızlık silah değil bayrak Bahçeli’nin ve milliyetçi çevrelerin tepkisine yanıt ise Cizre Ticaret Odası’ndan geldi. Oda yönetimi, tartışmaların odağındaki silahların bahane olduğunu, asıl rahatsızlığın Irak Anayasası ile tanınan Kürdistan Bölgesi bayrağına yönelik olduğunu savundu. Yapılan açıklamada, "Korumaların omuzunda o bayrak olmasaydı, roket bile taşısalar sorun edilmezdi" ifadelerine yer verilerek tepkilerin siyasi olduğu öne sürüldü. Barzani’nin Türkiye ile olan otuz milyar dolarlık ticaret hacmine ve stratejik ortaklığına dikkat çeken oda, bu tür polemiklerin Türk ve Kürt yurttaşlar arasındaki ticari ve sosyal bağlara zarar verebileceği uyarısında bulundu. Birlik ve beraberlik zemininde hassas denge Ziyaret, Türkiye’nin güneydoğusunda yaşayan Kürt yurttaşlar tarafından ilgiyle karşılanırken, Ankara’daki siyasi atmosferde "birlik ve beraberlik" tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Bir yanda terörsüz bir Türkiye hedefiyle bölgesel aktörlerle kurulan diplomatik ilişkiler, diğer yanda ulusal güvenlik ve egemenlik sembollerine duyulan hassasiyet masaya yatırıldı. Süreç, Türk ve Kürt yurttaşların ortak geleceği, bölgesel barış ve Türkiye’nin üniter yapısının korunması ekseninde hassas bir dengede ilerliyor.

Tahran susuz kalabilir: Pezeşkiyan’dan acil alarm Haber

Tahran susuz kalabilir: Pezeşkiyan’dan acil alarm

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: “Kasım ve aralıkta yağış yoksa suyu kısmaya başlıyoruz” İran’ın batısındaki Senendeç kentinde konuşan Pezeşkiyan, ülkenin ciddi bir kuraklık ve su güvenliği kriziyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. “Kasım ve aralık aylarında yağmur yağmazsa gelecek aydan itibaren Tahran’da su kısıtlamasına gitmek zorunda kalacağız. Eğer bundan sonra da yağış olmazsa suyumuz tamamen tükenecek ve Tahran’ı boşaltmak zorunda kalacağız.” diyen Pezeşkiyan, su krizinin ulusal güvenlik riski boyutuna ulaştığını söyledi. Barajlardaki doluluk oranı çöküşte: “Yüzde 11… Talegan çıkarılırsa yüzde 5” Tahran Su ve Kanalizasyon Şirketi Genel Müdürü Mohsen Ardakani, başkentteki tabloyu şu sözlerle özetledi: “Bu yıl eylül ve ekimde Tahran’a bir milimetre bile yağmur düşmedi. Barajların doluluk oranı yüzde 11’e indi. Talegan Barajı’nı hesaptan çıkarırsak bu oran yüzde 5’e düşüyor.” Geçmiş yıllarda 420 milyon m³ olan su rezervi, bugün 252 milyon m³’e geriledi. Ardakani, “Son yüzyılın en düşük yağış seviyesini yaşıyoruz” diyerek, başkentte su yönetimi için zorunlu tasarruf dönemine geçileceğini açıkladı. “Kuraklığı durduramayız, uyum sağlamayı öğrenmeliyiz” Yetkililer, su kullanımını azaltmak, tasarruf ekipmanlarını zorunlu hale getirmek ve yeraltı kaynaklarını korumak dışında bir çıkış yolunun kalmadığını vurguluyor. Ardakani: “Kuraklıkla mücadele etmek mümkün değil, ona uyum sağlamak zorundayız.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.