SON DAKİKA

#Uluslararası Hukuk

HABER DEĞER - Uluslararası Hukuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uluslararası Hukuk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MSB’den Yunanistan’a net mesaj: NAVTEX iki yıllık değil, süresiz Haber

MSB’den Yunanistan’a net mesaj: NAVTEX iki yıllık değil, süresiz

Ankara’dan Atina’ya yanıt geldi Milli Savunma Bakanlığı’nın haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuşan Milli Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk, Ege Denizi’nde yayımlanan NAVTEX’lerin süresine dair Yunan basınında yer alan iddiaları yalanladı. Aktürk, Türkiye’nin yayımladığı seyir duyurularının iki yıllık değil, süresiz olduğunu söyledi. NAVTEX ilanları teknik itiraz niteliği taşıyor Açıklamada, Yunanistan’ın Ege’de uluslararası hukuka aykırı faaliyetlerine karşı yayımlanan NAVTEX’lerin, seyir emniyetini esas alan teknik itirazlar olduğu belirtildi. Türkiye’nin, Ege’de kıta sahanlığını kapsayan alanlarda yapılacak tüm araştırma faaliyetlerinin ülkemizle koordine edilmesi gerektiğini NAVTEX’ler aracılığıyla vurguladığı ifade edildi. Gayri askeri statü ve seyir emniyeti vurgusu yapıldı Bakanlık, Gayri Askeri Statüdeki Adalar’ın karasularını da içeren sahalarda, seyir emniyetini tehlikeye düşürebilecek askeri faaliyetlerin uluslararası antlaşmalara aykırı olduğunun altını çizdi. Bu çerçevede yayımlanan NAVTEX’lerin, deniz yetki alanları içindeki hak ve menfaatlerin korunmasına yönelik olduğu kaydedildi. TSK deniz yetki alanlarındaki hakları koruyacak Açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Türkiye’nin deniz yetki alanlarından kaynaklanan haklarını yok sayan tek taraflı girişimleri uluslararası hukuk çerçevesinde etkisiz kılmaya devam edeceği vurgulandı. Bölgesel gündem ve güvenlik başlıkları paylaşıldı Toplantıda ayrıca terörle mücadele, hudut güvenliği ve Suriye’deki son durum hakkında bilgi verildi. Bakanlık, Türkiye’nin bölgesel istikrarı önceleyen yaklaşımını sürdürdüğünü ve sınır güvenliği için gerekli tüm tedbirlerin alındığını ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Taliban’dan karanlık düzenleme: Kölelik geri geldi Haber

