SON DAKİKA

#Yapımcı

HABER DEĞER - Yapımcı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapımcı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Erol Köse’nin son isteği ortaya çıktı: Vasiyeti gündem oldu Haber

Erol Köse’nin son isteği ortaya çıktı: Vasiyeti gündem oldu

İstanbul Sarıyer’de 16’ncı kattan düşerek hayatını kaybeden yapımcı Erol Köse’nin ardından yeni detaylar ortaya çıkmaya devam ediyor. 24 Mart 2026 itibarıyla, Köse’nin ölümünden önce kaleme aldığı öne sürülen vasiyeti kamuoyuna yansıdı. Olayla ilgili soruşturma sürerken, Köse’nin geride bıraktığı mektupta cenaze sürecine dair özel isteklere yer verdiği öğrenildi. Törensiz defin isteği dikkat çekti Ortaya çıkan bilgilere göre Erol Köse, vasiyetinde cenazesinin sade bir şekilde defnedilmesini istedi. Mektupta, “Beni vakit namazı sonrası törensiz şekilde defnedin” ifadelerinin yer aldığı aktarıldı. Ayrıca cenaze sürecinin belirli bir isme emanet edilmesini talep ettiği de belirtildi. Ölümünden önce yazdığı not gündemde Köse’nin ölümünden önce yazdığı iddia edilen bir not da kamuoyuna yansıdı. Notta yer alan ifadeler, sosyal medyada geniş yankı uyandırırken, olayın arka planına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi. Yetkililer, söz konusu notun ve diğer bulguların soruşturma kapsamında değerlendirildiğini bildirdi. Son günlerine dair iddialar Yakın çevresinden gelen açıklamalarda, Köse’nin son dönemde sağlık ve kişisel sorunlar yaşadığı öne sürüldü. Ayrıca ölümünden kısa süre önce müzik eserlerine ilişkin haklarını kızına devrettiği bilgisi de gündeme geldi. Bu gelişmeler, olayın tüm yönleriyle incelenmesi gerektiğine dair değerlendirmeleri güçlendirdi. Cenaze programı belli oldu Erol Köse’nin cenazesinin, İstanbul’da ikindi namazının ardından kılınacak cenaze namazı sonrası defnedileceği açıklandı. Ünlü yapımcının vefatı ve ardından ortaya çıkan detaylar, kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Erol Köse’nin ölümü sonrası dikkat çeken detay Haber

Erol Köse’nin ölümü sonrası dikkat çeken detay

Ünlü yapımcı Erol Köse’nin İstanbul Sarıyer’de bulunan Maslak 1453 Konutları’nda 16’ncı kattan düşerek hayatını kaybetmesi, 24 Mart 2026 itibarıyla kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, Köse’nin özel hayatı ve son günlerine dair detaylar da gündeme geldi. Yakın çevresinden yapılan açıklamalarda, Köse’nin bir süredir zor bir dönemden geçtiği iddia edilirken, olayın kesin nedeni yapılacak incelemelerin ardından netlik kazanacak. Ölmeden önce yaptığı işlem dikkat çekti Sanatçı Yaşar İpek’in aktardığına göre, Erol Köse’nin ölümünden yaklaşık bir hafta önce sahip olduğu tüm eserlerin haklarını kızına devrettiği öğrenildi. Bu gelişme, soruşturma süreciyle birlikte en çok konuşulan detaylardan biri oldu. Köse’nin müzik eserlerinden elde ettiği tüm hak ve kazançları bu şekilde devretmesi, kamuoyunda farklı yorumlara neden oldu. Özel hayatı yeniden gündemde Erol Köse’nin özel yaşamına ilişkin bilgiler de yeniden araştırılmaya başlandı. Köse’nin iki kez evlilik yaptığı biliniyor. İlk evliliğini Ajlan Köse ile yapan yapımcının bu birliktelikten bir çocuğu bulunuyor. İkinci evliliğini ise 2015 yılında Fulden Çetindoğan ile yapan Köse, bu evliliğini de 2022 yılında sonlandırdı. Kızı Dijan Nazlan Köse kimdir Erol Köse’nin tek çocuğu olan Dijan Nazlan Köse’nin, ilk eşi Ajlan Köse’den dünyaya geldiği biliniyor. Boşanmanın ardından velayeti annesine verilen Dijan Köse’nin yurt dışında eğitim gördüğü ifade ediliyor. Köse’nin ölümünün ardından hem ailesi hem de yakın çevresi büyük bir üzüntü yaşarken, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için soruşturmanın sürdüğü bildirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Sessizliği bozdu, kapıyı araladı: Hande Erçel’den Onur Güvenatam açıklaması Haber

