SON DAKİKA

#Yargıtay

HABER DEĞER - Yargıtay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargıtay haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

1980 Travması: Savcı Sacit Kayasu’nun Hikayesi Haber

1980 Travması: Savcı Sacit Kayasu’nun Hikayesi

Darbenin lideri Kenan Evren hakkında ilk suç duyurusunda bulunup iddianame hazırlayan Kayasu, mesleğinden ihraç edilmiş, uzun yıllar avukatlık yapması dahi engellenmiş ve hukuk mücadelesini uluslararası platformlara taşımıştır. İlk İddianame ve Yargı Soruşturması 21 Ekim 1952’de Denizli’nin Babadağ ilçesinde dünyaya gelen Sacit Kayasu, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra uzun yıllar serbest avukatlık yaptı. Ardından adalete daha etkin bir şekilde katkıda bulunabilmek amacıyla hâkimlik ve savcılık mesleğine geçiş yaptı; Çamlıhemşin, Oğuzeli, Iğdır, Adıyaman, Ödemiş ve Adana’da görev yaptı. Adana Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı sırada, 1982 Anayasası'nın darbecileri koruyan Geçici 15. maddesine rağmen, Ağustos 1999'da bir vatandaş olarak Ankara DGM'ye dilekçe veren Kayasu, sonuç alamayınca 28 Mart 2000 tarihinde dönemin 7. Cumhurbaşkanı ve Millî Güvenlik Konseyi Başkanı Kenan Evren hakkında "darbe yapmak ve anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etmek" suçlamalarıyla bir iddianame hazırladı. İddianamesinde, darbe suçunun zaman aşımına uğrayacağına dikkat çekerek 12 Eylül yöneticilerinin yargılanması gerektiğini vurguladı. Ancak bu girişim, yargı ve bürokrasi içinde hemen tepkiyle karşılandı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Kayasu’nun gazetecilere açıklama yaptığı ve iddianame sureti dağıttığı gerekçesiyle soruşturma izni verdi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2001 yılının Nisan ayında Kayasu’yu "görevini kötüye kullandığı" ve "askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif ettiği" gerekçesiyle hapis cezasına mahkûm etti; ceza daha sonra para cezasına çevrilerek ertelendi. Meslekten İhraç ve Tecrit Süreci 20 Nisan 2000'de görevinden uzaklaştırılan Kayasu, HSYK kararıyla 27 Şubat 2003’te meslekten ihraç edildi. Emeklilik hakkını elde ettiği için öncesinde emekliliğini talep etmiş olan Kayasu, görevden uzaklaştırılmakla kalmadı; avukatlık yapmak istediğinde de İstanbul Barosu talebini reddetti. Yaptığı itiraz sonucunda Türkiye Barolar Birliği aracılığıyla Baro levhasına kayıt olabildi. Yaşadığı bu süreçte başından geçenleri “Günaydın Savcı Bey” ve “10. Köyün Savcısı” adlı kitaplarında kaleme alan Kayasu, iç hukuk yollarından sonuç alamayınca hakkını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıdı. AİHM ve HSYK Mücadelesi 13 Kasım 2008’de AİHM, Sacit Kayasu’nun başvurusunu karara bağlayarak Türkiye’yi mahkûm etti. Mahkeme, görevini yapan bir savcıya verilen cezaların "yıldırıcı" nitelikte olduğunu ve Türkiye'nin hem bir savcının ifade özgürlüğünü kısıtladığını hem de mahkemede hakkını aramasına engel olduğunu oy birliğiyle hükme bağlayarak, Türkiye'yi 41 bin avro tazminata mahkûm etti. AİHM kararının ardından HSYK’ya başvurarak mesleğe iade ve özlük haklarını talep eden Kayasu, dönemin kurul üyelerinden sonuç alamadı. 2011 yılında HSYK, ihracın kaldırılmasına karar verse de kendi isteğiyle emekli olduğu gerekçesiyle mesleğe iade talebini reddetti. Bunun üzerine Kayasu, hakkını aramayan veya geciktiren HSYK üyeleri hakkında da suç duyurusunda bulundu. Haziran 2009'da yaptığı bir açıklamada, "İddianamem hazır, görev bekliyorum" diyerek darbecilerin yargılanması gerektiğindeki kararlılığını sürdürdü. MirasıSacit Kayasu'nun 2000 yılında hazırladığı iddianame, yıllar sonra Türkiye'nin kaderini değiştiren hukuki bir milat haline geldi. 2010 anayasa referandumuyla Geçici 15. maddenin kaldırılmasının ardından açılan tarihi 12 Eylül davasında, Kayasu'nun yıllar evvel hazırladığı o ilk metin önemli bir zemin oluşturdu. Karaciğer kanseri nedeniyle bir süredir tedavi gören eski Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu, 28 Kasım 2014 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybetti. Vefatının ardından Şakirin Camii’nde kılınan cenaze namazı sonrasında Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

