SON DAKİKA

#Üretim

HABER DEĞER - Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dünyanın “süper gıda” olarak tanımladığı sebze neden Türkiye’de tüketilmiyor? Haber

Dünyanın “süper gıda” olarak tanımladığı sebze neden Türkiye’de tüketilmiyor?

Son yıllarda sağlıklı beslenme trendlerinin merkezine yerleşen kale sebzesi, dünya genelinde “süper gıda” olarak anılıyor. Vitamin ve mineral bakımından oldukça zengin olan bu yeşil yapraklı bitki, özellikle Avrupa ve ABD’de mutfakların vazgeçilmezleri arasına girdi. Ancak aynı sebze Türkiye’de henüz geniş bir tüketim alışkanlığı oluşturabilmiş değil. Kale sebzesi vitamin deposu olarak görülüyor Uluslararası beslenme araştırmalarına göre kale, kalori başına düşen vitamin ve mineral miktarı bakımından en zengin sebzelerden biri olarak gösteriliyor. Tek bir porsiyon kale, günlük A, C ve K vitamini ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayabilecek düzeyde besin değeri barındırıyor. Uzmanlar ayrıca kale sebzesinin içerdiği kalsiyum miktarının bazı ölçümlerde sütten daha yüksek olabildiğini belirtiyor. Bunun yanında magnezyum ve potasyum gibi önemli mineraller açısından da güçlü bir kaynak olarak değerlendiriliyor. Antioksidan bakımından güçlü Kale, yalnızca vitamin ve mineraller açısından değil, aynı zamanda antioksidan bileşikler bakımından da dikkat çekiyor. İçeriğinde bulunan quercetin ve kaempferol gibi flavonoller, hücreleri oksidatif strese karşı koruyabilen güçlü bileşikler arasında gösteriliyor. Bu nedenle kale sebzesi, özellikle sporcuların ve sağlıklı beslenmeye önem veren kişilerin diyet listelerinde sıkça yer alıyor. Türkiye’de üretim ve tüketim sınırlı Dünya genelinde popülerliği artmasına rağmen kale sebzesinin Türkiye’de üretimi ve tüketimi oldukça sınırlı. Bu sebze genellikle az sayıda üretici tarafından yetiştiriliyor ve daha çok büyük şehirlerdeki bazı özel marketlerde satışa sunuluyor. Tarım uzmanlarına göre Türkiye’nin iklim koşulları kale yetiştiriciliği için oldukça uygun olsa da iç pazarda talebin düşük olması üretimin yaygınlaşmasını engelliyor. Uzmanlar, besin değeri yüksek sebzelerin tüketiminin artırılmasının dengeli ve sağlıklı beslenme açısından önemli olduğunu vurguluyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan tarım mesajı: 81 milyar lira çiftçinin hesabına Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan tarım mesajı: 81 milyar lira çiftçinin hesabına

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çiftçilerle gerçekleştirilen iftar programının ardından tarım politikalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’de tarımın sona erdiği yönündeki tartışmalara değinen Erdoğan, üretimin sürdüğünü vurguladı ve yeni destek programlarının detaylarını paylaştı. Açıklamaya göre 6 Mart’tan itibaren bir ay içinde 81 milyar liralık destek ödemesi üreticilerin hesaplarına aktarılacak. Tarımın sürdüğü vurgulandı Erdoğan, son yıllarda tarımın gerilediği yönündeki eleştirilerin gerçeği yansıtmadığını belirterek Türkiye’nin birçok üretim kaleminde dünya sıralamalarında üst basamaklarda yer aldığını ifade etti. Hayvancılık, tohum üretimi ve ihracat verilerine dikkat çeken Erdoğan, iklim krizi ve ekonomik dalgalanmalara rağmen tarım sektörünün büyümeye devam ettiğini söyledi. 81 milyar liralık destek martta hesaplarda Yeni destek paketinin temel ve planlı üretim modeline dayandığını belirten Erdoğan, 6 Mart’tan itibaren bir ay içinde 81 milyar liranın çiftçilerin hesaplarına yatırılacağını açıkladı. Desteklerin üretim planlamasını güçlendirmeyi, girdi maliyetlerini azaltmayı ve kırsal kalkınmayı hızlandırmayı hedeflediği aktarıldı. Organize tarım bölgeleri genişliyor Tarımda sanayi benzeri planlama modeline geçildiğini söyleyen Erdoğan, organize tarım bölgelerinin sayısının artırıldığını ve 14 bölgede üretime başlandığını belirtti. Bu modelle üretim verimliliğinin artırılması, lojistik maliyetlerinin düşürülmesi ve katma değeri yüksek ürünlerin yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Genç ve kadın üreticilere özel destek Kırsal kalkınma bütçesinin önemli bölümünün genç ve kadın üreticilere ayrıldığını ifade eden Erdoğan, küçükbaş hayvancılık için başlatılan proje kapsamında 150 bin hayvanın üreticilere verileceğini duyurdu. Projeye katılacak üreticilerin faizsiz kredi imkanından yararlanabileceği, iki yıla kadar geri ödemesiz ve yedi yıla kadar vadeli finansman sağlanacağı belirtildi. Kırsalda üretim ve istihdam hedefi Yeni desteklerin yalnızca üretimi artırmayı değil, kırsalda nüfusun korunmasını ve istihdamın güçlendirilmesini hedeflediği vurgulandı. Tarım politikalarının uzun vadeli planlama çerçevesinde yürütüleceğini belirten Erdoğan, üretimin sürdürülebilirliğinin öncelikli hedef olmaya devam edeceğini ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Beyaz yakayı geride bıraktı: Gri yaka maaşlarda yeni dönemi başlattı Haber

