SON DAKİKA

#Uluslararası Hukuk

HABER DEĞER - Uluslararası Hukuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uluslararası Hukuk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AB’den dikkat çeken savaş yorumu: Tek kazanan Rusya Haber

AB’den dikkat çeken savaş yorumu: Tek kazanan Rusya

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, Brüksel’de düzenlenen AB Büyükelçiler Konferansı’nda yaptığı konuşmada Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Costa, dünyada artan kutuplaşma ve kriz ortamına dikkat çekerek mevcut çatışma ortamının en büyük kazananının Rusya olduğunu söyledi. Rusya’nın yükselen enerji fiyatlarından faydalanarak Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı finanse ettiğini belirten Costa, uluslararası sistemde dengelerin giderek daha kırılgan hale geldiğini vurguladı. Dünya yeni bir jeopolitik gerilim dönemine girdi Konuşmasında küresel düzende yaşanan dönüşüme dikkat çeken Costa, uluslararası sistemin ciddi bir kırılma sürecinden geçtiğini ifade etti. Costa’ya göre dünya, Rusya’nın barışı ihlal ettiği, Çin’in ticaret düzenini zorladığı ve ABD’nin kurallara dayalı uluslararası sistemi sorguladığı yeni bir jeopolitik gerçekliğe doğru ilerliyor. Costa, bu ortamda Avrupa’nın küresel vizyonunun stratejik bir değer taşıdığını belirterek AB’nin çok taraflı düzeni savunmaya devam edeceğini söyledi. Uluslararası hukuk ihlallerine sert vurgu AB’nin uluslararası hukuk ve insan hakları konularında net bir tavır sergilemesi gerektiğini ifade eden Costa, ihlallerin nerede gerçekleşirse gerçekleşsin kabul edilemeyeceğini dile getirdi. Costa, uluslararası hukukun ihlallerinin Ukrayna’dan Gazze’ye, Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. İnsan hakları ihlallerinin de İran, Sudan veya Afganistan gibi farklı coğrafyalarda yaşansa bile aynı şekilde reddedilmesi gerektiğini söyledi. Orta Doğu’daki savaş Avrupa’yı da etkileyebilir Orta Doğu’daki gerilimin giderek daha kaygı verici bir boyuta ulaştığını belirten Costa, bölgedeki tırmanmanın Avrupa ve küresel ekonomi açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Costa, Hürmüz Boğazı’nın olası bir abluka riski üzerinden dünya ekonomisinin de büyük bir tehdit altında olduğunu belirterek gerginliğin daha fazla tırmanmaması gerektiğini söyledi. Rusya üzerindeki baskının sürmesi gerektiğini savundu Rusya’nın Ukrayna’daki savaşta enerji gelirlerinden faydalandığını belirten Costa, bu nedenle Moskova üzerindeki uluslararası baskının sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. Costa, Avrupa’nın güvenliğini zayıflatmayacak adil ve kalıcı bir barış için Rusya’nın müzakereye zorlanması gerektiğini söyledi. AB’nin mevcut yaptırımları uzatmayı ve yeni bir yaptırım paketi hazırlamayı planladığını da sözlerine ekledi. AB küresel iş birliği ve ticaret ağını büyütüyor Konuşmasının devamında Avrupa Birliği’nin küresel ticaret ağını genişletmeye devam ettiğini belirten Costa, Mercosur ve Hindistan ile yapılan ticaret anlaşmalarının yaklaşık 3 milyar insanı kapsayan büyük bir ekonomik alan oluşturduğunu söyledi. AB’nin genişleme politikasına da değinen Costa, Ukrayna’nın üyelik başvurusunun Moldova ve Batı Balkan ülkelerinde yeni bir dinamizm yarattığını ifade etti. Costa’ya göre bu ülkelerin geleceği Avrupa Birliği içinde yer alıyor ancak katılım sürecinin liyakat temelinde ilerlemesi gerekiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dünya komünistlerinden onurlu tavır: İran'ın yanındayız Haber