MHP Genel Başkan Yardımcısı'ndan sert çıkışı: "Parti kurmayı şirket kurmaktan kârlı görenler türedi" Haber

MHP Genel Başkan Yardımcısı'ndan sert çıkışı: "Parti kurmayı şirket kurmaktan kârlı görenler türedi"

"Parti kurmayı şirket kurmaktan kârlı görenler türedi" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, sosyal medya üzerinden siyasi partilerin kuruluşu, yasal esasları ve Türkiye'deki mevcut siyasi tabloya dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Siyasi parti kurmanın önceden izin alınmasını gerektirmediğini, şartları taşıyan 30 Türk vatandaşının bir araya gelmesiyle parti kurulabileceğini belirten Yıldız, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kayıtlarına göre Türkiye'de halihazırda 186 siyasi partinin bulunduğunu kaydetti. Mevcut partiler arasında kitle partileri, ideoloji partileri, kadro partileri ve bölgeci partilerin yanı sıra tabela partileri, hülle partileri, pazarlık partileri ve üyesiz partiler gibi çeşitli kümeleşmelerin yer aldığını ifade eden Yıldız, şu sert değerlendirmelerde bulundu: "Parti kurmayı şirket kurmaktan daha kârlı görenler türemiştir. Tabela partilerinin yasa dışı faaliyetlerini burada anlatmak zaman israfıdır. Son yıllarda kurulan pazarlık partilerinin demokrasiyi nasıl yozlaştırdıkları üniversitelerde tez konusu olmalıdır." Anayasal sınırlar ve hapis cezası uyarısı Paylaşımında siyasi partilerin uyması gereken anayasal sınırlara ve temel ilkelere de geniş yer veren Yıldız, partilerin devletin niteliklerine ve demokratik düzene aykırı faaliyetlerde bulunamayacağını vurguladı. Siyasi partilerin uyacağı temel esaslara yönelik ilk bölümü aktaran Yıldız, şu ifadelere yer verdi: "Siyasi partiler: a) Türkiye Devletinin Cumhuriyet olan şeklini; Anayasanın başlangıç kısmında ve 2 nci maddesinde belirtilen esaslarını; Anayasanın 3 üncü maddesinde açıklanan Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, diline, bayrağına, milli marşına ve başkentine dair hükümlerini; egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunun ancak, Anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle kullanılabileceği esasını; Türk Milletine ait olan egemenliğin kullanılmasının belli bir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağı veya hiçbir kimse veya organın, kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacağı hükmünü; seçimler ve halkoylamalarının serbest, eşit, gizli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılması esasını değiştirmek; b) Bölge, ırk, belli kişi, aile, zümre veya cemaat, din, mezhep veya tarikat esaslarına dayanamaz veya adlarını kullanamazlar." Yıldız, siyasi partilerin yasaklı faaliyetlerini ve hak hürriyet sınırlarını düzenleyen maddelerin devamını ise şu şekilde paylaştı: "c) Sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini veya zümre egemenliğini veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamazlar ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar. d) Askerlik, güvenlik veya sivil savunma hizmetlerine hazırlayıcı nitelikte eğitim ve öğretim faaliyetlerinde bulunamazlar. e) Genel ahlak ve adaba aykırı amaçlar güdemezler ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar. f) Anayasanın hiçbir hükmünü, Anayasada yer alan hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette bulunma hakkını verir şekilde yorumlayamazlar." Açıklamasının sonunda yasal yaptırımlara dikkat çeken Yıldız, parti içi seçim süreçlerine ve oylamalara hile karıştıranlar hakkında şu uyarılarda bulundu: "Önseçimler ile siyasi parti kongrelerinin seçimleri ve kararları için yapılan oylamalarla, her kademedeki her çeşit parti görevlileri ve yedeklerinin seçimi için yapılan oylamalara ve bu oylamaların sayım ve dökümüne hile karıştıranlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