Sessizliği bozdu, kapıyı araladı: Hande Erçel’den Onur Güvenatam açıklaması

Havalimanında gelen soru, magazin gündemini değiştirdi Uzun süredir Londra’da bulunan Hande Erçel, İstanbul Havalimanı’nda objektiflere takıldı. Hem iş hem de dil eğitimi için İngiltere’de olduğunu söyleyen Erçel, Türkiye’ye reklam çekimi için geldiğini ifade etti. Ancak asıl dikkat çeken, yapımcı Onur Güvenatam ile ilişki yaşadığı yönündeki sorular oldu. Ünlü oyuncu, bu sorulara verdiği yanıtla magazin gündemini hareketlendirdi. “Daha çok yeni” diyerek ilişkiyi doğruladı 32 yaşındaki Erçel, 40 yaşındaki yapımcı Onur Güvenatam ile aşk yaşadığı iddialarını net bir dille reddetmek yerine temkinli bir doğrulama yaptı. “Aslında üzerine konuşulacak bir durum yok daha… O yüzden bunları, konuşulması gereken zaman gelirse inşallah konuşuruz. Daha çok yeni. O kadar yeni bir durum ki…” sözleriyle, ilişkinin başlangıç aşamasında olduğunu dile getirdi. Israrlı sorulara sitem etti Basın mensuplarının soruları devam edince Erçel’in tonu da değişti. Ünlü oyuncu, özel hayatının bu kadar hızlı yargılanmasından rahatsız olduğunu ifade ederek, “Ben kimseyi tanımayayım mı? Herkes, yargılamadan önce bir dursun, bir beklesin” dedi. Bu sözler, Erçel’in özel alanına dair çizdiği sınır olarak yorumlandı. Birlikte görüntü sorusuna tek kelimelik yanıt Hande Erçel’e yöneltilen “Zamanla sizi birlikte görecek miyiz?” sorusu ise kısa ama net bir cevapla karşılık buldu. Ünlü oyuncu, bu soruya sadece “Kısmet” diyerek yanıt verdi. Bu ifade, ilişkinin geleceğine dair kapıyı tamamen kapatmadığı şeklinde değerlendirildi. Hande Erçel’in açıklamaları, magazin dünyasında yeni bir aşkın başlangıcı olarak yorumlanırken, gözler bundan sonraki süreçte Erçel ve Güvenatam’ın birlikte görüntülenip görüntülenmeyeceğine çevrildi.

