SON DAKİKA

#Yargı

HABER DEĞER - Yargı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şok iddia: En büyük tehlike Özgür Özel yönetimindeki CHP Haber

Şok iddia: En büyük tehlike Özgür Özel yönetimindeki CHP

Batı Asya Araştırmaları Enstitüsü (BAAE) Başkanı ve Büyük Birlik Partisi eski Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Yardımcıoğlu, Yeni Akit gazetesinde Muhammet Kutlu’ya verdiği röportajda, ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi ve parti yönetimi hakkında dikkat çekici iddialarda bulundu. Yardımcıoğlu, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası CHP içinde örgütlendiğini savunarak, partinin mevcut yönetiminin Türkiye için ciddi bir güvenlik riski oluşturduğunu ileri sürdü. “15 Temmuz’dan sonra CHP içinde örgütlendiler” iddiası Röportajda konuşan Prof. Dr. Yardımcıoğlu, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından FETÖ yapılanmasının yön değiştirdiğini öne sürdü. Bu süreçte örgüt üyelerinin CHP çatısı altında toparlandığını iddia eden Yardımcıoğlu, ana muhalefet partisinin bu yapılanma tarafından ele geçirildiğini savundu. Yardımcıoğlu’na göre, söz konusu yapılanma CHP üzerinden yeniden devlet ve hükümet üzerinde etkili olmaya çalışıyor. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu hedefte Yardımcıoğlu, iddialarını daha da ileri taşıyarak, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı **Ekrem İmamoğlu**nu doğrudan hedef aldı. FETÖ’nün bu iki isim üzerinden siyasi bir yapılanma kurduğunu iddia eden Yardımcıoğlu, Özgür Özel’in parti içindeki konumunun “örgütsel bir planın parçası” olduğunu öne sürdü. “Kılıçdaroğlu hançerlenerek saf dışı bırakıldı” savı CHP’nin önceki Genel Başkanı **Kemal Kılıçdaroğlu**na ilişkin de iddialarda bulunan Yardımcıoğlu, kurultay sürecinde şaibe yaşandığını savundu. Kılıçdaroğlu’nun “arkasından hançerlenerek” parti yönetiminden uzaklaştırıldığını öne süren Yardımcıoğlu, kongrede rüşvet dağıtıldığı ve bu süreçte CHP’nin FETÖ bağlantılı yapılara teslim edildiğini iddia etti. “Kayyum atansın, kongre iptal edilsin” çağrısı Yardımcıoğlu, CHP’ye yönelik eleştirilerini kurumsal düzeye taşıyarak radikal bir müdahale çağrısında bulundu. Parti kongresinin “mutlak butlan” kararıyla iptal edilmesi gerektiğini savunan Yardımcıoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye kayyum olarak atanmasını önerdi. Bu adımın, partinin mevcut yönetimden kurtarılması için zorunlu olduğunu ileri sürdü. “CHP dış güçlerin aparatı haline geldi” iddiası Röportajın ilerleyen bölümünde CHP yönetiminin dış bağlantılarla hareket ettiğini öne süren Yardımcıoğlu, Özgür Özel’in Avrupa’daki temaslarını da bu çerçevede değerlendirdi. Özel’in Avrupa’daki sosyal demokrat çevrelerle kurduğu ilişkilerin arkasında FETÖ etkisi olduğunu iddia eden Yardımcıoğlu, CHP’nin “küreselci yapılar tarafından yönlendirilen bir aparat” haline getirildiğini savundu. “Silivri” çıkışıyla gerilim tırmandı Yardımcıoğlu’nun en sert açıklamaları ise röportajın son bölümünde geldi. CHP’yi “devlet ve millet için en büyük beka meselesi” olarak tanımlayan Yardımcıoğlu, Özgür Özel ve parti yönetimine yönelik tutuklama çağrısında bulundu. Dokunulmazlıkların kaldırılması gerektiğini savunan Yardımcıoğlu, CHP yönetiminin yargı önüne çıkarılmasını talep etti. Siyasi tartışmalar yeniden alevlenebilir Prof. Dr. Mahmut Yardımcıoğlu’nun bu açıklamaları, ana muhalefet partisi CHP ve özellikle Özgür Özel liderliğindeki yönetimi doğrudan hedef alması nedeniyle kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya aday. İddiaların siyasi arenada yeni tartışmaları beraberinde getirmesi bekleniyor.