YENİ Parti Genel Başkanı Özel: "CHP sağlıklı bir yapıya ulaştırılmalı" Haber

YENİ Parti Genel Başkanı Özel: "CHP sağlıklı bir yapıya ulaştırılmalı"

"Hukuki skandalın ardından Yargıtay söküğü dikmeli" YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, BirGün gazetesine verdiği röportajda CHP'ye yönelik mutlak butlan sürecini ve kurdukları yeni siyasi hareketi değerlendirdi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararının tarihte görülmemiş bir hukuk skandalı olduğunu ve Adalet Bakanlığı’ndan dikte ettirildiğini savunan Özel, Yargıtay'ın bu hukuki söküğü dikmesi gerektiğini belirtti. Kararın bozulması yönündeki beklentisinin partiye geri dönme amacını taşımadığını vurgulayan Özel, şu ifadeleri kullandı: "Yargıtay'ın ilgili dairesinin buna 'dur' diyeceğini ümit ediyorum. Bu ümidim CHP'ye dönmeye dair değil. Biz yeni bir yola çıktık ve bu yeni yolda yürüyoruz. Ama CHP gibi bir partinin tüm varlıklarıyla, kurumsallığıyla, logosuyla işgal altında kalmasına, talana uğruyor olmasına ve tüm varlıklarının adeta yağmalanıyor olmasına yüreğim razı gelmiyor. Butlan yönetimi CHP’den uzaklaştırılmalı ve CHP sağlıklı bir yapıya ulaştırılmalı." "YENİ Parti halkın eseridir ve hızla büyüyor" Mutlak butlan kararının ardından yaşanan zorluklara rağmen parti hiyerarşisinin yüzde 97 oranında korunduğunu ifade eden Özel, yurttaşların haklıdan yana tavır koyduğunu belirtti. YENİ Parti'nin halkın teşvikiyle kurulduğunu ve kısa sürede büyük bir ivme yakaladığını söyleyen Özel, üye sayılarına ilişkin şu bilgileri paylaştı: "YENİ Parti’nin üye sayısının 18 günde 600 bini aşması büyük bir başarıdır. Yüz binlerce üyemiz aidat sorumluluğunu eksiksiz yerine getiriyor. Arkadaşlarımıza da söyledim. Ayaklarımızda hiçbir pranga yok. Bu partinin finansörü millet. Bu özgüvenle hareket edeceğiz." Özel, partinin il ve ilçe başkanlıklarından genel başkanlığa kadar tüm süreçlerin üyeler tarafından belirleneceği demokratik bir model benimsediğini, bu yapının Türkiye siyasetinde kalıcı bir kazanıma dönüşeceğini ifade etti. "Muhalefetle muhalefet yarışmayacak" YENİ Parti'nin kapsayıcı bir merkez siyaseti hedeflediğini dile getiren Özel, diğer muhalefet partilerini yok saymadıklarını vurguladı:"Önümüzdeki seçimlerde muhalefetle muhalefetin yarışmayacağını umuyoruz. İlk seçimler, ‘Demokrasi mi yoksa otokrasi mi’ seçimi olacak. YENİ Parti büyümek istiyor. Bu yüzden bütün demokratlara kapısını açık tutuyor. YENİ Parti, kendisinin dışındaki muhalefet partilerini yok ya da hor görmüyor. Muhalefete patronluk etmek gibi bir derdimiz yok." İmamoğlu'nun adaylığı ve hukuki süreçlerine de değinen Özel, kimsenin geride bırakılmadığını belirterek, sokakta, meydanlarda ve mahkemelerde mücadeleye devam ettiklerini kaydetti. İBB'nin yönetimine ilişkin endişelerini de paylaşan Özel, butlan CHP'sinin bazı bölgelerde iktidar partisiyle hareket ettiğine dikkat çekerek benzer bir tablonun İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne de sıçrama riski taşıdığını sözlerine ekledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Adalet Bakanı Gürlek'ten yeni Adli Yıl mesajı: "Yargılamaların makul sürede tamamlanması temel önceliğimiz" Haber

