SON DAKİKA

#Velayet

HABER DEĞER - Velayet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Velayet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yargıtay’dan emsal karar: Mesaj altınların kaderini belirledi Haber

Yargıtay’dan emsal karar: Mesaj altınların kaderini belirledi

Sivas’ta açılan bir boşanma davasında ziynet eşyalarının iadesine ilişkin dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Yerel mahkemenin reddettiği talep, Yargıtay incelemesi sonrası kabul edildi. Yüksek Mahkeme, erkeğin gönderdiği mesajın altınların kendisinde olduğunu gösterdiğine kanaat getirerek kararın hukuka aykırı olduğuna hükmetti. Boşanma davasında karşılıklı suçlamalar Sivas 1. Aile Mahkemesi’nde görülen davada kadın, evlilik sürecinde baskı ve şiddete maruz kaldığını, düğünde takılan altınların alındığını ve geri verilmediğini belirterek nafaka, tazminat ve ziynet eşyalarının iadesini talep etti. Erkek ise eşinin ailesine karşı olumsuz tutum sergilediğini, ev ve çocukla ilgilenmediğini ve evi terk ederken ziynetleri yanında götürdüğünü savundu. Mahkeme tarafları eşit kusurlu bularak boşanmaya karar verdi; velayet anneye verildi ve nafaka bağlandı, ancak ziynet talebi reddedildi. Dosya istinaftan da döndü Kadının karara itiraz etmesi üzerine dosya istinaf mahkemesine taşındı, fakat bu mahkeme de yerel kararın yerinde olduğuna hükmetti. Bunun üzerine dosya Yargıtay’a götürüldü. “Söz getireceğim” mesajı delil sayıldı Yargıtay incelemesinde ziynet eşyalarının kişisel mal niteliği taşıdığı vurgulandı. Daire, erkeğin gönderdiği “Söz getireceğim, bıktım artık bu konudan yeter” mesajını, altınların erkek tarafından alındığını gösteren önemli bir delil olarak değerlendirdi. Bu gerekçeyle yerel mahkemenin kararı bozuldu ve ziynet eşyalarının kadına ait olduğuna hükmedildi. Karar emsal olabilir Uzmanlara göre karar, boşanma davalarında dijital yazışmaların delil niteliğini bir kez daha ortaya koyarken, düğünde takılan ziynetlerin kime ait olduğu konusundaki içtihatlara da yön verebilecek nitelik taşıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Suriye Kadın Meclisi’nden 17 sayılı genelgeye tepki: Anne velayetten dışlanamaz Haber

Suriye Kadın Meclisi’nden 17 sayılı genelgeye tepki: Anne velayetten dışlanamaz

Suriye geçici hükümetine bağlı Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı 17 sayılı genelge, ülkede kadın ve çocuk hakları açısından yeni bir tartışmayı başlattı. Genelgeyle annenin velayet yetkisinin kaldırılması ve bu hakkın yalnızca erkek velilere tanınması hedeflenirken, Suriye Kadın Meclisi karara açık bir dille karşı çıktı. Genelge annelerin velayet hakkını hedef alıyor Geçici Şam yönetimi tarafından çıkarılan 17 sayılı genelgenin, annenin çocuklar üzerindeki velayet hakkını ortadan kaldırdığı ve velayeti yalnızca erkeklere bıraktığı ifade ediliyor. Düzenlemenin, mevcut kişisel statü mevzuatını dahi geriye düşüren bir nitelik taşıdığı belirtiliyor. Suriye Kadın Meclisi kararı reddetti Suriye Kadın Meclisi, yayımladığı yazılı açıklamayla genelgeyi tanımadığını ilan etti. Açıklamada, düzenlemenin başta Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve CEDAW olmak üzere, Suriye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere açıkça aykırı olduğu vurgulandı. “Çocuğun üstün yararı göz ardı ediliyor” Meclis, genelgenin çocuğun üstün yararı ilkesini fiilen devre dışı bıraktığını belirtti. Babanın bulunmadığı, ehliyetini kaybettiği ya da velayet sorumluluğunu yerine getiremediği durumlarda, çocuğun hukuki, eğitsel ve sağlıkla ilgili işlemlerinin ciddi biçimde aksayacağına dikkat çekildi. Mevcut yasalar da ihlal ediliyor Açıklamada, düzenlemenin Suriye’de yürürlükte bulunan Kişisel Statü Yasası hükümlerini de ihlal ettiği ifade edildi. Annenin çocuğun bakımını fiilen üstlendiği ve en yetkin taraf olduğu durumlarda dahi velayetten dışlanmasının hem hukuki hem de insani açıdan kabul edilemez olduğu belirtildi. Ayrımcı mevzuatın değiştirilmesi çağrısı yapıldı Suriye Kadın Meclisi, velayeti yalnızca erkeklere tanıyan Kişisel Statü Yasası ile Vesayet Altındaki Çocukların Korunması Yasası’ndaki ilgili maddelerin adalet, eşitlik ve ayrımcılığın önlenmesi ilkeleri doğrultusunda değiştirilmesi çağrısında bulundu. Annenin velayet üstlenmesini engelleyen idari ve yargısal talimatların de gözden geçirilmesi istendi. Uluslararası topluma çağrı yapıldı Meclis, uluslararası toplumu ve kadın örgütlerini 17 sayılı genelgeyi kınamaya çağırdı. Açıklamada, kararın Suriyeli kadınların temel haklarını ihlal eden ve toplumsal eşitliği zedeleyen adaletsiz bir düzenleme olduğu vurgulandı. Uluslararası hukuk açık: Cinsiyet ayrımcılığı yasak Uluslararası insan hakları hukukuna göre çocukların velayeti ve bakımı konusunda cinsiyete dayalı ayrımcılık açık biçimde yasaklanıyor. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde çocuğun üstün yararı temel ilke olarak tanımlanırken, CEDAW kadın ve erkeklerin çocukların velayeti konusunda eşit haklara sahip olduğunu hükme bağlıyor. Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ise aileyi toplumun temel birimi olarak tanımlıyor ve ayrımcılığı yasaklıyor. Suriye Kadın Meclisi’ne göre, 17 sayılı genelge yalnızca anneleri değil, doğrudan çocukların güvenliğini ve geleceğini de tehdit ediyor. Bu nedenle kararın derhal iptal edilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Krediyle boşanma çağı: Ayrılık artık borçla finanse ediliyor Haber

