SON DAKİKA

#Yetersiz Beslenme

HABER DEĞER - Yetersiz Beslenme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yetersiz Beslenme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Megiddo Hapishanesi'nde dram: Filistinli esirler açlık ve salgınla karşı karşıya Haber

Megiddo Hapishanesi'nde dram: Filistinli esirler açlık ve salgınla karşı karşıya

Filistin Kurtuluş Örgütü’ne bağlı Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyeti, İsrail cezaevlerinde tutulan Filistinlilerin maruz kaldığı ağır koşullara ilişkin yeni bir rapor yayımladı. Heyete bağlı avukatların Megiddo Hapishanesi'nde gerçekleştirdiği ziyaretler sonucunda hazırlanan raporda; sistematik aç bırakma, tıbbi ihmal, darp, hücre hapsi ve hijyen malzemesi eksikliği gibi hak ihlallerinin doruk noktaya ulaştığı vurgulandı. Uyuz Salgını ve Kısıtlı Yaşam Koşulları Cezaevindeki tutuklular arasında uyuz salgınının hızla yayıldığına dikkatin çekildiği raporda, esirlerin temel insani ihtiyaçlardan mahrum bırakıldığı aktarıldı. Yetersiz beslenme nedeniyle ciddi oranlarda kilo kaybı yaşayan Filistinliler, avukat görüşmelerine elleri kelepçeli olarak çıkarılıyor. Bu uygulama, esirlerin yasal görüşmeler esnasında belge imzalamasını ve telefon haklarını kullanmasını engelliyor. Temizlik malzemelerinin tamamen kesildiği cezaevinde, duş için sıcak suya günde yalnızca bir saat erişim sağlanabiliyor. Havalandırma hakları ise düzensiz bir şekilde günde bir saati bile bulmuyor. 7 Ekim sonrası can kayıpları ve toplam esir sayısı İsrail hapishanelerinde 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana 100'den fazla Filistinli esir hayatını kaybet mientras, Haziran 2026 itibarıyla bu kişilerden 91'inin kimliği resmi olarak açıklandı. Filistin ve İsrail merkezli insan hakları raporlarına göre, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yaklaşık 9 bin 500 Filistinli esir, ağır tecrit ve işkence koşulları altında yaşam mücadelesi veriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Gazze'de saldırılarda ölenlerin sayısı 73 bin 283'e ulaştı Haber

Gazze'de saldırılarda ölenlerin sayısı 73 bin 283'e ulaştı

Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, İsrail'in devam eden saldırıları neticesinde son 24 saat içinde hastanelere 3 kişinin naaşı ile 22 yaralı getirildi. Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025 tarihinden bu yana yaşanan ihlallerde 1158 kişi yaşamını yitirirken, 3 bin 756 kişi yaralandı; enkaz altından ise 802 kişinin cansız bedeni çıkarıldı. Ekim 2023'ten bu yana toplam can kaybının 73 bin 283'e, yaralı sayısının ise 173 bin 864'e çıktığı kaydedildi. Ekipman yetersizliği ve süregelen saldırılar nedeniyle binlerce cenazenin hâlâ enkaz altında kaldığı ve ulaşılamadığı belirtildi. Çocuklarda suçiçeği vakaları ve salgın riski Nasır Tıp Kompleksi Çocuk Hastalıkları Bölümü Başkanı Dr. Ahmed el-Ferra, bölgede çocuklar arasında teşhis edilen suçiçeği vakalarının yaklaşık 10 bine ulaştığını ve bunun şimdiye kadar görülen en yüksek rakamlardan biri olduğunu açıkladı. Suçiçeğine yakalanan 2 yaşındaki bir çocuğun komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybettiğini aktaran Ferra, aşı temin edilememesi ve sağlık koşullarının kötüleşmesinin ölümcül riskleri artırdığına dikkat çekti. Barınma merkezlerindeki aşırı yoğunluk ile ilaç ve tıbbi malzeme yetersizliği, bulaşıcı hastalıkların hızla yayılmasına zemin hazırlıyor. Sağlık sistemi çöküş eşiğinde Gazze genelinde yetersiz beslenme vakalarının endişe verici boyutlara ulaştığını belirten sağlık yetkilileri, hamile kadınlarda kansızlık (anemi) oranının yüzde 50 ila 55'e, düşük vakalarının ise yaklaşık yüzde 47'ye yükseldiğini bildirdi. İsrail'in abluka ve saldırıları nedeniyle ilaç, tıbbi malzeme, yakıt ve insani yardım girişinin engellenmesi, sağlık sistemini tamamen çökme noktasına getirirken; uluslararası topluma acil müdahale çağrıları yineleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Gazze’de kadınlar felaketin merkezinde: Af Örgütü raporu savaşın görünmeyen yüzünü ortaya koydu Haber