Beyaz yakayı geride bıraktı: Gri yaka maaşlarda yeni dönemi başlattı

İş gücü piyasasında son yıllarda dikkat çeken değişimlerden biri gri yakalı çalışanların yükselişi oldu. Hem teknik uzmanlık hem sahada uygulama becerisi gerektiren bu meslekler, artan eleman açığı ve dijitalleşen üretim süreçleri nedeniyle maaş skalasında beyaz yakayı geride bırakmaya başladı. Gri yakalılar kimlerden oluşuyor? Gri yakalılar, beyaz yakanın analitik ve idari yetkinlikleri ile mavi yakanın teknik ve operasyonel becerilerini bir araya getiren çalışanları ifade ediyor. CNC operatörleri, bakım teknisyenleri, kalite kontrol teknikerleri, IT saha destek uzmanları, radyoloji ve laboratuvar teknikerleri ile lojistik operasyon sorumluları bu gruba örnek gösteriliyor. Mesleki ve teknik lise ile meslek yüksekokulu mezunları ağırlıkta olsa da sertifikasyon süreçleriyle farklı alanlardan kişiler de gri yakaya geçiş yapabiliyor. Maaş dengesi tersine döndü Sektör temsilcilerine göre son 10 yılda maaş dengesi belirgin biçimde değişti. Yeni mezun bir beyaz yakalı çoğunlukla asgari ücretin 1,5-2 katıyla işe başlarken gri yakada başlangıç maaşları 2-3,5 kat seviyesine kadar çıkabiliyor. Aynı fabrikada yeni başlayan bir insan kaynakları uzmanının yaklaşık 30-33 bin TL kazanmasına karşın CNC operatörünün 50 bin TL’ye ulaşması bu tabloya örnek gösteriliyor. Tekniker mühendisten fazla kazanabiliyor Deneyim arttıkça fark daha da görünür hale geliyor. On yıl tecrübeli bir inşaat mühendisinin 110 bin TL civarında maaş aldığı örneklerde aynı deneyime sahip inşaat teknikerinin 140 bin TL kazanabildiği belirtiliyor. Yeni mezun bir mimarın 65 bin TL maaşına karşılık şantiye şefinin 80 bin TL’ye ulaşması da sahadaki teknik uzmanlığın değer kazandığını ortaya koyuyor. Eleman açığı ücretleri yukarı çekti Uzmanlara göre Endüstri 4.0 ile birlikte üretim süreçlerinin dijitalleşmesi sahada teknik bilgiye sahip çalışan ihtiyacını artırdı. Buna karşın mesleki eğitime ilginin sınırlı kalması nitelikli personel açığı yarattı. Beyaz yakalı ilanlarına yüzlerce başvuru gelirken gri yaka pozisyonlarının daha az başvuru alması şirketleri ücretleri yükseltmeye yöneltti. Asgari ücret etkisi makası daralttı İnsan kaynakları yöneticileri, son yıllarda asgari ücretteki hızlı artışın orta kademe beyaz yakalı maaşlarının görece sınırlı kalmasına neden olduğunu ve bunun da maaş hiyerarşisini değiştirdiğini belirtiyor. Aynı pozisyon için farklı bölümlerden mezunların rekabet etmesi de beyaz yakada ücret baskısını artıran faktörler arasında gösteriliyor. En yüksek maaşlar teknik uzmanlıkta Gri yakada en yüksek gelirlerin havacılık, inşaat ve enerji sektörlerinde olduğu ifade ediliyor. Uçak bakım teknisyenlerinin maaşlarının 150 bin TL’den başlayabildiği, vinç operatörleri ile rüzgar türbini teknik servis çalışanlarının ise 100-200 bin TL bandına ulaşabildiği belirtiliyor. Bu tablo, teknik uzmanlığın iş gücü piyasasında stratejik bir değer haline geldiğini ortaya koyuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Otomotiv sektöründe 'yerli malı' ayarı... Geçiş süresi 1 Temmuz'a ertelendi Haber

Otomotiv sektöründe 'yerli malı' ayarı... Geçiş süresi 1 Temmuz'a ertelendi

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Yerli Malı Tebliği’nde otomotiv sektörünü ilgilendiren önemli bir düzenlemeye gitti. Yapılan değişiklikle, yerli katkı oranı hesaplamasında yeni sistemin uygulanması 1 Temmuz 2026’ya ertelendi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Yerli Malı Tebliği’nde otomotiv sektörüne yönelik önemli bir değişikliği kamuoyuyla paylaştı. Kamu kurumları ile engelli vatandaşların araç alımlarında esas alınan yerli katkı oranlarının hesaplanmasına ilişkin yeni uygulamanın, sektörün yapısı nedeniyle aksamalara yol açabileceği değerlendirilerek geçiş süreci tanındı. Bakanlık tarafından 25 Ocak 2025 tarihli ve 32793 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yerli Malı Tebliği ile, 1 Ocak 2026’dan itibaren yerli katkı oranlarının yeni usule göre hesaplanması öngörüldüğü hatırlatılırken, otomotiv sektöründe tedarikçi sayısının fazlalığı ve ürün girdi çeşitliliği nedeniyle, bu uygulamanın kamu alımları ile engelli vatandaşların araç alımlarında kesintilere yol açabileceği belirtildi. Bu kapsamda, kamu kurumları ve sektör paydaşlarıyla yapılan istişareler sonucunda, SGM-2024/10 sayılı Yerli Malı Tebliği’nde 7 Şubat 2026 tarihinde değişikliğe gidildi. Yapılan düzenleme ile otomotiv sektöründe nihai ürünler için yerli katkı oranı hesaplamasında tebliğ hükümlerinin 1 Temmuz 2026’ya kadar uygulanmaması hüküm altına alındı. Bakanlık açıklamasında, söz konusu düzenlemenin Türkiye’de üretim yapan otomotiv firmalarının üretim sürekliliğini korumayı amaçladığı vurgulandı. Öte yandan, bu istisnanın yalnızca nihai ürün olan motorlu taşıtlar için geçerli olduğu, sektördeki tüm yurt içi tedarikçilerin ise Yerli Malı Tebliği kapsamında gerekli belge ve raporları almaya devam etmesi gerektiği belirtildi. 1 Temmuz 2026’ya kadar geçerli olacak süreçte, Türkiye’de üretilen motorlu araçların yerli katkı oranlarının, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayımlanacak “Otomotiv Sektörü İçin Nihai Ürün Yerli Katkı Oranı Rehber Dokümanı” çerçevesinde hesaplanacağı bildirildi.

