SON DAKİKA

#Umut

HABER DEĞER - Umut haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Umut haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

7 yıl boyunca saklandı: 8 yaşındaki çocuk çöp yığınları arasında bulundu Haber

7 yıl boyunca saklandı: 8 yaşındaki çocuk çöp yığınları arasında bulundu

Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde 7 yıl önce babası tarafından kaçırıldığı iddia edilen 8 yaşındaki N.S., polisin düzenlediği operasyonla bulundu. Özel ekip tarafından yapılan baskında çocuğun harabe bir evde çöp ve kıyafet yığınları arasında tutulduğu ortaya çıktı. Yıllarca evden çıkarılmadığı belirtilen çocuk devlet korumasına alınırken, olayla ilgili iki kişi tutuklandı. 1 yaşındayken annesinden kaçırıldığı iddia edildi İddiaya göre Mustafakemalpaşa’da yaşayan Umut K., Almanya’da birlikte yaşadığı Rebecca S. ile ilişkisi sırasında 2018 yılında dünyaya gelen oğulları N.S. ile Türkiye’ye geldi. Bir süre sonra taraflar arasında çıkan tartışmanın ardından Umut K.’nin 1 yaşındaki oğlunu annesi Hanife S.’ye bırakarak kaçırdığı öne sürüldü. Çocuğunu bulamayan Rebecca S., polise başvurarak şikayetçi oldu ve daha sonra ülkesine geri döndü. Açılan dava sürecinde çocuğun yıllarca saklandığı ileri sürüldü. Özel ekip babaannenin izini sürdü Olayın aydınlatılması için Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri özel bir çalışma yürüttü. Baba Umut K.’nin iki yıl önce kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetmesinin ardından hakkında arama kararı bulunan babaanne Hanife S. takibe alındı. Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın izniyle kurulan 6 kişilik özel ekip, haftada bir polis merkezine imza vermeye gelen babaanneyi adım adım izledi. Harabe evde operasyon düzenlendi Polis ekipleri, 10 Mart’ta imza attıktan sonra ayrılan babaannenin şüpheli hareketlerle harabe bir eve girdiğini tespit etti. Bunun üzerine operasyon düzenleyen ekipler, evde yaptıkları aramada N.S.’yi kıyafet ve çöp yığınları arasında bitkin halde buldu. 7 yıl boyunca evden çıkarılmadığı ve hiç okula gitmediği belirtilen çocuk polis ekipleri tarafından kurtarıldı. Kurtarma anları ise kameraya yansıdı. İki kişi tutuklandı Sağlık kontrolünden geçirilen N.S., daha sonra Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne teslim edilerek koruma altına alındı. Gözaltına alınan babaanne Hanife S. ile kuzeni Recai M., emniyetteki işlemlerinin ardından “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan tutuklandı. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Pembe Pusula Gazetesi 15 yaşında: Kadınların sesi susmayacak Haber