Gazze’de kadınlar felaketin merkezinde: Af Örgütü raporu savaşın görünmeyen yüzünü ortaya koydu

Amnesty International (Uluslararası Af Örgütü), Gazze’de devam eden savaşın özellikle kadınlar ve kız çocukları üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurduğunu belirten kapsamlı bir rapor yayımladı. Kurumun yaptığı saha çalışmasına göre, yerinden edilen Filistinli kadınlar doğumdan temel sağlık hizmetlerine kadar birçok alanda ciddi risklerle karşı karşıya kalıyor. Araştırma kapsamında Af Örgütü, 8’i kanser hastası, 4’ü hamile ve 14’ü ateşkes sonrası doğum yapmış olmak üzere 41 yerinden edilmiş kadınla, ayrıca Gazze ve Deyr El Balah’taki sağlık merkezlerinden 26 sağlık çalışanı ve çeşitli uluslararası kuruluş temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirdi. “Kadınlar her gün hayatta kalma mücadelesi veriyor” Agnès Callamard, Gazze’de kadınların yaşam koşullarının insani felaket boyutuna ulaştığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Kadınlar için hayat, durmak bilmeyen felaket sarmalında her gün verilmesi gereken bir mücadeleye dönüştü. Sağlık, güvenlik ve insan onuru açısından yaşanan sistematik yıkım savaşın ikincil sonucu değil; kadınlara ve kız çocuklara karşı yürütülen bir savaşın parçası.” Callamard ayrıca devletlere çağrıda bulunarak Gazze’deki saldırıların sona erdirilmesi ve insani yardımın önünün açılması için somut adımlar atılması gerektiğini söyledi. On binlerce kadın sağlık hizmetine ulaşamıyor Gazze’deki sağlık sisteminin büyük ölçüde çöktüğü belirtilen raporda, özellikle anne ve üreme sağlığı hizmetlerinin ağır biçimde zarar gördüğü ifade edildi. Verilere göre: Gazze’de sağlık merkezlerinin yaklaşık %60’ı çalışamaz durumda Temel ilaçların %46’sı stokta bulunmuyor Doğum sırasında kullanılan anestezi ve kanama ilaçlarında ciddi eksiklik yaşanıyor World Health Organization ve sağlık kuruluşlarının verilerine göre 37 bin gebe ve emziren kadın, 2026’dan önce akut yetersiz beslenme nedeniyle tedaviye ihtiyaç duyabilir. Hastanelerde tarihi geçmiş ilaçlar kullanılıyor Af Örgütü’nün görüştüğü sağlık çalışanları, sağlık sistemindeki çöküşün boyutlarını çarpıcı ifadelerle anlattı. Bazı sağlık merkezlerinde: Tarama testleri yapılamıyor Kuvöz ve yenidoğan ekipmanı yetersiz Anestezi ve bazı ilaçlar tarihi geçmiş ürünlerle karşılanmak zorunda kalıyor Gazze’deki yenidoğan servislerinin %150-170 kapasiteyle çalıştığı ve bazı durumlarda tek kuvözü üç bebeğin paylaşmak zorunda kaldığı bildirildi. Çadırlarda doğum yapan kadınlar Yerinden edilen kadınların yaşadıkları koşullar raporda ayrıntılı biçimde anlatıldı. Gazze’nin El Mavasi bölgesinde yaşayan 22 yaşındaki Hind, doğumdan sonra yaşadıklarını şöyle aktardı: “Yetersiz beslendiğimi söylediler. Bebeğim akciğer enfeksiyonuyla doğdu. Deniz kenarında bir çadırda yaşıyoruz. Isınma imkânımız yok ve bebeğimin tekrar hastalanmasından korkuyorum.” Deyr El Balah’ta yaşayan Meryem ise erken doğum yaptığını ve yetersiz beslenme nedeniyle bebeğini emzirecek kadar süt üretemediğini söyledi. Başka bir kadın ise çadırda yaşamanın doğum sonrası bakım açısından büyük risk oluşturduğunu anlatarak şu ifadeleri kullandı: “Kum ve böcek dolu bir çadırda bebeğimi virüslerden nasıl koruyacağımı bilmiyorum.” Gazze’de tıbbi tahliyeler neredeyse durdu Gazze’de acil tedaviye ihtiyaç duyan binlerce hasta için tıbbi tahliyelerin engellendiği de raporda yer aldı. Verilere göre 18 binden fazla Filistinli, Gazze’de bulunmayan acil sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyuyor. Ancak: Batı Şeria ve Doğu Kudüs’e tıbbi tahliyeler büyük ölçüde durduruldu Gazze’de çalışır durumda MRI cihazı bulunmuyor Radyoterapi hizmeti veren hastane yok Kanser tedavisi gören bazı hastalar, ilaç eksikliği nedeniyle kemoterapi seanslarının ertelendiğini ifade etti. Yardım kuruluşlarının çalışması da zorlaşıyor Birleşmiş Milletler verilerine göre bazı laboratuvar ve tıbbi ekipmanların “çift kullanımlı” olduğu gerekçesiyle Gazze’ye girişine izin verilmiyor. Uluslararası yardım kuruluşlarında çalışan görevliler, bu nedenle kanser gibi kronik hastalıklara sahip binlerce hastayı geri çevirmek zorunda kaldıklarını belirtiyor. Devletlere çağrı: Abluka kaldırılmalı Uluslararası Af Örgütü, raporun sonunda uluslararası topluma şu çağrıda bulundu: Gazze’ye yönelik insani yardım kısıtlamaları kaldırılmalı Tıbbi tahliyeler güvenli şekilde yapılabilmeli Anne ve üreme sağlığı hizmetlerine erişim sağlanmalı Kadınların temel haklarını koruyacak sosyal ve ekonomik destek programları artırılmalı Kurum, devletlerin diplomatik ve ekonomik araçları kullanarak Gazze’deki ablukanın kaldırılması için baskı yapması gerektiğini vurguladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Diyabette tarihi karar: “Tip 5 diyabet” resmen tanındı Haber