Adalet Bakanı Gürlek'ten yeni Adli Yıl mesajı: "Yargılamaların makul sürede tamamlanması temel önceliğimiz"

Yargıtay'daki açılış törenine katıldı 2026-2027 Adli Yıl Açılış Töreni, Yargıtay'daki İsmail Rüştü Cirit Konferans Salonu'nda devlet protokolünün ve hukuk camiasının katılımıyla gerçekleştirildi. Törene Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya ve Danıştay Başkanı Zeki Yiğit iştirak etti. Törenin ardından resmi sosyal medya hesabından bir mesaj paylaşan Adalet Bakanı Akın Gürlek, yeni adli yıl için belirlenen temel hedefleri ve vizyonu kamuoyuyla paylaştı. "Temel önceliğimiz yargıya güvenin artırılması" Yeni adli yıldaki öncelikli hedeflerini sıralayan Bakan Gürlek, hak arama hürriyetinin genişletilmesi ve adalete erişimin kolaylaştırılmasının altını çizdi. Gürlek'in paylaşımında öne çıkan ifadeler şu şekilde yer aldı: "Yeni adli yılda temel önceliğimiz; hak arama hürriyetini güçlendirmek, adalete erişimi güçlendirmek, yargılamaların makul sürede tamamlanmasını sağlamak ve milletimizin yargıya duyduğu güveni daha da artırmaktır." "Adaletin Yüzyılı" vurgusu Yargı hizmetlerinin etkinliğinin artırılmasında teknolojinin rolüne dikkat çeken Gürlek, yeni nesil dijital imkanların en üst düzeyde kullanılacağını belirtti: "Yeni nesil dijital teknolojilerden en ileri düzeyde yararlanarak adli kapasitemizin teknik altyapısını güçlendirecek; yargı hizmetlerini daha etkin ve daha erişilebilir kılarak 'Türkiye Yüzyılı’nı Adaletin Yüzyılı kılma' hedefimize emin adımlarla ilerleyeceğiz." Mesajının sonunda adalet teşkilatına başarı dileklerini ileten Bakan Gürlek, "Adaletin tecellisi için büyük bir sorumluluk ve fedakârlıkla görev yapan hâkimlerimize, Cumhuriyet savcılarımıza, avukatlarımıza ve adalet teşkilatımızın tüm mensuplarına başarılar diliyor; yeni adli yılın ülkemize, milletimize ve hukuk camiamıza hayırlı olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yargıtay Başkanı'ndan Adli Yıl açılışında çarpıcı mesajlar: "Adalet güçlü olanın değil, haklı olanın yanında olur" Haber

Yargıtay Başkanı'ndan Adli Yıl açılışında çarpıcı mesajlar: "Adalet güçlü olanın değil, haklı olanın yanında olur"