Emre Bey’den ‘rüya gibi’ açıklaması: İzleyicileri birçok şey bekliyor Haber

Emre Bey’den ‘rüya gibi’ açıklaması: İzleyicileri birçok şey bekliyor

SHOW TV’nin yeni dizisi Rüya Gibi ile ekrana dönmeye hazırlanan genç oyuncu Emre Bey, canlandırdığı komiser Efe karakteri ve dizinin dünyası hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Oyuncu, dizide hem mahalle sıcaklığını hem de vicdan–vicdansızlık çatışmasını izleyiciyi içine çekecek bir anlatımla işleyeceklerini söyledi. “Mahalle sıcaklığı ve büyük bir kaos bir arada” Başarılı oyuncu, hazırlıkları devam eden diziyi ilk kez anlatarak şunları söyledi: “Aile sıcaklığında, benim çocukluğumda özlediğimiz mahalle kültürünü yansıtan bir dizi. Aynı zamanda vicdanlı ve vicdansız insanların arasındaki kaosu göreceğimiz birçok şey izleyiciyi bekliyor.” Dizide idealist bir komiser olan Efe’yi canlandıran Emre Bey, karakterinin merkezinde düzen, kanun ve adalet olduğunu, ancak Çiğdem’le (Ahsen Eroğlu) tanışınca duygularıyla ilk kez yüzleştiğini belirtti. Dizinin konusu ve güçlü oyuncu kadrosu Rüya Gibi, İstanbul’un kenar mahallesinde kuaförlük yaparken bir anda lüks bir güzellik merkezinin sahibi olan Aydan’ın (Seda Bakan) gizemli patron Emir (Uğur Güneş) ile çıktığı tehlikeli yolculuğu konu alıyor. Dizinin geniş ve iddialı kadrosunda ayrıca şu isimler yer alıyor: Seda Bakan Uğur Güneş Ahsen Eroğlu Emre Bey Şebnem Bozoklu Celil Nalçakan Devrim Yakut Menderes Samancılar Senaryo ve yönetmen Senaryo: Emre Özdür, Hazar Kozice, İdil Ezgi Esen Yönetmen: Selim Demirdelen Yapım: TMC Film Yapımcı: Erol Avcı Merakla beklenen Rüya Gibi, çok yakında SHOW TV ekranlarında izleyiciyle buluşacak.