Dünya komünistlerinden onurlu tavır: İran'ın yanındayız

İran Tudeh Partisi, İsrail Komünist Partisi (Maki) ve ABD Komünist Partisi (CPUSA) ortak bir bildiri yayımlayarak ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarını sert sözlerle eleştirdi. Üç parti, saldırının bölgeyi geniş çaplı bir savaşa sürüklediğini ve siviller için ağır sonuçlar doğurduğunu belirtti. Bildiride, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümeti ile ABD yönetiminin başlattığı askeri operasyonların emperyalist çıkarlar doğrultusunda yürütüldüğü savunuldu. Söz konusu saldırıların halkların bağımsızlığına ve kendi kaderini tayin hakkına karşı bir müdahale olduğu ifade edildi. “Rejim değişikliği planları uluslararası hukuka aykırı” Ortak açıklamada, ABD yönetiminin başka ülkelerde “rejim değişikliği” hedefi taşıyan politikalarının uluslararası hukuku zedelediği ve devletlerin egemenliğini tehdit ettiği vurgulandı. Komünist partiler, Washington yönetiminin İran’a yönelik politikalarının yalnızca bölgesel istikrarsızlığı artırmakla kalmayacağını, aynı zamanda uluslararası hukuk düzenine de zarar verdiğini belirtti. “Ortadoğu halklarının deneyimleri unutulmamalı” Bildiride Filistin, Irak, Libya, Suriye, Sudan ve Lübnan gibi ülkelerde yaşanan savaş ve müdahalelerin bölge halkları üzerinde ağır sonuçlar yarattığına dikkat çekildi. Açıklamada, dış müdahalelerin halklara özgürlük getirmediği savunularak gerçek değişimin ancak halkların kendi mücadelesiyle mümkün olabileceği ifade edildi. Ortak açıklamada ayrıca İran’a yönelik saldırının yalnızca mevcut yönetimi hedef almadığı, aynı zamanda ülkenin bölgesel gücünü zayıflatmayı amaçlayan daha geniş bir stratejinin parçası olduğu iddia edildi. Barış ve dayanışma çağrısı Üç komünist parti yayımladıkları bildiride dünya genelindeki ilerici ve barış yanlısı güçlere çağrıda bulunarak savaş politikalarına karşı ortak mücadele çağrısı yaptı. Açıklamada, emperyalist müdahalelere ve askeri saldırılara karşı uluslararası dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dışişleri’nden Ege Adaları mesajı: Oldubittilere izin vermeyeceğiz! Haber

Dışişleri’nden Ege Adaları mesajı: Oldubittilere izin vermeyeceğiz!

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Ege Adaları’nın silahsızlandırılmış statüsüne ilişkin son günlerde yapılan açıklamalar hakkında değerlendirmede bulundu. Keçeli, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada bazı çevrelerin iddialarını “gayriciddi, talihsiz ve zamansız” olarak nitelendirdi. Keçeli, 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Barış Antlaşması çerçevesinde Doğu Ege Adaları ile Oniki Adalar’ın gayriaskeri statüsünün uluslararası hukuk açısından açık ve tartışmaya kapalı olduğunu belirtti. “Mesnetsiz iddialar” Açıklamada, bölgede yaşanan gelişmeleri fırsat bilerek Türkiye ile NATO müttefiki Yunanistan arasındaki ilişkileri germeye çalışan bazı çevrelerin yeni bir “oldubitti girişimi” içinde olduğunun görüldüğü ifade edildi. Keçeli, Türkiye’yi revizyonizmle suçlayan çevrelerin uluslararası hukuka aykırı şekilde atacakları adımların “yok hükmünde” olacağını vurguladı. KKTC vurgusu Açıklamada ayrıca Kıbrıs meselesine de değinildi. Kıbrıslı Türklerin güvenliğinin Türkiye’nin garantörlüğü ve desteğiyle sağlandığı belirtilerek şu ifadeler kullanıldı: “Kıbrıslı Türkler ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Anavatan ve Garantör Türkiye’nin desteğiyle kendi güvenliğini sağlamaya muktedirdir.” “Sağduyu çağrısı” Keçeli açıklamasının sonunda, Türkiye aleyhine dezenformasyon yapıldığını savunan çevrelere seslenerek şu mesajı verdi: “Oldubittilere izin vermeyeceğimizi bir kez daha hatırlatıyor, herkesi sağduyuya davet ediyoruz.” Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin bölgede barış ve istikrarın korunmasına bağlılığını sürdürdüğünü de vurguladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İspanya: Savaşa ortak olmayacağız! Haber

İspanya: Savaşa ortak olmayacağız!