Taliban’dan karanlık düzenleme: Kölelik geri geldi

Taliban yeni ceza yasasını resmen uygulamaya aldı Afganistan’da iktidarı elinde bulunduran Taliban, ülkede uygulanacak yeni ceza usullerini kamuoyuna duyurdu. Açıklanan düzenlemelerde ceza hukukunun dini kimlik, mezhep, cinsiyet ve toplumsal statüye göre farklı işletileceği belirtildi. Yeni yasalar, Afganistan toplumunun tamamını kapsayan köklü ve sert değişiklikler içeriyor. Ceza hukukunda kölelik açık biçimde tanımlandı Afganistanlı insan hakları örgütü Rawadari’nin raporuna göre, yeni ceza usullerinde “efendi” ve “köle” kavramları açık şekilde yer aldı. Kölelerin cezalandırılması yetkisi doğrudan efendilere bırakılırken, bu durum modern ceza hukukunda köleliğin fiilen meşrulaştırılması olarak değerlendirildi. Toplum dört sınıfa ayrıldı, cezalar statüye bağlandı Taliban düzenlemeleriyle toplum; din alimleri, seçkinler, orta sınıf ve alt sınıf olmak üzere dört ayrı sosyal sınıfa ayrıldı. Yasaya göre bir suç din alimi tarafından işlendiğinde yalnızca uyarı yeterli görülürken, seçkinler için mahkemeye çağrı ve uyarı öngörülüyor. Orta sınıf için hapis cezası uygulanırken, alt sınıfa mensup kişiler için hapisle birlikte bedensel cezalar gündeme geliyor. Muhalifler için ölüm cezası yetkisi tanındı Yeni ceza usulleri, Taliban mahkemelerine muhalifler ve eleştirmenler hakkında ölüm cezası kararı verme yetkisi tanıyor. “İsyancı” olarak tanımlanan kişilerin kamuya zarar verdiği ve bu zararın ancak öldürülmeleriyle ortadan kaldırılabileceği savunuluyor. İhbar zorunlu hale getirildi, bireylere cezalandırma yetkisi verildi Taliban karşıtı faaliyetleri yetkililere bildirmeyen yurttaşlar için hapis cezası öngörülüyor. Ayrıca bireylerin, “günah” işlendiğine tanık olmaları halinde kişileri doğrudan cezalandırabilmesine izin veriliyor. Bu düzenleme, keyfi şiddetin yasal zemin kazanması olarak yorumlanıyor. Kız çocuklarının eğitimi tamamen yasaklandı Yeni yasalarla birlikte kız çocuklarının eğitimi mutlak biçimde yasaklanıyor. Bunun yanı sıra dans etmek, dans edenleri izlemek ve “ahlaksızlık” olarak tanımlanan mekânlarda bulunmak da suç kapsamına alındı. Ancak bu mekânların ne olduğu net biçimde tanımlanmadı. Şiddet ve çocuklara yönelik ağır ihlaller meşrulaştırıldı Ceza yasalarında, kemik kırığına ya da derinin yırtılmasına yol açmadığı sürece şiddetin serbest bırakıldığı belirtiliyor. Çocuk istismarı ve çocuklara yönelik şiddet için açık bir ceza öngörülmezken, bir babanın 10 yaşındaki çocuğunu dini gerekçelerle cezalandırmasına izin veriliyor. Mezhep değiştirenler için hapis cezası getirildi Taliban’ın esas aldığı Hanefi mezhebi dışında bir mezhebe geçenler “kafir” olarak tanımlanıyor. Bu kişilerin hapis cezasıyla karşı karşıya kalacağı düzenlemelerde açıkça ifade ediliyor. Akrabalık bağı olmayan kadın ve erkeğin bir arada bulunması da suç sayılıyor. Uluslararası hukuk ve insan hakları ilkeleri yok sayılıyor Yeni ceza usulleri, adil yargılanma hakkı, temel özgürlükler ve insan haklarına ilişkin uluslararası standartların açık ihlali olarak değerlendiriliyor. Taliban, 2021’de ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin ardından kontrolü ele geçirdiği ülkede, bu tür uygulamaları sürdürmekte kararlı olduğunu bir kez daha ortaya koydu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump, Maduro operasyonunda kullanılan gizli silahın adını açıkladı: Discombobulator Haber

Trump, Maduro operasyonunda kullanılan gizli silahın adını açıkladı: Discombobulator