Zeren’in KYK yurdundaki ölümünde kamu görevlileri 2 yıl sonra hâkim karşısında Haber

Zeren’in KYK yurdundaki ölümünde kamu görevlileri 2 yıl sonra hâkim karşısında

Aydın’da 25 Ekim 2023’te meydana gelen ve üniversite öğrencisi Zeren Ertaş’ın hayatını kaybettiği asansör faciasına ilişkin adli süreçte yeni bir aşamaya geçildi. Özel firma çalışanlarının yargılandığı dosyanın ardından, asansörün denetim ve idari sorumluluğundan sorumlu kamu görevlileri hakkında açılan dava, aradan geçen iki yılın sonunda görülebildi. Kamu denetimi yargı önünde Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada; dönemin Gençlik ve Spor İl Müdürü C.F., Yurt Müdürü E.Ç. ile M.B., A.K. ve M.Y. isimli kamu görevlileri “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçlamasıyla yargılanıyor. Savcılık, sanıklar için 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası talep ediyor. Ancak duruşmaya hiçbir sanığın katılmaması dikkat çekti. Bilirkişi raporu yok, duruşma ertelendi Mahkeme heyeti, olayda idari sorumluluğun kapsamını belirleyecek kritik bilirkişi raporunun henüz dosyaya girmediğini bildirdi. Bu gerekçeyle dava, 12 Şubat 2026 tarihine ertelendi. Böylece, olayın üzerinden neredeyse 2,5 yıl geçmiş olacak. Facianın arka planı Adnan Menderes Üniversitesi son sınıf öğrencisi Zeren Ertaş, Güzelhisar KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda 16 kişilik asansörde yaşanan arıza sırasında kabinin ani şekilde kayması üzerine çıkmak isterken, duvar ile kabin arasına sıkışarak yaşamını yitirmişti. Özel firma davasında ‘iyi hâl’ indirimi Dosyanın ilk aşamasında, asansörün bakımını yapan özel firmanın yetkilileri yargılanmış; firma sahibi Mustafa Büyükyapıcı’ya verilen 6 yıl 8 ay hapis cezası “geleceği üzerindeki etkileri” gerekçesiyle 5 yıl 6 ay 20 güne indirilmişti. Aynı dosyada yargılanan mühendisler de aldıkları cezelerin ardından tahliye edilmişti. Aile bu kararları istinafa taşımıştı. Ailenin adalet çağrısı Duruşma salonunda müşteki olarak bulunan anne Serpil Ertaş ve baba Akın Ertaş, ertelemelerin yarattığı yıpranmaya dikkat çekti. Baba Ertaş, “Artık sonuç almak istiyoruz; devletin bize sahip çıkmasını bekliyoruz” derken, anne Ertaş “Her duruşmada yeni bir erteleme yaşıyoruz, çok yoruldum” sözleriyle tepki gösterdi. Zeren Ertaş’ın ölümünde kamu denetiminin payını ortaya koyması beklenen dava, teknik raporların tamamlanmasıyla 2026 kışında yeniden görülecek. Ailenin talebi ise değişmedi: “Suçluların en ağır şekilde cezalandırılması.”