Boğaziçi Film Festivali'nde Altın Yunuslar sahiplerini buldu Haber

Boğaziçi Film Festivali'nde Altın Yunuslar sahiplerini buldu

13. Boğaziçi Film Festivali’nin en iyileri; Parçalı Yıllar ve Tavşan İmparatorluğu oldu. Parçalı Yıllar; En İyi Film ve En İyi Senaryo ödüllerini kazanırken Tavşan İmparatorluğu da En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetmeni ve FİYAB En İyi Yapımcı ödüllerinin sahibi oldu. 13. Boğaziçi Film Festivali, bir haftalık maratonun ardından Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) Merve Aydın’ın sunduğu ödül töreniyle sona erdi. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen festivalde bu yıl Altın Yunus ödüllerini; “Parçalı Yıllar” ve “Tavşan İmparatorluğu” paylaştı. Gecede konukları selamlayan, Boğaziçi Film Festivali Artistik Direktörü Enes Erbay, “Bu yıl beni en çok etkileyen şey; Türk sinema sektörünün, tüm farklılıklarına rağmen, aslında ne kadar güçlü bir potansiyele sahip olduğunu görmekti. Bizim işimiz yalnızca filmleri seçmek değil sektörü bir araya getirecek bir zemin oluşturmak. Çünkü ancak birbirimizi destekleyerek, birlikte üretmenin yollarını bularak ve aramızdaki görünmez duvarları kaldırarak Türk sinemasını büyütebiliriz.” diye konuştu. Erbay; sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun için önümüzdeki yıldan itibaren Bosphorus Film Lab’i yeniden hayata geçiriyoruz. Bosphorus Film Lab hem projelerin üretim süreçlerini destekleyecek hem de uluslararası ortaklıkların önünü açacak güçlü bir platform olarak geri dönecek. Bununla birlikte genç sinemacıların yaratım süreçlerine nefes aldıracak, ülkemizin ruhuyla beslenen yeni bir yaratıcı geliştirme programının da hazırlıklarını yapıyoruz. Bu yıl, geçtiğimiz seneye kıyasla izleyici sayımızın yüzde 30 artması hem festivalin büyüyen etkisinin hem de sinemaya duyduğunuz sevginin en güçlü göstergesi oldu. Bugün burada hep birlikte kurduğumuz birlik duygusunun, yarın katlanarak büyümesini diliyorum.” Gecede Ulusal Uzun Metraj, Uluslararası Uzun Metraj, Ulusal Belgesel ve Ulusal Kısa Metraj kategorilerindeki ödüller sahiplerini buldu. Başkanlığını, yönetmen Aydın Sayman’ın üstlendiği; oyuncu Hande Doğandemir, senarist Tufan Bora, yapımcı İris Tahhuşoğlu ve görüntü yönetmeni Ege Ellidokuzoğlu’ndan oluşan Ulusal Uzun Metraj Jürisi; Hasan Tolga Pulat’ın yönettiği “Parçalı Yıllar”ı En İyi Film seçti. Ödülü; filmin yapımcıları Tayfun Burus ve Tuncay Kaymaz’la birlikte, Boğaziçi Film Festivali Başkanı Ogün Şanlıer’den alan Pulat, şöyle konuştu: “Bizim için çok iyi bir süreçti; festivale ve jüri üyelerine çok teşekkür ederiz. Kostüm tasarımcımız ve aynı zamanda kız arkadaşım olan Tuba’ya ve aileme teşekkür ederim. Türk sinemasının, anlatılmamış bir dönemine bakmaya, bunu yaparken bağımsız kalmaya çalıştık. Yıllar içinde bu projeyi çok kez yapma imkânı oldu ama sömürüye, çarpıtmaya çok açık olduğu için bağımsız kalmayı tercih ettim hep. Bu konuda yıllar sonra bana inanan Tayfun Burus ve Tuncay Kaymaz’a gerçekten teşekkür ederim. Umarım bundan sonra Türk sinemasının parçalı yıllar olarak anılan dönemi daha fazla konuşulur. Bugünkü Türkiye’yi anlamak için o dönemi anlamak gerekiyor.” Jüri; En İyi Senaryo Ödülü’ne de “Parçalı Yıllar” ile Hasan Tolga Pulat’ı layık gördü. Jüri üyesi Tufan Bora’dan ödülünü alan Pulat; duygularını şu sözlerle paylaştı: “20 yıldır dönüyordu bu hikâye kafamın içinde, sonunda bu hikâyeyle vedalaşabildim. Bu bir dönem filmi, fazla konuşulmak istenmeyen bir dönem. Bir cesaretle o döneme girmek istedik, bunu yaparken de bağımsız kalmak istedik, hak ettiği gibi anlatmak istedik. Ve bu süreçte çok değerli ekip arkadaşlarıyla çalıştık. 