Trump, New York Post’a verdiği röportajda, operasyonun en kritik unsurunun bu silah olduğunu vurgulayarak, “İçeri girdik, düğmelere bastılar ama hiçbir şey çalışmadı. Rus ve Çin yapımı füzeleri vardı ama tek bir tanesini bile ateşleyemediler” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı’na göre Discombobulator, Venezuela ordusunun radar, füze ve elektronik savunma altyapısını eş zamanlı olarak felç etti. “Teknik detaylar gizli” Silahın nasıl çalıştığına dair ayrıntı vermekten kaçınan Trump, bu bilgilerin gizli olduğunu ve açıklanmasının yasaklandığını belirtti. Ancak Discombobulator’ın, klasik askeri saldırı yöntemlerinden farklı olarak elektronik harp ve “dezoryantasyon” temelli bir teknolojiye dayandığını ima etti. Trump, bu sayede operasyonun kısa sürede tamamlandığını ve ABD askerlerinin hiçbir kayıp vermediğini savundu. Tanık ifadeleri: “Kafam içeriden patlayacak sandım” Operasyon sırasında sahada bulunan ve kimliği açıklanmayan Venezuela güvenlik görevlilerinin ifadeleri ise silahın yalnızca teknik sistemleri değil, insan sağlığını da etkilediğini ortaya koyuyor. Bir tanık, radarların aniden kapandığını, ardından yoğun bir ses dalgası hissettiklerini belirterek, “Sanki kafam içeriden patlayacakmış gibi hissettim. Birçoğumuzun burnu kanadı, bazıları kan kusmaya başladı. O dalgadan sonra yere yığıldık, ayağa kalkamadık” dedi. Operasyonun bilançosu ABD basınında yer alan bilgilere göre, seçkin Delta Force birliklerinden yaklaşık 20 askerin katıldığı operasyonun 2 saat 20 dakika sürdüğü, aralarında Venezuela ve Küba askerlerinin de bulunduğu 83 kişinin hayatını kaybettiği öne sürüldü. ABD yönetimi, Maduro’yu uzun süredir “uyuşturucu terörizmi” faaliyetleriyle suçluyor ve bu operasyonun uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleştirildiğini savunuyor. Küresel yankı Trump’ın Discombobulator açıklaması, modern savaş teknolojilerinin ulaştığı noktaya dair küresel ölçekte tartışmaları da beraberinde getirdi. Askeri uzmanlar, elektronik harp, ses dalgaları ve sinir sistemi üzerinde etkili olabilecek teknolojilerin gelecekte çatışmaların seyrini kökten değiştirebileceğine dikkat çekiyor. Ancak söz konusu silahın gerçekten bağımsız ve yeni bir teknoloji mi olduğu, yoksa mevcut sistemlerin bir kombinasyonu mu olduğu konusunda henüz bağımsız doğrulama bulunmuyor. Trump’ın açıklamalarıyla birlikte, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri ve siyasi stratejisinin önümüzdeki dönemde uluslararası arenada daha fazla tartışma yaratması bekleniyor. haberdeger.com ​​​​​​​Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Çin’den İran’ın egemenliğine saygı çağrısı Haber

Çin’den İran’ın egemenliğine saygı çağrısı

Çin, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nde (BMİHK) İran’daki insan hakları durumunun ele alındığı özel oturumda, İran’ın egemenliğine ve iç işlerine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu. Çin: İnsan hakları bahanesiyle müdahaleye karşıyız Çin’in BM Cenevre Ofisi ve İsviçre’deki diğer uluslararası kuruluşlar nezdindeki Daimi Temsilcisi Jia Guide, toplantıda yaptığı konuşmada, her ülkenin insan haklarını kendi koşulları doğrultusunda geliştirme hakkına sahip olduğunu söyledi. Jia, Çin’in insan hakları gerekçesiyle başka ülkelerin iç işlerine karışılmasına, belirli ülkelere yönelik özel mekanizmalar oluşturulmasına ve çifte standartlara karşı olduğunu ifade etti. “İran’daki gelişmeler iç meseledir” Jia Guide, İran’da yaşanan olayların ülkenin iç işi olduğunu belirterek, bu konudaki kararların İran halkı tarafından verilmesi gerektiğini vurguladı. BM Şartı ve uluslararası hukuk vurgusu Çinli diplomat, Pekin yönetiminin BM Şartı’nın amaç ve ilkelerine bağlı kaldığını, uluslararası ilişkilerde güç kullanımına veya güç kullanma tehdidine karşı olduklarını dile getirdi. Uluslararası topluma çağrı Jia Guide, uluslararası toplumu İran’ın egemenliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeye davet ederek, bu çerçevede İran hükümeti ve halkının ulusal istikrarı koruma ve meşru haklarını savunma çabalarının desteklenmesi gerektiğini söyledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ABD, Venezuela’ya karşı iki cepheli bir savaş yürütmektedir! Haber

ABD, Venezuela’ya karşı iki cepheli bir savaş yürütmektedir!