Diyabette tarihi karar: “Tip 5 diyabet” resmen tanındı

Tıp dünyasında uzun süredir tartışma konusu olan “beslenme yetersizliğine bağlı diyabet”, yeni bir döneme girdi. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF), bu hastalığı resmen Tip 5 diyabet olarak tanıdığını açıkladı. Karar, yanlış tedavi nedeniyle hayati risklerle karşı karşıya kalan milyonlarca kişi açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. DSÖ’nün yıllar önce dışladığı tanım geri döndü Beslenme yetersizliği kaynaklı diyabet, 1999 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından kanıt yetersizliği gerekçesiyle sınıflandırma sisteminden çıkarılmıştı. Aradan geçen yıllarda yapılan klinik ve epidemiyolojik çalışmalar, bu kararın yeniden gözden geçirilmesine yol açtı. Uluslararası Diyabet Federasyonu, artık bu hastalığın ayrı ve özgün bir diyabet türü olduğuna hükmederek Tip 5 adıyla resmi statü kazandırdı. Federasyon, DSÖ başta olmak üzere diğer sağlık otoritelerine de bu sınıflandırmayı kabul etmeleri çağrısında bulundu. Obeziteyle değil, açlıkla ilişkili Tip 5 diyabet; Tip 1, Tip 2, Tip 3c ve gebelik diyabetinden temel bir noktada ayrılıyor. Hastalık obezite, yaşam tarzı ya da bağışıklık sistemiyle değil; doğrudan uzun süreli yetersiz beslenme ile ilişkilendiriliyor. Özellikle Asya ve Afrika’da, gıda güvenliğinin düşük olduğu bölgelerde yaygın görülen bu diyabet türünün, tüberküloz kadar yaygın olmasına rağmen yıllardır “adı konmadığı” için göz ardı edildiği vurgulanıyor. Yanlış tedavi ölümcül olabiliyor Uzmanlara göre Tip 5 diyabetin en büyük riski, diğer diyabet türleriyle karıştırılması. Çünkü bu hastalıkta temel sorun insülin direnci değil. Bu nedenle standart insülin tedavileri hastaya fayda sağlamak yerine ciddi zararlar verebiliyor. Albert Einstein Tıp Fakültesi’nden endokrinolog Meredith Hawkins, konunun hayati boyutuna dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: “Gıda güvencesinin olmadığı bölgelerde uygulanan uygunsuz insülin tedavileri, ağır hipoglisemiye yol açabiliyor ve bu durum ölümcül sonuçlar doğurabiliyor. Resmi bir tanımın yapılması, doğru teşhis ve güvenli tedavi açısından hayati önemde.” Yeni dönem: Tanı kriterleri ve küresel kayıt sistemi Uluslararası Diyabet Federasyonu bünyesinde, başkanlığını Meredith Hawkins’in yürüteceği özel bir çalışma grubu kuruldu. İlk aşamada Tip 5 diyabet için resmi tanı kriterleri ve tedavi kılavuzları hazırlanacak. Bunu, küresel bir hasta kayıt sistemi ve sağlık çalışanlarına yönelik özel eğitim programları izleyecek. Amaç; özellikle düşük gelirli ülkelerde genç nüfusu etkileyen bu hastalığın erken teşhis edilmesini ve yanlış tedavilerin önüne geçilmesini sağlamak. Bilim dünyası: “Görmezden gelinen bir hastalık görünür oldu” Uzmanlar, Tip 5 diyabetin resmen tanınmasını, diyabetle mücadelede sosyal eşitsizlikleri de görünür kılan bir adım olarak değerlendiriyor. Açlık ve yetersiz beslenmenin sağlık üzerindeki yıkıcı etkilerinin artık daha net biçimde ele alınacağı belirtiliyor. Bu kararla birlikte, diyabet alanında yıllardır boşlukta kalan bir başlığın bilimsel ve klinik karşılık bulduğu görüşü öne çıkıyor.