10 gün gibi kısa bir sürede hızla çekmek zorundaydık, bu yüzden ekibimizdeki çok yetenekli insanların önemi daha da fazlaydı. Başta Yetkin Dikinciler olmak üzere şahane bir oyuncu kadrosuyla çalıştık; ki o olmasa hikâye bu kadar gerçekçi olmazdı sanırım. Ayrıca beraber çalışmaktan onur duyduğum Levent Özdilek, İlkim Tüfekçi ve bütün oyuncular, filmi gerçekten inanılır kıldı. Hepsine çok teşekkür ederim.” 13. Boğaziçi Film Festivali’nde Ulusal Uzun Metraj En İyi Yönetmen Ödülü ise “Tavşan İmparatorluğu” ile Seyfettin Tokmak’ın oldu. Ödülü, jüri başkanı Aydın Sayman’dan alanTokmak; “Film yapmanın ne kadar zor olduğunu bence salondaki birçok insan yakînen biliyor. Ama yönetmenin en kritik meselesi; öncelikle ekibini inandırması. Ben, ekibimi, bu zorlu şartlarda yani hayvanlarla, küçük çocuklarla, kışın ortasında, Elazığ’da film yapmaya inandırdım. Onlara bu emekleri için çok teşekkür ederim. Bu ödülü, yakın zamanda kaybettiğimiz, çok değerli Foley sanatçımız Murat Şenürkmez adına alıyorum.” dedi. Film yapımının büyük bir endüstri olduğunu hatırlatan Tokmak; sözlerini şöyle tamamladı: “12 Punto’da çok şey öğrendim, senaryo doktorlarıyla çalıştım. Yurt dışında da pek çok yeri gezdikten sonra sinemacı yetiştirme anlamında, filmleri uluslararası zeminde en doğru yere taşıma anlamında tüm 12 Punto ekibine teşekkür etmem gerekiyor.” Ulusal Uzun Metraj En İyi Görüntü Yönetimi Ödülü de Claudia Becerril Bulos’un çalışmasıyla “Tavşan İmparatorluğu”na gitti. Bulos adına ödülü, filmin yardımcı yönetmeni Serap Aydoğan alırken yönetmen Seyfettin Tokmak da teşekkürlerini şöyle dile getirdi: “Onun için ne söylesem azdır; sonsuz teşekkürler içindeyim. Onunla birlikte filmin yaratımında katkısı olan 12 Punto ekibine, TRT Sinema ekibine, Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’ne ve ortak yapımcılarıma çok teşekkür ediyorum.” “Tavşan İmparatorluğu”; yönetmenler Hakan Kerim Karademir, Belkıs Bayrak ve Cafer Özgül’den oluşan FİYAB Jürisi’nce verilen En İyi Yapımcı ödülünün de sahibi oldu. Koçak, teşekkür konuşmasında “Aslında yapımcı olmak isteyen biri değilim, mecburiyetten yapımcı olmuş biriyim. Birçok insanın desteğiyle bu işi yapabildim.” dedi. Festivalin Ulusal Uzun Metraj Yarışması’nda “Kanto” filmindeki performansıyla Didem İnselel, En İyi Kadın Oyuncu seçildi. İnselel’in ödülünü, filmdeki rol arkadaşı, usta oyuncu Yıldız Kültür aldı. En İyi Erkek Oyuncu Ödülü ise “Bir Adam Yaratmak” filmindeki rolüyle Engin Altan Düzyatan’ın oldu. Oyuncu, ödülünü; “Bu kadar değerli aday arasından jürinin, beni layık görmesi çok gurur verici.” diyerek aldı. Düzyatan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Oyunculuk her ne kadar yalnız ve bireysel bir meslek gibi görünse de çok büyük bir bütünün parçası. Ve bir başarı gösterdiğinizde aslında tek başınıza göstermiş olmuyorsunuz. Müthiş bir ekiple çalıştım; benim daha iyi oynamam için ellerinden geleni yaptılar. Her birine tek tek teşekkür ediyorum. Ve film süresince bana katlandığı için eşime çok teşekkürler.” Ulusal Uzun Metraj En İyi Kurgu Ödülü’nün sahibi ise “Kesilmiş Bir Ağaç Gibi” filmiyle Naim Kanat oldu. Ödülü, Boğaziçi Film Festivali programcısı Elif Bulut Kahraman’dan alan Kanat; tüm film ekibine teşekkür etti. Uluslararası Jürinin favorileri; “DJ Ahmet” ve “The Love That Remains” oldu Oyuncu Kani Kusruti, yönetmen Reinaldo Marcus Green, festival programcısı Angela Prudenzi, yapımcı Nataliya Libet ve yönetmen Senad Şahmanoviç’ten oluşan Uluslararası Uzun Metraj Yarışma Jürisi; Hasan Hadi’nin yönettiği “The Presidents’ Cake”i, En İyi Film seçti. Hadi adına ödülü; Jüri Başkanı Reinaldo Marcus Green’den