Anti-Emperyalist Akademisyenler Kolektifi (AISC), 3 Ocak 2026’da gerçekleşen ABD müdahalesini yalnızca bir lider hedef alma eylemi olarak değil; Amerika kıtasındaki anti-emperyalist birikime ve egemen kalkınma projelerine yönelmiş tarihsel bir kırılma anı olarak tanımlıyor. 3 Ocak 2026’da ABD’nin Caracas’ta yürüttüğü ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi Cilia Flores’in ABD gözetimine alındığı bildirilen operasyon, “askeri başarı” anlatısı ile “egemenliğe saldırı” tezi arasında sert bir ideolojik fay hattı üretti. Reuters, operasyonun aylar süren hazırlıkla, istihbarat ve özel kuvvet unsurlarının birlikte kullanıldığı yüksek ölçekli bir planlama sonucu gerçekleştirildiğini yazdı. AISC ise yayımladığı “Kırmızı Kağıt” metninde bunu, ABD emperyalizmi ile Venezuela’nın egemenlik iddiası arasındaki varoluşsal çatışmanın yeni perdesi olarak tarif ediyor. Bu olayın nasıl adlandırıldığı, meselenin kendisi kadar belirleyici. ABD cephesinde “yakalama” ve “hukuk” vurgusu öne çıkarken, AISC ve Venezuelanalysis çevresi “kaçırma” kavramında ısrar ediyor. Çünkü tartışmayı kişilerden çok, devletlerin egemenlik kapasitesine odaklıyorlar. Trump’ın Truth Social üzerinden yaptığı “yakalandılar, ülke dışına çıkarıldılar” paylaşımı da bu söylem savaşının bir parçası. İki dilin kesiştiği yer ise uluslararası hukuk ve meşruiyet tartışması. AISC’ye göre hedef alınan şey, “Venezuela halkı” gibi soyut bir kategori değil; ülkenin petrol gelirlerinin yönünü ve dış ittifaklarını belirleme iradesine sahip Bolivarcı devlet yapısıdır. AISC metninin omurgası nettir: ABD, Venezuela’ya karşı iki cepheli bir savaş yürütmektedir. Birincisi, Amerika kıtasındaki devrimci ve anti-emperyalist projeleri geriletme çabasıdır. İkincisi ise, çok merkezli dünya düzenini güçlendiren Çin–Rusya–İran gibi ittifak hatlarını zayıflatma girişimidir. Bu yaklaşım, Venezuela’yı yalnızca bir “iç siyaset” meselesi olmaktan çıkarıp, küresel enerji, mineral ve finans akışlarının merkezine yerleştirir. Tam da bu nedenle metin, “Venezuela bir diktatörlük mü?” sorusunun, sahadaki gerçek güç ilişkilerini görünmez kılarak emperyal müdahaleye zemin hazırladığını savunur. AISC’ye göre bu tür meşruiyet tartışmaları, çoğu zaman müdahaleyi normalleştiren bir ideolojik araç haline gelir. Metnin en yoğunlaştığı kavram ise “kaynak egemenliği”dir. Venezuela’nın petrol zenginliğini küresel şirketlerin denetiminden çıkarıp ulusal kalkınma ve sosyal programlara yönlendirme iradesi, ABD’nin tarihsel çıkarlarıyla doğrudan çatışmaktadır. AISC, yaptırımların “insani” değil, bilinçli bir ekonomik savaş aracı olduğunu vurgular. 2013–2020 yılları arasında yaşanan derin ekonomik daralma, kamu sağlığı üzerindeki yıkıcı etkiler ve kitlesel göç dalgaları bu çerçevede ele alınır. Bu noktada operasyonun kendisi de ekonomik jeopolitiğin diliyle okunur. Reuters’in aktardığı ölçek ve hazırlık düzeyi, bunun tek seferlik bir “lider yakalama” olmadığını düşündürmektedir. Bir devlet başkanını hedef almak, aynı zamanda o devletin petrol anlaşmalarını, dış politika yönelimlerini ve iç güç dengelerini de hedef almak anlamına gelir. AISC metni, Venezuela’daki komünleri ve halk temelli örgütlenmeleri, klasik bir “sosyal politika” başlığı altında değil; ulusal savunmanın maddi ve örgütsel zemini olarak ele alır. Gıda egemenliği, yerel üretim, dayanışma ağları ve devlet-toplum koordinasyonu, yaptırımların aşındırıcı etkisine karşı bir direnç hattı olarak sunulur. Bu bakış açısında egemenlik, yalnızca sınır çizgileriyle değil; bütçe tercihleri, enerji akışları, sağlık hizmetleri ve toplumsal örgütlenme kapasitesiyle ölçülür. Operasyon sonrası Venezuela iç siyasetinde “kontrol kimde?” sorusu daha da görünür hale geldi. Financial Times, İçişleri Bakanı Diosdado Cabello’nun Maduro’nun “New York’ta savaş tutsağı” olduğunu söylediğini, buna karşılık geçici liderlik çizgisinin devlet işleyişini sürdürme mesajı verdiğini aktardı. Bu tablo, AISC’nin temel tezini güçlendiriyor: Liderin yokluğu üzerinden yürütülen meşruiyet tartışmaları, ya daha sert bir güvenlikçi hatta ya da dış baskıyla şekillenen “uzlaşma” senaryolarına kapı aralayabilir. AISC’nin “Kırmızı Kağıt” metni, yalnızca bir analiz değil; açık bir siyasal çağrıdır. Başkan Maduro ve Cilia Flores’in serbest bırakılması, ABD yaptırımlarının kaldırılması ve Venezuela egemenliğinin tanınması talep edilir. Metnin asıl uyarısı ise şudur: Eğer bu olay yalnızca bir “rejim” tartışmasına indirgenirse, emperyal güç kullanımının normalleşmesi gözden kaçırılır. Katılalım ya da katılmayalım, AISC’nin iddiası nettir: Bugün Venezuela’da test edilen şey, yarın başka bir ülkenin egemenliğine uygulanabilecek bir şablondur. HABER: Azra Yılmaz haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump: ABD, Meksika’daki uyuşturucu kartellerine karşı kara operasyonlarına başlayacak Haber