Komedyen Yavuz Kırma’ya hapis istemi: İddianame mahkemeye gönderildi Haber

Komedyen Yavuz Kırma’ya hapis istemi: İddianame mahkemeye gönderildi

Bir stand-up gösterisinde sarf ettiği sözler nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan komedyen Yavuz Kırma için iddianame hazırlandı. Soruşturmanın hangi savcılıklar arasında yürütüldüğü, iddianamenin hangi gerekçelere dayandığı ve istenen cezanın kapsamı yargı dosyasına yansıdı. Soruşturma ihbarla başladı, dosya yetki nedeniyle devredildi Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan ihbar üzerine başlatılan soruşturmanın, yetkisizlik kararıyla Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiği belirtildi. Savcılık, yapılan inceleme sonrası iddianame düzenledi. Stand-up gösterisindeki sözler iddianameye girdi Hazırlanan iddianamede, Kırma’nın bir gösterisinde dini olaylar ve peygamberlere ilişkin ifadeler kullandığı kaydedildi. Özellikle Çağrı filmine atıfla yapılan konuşmada, İslamiyet’in doğuşuna ilişkin kimi anlatımların “alaycı ve tahkir edici” nitelikte olduğu öne sürüldü. Sosyal medya paylaşımı delil olarak yer aldı Savcılık, söz konusu konuşmanın yer aldığı videonun komedyen tarafından kendi sosyal medya hesabından paylaşıldığını belirtti. İddianamede, hicret hadisesindeki mağara olayı ile Hz. İbrahim ve Hz. Musa’ya ilişkin anlatımların, mizah adı altında aşağılama içerdiği iddia edildi. 6 aydan 1 yıla kadar hapis talep edildi İddianamede, Kırma’nın “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçundan 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması istendi. Dosya asliye ceza mahkemesinde değerlendirilecek Hazırlanan iddianame, değerlendirilmek üzere Anadolu Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Yargılama sürecinde nihai kararın mahkeme tarafından verileceği, masumiyet karinesinin esas olduğu hatırlatıldı. Bu haber, Türkiye toplumunda ifade özgürlüğü ile inançlara saygı arasındaki sınırların yargı eliyle nasıl değerlendirileceğine dair tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.