alan, kostüm tasarımcısı Tamara Abdulrahman Bahjatnour; “Bu harika bir an. Teşekkürler ve diğer adaylara da tebrikler.” dedi. Uluslararası kategoride En İyi Yönetmense “The Love That Remains” ile Hlynur Palmason oldu. Palmason’un ödülünü, jüri üyesi Angela Prudenzi’den, ses tasarımcısı Björn Viktorsson aldı. En İyi Kadın Oyuncu ödülü de yine “The Love That Remains” filmindeki rolüyle Saga Gardarsdottir’in oldu. Geceye bir video mesajıyla katılan Gardarsdottir; şunları söyledi: “Az önce bu güzel habere uyandım. Karanlık ve soğuk Reykjavik’teyim. Sizinle sıcak ve güneşli İstanbul’da olmayı çok isterdim. Herkese çok teşekkür ederim. Bu film, ailelere bir aşk mektubu; yaramaz çocuklara ve kafası karışık yetişkinlere. Bu benim ilk oyunculuk ödülüm; çok etkilendim, kalpten teşekkür ederim.” dedi. Georgi M. Unkovski’nin yönetttiği “DJ Ahmet” filmiyse geceden hem Jüri Özel Ödülü hem de En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’yle ayrıldı. En İyi Erkek Oyuncu seçilen Arif Jakup; ödülünü, jüri üyesi Senad Şahmanoviç’ten alırken heyecanını; “Hiç beklemiyordum ama beni layık gördüğünüz için teşekür ederim; ne söyleyeceğimi bilemiyorum.” sözleriyle paylaştı. Jüri Özel Ödülü ise Angela Prudenzi tarafından filmin oyuncularından Atila Klinche’e sunuldu. En İyi Belgesel; “Kavak Ağacının Gölgesinde” Yapımcı Ringaile Lescinskiene, yönetmen Miriam Karlsın ve akademisyen Sefa Karataş’tan oluşan Ulusal Belgesel Yarışma Jürisi tarafından En İyi Belgesel Film seçilen “Kavak Ağacının Gölgesinde” filminin yönetmeni Kenan Diler, ödülünü, Ringaile Lescinskiene’den aldı. Yönetmen; “Bana inanıp güvenen aileme ve bu yolu benimle yürüyen ekip arkadaşlarıma, en önemlisi; ana karakterimiz Mikail’e teşekkür ederim. Belgesel sinemacılar topluluğu, bu ülkenin vicdanıdır; bu ödülü, vicdanının sesini dinleyerek film üreten tüm dostlara armağan ediyorum.” diye konuştu. Ulusal Belgesel Yarışma Jüri Özel Ödülü ise “Özgür Kelimeler: Gazzeli Bir Şair” ile Abdullah Harun İlhan’ın oldu. Filmin yapımcısı Aslıhan Eker Çakmak; ödülü, Miriam Karlsın’dan “Umarım Filistin de bir gün, filmimizin adında geçtiği gibi, özgür olur.” sözleriyle aldı. Yönetmen Oben Yılmaz, oyuncu Selin Yeninci ve TRT Sinema Proje Sorumlusu Mehmet Ali Karga’dan oluşan Kısa Kurmaca Film Jürisi; Uluslararası kategoride Guillermo Polo’nun yönettiği “Video Store 2001”i, En İyi Kısa Kurmaca Film seçti. Mehmet Ali Karga’nın verdiği ödülü; yönetmen adına alan babası; şöyle konuştu: “Buraya 25 yıl önce bir psikoloji kongresine gelmiştim. Oğlum, İstanbul’a gideceğin i söyleyince ben de gelmek istedim; çünkü çok güzel bir şehir. O, İspanya’ya döndü, ödülü almak da bana kaldı. Umarım 25 yıl sonra da tekrar burada oluruz.” Ulusal kategoride En İyi Kısa Kurmaca Film seçilen “Kesik Kulak”ın yönetmeni İsmail Hakkı Koçak; ödülünü, jüri üyesi Oben Yılmaz’dan alırken “Çok yetenekli üç tiyatro oyuncusuyla çalıştım; oyuncularıma çok teşekkür ederim.” diye konuştu. İstanbul Medya Akademisi Genç Yetenek Ödülü ve bu kapsamda Tolan Film 59 Akademisi tarafından yönetmenle görüntü yönetmenine verilen 1 yıllık sinematografi eğitim bursunun sahibi ise “Defne” filmiyle Hamdi Furkan Yıldırım oldu. Yıldırım, ödülünü Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Nagihan Haliloğlu’ndan aldı. Ahmet Uluçay adına verilen Kısa Film Büyük Ödülü, TV Plus Direktörü Gülçin Alıcı Gökçe tarafından, Karim Huu Do’nun yönettiği “Ne Me Quitte Pas”’nın yapımcısı Zico’ya verildi. Yapımcı; “Seçki çok iyiydi, kazanmayı beklemiyorduk. Bütün haftayı burada geçirmek çok güzeldi.” sözleriyle festivale teşekkür etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.