Trump: ABD, Meksika’daki uyuşturucu kartellerine karşı kara operasyonlarına başlayacak

Trump’tan sert açıklama: “Karteller Meksika’yı yönetiyor” ABD Başkanı Donald Trump, Fox News’te yayınlanan röportajında, ülkesinin güvenlik güçlerinin uyuşturucu kartellerini hedef alan kara operasyonlarına Meksika’da başlayacağını duyurdu. Trump, deniz operasyonlarında önemli ilerleme kaydettiklerini ancak şimdi “kara hedeflerini” vurmaya başlayacaklarını belirtti. Trump, kartellerin Meksika’daki nüfuzunu eleştirerek, “Karteller Meksika’yı yönetiyor” ifadesini kullandı ve uyuşturucu ticaretinin ABD’de her yıl yüz binlerce insanın ölümüne yol açtığını savundu. ABD’nin yeni askeri vurgusu Trump’ın açıklaması, ABD’nin Latin Amerika’daki uyuşturucu kartelleriyle mücadelede askeri ağırlığı artırmayı hedeflediğinin sinyali olarak yorumlanıyor. Trump yönetimi daha önce denizden operasyonlara odaklanmış, şimdi kara saldırılarını da gündeme taşımış durumda. Uluslararası hukuk ve Meksika’nın tepkisi Meksika hükümetinin izni olmadan yürütülecek herhangi bir askeri operasyon, uluslararası hukuka aykırı sayılıyor. Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum de daha önce, ABD askerlerinin ülke topraklarında görev yapmasına kesinlikle karşı çıktığını ve ulusal egemenliğe müdahalenin kabul edilemez olduğunu açıkça ifade etmişti. Bölgesel bağlam: Venezuela ve uyuşturucu savaşının genişlemesi Trump’ın bu açıklaması, Venezuela’daki askeri operasyon ve Nicolás Maduro’nun yakalanmasının ardından geldi. ABD’nin bu adımları, Latin Amerika’daki güvenlik politikalarında yeni bir sayfa açma çabası olarak değerlendiriliyor ve bölge ülkelerinde endişeye yol açıyor. ABD Başkanı Donald Trump, uyuşturucu kartellerine karşı kara operasyonlarına Meksika’da başlayacaklarını duyurdu. Bu adım, deniz operasyonlarının ardından kara mücadelesine geçileceğinin sinyali olarak yorumlanıyor. Meksika yönetimi buna karşı çıkarak egemenlik ve uluslararası hukuk vurgusu yapıyor.