56 gün sustu, YouTube’a döndü Haber

56 gün sustu, YouTube’a döndü

AKP’li Cumhurbaşkanı’nı tehdit ettiği iddiasıyla yargılanan gazeteci Fatih Altaylı’ya 4 yıl 2 ay hapis cezası verildi. Kararın ardından YouTube yayınlarına ara veren Altaylı, 56 gün sonra yeniden kamera karşısına geçti. Yayınında hem kararın gerekçesine hem de dava salonunda elindeki evrakları yere fırlatmasına ilişkin tartışmalara açıklık getirdi. Mahkemede yere atılan kâğıtların gerekçesini ilk kez bu kadar net anlattı Altaylı, savunma metni ve içtihatların yere atılmasını “öfke patlaması” olarak değil, “hukuka tepki” olarak nitelendirdi. “Adaleti yere ben fırlatmadım; adalet yere düşürüldüğü için ben de savunmamı yere fırlattım” diyerek, verilen cezanın kendisine göre “ağır bir hukuksuzluk” olduğunu ifade etti ve kararı doğru bulan kimse görmediğini söyledi. “Yargıya kırgınım, siyasete değilim” dedi Sözlerinin odağını yargıya yönelten Altaylı, siyasete ne kızgın ne de kırgın olduğunu, esas hayal kırıklığının yargı kararında olduğunu dile getirdi. “Bunu vicdanen doğru bularak imzaladılarsa hakkım helal olsun; vicdanlarına sığmayan bir imzayla attılarsa umarım bir gün sevdiklerine hasret kalmanın ne olduğunu anlarlar” sözleriyle sert bir kişisel mesaj verdi. “Karar önceden verilmişti, indirim de Yargıtay yolunu kapatmak içindi” iddiası Altaylı, hükmün daha duruşma bitmeden şekillendiğini savunarak “en ağır cezanın verildiğini” söyledi. Altıda birlik indirimin iyi niyetten değil, dosyanın Yargıtay’a gitmesini engelleme amacı taşıdığını öne sürdü. Kararın henüz yazılmadığını belirten Altaylı, cezaevinde ne kadar kalacağını bilmediğini de ekledi. “Kaçacakmışım… Hem ayıp hem komik” diyerek tutukluluk gerekçesine itiraz etti Tutukluluğun “kaçma şüphesi” gerekçesiyle sürdürülmesine özellikle tepki gösteren Altaylı, “Beni bu ülkeden sürgüne yollasalar bir yolunu bulur geri dönerim. Ne kaçması?” sözleriyle bu değerlendirmeyi incitici bulduğunu ifade etti. Sağlık durumunu ayrıntılarıyla anlattı Yayınında sağlık geçmişine de yer veren Altaylı, kalbinde dört stent bulunduğunu ve aort genişlemesi nedeniyle düzenli kontrole girdiğini aktardı. Beyin zarında iyi huylu bir tümörün takip edildiğini, Silivri’de MR ve kardiyak tetkiklerin yapıldığını ve şimdilik aort genişlemesinin ilerlemediğini söyledi. Cezaevi sağlık ekibi ve Silivri Devlet Hastanesi hekimlerine teşekkür etti. Cezaevinde yaşadığı talihsiz kazayı da paylaştı Açık havada tek başına top oynarken düştüğünü, bileğini burktuğunu, elini çatlattığını ve başını kale direğine çarptığını anlatan Altaylı, elinin alçıya alındığını ancak günlük ihtiyaçlarını karşılamayı zorlaştırdığı için birkaç gün sonra alçıyı çıkarttırdığını ve durumunun iyiye gittiğini belirtti. Sözlerinde son vurgu Altaylı, “Umut az ama mücadele sürecek” diyerek üst mahkemelere başvuracağını duyurdu; izleyicilerine de “adaleti savunma” çağrısını yineledi.

Yedi yıllık mesajlar ortaya saçıldı: Set arkasında neler yaşandı? Haber

Yedi yıllık mesajlar ortaya saçıldı: Set arkasında neler yaşandı?