Hong Kong–Türkiye hattında yeni dönem: Yatırımlar için güvence anlaşması Haber

Hong Kong–Türkiye hattında yeni dönem: Yatırımlar için güvence anlaşması

Yatırım ilişkilerinde çerçeve netleşti Hong Kong Ticaret ve Ekonomik Kalkınma Bürosu (CEDB) tarafından yapılan açıklamada, Hong Kong’un bugüne kadar 33 ekonomiyle 24 yatırım anlaşması imzaladığı belirtildi. Son anlaşmayla birlikte Hong Kong ile Türkiye arasındaki yatırım ilişkilerinin daha öngörülebilir ve güvenli bir zemine oturtulması amaçlanıyor. Yatırımcı güveni ve ekonomik kalkınma vurgusu CEDB Başkanı Algernon Yau Ying-wah, anlaşmanın yatırım güvencelerini güçlendireceğini ve bunun yatırımcı güvenini artırarak Hong Kong ile Türkiye arasındaki yatırımı genişleteceğini ifade etti. Yau’ya göre bu adım, her iki tarafın ekonomik kalkınmasına da doğrudan katkı sağlayacak. Adil muamele ve hukuki güvence taahhüdü Anlaşma uyarınca Hong Kong Özel İdari Bölgesi Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, yatırımcılara adil ve eşit muamele sağlanması ve yatırımların hukuki güvence altına alınması konusunda karşılıklı taahhütte bulunuyor. Kamulaştırma, tazminat ve transfer hükümleri düzenlendi Metinde; kamulaştırma süreçleri, tazminatın esasları, sermaye ve kazanç transferlerinin serbestisi ile yatırım uyuşmazlıklarının çözümüne ilişkin mekanizmalar ayrıntılı biçimde yer alıyor. Bu düzenlemelerin, olası riskleri azaltarak yatırım kararlarını kolaylaştırması bekleniyor. İki ekonomi arasında sermaye akışı hedefleniyor Uzmanlar, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte Hong Kong–Türkiye hattında karşılıklı yatırımların artabileceğini, özellikle finans, ticaret ve üretim alanlarında yeni işbirliklerinin gündeme gelebileceğini değerlendiriyor. Anlaşma, Türkiye toplumu açısından da uzun vadede istihdam ve büyüme potansiyeli taşıyan bir adım olarak görülüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Şahan Gökbakar’dan dikkat çeken çıkışlar Haber

Şahan Gökbakar’dan dikkat çeken çıkışlar

Kafa TV’de yayınlanan ve geniş bir izleyici kitlesine ulaşan programın son bölümünde Şahan Gökbakar konuk oldu. Programda kariyer yolculuğundan yaşadığı kırılma anlarına, mizahın toplumsal rolünden sansür ve baskı tartışmalarına kadar pek çok başlık ele alındı. Gökbakar’ın deşifre edilen konuşmaları, sanatçıların Türkiye’de üretim yaparken karşılaştığı sorunlara dair önemli ipuçları verdi. “Mizah, bu ülkede sadece güldürmek değildir” Programda mizahın toplumsal bir sorumluluk taşıdığına vurgu yapan Gökbakar, komedinin yalnızca eğlence aracı olarak görülmesini doğru bulmadığını ifade etti. Gökbakar, mizahın aynı zamanda itiraz etme, rahatsız etme ve düşündürme gücü taşıdığını belirterek, “Bazen bir espri, uzun bir konuşmadan daha etkili olabilir” dedi. “Ürettiğiniz şeyin yanlış anlaşılma ihtimali hep var” Sanat üretirken en çok zorlandığı noktalardan birinin yanlış anlaşılma kaygısı olduğunu dile getiren Gökbakar, özellikle son yıllarda mizahın daha kırılgan bir zeminde ilerlediğini söyledi. Toplumsal hassasiyetlerin arttığını belirten Gökbakar, “Niyetinizle algı arasındaki mesafe açıldıkça, risk de büyüyor” ifadelerini kullandı. “Her projede biraz daha yalnızlaşıyorsunuz” Kariyer sürecinde yaşadığı değişime de değinen Gökbakar, popülerliğin sanıldığı kadar kolay bir alan olmadığını vurguladı. Zamanla çevrenin daraldığını ve kararların daha bireysel hale geldiğini söyleyen sanatçı, “Her yeni işte biraz daha yalnızlaşıyorsunuz ama bu aynı zamanda sizi daha özgür kılıyor” değerlendirmesinde bulundu. “Geri çekilmek bazen bir tercihtir” Uzun süredir ekranlardan uzak olmasına da açıklık getiren Gökbakar, bunun bir kaçış değil bilinçli bir tercih olduğunu ifade etti. Sürekli üretme baskısının yaratıcılığı köreltebildiğini dile getiren Gökbakar, doğru zamanda durmanın da sanatın bir parçası olduğunu söyledi. Sosyal medyada geniş yankı uyandırdı Şahan Gökbakar’ın Kafa TV’deki açıklamaları, programın yayınlanmasının ardından sosyal medyada geniş yankı buldu. Pek çok kullanıcı, sanatçının sözlerini samimi ve cesur bulurken, mizahın Türkiye’deki sınırlarına dair tartışmalar yeniden gündeme taşındı.