BM’den kırmızı alarm: Sudan’daki savaş tamamen kontrolden çıktı Haber

BM’den kırmızı alarm: Sudan’daki savaş tamamen kontrolden çıktı

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Katar’da düzenlenen BM zirvesinde yaptığı konuşmada Sudan’daki savaşın geldiği noktayı “kontrolden çıkmış bir felaket” olarak tanımladı. Özellikle Darfur bölgesinde yer alan Faşir kentinin Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolüne geçmesi sonrası sivillerin kitlesel tehdit altında olduğunu söyleyen Guterres, “Bu artık sadece bir iç savaş değil, dünyanın en kötü insani krizlerinden biri” ifadelerini kullandı. “Yüz binlerce sivil kuşatma altında, ölümler açlık ve hastalıktan geliyor” Guterres, BM’nin sahadan sürekli insan hakları ihlali raporları aldığını belirterek, “Yetersiz beslenme, salgın hastalıklar, zorla yerinden edilme ve kitlesel infazlar artık günlük rutin haline geldi” dedi. Sudan’daki savaş nedeniyle on binlerce kişinin göç ettiğini, geride kalan yüz binlerce yurttaşın ise yardım erişiminden tamamen mahrum bırakıldığını vurguladı. “Ateşkes kaçınılmaz, Sudan’a silah akışı durdurulmalı” Guterres, taraflara derhal ateşkes çağrısı yaparken, uluslararası topluma da açık mesaj verdi: “Sudan’a daha fazla silah girmemesi artık olmazsa olmazdır. Bu savaşın durması için siyasi baskı, diplomatik birlik ve hesap verebilirlik mekanizmaları şarttır.” BM Genel Sekreteri, Sudan konusunda etkisi olan tüm ülkelerin aynı masaya oturması gerektiğini, aksi halde katliamın büyüyerek devam edeceğini söyledi. Sudan’da savaş nasıl başladı, neden durmuyor? Sudan, 15 Nisan 2023’ten bu yana ordu ile dış destekli HDK arasında ağır çatışmalara sahne oluyor. Ülkenin batısında bulunan Darfur, savaşın en kanlı hattı haline gelirken, HDK’nin sivilleri zorla yerinden ettiği, işkence ve infaz görüntülerinin sosyal medyaya yansıdığı biliniyor. Faşir’in düşmesiyle birlikte çatışmaların daha geniş bir bölgeye yayılmasından endişe ediliyor ve yeni bir kitlesel göç dalgası ihtimali gündemde.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.