Pedro Sánchez, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarına ilişkin yaptığı açıklamada İspanya’nın savaşa karşı net bir tutum aldığını vurguladı. Ulusa sesleniş konuşmasında konuşan İspanya Başbakanı, çatışmaların küresel ölçekte büyük riskler doğurabileceği uyarısında bulundu. Sanchez, dünya sorunlarının bombalar ve askeri müdahalelerle çözülemeyeceğini belirterek hükümetinin tutumunu “savaşa hayır” sözleriyle özetledi. İspanya’nın uluslararası hukuk ve diplomasi çerçevesinde hareket etmeye devam edeceğini ifade etti. Açıklama, Donald Trump’ın İspanya’nın tutumu nedeniyle Madrid ile ticareti kesebileceğini söylemesinin ardından geldi. Sanchez bu tehditlere yanıt vererek, misilleme korkusuyla yanlış gördükleri bir politikaya destek vermeyeceklerini belirtti. Sanchez konuşmasında “Sırf birinin misillemesinden kaçınmak için dünya için kötü olan veya değerlerimize aykırı bir şeye ortak olmayacağız” ifadelerini kullandı. İspanya Başbakanı ayrıca 2003 yılında başlayan Iraq War’ı hatırlatarak, o savaşın küresel güvenlik ve ekonomi üzerinde uzun süreli olumsuz sonuçlar doğurduğunu söyledi. İran’a yönelik saldırıların da benzer şekilde öngörülemeyen sonuçlara yol açabileceğini savundu. Sanchez’e göre İran’a karşı yürütülecek bir savaş ne daha adil bir uluslararası düzen yaratacak ne de insanların yaşam koşullarını iyileştirecek. Aksine yeni krizlerin, ekonomik sorunların ve bölgesel istikrarsızlığın kapısını aralayabilir. İspanya hükümeti daha önce de ABD uçaklarının İran’a yönelik operasyonlar için İspanya’daki bazı üsleri kullanmasına izin vermeyeceklerini açıklamıştı. Bu açıklamaların ardından iki NATO müttefiki arasında diplomatik gerilim dikkat çekici biçimde arttı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ufuk Uras: Özgürlüğün şarkısı şiddetin çalgısıyla çalınmaz! Haber

Ufuk Uras: Özgürlüğün şarkısı şiddetin çalgısıyla çalınmaz!