Krediyle boşanma çağı: Ayrılık artık borçla finanse ediliyor

Türkiye’de her yıl yüz binlerce kişi boşanma davası açıyor. Artan dava yoğunluğu, yükselen mahkeme giderleri ve avukatlık ücretleri nedeniyle boşanma süreci yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ciddi bir ekonomik yük haline geliyor. Kimlerin etkilendiği, bu sürecin neden pahalılaştığı ve sonuçlarının ne olduğu güncel verilerle ortaya konuluyor. Boşanma davaları adliyelerin en yoğun dosyaları arasında yer alıyor Türkiye’de yılda yaklaşık 200 bin kişinin boşandığı belirtilirken, boşanma davaları adliyelerde en sık görülen dosyalar arasında üst sıralarda bulunuyor. Toplumsal dönüşüm, ekonomik baskılar ve uzun süren yargı süreçleri, ayrılık kararlarının sayısını artıran temel etkenler arasında gösteriliyor. Mahkeme masrafları binlerce lirayı buluyor Güncel verilere göre bir boşanma davasında yalnızca mahkeme harçları ve giderleri ortalama 4 bin liraya ulaşıyor. Bu tutar, davanın uzaması ve ek işlemlerin devreye girmesiyle daha da artabiliyor. Avukatlık ücretleri ayrılığın mali kaderini belirliyor Anlaşmalı boşanmalarda avukatlık ücretleri 50 bin liradan başlarken, çekişmeli davalarda bu rakam 150 bin lirayı aşabiliyor. Nafaka, velayet, mal paylaşımı ve maddi-manevi tazminat taleplerinin eklenmesiyle toplam maliyetin üst sınırı neredeyse ortadan kalkıyor. Süre uzadıkça ekonomik yük katlanıyor Bilirkişi raporları, ek duruşmalar ve itiraz süreçleri boşanma davalarını aylarca, hatta yıllarca uzatabiliyor. Bu durum, süreci yalnızca psikolojik değil, ekonomik açıdan da Türkiye toplumu için daha yıpratıcı hale getiriyor. Boşanmak için kredi çekiliyor Artan masraflar nedeniyle birçok yurttaş, boşanma sürecini finanse edebilmek için bankalardan kredi kullanmak zorunda kalıyor. Ayrılık, böylece yeni bir borç yüküyle başlıyor ve ekonomik kırılganlığı daha da derinleştiriyor. Büyük şehirlerde boşanma oranı daha yüksek seyrediyor Verilere göre boşanma oranı Türkiye genelinde 2,1 olarak ölçülürken, en sık boşanmanın görüldüğü iller arasında İstanbul, Ankara ve İzmir öne çıkıyor. Hakkâri, Şırnak ve Muş gibi illerde ise oranların daha düşük seviyelerde kaldığı ifade ediliyor. Boşanma sürecinin artan maliyeti, ayrılığı yalnızca duygusal değil, ekonomik bir eşik haline getirirken; krediyle finanse edilen boşanmalar, Türkiye toplumunda yeni bir sosyal gerçeğe işaret ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.