Eski set arkadaşları arasındaki gerilim kamuoyuna taşındı. Bir döneme damga vuran Bez Bebek dizisinin oyuncularından Asena Keskinci, sosyal medyada yayımladığı video ile rol arkadaşı Evrim Akın hakkında ağır iddialar ortaya attı. Keskinci, “mobbing” yaşadığını savunarak, Akın’ın yıllardır babasıyla aynı evde yaşadığı öne sürüsünü de gündeme getirdi ve yaşadıklarını “ifşa” başlığıyla kamuoyuna açtı. “Diziden attırırsam ne olur?” sözü tartışmanın fitilini ateşledi. Keskinci, sette herkesin Akın’dan çekindiğini ileri sürerken, kendisine yönelik “Bir de ben seni bu diziden attırırsam ne olur?” şeklinde ifadeler kullanıldığını iddia etti. Ayrıca yapım ekibinin, rol arkadaşı hakkında “ağır ilaçlar kullandığı” yönünde telkinlerle, kendisinden “alttan almasını” istediğini öne sürdü ve bu süreçte oyuncu değişikliğine gidildiğini iddialarına ekledi. Evrim Akın sessizliğini bozdu, kameralar önünde ağladı. Gündem olan açıklamaların ardından Akın ilk kez doğrudan konuştu. “İyilikten başka ne yaptım?” diyerek gözyaşlarına hâkim olamayan oyuncu, kendisine yönelik bir “algı operasyonu” yürütüldüğünü savundu. Duygusal anların yaşandığı açıklamada Akın, iddiaların kendisini yıprattığını ve yıllardır sürdürdüğü ilişkilerin “iyilik üzerinden okunması gerektiğini” söyledi. Mesajlar ortaya saçıldı, delil tartışması yeni bir boyut kazandı. Akın, savunmasını yalnızca sözle sınırlı bırakmadı; Asena Keskinci ile “7 yıl önce”ye tarihlenen mesajlaşmaları sosyal medya hesabında paylaştı. Bununla da yetinmeyen oyuncu, Keskinci’nin annesiyle yaptığı yazışmaları da yayımlayarak, iddialara “belgeyle” karşılık vermeyi tercih etti. Avukattan karşı hamle geldi, “travma” vurgusu yapıldı. Keskinci’nin avukatı Feyza Altun, yazılı bir açıklama yaparak müvekkilinin çocukluk ve gençlik döneminde yaşadıklarının “duygusal ve fiziksel şiddet” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Açıklamada, travmaların görünür olmasının yıllar alabileceği, tek bir tetikleyici olayın dahi tüm yükü ortaya çıkarabileceği vurgulandı ve “Hukuk önünde gerçeklerin açığa çıkması” kararlılığı ifade edildi. Destek ve karşıt açıklamalar cepheleşmeyi büyüttü. Keskinci’nin paylaşımlarının ardından dizi ekibinden bazı isimlerin destek mesajları vermesi, bazı isimlerin ise Akın’ın yanında durması krizi ikiye böldü. Sosyal medya, izleyici yorumlarıyla adeta bir açık mahkeme salonuna döndü; “ifşa” ile “savunma” arasında gidip gelen mesajlar gündemi belirledi. Gözler hukuki sürece çevrildi, son söz mahkemenin olacak. Taraflardan gelen karşılıklı açıklamalar, tartışmayı magazin sınırlarının dışına taşıdı. Şimdi merak edilen, iddiaların yargı önüne taşınıp taşınmayacağı ve paylaşılan mesajların hukuki karşılığının ne olacağı. Kamuoyu, “gözyaşı mı, belge mi?” sorusunun yanıtını adli süreçte arayacak.

Ankara’da sular ısındı: Yavaş’tan Gökçekler hakkında suç duyurusu Haber

Ankara’da sular ısındı: Yavaş’tan Gökçekler hakkında suç duyurusu

İddia kulislerle geldi Ankara kamuoyunu sarsan gelişme, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, eski başkan Melih Gökçek ve AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek hakkında suç duyurusunda bulunmasıyla yeni bir aşamaya girdi. Yavaş’ın hamlesi, “soruşturma izni” kararının ardından gündeme gelen kulis iddialarına yanıt olarak geldi. Soruşturma izninin gölgesinde “etki iddiası” patladı Kulis bilgilerine göre, Melih Gökçek ve Osman Gökçek’in, Yavaş hakkında soruşturma izni veren müfettişler ve Teftiş Kurulu ile temas kurduğu; bu görüşmelerde Yavaş aleyhine girişimlerde bulunulduğu öne sürüldü. Söz konusu iddialar, başkentte siyasi tansiyonu yükseltti. Yavaş, iddiaları yargıya taşıdı Gelişmeler üzerine Yavaş, iddialara konu isimler hakkında suç duyurusunda bulunarak meselenin adli mercilerce soruşturulmasını istedi. Belediye cephesinde, “yargının etkilenmesi” iddiasının ciddiyetle ele alınması gerektiği vurgulandı. Dosyanın kökü konser harcamalarına uzanıyor Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, belediyenin konser organizasyonlarına ilişkin yürüttüğü dosyada, iddianame aşamasının ardından Yavaş ile Özel Kalem Müdürü Nevzat Uzunoğlu hakkında “görevi kötüye kullanma” ve “denetim görevini ihmal” suçlamaları kapsamında İçişleri Bakanlığı’ndan soruşturma izni talep etmişti. Bakanlık bu talebe onay vermişti. İtiraz mekanizması işletildi Yavaş, verilen soruşturma izni kararına itiraz ederek dilekçesini İçişleri Bakanlığı’na sundu. İtiraz süreci devam ederken, Gökçekler hakkındaki iddia ve suç duyurusu, dosyayı yalnızca bir mali soruşturma olmaktan çıkarıp geniş bir siyasi tartışmaya dönüştürdü. Başkent, yargı–siyaset geriliminin seyrine kilitlendi Gözler şimdi hem soruşturma izni kararına yapılacak itirazın sonucuna hem de Yavaş’ın suç duyurusuyla açılan yeni hattın nasıl ilerleyeceğine çevrildi. Sürecin, Ankara siyasetinde dengeleri nasıl etkileyeceği merak konusu.

Siyasette yargı fırtınası: Demirtaş hakkında 7 yıla kadar hapis istemi Haber

Siyasette yargı fırtınası: Demirtaş hakkında 7 yıla kadar hapis istemi

Mersin’de açılan dosyada talep edilen ceza siyasetin gündemine oturdu Mersin 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında savcılık, zincirleme şekilde “Cumhurbaşkanına hakaret” gerekçesiyle 1 yıl 3 aydan 7 yıla kadar hapis cezası istedi. Dava, Demirtaş’ın Mersin ve Diyarbakır’daki konuşmalarına dayandırıldı ve iki dosyanın birleştirilmesine karar verildi. Savcılık, zincirleme suç değerlendirmesiyle üst sınırı işaret etti Esasa ilişkin mütalaada, isnat edilen fiillerin zincirleme suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiği savunuldu. Savcılık makamı, bu gerekçeyle Demirtaş hakkında üst sınırı zorlayan bir talepte bulundu. Ankara ve Mardin’deki ifadeleri kapsayan dosyaların birleştirilmesi talebi ise mahkeme tarafından reddedildi. Müşteki taraf daha ağır yaptırım istedi, savunma süre talep etti Duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile bağlanan müşteki avukatı, zincirleme suç yerine her bir eylem için ayrı ayrı cezalandırma talep etti. Demirtaş’ın avukatı ise mütalaaya karşı savunma hazırlamak üzere süre istedi; mahkeme bu talebi kabul etti. Mahkeme, tutukluluğun sürmesine karar verdi Halen Edirne F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan Demirtaş duruşmaya katılmadı. Hakim, mevcut halin devamına hükmetti; sanığın bir sonraki celsede hazır bulunmaması halinde “susma hakkını kullandığının kabul edileceği” ihtarında bulunuldu. Dava 6 Ocak’a ertelendi. Dosya, ifade özgürlüğü ve siyaset-yargı ilişkisini yeniden tartışmaya açtı Karar sürecinin, yalnızca bireysel bir yargılama değil; siyaset, ifade özgürlüğü ve yargının sınırlarının toplum nezdinde yeniden tartışılacağı bir eşik oluşturduğu yorumları yapılıyor. Gözler şimdi bir sonraki duruşmaya ve mahkemenin vereceği kritik karara çevrildi.

Hacıosmanoğlu’ndan flaş açıklama: Türk futbolunda deprem var, bazı kulüpler ağır bedel ödeyecek! Haber

Hacıosmanoğlu’ndan flaş açıklama: Türk futbolunda deprem var, bazı kulüpler ağır bedel ödeyecek!

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Riva’daki TFF Hasan Doğan Millî Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde düzenlediği basın toplantısında Türk futbolunda süren bahis ve şike incelemelerine dair çok sert mesajlar verdi. Hacıosmanoğlu, verilerin devlet kurumlarından geldiğini belirterek “Futbolda bir deprem yaşanıyor, bazı kulüpler yara alacak ama temiz Türk futbolu için bu süreçten kaçamayız” ifadelerini kullandı. Hacıosmanoğlu: Futbolu kirleten herkesle mücadele edeceğiz, kim suçsuzsa bunu kanıtlar TFF Başkanı, sürecin siyasi veya kurumsal bir hesaplaşma olmadığını vurgulayarak tüm kritik dosyaların hukuki zeminde yürütüldüğünü söyledi. Hacıosmanoğlu, “Kim suçsuzsa elbette suçsuzluğunu ispat eder. PFDK, Tahkim, ardından gerekirse yargı… Kimseyi hedef almıyoruz ama kimseyi de ayrıcalıklı görmeyiz” dedi. Türkiye toplumunun temiz futbol talebinin artığını hatırlatan Hacıosmanoğlu, taraftarların artık "tiyatro izlemek istemediğini" söyledi. Başkan: Veriler devletten geliyor, dışarıya tek bir bilgi sızmadı Sürece dair manipülasyon iddialarına yanıt veren Hacıosmanoğlu, tüm bilgilerin Spor Bakanlığı ile koordineli şekilde yürüdüğünü belirtti. “Bu süreç başlamadan önce dört kişilik özel bir birim oluşturduk. 25 gün boyunca tek bir veri dışarı sızmadı. Bilgiler bakanlık üzerinden geliyor, biz çözümlüyoruz. Manipülasyon yok, olamaz” diyerek tartışmalara noktayı koydu. ‘Bazı kulüpler ve futbolcular ciddi zarar görecek ama bu bedeli ödemek şart’ Hacıosmanoğlu, soruşturmaların futbolun tamamını etkileyeceğini ve kulüplerin zor bir döneme girebileceğini kabul etti. “Bir kulübümüz hafta sonu üç kalecisini kaybetti, genç çocuk kaleye geçti. Belki o kurtarışlar başka türlü olmayacaktı. Ama bu süreç böyle. Temiz futbol istiyorsak tüm aile bu yükü taşıyacak” dedi. Kulüplere ek mali destek için Bakanlık ile görüşmelerin sürdüğünü de açıkladı. ‘Kurumlar ve başkanlar kendi temizliklerini kendileri yapmalı’ Hacıosmanoğlu, kulüp yönetimlerine de çağrıda bulunarak, “Biz federasyon olarak kendi sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz. Ama kulüpler de kendi iç temizliklerini yapmalı. Federasyonun görevi sınırlı; ceza yargılaması ise savcılıkta devam ediyor. Kimse yarın çıkan sonuçlara üzülmesin” ifadelerini kullandı. İstanbul Başsavcılığı’nın soruşturmayı derinleştirdiğini belirten Hacıosmanoğlu, sürecin sadece federasyonla sınırlı olmadığını vurguladı. ‘Futbolun tüm unsurları inceleniyor: Teknik direktörler, menajerler, sağlık ekipleri, hakemler’ Başkan, inceleme kapsamının çok geniş olduğunun altını çizdi. Bu hafta teknik direktörler, menajerler, sağlık ekipleri, malzemeciler, temsilciler ve gözlemciler dahil herkesin verilerinin TFF’ye ulaşacağını açıkladı. “Peygamber Efendimiz’in sözüdür, kızım Fatıma da olsa gereği yapılır. Bu işte kimsenin tırnak kadar imtiyazı yok” dedi. ‘Temizlenmeyeceksek hep beraber bu pisliğin içinde boğuluruz’ İllegal bahis şirketleri, üçüncü derece yakınlar üzerinden oynanan kuponlar ve HTS kayıtlarının da incelendiğini belirten Hacıosmanoğlu, “Asıl pisliğin kökü illegal bahis tarafında. MASAK, Interpol, UEFA ve savcılık birlikte çalışıyor. Veriler akın akın geliyor. Hesap verecek çok kişi olacak” diyerek sürecin sertleşeceğinin sinyalini verdi.

AB'nin Türkiye raporuna Ankara'dan Yanıt: Önyargılı, mesnetsiz, reddediyoruz! Haber

AB'nin Türkiye raporuna Ankara'dan Yanıt: Önyargılı, mesnetsiz, reddediyoruz!

Ankara: AB, olumlu gündem arayışını baltalıyor Avrupa Birliği Komisyonu’nun 4 Kasım’da yayımladığı yıllık Türkiye raporu, Ankara’nın sert tepkisini çekti. Dışişleri Bakanlığı, raporda yer alan yargı, temel haklar ve iç siyasi işleyişe dair değerlendirmeleri “taraflı, önyargılı ve mesnetsiz” olarak nitelendirdi. Bakanlık, kullanılan dili de Türkiye-AB ilişkilerini geliştirme çabalarıyla bağdaşmayan “olumsuz ve işbirliğine zarar veren” bir tutum olarak tanımladı. AB: Türkiye’de demokratik gerileme sürüyor, yargı bağımsız değil AB Komisyonu raporu, Türkiye’de insan hakları ve demokrasi standartlarının “önceki yıllara göre daha da kötüleştiğini” belirtiyor. Belgede, güçler ayrılığının zayıfladığı, yürütmenin yargı üzerindeki etkisinin arttığı, muhalefet temsilcilerinin tutuklanmasının “Türkiye’nin demokratik geleneğine dair ciddi soru işaretleri yarattığı” vurgulanıyor. Raporda ayrıca, büyükşehir belediyelerinde muhalefet temsilcilerine açılan davalar ile iktidar yanlısı isimlere yönelik soruşturma eksikliği arasında “seçici uygulama” bulunduğu ifade ediliyor. AİHM kararları, Demirtaş ve Kavala vurgusu raporda öne çıktı AB, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarının uygulanmamasını temel sorunlardan biri olarak gösterdi. Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala kararlarının yerine getirilmemesi özellikle eleştirildi. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Türkiye hakkında “yoğun denetim” altında tuttuğu 205 dosya bulunduğuna dikkat çekildi. Dışişleri: “AB raporu, stratejik ortaklık perspektifine aykırı” Ankara, raporun hem içerik hem ton olarak kabul edilemez olduğunu belirterek Türkiye’nin AB üyelik hedefinin sürdüğünü, ancak “tek taraflı değerlendirmelerin sürece katkı sunamayacağını” vurguladı. Açıklamada, Türkiye ile AB arasında “olumlu gündem inşa etme iradesi varken böylesi metinlerin süreci geriye götürdüğü” ifadesi yer aldı. AB, Kürt yurttaşlara ilişkin çözüm süreci vurgusu yaptı Raporda, Türkiye’nin güvenlik gerekçeli uygulamalarında hukukun üstünlüğü ve temel haklara riayet etmesi gerektiği belirtildi. AB, geçmişte başlatılan çözüm sürecinin “barışçıl ve sürdürülebilir çözüm potansiyeli taşıdığı” değerlendirmesini yineledi. Ekonomi politikaları: “Para sıkılaştırması olumlu, sürdürülmeli” Raporda Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmeler daha ılımlı bir dille yer aldı. Sıkı para politikasının enflasyonu düşürmede etkili olduğu, dış pozisyonun güçlendiği ve Türkiye’nin hâlâ işleyen bir piyasa ekonomisi niteliği taşıdığı belirtildi. AB, ekonomik programın “kararlılıkla devam etmesi gerektiğini” vurguladı. Vize serbestisi ve siyasi uyumda ilerleme yok Schengen vizesinde kolaylaştırıcı adımların devreye alındığını belirten AB, vize muafiyeti için gerekli 6 kriterde hâlâ ilerleme olmadığını kaydetti. Türkiye’nin dış politikada AB tutumuyla uyum oranı ise bir önceki yıl %6 iken bu sene %4’e düştü. Tam üyelik süreci 20 yıldır fiilen donmuş durumda Türkiye’nin 1987’de yaptığı tam üyelik başvurusundan bu yana süreç defalarca durdu. 2005’te başlayan müzakerelerde açılan 35 fasıldan yalnızca 16’sı açılabildi, sadece biri geçici olarak kapatıldı. 2016’dan bu yana hiçbir fasıl ilerlemedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.