“Dünya adil değil” Uras, “Dünya Savaşı’ndan sonra büyük bir hesaplaşma” başlığıyla tartışılan döneme dair değerlendirmesinde, kapitalist sistem içinde kaynakların ve pazarların paylaşımı eksenindeki mücadelenin sürdüğünü ifade etti. Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası “tarihin sonu” ve “eşit bir dünya” söylemlerinin 11 Eylül sonrasında çöktüğünü savunan Uras, günümüz dünyasının adil olmadığını söyledi. “Karbon mu silikon mu” Uras, yapay zekâ ve “robotlar dünyası” tartışmasına değinerek “karbon varlıklarla silikon varlıkların mücadelesini anlamlandırmak” için hâlâ yoğun bir düşünsel mesai gerektiğini belirtti. Uras, teknolojinin belirleyiciliğinin arttığı yeni dönemde, dünyanın nereye evrileceğinin kolay öngörülemediğini dile getirdi. “Meşru müdafaa” Uras: “Burada Müslüman Müslümana vuruyor okuması yok, meşru müdafaa var” dedi. İran’ın Körfez ülkelerine dönük saldırılarını değerlendiren Uras, ana akım medyada öne çıkan yaklaşımın meseleyi çarpıttığını savundu. “Doğrudan ABD üslerine yönelik bir meşru müdafaa hakkı kullanılıyor” görüşünü dile getiren Uras, müzakereler sürerken İran yönetimine dönük saldırıların kabul edilebilir olmadığını söyledi ve yaşananları uluslararası hukukun aşınması bağlamında değerlendirdi. “Uluslararası hukuk” Uras, Türkiye’nin tutumunu “diplomasi ve eşit mesafe” vurgusuyla olumlu bulduğunu söyledi. Türkiye’nin hem NATO üyesi hem de İran’la sınır komşusu olması nedeniyle hassas bir denklemde bulunduğunu belirten Uras, çatışmanın müzakere zeminiyle sonlandırılması çağrılarının önemli olduğunu ifade etti. “Akıllı bombaların aklı olmuyor” diyen Uras, savaşın sivil yurttaşlar ve tarihî mekânlar açısından yıkıcı sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. “Öcalan bildirisi” Uras, Abdullah Öcalan’ın son bildirisine de değinerek metnin genel çerçevede devletin açıkladığı perspektifle uyumlu olduğunu söyledi. Bildiride yer alan “demokratik entegrasyon”, “buyurgan dilden uzaklaşma” ve “barış yasaları” vurgularının yeni bir siyasal dil arayışına işaret ettiğini belirten Uras, metni eşitlikçi ve anayasal zeminde bir çözüm çağrısı olarak okuduğunu ifade etti. Öcalan’ın umut hakkı tartışmasını kişisel bir talep zeminine çekmemesini de değerlendiren Uras, sürecin bireysel bir mesele üzerinden değil, toplumsal mutabakat ve Meclis zemininde ilerlemesi gerektiğini söyledi. Uras, “Senkronize adımlar atılmazsa süreç pazarlığa dönüşür. Eş anlı ilerleme önemli” değerlendirmesinde bulundu. “İsrail’in meşruiyeti yok” Uras, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları sonrası ölçünün kaçtığını, izlenen politikaların uluslararası meşruiyeti olmadığını savundu. “Normalleşme, normal olmayanla olmaz” diyen Uras, bölgesel gerilimlerin Türkiye’de demokratikleşme ve barış gündemini daha kritik hale getirdiğini belirtti. “Adres Meclis” Uras, Meclis zeminini “süreçlerin temel muhatabı” olarak işaret etti. “Şiddetten arındırılmış bir toplum” hedefinin ortak bir yurttaş mutabakatıyla güçlenebileceğini söyleyen Uras, siyasal partilerin tutumlarının Meclis’te sınanacağını vurguladı. “Demokrasilerde asgari müştereklerde buluşulur; azami müştereklerde buluşmak faşizmde olur” ifadelerini kullandı. Ufuk Uras kimdir? Ufuk Uras, siyasetçi ve akademisyendir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 23. Dönem İstanbul milletvekili olarak görev yaptı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi kökenlidir ve aynı üniversitede öğretim üyesi olarak çalıştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kaçış planı iddianamede: Eylem Tok ve Bülent Cihantimur’a 10 yıla kadar hapis istemi Haber

Kaçış planı iddianamede: Eylem Tok ve Bülent Cihantimur’a 10 yıla kadar hapis istemi

İstanbul Eyüpsultan’da 2024 yılında Oğuz Murat Aci’nin yaşamını yitirdiği kazaya ilişkin yürütülen soruşturmada iddianame tamamlandı. Savcılık, Timur Cihantimur’un kazanın ardından yurt dışına çıkarılmasına ilişkin süreçte rol aldıkları gerekçesiyle anne Eylem Tok ve baba Bülent Cihantimur dahil beş şüpheli hakkında 10’ar yıla kadar hapis cezası istedi. İddianamede “delil gizleme ve suçluyu kayırma” suçlaması Hazırlanan iddianamede şüphelilerin “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ile “suçluyu kayırma” suçlarından yargılanması talep edildi. Savcılık, kazanın ardından yürütülen kaçış sürecinin planlı olduğuna ilişkin bulgulara yer vererek aile bireylerinin birlikte hareket ettiğini vurguladı. Savunma kabul edilmedi Bülent Cihantimur’un “kaçış planından haberim yoktu” yönündeki savunması iddianamede yeterli bulunmadı. Savcılık, tarafların aynı ikamette hazırlık yaptığı, birlikte yola çıktığı ve valiz aktarımı gerçekleştirdiğine dair tespitlerin bu savunmayla çeliştiğini belirtti. Eylem Tok hakkında yakalama kararı İddianamede Eylem Tok hakkında tutuklama talebiyle yakalama kararı çıkarıldığı ve kırmızı bültenle arandığı bilgisine yer verildi. Dosyada yer alan diğer şüphelilerle birlikte yargılama sürecinin önümüzdeki dönemde başlaması bekleniyor. Kazanın ardından yurt dışına çıkmışlardı Olay, 1 Mart 2024’te Eyüpsultan’da meydana geldi. O dönem 16 yaşında olan Timur Cihantimur’un kullandığı araç, arıza nedeniyle yol kenarında park halinde bulunan ATV’ye çarptı; kazada 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci yaşamını yitirirken dört kişi yaralandı. Kazanın ardından anne Eylem Tok’un oğlunu önce Mısır’a, ardından ABD’ye götürdüğü ortaya çıkmıştı. ABD’de tutuklanmış, iade kararı verilmişti Tok ve Timur Cihantimur, Haziran 2024’te ABD’de çıkarıldıkları mahkemede tutuklandı. Türkiye’nin iade talebinin görüşüldüğü süreçte Massachusetts Bölge Mahkemesi Şubat 2025’te ikilinin Türkiye’ye iadesine karar verdi. Dosyada yargı sürecinin hem Türkiye’de hem uluslararası hukuk boyutuyla devam ettiği belirtiliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İsrail Ordusu'nda Türk vatandaş var mı? Haber