Pembe Pusula Gazetesi 15 yaşında: Kadınların sesi susmayacak

Türkiye’nin Tek Kadın Gazetesi Pembe Pusula Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Neslihan Çelik Alkoçlar, 15. Kuruluş Yıldönümü ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla açıklama yayınladı. Açıklamasında dikkat çeken ifadelere yer veren Pembe Pusula Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Neslihan Çelik Alkoçlar, gazetenin kurulduğu günden bu yana kadınların eşitlik, adalet ve hak mücadelesinin sözcüsü olmaya çalıştıklarını vurgulayarak, kadınların sesini görünür kılan, sorunlarını gündeme taşıyan ve çözüm için yol gösteren öncü bir misyon üstlendiklerini söyledi. “Kadınlar, erkek egemen zihniyete kurban edilmeye devam ediyor” Tarih yazan bir kalemin, cesaretle atılmış bir imzanın ve kadınların sesini büyüten bir mücadelenin yıl dönümünü kutluyor olmanın gurur ve mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Alkoçlar, 8 Mart’ta yalnızca bir gazetenin kuruluşunu değil, kadınların varoluş mücadelesini, özgürlüğe kanat çırpışlarını ve toplumsal hayattaki güçlü varlığını da gündeme taşıyacaklarını belirterek, “Biz sadece habercilik yapmadık, kadınlara varoluş mücadelesinin kutsallığı noktasında cesaret verdik, onların toplumun hücrelerine kadar yayılan kimi zaman hüzünlü kimi zaman gurur veren yaşam hikayelerini sayfalarımıza taşıdık. 15 yılda sadece dayanışma ruhunu büyütmedik aynı zamanda son 15 yılda acımasızca yaşamdan koparılan 4500 kadınımızın hatırasını sayfalarımıza taşıyarak toplumumuzun ve kurumlarımızın kadın cinayetleri ile yüzleşmesi ve cezasızlığın ortadan kalkmasına yönelik farkındalık oluşmasına yönelik örnek bir yayıncılık benimsedik. Dünyanın farklı coğrafyalarında erkek egemen zihniyet, güç ve iktidar savaşıyla her yeri kan gölüne çevirirken, kadınlar ve çocuklar her zaman olduğu gibi yaşam ve umut arasındaki trajedinin mağduru olmaya devam etmektedir. ‎Daha bir hafta önce İran’da bir kız okulunda 168 evladın öldürülmesi, Filistin’de 3 yıldır devam eden zulümde öldürülen kadın ve çocukların sayısı bize hem Türkiye’de hem de dünyada kadınların karşı karşıya olduğu vahşet ve riski derin ve yakıcı şekilde anlatmaktadır. Kadına yönelik şiddet, aile içi istismar, ekonomik eşitsizlik ve özellikle kadın cinayetleri, çağımızın en ağır insan hakları ihlalleri arasında yer alıyor. Her yıl binlerce kadın, yalnızca kadın olduğu için şiddete maruz kalıyor, hayatını kaybediyor ya da yaşam hakkını tehdit altında sürdürüyor. Erkek egemen zihniyetin devamlılığı için kadınlar kurban edilmeye devam ediyor.” dedi. “Kalem sustuğunda karanlık büyür. Kadın yazdığında tarih değişir” ‎“Kadın varsa toplum vardır” gerçeğiyle haykıran varoluş mücadelesinin verdiği ilham ve cesaretin Pembe Pusula’nın yolunu aydınlatmaya devam ettiğine dikkat çeken Neslihan Çelik Alkoçlar, kadınların sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal hayatta daha güçlü temsil edilmesi için atılan her adımda, geçmişin cesur kadınlarının izini gördüklerini, onların açtığı yolda daha kararlı yürüdüklerine işaret ederek; “Yaşamdan koparılan tüm kadınları saygı ve özlemle anıyor, kadınların özgür ve güvenli yaşayabildiği bir dünya için mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Kadın cinayetleri istatistik değildir. Her biri hayalleri, umutları ve yaşamları yarım bırakılmış kadınların hikâyesidir. Her isim, yitirdiğimiz bir hayatın yüreklerimizde açtığı yarayı, toplum vicdanına büyüyen kara lekeyi temsil ediyor. Özgecan Aslan, Pınar Gültekin, Emine Bulut, Şule Çet, Başak Cengiz, Münevver Karabulut, Nagehan Usta, Narin Güran ve daha niceleri… Bu isimler toplumsal şiddetin sembolü hâline gelmiş acı bir gerçek olarak hafızamızdaki ve vicdanımızdaki tazeliğini koruyor. 15 yıl önce yola çıkarken tek bir ilkemiz vardı: Kadınların sesi duyulmalı, kadınların hikâyeleri anlatılmalı ve adalet talebi görünür olmalı. Gazeteciliğin yalnızca haber vermek olmadığına inanıyoruz. Bize göre gazetecilik toplumun vicdanını canlı tutabildiği ölçüde büyüyecektir. Bu nedenle kadına yönelik şiddet başta olmak üzere dünyamızı sonsuz bir uçurumun eşiğine sürükleyen sorunları ve bu sorunların baş aktörlerinin kirli ve karanlık yüzlerini ifşa etmeyi, dünyayı güzelleştiren her bir kadının adını ve hikayesini yaşatmayı sorumluluğumuzun gereği olarak görüyoruz. Kuruluş yıldönümümüz olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde bir kez daha söz veriyoruz: Kadınların sesi olmaya, adalet arayışını görünür kılmaya ve kadınların yaşam hakkını savunmaya devam edeceğiz. Çünkü her kadın adı hatırlandıkça, her hikâye anlatıldıkça, sessizlik biraz daha kırılır. Kalem sustuğunda karanlık büyür. Kadın yazdığında tarih değişir. Nice güçlü, cesur ve aydınlık yıllara…” diye konuştu.