Yargıtay'da yeni Adli Yıl töreni 2026-2027 adli yılının başlaması dolayısıyla Yargıtay'daki İsmail Rüştü Cirit Konferans Salonu'nda resmi açılış töreni düzenlendi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan törene; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, siyasi parti liderleri, belediye başkanları ve hukuk camiasının önde gelen isimleri katıldı. Törende kürsüye gelen Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, bir devleti güçlü kılan temel unsurun vatandaşların o devletin adaletine duyduğu güven olduğunu belirtti. Millî Mücadele ve 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın önemine değinen Kerkez, bağımsız vatanı korumanın ve adaletle yaşatmanın temel görevleri olduğunu ifade etti. "Hâkim sosyal medyadan olumlu veya olumsuz asla etkilenmez" Adaletin haklı ile güçlü arasında seçim yaparken yalnızca hakkı esas aldığını belirten Kerkez, hâkimlik mesleğinin sorumluluklarına ve tarafsızlık ilkelerine dikkat çekti: "Hâkim; hiçbir korku veya beklenti içinde olmadan kararını verir. Özellikle sosyal medyadan olumlu veya olumsuz asla etkilenmez. Sadece baktığı dosyadaki olay ve delillerle ilgilenir; dava konusundaki kendi şahsi görüş ve kanaatinden de sıyrılarak karar verir. Bu nedenle hâkimlik mesleğinin özünde aslında büyük bir yalnızlık vardır." Kararların gerekçeli ve ikna edici olması gerektiğinin altını çizen Kerkez, dosyaların arkasında somut hayatların, insan öykülerinin, emeklerin ve hak arama mücadelelerinin bulunduğunu hatırlattı. Hukuk ya da ceza dosyalarının matematiksel birer problem olmadığını vurgulayan Kerkez, "Öyleyse adaletin göz bebeği insan olmalıdır" dedi. "Geciken adalet değil, zamanında adalet" Mahkeme salonlarındaki kürsü yüksekliğinin taraflara uzaklık anlamına gelmediğini, aksine dava konusunun bütününü daha iyi kavramayı amaçladığını belirten Yargıtay Başkanı, zaman yönetimine ilişkin de uyarılarda bulundu: "Hepimizin bildiği gibi, geciken adalet adalet değildir. Bazen aşırı hızlı karar vermek de adaletin tecellisine engel olabilir. Bu nedenle yargının görevi hızlı karar vermekten ziyade zamanında karar vermektir. Hâkim; doğru karar verir, gerekçeli karar verir, anlaşılır karar verir, makul sürede karar verir ve en önemlisi adil bir karar verir." Uyuşmazlıkların mahkemelere taşınmadan çözülmesinde arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarının geliştirilmesinin önemine işaret eden Kerkez, dijitalleşme sürecinde UYAP sisteminin Türkiye'deki adalet hizmetlerine sağladığı katkılardan da övgüyle söz etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Özgür Özel’den CHP’ye dönüş sorusuna net yanıt: Mümkün değil! Haber

Özgür Özel’den CHP’ye dönüş sorusuna net yanıt: Mümkün değil!

Özgür Özel, CHP’ye yeniden dönüp dönmeyeceğine ilişkin soruya kapıyı kapattı. Özel, canlı yayında yaptığı açıklamada CHP’ye dönüşün gündeminde olmadığını söyledi. Özel’in açıklaması, CHP’de yaşanan değişim ve YENİ Parti’nin kuruluşunun ardından başlayan “geri dönüş” tartışmalarına yanıt olarak değerlendirildi. Yargıtay’dan “mutlak butlan” kararının bozulmasını beklediğini belirten Özel, CHP’nin yeniden seçilmiş yöneticiler tarafından yönetilmesi gerektiğini savundu. Muharrem İnce’nin “helal parayla parti kurmak zor” sözlerine de değinen Özel, önce bu ifadeye alındığını ancak İnce’nin kendisine mesaj göndererek sözlerinin Memleket Partisi döneminde yaşadığı zorluklara yönelik olduğunu açıkladığını söyledi. “Çerçeve yasa” tartışmalarında ise partisinin yaklaşımını savunan Özel, “Mutlak bir evet ve hayır yok” diyerek milletvekillerinin oylarına müdahale etmediklerini belirtti. Anayasa değişikliği tartışmalarına da kapıyı kapatarak, “Öyle bir şeyde biz yokuz” dedi. Özel’in en sert çıkışlarından biri Melih Gökçek konusunda geldi. Murat Ağırel’in gazeteciliğine vurgu yapan Özel, Gökçek’in sorgulanması gerektiğini savunarak şu ifadeyi kullandı: “Gökçek alındıktan sonra neler anlatır, iş nerelere varır o da ayrı mevzu.” Deniz Göktaş’ın tutukluluğuna da değinen Özel, cezaevi ziyareti sırasında kendisine söylediği sözü aktardı: “Sen de 45 gün yattın, 45 sene ekmeğini yersin.” haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Narin Güran cinayetinde yeni gelişme: Ailenin başvurusu reddedildi Haber