İsrail Ordusu'nda Türk vatandaş var mı?

Akalın, İsrail Ordusunda görev aldığı iddia edilen Türkiye ve diğer ülke vatandaşlarını Meclis Gündemine taşıdı. İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, İsrail ordusunda görev aldığı iddia edilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile diğer ülke vatandaşlarının hukuki ve ahlaki sorumluluğunu gündeme taşıdı. Gazze Şeridi’nin uzun süredir yalnızca bombaların değil, hukukun ve insanlığın da hedef alındığı bir coğrafya hâline geldiğini ifade eden Akalın, İsrail’in Gazze’de Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesi defalarca ihlal ettiğini, sözde ateşkesten bu yana yaklaşık 600 kişinin yaşamını yitirdiğini söyledi. Ekim 2023’ten bu yana hayatını kaybedenlerin sayısının ise 72 bini aştığını belirten Akalın, binlerce sivilin öldürüldüğünü, hastanelerin, okulların ve altyapının sistematik biçimde hedef alındığını vurguladı. Bu tablo karşısında artık tek tek olayların değil, ortaya çıkan sonucun konuşulması gerektiğini ifade eden Akalın, yaşananların uluslararası hukuk bakımından son derece ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. Savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar söz konusu olduğunda bireysel sorumluluğun esas olduğunu vurgulayan Akalın, “Emir aldım, üniforma giydim, mecbur kaldım” gibi gerekçelerin bu suçları ortadan kaldırmayacağını dile getirdi. Son dönemde kamuoyuna yansıyan ve resmî belgelere dayandığı belirtilen bilgilerin meselenin artık teorik bir tartışma olmadığını açıkça ortaya koyduğunu belirten Akalın, çok sayıda ülke vatandaşının İsrail Savunma Kuvvetleri bünyesinde aktif görev aldığına dair ciddi iddialar bulunduğunu ifade etti. Bu kişiler arasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve çifte vatandaşlık taşıyanların yanı sıra Özbekistan, Kazakistan ve diğer Müslüman ülkelerden yüzlerce kişinin de yer aldığına ilişkin verilerin kamuoyuna yansıdığını söyledi. Bu iddiaların görmezden gelinemeyecek bir ciddiyete ulaştığını belirten Akalın, şu sorunun kaçınılmaz hâle geldiğini ifade etti: “Bir devlet, kişilerin vatandaşlık bağını, uluslararası hukukun en ağır suçlarıyla ilgili ciddi şüpheler karşısında sorgulamadan sürdürebilir mi?” Bu yaklaşımın intikamcı değil, hukuk devleti olmanın zorunlu bir sonucu olduğunu vurgulayan Akalın, vatandaşlığın yalnızca bir aidiyet değil, aynı zamanda sorumluluk doğurduğunu dile getirdi. Akalın, bu sorumluluğun yalnızca Türkiye için değil, kendisini ümmet, adalet ve insanlık hakları söylemleriyle tanımlayan tüm Müslüman ülkeler için geçerli olduğunun altını çizdi. Bu aşamadan sonra sessizliğin ve tarafsızlığın hukuki ve ahlaki bir zaaf anlamına geleceğini ifade eden Akalın, söz konusu iddiaların mutlaka araştırılması, gerekli işlemlerin yapılması ve gerçeklerin kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi.