Hak ettiği değeri görememiş 5 film Haber

Hak ettiği değeri görememiş 5 film

Wristcutters: A Love Story (2006) Goran Dukic’in yönettiği film, Etgar Keret’in kısa öyküsünden uyarlanmış sıra dışı bir kara mizah hikâyesi sunuyor. İntihar edenlerin gittiği kasvetli bir arafta geçen anlatı, kayıp, pişmanlık ve umut kavramlarını tuhaf bir yol filmi üzerinden ele alıyor. Eski sevgilisini bulmak için yola çıkan Zia’nın hikâyesi, absürt mizah ile varoluşsal sorgulamayı aynı anda taşımasıyla akılda kalıyor. Perfetti Sconosciuti (2016) Paolo Genovese’nin yönettiği film, basit bir oyun üzerinden ilişkilerin kırılganlığını açığa çıkarıyor. Bir akşam yemeğinde herkes telefonunu ortaya koymayı kabul ettiğinde, sırlar hızla görünür hale geliyor. Modern ilişkilerde mahremiyet, sadakat ve dijital hayatın etkisini çarpıcı bir gerçekçilikle anlatan film, minimal mekânına rağmen yüksek gerilim kurmayı başarıyor. The Sunset Limited (2011) Tommy Lee Jones ve Samuel L. Jackson’ın iki karakter üzerinden yürüttüğü diyalog, sinemada nadir görülen bir felsefi tartışmaya dönüşüyor. Hayatın anlamı, inanç, umutsuzluk ve varoluş üzerine kurulu film neredeyse tamamen konuşmalardan oluşmasına rağmen güçlü oyunculuklarıyla izleyiciyi içine çekiyor. Minimal anlatımıyla büyük sorular soran bir yapım. The Last Seduction (1994) Neo-noir türünün en güçlü örneklerinden biri sayılan film, manipülasyon ve güç ilişkileri üzerine kurulu karanlık bir gerilim sunuyor. Linda Fiorentino’nun performansı filmi sürüklerken, hikâye klasik suç anlatısını ters yüz ediyor. Karakter merkezli ilerleyen yapı, seyirciyi sürekli etik sınırları sorgulamaya itiyor. In Bruges (2008) Martin McDonagh’ın kara mizah ile suç hikâyesini birleştirdiği film, iki tetikçinin Bruges’te geçirdiği bekleme sürecini anlatıyor. Mizah ile suçluluk duygusu arasında gidip gelen anlatı, affedilme, hata ve insanlık üzerine güçlü bir atmosfer kuruyor. Şehir mekânının karakter gibi kullanılması filmi özel kılan unsurlardan biri. Bu beş film, gişe başarılarından bağımsız olarak sinemanın anlatı gücünü hatırlatan yapımlar arasında yer alıyor. Büyük hikâyeler bazen küçük ölçekli filmlerde saklı olabiliyor. Eğer farklı bir sinema deneyimi arıyorsanız, bu liste yeni favorilerinizi bulmanız için iyi bir başlangıç olabilir. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Tutuklu Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın bestesi hayat buldu Haber

Tutuklu Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın bestesi hayat buldu

“Kent Uzlaşısı” operasyonu kapsamında 23 Mart’ta tutuklanan ve Silivri Marmara Cezaevi’nde bulunan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, cezaevinde üretmeye devam ediyor. Şahan’ın hücresinde bestelediği “No:9” adlı eser, müzisyenlerin ortak çalışmasıyla düzenlenerek dinleyiciyle buluştu. Cezaevinden sanata uzanan davet Şahan, bir süre önce notalara döktüğü bestesini avukatları aracılığıyla sanatçılara ulaştırarak eserin seslendirilmesi için çağrıda bulundu. Bu davet üzerine “No:9”, farklı kuşaklardan müzisyenlerin katkısıyla aranje edildi ve kayda alındı. Usta isimler eserde buluştu Eserde kavalda Şahan’ın babası Talip Şahin yer alırken; asma davul ve sandukada Arif Sağ, akustik gitarda Bülent Ortaçgil, yaylı tanburda Cahit Berkay, bağlamada Erdal Erzincan ve Tolga Sağ, perküsyonda Diler Özer, piyanoda Dengin Ceyhan performans sergiledi. Yaylı düzenlemeler İstanbul Strings tarafından icra edilirken, trompette Atakan Gözetlik, elektro gitarda Cenk Şanlıoğlu esere eşlik etti. Mix ve mastering süreci Ömer Avcı tarafından yürütüldü. Klip aile emeğiyle hazırlandı Eserin video klibinin yönetmenliğini Resul Emrah Şahan’ın ablası Ceren Şahan üstlendi. Tüm sanatçıların görüntülerinin yer aldığı klip, Şahan’ın kişisel YouTube kanalında yayımlanırken, “No:9” adlı beste Spotify üzerinden de dinlenebiliyor. “Umut etmekten vazgeçmeyen herkese armağan” Resul Emrah Şahan, bestesini tutuklu bulunan yol arkadaşlarına, adalet beklentisi içindeki ailelere ve umutla bekleyen yurttaşlara ithaf etti. Cezaevinden ilettiği mesajında, eserin “yalnız hissedene yoldaş olmasını” dilediğini belirten Şahan, 2026’nın “kavuşmaların ve adaletin yılı” olması temennisinde bulundu.