Narin Güran cinayetinde yeni gelişme: Ailenin başvurusu reddedildi

Ailenin başvurusu reddedildi Diyarbakır'da cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran'ın ölümüne ilişkin yargı sürecinde yeni bir gelişme yaşandı. Güran ailesinin, cinayetin "faili meçhul" kapsamında yeniden değerlendirilmesi için yaptığı başvuru, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından geri çevrildi. Kararda, Narin Güran cinayetinin failleri tespit edilememiş bir olay olmadığı belirtilerek, "Dosyada cevabı aranan hususlar; faillerin kim olduğundan ziyade, olayın içerisinde bulunan kişilerin suskunluğu nedeniyle cinayetin hangi saikle ve bütün ayrıntılarıyla nasıl gerçekleştirildiğine ilişkindir" ifadelerine yer verildi. Adalet Bakanlığı da konuya ilişkin detaylı bir açıklama yaparak, ailenin ve başvuruda bulunan kişilerin iddialarının peşinen reddedilmediğini, alternatif senaryoların ve ileri sürülen hususların soruşturma ve kovuşturma dosyasındaki deliller, teknik incelemeler ile bilirkişi raporları eşliğinde ayrıntılı biçimde incelendiğini bildirdi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, dosyanın yeniden ele alınmasını gerektirecek yeni ve somut herhangi bir olguya ulaşılamadığı kaydedildi. Yargılama süreci ve verilen cezalar Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanıklar anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ve amca Salim Güran hakkında “iştirak hâlinde kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş ve bu cezalar Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından onanmıştır. Öte yandan, sanık Nevzat Bahtiyar hakkında verilen ceza Yargıtay tarafından bozulmuş; bozma sonrasında Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinde yeniden görülen davada Bahtiyar bu kez “nitelikli kasten öldürme suçuna yardım” suçundan 17 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Açıklamada, failin bilinmemesi ile cinayetin bütün ayrıntılarının bilinmemesinin birbirinden farklı hukuki durumlar olduğu hatırlatılarak, mevcut delil durumunu değiştirecek somut bir bulgu bulunmadığı yinelendi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

AİHM'in Osman Kavala kararı yarın açıklanıyor Haber

AİHM'in Osman Kavala kararı yarın açıklanıyor

Strazburg'dan beklenen kritikkKarar Uluslararası hukuk ve siyasetin en önemli dosyaları arasında gösterilen Osman Kavala davasında gözler yeniden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) çevrildi. Gezi Parkı davası nedeniyle tutuklu bulunan Kavala'nın temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiasıyla yaptığı ikinci başvuru sonuçlandı. Heyetin tarafları dinlediği duruşmayı 25 Mart tarihinde Strazburg'da tamamlayan Büyük Daire, nihai kararını yarın saat 10.00'da Fransa'nın Strazburg kentindeki İnsan Hakları Binası'nda düzenlenecek halka açık oturumda ilan edecek. Açıklanacak bu karar, Türkiye ile Avrupa Konseyi ilişkilerinin geleceği bakımından büyük bir önem taşıyor. "Kavala v. Türkiye (no. 2)" dosyasında hangi ihlaller var? "Kavala v. Türkiye (no. 2)" adıyla ele alınan dava, mahkemenin 2019 yılındaki ilk kararından sonra süregelen tutukluluğu ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla neticelenen tüm yargılama aşamalarını inceliyor. Başvuru dilekçesinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, kanunsuz ceza olmaz ilkesi, iade, toplantı ve örgütlenme özgürlüğü, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağı maddelerinin ihlal edildiği savunuluyor. Ayrıca başvuruda, hak ve özgürlüklere getirilen kısıtlamaların siyasi ya da öngörülen amaçlar haricinde kullanılmasını yasaklayan AİHS'nin 18'inci maddesinin de ihlal edildiği vurgulanıyor. Geçmişten bugüne yargılama süreci AİHM, 2019 yılında açıkladığı ilk kararında Osman Kavala'nın tutukluluğunun hukuka aykırı olduğunu tespit ederek derhal serbest bırakılmasını istemişti. İç hukukta bu kararın karşılık bulmaması ve tahliyenin gerçekleşmemesi üzerine 2022'de AİHM Büyük Dairesi, Türkiye'nin mahkeme kararlarına uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine karar vermişti. Ulusal yargı sürecinde ise İstanbul'da görülen davada Kavala, 25 Nisan 2022 tarihinde Gezi Parkı eylemleri gerekçe gösterilerek "hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış, bu ceza 2023 yılında Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmişti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.