SON DAKİKA

Gadi Eisenkot nasıl bir yol izleyecek?

İsrail’de Netanyahu karşıtı siyasi blokun güç kazanması, Eisenkot’un başbakanlık ihtimalini gündemin merkezine taşıdı. Ancak seçim sonuçları ve parlamentodaki güç dengeleri, yeni hükümetin kurulmasını kolaylaştırmıyor.

Haber Giriş Tarihi: 06.11.2026 17:56
Haber Güncellenme Tarihi: 06.11.2026 17:58
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Gadi Eisenkot nasıl bir yol izleyecek?

İsrail siyasetinde Binyamin Netanyahu döneminin sona ermesi ihtimali güçlenirken, eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot ülkenin geleceğinde belirleyici bir aktör olarak öne çıkıyor. Ancak Netanyahu’nun iktidarını sona erdirmek, Eisenkot için yalnızca siyasi bir başlangıç anlamına geliyor. Gazze’deki savaş, Filistin meselesi, İran’la ilişkiler ve İsrail’in uluslararası alanda yaşadığı itibar kaybı, yeni dönemin en kritik sınavlarını oluşturuyor.

Şarku’l Avsat’ın, Tel Aviv’den Nezir Mecali imzalı haberine göre Eisenkot, Netanyahu’nun yerine geçebilecek bir hükümet kurmaya hazırlanırken, İsrail’in hem iç siyasette hem de uluslararası alanda yaşadığı gerilemeyi durdurmayı hedefliyor. Eisenkot’un önündeki temel mesele, Netanyahu’dan farklı bir siyasi yönetim ortaya koyarken İsrail’in geleneksel güvenlik ve işgal politikalarının ne kadarını değiştirebileceği.

Netanyahu’nun siyasi geleceği ve Eisenkot’un iktidar hesabı

İsrail’de Netanyahu karşıtı siyasi blokun güç kazanması, Eisenkot’un başbakanlık ihtimalini gündemin merkezine taşıdı. Ancak seçim sonuçları ve parlamentodaki güç dengeleri, yeni hükümetin kurulmasını kolaylaştırmıyor. Netanyahu’nun iktidarı bırakmaya yanaşmaması ve aşırı sağın siyasi ağırlığı, Eisenkot’un önündeki en önemli engeller arasında bulunuyor.

Eisenkot’un önceliği, Netanyahu hükümetinin yerine geçebilecek bir yönetimi mümkün olan en kısa sürede oluşturmak. Bu doğrultuda çoğunluk hükümeti kurma girişiminin yanı sıra, gerektiğinde azınlık hükümeti seçeneğini de değerlendirdiği belirtiliyor.

Eisenkot’un siyasi yükselişi, İsrail’de, Netanyahu döneminin ardından nasıl bir yönetim kurulacağına ilişkin tartışmayı da beraberinde getiriyor. Netanyahu’nun uzun yıllara yayılan iktidarı, İsrail siyasetinde kişiselleşmiş liderlik ve güvenlik politikaları üzerinden şekillenen bir düzen ortaya çıkardı. Eisenkot ise daha kurumsal, uluslararası ilişkilerde daha dengeli ve siyasi üslup bakımından farklı bir yönetim vaat ediyor.

Bununla birlikte İsrail siyasetinde Netanyahu karşıtlığı ile mevcut politikaların değiştirilmesi aynı anlama gelmiyor. Eisenkot’un başbakanlık yolunda ilerleyebilmesi, Netanyahu’ya karşı oluşturduğu siyasi ittifakı korumasına bağlı. Ancak bu ittifakın farklı bileşenleri, özellikle Filistin meselesi ve güvenlik politikaları konusunda aynı görüşleri paylaşmıyor.

Filistin meselesinde değişim beklentisi ne kadar gerçekçi?

Eisenkot’un siyasi yaklaşımındaki en önemli çelişkilerden biri Filistin meselesinde ortaya çıkıyor. Eski Genelkurmay Başkanı, geçmişte iki devletli çözüm fikrine daha yakın bir tutum sergilemiş olsa da 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından İsrail siyasetinde bu yaklaşımın savunulması giderek zorlaştı.

Eisenkot’un Filistinlilerle siyasi ayrışmayı savunan yaklaşımı, iki devletli çözüm düşüncesine belirli ölçüde yakınlık taşısa da bağımsız Filistin devletinin kurulmasına açık destek anlamına gelmiyor. Bu durum, İsrail’de Netanyahu sonrasında ortaya çıkabilecek yönetimin Filistin meselesinde ne kadar değişiklik yapabileceği sorusunu gündeme getiriyor.