Dünyadan 9 anlamlı yılbaşı ritüeli Haber

Dünyadan 9 anlamlı yılbaşı ritüeli

Her yıl aynı geri sayım, aynı şarkılar, aynı kutlama ritüelleri… Yeni yıla girerken farklı kültürlerin yüzyıllardır yaşattığı anlamlı geleneklere göz atmaya ne dersiniz? Geçtiğimiz yılların yükünü, mücadelelerini ve dönüşümlerini geride bırakırken; dünyada yeni yılı karşılamanın daha sade, daha sembolik ve daha bilinçli yolları var. İşte dünyanın dört bir yanından, umut, bereket ve yenilenme teması etrafında şekillenen dokuz yılbaşı geleneği. İspanya | Şansın on iki üzümü İspanya’da yeni yıl, her biri bir ayı temsil eden 12 üzümle karşılanır. Gece yarısı saat kulesi her çaldığında bir üzüm yenir. Rivayete göre bu on iki üzümü zamanında bitirebilenler, yıl boyunca şansı yanlarında taşır. Geleneğin kökeni 19. yüzyıl Madrid’ine uzanır ve bugün ülke genelinde cava şişeleri eşliğinde coşkuyla sürdürülür. Rusya | Yılbaşı hediyeleri Rusya’da yılbaşı, Noel’in yerini alan en büyük aile bayramıdır. Çocuklar hediyelerini Ded Moroz’tan alır; ona torunu Sneguroçka eşlik eder. Sovyet döneminde şekillenen bu gelenek, bugün hâlâ yeni yılı umutla karşılamanın sembollerinden biri. Japonya | Toshikoshi soba Japonya’da yılın son gecesi, aile sofralarında uzun ömür ve dayanıklılığı simgeleyen toshikoshi soba yenir. Karabuğdaydan yapılan bu noodle, hem geçmiş yılın zorluklarını geride bırakmayı hem de yeni yıla güçle adım atmayı temsil eder. İrlanda | Kötü ruhları uzaklaştırmak İrlanda’da yılbaşı gecesi evlerde ekmekler kapılara ve duvarlara vurularak kötü ruhların uzaklaştırıldığına inanılır. Ayrıca gece yarısından sonra eve ilk giren kişinin kim olduğu da önemlidir: Siyah saçlı bir erkeğin bolluk getirdiği, kırmızı saçlı bir kadının ise uğursuzluk sayıldığına dair eski inanışlar hâlâ hatırlanır. ABD (Güney) | Hoppin’ John Amerika’nın güneyinde, özellikle Afro-Amerikan topluluklarda, Hoppin’ John adlı yemek yeni yıl sofralarının vazgeçilmezidir. Fasulye, pirinç ve domuz etinden oluşan bu yemek; bereketi, huzuru ve maddi refahı simgeler. Bazı aileler tabağın altına bozuk para koyarak şanslarını artırmayı dener. Kolombiya | Bavulla dilek tutmak Kolombiya’da yeni yıla girerken boş bir bavulla evin etrafında dolaşmak, bol seyahatli bir yıl dilemenin yolu sayılır. Aynı zamanda cebine mercimek doldurmak da bolluk ve kazanç çağrısı olarak görülür. Filipinler | Yuvarlak meyveler ve puantiyeler Filipinler’de yuvarlak şekiller parayı ve refahı simgeler. Bu nedenle yılbaşı gecesi sofralarda 12 yuvarlak meyve yer alır. Puantiyeli kıyafetler giymek de iyi şansın çağrıldığı bir başka gelenektir. Yunanistan | Kapıda soğan Yunanistan’da yeni yılın ilk günü kapılara asılan soğanlar, yeniden doğuşun ve büyümenin sembolüdür. Aileler çocuklarını sabah hafifçe soğanla uyandırarak yılın bereketli geçmesini diler. Brezilya | Denize yedi dilek Brezilya’da yılbaşı gecesi beyaz kıyafetlerle denize girilir. Denizlerin tanrıçası Yemanjá’ya saygı sunulur; yedi dalganın üzerinden atlanırken her dalga için bir dilek tutulur. Beyaz çiçekler denize bırakılır, yeni yıl umutla karşılanır. Danimarka | Tabak kırmak Danimarka’da eski tabak ve bardaklar sevdiklerinin kapısına atılır. Ne kadar çok kırık varsa, o kadar çok dostluk ve iyi şans olduğuna inanılır. Gece yarısında herkes sandalyeden zıplayarak yeni yıla birlikte “atlamış” olur.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.