“Cenazeleri dahi yok”: Gazze’de 3 bine yakın kişinin ‘buharlaştığı’ iddiası Haber

“Cenazeleri dahi yok”: Gazze’de 3 bine yakın kişinin ‘buharlaştığı’ iddiası

Gazeteci Fethi Yılmaz, Al Jazeera Arabic’te yayımlanan bir araştırmaya dayanarak, Gazze’de gerçekleştirilen saldırılar sonrası yaklaşık 3 bine yakın kişinin akıbetinin belirlenemediğini aktardı. İddiaya göre yüksek ısı üreten mühimmatlar nedeniyle bazı kayıpların bedenlerine ulaşılamadı. Araştırma kayıp vakalara dikkat çekti “ Hikâyenin geri kalanı” başlıklı araştırmada, 10 Ağustos 2024’te Gazze kentindeki El-Tabiin okuluna düzenlenen saldırı sonrası oğlunu arayan bir annenin günler süren çabası anlatıldı. Hastaneler ve morglarda yapılan aramalara rağmen herhangi bir iz bulunamazken, benzer durumda binlerce kayıp olduğu ifade edildi. “Yalnızca kan izleri ve doku parçaları kaldı” Araştırmaya göre Ekim 2023’ten bu yana 2 bin 842 Filistinliye sadece kan izleri veya küçük doku parçaları üzerinden ulaşılabildiği, bu vakaların fiilen “buharlaşmış” olarak kayda geçtiği öne sürüldü. Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı yetkilileri de saldırıların fiziksel etkilerine dikkat çekti. Termal silah iddiaları gündemde İddiaya konu mühimmatın 2 bin 500 ila 3 bin dereceyi bulan ısı ve yüksek basınç üreterek insan bedenindeki suyu anında kaynatabildiği, dokuların ise küle dönüşebildiği belirtildi. Kullanıldığı ileri sürülen silahların büyük bölümünün ABD menşeli olduğu da araştırmada yer aldı. Uluslararası hukuk tartışması büyüyor Söz konusu iddiaların açık bir uluslararası suç teşkil edebileceği vurgulanırken, sahada bu kuralları uygulayacak etkili bir mekanizmanın bulunmadığı eleştirileri dile getirildi. Ateşkes açıklamalarına rağmen saldırıların sürdüğü yönündeki değerlendirmeler, bölgedeki insani krizin derinleştiğine işaret ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

MSB’den Yunanistan’a net mesaj: NAVTEX iki yıllık değil, süresiz Haber

MSB’den Yunanistan’a net mesaj: NAVTEX iki yıllık değil, süresiz

Ankara’dan Atina’ya yanıt geldi Milli Savunma Bakanlığı’nın haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuşan Milli Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk, Ege Denizi’nde yayımlanan NAVTEX’lerin süresine dair Yunan basınında yer alan iddiaları yalanladı. Aktürk, Türkiye’nin yayımladığı seyir duyurularının iki yıllık değil, süresiz olduğunu söyledi. NAVTEX ilanları teknik itiraz niteliği taşıyor Açıklamada, Yunanistan’ın Ege’de uluslararası hukuka aykırı faaliyetlerine karşı yayımlanan NAVTEX’lerin, seyir emniyetini esas alan teknik itirazlar olduğu belirtildi. Türkiye’nin, Ege’de kıta sahanlığını kapsayan alanlarda yapılacak tüm araştırma faaliyetlerinin ülkemizle koordine edilmesi gerektiğini NAVTEX’ler aracılığıyla vurguladığı ifade edildi. Gayri askeri statü ve seyir emniyeti vurgusu yapıldı Bakanlık, Gayri Askeri Statüdeki Adalar’ın karasularını da içeren sahalarda, seyir emniyetini tehlikeye düşürebilecek askeri faaliyetlerin uluslararası antlaşmalara aykırı olduğunun altını çizdi. Bu çerçevede yayımlanan NAVTEX’lerin, deniz yetki alanları içindeki hak ve menfaatlerin korunmasına yönelik olduğu kaydedildi. TSK deniz yetki alanlarındaki hakları koruyacak Açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Türkiye’nin deniz yetki alanlarından kaynaklanan haklarını yok sayan tek taraflı girişimleri uluslararası hukuk çerçevesinde etkisiz kılmaya devam edeceği vurgulandı. Bölgesel gündem ve güvenlik başlıkları paylaşıldı Toplantıda ayrıca terörle mücadele, hudut güvenliği ve Suriye’deki son durum hakkında bilgi verildi. Bakanlık, Türkiye’nin bölgesel istikrarı önceleyen yaklaşımını sürdürdüğünü ve sınır güvenliği için gerekli tüm tedbirlerin alındığını ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.