Alman otomotiv devi iflas yolunda: Maaşlar için açıklama geldi Haber

Alman otomotiv devi iflas yolunda: Maaşlar için açıklama geldi

Otomotiv denildiğinde ilk akla gelen ülkelerden biri olan Almanya’da kriz derinleşiyor. Küresel daralma, artan maliyetler ve siparişlerdeki düşüş, sektördeki önemli tedarikçileri zor durumda bırakmaya devam ediyor. Son olarak Diepersdorf Plastik Üretim’in iflas başvurusu, endişeleri artırdı. Bin çalışan doğrudan etkilenecek Alman otomotiv endüstrisinin kritik tedarikçileri arasında yer alan Diepersdorf’un; radyatör ızgaraları, ayna kapakları ve direksiyon muhafazaları gibi çok sayıda plastik parçanın üretimini gerçekleştirdiği belirtildi. İflas başvurusunun, şirketin Almanya genelindeki tesislerinde çalışan yaklaşık bin kişiyi doğrudan etkilemesi bekleniyor. Maaşlar için güvence mesajı Şirket yetkilileri, iflas sürecine rağmen çalışanları rahatlatan bir açıklama yaptı. Buna göre kısa vadede maaş ödemeleri güvence altına alındı. Bu adımın, üretimin tamamen durmasının önüne geçmek ve şirketin yeniden yapılandırılmasına zaman kazandırmak amacıyla atıldığı ifade edildi. Yeniden yapılanma arayışı sürüyor Diepersdorf yönetiminin, başta otomotiv üreticileri olmak üzere tedarik zincirindeki paydaşlarla görüşmeler yürüttüğü aktarıldı. Şirketin faaliyetlerini sürdürebilmesi ve olası bir yeniden yapılanma planının hayata geçirilmesi için temasların devam ettiği bildirildi. Yaşanan gelişme, Almanya otomotiv sanayisinde tedarikçi firmaların karşı karşıya olduğu kırılgan tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi.

Sürpriz ittifak çıkışı: Saadet Partisi Cumhur İttifakı’na mı yaklaşıyor? Haber

Sürpriz ittifak çıkışı: Saadet Partisi Cumhur İttifakı’na mı yaklaşıyor?

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, kamuoyunda uzun süredir tartışılan Cumhur İttifakı iddialarına dair çarpıcı açıklamalar yaptı. Arıkan, siyasetin kesin reddiyeler üzerinden yürütülemeyeceğini vurguladı. “Siyaset keskin reddlerle yapılmaz” Canlı yayında konuşan Arıkan, siyaseti katı bloklaşmalar üzerinden okumanın yanlış olduğunu belirterek, “Biz siyaseti futbol takımı tutar gibi yapmayız. ‘Bununla olurum, bununla olmam’ anlayışı bizim tarzımız değil. İlke ve prensipler ortadadır” ifadelerini kullandı. “Ahlak, maneviyat ve üretim bizim temelimiz” Saadet Partisi lideri, olası ittifakların ancak ortak değerler üzerinden konuşulabileceğini söyledi. Ahlak ve maneviyat vurgusu yapan Arıkan, üretime dayalı kalkınma ve şahsiyetli dış politikanın partisinin vazgeçilmez başlıkları olduğunu dile getirdi. Bu ilkelerin alt başlıklarının konuşulabileceğini belirten Arıkan, diyalogdan kaçınmayacaklarını ifade etti. “Geçmişte konuştuk, bugün de konuşuruz” Arıkan, Saadet Partisi’nin Türkiye siyasetinde kritik dönemlerde sorumluluk aldığını hatırlatarak, “1974’te, 1977’de, 1997’de nasıl konuştuysak bugün de konuşuruz” sözleriyle ittifak ihtimalinin tamamen dışlanmadığını ortaya koydu. Erdoğan ile görüşmenin gündemi Gazze oldu Saadet Partisi lideri, Recep Tayyip Erdoğan ile bir süre önce uzun bir görüşme gerçekleştirdiklerini de açıkladı. Arıkan, bu görüşmenin iç siyaset odaklı olmadığını, Türkiye’deki gelişmeler ve Gazze merkezli meseleler üzerine yapıldığını belirtti. “Şu an için ittifak teklifi yok” Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Cumhur İttifakı’na yönelik bir teklif gelip gelmediği sorusuna ise Arıkan net yanıt verdi. “Böyle bir teklif olmadı” diyen Arıkan, şu aşamada resmi bir ittifak sürecinin gündemde bulunmadığını söyledi. Saadet Partisi liderinin bu açıklamaları, önümüzdeki dönemde siyasi dengeler ve olası ittifak senaryolarına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.