Bahçeli’den ABD’ye sert mesaj: Kınamak yetmez, lanetliyorum Haber

Bahçeli’den ABD’ye sert mesaj: Kınamak yetmez, lanetliyorum

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada gündemin sıcak başlıklarına değindi. Bahçeli’nin konuşmasının merkezinde, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesi ve Nicolás Maduro’ya yönelik operasyon yer aldı. “Bu saldırı uluslararası hukukun inkârıdır” Bahçeli, Venezuela Devlet Başkanı’nın seçimle göreve geldiğini ve ülkesinin egemen eşitliğinin uluslararası hukuk tarafından tanındığını hatırlatarak, ABD’nin attığı adımın açık bir hukuk ihlali olduğunu vurguladı. Yapılan müdahalenin yalnızca Venezuela’ya değil, tüm dünya düzenine yönelik bir tehdit anlamı taşıdığını ifade etti. “Sadece kınamıyorum, lanetliyorum” MHP lideri, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısını sert ifadelerle eleştirerek, “Seçimle göreve gelmiş, egemenliği hukuken tescillenmiş bir ülkenin devlet başkanına karşı yapılan bu saldırıyı nefretle, şiddetle ve her yönüyle sadece kınamıyor, lanetliyorum” dedi. Bahçeli’nin bu sözleri, Meclis’te ve siyaset kulislerinde dikkat çekti. “Güce dayalı dünya düzeni dayatılıyor” Konuşmasında küresel gelişmelere de değinen Bahçeli, güç kullanımını meşrulaştıran anlayışın yaygınlaştığını belirterek, bunun tüm ülkeler için tehlikeli bir emsal oluşturduğunu söyledi. Uluslararası hukukun yok sayılmasının, gelecekte hiçbir ülkenin güvende olmayacağı bir süreci beraberinde getireceğini dile getirdi. Bahçeli’nin açıklamalarının ayrıntılarının, Grup Toplantısı’nın ilerleyen bölümünde netleşmesi bekleniyor.

Maduro krizi sonrası Bakü’den dikkat çeken çıkış: Türk devletlerine stratejik çağrı Haber

Maduro krizi sonrası Bakü’den dikkat çeken çıkış: Türk devletlerine stratejik çağrı

