Prof. Dr. Ali Kemal Özcan: Sorun Kürt sorunu değil, Türk-Kürt ilişkilerinin geleceğidir!
“Sorun ontolojiktir, varoluşsaldır”
Son aylarda yaptığı uyarılara dikkat çeken Özcan, yaşanan sürecin “ontolojik”, yani varoluşsal bir sorun haline geldiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Bu mesele geçici bir siyasal kriz değildir. Türk-Kürt ilişkileri bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Sorun, varoluşsal bir noktaya gelmiştir.”
Türk-Kürt ilişkilerinin etnik ya da mezhepsel bir mesele olmadığını vurgulayan Özcan, bu ilişkinin tarihsel ve sosyolojik bir temele dayandığını söyledi.
“10 Mart mutabakatı yeterli değil”
10 Mart’ta yapılan mutabakata da değinen Özcan, bu adımın umut verici olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını ifade etti:
“Ortak bir metne imza atılması önemlidir. Ancak bu metinlerin içi doldurulmadığı sürece kalıcı çözüm üretmez.”
Taraflar arasında gerçek bir iletişim eksikliği olduğunu belirten Özcan, mevcut tabloyu “sağırlar diyaloğu” olarak niteledi.
“Devlet ve örgüt aynı kefeye konulamaz”
Devlet ile silahlı örgütlerin karşılaştırılmasının doğru olmadığını savunan Özcan, güç dengelerinin dikkate alınması gerektiğini söyledi:
“Devletle örgüt aynı kefeye konulamaz. Güçleri kıyaslanamaz düzeydedir. Analitik değerlendirme yapılırken bu göz ardı edilmemelidir.”
Bahçeli ve çözüm süreci değerlendirmesi
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin geçmişteki barışa dönük hamlelerinden umutlandığını dile getiren Özcan, son açıklamaların ise bu umudu zedelediğini belirtti.
Özcan, Bahçeli’nin Mazlum Abdi ve Abdullah Öcalan’a yönelik sözlerini “talihsiz” olarak nitelendirerek, bu yaklaşımın toplumsal gerilimi artırdığını söyledi.
“Terör bir sonuçtur, sebep değil”
Kürt meselesinin nedenlerine dikkat çeken Özcan, şiddetin bir sonuç olduğunu vurguladı:
“Terör bir gecede ortaya çıkmadı. Terör bir sonuçtur. İsyan, inkârın sonucudur.”
Bu sorunun yalnızca güvenlik politikalarıyla çözülemeyeceğini, tarihsel ve sosyolojik nedenlerin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Anayasa eleştirisi: “Kürtler 100 yıldır kürt olamıyor”
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndaki vatandaşlık tanımına da değinen Özcan, mevcut yapının Kürt kimliğini görünmez kıldığını savundu:
“Vatandaş olunca Türk oluyorsun anlayışı, Kürt varlığını inkâr ediyor. Bu, varoluşsal bir problemdir.”
Özcan, bu yaklaşımın toplumsal aidiyet krizine yol açtığını söyledi.
“Vicdan ve akıl olmadan çözüm olmaz”
Dini ve ahlaki boyuta da değinen Özcan, çözümün vicdan ve akılla mümkün olabileceğini ifade etti:
“İnsanın Allah’ı vicdanıdır. Akıl ve vicdan birlikte olmadıkça barış sağlanamaz.”
Ortadoğu’da yaşanan çatışmalara dikkat çeken Özcan, şiddetin dini söylemlerle meşrulaştırılmasını da eleştirdi.
“Türk-Kürt ilişkileri tarihinin en kritik döneminde”
Programın sonunda uyarılarını yineleyen Özcan, mevcut sürecin ciddi riskler barındırdığını belirtti:
“Türk-Kürt ilişkileri bin yıllık tarihinde ilk defa bu kadar büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Ruhsal ve toplumsal bir kopuş yaşanıyor.”
Bu sürecin geri döndürülebilir olduğunu ancak zamanın hızla daraldığını vurgulayan Özcan, yönetici elitlere sorumluluk çağrısı yaptı.
“Sorun Kürt sorunu değil, Türk-Kürt ilişkileridir”
Özcan, konuşmasının sonunda şu değerlendirmede bulundu:
“Sorun sadece Kürt sorunu değildir. Sorun, Türk-Kürt ilişkilerinin geleceğidir. Bu ilişki koparsa, her iki taraf da kaybeder.”
Türk ve Kürt halklarının birbirinden ayrılmasının “bir bedeni ikiye bölmek” anlamına geleceğini söyleyen Özcan, barışçı ve kapsayıcı bir yaklaşımın zorunlu olduğunu ifade etti.
haberdeger.com
Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist