SON DAKİKA

#Yargı

HABER DEĞER - Yargı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Savunmada yeni dönem mi başlıyor: Avukatlık Kanunu masada Haber

Savunmada yeni dönem mi başlıyor: Avukatlık Kanunu masada

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara 2 No’lu Barosu’nun ATO Congresium’da düzenlediği iftar programında yaptığı konuşmada Avukatlık Kanunu’nun güncelleneceğini açıkladı. Gürlek, savunmanın güçlendirilmesini hedefleyen yeni düzenlemeler için çalışmalara başlandığını belirtirken, açıklama yargı reformu tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Savunmanın güçlendirilmesi hedefleniyor Bakan Gürlek konuşmasında savcı, hakim ve avukatın yargının üç temel unsuru olduğunu vurgulayarak bu unsurlardan birinin zayıf kalmasının adaletin eksik işlemesine yol açacağını ifade etti. Avukatlık Kanunu’nun avukatı yargının kurucu unsuru olarak tanımladığını hatırlatan Gürlek, savunmanın güçlendirilmesinin doğrudan adaletin güçlenmesi anlamına geldiğini söyledi. Gürlek son yıllarda mesleği desteklemek amacıyla atılan adımlara değinerek Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı, e-duruşma sistemi, UYAP entegrasyonu ve bazı hizmetlerde KDV indirimi gibi düzenlemelerin hayata geçirildiğini belirtti. Mesleğe yeni başlayan avukatlara baro keseneği muafiyeti ve finansman desteği sağlandığını, adli yardım gelirlerinin artırıldığını da vurguladı. Avukatlık Kanunu kapsamlı biçimde ele alınacak Bakan Gürlek, Avukatlık Kanunu’nun yalnızca sınırlı değişikliklerle değil bütüncül bir yaklaşımla ele alınacağını ifade ederek yeni düzenlemenin avukatların belge temin yetkilerini genişleteceğini, stajyer avukatlara yönelik destek mekanizmalarını güçlendireceğini söyledi. Gürlek, amaçlarının avukatların mesleklerini güven içinde, saygın ve etkin biçimde icra edebileceği bir ortam oluşturmak olduğunu dile getirdi. Savunmanın güçlenmesinin yargının kurumsal kapasitesini artıracağını belirten Gürlek, yargının güçlenmesinin de toplumda adalet duygusunu pekiştireceğini ifade etti. Konuşmasında adaletin savcının iddiası, hakimin kararı ve avukatın savunmasıyla bir bütün olarak hayat bulduğunu söyledi. Yeni anayasa tartışması yeniden gündemde Programda konuşan Gökhan Ağdemir, Ankara 2 No’lu Barosu Başkanı olarak yaptığı değerlendirmede avukatlık mesleğinin hak arama mücadelesinin temel unsuru olduğunu vurguladı. Ağdemir, mevcut anayasal sistemin farklı dönemlerde yapılan değişikliklerle revize edildiğini ancak bütüncül bir toplumsal sözleşmeye dönüşemediğini belirterek yeni anayasa ihtiyacının siyasi bir tercih değil toplumsal bir gereklilik olduğunu dile getirdi. Yargı sisteminde dosyaların makul sürede sonuçlandırılamamasının hem yurttaşlar hem avukatlar açısından önemli sorunlar yarattığını ifade eden Ağdemir, planlanan “Alo Adalet” uygulamasının gecikmelerin denetlenmesi açısından önemli olabileceğini söyledi. İftar programına siyaset temsilcileri, baro yöneticileri, avukatlar ve davetliler katılırken, konuşmaların ardından Bakan Gürlek’e hediye takdim edildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

AYM’de dengeler değişiyor: Yeni atamayla Cumhurbaşkanı kontenjanı güçlenecek Haber

AYM’de dengeler değişiyor: Yeni atamayla Cumhurbaşkanı kontenjanı güçlenecek

Anayasa Mahkemesi’nde görev süresi 17 Mart’ta dolacak AYM Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan’ın yerine seçilecek üye için süreç başladı. Yargıtay Büyük Genel Kurulu tarafından belirlenen üç aday Cumhurbaşkanlığına gönderilecek ve atamayı Recep Tayyip Erdoğan yapacak. Bu atama gerçekleştiğinde 15 üyeli mahkemede Cumhurbaşkanı tarafından atanan üye sayısı 11’e çıkacak. Üç aday Cumhurbaşkanlığına sunuldu Seçimde 11 aday yarıştı. Yargıtay 3. Ceza Dairesi Üyesi Mustafa Karayıldız 58 oyla ilk sırada yer aldı. Aynı daireden Oğuz Dik 45 oy alırken, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Üyesi Şaban Kazdal 44 oyla aday listesine giren isimler oldu. Bu üç aday arasından yapılacak tercih, AYM’nin yeni üyesini belirleyecek. Yargı tartışmalarındaki rol dikkat çekiyor Yargı kulislerinde en yüksek oyu alan Mustafa Karayıldız’ın atanabileceği konuşuluyor. Karayıldız, AYM’nin Can Atalay hakkında verdiği hak ihlali kararlarının uygulanmaması sürecinde eleştirel tutum alan Yargıtay 3. Ceza Dairesi üyeleri arasında yer almıştı. Bu nedenle olası atamanın yargı içi tartışmalar açısından da önem taşıdığı değerlendiriliyor. Gül döneminden kalan tek isim AYM’de TBMM tarafından seçilmiş üç üye bulunurken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül döneminde atanıp görevini sürdüren tek üye Engin Yıldırım olarak öne çıkıyor. Yıldırım, 2010 anayasa değişikliği öncesinde seçildiği için 12 yıllık süre sınırlamasına tabi olmayan tek üye konumunda. Başkanlık süreci de yaklaşırken kritik takvim Yeni üyenin belirlenmesinin ardından Gökcan’dan boşalacak başkanvekilliği için seçim yapılacak. Aralık 2026’da ise AYM Başkanı Kadir Özkaya’nın görev süresi dolacak. Danıştay kontenjanından belirlenecek adaylar arasından yapılacak yeni atama, mahkeme başkanlığı seçim sürecini de başlatacak. AYM üyeleri nasıl belirleniyor 15 üyeden oluşan Anayasa Mahkemesi’nde üç üye TBMM tarafından seçilirken 12 üye Cumhurbaşkanı tarafından belirleniyor. TBMM; Sayıştay ve baroların gösterdiği adaylar arasından seçim yaparken, Cumhurbaşkanı Yargıtay, Danıştay, YÖK kontenjanları ile üst kademe yöneticiler ve hukukçular arasından atama gerçekleştiriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Şafak operasyonunda ünlü isimler gündemde Haber

Şafak operasyonunda ünlü isimler gündemde

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen bir soruşturma kapsamında, sabahın erken saatlerinde birçok adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı Narkotik Suçlarla Mücadele ekiplerince gerçekleştirilen operasyonda, uyuşturucu madde kullanımı ve teminine ilişkin iddialar çerçevesinde çok sayıda kişi gözaltına alındı. Operasyon sabahın ilk ışıklarıyla başladı Edinilen bilgilere göre, soruşturma uzun süredir devam eden teknik ve fiziki takiplerin ardından bu aşamaya geldi. Ekipler, belirlenen adreslere “şafak operasyonu” kapsamında baskınlar düzenledi. Aramalarda dijital materyallere ve soruşturma dosyasına delil olabileceği değerlendirilen bazı bulgulara el konuldu. Gözaltına alınan isimler kamuoyunun odağında Operasyon kapsamında gözaltına alınanlar arasında komedyen Hasan Can Kaya ile sosyal medyada Reynmen ismiyle tanınan müzisyen ve içerik üreticisi Reynmen (Yusuf Aktaş) da bulunuyor. Söz konusu gözaltı işlemlerinin, soruşturma kapsamında “şüpheli” sıfatıyla yapıldığı ve henüz yargısal bir karar anlamına gelmediği vurgulanıyor. Soruşturma savcılık koordinesinde sürüyor Yetkililerden yapılan açıklamalarda, soruşturmanın gizliliği nedeniyle ayrıntılı bilgi paylaşılmadığı, gözaltına alınan kişilerin işlemlerinin jandarmadaki ifade sürecinin ardından savcılığa sevk edileceği belirtildi. İddialara ilişkin nihai değerlendirmenin yargı makamlarınca yapılacağı ifade edildi. Masumiyet karinesi hatırlatıldı Hukukçular, Türkiye toplumunda kamuoyunun yakından tanıdığı isimlerle ilgili haberlerde masumiyet karinesine dikkat edilmesi gerektiğini vurgularken, gözaltı işleminin tek başına suçluluk anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni gelişmelerin yaşanması bekleniyor.

Şok iddia: En büyük tehlike Özgür Özel yönetimindeki CHP Haber

Şok iddia: En büyük tehlike Özgür Özel yönetimindeki CHP

Batı Asya Araştırmaları Enstitüsü (BAAE) Başkanı ve Büyük Birlik Partisi eski Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Yardımcıoğlu, Yeni Akit gazetesinde Muhammet Kutlu’ya verdiği röportajda, ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi ve parti yönetimi hakkında dikkat çekici iddialarda bulundu. Yardımcıoğlu, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası CHP içinde örgütlendiğini savunarak, partinin mevcut yönetiminin Türkiye için ciddi bir güvenlik riski oluşturduğunu ileri sürdü. “15 Temmuz’dan sonra CHP içinde örgütlendiler” iddiası Röportajda konuşan Prof. Dr. Yardımcıoğlu, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından FETÖ yapılanmasının yön değiştirdiğini öne sürdü. Bu süreçte örgüt üyelerinin CHP çatısı altında toparlandığını iddia eden Yardımcıoğlu, ana muhalefet partisinin bu yapılanma tarafından ele geçirildiğini savundu. Yardımcıoğlu’na göre, söz konusu yapılanma CHP üzerinden yeniden devlet ve hükümet üzerinde etkili olmaya çalışıyor. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu hedefte Yardımcıoğlu, iddialarını daha da ileri taşıyarak, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı **Ekrem İmamoğlu**nu doğrudan hedef aldı. FETÖ’nün bu iki isim üzerinden siyasi bir yapılanma kurduğunu iddia eden Yardımcıoğlu, Özgür Özel’in parti içindeki konumunun “örgütsel bir planın parçası” olduğunu öne sürdü. “Kılıçdaroğlu hançerlenerek saf dışı bırakıldı” savı CHP’nin önceki Genel Başkanı **Kemal Kılıçdaroğlu**na ilişkin de iddialarda bulunan Yardımcıoğlu, kurultay sürecinde şaibe yaşandığını savundu. Kılıçdaroğlu’nun “arkasından hançerlenerek” parti yönetiminden uzaklaştırıldığını öne süren Yardımcıoğlu, kongrede rüşvet dağıtıldığı ve bu süreçte CHP’nin FETÖ bağlantılı yapılara teslim edildiğini iddia etti. “Kayyum atansın, kongre iptal edilsin” çağrısı Yardımcıoğlu, CHP’ye yönelik eleştirilerini kurumsal düzeye taşıyarak radikal bir müdahale çağrısında bulundu. Parti kongresinin “mutlak butlan” kararıyla iptal edilmesi gerektiğini savunan Yardımcıoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye kayyum olarak atanmasını önerdi. Bu adımın, partinin mevcut yönetimden kurtarılması için zorunlu olduğunu ileri sürdü. “CHP dış güçlerin aparatı haline geldi” iddiası Röportajın ilerleyen bölümünde CHP yönetiminin dış bağlantılarla hareket ettiğini öne süren Yardımcıoğlu, Özgür Özel’in Avrupa’daki temaslarını da bu çerçevede değerlendirdi. Özel’in Avrupa’daki sosyal demokrat çevrelerle kurduğu ilişkilerin arkasında FETÖ etkisi olduğunu iddia eden Yardımcıoğlu, CHP’nin “küreselci yapılar tarafından yönlendirilen bir aparat” haline getirildiğini savundu. “Silivri” çıkışıyla gerilim tırmandı Yardımcıoğlu’nun en sert açıklamaları ise röportajın son bölümünde geldi. CHP’yi “devlet ve millet için en büyük beka meselesi” olarak tanımlayan Yardımcıoğlu, Özgür Özel ve parti yönetimine yönelik tutuklama çağrısında bulundu. Dokunulmazlıkların kaldırılması gerektiğini savunan Yardımcıoğlu, CHP yönetiminin yargı önüne çıkarılmasını talep etti. Siyasi tartışmalar yeniden alevlenebilir Prof. Dr. Mahmut Yardımcıoğlu’nun bu açıklamaları, ana muhalefet partisi CHP ve özellikle Özgür Özel liderliğindeki yönetimi doğrudan hedef alması nedeniyle kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya aday. İddiaların siyasi arenada yeni tartışmaları beraberinde getirmesi bekleniyor.

Zeren’in KYK yurdundaki ölümünde kamu görevlileri 2 yıl sonra hâkim karşısında Haber

Zeren’in KYK yurdundaki ölümünde kamu görevlileri 2 yıl sonra hâkim karşısında

Aydın’da 25 Ekim 2023’te meydana gelen ve üniversite öğrencisi Zeren Ertaş’ın hayatını kaybettiği asansör faciasına ilişkin adli süreçte yeni bir aşamaya geçildi. Özel firma çalışanlarının yargılandığı dosyanın ardından, asansörün denetim ve idari sorumluluğundan sorumlu kamu görevlileri hakkında açılan dava, aradan geçen iki yılın sonunda görülebildi. Kamu denetimi yargı önünde Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada; dönemin Gençlik ve Spor İl Müdürü C.F., Yurt Müdürü E.Ç. ile M.B., A.K. ve M.Y. isimli kamu görevlileri “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçlamasıyla yargılanıyor. Savcılık, sanıklar için 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası talep ediyor. Ancak duruşmaya hiçbir sanığın katılmaması dikkat çekti. Bilirkişi raporu yok, duruşma ertelendi Mahkeme heyeti, olayda idari sorumluluğun kapsamını belirleyecek kritik bilirkişi raporunun henüz dosyaya girmediğini bildirdi. Bu gerekçeyle dava, 12 Şubat 2026 tarihine ertelendi. Böylece, olayın üzerinden neredeyse 2,5 yıl geçmiş olacak. Facianın arka planı Adnan Menderes Üniversitesi son sınıf öğrencisi Zeren Ertaş, Güzelhisar KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda 16 kişilik asansörde yaşanan arıza sırasında kabinin ani şekilde kayması üzerine çıkmak isterken, duvar ile kabin arasına sıkışarak yaşamını yitirmişti. Özel firma davasında ‘iyi hâl’ indirimi Dosyanın ilk aşamasında, asansörün bakımını yapan özel firmanın yetkilileri yargılanmış; firma sahibi Mustafa Büyükyapıcı’ya verilen 6 yıl 8 ay hapis cezası “geleceği üzerindeki etkileri” gerekçesiyle 5 yıl 6 ay 20 güne indirilmişti. Aynı dosyada yargılanan mühendisler de aldıkları cezelerin ardından tahliye edilmişti. Aile bu kararları istinafa taşımıştı. Ailenin adalet çağrısı Duruşma salonunda müşteki olarak bulunan anne Serpil Ertaş ve baba Akın Ertaş, ertelemelerin yarattığı yıpranmaya dikkat çekti. Baba Ertaş, “Artık sonuç almak istiyoruz; devletin bize sahip çıkmasını bekliyoruz” derken, anne Ertaş “Her duruşmada yeni bir erteleme yaşıyoruz, çok yoruldum” sözleriyle tepki gösterdi. Zeren Ertaş’ın ölümünde kamu denetiminin payını ortaya koyması beklenen dava, teknik raporların tamamlanmasıyla 2026 kışında yeniden görülecek. Ailenin talebi ise değişmedi: “Suçluların en ağır şekilde cezalandırılması.”

Komedyen Yavuz Kırma’ya hapis istemi: İddianame mahkemeye gönderildi Haber

Komedyen Yavuz Kırma’ya hapis istemi: İddianame mahkemeye gönderildi

Bir stand-up gösterisinde sarf ettiği sözler nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan komedyen Yavuz Kırma için iddianame hazırlandı. Soruşturmanın hangi savcılıklar arasında yürütüldüğü, iddianamenin hangi gerekçelere dayandığı ve istenen cezanın kapsamı yargı dosyasına yansıdı. Soruşturma ihbarla başladı, dosya yetki nedeniyle devredildi Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan ihbar üzerine başlatılan soruşturmanın, yetkisizlik kararıyla Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiği belirtildi. Savcılık, yapılan inceleme sonrası iddianame düzenledi. Stand-up gösterisindeki sözler iddianameye girdi Hazırlanan iddianamede, Kırma’nın bir gösterisinde dini olaylar ve peygamberlere ilişkin ifadeler kullandığı kaydedildi. Özellikle Çağrı filmine atıfla yapılan konuşmada, İslamiyet’in doğuşuna ilişkin kimi anlatımların “alaycı ve tahkir edici” nitelikte olduğu öne sürüldü. Sosyal medya paylaşımı delil olarak yer aldı Savcılık, söz konusu konuşmanın yer aldığı videonun komedyen tarafından kendi sosyal medya hesabından paylaşıldığını belirtti. İddianamede, hicret hadisesindeki mağara olayı ile Hz. İbrahim ve Hz. Musa’ya ilişkin anlatımların, mizah adı altında aşağılama içerdiği iddia edildi. 6 aydan 1 yıla kadar hapis talep edildi İddianamede, Kırma’nın “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçundan 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması istendi. Dosya asliye ceza mahkemesinde değerlendirilecek Hazırlanan iddianame, değerlendirilmek üzere Anadolu Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Yargılama sürecinde nihai kararın mahkeme tarafından verileceği, masumiyet karinesinin esas olduğu hatırlatıldı. Bu haber, Türkiye toplumunda ifade özgürlüğü ile inançlara saygı arasındaki sınırların yargı eliyle nasıl değerlendirileceğine dair tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.

56 gün sustu, YouTube’a döndü Haber

56 gün sustu, YouTube’a döndü

AKP’li Cumhurbaşkanı’nı tehdit ettiği iddiasıyla yargılanan gazeteci Fatih Altaylı’ya 4 yıl 2 ay hapis cezası verildi. Kararın ardından YouTube yayınlarına ara veren Altaylı, 56 gün sonra yeniden kamera karşısına geçti. Yayınında hem kararın gerekçesine hem de dava salonunda elindeki evrakları yere fırlatmasına ilişkin tartışmalara açıklık getirdi. Mahkemede yere atılan kâğıtların gerekçesini ilk kez bu kadar net anlattı Altaylı, savunma metni ve içtihatların yere atılmasını “öfke patlaması” olarak değil, “hukuka tepki” olarak nitelendirdi. “Adaleti yere ben fırlatmadım; adalet yere düşürüldüğü için ben de savunmamı yere fırlattım” diyerek, verilen cezanın kendisine göre “ağır bir hukuksuzluk” olduğunu ifade etti ve kararı doğru bulan kimse görmediğini söyledi. “Yargıya kırgınım, siyasete değilim” dedi Sözlerinin odağını yargıya yönelten Altaylı, siyasete ne kızgın ne de kırgın olduğunu, esas hayal kırıklığının yargı kararında olduğunu dile getirdi. “Bunu vicdanen doğru bularak imzaladılarsa hakkım helal olsun; vicdanlarına sığmayan bir imzayla attılarsa umarım bir gün sevdiklerine hasret kalmanın ne olduğunu anlarlar” sözleriyle sert bir kişisel mesaj verdi. “Karar önceden verilmişti, indirim de Yargıtay yolunu kapatmak içindi” iddiası Altaylı, hükmün daha duruşma bitmeden şekillendiğini savunarak “en ağır cezanın verildiğini” söyledi. Altıda birlik indirimin iyi niyetten değil, dosyanın Yargıtay’a gitmesini engelleme amacı taşıdığını öne sürdü. Kararın henüz yazılmadığını belirten Altaylı, cezaevinde ne kadar kalacağını bilmediğini de ekledi. “Kaçacakmışım… Hem ayıp hem komik” diyerek tutukluluk gerekçesine itiraz etti Tutukluluğun “kaçma şüphesi” gerekçesiyle sürdürülmesine özellikle tepki gösteren Altaylı, “Beni bu ülkeden sürgüne yollasalar bir yolunu bulur geri dönerim. Ne kaçması?” sözleriyle bu değerlendirmeyi incitici bulduğunu ifade etti. Sağlık durumunu ayrıntılarıyla anlattı Yayınında sağlık geçmişine de yer veren Altaylı, kalbinde dört stent bulunduğunu ve aort genişlemesi nedeniyle düzenli kontrole girdiğini aktardı. Beyin zarında iyi huylu bir tümörün takip edildiğini, Silivri’de MR ve kardiyak tetkiklerin yapıldığını ve şimdilik aort genişlemesinin ilerlemediğini söyledi. Cezaevi sağlık ekibi ve Silivri Devlet Hastanesi hekimlerine teşekkür etti. Cezaevinde yaşadığı talihsiz kazayı da paylaştı Açık havada tek başına top oynarken düştüğünü, bileğini burktuğunu, elini çatlattığını ve başını kale direğine çarptığını anlatan Altaylı, elinin alçıya alındığını ancak günlük ihtiyaçlarını karşılamayı zorlaştırdığı için birkaç gün sonra alçıyı çıkarttırdığını ve durumunun iyiye gittiğini belirtti. Sözlerinde son vurgu Altaylı, “Umut az ama mücadele sürecek” diyerek üst mahkemelere başvuracağını duyurdu; izleyicilerine de “adaleti savunma” çağrısını yineledi.

Yedi yıllık mesajlar ortaya saçıldı: Set arkasında neler yaşandı? Haber

Yedi yıllık mesajlar ortaya saçıldı: Set arkasında neler yaşandı?

Eski set arkadaşları arasındaki gerilim kamuoyuna taşındı. Bir döneme damga vuran Bez Bebek dizisinin oyuncularından Asena Keskinci, sosyal medyada yayımladığı video ile rol arkadaşı Evrim Akın hakkında ağır iddialar ortaya attı. Keskinci, “mobbing” yaşadığını savunarak, Akın’ın yıllardır babasıyla aynı evde yaşadığı öne sürüsünü de gündeme getirdi ve yaşadıklarını “ifşa” başlığıyla kamuoyuna açtı. “Diziden attırırsam ne olur?” sözü tartışmanın fitilini ateşledi. Keskinci, sette herkesin Akın’dan çekindiğini ileri sürerken, kendisine yönelik “Bir de ben seni bu diziden attırırsam ne olur?” şeklinde ifadeler kullanıldığını iddia etti. Ayrıca yapım ekibinin, rol arkadaşı hakkında “ağır ilaçlar kullandığı” yönünde telkinlerle, kendisinden “alttan almasını” istediğini öne sürdü ve bu süreçte oyuncu değişikliğine gidildiğini iddialarına ekledi. Evrim Akın sessizliğini bozdu, kameralar önünde ağladı. Gündem olan açıklamaların ardından Akın ilk kez doğrudan konuştu. “İyilikten başka ne yaptım?” diyerek gözyaşlarına hâkim olamayan oyuncu, kendisine yönelik bir “algı operasyonu” yürütüldüğünü savundu. Duygusal anların yaşandığı açıklamada Akın, iddiaların kendisini yıprattığını ve yıllardır sürdürdüğü ilişkilerin “iyilik üzerinden okunması gerektiğini” söyledi. Mesajlar ortaya saçıldı, delil tartışması yeni bir boyut kazandı. Akın, savunmasını yalnızca sözle sınırlı bırakmadı; Asena Keskinci ile “7 yıl önce”ye tarihlenen mesajlaşmaları sosyal medya hesabında paylaştı. Bununla da yetinmeyen oyuncu, Keskinci’nin annesiyle yaptığı yazışmaları da yayımlayarak, iddialara “belgeyle” karşılık vermeyi tercih etti. Avukattan karşı hamle geldi, “travma” vurgusu yapıldı. Keskinci’nin avukatı Feyza Altun, yazılı bir açıklama yaparak müvekkilinin çocukluk ve gençlik döneminde yaşadıklarının “duygusal ve fiziksel şiddet” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Açıklamada, travmaların görünür olmasının yıllar alabileceği, tek bir tetikleyici olayın dahi tüm yükü ortaya çıkarabileceği vurgulandı ve “Hukuk önünde gerçeklerin açığa çıkması” kararlılığı ifade edildi. Destek ve karşıt açıklamalar cepheleşmeyi büyüttü. Keskinci’nin paylaşımlarının ardından dizi ekibinden bazı isimlerin destek mesajları vermesi, bazı isimlerin ise Akın’ın yanında durması krizi ikiye böldü. Sosyal medya, izleyici yorumlarıyla adeta bir açık mahkeme salonuna döndü; “ifşa” ile “savunma” arasında gidip gelen mesajlar gündemi belirledi. Gözler hukuki sürece çevrildi, son söz mahkemenin olacak. Taraflardan gelen karşılıklı açıklamalar, tartışmayı magazin sınırlarının dışına taşıdı. Şimdi merak edilen, iddiaların yargı önüne taşınıp taşınmayacağı ve paylaşılan mesajların hukuki karşılığının ne olacağı. Kamuoyu, “gözyaşı mı, belge mi?” sorusunun yanıtını adli süreçte arayacak.

Ankara’da sular ısındı: Yavaş’tan Gökçekler hakkında suç duyurusu Haber

Ankara’da sular ısındı: Yavaş’tan Gökçekler hakkında suç duyurusu

İddia kulislerle geldi Ankara kamuoyunu sarsan gelişme, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, eski başkan Melih Gökçek ve AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek hakkında suç duyurusunda bulunmasıyla yeni bir aşamaya girdi. Yavaş’ın hamlesi, “soruşturma izni” kararının ardından gündeme gelen kulis iddialarına yanıt olarak geldi. Soruşturma izninin gölgesinde “etki iddiası” patladı Kulis bilgilerine göre, Melih Gökçek ve Osman Gökçek’in, Yavaş hakkında soruşturma izni veren müfettişler ve Teftiş Kurulu ile temas kurduğu; bu görüşmelerde Yavaş aleyhine girişimlerde bulunulduğu öne sürüldü. Söz konusu iddialar, başkentte siyasi tansiyonu yükseltti. Yavaş, iddiaları yargıya taşıdı Gelişmeler üzerine Yavaş, iddialara konu isimler hakkında suç duyurusunda bulunarak meselenin adli mercilerce soruşturulmasını istedi. Belediye cephesinde, “yargının etkilenmesi” iddiasının ciddiyetle ele alınması gerektiği vurgulandı. Dosyanın kökü konser harcamalarına uzanıyor Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, belediyenin konser organizasyonlarına ilişkin yürüttüğü dosyada, iddianame aşamasının ardından Yavaş ile Özel Kalem Müdürü Nevzat Uzunoğlu hakkında “görevi kötüye kullanma” ve “denetim görevini ihmal” suçlamaları kapsamında İçişleri Bakanlığı’ndan soruşturma izni talep etmişti. Bakanlık bu talebe onay vermişti. İtiraz mekanizması işletildi Yavaş, verilen soruşturma izni kararına itiraz ederek dilekçesini İçişleri Bakanlığı’na sundu. İtiraz süreci devam ederken, Gökçekler hakkındaki iddia ve suç duyurusu, dosyayı yalnızca bir mali soruşturma olmaktan çıkarıp geniş bir siyasi tartışmaya dönüştürdü. Başkent, yargı–siyaset geriliminin seyrine kilitlendi Gözler şimdi hem soruşturma izni kararına yapılacak itirazın sonucuna hem de Yavaş’ın suç duyurusuyla açılan yeni hattın nasıl ilerleyeceğine çevrildi. Sürecin, Ankara siyasetinde dengeleri nasıl etkileyeceği merak konusu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.