İlham Aliyev, yerel televizyonlara verdiği röportajda, dünyada yaşanan son gelişmelerin ülkeleri askerî kapasitelerini artırmaya zorladığını belirterek, Türk devletleri arasında savunma alanında daha güçlü bir işbirliği kurulması gerektiğini söyledi. Aliyev, “Türkiye ile karşılıklı askerî yardımı da kapsayan müttefiklik formatında işbirliği yürütüyoruz. Ailemiz olan Türk devletlerinin de bu alanda işbirliğine başlaması iyi olur” ifadelerini kullandı. “Uluslararası hukuk fiilen işlemiyor” vurgusu Aliyev, mevcut küresel düzende uluslararası hukukun caydırıcılığının zayıfladığına işaret ederek, “Bugünkü dünyada artık ‘uluslararası hukuk’ denilen bir mesele kalmamıştır. Güç, işbirliği ve müttefiklik ön plana çıkmıştır” dedi. Bu çerçevede, Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde ortak askerî tatbikatların hem sembolik hem de pratik açıdan gerekli olduğunu dile getirdi. “Askerî örgüt değil, koordinasyon” Aliyev, çağrısının yeni bir askerî blok kurulması anlamına gelmediğini özellikle vurgulayarak, enerji, ulaştırma, ticaret ve yatırım alanlarında işbirliği yapan Türk devletlerinin savunma alanında da koordinasyon sağlamasının doğal olduğunu ifade etti. Zengezur Koridoru mesajı Azerbaycan Cumhurbaşkanı, konuşmasında bölgesel ulaşım projelerine de değindi. Zengezur Koridoru’nun Azerbaycan topraklarındaki kısmının yakında hazır olacağını açıklayan Aliyev, Ermenistan tarafında yapılması gereken 42 kilometrelik yolun tamamlanmasıyla hattın yıllık 15 milyon ton yük taşıma kapasitesine ulaşacağını belirtti. Bölgesel denklemde yeni sinyaller Aliyev’in açıklamaları, Maduro krizi sonrası uluslararası sistemde “güç ve ittifak” tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde geldi. Bakü’den yükselen bu çağrı, Türk dünyasında savunma ve güvenlik başlıklarının önümüzdeki süreçte daha görünür hale geleceği şeklinde yorumlandı.

Pekin’den Washington’a net mesaj Haber

Pekin’den Washington’a net mesaj

Çin Dışişleri Bakanlığı, Çin ile Venezuela arasındaki işbirliğinin iki egemen devlet arasında yürütüldüğünü ve uluslararası hukukla güvence altında olduğunu açıkladı. Pekin yönetimi, özellikle enerji alanındaki ortaklıkların hukuki zemine dayandığını vurgularken, Venezuela’daki siyasi gelişmelerin bu işbirliğini etkilemeyeceği mesajını verdi. İşbirliği egemen devletler arasında yürütülüyor Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, düzenlenen olağan basın toplantısında Çin–Venezuela petrol işbirliğine ilişkin soruları yanıtladı. Lin, iki ülke arasındaki ilişkilerin egemenlik ilkesi temelinde sürdürüldüğünü belirterek, bu işbirliğinin hem uluslararası hukuk hem de taraf ülkelerin ulusal yasaları tarafından korunduğunu ifade etti. Siyasi değişimler işbirliğini etkilemeyecek Lin Jian, Venezuela’daki iç siyasi dengeler nasıl şekillenirse şekillensin, Çin’in iki ülke arasında her alandaki pragmatik işbirliğini derinleştirme iradesinin değişmeyeceğini söyledi. Çin’in Venezuela’daki meşru hak ve çıkarlarının da hukuka uygun şekilde korunmaya devam edeceğini vurguladı. ABD müdahalesine açık eleştiri Çin yönetimi, ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşini zorla alıkoyarak ülke dışına çıkarmasına da sert tepki gösterdi. Lin Jian, bu gelişmelerden derin endişe duyduklarını belirterek, söz konusu eylemin uluslararası hukuku ve uluslararası ilişkilerin temel normlarını ihlal ettiğini söyledi. BM Şartı vurgusu yapıldı Pekin yönetimi, ABD’nin tutumunun Birleşmiş Milletler Şartı’nın amaç ve ilkeleriyle açıkça çeliştiğini ifade etti. Çin, Washington’u Maduro ve eşinin can güvenliğini sağlamaya, onları derhal serbest bırakmaya ve Venezuela’da rejim değişikliğine yönelik girişimlere son vermeye çağırdı. Çözüm için diyalog çağrısı Açıklamanın sonunda Çin, Venezuela’daki krizin askeri ve zorlayıcı yöntemlerle değil, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğini vurguladı. Pekin, uluslararası toplumun da bu süreçte yapıcı bir rol üstlenmesi gerektiği mesajını verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.