Gazze’deki yıkım, Batı Şeria’daki işgal politikaları ve Filistinlilerin siyasi hakları konusundaki tartışmalar, İsrail’in uluslararası alandaki konumunu da doğrudan etkiliyor. Eisenkot’un Netanyahu’dan farklı bir siyasi dil kullanması, bu politikaların temelinde değişiklik yapılacağı anlamına gelmeyebilir.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu planına yaklaşımı da bu açıdan önem taşıyor. Eisenkot, Trump’ın girişimleri üzerinden ilerlemeye açık bir tutum sergiliyor. Ancak Filistin devletinin kurulmasına karşı olduğunu belirtmesi, İsrail’de yeni bir hükümetin kurulması halinde bile Filistin meselesinde kapsamlı bir çözümün önündeki engellerin devam edeceğine işaret ediyor.

Dolayısıyla Eisenkot’un Netanyahu’dan farklılaşabileceği alan, Filistinlilere yönelik politikaların temelinden değiştirilmesinden çok, İsrail’in uluslararası ilişkilerinde daha uzlaşmacı bir yaklaşım geliştirmesi olabilir.

İran, Lübnan ve Suriye

Eisenkot’un İran politikası, Netanyahu döneminden önemli ölçüde farklılaşmayabileceğini gösteren başlıklardan biri. İran rejimine karşı askerî baskının sürdürülmesini destekleyen Eisenkot, İsrail’in Washington ile koordinasyon sağlamadan hareket etmesine karşı çıkıyor.

Bu yaklaşım, İsrail’in İran karşıtı stratejisinde temel bir değişiklikten ziyade, ABD ile ilişkilerin yeniden düzenlenmesini öngörüyor. Eisenkot’un önceliği, İsrail’in kendi güvenlik gündemini Washington’a dayatması yerine ABD yönetimiyle ortak hareket etmesi.

Lübnan ve Suriye politikalarında da benzer bir yaklaşım söz konusu. Eisenkot’un askerî geçmişi, İsrail’in güvenlik tehditlerine karşı ağır ve orantısız güç kullanımıyla ilişkilendirilen Dahiye Doktrini ile anılıyor. Bu doktrin, İsrail’in askerî üstünlüğünü kullanarak karşı taraf üzerinde caydırıcılık oluşturmayı amaçlıyor.

Ancak Eisenkot’un sürekli savaş yerine askerî müdahaleler sonrasında siyasi anlaşmaların geliştirilmesine daha açık olabileceği değerlendiriliyor. Lübnan ve Suriye ile uzun vadeli mutabakat arayışı, İsrail’in bölgesel ilişkilerinde yeni bir dönem başlatabilir.

Bu noktada Eisenkot’un yaklaşımı, güvenlik politikalarının tamamen terk edilmesinden ziyade, askerî baskının diplomatik sonuçlara dönüştürülmesine dayanıyor.

İsrail’in uluslararası itibarını yeniden kazanma arayışı

Eisenkot’un önceliklerinden biri, İsrail’in özellikle ABD ve Avrupa ülkeleriyle ilişkilerini yeniden güçlendirmek. Gazze’deki savaşın yol açtığı uluslararası tepki, İsrail’in diplomatik hareket alanını daraltırken, ABD iç siyasetinde de İsrail’e yönelik eleştirilerin daha görünür hale gelmesine neden oldu.

Eisenkot, Netanyahu’nun sert ve çatışmacı siyasi üslubundan uzaklaşarak Arap ülkeleriyle ilişkileri geliştirmeyi ve İbrahim Anlaşmaları’nın kapsamını genişletmeyi hedefliyor. Ancak bu girişimlerin başarılı olabilmesi, Filistin meselesinde belirli ölçüde ilerleme sağlanmasına bağlı.

Netanyahu’nun siyasi kişiliği etrafında şekillenen yönetim anlayışına karşı Eisenkot’un daha kurumsal bir profil çizmesi, İsrail’in uluslararası ilişkilerinde yeni fırsatlar yaratabilir. Bununla birlikte İsrail’in dış politikadaki sorunları yalnızca liderlik değişimiyle çözülebilecek nitelikte değil.

Eisenkot’un önündeki asıl sınav, Netanyahu’nun iktidarını sona erdirmekten çok daha kapsamlı. İsrail’in güvenlik merkezli siyasi düzenini, Filistin meselesindeki yaklaşımını ve bölgesel güç ilişkilerini ne ölçüde değiştirebileceği, yeni dönemin gerçek sınırlarını belirleyecek.

Netanyahu sonrası İsrail’in daha uzlaşmacı bir siyasi yönetim ortaya koyması mümkün olsa da bu durumun Filistinliler açısından gerçek bir siyasi dönüşüme yol açıp açmayacağı belirsizliğini koruyor. Eisenkot’un başbakanlık ihtimali, İsrail siyasetinde önemli bir değişimin habercisi olabilir; ancak bu değişimin bölgeye barış getireceği sonucuna ulaşmak için henüz erken.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.